Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Dinler ve İnançlar Bölümü > Diğer > Zerduştluk, Şamanizm, Budizm vb.

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 04-08-2007, 08:32 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: Anatoliya Navin
Mesaj: 3,470
Üye No: 2677
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 26792
Rep Puanı : 2678694
Rep Derecesi
ArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond repute
Varsayılan Kürtce Kutsal Kitap AVESTA....Tercumesii....


I. fargard ahura mazda’nın yarattığı ilk 16 ülke
Vendidad’ın bu bölümünde Ahura Mazda’nın yarattığı ilk 16 ülkeyi içeren bir liste yer alıyor. Liste’de ayrıca Angra Mainyu’nun buna karşı yarattığı ve bu ülkelere bela ettiği 16 dert de anlatılıyor. Bilindiği gibi Zarathuştracılık’ta tek yaratıcı Ahura Mazda’dır. Fakat Magular’ın şekillendirdiği Med Mitolojisi’nde, neredeyse Kötü bir tanrı mertebesine yükseltilen Angra Mainyu, sadece kötü şeyler de olsa, yaratma gücüne sahiptir. O bu kötülükleri, Mazda tarafından yaratılmış olan ülkelerdeki insanların mutluluklarını bozmak için oralara eker veya katar.
Araştırmacıları çok meşgul eden ve araştırmacıların önemli bir bölümü tarafından; "Zarathuştra’nın dinini yayabildiği ilk ülkeler" olarak kabul gören bu listenin içerdiği yerlerin yer aldığı coğrafya epey tartışılmıştır ve hala da tartışılmaktadır. Tartışmalar dikkatle takibedilirse, araştırmacıların çok önemli bir şeyi gözardı ettikleri görülecektir, o da şu: Vendidad’da sadece yaratılan bazı ülkeler söz konusudur, herhangi bir dinin ilk olarak kabul gördüğü yerler değil. Vendidad’ı bir eser olarak ortaya koyanlar (ister sözel olsun ister yazılı) Medyalı Magular’dır. Bu rahipler sınıfını ve onların neden Avesta’nın (bu arada Vendidad’ın) şekillendiricileri olduklarını ulaşabildiğim tüm belgeleri ile, "Zarathuştra’nın Gathaları" adlı çalışmamda detaylı bir şekilde ortaya koymuştum. Bu dev mitolojik eser M.Ö.485’te şekillenmiştir. Vendidad’ın ortaya çıkış tarihi olarak M.Ö.485’i kabul etmeyen yazarlar çok küçük bir azınlığı oluşturmaktadırlar ve dayandıkları delilleri de çok zayıftır, ki tartışmaya bile değer bulmuyoruz (devletin varlığı ve Vendidad’ın bahsettiği müphem, ne zaman cereyan ettiği belirsiz hadiseler delil sayılıyor). Bu durumda iki şeyi unutmamak gerekir: Birincisi; Vendidad’ın yazarlarının, yaşadıkları dönemden yüzlerce yıl öncesinin coğrafi adlarını, eğer ellerinde başka delil yoksa bilmeyeceklerini anlamak zorundayız. Çağımızın gelişmiş bilimsel metodlarını ve teknolojik olanaklarını kullanan araştırmacıların bile bazan ikibin yıl öncesi hakkında bile aciz kaldıklarını düşünürsek, bütün bilgi kaynakları, herhangi bir şekilde nesilden nesile kaybolmadan -geniş ölçüde sözel olarak- nakledilen mitolojik eserlerden ibaret olan 2500 Yıl öncesinin insanlarının, yaşadıkları dönemden 500 Yıl geriye doğru meydana gelmiş olan olayları, mitolojik veya epik bir karekter vermeden doğru bir şekilde nakledemeyecekleri ortadadır. Unutulmaması gereken ikinci şey; İnsanların yaşadıkları yer ve ortamı merkez alma eğiliminde olduklarıdır. Medyalı Rahipler’in de, herşeyden önce yaşayan insanlar olarak, Medya’yı merkez olarak alacakları tabiidir. Fakat onlar, Medyalı’lık bilincinin yanında "Aryan" olma bilincini de taşıyorlardı. Zaten naklettikleri mitoloji de Aryan Mitolojisi merkezli bir mitolojidir. Bilhassa Babilliler ve Asurlular gibi yerli halklarla bazan sertleşen ilişkilerinde bu Aryanlılık bilincinin ön plana çıktığı düşünülebilir. Bu bakımdan Magular’ın Medya cıvarından başlayarak, M.Ö.500’lü yıllarda sadece Aryanların yurt edindikleri ülkeleri; "Medya"nın bir isim olarak ortaya çıkmasından önceki adlarıyla "Ahura Mazda’nın yarattığı İyi Ülkeler" olarak Vendidad’da kaydettikleri varsayılmalıdır. Bu isimlerin "Avesta’nın Coğrafyası" ile derin bir ilişkisi olabileceğini sanmıyorum. Çünkü Vendidad’da adı zikredilen ülkelerde, Zarathuştra’nın önayak olduğundan tamamen ayrı bazı Ahura Mazda dinlerinin de egemen olduğuna dair kuvvetli deliller var. Ben, bir yer adı konusunda, kesin delillerin yetersiz olduğu durumlarda, o yerin neresi olduğu hususundaki çabamda yukarıdaki düşünceme uygun bir şekilde muhakeme yürüteceğim.
İran’ın tümünü esas alırsak, böylesine (Aryani) yer adlarını veren üç esaslı kaynağa ulaşabiliriz; Avesta, Pers yazıtları ve İskender istilası sonrası Grekler’in vergi listelerinde yer alan ülkeler.. Avesta’nın Vendidad bölümünün, böylesine bir liste içerdiğini ve takip eden sayfalarda bu listeyi olduğu gibi vereceğimi biliyorsunuz. Avesta’nın Vendidad dışındaki bölümlerinde de, mesela; Mithra Yaşt’ta (10. yaşt), Zamyad Yaşt’ta (19. yaşt) ve Farvardin Yaşt’ta (13. yaşt) bazı ülke adı veya adları yeralıyor. Durumu daha iyi görebilmek için aşağıda; Vendidad, Pers yazıtları ve Grekler’in vergi listelerinde adı geçen yerlerin karşılaştırmalı bir cetvelini veriyorum:
Vendidad
Yazıtlar
Gr. ver. list.
Airyanem Vaeco
xvairizmiş(?)
xorasmioi(?)
Sughda (sogdiana)
sugda
sogdoi
Môuru (margiana)
marguş
margoi
Baxdhi
baxtriş
baktrioi
nisaya
parthava (?)
parthoi
urva


xnantem vehrkano şayanem
vrkana
vrkanioi
haroyum
haravia
areioi
harahvaiti
harahvaiş
thamanaioi
haetumant
zragna
saraggai
ragha


çaxra


upa aodheşu
ranghayao
saka
sakai
hapta hendu

(yedi nehirler)

Görüldüğü gibi Vendidad’da yer alan "tercihli ülkeler"den 10’u; hem Grek vergi listelerinde, hem de yazıtlarda yer almaktadır. Fakat yukarıdaki soru işaretlerinden de anlaşılacağı kadarıyla; direkt olarak "Airyanem Vaeco=Xvairizmiş" ve "Nisaya=Parthava" imiş gibi bir yargıda bulunamayız. Ama diğer ülke ve yer isimleri biribirlerini tutmaktadır.
Şimdi I. Fargard’ın tercümesine ve yorumlarına geçebiliriz:
  1. Ahura Mazda (1), Spitama (2) Zarathuştra’ya konuştu ve (şöyle) söyledi:
  2. "Ben her ülkeyi, o ülkede hayran kalınacak bir şey olmazsa bile, onun sakinleri için şirin kılacak şekilde (3) yarattım. Eğer (ben) her ülkeyi onun sakinlerine şirin gelecek şekilde yaratmasaydım, içinde hayran kalınacak bir şey olmazsa da bütün yaşayan dünya Airyana Vaeco’ya (4) akın edecekti."
  3. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin ilki; Daitya Nehri’nin kıyısındaki Airyana Vaeco idi. "Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu (1) geldi ve büyücülük gücünü kullanarak karşı-yaratıklar olarak nehirde yılanı (5), (karada) kışları yarattı, Daevalar’ın (6) işi (olan kışları)."
  4. Orada kışlar on ay, yazlar iki ay oluyor. (Mevsimler) sular için soğuk (7), yer için soğuk, ağaçlar için soğuktur. Kış mevsimi (beraberinde getirdiği) en kötü dertleri ile oraya çöker (8).
İlk 4 bölüm için açıklama ve yorumlar:
(1). Ahura Mazda: Zarathuştracı inanca göre Ahura Mazda tek yaratıcı tanrıdır. Med Mitolojisi ile yüklenmiş olan Vendidad’da zayıf da olsa bir düalizm söz konusu olmuştur. Ahura Mazda burada İyi olan herşeyin yaratıcısı bir Tanrı olarak belirir (Bu konuda daha fazla bilgi için, bkz; Zarathuştra-1995 adlı çalışmam). Angra Mainyu: Zarathuştracı düşünceye göre Kötü Güç Angra Mainyu, İyi Güç Spenta Mainyu’nun karşıtıdır. O, pouru-mahrkô=tümüyle ölüm’dür. Bu iki güç biribirleriyle sürekliliği olan bir mücadele yürütürler. Zarathuştra’nın kendi yapıtları olan Gathalar’da Angra Mainyu; yaratma kaabiliyeti olmayan veya "hayat olmayan"ı yaratan bir varlıktır. Bu varlık veya kavram; Yaradılış sebebi Kötü’ye karşı mücadele olan insanı doğru yoldan, yani Gerçek’ten uzaklaştırmaya çalışır. Avesta’nın Medyalı Rahipler; yani Magular’ın ellerinde şekillenen bölümlerinde bu varlık, daha bir somutluk kazanarak "yaratma kaabiliyeti" kazanmıştır. O, artık kötü olan her şeyin yaratıcısıdır. Bu Mitoloji’nin etkisine girerek değişime uğrayan Zerdüştilik artık zayıf da olsa düalisttir.
(2). Metinde geçen Spitama, Gathalar’da da söz konusu edilir. Avesta’nın bu orijinal bölümlerinde Spitama, Zarathuştra ismi veya onun ailesinden herhangi birinin adı söz konusu olduğunda geçer. Bir nevi soyadı gibi. Zerdüştiler’in kutsal kitaplarından Dinkard, Bundahişn ve Zat-Sparam kolleksiyonu’nda bu isim veya "soyadı"; "Spitam" veya "Spitaman" olarak yer alır. Bir diğer kutsal kitap olan Vijikart’i Dinig’de bu kez "Spitamano" haline dönüşür. Arap-İslam Yazarı Masudi ise onu; "İsbiman" olarak anar. Tüm bu eserlerin veya yazarların bildirdiğine göre Spitama yaşamış olan bir insandır ve Zarathuştra’nın 9. kuşaktan dedesidir.
(3). "Her ülkeyi orada hayran kalınacak bir şey olmazsa bile onun yerlileri için şirin kılmak" deyimi bugün bile tüm dünya dillerinde şöyle veya böyle yer alır.
(4). Pehlevi versiyonunda Airân-vêj olarak geçen Airyana Vaeco’nun neresi olduğu veya böyle bir ülkenin bulunup bulunmadığı hususunda Araştırmacılar arasında hararetli bir tartışma süregidiyor. Zarathuştra’nın Gathalar’ında adı geçmeyen bu "ülke", bazı yazarlar tarafından Peygamber’in vatanı olarak gösterilir. Ben bu konudaki uzun tartışmaları ilk çalışmamda (Zarathuştra-1995) özetlemiş ve Zerdüştiler’in kutsal kitaplarını esas alarak bu tartışmalara katılmıştım. Sonuçta; "eğer Airyana Vaeco hayali bir ülke değilse buranın modern çağların Azerbaycan’ı olması gerek"tiğini söylemiştim. Buna bağlı olarak Daitya Nehri’nin ise, Aras Nehri olduğunu kaydetmiştim, ki bu görüşlerimi değiştirecek hiç bir yeni delile rastlamadım.
(5). Metinde yılanın yerine aji (azhim) kelimesi geçer. "Aji= modern Kürtçe’deki ejderha", kocaman yılanlara verilen addır. Bu yılanların en aşağısından 19. yüzyıla kadar Aras’ta bolca bulunduğunu Morier’den öğreniyoruz. Bundahişn da bu yılanlardan bahseder ve bunlara tıpkı Vendidad’ın kaydettiği gibi; bu yılanlara "xrafstra" adını verir. Darmesteter bu yılanları daha sonra bahis konusu olacak olan Yima’yı öldüren Aji Dahaka ile ilişkilendirir. Bilindiği gibi mitolojide Aji Dahaka iki omuzunda iki yılan bulunan Babilli bir istilacı olarak nitelenir. Ben birinci çalışmamda; Kürdistan’da ortaya çıkarılan ve gizli bir yerde muhafaza edilen ve bu tarife uygun olan bir heykelin fotografını yayınlamıştım. Tüm bunların Kürdistan’da bulunmasının bize birşeyler anlatması gerektiği ortada. Metinde geçen "on aylık kışlar"ın mitolojinin yanlış anlaşılması sonucu olarak metne girdiği sanılıyor. Çünkü on aylık kışlara sahip ve herkesin yaşamak için can attığı bir cennet, gerçek ile çelişki teşkil eder.
(6). Daevalar, Mitoloji’de bahsi geçen kötü tanrılardır. Zarathuştra bunları şidetle red eder ve onları "Kötü"nün yani "Angra Mainyu’nun soyundan gelme" varlıklar olarak niteler.
(7). Bazı araştırmacılar, "bunlar sular için soğuktur" şeklinde anlaşılan yan cümleciği; "bu iki yaz ayı dahi sular için soğuktur" gibi anlamışlar. Bu bana da mantıklı gibi geliyor.
(8). Bazı yazarlar bizim 4. Madde olarak aldığımız bölümü "Zend" olarak kabul ederler. Oysa bu bir karışˆklıktan dolayıdır. Çünkü Geldner’in hazırladığı Avesta’nın tıpkı basımında bu madde üçüncü maddedir. Aynı araştırmacının tıpkı basım eserinde; bizim 1. ve 2. madde olarak aldığımız kısımlar tek madde haline getirilmiştir.
5. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin ikincisi; Suğda’daki (1) ovalardı.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak sığırlara ölüm getiren Uçan Skaityalar’ı (2) yarattı."
Açıklama:
(1). Suğda veya Sogdiana, modern çağların Ortaasyası’nın Uzbekistan’ıdır. Türkler’in daha henüz Moğolistan’da bulunduğu sıralarda Aryanlar’ın vatanlarından biri olan Sogdiana, ayrıca Doğu Aryanlar’ın dünyaya dağıldıkları bir "dağıtım bölgesi"dir de. Bronz Çağı’nda buraya yerleşen Aryanlar, buradan Hindustan’a, Pencab’a, Anadolu’ya (Hititler), Mezopotamya’ya (Mittaniler) ve İran’a (Medler ve Persler) dağılmışlardır. Pehlevi versiyonu ise yaratılan bu ikinci ülkenin adını "Suriyeliler’in yaşadığı Gava" ülkesi olarak veriyor.
(2). Metinde geçen "uçan Skaityalar", bugün ne olduğu bilinmeyen bir böcek türüdür. Pehlevi versiyonunda bu kontr-yaratığın adı; "kûra-magalar=kör sinekler" şeklinde sunuyor. Günümüzün Zerdüştiler’inin, "Angra Mainyu’nun yaratığı" olarak kabul ettikleri rengi sarıya çalan bir tür arı vardır. Bu arıları öldürmek, onlar tarafından dinsel bir görev olarak bilinir (Tavernier, 1678). Fakat, bu arıların tek tek soktuklarında bir sığırı öldürebilecek güçte olmadıkları, toplu saldırılarda ise bunu yapabilecekleri sanılıyor.
6. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin üçüncüsü; güçlü ve Kutsal Mouru (1) idi.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak günah dolu arzuları (2) yarattı."
Açıklama:
(1). Mouru ya da Margiana, modern çağların Türkmenistan’ıdır. Pehlevi versiyonunda bu ülke; Marv’dır.
(2). Günah dolu arzular, Zerdüştilik’te çok önemli bir yer tutan ve "Baş İblis Az"ın fonksiyonları arasında bulunan bu duygu, kendisini insanlara üç şekilde belli eder: Birinicisine Pehlevice’de "çihrik" deniyor ve bu duygu; kendisini açlık veya gözü doymazlık şeklinde belli ediyor. İkincisine ise "bê çıhrik" deniyor ve insanların seksüel birlikteliklerini kapsıyor. Üçüncüsü olan "bêrôn haç çıhr", insanın gördüğü her şeye sahip olma arzusudur. Pehlevi versiyonunda kontr-yaratık olarak ahlakî olmayan seksüel ilişkiler; "hamâr û dûsa" yaratıldı der.
7. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin dördüncüsü; yükseğe çekilmiş bayrakları (olan) güzel Baxdi (1) idi.
"Bunu üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak Bravaralar’ı (2) yarattı."
Açıklama:
(1). Baxdi (Pehl; Baxr), Baxtria veya Baktria, Modern Balx’dır. Bu ülke Margiana’nın doğusunda, Sogdiana’nın güneyinde yer alır. Baktria, Zarathuştra’nın dini söz konusu olduğunda adı en fazla geçen ülkelerden biridir. Yazarların önemsiz bir kısmı, burayı Zarathuştra’nın vatanı olarak da kabul ederler. Bir diğer yazarlar grubu ise, "burası Zarathuştra’nın vatanı olmasa bile, onun dinini yayma fırsatını bulduğu ilk ülkedir" derler. Ben tüm bu teorileri, ilk çalışmamda tartışmış ve Peygamber’in büyük bir ihtimalle dinini Pathava ve Seistan’dan sonra en iyi yaydığı yerlerden birinin Baktria olduğunu kaydetmiştim.
(2). Metin adı geçen "bravaralar", hububat taşıyan karıncalardır. Darmesteter’in tercümesinin Amerikan baskısında bu bölümde geçen; "bravaremca usadhasca", "the ants and ant-hills=karıncalar ve karınca yuvaları" olarak yorumlanmış. Bu böcekler, çiftçilerin emek vererek ürettikleri hububatı "çaldıklarından" dolayı Zerdüştiler tarafından zararlı olarak kabul ediliyorlardı. Fakat Pehlevi versiyonu kontr-yaratık olarak "eşek arısı" ve "kât"tan bahseder (ki bunun ne olduğunu izah etmiyor).
8. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin beşincisi; Mouru ile Baxdhi arasında uzanan Nisâya (1) idi.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak imansızlık suçunu [(2)günahını] yarattı."
Açıklama:
(1). Nisaya konusunda eski kuşak yazarlar, Parthiya’yı işaret ederler. Bunlara göre bu ismi taşıyan pek çok kasaba bulunmasına rağmen bunların hiç biri işaret edilen yerde bulunmuyor. Fakat son kuşak yazarlar, yeri Vendidad’da açık bir şekilde tarif edilen bu ülkeyi, Vendidad’da tarif edilen coğrafyadan başka bir mahalde aramayı (zımnen de olsa) red ederler.
(2). Angra Mainyu’nun yarattığı "imansızlık suçu", Aşa denilen Tanrı’nın veçhelerinden birinin temsil ettiği "Gerçek"e, yani insan oğlunun kendi öz Gerçek’ine karşı yaratılmıştır ve bu da insana özeldir. Yukarıda anılan suç, "Aeşma" adlı Gazap İblisi ile temsil edilen bir Kötü Güç’ün empoze ettiği suçtur. Bu İblis, Gerçek’e karşı çalışır ve insanları Tanrı’nın Kutsal Sözü’ne (Manthra’ya) karşı çıkmaya teşvik eder. Bunu, insanların kalbine girip onların içinde yanan Tanrı’nın İyilik Ateşi’ne karşı bir Kötülük Ateşi yakmak suretiyle yerine getirmeye çalışır. İnsanların en başta gelen görevi bu Kötü’ye karşı çıkmaktır.
9. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin altıncısı; Gölü ile birlikte Harôyûm (1) idi.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak gözyaşı ve ağlamayı (2) yarattı."
Açıklama:
(1). Harôyûm veya Haroiva, antik çağların Areiya’sıdır ki; bugün Herat diyorlar buraya.
(2). Bu maddeyi araştırırken, geniş ölçüde tercüme metnine sadık kaldığım Darmesteter’den ayrılıyorum, çünkü o bile Angra Mainyu’nun yarattığı "lekelenmiş sivrisinek" tabirinden şüpheye düşmüş. Amerikan baskısında hatasını düzeltmiştir. Ben bu konuda Pehlevi versiyonunda yer alan "s-r-s-k-ç drîwakîh" olarak geçen ve;"gözyaşı ve ağlama" anlamına gelen ibareyi almayı yeğledim. Nyberg de aslında Vendidad’da; karşı yaratık olarak Angra Mainyu tarafından "gözyaşı"nın yaratıldığının yer aldığını kaydeder. Haug ise Angra Mainyu’nun kontr-yaratıklarının; "dolu taneleri (yağış anlamında) ve yoksulluk" olduğunu söyler.
10. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin yedincisi; kötü hayaletlerin (ülkesi olan) Vaekereta (1) idi.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak Keresâspa’ya bağlanan Pairika Knãthaiti’yi (2) yarattı."
Açıklama:
(1). Vaekereta Ülkesi’nin (pehl; Kâwûl), bugünkü Afganistan’ın başkenti Kabul’un içinde yer aldığı Kabulistan olduğu sanılıyor. Bu ülke, geleneksel yayınlarda mitolojik bir kahraman olarak kabul edilen Keresaspa’nın maceralarının geçtiği ülkedir. Keresaspa, Homa ’Yasnalar’da (Y; 9,10-11) Samenidler’den Trita’nın oğlu olarak tanıtılır. Bu, Sam’ın sülalesindendir. Sam ise Rüstem’in babası olan Zal’ın büyük babası Nariman’ın babasıdır. Mitoloji’deki bir anlatıma göre Keresaspa, Aji Dahaka’nın kardeşi olan canavar Srubara ile boğuşurken bu Knathaiti mücadele esnasında onun uykuya dalmasını sağlamış.
(2). Metinde geçen pairika ya da Pehlevice’deki parik, İslamiyete "peri" şeklinde girmiş mitolojik bir kavramdır. Pairika, Med Mitolojisi’nde büyücüleri adlandırmakta kullanılırdı.
11. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin sekizincisi, zengin otlaklar(a) sahip (olan) Urva (1) idi.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak gurur günahını (2) yarattı."
Açıklama:
(1). Urva’nın neresi olabileceği konusunda araştırmacılar arasında fikir birliği yoktur. Bazı araştırmacılar Xorasan’daki "Tus" şehrinin cıvarının Urva olabileceğini söylerken, diğer bazıları ise Urva’nın Medya’daki İsfahan olduğunu kaydederler. Avestik ülkelerin kuzeyden güneye doğru bir hat üzerinde uzandığını farzeden son dönem araştırmacılarının ekserisi ise Afganistan-Pakistan eksenine fikse olmuşlardır. Bunlara göre Urva, ya Gazni yöresinin kendisidir veya buraya yakın bir yerlerde olmalıdır. Fakat dikkatinizi çekmek istediğim önemli bir nokta var: Urva; Avesta’nın yazıldığı Med dilinde "bitkiler" demektir. Vendidad’ın kaydettiği şekliyle de Urva ülkesinde geniş çayırlar bulunuyor. Yani "bitkilerin anavatanı" gibi bir yerdir Urva. Bu durumda Urva’nın -Avesta’da yer alan pek çok ülke gibi- temsili veya Mitolojik bir ülke olma ihtimali artıyor.
(2). Metinde bahsedilen gurur, yöneticilerdeki gururdur, ki bu gurur onları tiranlığa itmiştir. "Onlar (yani), ülkenin büyükleri gururludur". Bundan dolayı hayatları günah işlemekle geçer. Pehlevi versiyonu bunu "günah dolu (bir) uzak durma" şeklinde almış, ki bu da gururun bir başka anlatış biçimidir. Haug ise Kötü’nün kontr-yaratığının "tahribat" veya "kötü istila" olduğunda ısrarlı.
12. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin dokuzuncusu, Vehrkâna’daki Xnenta (1) idi.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak kefareti mümkün olmayan günahı, yani sapık (ilişki) günahı(nı) yarattı (2)."
Açıklama:
(1). Xnenta, Avesta zikredilip, araştırmacılar tarafından neresi olduğu en çok tartışılan ülkelerden biridir. Christensen, bu ülkenin Kurram ve Gumal nehirleri arasında uzanan "Urgun" bölgesi olduğundan emindir. Araştırmacıların çoğu ise bu ülkeyi I.Darius yazıtlarında (Bisutun’da) yer alan; "Varkanas" ile eş sayarlar. Bu Varkana, Hazar Denizi’nin güneyinde, yani Medya’daki Hyrkanya Ülkesi’dir. Grek yazarlarının "Hrkanioi" dedikleri bu yeri ben de akla uygun buluyorum. Ancak, kuzey-güney hattına fikse olmuş olan ve aralarında iddialı araştırmacılardan Gnoli ile Boyce gibi isimlerin bulunduğu bir grup, yukarıda adı geçen ülkeyi bu mantıkla ararlar. Markwart ise, bu yerin Hindukuş Dağları mıntıkasındaki Baglan ve İşkaşim arasında bulunan bir mıntıka olduğunu kaydeder. Haug; Kandahar’ı bu ülkenin modern coğrafyadaki adı olarak kabul ederken, Pehlevi versiyonu daha doğuya kayarak bu ülkenin "Gürcistan" olduğu iddiasında bulunur.
(2). Metinde geçen "sapık ilişki günahı", bizim anladığımız anlamdaki sapık ve sadece erkekler arasında; "narô-vaêpaya" vukubulan şekliyle homoseksüel cinsel ilişkidir. Pehlevi versiyonu da aynı anlamı daha bir kaba tabirle yorumlar; "Kûn-marz", ki bu "mart", yani erkekler arasında vukubulur. Haug; bu homosexualitenin "pederastik", yani çocuklarla kurulan cinsel ilşki şekli olduğunu anlatır.
13. "Ben (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin onuncusu, güzel Harahvaiti (1) idi.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak kefareti mümkün olmayan günahı, yani ölü gömme günahını (2) yarattı."
Açıklama:
(1). Darmesteter, Harahvaiti’yi Harut olarak açıklar. Harahvati’ye Sanskritçe’de "Sarasvati" olarak rastlarız ve bu; Aryanlar’ın orijinal ülkelerinden birlikte getirdikleri bir nehir adıdır. Görüldüğü gibi Harahvaiti ile de mitolojik bir yer adı kastediliyor. Bu ad, III.TiglathPileser’in yazdırdığı tabletlerde (Nimrud Tabletleri’nde) Medya’da yer alan "araquttu" olarak geçer (M.Ö. 728). Medler bu adı büyük göç esnasında kendileriyle birlikte İran’a taşımışlardır. Araquttu, yapı ve iklim itibariyle Mavera-un-nehir’i andırır. Günümüzdeki bazı yazarlaca, Hindukuş Dağları’nın güneyinde, Hilmand Nehri’nin geniş havzası, antik Vendidad’ın Harahvaiti’si olarak kabul ediliyor, ki günümüzdeki adı Arachiosa’dır. Buranın yerlilerine Samanalar deniliyor. Zal oğlu Rüstem’inde bu soydan geldiği varsayılıyor.
(2). "Anâperetha şyaothna=Kefareti mümkün olmayan günah" olarak Angra Mainyu’nun yarattığı "ölü gömme" olayı İran’da hep tartışılmıştır. Ülke’de aynı tarih kesitinde birlikte varlığını sürdüren iki Ahura Mazda dini, bu konuda biribirinin zıddı davranış arzeder. Magular’ın egemen olduğu Avesta’da şekillenen dinin mensupları olan Medler, ölülerinin gömülmesi için, kemiklerin üzerindeki etlerin yaban hayvanları tarafından yok edilmesini beklerlerdi. Kemikler en fazla bir yıl içinde gömülmeliydi, ki aksine davranmak büyük bir günah sayılırdı. Persler ise tam aksine ölülerini mumyalayarak gömerlerdi. Biz Zarathuştra’nın Gathaları’nda bu konuda ne yapılacağını bildiren işaretleri göremiyoruz. Ama yazarların bir kısmı, Zarathuştra’nın yaşadığı dönemde ölülerin gömüldüğünü kaydederler.
14. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin onbirincisi, parlak ve xvarenõ sahibi Haêtumant (1) idi.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak Yatular’ın kötü büyücülük günahını (2) yarattı."
Açıklama:
(1). Şimdiki Hilmand. Antik çağda buraya Etymander deniliyordu, ki Grek yazarları bu ismi; "Etymaudhros" olarak bildirirler. Orta eski dönemdeki adı ise Kansaoya’dır. 19. Yaşt’a göre burası xvarenõ’nun muhafaza edildiği yerdir. Xvarenõ insanların en önemli ruhsal bölgelerinden biridir. Biz bunu kabaca "kalb ateşi" olarak anlayabiliriz.
(2). Yatu, Rig Veda’da (Hindular’ın dinsel kitabı) da aynen geçer. Burada o bir şiblistir ve insanlara bir büyücü olarak görünür. Avesta’da yatulardan ekseriyetle pairikalarla birlikte bahsedilir. Yatu erkek sihirbazdır, pairika ise kadın. Metinde anlatıldığı şekliyle, yatu tarafından yapılan sihir, kendisini kem göz şeklinde veya sesle belli eder. Bugünkü Kürt toplumunda ve komşu halklarda da kem gözden bahsedilir. Bazı kaynaklara bakılırsa yatuların sihir ile yarattıkları ve insanlar için felaket olan yaratıklar çekirgelerdir. Bir bozuk (yani ancak yorumlanarak anlaşılabilen) Zend cümlesinde, yatuların eseri olan "çekirge afeti"nden bahsedilir. Bir yanlış yorumda ise; dolu ve karın bu büyücülerin yarattığı şeyler olduğu varsayılır.
15. "Yatu (büyüsünün) tabiatının kendisini gösterme şekilleri şunlardır: O kendisini (kem) gözle gösterir, ve derken bir de; büyücüler her zaman büyülerini uluma (gibi bir sesle güçlendirirler), büyüculüğün son derecede ölümcül (olan etkisi böyle) işler" (1).
Açıklama:
(1). Bazı yazarlar bu maddenin sadece bir Zend olduğunu kaydederler. Bu zend çok eskidir. Bundan dolayı diğer bazı yazarlar bunu metne katıyorlar. Ben de yanlışlığı ihtimal dahilinde olan şeyi yaparak bu maddeyi metne katmış bulunuyorum.
16. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin onikincisi, üç kabile(den oluşan) Ragha (1) idi.
"Bunu üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak tam imansızlık günahını (2) yarattı."
Açıklama:
(1). Ragha, araştırmacılar arasında, kelimenin tam anlamıyla kıran kırana tartışılan bir yer adıdır. Onların inancına göre eğer bu yer adı tam çözümlenebilirse, Zarathuştra "denilen" problem; Bu Peygamber’in ulusal kimliği ve yaşadığı tarih kesiti dahil, her yönüyle çözümlenmiş olacaktır. Yazarların yaptığı ve çoğu spekülatif olan araştırmaların sonuçlarına bakılırsa, Ragha olmaya aday yarım düzine yer vardır. Bunlardan en göze çarpanları; Medya’da bulunan modern Rey harabeleri ve Ormiye’ye 240 kilometre uzaklıktaki teorik (siz buna mitik diyebilirsiniz) Ragha’dır. Pehlevi versiyonu bu ülkeyi "si toxmag=üç ırklı" olarak verir. Ben Zarathuştra (1995) adlı çalışmamda bunları ve diğer bazı alternatifleri tartışmış ve sunmuştum. Bazı yazarlar, "zantum"u ırk olarak çevirmişler. Bu; Pehlevi versiyonunda yer alan "Rag se-tôxma"dan ileri gelir. Pehlevi versiyonu ayrıca burayı Âtarpâtakân diye tanıtır.
(2). Tam imansızlık günahı, dini konularda şüphe içinde bulunan ve diğer insanları da şüpheye sevkeden insanların işlediği günahtır. Yani bu iblisî kavram, günahkârların şüphelerini yönlendirir. Ortalığı velveleye vermek suretiyle diğer insanları da aynı ruhsal güvensizliğe sevkederler. Haug bu günahı "aşırı şüphecilik" olarak yorumlar.
17. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin onüçüncüsü, güçlü ve kutsal Çaxra (1) idi.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak kefareti mümkün olmayan günahı, yani ceset yakma günahını (2) yarattı."
Açıklama:
(1). Çaxra ile bir başka esrarlı araştırma macerasına dalıyoruz. Avesta’da çark anlamına gelen Çaxra, bugünkü coğrafyada kayıplara karışıyor. Bazıları bu yer antik çağda Avesta yazarlarının "Çin"e verdikleri addır derler. 16. yüzyıl sözlükçüleri, Çaxra’nın Horasan’da bir kasaba adı olduğunu iddia ederler. Vendidad’da geçen adların kuzeyden güneye doğru uzanan bir hat üzerinde yer aldığını bir saplantı haline getiren Gnoli, buranın şimdiki Lugar Vadisi olduğunu kaydeder. Dikkat çekici bir değerlendirme de Herzfeld’den gelir; ki o Zağros Dağlık mıntıkası’nın Çaxra olabileceğini tahmin etmektedir. Fakat burada ölülerin cesetlerini yakma olayının cereyan etmekte oluşu bize, Brahmanizm’i anıştırdığı için biz Çaxra’yı oldukça doğuda aramalıyız (Çin’de değil tabii).
(2). Aryanlar arasında ölülerle ilgili üçüncü eğilim, "ceset yakma" olayıdır. Vendidad’a göre Çaxralılar ölülerin cesetlerini yakarlar ve bu büyük bir günahtır.
18. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin ondördüncüsü, dört köşeli Varena (1) idi, ki orada doğan Thraetaona, Aji Dahaka’yı cezalandırmıştır.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak kadınlarda normal olmayan (aybaşı) akıntılarını (2) ve yabancı hükümdarların zulmunu (3) yarattı."
Açıklama:
(1). Çathrugoşa= dört köşe Varena’da mitik bir ülke imiş gibi görünüyor. Çathrugoşa, Rig Veda’da en büyük tanrı olan uzayın veya gökyüzünün, yani (diyebiliriz ki) Varuna’nın Vendidad’da yer alan bir sıfatıdır. Ülke, Vendidad’da sıfatı ile birlikte yer aldığına göre, olayı bu yönüyle ele almak hiç de yabana atılır bir fikir değildir. Fakat Vendidad, kaydettiği bu ülkeyi bir de orada doğduğu farzedilen mitolojik kahramanlardan Thraetaona ile açıklayınca işler değişmiş, Varuna’ya gerçek coğrafya’da bir yer aramak "farz" olmuştur. Ama araştırmacılar bu konuda da kafa karıştırmaktan başka bir iş yapmamışlar gibi görünüyor. Kuzey-güney hattına fikse olan yazarlar, modern Buner’i Varana’nın modern coğrafyadaki adı olarak sunarlar. Daha eski yazarlardan kimisi Albruz Dağlarının güneyi Varana’dır, derken; kimisi Pehlevi versiyonunun yaptığı gibi Kirman, kimisi ise daha titiz bir çalışma ile şimdiki Nahcıvan ile Marand arasındaki bölgeye Ptolemy’nin "Warna" demesini dikkate alarak gözlerini bu bölgeye dikmişlerdir, ki Medya’daki bu bölge akla yakın gibi görünüyor. Pehlevi versiyonu ayrıca Dailam olarak kabul ediyor burayı. Dailam, Gilan’ın güneydoğusunda, Gilan ile Tabaristan arasındaki bir ülkedir (Medya’da).
(2). Kadınlar’ın ay hali durumlarının zamanında bitmesine Vendidad’ın yazarları büyük bir değer verirler. Çünkü ay hali devam eden kadınların günlük beş vakit ibadetlere iştirak etmeleri yasaklanmıştır. Eğer ay hali; normal sayılan 9 güne kadar olan süreyi aşarsa, bu olsa olsa Daevalar’ın bir işidir. Daevalar kadının vücuduna bitmeyen bir kanama yerleştirmekle, onu ibadet yapmaktan alakoyar ve kendi saflarına çekmeye çalışırlar.
(3). Metinde yer alan "yabancı hükümdarların zulmü" ile, Babilli Aji Dahaka’nın Medya’da zalim bir yönetim kurarak halkı ezmesi anlatılır. Bazı yazarlar bu ibareyi; "Aryan olmayan belalar" şeklinde çevirmişler, ki bu bizim çevirimizle çelişmez. Aryan olmayan belalar, Pehlevi versiyonunda "an-aîrya-cha dahãn awar-mânisnîh" olarak yer almıştır (Aryan olmayan bölgelerden gelen saldırılar).
19. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin on beşincisi, Yedi Nehirler [ ülkesi (1)] idi.
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak kadınlarda normal olmayan aybaşı akıntılarını ve haddinden fazla ısıyı yarattı (2)."
Açıklama:
(1). "Yedi Nehirler"le (Pehl; Hapt-hindûkãn) Pencab bölgesinin kastedildiği husunda tüm araştırmacılar hemfikirdirler.
(2). "Haddinden fazla ısı"yı, Pencab’ı göz önüne getirdiğimizde yorumlamaya bile gerek yoktur. Bir de normal olmayan ısıdan kasıt; hastalık esnasında yükselen vücut harareti olabilir. Yazarların önemli bir kesimi bu ısının vücutla ilişkisinde hemfikirdirler, ki Aryanlar; vücudun her türlü anormal faaliyetini iblisî bulurlar.
20. "Ben, (yani) Ahura Mazda’nın yaratmış olduğu iyi toprakların ve ülkelerin on altıncısı, halkı; Ranğa (nehrinin) akıntılarının yanında başsız (insanların) yaşadığı yer idi (1).
"Bunun üzerine tümüyle ölüm olan Angra Mainyu geldi ve büyücülük gücünü kullanarak Daevalar’ın bir eseri olan kışı yarattı."
Açıklama:
(1). Vendidad’da yer alan 16 ülkenin sonuncusu da esralıdır. Buna göre burada; "yut sartak martomak", yani "anormal adamlar" yaşar. Bu adamların; "çaşm pa var ast", yani "gözleri göğüslerindedir". Darmesteter, "başsız insanlar" deyiminin mecazi anlamda kullanıldığına inanır. Yazar bununla "başlarına kral olarak kimseyi istemeyenler" anlaşılmalıdır diyor. Onaltıncı ülkenin Arangistân’daki (Arûm’daki=Rum’daki) Odhâ olduğunu, buradaki insanların lidersiz olduğunu söyler (ke a-sardar awar mânisn-hênd). Nyberg’e göre, "upa aodhaeşu rahayah"ın, yani "Raha Nehri’nin kıyısındaki ülke"nin şimdiki Amu-derya Nehri’nin çıktığı Tien Şan dağları olması gerekiyor. Bunun dışında, Hindustan’ın dağlık bölgelerinde "daevaların eseri olan kış"larla birlikte ona coğrafya’da yer arayan "kuzey-güney" hattı taraftarlarından tutun da, Dicle’yi ve Volga’yı bu nehirle özdeşleştirenlere kadar çeşitli görüşler serdedenler de var.
21. Bunlarla beraber (yarattığım); güzel, esrarlı, hoş, parlak ve gelişmiş daha başka toprak ve ülkeler de vardır.

ArtistinhO is offline  
Eski 04-08-2007, 08:35 PM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: Anatoliya Navin
Mesaj: 3,470
Üye No: 2677
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 26792
Rep Puanı : 2678694
Rep Derecesi
ArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond repute
Varsayılan


II. fargard
yima (cemşid)
Kavram olarak; Sami-Hami dinleri’nin Nuh’unu andıran Yima, Aryan Mitolojisi’nin en önemli figürlerinden biridir. Milattan en Aşağı 4000 Yıl öncesine ait olan Yima menkibesi, Ortadoğu kaynaklı dinleri de etkilemiştir. Bu dinlerin en eskisi olan İlkel dönem Yahudiliği’nin tarihinin bile Milattan 1400 Yıl öncesine gitmediği bilindiğine göre, benzer figürler konusunda bu dinlerin (yani Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlığın) Aryan Mitolojisi’nden etkilendiklerini yadsımak imkansızdır. Ortadoğu dinlerinin "Nuh"u, Aryanlar’da "Yima" idi. Nuh halkını bir tufandan korumaya çalışır, Yima şiddetli bir kıştan. Nuh sığınak olarak, yabancısı olduğu gemi yapımı işine atılmak zorunda bırakılır; Yima ise yabancısı olduğu inşaat işine atılmak zorundadır. Bu kadar benzerlik yetmez mi?
Medler’in Yima’sı, Hindular’da "Yama"dır. Ama aynı mitolojiden kaynaklansa da Yima menkibesi ile Yama menkibesi arasında ayrıntılarda, Nuh-Yima farklığı kadar olmasa da, yine de bazı farklar vardır. Hindular’ın Yaması ilk insandır. Oysa Avestik Yima 5. kuşaktan bir insandır. Yama ilk rahiptir. Oysa Vendidad, Yima’ya; "bu konuda eğitilmediğini" söyletir. Yama kurban kesme olayının kötülüğü ile ilgili olarak tavır almıştır, ki hükümdarlığının ilk yıllarında halkına biftek yemeyi yasaklayarak ölümsüzlük sağlayan Yima da aynı tavrı sergilemiştir. Fakat daha sonra bu yasağı kendisi çiğner ve tüm insanlığa ölümsüzlüğü kaybettirir. Zarathuştra, kendi eseri olan Gathalar’ında onu bu suçundan mahkum etmiştir.
Metnin tercümesi:
1. Zarathuştra Ahura Mazda’ya sordu:
Ey Ahura Mazda, son derecede hayırlı ruh, Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri!
Benden, (yani) Zarathuştra’dan önce kiminle konuştun, kime Ahura’nın, (ve dolayısıyla) Zarathuştra’nın kanununu öğrettin, kimdir bu ölümlü ey Ahura Mazda?
2. Ahura Mazda (şöyle) cevapladı:
Büyük koruyucu (çoban) dürüst Yima (idi), ey Kutsal Zarathuştra! O, kendisiyle ben, (yani) Ahura Mazda’nın görüştüğü (ve) Ahura’nın, (dolayısıyla) senin, (yani) Zarathuştra’nın düzenini öğrettiği ilk ölümlüdür (1).
Açıklama:
(1). Bu bölüm çeşitli kaynaklara bağlı olarak tercüme geliştiren değişik yazarlar arasında değişik şekillerde tercüme edilmiştir. Mesela; Haug, "şanslı ve sürüler açısından zengin Yima" der. Pehlevi versiyonu ise daha mantıklı bir tercüme geliştirmiş ve "iyi sürülerin adamı" ibaresini geliştirmiştir. Burada Yima; insan ve hayvan "sürülerini" gereği gibi koruyandır.
3. Ey Zarathuştra, Ben, Ahura Mazda onunla konuştum (ve) şunları söyledim: "(Sen) Vivanğat’ın oğlu dürüst Yima, benim düzenimi (insanlara) taşıyan ve anlatan ol!"
Ve Ey Zarathuştra, dürüst Yima beni cevapladı (ve şöyle) dedi:
"Ben vaiz olarak doğmadım, ben senin düzeninin (bilgilerini) taşıyıcısı olarak eğitilmedim."
4. Ey Zarathuştra, o zaman Ben, Ahura Mazda kendisine şunları söyledim:
"Madem sen benim düzenimin (bilgilerinin) nakledicisi, vaızı olmak istemiyorsun, o zaman benim dünyamın gelişmesini sağla, benim dünyamın çoğalmasını (büyümesini) sağla; üstlen (benim) dünyamın beslenmesini, yönetimini ve gözetimini."
5. Ve ey Zarathuştra, dürüst Yima beni cevapladı (ve şöyle) dedi:
"Evet! Ben senin dünyanı geliştirmek isterim, ben sen dünyanı çoğaltmak (büyütmek) isterim. Evet! Ben senin dünyanı beslemek, yönetmek ve gözetlemek isterim. Ben kral iken, orada; ne soğuk rüzgâr ne de sıcak rüzgâr, ne hastalık ne de ölüm olmayacaktır."
6. …(kayıp)
7. Sonra Ben, Ahura Mazda, ona iki tamamlayıcı şey getirdim; altın kakmalı bir yüzük ve altın kakmalı bir hançer. İşte şuraya bak, bu; krallara yaraşır egemenliğin sahibi Yima’dır (1)!
Açıklama:
(1). Yüzük hususunda yazarlar hemfikir değiller. Haug "hayvanları dürtmek için kullanılan ucu sivri bir sopa" olarak tarif eder ilk aleti. İngilizler’in "goad dedikleri bu alete biz Zazaki’de "mesasy" deriz. Pehlevi versiyonu "delme aleti" der bu ilk alete. Ben kolaylık olsun diye Darmesteter’in tercüme metnindeki "yüzük" kelimesini kullanacağım. Siz incelemenizde diğer alternatifleri de göz önünde bulundurun.
8. Böylece Yima’nın yönetiminde üçyüz kış geçti. Dünya sığırlar, (diğer) hayvan sürüleri, insanlar, köpekler(1), kuşlar ve kızıl alevli ateşlerle doldu. (Artık) sığır ve (diğer) hayvan sürüleri ile insanlar için (boş) yer kalmamıştı.
Açıklama:
(1). Köpek Vendidad’da sadece bildiğimiz köpek anlamında değil, insanlar için faydalı olarak kabul edilen pekçok hayvanı kapsayacak bir kelime olarak kullanılmıştır. Bu hayvanların hepsi eski Medler’de kutsaldı. Bundan dolayı ileriki metinlerde adları sık sık geçecektir.
9. Bunun üzerine Ben Yima’yı uyararak (şunları) söyledim: "Ey Vivanğat’ın oğlu dürüst Yima, dünya sığır ve (diğer) hayvan sürüleri ile, insanlarla, köpeklerle, kuşlarla ve kızıl alevli ateşlerle doldu."
10. Bunun üzerine Yima Güneş’in günortası yoluna saparak aydınlığa doğru gitmek üzere (güneye doğru döndü ve) parlak gökyüzüne yöneldi (1). (Ve) daha sonra dünyaya (parmağındaki) altın yüzükle tazyik etti ve hançer(i) ile delerek şöyle konuştu:
"Ey Spenta Armaiti (2); parçalarını iyilikle (iyi niyetle) aç, sığır ve hayvan sürüleri ile insanları taşıyacak şekilde kendini uzaklara kadar ger (yani genişle)."
Açıklama:
(1). Darmesteter metinde geçen "rapîdwîn" yani "öğlen vaktí" terimini atlamış gibi görünüyor. Bunun yerine öğlen vaktine doğru bir yorum getirerek "güneye doğru" terimini kullanmayı tercih etmiştir. Herkes güneşin öğlen saatlerinde güneyden ışıdığını bilir. Öte yandan Haug aydınlık terimini (Pehlevi; rôsanîh), "yıldız" olarak anlamıştır. Ben elimdeki tüm tercüme ve yorumları, orijinal metinle bir araya getirdiğimde hiç bir tercümeye tam olarak bağlanmamam gerektiğini anladım ve bundan dolayı ayrı bir yol tutturarak metnin vermek istediği asıl anlamı vermeye çalıştım. Fakat bunun yanında kimin hangi yolu tutturduğunu da belirtiyorum.
(2). Kelime anlam› itibariyle "dine sadakat", "dindarl›k" veya "sevgi" demek olan Spenta Armaiti, eski Aryan dininde "yer ana"d›r. Armaiti özünde dinin gösterdiği yol olan doğru düşünceyi telkin eden Mazda Dini’ni temsil ediyor. Egemenlik (Xşathra) ile birlikte düşünüldüğünde; Dindarlık’ın insanın kendi özüne olan hakimiyetini ve toplum içinde doğru düşüncenin hakimiyetini işaret ediyor. Ahura Mazda bu veçhesi ile, yarat›lan›n yaratanın gösterdiği yola sayg›s›n›n temin edilmesini hedefliyor. İnsan› bir nevi Mikro Kosmos olarak alg›layan Bahdiniler, kazan›lan bu sayg›l›l›ğ›n, ruhun evrensel Kötü’nün bir parşası olan kendi içindeki kötüye olan direncini artt›rd›ğ›na inan›rlar.
Zarathuştra tüm eski Aryan Tanrıları’nı redettiği halde "Yer Ana"y› değiştirerek de olsa ald› ve Ahura Mazda'ya onun bir veçhesi olarak bağlad›. Yer Ana olarak Aramaiti, köylülüğün ilgi alan›na giren konularda "iyi öğeler"in temsilcisi oldu. Onun karş›t› olan Pairimati; "en büyük küstahl›ğ›" temsil eder. İran'›n asiller s›n›f›n› oluşturan hvêtu'nun işlediği "günah" olarak Yaştlar'da ad› geçen Pairimati, daha sonra gelen pekçok düşünürün de işlediği bir motif olmuştur. Taromaiti veya Pairimati, gururlu Pers asillerinin günah› olarak Aramaiti'nin cephe ald›ğ› başl›ca kavram konumundayken, öte yandan da "açişto mantuş", yani "en kötü hami" denilen ve gâuş vâstra denilen köylüleri ezen asillerin bir diğer s›fat› gündeme geliyor. Bu yoksul köylüler, yani gâuş vâstralar, vaso.yati veya vaso.şiti, yani serbest hareket etme hakk›na sahip değillerdi. Zarathuştra, Yasnalar'da onlar›; "hiç kimse o düşük rütbelilerin (köylülerin) ne kadar yüce olduklar›n› bilemez" der. Topraklara zorunlu olarak bağl› olan bu köleler, serfler, Zarathuştra'n›n en büyük değer verdiği üreticilerdir. Zarathuştra Yasna 32.15'te "kendi öz hayatlar›n›n efendileri olmalar› (Hvêtolar) taraf›ndan engellenen ve eziyet çeken bu insanlar, Vohu Manah'›n evine taş›nacaklard›r (yani cennete).." der.
11. …Ve Yima Dünya’yı eskisinin üçte biri nisbetinde daha geniş hale gelmesine sebep oldu. Orada sığır ve diğer hayvan sürüleri ile insanlar, istedikleri sayıda ve arzuladıkları gibi (yerleştiler).
12. Böylece Yima’nın yönetimindeki (dünyada) altıyüz kış geçti. Dünya yeniden sığır ve diğer hayvan sürüleri, insanlar, köpekler, kuşlar ve kızıl alevli ateşlerle doldu, başka sığır ve diğer hayvan sürüleri ile insanlar için yer kalmadı.
13. …Ve Ben dürüst Yima’yı uyararak(şöyle) söyledim: "Ey Vivanğat’ın oğlu dürüst Yima, Dünya sığır ve diğer hayvan sürüleri, insanlar, köpekler, kuşlar ve kızıl alevli ateşlerle doldu, sığır ve diğer hayvan sürüleri ile insanlar için başka yer kalmadı."
14. Bunun üzerine Yima Güneş’in günortası yoluna saparak aydınlığa doğru gitmek üzere (güneye doğru döndü ve) parlak gökyüzüne yöneldi. (Ve) daha sonra Dünya’ya (parmağındaki) altın yüzükle tazyik etti ve hançeri ile delerek şöyle konuştu:
"Ey Spenta Armaiti; parçalarını iyilikle aç, sığır ve diğer hayvan sürüleri ile insanları taşıyacak şekilde kendini uzaklara kadar ger (yani genişle)."
15. …Ve Yima Dünya’yı eskisinden üçte biri nisbetinde daha geniş hale gelmesine sebep oldu. Orada sığır ve diğer hayvan sürüleri ile insanlar, onun istediği sayıda ve onun arzulayıp istediği gibi (yerleştiler).
16. Böylece Yima’nın yönetimindeki (dünyada) altıyüz kış geçti. Dünya yeniden sığır ve diğer hayvan sürüleri, insanlar, köpekler, kuşlar ve kızıl alevli ateşlerle doldu, başka sığır ve diğer hayvan sürüleri ile insanlar için yer kalmadı.
17. …Ve Ben dürüst Yima’yı uyararak (şöyle) söyledim: "Ey Vivanğat’ın oğlu dürüst Yima, Dünya sığır ve diğer hayvan sürüleri, insanlar, köpekler, kuşlar ve kızıl alevli ateşlerle doldu, sığır ve diğer hayvan sürüleri ile insanlar için başka yer kalmadı."
18. Bunun üzerine Yima Güneş’in günortası yoluna saparak aydınlığa doğru gitmek üzere (güneye doğru döndü ve) parlak gökyüzüne yöneldi. (Ve) daha sonra Dünya’ya (parmağındaki) altın yüzükle tazyik etti ve hançeri ile delerek şöyle konuştu:
"Ey Spenta Armaiti; parçalarını iyilikle aç, sığır ve diğer hayvan süruleri ile insanları taşıyacak şekilde kendini uzaklara kadar ger (yani genişle)."
19. …Ve Yima Dünya’yı eskisinden üçte bir nisbetinde daha geniş hale getirdi. Orada sığır ve diğer hayvan sürüleri ile insanlar, onun istediği sayıda ve onun arzulayıp istediği gibi (yerleştiler).
II
20. (…kayıp)
21. Yaradan, (yani) Airyana Vaeco’da (1) yüksek bir üne sahip (olan) Ahura Mazda, İyi Nehir Daitya’nın (2) kıyısında göksel meleklerle [Yazatalar’la (3)] birlikte bir toplantı çağrısında bulundu.
Airyana Vaeco’da yüksek bir üne sahip (olan) iyi koruyucu, dürüst Yima (oradaki) İyi Nehir Daitya’nın kıyısına üstün (değerdeki) ölümlüleri (4) toplantıya çağırdı.
Airyana Vaeco’da yüksek bir üne sahip (olan) Ahura Mazda, (buradaki) İyi Nehir Daitya’nın kıyısındaki bu toplantıya göksel meleklerle (yazatalarla) birlikte geldi.
Airyana Vaeco’da yüksek bir üne sahip (olan) iyi koruyucu, dürüst insan Yima İyi Nehir Daitya’nın kıyısındaki bu toplantıya üstün (değerdeki) ölümlülerle birlikte geldi.
Açıklamalar:
(1) Airyana Vaeco’nun neresi olduğu hususunda I. Fargard’a bakınız.
(2). Daitya, Airyana Vaeco’da bir nehirdir. Bu nehrin hangi nehir olduğu çok tartışılmaktadır. Ben Avesta’nın tüm bölümleri ve Parsiler’in dini kitapları ile İslam ve Grek yazarlarının yapıtları üzerinde yaptığım özenli bir çalışma sonucu bu nehrin Aras Nehri’nin bir kolu veya kendisi olduğu kanaatına vardım (Bkz; Zarathuştra-1995).
(3). Darmesteter’in kullandığı "Göksel Tanrılar" tabiri, Zarathuştracılığa ve onun sonraki versiyonu olan Zerdüştiliğe uymayan bir tabirdir. Bununla burada, Tanrının Veçheleri diye nitelediğim "Ölümsüz Altılar" kastedilmektedir. Zaten Haug’da Göksel Tanrılar tabiri yerine "Göksel Melekler" tabirini kullanmış. Terim Pehlevi versiyonunda da "mînûyãn yazadãn=Ruhsal yazatalar (melekler)" şeklinde geçiyor.
(4). Üstün değerdeki ölümlüler, dindar Airyana Vaecolular’dır.
22. Ve Ahura Mazda Yima’ya hitap ederek şöyle dedi:
"Ey Vivanğat’ın oğlu dürüst Yima! Maddi dünyaya öldürücü kışlar çökecek, (söz konusu kışlar) beraberinde son derecede kötü, bozuk soğuklar getirecek. Maddi dünyaya öldürücü kışlar çökecek, o (gelecek olan kışlarla birlikte) dağların en yüksek tepelerinde bir aredvi (1) derinliğinde kar tabakaları (oluşacak).
Açıklama:
(1). Burada kastedilen şey, karın kalınlığının en az olduğu bölgelerde bile belli bir derinliğin altına düşmeyeceğidir. Aredvi; 14 parmak yüksekliğindeki bir uzunluk ölçüsüdür. 1 parmak=2,54 cm. Bu bölümle ilgili bir açıklama daha: Görüldüğü gibi Ahura Mazda sadece bir uyarıda bulunarak, insanların yaklaşmakta olan bir felakete karşı uyanık olmalarını sağlamak istiyor. İsrail kaynaklı dinlerde Tanrı kendisini dinlemeyen kullarını cezalandırmak için felaketi kendisi planlıyor. Oysa Bahdin’de Tanrı’nın kendisini dinlemeyen kullarını cezalandırması gibi bir olay yoktur. Bu arada bazı yazarların yine de farklı yorumlar getirdiklerini kaydetmeliyim. Mesela‚ Bartholomae, kışın "kötü insanlık"ın üstüne çökeceğini kaydederken, Justi’nin yorumu; "kötü kışın insanlığın üstüne çökeceği" şeklindedir. Haug ise "kışın getireceği kötülük"ten bahseder. Pehlevi versiyonu ise; "vatar zamestãn rasêt", yani; "çok günahkâr kılar gelecek" der. Bu yorum farklılıkları, Vendidad’ın gramatik açıdan yoruma açık bir şekilde yazılması dolayısıyladır.
23. Ve hayvanların her üç türü de ölecek, (yani) şu kırda yaşayanlar, şu dağların tepelerinde yaşayanlar ve şu vadilerin içlerindeki ahırlarda barınanların tümü (ölecek).
24. O kıştan önce şu tarlalar sığırlar için otla dolacak. Şimdi (yani söz konusu kıştan önce) dereler taşıyor, karlar eriyor, bu ülke dünyada mutlu bir ülke gibi görünüyor olacak, ki burada koyunların dahi ayak izleri (1) görünecek.
Açıklama:
(1). "Koyunların ayak izleri" Medya’da kullanılan bir tabirdir. Pehlevi versiyonunda bu ayak izlerinin görünmesinin bir mucizenin işareti olacağı kaydedilmiştir. Yazarların çoğu bu ayak izleri ibaresini şüpheli bulmaktadırlar. Ama herhalde bununla, çok çekingen bir hayvan olan koyunların bile mutluluktan hareketlenebilecekleri anlatılmak isteniyor.
25. Bundan dolayı Sen, her kenarı bir koşu alanı uzunluğunda (1) olacak (kare) şeklindeki bir Vara (2) inşa et. Buraya koyunların ve öküzlerin, erkeklerin, köpeklerin, kuşların ve kızıl alevli ateşin tohumlarını (3) yerleştir.
Bundan dolayı Sen, her kenarı bir koşu alanı uzunluğunda olacak (kare) şeklinde bir Vara inşa et. (Bu) insanlar için oturulacak bir yer olsun, bir Vara, her kenarı bir koşu alanı uzunluğunda, sürüler için bir ağıl.
Açıklamalar:
(1). "Bir koşu alanı uzunluk", daha sonraki dönemlerde "hâthra" adını alacak olan bir uzunluk birimidir. 1 hathra= 1 İngiliz mili.
(2). Vara, kısaca sığınak demektir. Görüldüğü gibi Medler’in "tufan" anlayışı ile İsrail kaynaklı dinlerin bu konudaki anlayışı arasında bir temel fark daha var. İsrail kaynaklı dinlerde sığınak bir gemi iken, Medler’de bu, kale şeklindeki bir yapıdır.
(3). "Tohumlar" tabiri bence buraya uygun düşmüyor. Çünkü daha sonraki açıklamalardan, yukarıda bahsi geçen varlıkların Vara’da canlı olarak muhafaza edildiklerini göreceğiz. Bunun için "tohum" tabiri yerine "tohumluk" tabiri daha uygun düşer. Pehlevi versiyonunda; "martãn awar-mânisnîh râ=adamların barınağı olarak" ve "gâvãn gô-stân râ=öküz için sığır ahırı olarak" demek suretiyle bu görüşü doğruluyor. Aynı şeyi zend de doğruluyor.
26. Sen oraya; bir hâthra uzunluğundaki yatağında akacak olan suları yerleştireceksin, sen; (bu suların) her zaman yeşil kalacak ve tükenmez gıdalarla dolu olan kıyılarına kuşları (1) yerleştireceksin. Sen orada; balkonlu bir ev, bir avlu ve bir dehlizden oluşan barınaklar inşa edeceksin.
Açıklama:
(1). Bir önceki bölümde bahsettiğim "tohum" olgusunun aslında hayvanın kendisi olduğu bu bölümle açıkça anlaşılıyor.
27. Sen oraya; yeryüzündekilerin en irisinden, en iyisinden ve en üstününden erkek ve kadınların tohumlarını yerleştireceksin. Sen oraya; yeryüzündekilerin en irisinden, en iyisinden ve en üstününden her çeşit sığırın tohumunu yerleştireceksin.
28. Sen oraya; yeryüzündekilerin en irisinden, en iyisinden ve en üstününden her çeşit ağacın tohumunu yerleştireceksin, Sen oraya her türlü yiyeceğin (1) tohumlarından yerleştireceksin, (ki bunlar) gıda (bakımından) en dolu, koku (bakımından) en tatlı (olacaklar). Oraya tüm bu tohumların her birinden ikişer tane olmak üzere, insanlar Vara’da oturdukları müddetçe tükenmeyecek kadar koyacaksın.
Açıklama:
(1). "Xvarisnãn", günümüz Kürtçesi’nde de "yiyecek" anlamına geliyor. Fakat Darmesteter, "meyva" demeyi yeğlemiş.
29. Orada hiç bir kamburlu (insan) bulunmayacak, hiçbir güvercin göğüslü (insan) da (bulunmayacak), (cinsel) iktidarsızlık ve delilik olamayacak, yokluk, yalan, adilik, hasetlik (olmayacak), çürük dişli ve cüzzamlı (kişi) doğmayacak., ya da Angra Mainyu’nun ölümlülerin vücuduna vurduğu damgalar [(1) olmayacak].
Açıklama:
(1). "Ölümlülerin vücuduna vurulan (şeytani) damga", ile bazı insanların vücudunda doğuştan bulunan lekeler kastediliyor. Şimdiki Kürtler’i de etkileyen bu lekeler, bugünkü Kürt insanı tarafından; "yatır işareti" olarak kabul edilir. Yani Medler döneminde aynı damgayı Kötü Güçler insanlara "vururken", İslamiyet’ten sonra bu damganın, analara kızan yatırların işi olduğu inancı yerleşmiştir.
30. Bu (inşa ettiğin) yerin merkezi kısmına dokuz, orta yerde altı sokak, kenar bölgelerde üç tane sokak düzenleyeceksin. En geniş kısımlardaki sokaklara bin, orta bölgedeki sokaklara altı yüz, kenardaki sokaklara ise üçyüz erkek ve kadının tohumunu yerleştireceksin. Sen o Vara’yı altın bir çemberle (kubbe ile) kaplayacaksın, ona bir kapı yapacaksın ve (Vara’nın duvarının) içine kendiliğinden parlayan bir pencere yapacaksın.
Açıklama:
Videvdad’ın metnine bağlı kalan bazı yazarlar, bunu başka türlü yorumlarlar. Justi’ye göre Yima; inşa edeceği "Deh= Zazakideki dew=köy"ün ön kısmında dokuz, orta kısmında altı, arka kısmında üç dar sokak, "prthwo=köprü veya geçit" açacaktır, ki oraya sırayla 1000, 600 ve 300 insan tohumu yerleştirsin. Bu metnin tercümesinde daha başka karışıklıklarda vardır. Örneğin; "altın bir çember" bazı yazarlar tarafından red edilir ve bunun "çember şeklinde kapama" (bildiğimiz kubbe şeklindeki bir yapı) anlamına geldiğini ileri sürerler. Pehlevi versiyonu "altın kubbe inşa et" diyor. Yazarlar tarafından "Kendiliğinden ışıldayan pencere" fikri de red ediliyor. Bunun "ışık için pencere" şeklinde tercüme edilmesi gerektiğini kaydederler. Fakat pehlevi versiyonu; "xvârôşan=kendiliğinden ışık veren" diyor, ki bu görüş yazarların ekserisi tarafından da aynen benimsenmiştir. Bunların bir kısmı bana da doğru imiş gibi geliyor.
31. Yima (daha) Sonra içinden konuşmaya başladı: "Ben Ahura Mazda’nın yapmamı emrettiği Vara’yı nasıl yapabileceğim?"
…Ve Ahura Mazda Yima’ya (şöyle) dedi: "Ey Vivağvat’ın oğlu dürüst Yima! Yeri topuk darbelerinle ez ve çömlekçilerin çömlek (yapmak için kullandıkları) kili yoğurdukları gibi, sen de (bu ezdiklerini) ellerinle yoğur."
[32. Ve Yima, Ahura Mazda’nın istediği gibi yaptı, yeri topuklarının darbeleriyle ezdi, (bu ezdiklerini) çömlekçilerin çömlek (yapmak için kullandıkları) kili yoğurdukları gibi elleriyle yoğurdu (1).]
Açıklama:
(1). Araştırmacılar bu bölümü Vendidad’ın; "Vendidad Sada" adlı versiyonundan almışlardır.
33. …Ve Yima her kenarı bir koşu alanı uzunluğunda olan kare şeklindeki Vara’yı yaptı. Oraya koyunların ve öküzlerin, erkeklerin, köpeklerin, kuşların ve kızıl alevli ateşin tohumlarını yerleştirdi. O, her kenarı bir koşu alanı uzunluğunda, insanlar için barınak ve hayvanlar için bir ağıl olacak olan bir Vara inşa etti.
34. O, oraya bir hathra uzunluğundaki yatağında akacak olan suları yerleştirdi. O, (bu suların) tükenmez gıdalarla dolu ve her zaman yeşil kalacak olan kıyılarına kuşları yerleştirdi. O, orada; balkonlu bir ev, bir avlu ve bir dehlizden ibaret olan barınaklar inşa etti.
35. O, oraya yeryüzündekilerin en irisinden, en iyisinden ve en üstününden (olmak üzere) erkeklerin ve kadınların tohumundan yerleştirdi, O, oraya yeryüzündekilerin en irisinden, en iyisinden ve en üstününden (olmak üzere) her çeşit sığırın tohumundan yerleştirdi.
36. O, oraya yeryüzündekilerin en irisinden, en iyisinden ve en üstününden (olmak üzere) her türlü ağacın tohumundan yerleştirdi, O, oraya gıda bakımından en üstün, koku (1) bakımından en tatlı gıdaların tohumundan yerleştirdi.
Açıklama:
(1). Burada kokudan kasıt, tad olmalı.
37. …Ve orada hiç bir kambur adam, hiç bir güvercin göğüslü adam, hiç bir (cinsel) iktidarsız, hiç bir deli yoktu; yokluk, yalan, adilik ve haset yoktu; çürük dişli kimseler, cüzzamlılar doğmadı; Angra Mainyu’nun insanların vücuduna vurduğu damgalar olmadı.
38. Bu yerin en geniş olan merkezi kesiminde dokuz, orta kesimde altı, kenar kesimde üç olmak üzere dokuz sokak düzenledi. Bu yerin en geniş kısmındaki merkezdeki sokaklara 1000, orta kesimdeki sokaklara 600, kenardaki sokaklara 300 erkek ve kadının tohumundan yerleştirdi. O, bu Vara’yı altın bir çember ile (kubbe ile) kapattı, bir kapı ve Vara’nın (duvarının) içine kendiliğinden parlayan bir pencere yerleştirdi.
39. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! (Hangi şeyin ışığı aydınlatıyordu) Yima’nın yaptığı Vara’yı?
40. Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: " Bunlar yaratılmamış (1) ve yaratılmış olan ışıklardır (Birlikte). Orada yıldızlar, ay ve güneş’in (yılda) bir kez doğup battıkları görülür ve bir yıl sadece bir gün gibiymiş gibi görülür (hissedilir)."
Açıklama:
(1). Yaratılmamış ışığı Pehlevi yorumcular, yani Zend yazarları göksel olan ışık olarak kabul ederler. Yaratılmış olan ışık ise onlara göre yerden gelen ışıktır. Oysa mitolojinin orijinal versiyonunda Ahura Mazda’nın oluştuğu ışık yaratılmamıştır. diğer her şey, ki bunlara yıldızlar, ay ve güneş de dahildir, yaratılmıştır (bkz; Aryan Mitolojisi adlı çalışmam).
41. "Her kırk yılda bir (1), bir çiftten biri erkek, biri dişi olmak üzere bir çift (insan) doğdu. Bu, her tür sığır için de böyle oldu. …Ve Yima’nın yaptığı Vara’da yaşayan adamlar en mutlu bir hayat yaşadılar.
Açıklama:
(1). Metnin bu kısmı felaketin sona erdiği süreyi kapsıyor. Fakat mutlu hayat, Vara’da sürdürülen hayattır.
42. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Yima’nın yaptığı Vara’ya Mazda’nın düzenine (ait bilgileri) taşıyan (getiren) kimdir?
Mazda (şöyle) cevapladı: " Bu Karşipta (adlı) kuştur (1), Ey Kutsal Zarathuştra!"
Açıklama:
(1). Karşipta Kuşu’nun; "varağna" denilen ve Med Mitolojisi’nin önemli yazatalarından biri olan Varatraghna’nın büründüğü şekillerden biri ile sıkı bir benzerliği vardır. Bundahişn,Karşipta Kuşu’nun gökyüzünde yaşadığını, yeryüzünde yaşadığında ise kuşların kralı olduğunu, Yima’nın inşa ettiği Vara’ya; Avesta’yı kuş dilinde okumak suretiyle, Mazda’nın düzeninin (bilgilerini) taşıdığını kaydeder.
43. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Orada (göksel) efendi (Ahura) ve (yersel) hükümdar kimdir?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: " Urvatad-nara (1) Ey Zarathuştra! Ve sen kendinsin Zarathuştra!"
Açıklama:
(1). Çeşitli kaynaklar, Zarathuştra’nın üç oğlunun olacağını bildirirler. Bunlar; İsad-vastra, Hvare-şithra, Uravtad-nara’dır. Mitolojiye göre bunlar üç toplumsal sınıfın yani; rahiplerin, savaşçıların ve çiftçilerin babası ve şefidirler. Her kaynak, yayınlandığı dönemdeki dilin bozulması oranında bu çocukların isimlerini değişik olarak verirler. İşte bu bölümde geçen Urvatad-nara’da Zarathuştra’nın oğullarından birinin, yani rahiplerin babasının adıdır. Vendidad’da yer aldığı şekliyle adıdır.

ArtistinhO is offline  
Eski 04-08-2007, 08:35 PM   #3 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: Anatoliya Navin
Mesaj: 3,470
Üye No: 2677
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 26792
Rep Puanı : 2678694
Rep Derecesi
ArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond repute
Varsayılan


III. fargard
Yeryüzü
1. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyada en fazla hangi yer kendisini mutlu hisseder?
Ahura Mazda (şeyle) cevapladı: "O, imanlı birinin üstünde yürüdüğü bir yerdir, Ey Spitama Zarathuştra! (Bu imanlı kişinin) elinde kutsal odunu (1), baresma’yı (2), kutsal eti (3), kutsal havanı (4) taşıyarak, kurallarımızı sevgiyle uygulayarak, engin çayırların Efendisi Mithra’ya (5) ve Rama Hvastra’ya (6) yüksek sesle yakararak yürüdüğü (yerdir)."
Açıklamalar:
(1). Kutsal odun, mabedlerdeki kutsal ateşi yakmak için kullanılan odundur. Bu odun eğri olamaz.
(2). Baresma veya barsam, kutsal sayılan ağaçların dalcıklarından oluşan destelerdir. Bunlar bilhassa Homa ayinlerinde kullanılırlar. Tarih içinde bu dalcıklar; Nar, akasya veya hurma gibi ağaçlardan koparılırdı. Desteleri oluşturan dalcık sayısı, ibadetin türüne göre; 5 ile 35 arasında değişir. Baresma’dan, İranlılar dışında ilk bahseden, Med rahipleri olan Magular’la ilişkiye geçmiş olan Grekli Strabo’dur.
(3). Kutsal et veya yiyecek, törenlerde kullanılan yiyeceklerdir. Bu, ekmek veya meyve olabildiği gibi et de olabilir.
(4). Kutsal Havan, içinde Homa adı verilen bitkinin dövüldüğü havandır. Bunu herkes kullanamaz. Ya “ruspi“ denilen yardımcı rahipler, veya o seviyeden aşağı bir statüsü olmayan başka kişiler kullanabilir.
(5). Mithra, eski bir Aryan Tanrısı, Zarathuştra’dan sonraki dönemde Zerdüştiliğe yeniden, fakat bu kez bir yazataya (melek diyebiliriz) dönüştürülmüş olan bir mitolojik figürdür. Bu yazata; fertler, aileler, bölgeler ve milletler arası antlaşmaların koruyucusudur. O, ayrıca çayırların da koruyucusudur.
(6). Rama da eski bir Aryan Tanrısı’dır. O da Zerdüştiliğe bir yazata olarak girmiştir. Aydınlığı da temsil eden Rama, Med Mitolojisi’nde ayrıca Vayu’dur (Mithra ve Rama için daha fazla bilgi için bkz; Aryan Mitolojisi adlı çalışmam).
2,3. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyada ikinci olarak hangi yer kendisini mutlu hisseder?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: "O (yer), imanlı birinin; içinde bir rahip bulunan bir ev diktiği yerdir; içinde sığırların, çocuk sahibi (bir) eşin ve iyi sürülerin barındığı bir yerdir, ki orada sığırlar gelişmeye devam eder, kudsiyet gelişir, yem gelişir, köpek gelişir, eş gelişir, çocuk gelişir, ateş gelişir ve hayatın her türlü nimeti (veya kutsaması) gelişir."
4. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyada üçüncü olarak hangi yer kendisini mutlu hisseder?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: "O (yer), imanlı birinin çok miktarda hububat, ot ve meyva yetiştirdiği yerdir, Ey Spitama Zarathuştra! O (imanlı kişinin) kurumuş toprağı suladığı, yaş (batak) olan toprağı kuruttuğu yerdir (orası)."
5. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyada dördüncü olarak hangi yer kendisini mutlu hisseder?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: "Orası (öyle bir) yerdir ki, (orada) kalabalıklar ve sürüler artar (1)."
Açıklama:
(1). Yani hem insanların ve hem de hayvanların yaşamak için rağbet ettikleri ve üremek suretiyle çoğaldıkları yerler kendilerini mutlu hissederler.
6. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyada beşinci olarak hangi yer kendisini mutlu hisseder?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: "Orası (öyle bir) yerdir ki, (orada) davarlar ve (sığır) sürüleri çok miktarda gübre bırakırlar (1)."
Açıklama:
(1). Çünkü bırakılan gübre çayırların yeğermesine, dolayısıyla üstünde hayvanların çoğalmasına sebep olur.
II
7. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyada ilk olarak hangi yer kendisini şiddetli keder içinde hisseder?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: "Orası Arezûra Tepesi’dir (1), ki onun üstünde (bulunan) Druj’un (2) ininden, düşman kitleleri (imanlıların üstüne) akın ederler."
Açıklamalar:
(1). Arezûrahe griva, cehenneme giden geçidin başında bulunduğuna inanılan bir tepedir. Burada geçen "griva", yine Avestan bir kelime olan "gairiş" ile aynıdır ve yaşayan Kürtçe’deki "gır=tepe" ile aynı anlama gelir. ibaredeki "√zûrahe" kökü de yine yaşayan Kürtçe’deki (Zazaki) "zur=yalan" aynı anlama gelir. İbare böylece anlaşıldığı kadarıyla "Yalan’a sapmışların tepesi" anlamına gelir. Zerdüştiler’in Mainyu-i Xard adlı dinsel yapıtında bu Arezura, Gayo Maratan denilen ilk insan numunesi yaratık tarafından öldürülen bir şeytani güç olarak tanıtılır.
(2). Druj, yaşayan Kürtçe’deki (Kurmanci) "derew=yalan" ile aynı anlama gelir. Gathalar’da da geçen bu kelime, yer yer direkt Angra Mainyu’nun, yer yer de Aşa’nın karşıtı olan iblisî gücün adıdır.
8. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyada ikinci olarak hangi yer kendisini şiddetli keder içinde hisseder?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: "Orası öyle öyle bir yerdir ki, orada geniş ölçüde insan ve köpeklerin cesetleri gömülür (1)."
Açıklama:
(1). "Yerin Ruhu" veya "Yer Ana" olarak bilinen Armaiti, Zarathuştracılar’ın ve Medler’in düşünce sistemlerinde çok önemli bir yer tutar. O, tüm yeri kapsar. Bundan dolayı şeytani bir fiil olan ölümün sonucu olan ve üstünde et bulunan cesetlerle orası kirletilmemelidir. Medler bundan dolayı ölülerini, üstündeki etler yaban hayvanları tarafından bitirilinceye kadar gömmezlerdi. Onlar, ölülerini insanlardan uzak bir tepenin üstündeki "Daxma" adı verilen sınırlandırılmış, özel bir yerde çürümeye veya yaban hayvanlarına yem olmaya terkederlerdi. Zarathuştracılar’ın da böyle davranıp davranmadıklarını bilmiyoruz. Fakat onların ölülerini gömdükleri hususunda araştırmacıların önemli bir kısmı hemfikirdir.
9. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyada üçüncü olarak hangi yer kendisini şiddetli keder içinde hisseder?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: "Orası öyle bir yerdir ki, orada geniş ölçüde bulunan daxmalarda insanların cesetleri bırakılır (1)."
Açıklama:
(1). Burada bir adım daha atılarak, yerin altı gibi yerin üstünün de ceset taşımaktan rahatsız olduğu bildiriliyor. Bundan dolayı, cesetlerin üstündeki etler yok olduktan sonra geriye kalan kemikler derhal gömülmelidir.
10. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyada dördüncü olarak hangi yer kendisini şiddetli keder içinde hisseder?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: "Orası öyle bir yerdir ki, orada (oranın içinde) Angra Mainyu’nun yaratıklarının inleri boldur."
Açıklama:
Metnin bu kısmı, Zerdüştiler’in; "iblisî" olarak niteledikleri bazı hayvan ve böcekleri öldürmeyi neden bir ibadet olarak kabul ettiklerini izah eder. Onlar böyle yapmakla yeryüzünü, onu kirleten böylesi yaratıklardan temizlerler. Zerdüştiler’e göre bu yaratıklar, aslında öldürülmüyorlar. Çünkü onlar, bir vücuda sahip olan ölülerden veya ölümün kendisinden başka bir şey değildirler. Onlar bunları öldürmekle, "ölümün sahip olduğu vücud"u yok etmiş oluyorlardı.
11. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyada beşinci olarak hangi yer kendisini şiddetli keder içinde hisseder?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: "Ey Spitama Zarathuştra! Orası öyle bir yerdir ki, orada (düşman tarafından öldürülmüş olan) imanlı birinin eş ve çocukları feryat dolu bağırtılar arasında esarete giden kuru ve tozlu yolda süruklenirler."
III
12. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyayı en büyük sevince (gark eden) insanların başında kim gelir?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: "O insan ki, insanların ve köpeklerin cesetlerini gömülü oldukları yerden kazıp çıkarır (odur dünyayı en fazla memnun eden)."
Açıklama:
Çünkü böylece Angra Mainyu’nun eseri olan ölümün maddi dünyadaki sahibini bulduğu etleri kaybolmamış olan ceset, yerin altını kirletemeyecektir.
13. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyayı en büyük sevince (gark eden) insanların ikincisi kimdir?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: " O insan ki, pek çok insanın cesedinin yığıldığı daxmaları yıkar (odur)."
14. Bir insanın tek başına ölü(sünü) taşımasına müsaade etme (1). Eğer böyle yaparsa Nasuş (2) onu burnundan, gözlerinden, dilinden, kulağından (3), seks organından veya kıçından girerek kirletir. Bu Druj, bu Nasuş o (ceset taşıyıcılarının) ifade tarzlarını (4) da kirlettiğinden dolayı, bu insanlar ebediyen (temizlenmemek üzere) kirlenirler.
Açıklamalar:
(1) Zerdüşti din adamları Bu pasajdan, ölü için direkt ağlama veya sızlanma ile ilgili zahiri işaretlerin yasaklandığını çıkarırlar.
(2). Nasuş veya Nasu, çürüme ile ilgili şeytani güçtür. Kullanılan kelimelerin ifade ettiği ruhsal güçleri, direkt ve somutlaştırılmış halleriyle bir yerlerde ararsanız çıkmaza girersiniz. Eski metinlerde somut ve soyut kavramlar hep biribirlerine karışmış durumdadırlar. Bunlardan biri de Nasu’dur. Bir bakarsınız Nasu, ölülerin etlerinden istifade eden leş sineği gibi tarif edilmiştir. Bir başka yerde o, soyut kavramdır ve bulaştığı vücuttan ancak duaların yardımıyla kovulabilir. Metinde Nasu aynı zamanda cesede verilen addır, ki ceset çürümeyi içeren ve şeytani bir eylem olan ölümün yaşayan insanı bulması sonucu, hesap yerine yönelen ruhtan sonra geriye kalan şeydir. Vendidad, bu kavramı çoğu yerde; Nasu=ceset anlamında kullanmıştır.
(3) Metinden anlaşıldığı kadarıyla bu şeytani gücün vücuda girebileceği dokuz delik sayılıyor. Darmesteter burada "çenesinden girer" ibaresini kullanmış. Oysa Haug (1909) yukarıdaki saptamanın da ışığında çeviride geçen "paitiş karena" ibaresiyle çenenin değil de "kulakların" kastedildiğini söyler. "Karena" Kürtçe’de de "sağır" anlamına kullanılan "kerr" kelimesine dikkat çekici bir şekilde yakındır. Bu bakımdan Haug’un belirlemesine katılmakta bir sakınca yoktur.
(4). Bu insanlar, ölüyü taşıdıkları andan itibaren ebediyen yalan ve yanlış şeyler söyleme eğilimine girerler.
15. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyada böyle tek başına ceset taşıyan biri için nasıl bir (tutuklanma) yer(i) olacaktır (hazırlanacaktır)?
Ahura Mazda (şöyle cevapladı: "Bu; yeryüzünde en az suyu ve bitkisi bulunan bir yer olacak, temizlenme merasimleri için en düzgün ve kuru bir yer olacak, oradan en az davar ve yük hayvanı (veya sığır) geçmiş olacak, Ahura Mazda’nın (oğlu olan) Ateş en az bulunmuş olacak, en az (sayıda) kutsanmış baresma demeti ve (en az sayıda) imanlı insanlar oradan geçmiş olacaklar."
16. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı; Sen, Kutsal Biri! (Bu adamın bulunduğu yer) Ateşten ne kadar uzakta olacak? Sudan ne kadar uzakta olacak? Kutsanmış baresma demetinden ne kadar uzakta olacak? İmanlılardan ne kadar uzakta olacak?
17. Ahura Mazda (şöyle cevapladı: "Ateşten otuz adım, sudan otuz adım, Kutsanmış baresma demetinden otuz adım ve İmanlı (insandan) üç adım (uzakta olacak)."
18-19. "Orayı, o yerin üstünü (çevresini) Mazda Tapıcıları bir duvarla çevirecekler (1). O yerde kendisine yiyecek ikmali yapılacak, o yerde kendisine giyecek ikmali yapılacak. (Bu) yiyecekler en kabasından olacak, giyecekler en eskimişinden olacaktır. O bu yiyeceklerle beslenecek, bu elbiseleri eskitecektir. O, hayatını, bir Hana’nın veya bir Zaurura’nın ya da bir Pairista-xşudra’nın (2) yaşına erinceye kadar bu şekilde sürdürecektir."
Açıklamalar:
(1). Bu bahsedilen çevirme yere Avesta, "armest-gah" diyor ki bu kaba anlamıyla bir hapishanedir.
(2). Hana yaşı; takriben 60 yaş cıvarıdır. Zaurura yaşı; yaşından dolayı çalışamaz durumdaki adamın yaşıdır, ki o zamanın insanları takriben 50 yaşlarında bu duruma gelebiliyorlardı. Pairista-xşudra yaşı; iktidarsızlığın yerleştiği yaştır, ki Farhang-i Oim-xaduk’a göre 90 yaşlarındaki insanlar için düşünülüyordu bu durum.
20-21. “…Ve o, bir Hana’nın veya bir Zaurura’nın ya da bir Pairista-xşudra’nın yaşına erdiğinde Mazda Tapıcıları; bir dağın başında, onun derisini yüzmesi ve başını boynundan koparması için kuvvetli, güçlü, usta bir adam temin edecekler. (Daha sonra) onlar bu (boynu koparılmış günahkâr adamın) vücudunu; Ahura Mazda tarafından yaratılmış olan en aç gözlü ceset-yiyici yaratıklara, aç gözlü kuzgunlara şu sözleri söyleyerek teslim edecekler: ’Buradaki adam kendisinin tüm kötü düşüncelerinden, kötü sözlerinden ve kötü eylemlerinden dolayı pişman olmuştur. Eğer o herhangi bir başka kötü eylemde bulunmuşsa, bu (günahı) kendisinin tövbesinden (patita=el etek çekme) dolayı bağışlanmıştır. Eğer o bir diğer kötü eylemde bulunmamışsa, tövbesinden dolayı ebediyete kadar bağışlanmıştır (1).’“
Açıklama:
(1). Görüldüğü gibi cesedi tek başına taşımak suretiyle, Kötü’nün güçlerinin kendisine bulaşmasına müsaade etmek, Zarathuştracılık’ta olmasa da, onun Med versiyonu olan sonraki Zerdüştilik’te en ağır günahlardan biridir. Ama günahkâr şahıs hemen öldürülmez. kendisine bu ve diğer günahlarından pişmanlık duyması için yeteri kadar zaman tanınır. Bunun için hapsedilir.
22. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyayı en büyük sevince (gark eden) insanların üçüncüsü kimdir?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: “O insan ki, Angra Mainyu yaratıklarının inlerini en fazla miktarda tıkar (odur).“
23. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyayı en büyük sevince (gark eden) insanların dördüncüsü kimdir?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: “O insan ki en fazla hububat, ot ve meyva yetiştirir (o dur), Ey Spitama Zarathuştra! O, ki kurumuş toprakları sular, fazla yaş olan toprakları (bataklıkları) kurutur.“
24. “Bu dünya için uzun süre ekilip biçilmemiş bir yer olmaz. O, çifçi tarafından sürülmüştür, ki (bundan dolayı) O, onlar için (insanlar için) iyi (cinsten) bir mesken olmuştur. Böylece bu güzel kadın (yeryüzü), -O ki uzun süre çocuksuzdu-, onlara (insanlara) iyi (cinsten) erkek döller (boğalar) verir.“
25. “Ey Spitama Zarathuştra! O ki toprağı; sol kolu ile ve sağ, sağ kolu ile ve sol işlemiştir; ona (yeryüzü), seven bir gelinin yatağında sevgilisine verdiği gibi, bolluk verecek; (tıpkı) gelinin çocuk verdiği gibi yeryüzü de ona meyva (ürün) verecek.“
26-27. “Ey Spitama Zarathuştra! O ki toprağı; sol kolu ile ve sağ, sağ kolu ile ve sol işlemiştir; ona yeryüzü şöyle seslenecektir: ’ Sen ey insan(oğlu)! (Sen) o (insansın) ki beni sol kolun ile ve sağ, sağ kolun ile ve sol (kolun ile) işledin, buraya (sana) her zaman insanlar gelerek ekmek (bulmak) için yalvaracaklar, burada ben her zaman doğurgan olacağım, buraya her çeşit yiyecek getireceğim, hububat bolluğu getireceğim.’“
28-29. Ey Spitama Zarathuştra! O ki toprağı; sol kolu ile ve sağ, sağ kolu ile ve sol işlememiştir; ona yeryüzü şöyle seslenecektir: ’Sen, ey insan(oğlu)! (Sen) o (insansın) ki beni sol kolunla ve sağ, sağ kolunla ve sol işlemedin, sen her zaman bir yabancının kapısında ekmek dileyenlerden biri olacaksın, orada sen her zaman, bolluk içinde bulunanların sana verecekleri bir kırıntıyı bekleyeceksin.’“
30. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Mazda’nın düzeninin gelişmesine (yayılmasına) sebep olan gıda hangisidir?
31. Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: “Tekrar ve tekrar hububat ekmektir, Ey Spitama Zarathuştra!“
“O ki hububat eker, kutsallığı eker. O, Mazda’nın düzeninin daha ve daha yükselmesini sağlar. O Mazda’nın düzenini, iblisî güçlere karşı yüz kere direnilmiş kadar, bin adak (adamış kadar), onbin dua okunmuş kadar güçlü kılar (1)."
Açıklama:
(1). Arpa ve buğday ekimi, Angra Mainyu’nun yarattığına inanılan zararlı yaratıkları öldürmek kadar hayırlı bir eylem olarak kabul ediliyor.
32. “Ne zaman ki hububat boy verir, iblis tıslar (1),
Ne zaman ki (harmanda) dövülür, iblis vınlar,
Ne zaman ki öğütme işlemi başlar, iblis kükrer,
Ne zaman ki un haline gelir, iblis kaçar.."
33. “Bırak; rahip şu kutsal söylemi halka öğretsin:
Şu (yeterince yemek) yemeyenlerde (2) hiç bir güç bulunmaz;
Ne gayretli dürüstlükler için,
Ne gayretli çiftçilik için,
Ne (de) gayretli erkek çocuk babalığı için.“
Açıklama:
(1). İblis’in tıslaması, sonraki Sünni Kürtler tarafından ıslık çalmak günahtır şeklinde yorumlanmıştır. Bundan dolayı bilhassa yemek yerken ıslık çalan insana “yine şeytanları topluyorsun“ diye çıkışılır.
(2). Görüldüğü gibi bu pasaj bu haliyle açıkça oruç karşıtı bir pasajdır.
34. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Dünyayı en büyük sevince (gark eden) beşinci kişi kimdir?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: “ (1) [O ki toprağı işler, Ey Spitama Zarathuştra! (Sonra bu ürettiğinden) şefkatle ve sofuca (bir şekilde) imanlı birine verir (Aşô-dâd), (o dur)].“
Açıklama:
(1). Vendidad Sada’dan.
35. “ O ki toprağı işlemiştir, Ey Spitama Zarathuştra! (Fakat) şefkatle ve sofuca (bir tarzda) imanlılardan birine (bu kazancından) vermemiştir, biri onu Spenta Armaiti’nin (1) dışındaki karanlığa ve acıya itecektir (veya ’itmiştir’), en kötü yaşam onun olacak ve o tüm acılara katlanmak zorunda olacaktır.“
Açıklama:
(1). Spenta Armaiti; Yer Ana veya Yerin Ruhu olarak kabul edilen tanrısal varlık. Bu itilen yer; cehennemdir.
36. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Eğer bir adam bir köpeğin veya bir insanın cesedini toprağa gömecekse (gömmek zorundaysa) ve eğer o, altı aydan (yarım yıldan) beri (konu ile) ilgilenmemişse, o adam hangi cezayı ödemelidir?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: “Aspahê-astra ile beş yüz vuruş, Sraoşô-karana (1) ile beşyüz vuruş.“
Açıklama:
(1). Aspahê-astra ve Sraoşô-karana’nın aynı şey olduğu; “kırbaç“ veya “at kırbaçı“ anlamına geldiği sanılıyor. Karana; daima Sraoşa’nın elindedir ve O, iblisî güçlerle konuşurken, bu kırbacı onlara doğru tehdit anlamında sallamaktadır. Burada her iki kırbaçtan biri ile vuruş tercih edilecektir veya ikisinden orada mevcut olanı ile 500 vuruş yapılacaktır. Siz bundan sonraki metinlerde de vuruşlar söz konusu olduğunda böyle anlayın.
37. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Eğer bir adam bir köpeğin veya bir insanın cesedini toprağa gömecekse (gömmek zorundaysa) ve eğer o, bir yıl boyunca bununla ilgilenmemişse, hangi cezayı ödeyecektir?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: “Aspahê-astra ile bin vuruş, Sraoşô-karana ile bin vuruş.“
38. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Eğer bir adam bir köpeğin veya bir insanın cesedini toprağa gömecekse ve eğer o, ikinci yıla (girildiği halde konu ile) ilgilenmemişse, o adama hangi ceza var? (Ona) hangi kefaret var? Bu (günahından) hangi temizlik(i yapmakla kurtulur)?
39. Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: “O eylem için ebediyen (kurtuluş olabilecek) hiç bir ceza yoktur, kefaret olabilecek hiç bir şey yoktur, hiç bir yolla bundan temizlenilemez.'
40. Bu (günah) ne zaman böyle (affedilmez) olur?
“Eğer kişi Mazda’nın kanununun öğretmeniyse (rahipse) veya bu konuda eğitilmişse, bu böyledir (bu suçtan onun arınması mümkün değil). Fakat eğer o, Mazda’nın kanununu öğretici biri değilse veya bu konuda eğitilmemişse, o; bunu itiraf etmiş (1) ve bir daha asla böylesi yasak bir eylemde bulunmamaya azmetmişse o zaman Mazda’nın kanunu bu suçu onun üstünden kaldırır.“
Açıklama:
(1). Günahını itiraf edip ondan kurtulmak, görüldüğü gibi Hristiyanlık’tan önce Zerdüştilik’te vardı. Metinde geçen ve benim tarafımdan Mazda’nın “kanunu“ ve “düzeni“ şeklinde çevrilen kelime “jvit-dev-dat“ veya “videvdad“ denilen Vendidad’ın Pehlevi versiyonunda “din“ olarak geçer. Siz bunu bu şekliyle de anlayabilirsiniz.
41. “Ey Spitama Zarathuştra! Mazda Dini gerçekten; günahını itiraf edeni, bu günahın zincirlerinden kurtarır (1), (bu itiraf) güveni ihlal etme suçunu kaldırır (2), (bu itiraf) imanlı birini öldürme suçunu kaldırır (3), (bu itiraf) ceset gömme suçunu kaldırır (4), (bu itiraf) kefareti mümkün olmayan eylem suçunu kaldırır, (bu itiraf) en ağır ceza gerektiren suçun cezasını kaldırır (5), (bu itiraf) her nereden gelirse gelsin, onların tüm günahlarını kaldırır.“
Açıklamalar:
(1). Bu itiraf, eğer o şahıs bu günahı bilerek ve isteyerek işlememişse, onu günahından dolayı verilebilecek olan cezadan korur.
(2). Burada söz konusu olan özel bir durumdur. Zand’a göre, bazıları zenginlerden çalıp (onları soyup) fakirlere vermeyi imanın bir gereği sayarak böylesine bir eyleme girişirler. Bu eylemi yapanların itirafları onları bundan dolayı cezadan kurtarır. Pehlevice’de itirafçı şöyle suçunu şöyle anlatır: “…ez tûbânikan dûzom, ô drigûsan dahom=ben zenginlerden çaldım, fakirlere verdim."
(3). Burada da özel bir durum söz konusudur. İmanlı adam, cezası ölüm olan bir günah işlemiştir (margarzan). O imanlıyı öldüren adam ise bu imanlı kişinin işlediği suçun cezasının ölüm olduğunu biliyor, fakat ceza verme yetkisinin sadece yargıca (Ratu) ait olduğunu bilmeden kanunu uygulamayı kendi eline alıyor. İşte bu adam suçunu itiraf edip, bir daha böyle bir şey yapmaya kalkmazsa affolunur.
(4). Ortada bir ceset var. Adam, ceset gömmenin suç olduğunu biliyor. Fakat köpek ve tilkilerin ölüden kopardıkları parçalarla suyu ve kutsal ateşi kirletme ihtimalleri var. O zaman bu adam, böylesine bir kirlenme ihtimaline karşı kendi düşüncesine göre dindarca davranarak, bu cesedi gömüyor. İşte bu adam suçunu itiraf ederse cezadan kurtulur.
(5). En ağır cezayı gerektiren suç, yüksek faiz alma suçunu işleyen tefecilerin işledikleri suçtur.
42. “Ey Spitama Zarathuştra! Mazda Dini aynı yolla (itiraf yoluyla) süratli esen bir rüzgârın bir ovayı süpürdüğü gibi, imanlı bir adamın tüm kötü düşüncelerini, kötü sözlerini ve kötü eylemlerini temizler.'
“Bırak bundan böyle Senin tüm eylemlerin iyi olsun, Ey Spitama Zarathuştra! Senin günahların için bir tam kefaret, Mazda Dini yardımıyla yürürlüğe (girmiştir).“

ArtistinhO is offline  
Eski 04-08-2007, 08:36 PM   #4 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: Anatoliya Navin
Mesaj: 3,470
Üye No: 2677
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 26792
Rep Puanı : 2678694
Rep Derecesi
ArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond reputeArtistinhO has a reputation beyond repute
Varsayılan


IV. fargard
antlaşmalar ve tecavüzler
1. O adam ki (borç aldığı) bir şeyi, kendisinden (sahibi tarafından) geri vermesi istendiği halde geri vermiyorsa, (o adam) o şeyi çalmış, o (kendisine o eşyayı borç) veren adamı soymuş sayılır (1). Bu (adam), bu şey kendisinin olmuştur düşüncesiyle, komşusunun malını evinde muhafaza ettiği her gün, her gece böyledir (bir hırsızdır).
Açıklama:
(1). Eğer eşyayı alakoyan adam, bu eşyayı geri vermemek düşüncesiyle evinde bulunduruyorsa hırsızdır. Yok eğer kendisinden geri vermesi istendiği halde o şeyi geri vermemekte direniyorsa, soyguncudur. Vendidad’ın Pehlevi versiyonu ise bu bölümü çok değişik bir şekilde tercüme etmiş, işi; 'saygı gösterilmeyi hak eden bir kişiye saygı göstermemek” şeklinde sunmuştur.
II.a
2. Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri! Ey Ahura Mazda; sayı itibariyle kaç çeşit antlaşma vardır?
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: ”(Antlaşmalar) Sayı itibariyle altı tanedirler. Birincisi; sözlü antlaşma, ikincisi; el (sıkarak) yapılan antlaşma, üçüncüsü; bir koyun(u karşılık göstererek) yapılan antlaşma, dördüncüsü; bir öküz(ü karşılık göstererek) yapılan antlaşma, beşincisi; bir insan(ı karşılık göstererek) yapılan antlaşma, altıncısı; iyi bir yerdeki verimli, iyi bir şekilde doğurgan (olan) bir tarla(yı karşılık göstererek) yapılan antlaşmadır (1).”
Açıklama:
(1). Her antlaşmada o antlaşma için adı geçen mal veya varlık için bir ağırlık söz konusu edilir. Videvdad; bir koyunu karşılık olarak gösterip yapılan antlaşmada rol oynayan ağırlığın ”üç stir=se stir” olduğunu kaydeder, ki bir stir, üç dirhem (drahme) değerindedir. Bir öküzünki, oniki stirdir. İnsana gelince iş değişir. İnsan değerindeki antlaşmada; antlaşmanın bozulması halinde ya bozan taraf karşı tarafa (evlenmek üzere) bir kız verecektir, ya da bir öğrenciye öğretmenlik etme vaadini verecektir. İnsan değerindeki antlaşmada ağırlık; 500 stir olarak kabul ediliyor (ya da 2000 dirhem). Tarla, ya da Videvdad’ın kaydettiği gibi köy karşılık olarak gösterilerek yapılan antlaşmanın değeri için de