|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Sanat tarihçisi Birgül Açıkyıldız, Sorbonne Üniversitesi’nde yaptığı master ve doktora tez çalışmalarını Ezidiler üzerine hazırladı. Ezidiler üzerine araştırmalarını Oxford Üniversitesi’nde sürdüren Açıkyıldız, tezini Ermenistan’da yol arkadaşı olan katledilen gazeteci Şilan Aras’a adamış. Paris, İstanbul ve Frankfurt’ta bu konuda konferanslar vermeye hazırlanan Açıkyıldız’ın bu çalışma sırasında çektiği fotoğrafları da şubat ayında Oxford Üniversitesi’nde sergilenecek.
Ardahan doğumlu olan ancak küçük yaşlardan itibaren Ankara’da yaşayan Birgül Açıkyıldız, lise yıllarında iki yıl boyunca Vakıflar Bankası’ndan stajyer olarak çalıştı. Ardından Hacettepe Üniversitesi Sanat tarihi bölümünü kazandı. “Sanat tarihi okumak beni değiştirdi” diyen Açıkyıldız, sanatın insana dünyaya başka açılardan bakmayı ve detayları görmeği öğrettiğini söylüyor. 1994 yılında üniversiteyi dereceyle bitiren Açıkyıldız, ilk master tezini İstanbul’daki Neo-gotik mimarisi üzerine yaptı. Başarılı bir öğrenci olmasına rağmen asistan olarak başvurduğu tüm üniversitelerden ret alan ve bir süre belgesel nitelikli tanıtım filmlerinin yapıldığı bir şirkette çalışan Açıkyıldız, 1999 yılının başında çocuk bakıcısı olarak İngiltere’ye gitti. Londra’da doktorasını Kürt sanatı üzerine yapmaya karar veren Açıkyıldız, ardından kazandığı bir bursla Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nde eğitimini sürdürdü. Açıkyıldız’ın küçüken anne ve babasının konuştuğu anlamadıkları dil olan Kürtçe’yi ise yıllar sonra Paris’te öğrenmesi garip bir ironi oluşturuyor. Ardından Ezidi kültürel varlıklarını içeren doktora tezini hazırladı. Bu çalışmanın araştırmaları sırasında Ezidilerin yaşadığı Türkiye, Irak, Suriye ve Ermenistan gibi ülkelere çok sayıda yolculuk yaptı. Şimdi Oxford Üniversitesi’nden post-doktora denilen bir araştırma bursuyla Ezidi dini, mimarisi ve mezar taşları üzerine yaptığı tezle çalışmasının araştırmalarına devam ediyor. Birgül Açıkyıldız ile Ezidiler’i ve sanatta, yaşamda geçen bu yolculuklarından elde ettiği deneyimlerini konuştuk. - Kürt sanatına yönelmenizde ve Ezidi mimarisini seçmenizde neler etkili oldu? - Ben şubat 1999’da İngiltere’ye geldim ve bu tarih Kürt tarihine damgasını vurmuş bir tarihtir sizin de bildiğiniz gibi. Türkiye’den 13 Şubat’ta ayrılmamın tesadüf olmadığını düşündüm ve bir Kürt olarak artık üstlenmem gereken bir sorumluluk olduğuna karar verdim. Herkes kendi alanında kendi kültürüne, halkına bir şey verebildiği ölçüde faydalı bir birey ve başarılı bir insan olur düşüncesiyle araştırmalarıma Kürtlerle ilgili bir konuda devam etmeğe karar verdim. Fakat Kürt mimarlık sanatının çok geniş bir konu olduğunu anladım bunun üzerine Kürt kültürünü oluşturan parçacıklardan biriyle araştırmalarıma giriş yapmayı uygun gördüm. Üç konu ilgimi çekiyordu: Medrese mimarisi, Eyubiler donemi mimarisi ve Ezidi mimarisi. Kürt kültürü yüzyıllar boyunca bu medreselerde yeni kuşağa öğretilmiş ve Kürt dili yine oralarda yaşatılıp zenginleştirilmiş. Sonuç olarak Ezidileri seçtim. Şu an Ermenistan ve Gürcistan’da yasayan Ezidi Kürtlerinin çoğu Kars, Van, Doğu Beyazıt’tan gitmişler. Çocukken en çok duyduğum isimdi Ezidi ve Ermeniler. Bu puslu çocukluk anıları ben de biraz merak uyandırdı ve Ezidiler üzerine çalışmaya başladım. Bu konuyla Kürdistan’ı gezebilme, gözlemler yapabilme şansım doğuyordu. Bu bende inanılmaz bir heyecan yaratıyordu. - Bu yolculuklarınızdan biraz bahsedebilir misiniz? - Ezidilerin yaşadığı toprakların hemen hepsini, neredeyse şehir şehir, köy köy gezdim. İran hariç Kürdistan’ın diğer üç parçasını ve Ermenistan’ı ziyaret ettim. İran’ı bir kez Güney Kürdistan’a geçmek için kullandım ama ziyaret etmedim. Seyahatlerimin hepsi birbirinden serüven dolu, tehlikeli ve yorucu oldu. - Bu seyahatler yaşamınızda neler değiştirdi, nasıl farkındalıklar yarattı? - Bu seyahatlerde her şeyden önce kendi halkımı tanıdım. Onların acılarına, sevinçlerine ortak oldum. Ekmeklerini paylaştım. Beni sahiplendiler, korudular. Tek başıma ne bu araştırmaları gerçekleştirebilir ne de oralara tek başıma gitme cesaretim olabilirdi. Her gittiğim yerde, en ücra köyde bile beni karşılayan, rehberlik yapan insanlar oldu. Yaşadığım tecrübeler beni olgunlaştırdı, daha cesur kıldı, halkımı daha çok sevmemi sağladı. - Doktora tezinizden söz eder misiniz? Nasıl bir etki yarattı, kitaplaştırmayı düşünüyor musunuz? - Doktora tezim Ezidilerin Taşınmaz Kültür Varlıkları üzerine. İki ciltten oluşuyor. Birinci cilt metin kısmı, ikinci cilt ise çizim ve fotoğraflardan oluşuyor. Üç ana bölüm altında ele aldım. Birinci bölüm daha çok tarihsel, sosyolojik ve antropolojik bir çalışma. İkinci bölüm Ezidi Mimarisi ve hayvan biçimli mezar taşlarının tanıtıldığı envanter nitelikli tasvir ve betimlemeye dayalı orijinal bir çalışma. 88 yapı (hac binası, türbe, vaftiz binası, altar, kervansaray ve köprü) ve 60 tane mezar taşından (at, koç, koyun ve aslan seklinde) oluşuyor. Bunlar bulundukları ülkelere göre alt başlıklar altında ele alındı. Tezin en zengin kısmini Güney Kürdistan, daha sonra Ermenistan ve Türkiye oluşturuyor. Suriye’ye gittiğim halde Ezidi köylerinde araştırma yapma şansım olmadı. 2004 yılında bir futbol maçı sırasında Kürt ve Arap taraftarlar arasında çıkan bir anlaşmazlık bütün ülke çapında ciddi olaylara dönüşmüştü ve benim seyahatim bu olayı takip eden bir dönemde olmuştu. Tehlikeli olduğu araştırmalarımı yarıda bırakıp dönmek zorunda kalmıştım. Tezimin üçüncü kısmı ise bu yapı ve heykellerin analizine dayanamıyor. Başarılı bir tez oldu. Hem konunun ilginçliği, hem de başarılı bir çalışma olduğu için Oxford Üniversitesi araştırmalarıma devam etmem için beni bir yıllığına kabul etti. Tezimi kitaba dönüştürmek istiyorum ve ilk baskısını İngilizce yapmak istiyorum. - Ezidiler üzerine sizden önce ne gibi çalışmalar yapılmış? - Ezidilik üzerine özellikle son yıllarda çok ciddi araştırmalar yapılıyor ve daha öncede gerçekleştirilmiş önemli çalışmalar var. Özellikle 19. yüzyıl ve 20. yüzyıl başlarında Irak’a gitmiş her seyyah, diplomat, misyoner onlar hakkında bir şeyler yazmış. Bunun nedeni de kendilerinin “Şeytana Tapanlar” olarak tanınıyor olmasından kaynaklanıyor. Bu Avrupalı oryantalistlerde çok ilgi yaratmış. Fakat bu kişiler tarafından verilen bilgilerin çoğu yanlış çarpıtılmış bilgiler. Benim gözümde en önemli çalışmaları gerçekleştirmiş olan kişi Fransız Roger Lescot’dur. 1938 yılında yayınladığı kitabı halen güncelliğini koruyor. Onun dışında İngiliz bayan seyyah L.G. Bell’in çektiği fotoğraflar önemlidir. R.H.W. Empson, C.J. Edmonds, J. Guest, N. Fuccaro, P. G. Kreyenbroek ve Christine Allison gibi Avrupalı araştırmacıların Ezidi dini ve inanç sistemi ile ilgili önemli çalışmaları var. Türkiye’de de Ahmet Taşkın isimli bir araştırmacı bilimsel çalışmalar yapıyor. - Neden Ezidilere ‘Şeytana Tapanlar’ adı verilmiş? - Diğer dinlerden farklı olarak Ezidilikte şeytan kötü değildir. Onlara göre şeytan tanrının en sadık meleğidir ve tanrı tarafından affedilmiştir. Şeytana Meleke Tawûs adını verirler ve tavus-horoz biçimindeki metal sancaklarla onu simgelerler. Dini seramonilerini bu sancaklar önünde gerçekleştirirler. Bu nedenle diğer müslüman ve hıristiyan komşuları tarafından şeytana tapanlar olarak adlandırılmışlardır. Ezidiler tek bir tanrıya (xwuda) inanırlar ve onlara göre şeytan/meleke tawûs, tanrı ile Ezidi halkı arasındaki aracıdır. - Tezinizi İran'da katledilen gazeteci Şilan Aras'a adamışsınız. Nasıl bir yolculukta tanıştınız, paylaşımlarınızdan söz eder misiniz? - Ermenistan yolculuğumda Erivan'da yayın yapan Mezopotamya gazetesi ile ilişkiye geçmiştim ve Şilan Aras ile gazete ofisinde tanıştık. Oradaki arkadaşların bana yardımcı olması, kol kanat germeleri için elinden geleni yaptı. Beraber Erivan'da yaşayan Kürt entelektüellerini evlerinde ziyaret ediyorduk, bana tercümanlık yapıyordu. Orada yaşayan Ezidi Kürtler hakkında önemli bilgiler verdi. Ben daha çok köylerde çalışıyordum ama ama Erivan'a döndüğümde beraber aynı evde kalıyorduk, yan yana yataklarda yattık. Dost olduk. Daha sonra tezimin son cümlelerini yazdığım temmuz ayında kendisinin İran’da katledildiğini öğrendim. Günlerce kendime gelemedim. Ben de araştırmalarıma İran’da yaptığım çok riskli bir yolculukla başlamıştım ve bu yolculuk anımı onunla Erivan’da iken paylaşmıştım. Aradan üç yıl sonra aynı topraklarda onun öldürüldüğü benim ise Paris'te tezimi bitirme telaşı yaşıyor olmam beni alt üst etti. Uzun süre bundan kendimi suçlu hissettim. Sonunda tezimi ona adamağa karar verdim. Güzel bir insandı, çalıştıkça dinçleşen biriydi ve amaçları onun için her şeyden daha ön plandaydı. - Oxford’ta şimdi ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz? Hedefleriniz neler? - Oxford’ta tezimle ilgili makaleler yazıyor, kütüphane araştırmalarına devam ediyor bir taraftan da İngilizcemi daha akademik bir seviyeye getirmek için uğraşıyorum. Ayrıca 2007 yılında Oxford, Frankfurt, Paris ve İstanbul’da konferanslarım var. Bunun dışında şubat ayında Oxford Üniversitesi’nde Ezidiler ile ilgili bir fotoğraf sergim olacak. Bundan sonraki hedefim iyi bir üniversitede çalışmaya başlamak, deneyimlerimi ve bilgi birikimimi diğer insanlarla paylaşmak. - Fotoğraf yaşamınıza nasıl girdi, fotoğrafla şimdiki ilişkinizi tanımlar mısınız? - Ben fotoğrafçı olacağım diye karar verip bir şey yapmadım ve kendimi bu konuda hep amatör olarak tanımlıyorum. Üniversite’deki öğrencilik yıllarımdan bu yana gittiğim her yerde fotoğraf çekiyorum. Daha çok insan portreleri, doğa ve mimariyi içeren fotoğraflar. Özellikle tezim için gittiğim yerlerde çektiğim fotoğraflar Avrupa’da çok ilgi topladı ve Paris ve Londra’da üç ayrı fotoğraf sergisi açtım. Dördüncüsünü Oxford’ta yapacağım inşallah. Fotoğraf benim için yaptığım gözlemlerimin kamerayla somutlaştırılmış halidir. Bu fotoğraf kareleri sayesinde beni heyecanlandıran anları ölümsüzleştirerek diğer insanlarla paylaşma şansına sahip oluyorum. MÜJDE ARSLAN |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| ee birazda tatlı diyelim bu kadar yemeğin üzerine.......KESTANELİ PASTA.. | bercem21 | Yemek Tarifleri | 2 | 19-09-2006 05:00 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.