|
|
#7 (permalink) | |||||||||||
|
NOUN CLAUSE
1. TANIM "Noun Clause" bir tür basit cümle olarak ele alınabilir ve çeviri işlemi de buna göre yapılabilir. Cümle ne kadar karmaşık yapıda gözükürse gözüksün, aşağıdaki bölümlerde yer alan örnek cümlelerden de anlaşılacağı gibi, aslında bir S+V+(O) yapısı mevcuttur ve bu yapı Türkçe'ye Ö+(N)+Y şeklinde aktarılır. 2. "THAT" CLAUSE 2.1. Reported speech a) Normal cümleler - Ann told me that Tom liked beer. (S + V + O + O(S+V+O) ) Ann bana Tom'un biradan hoşlandığını söyledi. b) Emir / İstek cümleleri - We told the boys to keep away from the cake. (S + V + O + O(V+O) ) (Biz) oğlanlara kekten uzak durmalarını söyledik. 2.2. "be" + that "To be" yükleminin ardından, öznenin niteliğini açıklamak için "that" ile bağlanan bölüm kullanılabilir. - My assumption is that inflation will remain a problem.(S + V + O(S+V+O)) Benim tahminim enflasyonun sorun olarak kalaca??(dır). 2.3. realise / see / .. + that Bu yapıda "notice, realise, understand, see, hear, imagine" gibi yüklemlerin ardından "that" ile başlayarak bu yüklemin nitelediği unsur anlatılmaktadır. Çeviri ya da kullanım açısından diğer "Noun Clause" yapılardan bir farklılığı yoktur. - I noticed that he was telling the truth. (S + V + O(S+V+0)) (Ben) onun doğruyu söylemekte olduğunu farkettim. 2.4. İsim, that .. Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik gösterir. - The report, that he will take measurements, justifies me. (S(NOUN+THAT+S+V+O) + V + O) Onun önlemler alacağı (şeklindeki) rapor beni haklı çıkarıyor. 2.5. That ... - That the budget deficit will increase is obvious türü bir cümle çeviri açısından sorun oluşturabilmektedir. Bunun nedeni de cümlenin başındaki "That" kelimesine aldanılıp "Bu ..." ile çeviriye başlanmasıdır. Böyle bir çeviri, yukarıdaki örnek cümle açısından, iki yönden yanlıştır. 1. "That" kelimesi "that book/pen/man" gibi yapılarda olduğu gibi kendisinden sonra gelen ismi niteliyor olsa, bu durumda örnek cümledeki "the" kelimesinin kullanılmaması gerekirdi. 2. Cümle "Bu" kelimesi ile başlanarak aktarılacak ise bu durumda cümle incelendiğinde, - That the budget deficit will increase is obvious S V ? durumu ortaya çıkacaktır. Yani cümlenin sonunda yer alan "is obvious" bölümü ortada kalacaktır. Bu tür cümleler - That the budget deficit will increase is obvious (S( THAT +S+V+O) + V + O) yapısı taşımaktadır ve cümlenin başındaki "That" Türkçe'ye "yüklem + -DIğI / -EcEğI" şeklinde aktarılır. Bütçe açığının artacağı ortada(dır). "That" ile başlayan cümleler "It ... that ..." yapısı ile de oluşturulabilir. - It is obvious that the budget deficit will increase. 3. "WH" CLAUSE "Who(m/se), which, where, when, why, how (much / many / far / tall / .. )" gibi yapıların kullanıld??? cümlelerdir. 3.1. Reported Speech Konuşan kişinin sorularının aktarımıdır. - Peter asked where they had put the box. (S+ V+ O(WH+S+V+O)) Peter (onların) kutuyu nereye koymuş olduklarını sordu. 3.2. WH .. + be + (WH ..) - Why he didn't call the police is a mystery. (S(WH+S+V+O) + V + O) Onun neden polisi aramadığı bir gizem(dir). - What I gave Tom was not what he wanted from me. (S(WH+S+V+O) + V + O(WH+S+V+O)) Benim Tom'a verdiğim şey, onun benden istediği (şey) değildi. 3.3. "be" + WH "To be" yükleminin ardından, öznenin niteliğini açıklamak için "WH" ile bağlanan bölüm kullanılabilir. - The problem is how the children find the way. (S +V + O(WH+S+V+O)) Sorun çocukların yolu nasıl bulacakları (dır). 3.4. realise/see/.. + WH Bu yapıda "notice, realise, understand, see, hear, imagine" gibi yüklemlerin ardından "WH" ile başlayarak bu yüklemin nitelediği unsur anlatılmaktadır. Çeviri ya da kullanım açısından diğer "Noun Clause" yapılardan bir farklılığı yoktur. - His wife cannot understand why Peter refused the offer. (S + V + O(WH+S+V+O)) Karısı Peter'ın teklifi neden reddettiğini anlayamıyor. 3.5. İsim, WH. Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik gösterir. - Your question, why Max didn't tell it, is interesting. (S(NOUN, WH+S+V+O) + V + O) Max'in onu neden anlatmadığı şeklindeki sorun ilginç (tir). 3.6. WH + to WH kelimesini izleyen bölümde "should" ya da "ought to" kullanılması durumunda bu yapı, WH + to olarak kısaltılabilir. - I don't know where I should go. to go. Nereye gideceğimi/gitmem gerektiğini bilmiyorum. 4. "YES/NO" CLAUSE 4.1. Reported Speech Konuşan kişinin bir soru kelimesi (WH) kullanmadan oluşturduğu soruların aktarılmasıdır. - My lawyer asked me if /whether I had sent the form. (S + V + O + O(IF+S+V+O)) Avukatım bana (benim) formu gönderip göndermediğimi sordu. 4.2. whether to "Whether" kelimesini izleyen bölümde "should" ya da "ought to" kullanılması durumunda bu yapı, whether to olarak kısaltılabilir. - The boss doesn't know whether he should believe his excuse / to believe his excuse. Patron onun mazeretine inanmalı mı inanmamalı mı bilemiyor. 4.3. "If" ve "whether" farkı Kullanım açısından "if" ve "whether" çeşitli farklılıklar gösterirler. "Whether" daha geniş bir kullanım alanına sahiptir. a) Whether + cümle + V + (O) yapısında "if" kullanılmaması tavsiye edilir. - Whether he would pass the test was oubtful. Sınavı geçip geçemeyeceği kuşkuluydu. b) "be" + whether yapısında "if" kullanılmaz. - My problem is whether I will get a pay rise. Benim sorunum zam alıp alamayaca??m. c) "preposition" + whether yapısında "if" kullanılmaz. - Everything depends on whether they will come on time. Herşey onların zamanında gelip gelmeyeceklerine bağlı. d) .., whether yapısında "if" kullanılmaz. - You have yet to answer my question, whether I can count on your vote. Daha/Bir de benim, senin oyuna güvenebilir miyim soruma yanıt vermen gerek. e) whether + to yapısında "if" kullanılmaz. - I don't know whether to stay. Kalmalı mıyım, kalmamalı mıyım bilmiyorum. f) whether or not yapısında "if" kullanılmaz. - He didn't tell us whether or not he will be staying with us. Bizimle kalıp kalmayacağını söylemedi. 5. EXCLAMATIVE CLAUSE - He didn't know what a great chance he had missed. Nasıl da / Ne de büyük bir şans kaçırm?? olduğunu bilmiyordu. - It is incredible how fast he can run. O kadar hızlı koşabilmesi inanılmaz (bir şey). Bu yapı kimi zaman iki ayrı anlam taşıyabilir ve doğru anlamın çıkarılması için cümlenin geçtiği metnin içeriğine bakılması gerekebilir. - I told her how late she was. (a) Ona ne kadar geciktiğini söyledim [saatten haber verdim]. (b) Ona ne kadar da geciktiğini söyledim. - They didn't know what mistake they had made. Ne hata yaptıklarını bilmiyorlardı. - They didn't know what a mistake they had made. Nasıl da (büyük) bir hata yapmış olduklarını bilmiyorlardı. 6. INFINITIVE CLAUSE Türkçe'ye "yüklem + -mEk" şeklinde aktarılabilir. 6.1. To .. - To join the army was his only dream. (S(TO+V+O) + V + O) Orduya katılmak tek rüyasıydı. 6.2. To ..+ "be" + to .. - To challenge him is to risk your life. (S(TO+V+O) + V +O(TO+V+O)) Ona meydan okumak kendi yaşamını riske atmaktır. 6.3. .. object + to - My father didn't want me to argue with Tom. /my arguing ... (S + V + O + O(TO+V+O)) Babam (benim) Tom ile münakaşa etmemi istemedi. 6.4. İsim, to .. Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik gösterir. - Your ambition, to become a lawyer, requires hard work. (S(NOUN, TO+V+O) + V + O) (Senin) avukat olma(k) hevesin sıkı çalışma gerektirir. Bu yapının benzeri, "It .." ile sık olarak kullanılır. - It is natural for them to be together. that they are together. that they should be together. - It would be unwise for you to marry her. if you were to marry her. 7. "-ING" CLAUSE Türkçe'ye "yüklem + -mEk" şeklinde aktarılabilir. 7.1. "-ing" .. - Watching TV has been his only enjoyment. (S(-ING+O) + V + O) Televizyon seyretmek onun tek eğlencesi olmuştur. 7.2. "be" + "-ing" - His first job had been selling computers. (S +V + O(-ING+O)) İlk işi bilgisayar satmak olmuştu. 7.3. İsim, "-ing" Bu yapı "Non-defining Relative Clause" ile benzerlik gösterir. - Her thesis, studying cognitive factors, takes up all her time. (S(NOUN, -ING+O) + V + O) Bilişsel unsurları incelemek konulu tezi tüm vaktini alıyor. 7.4. .. my/his/..(=Possessive) + "-ing" - I am against their digging the area. (S +V + O(POSSESSIVE+-ING+O)) (Ben) onların bölgeyi kazmalarına kar??yım. 7.5. My/His/..(=Possessive) + "-ing" .. - My forgetting her name was a great mistake. (S(POSSESSIVE+-ING+O)+V+O) (Benim) onun adını unutmam/unutuşum büyük (bir) hataydı. 7.6. There ... no /any + -ing ... Bu yapının Türkçe'ye aktarılması için her zaman kullanılabilecek bir yol önermek olanaksızdır. - There was no / wasn't any mistaking that voice. O sesi tanımamak / başka seslerle kar??tırmak olanaksızdı. - There is no / isn't any knowing what they will do next. Gelecek sefer ne yapacakları bilinmez. 8. BARE INFINITIVE CLAUSE 8.1. Ettirgen Yapı ("Causative") a) have so. do stg. = birisine birşeyi rica ya da atama yolu ile yaptırmak. - We had the waiter clean the table. Garsona masayı temizlettik. b) get so. to do stg. = birisine ikna yolu ile birşey yaptırmak. - Can you get your father to lend you the car ? Babanı arabayı vermeye ikna edebilir misin ? c) make so. do stg. = birisine birşeyi (zorla) yaptırmak. - I'm not guilty ! They made me do it. Ben suçlu değilim ! Bana onlar yaptırdılar. d) have / get stg. + V3 = birşeyi yaptırmak - She has had her hair dyed. Saçını boyattı. Bu yapıda "get + V3" yerine göre edilgen anlam taşıyabilir. Örneğin, - He got himself beaten cümlesi ettirgen olarak ele alındığında Kendisini dövdürdü anlamı ortaya çıkmaktadır. Oysa yapıyı edilgen olarak ele almak daha iyi olur: Dayak yedi. /Dövüldü. İngilizce ettirgen yapıların çevirisi esnasında sorun oluşturmasa da, yanlışlıkla eklenecek bir "t" harfi yanlış anlam ile sonuçlanabilmektedir. Yani, hatalı olarak "yüklem + -DIrmEk" yerine "yüklem + - DIrtmEk" yapısının kullanılması. İkinci yapının doğru olarak kullanılması aşağıdaki örnekte açıklandığı şekilde olmalıdır. - I've had the car cleaned. ETTİRGEN Arabayı temizlettim. - I've got someone to have the car cleaned. Arabayı (birisine) temizlettirdim. 8.2. but / except İstisna belirten durumlarda "but" ve "except" kelimelerinden sonra gelen yüklem "to" almadan kullanılır. - She did everything but come to the point. Sadede gelmek dışında herşeyi yaptı.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#8 (permalink) | |||||||||||
|
COMPARISON CLAUSE
1. EŞİTSİZLİK 1.1. "... than" yapıları ( = Comparative) Sıfata "daha" niteliği kazandıran "-er" ve "more" eklenmesi ile oluşan yapılardır. sıfat + -er / more + sıfat + than - She is more intelligent than she looks. (O) göründüğünden daha zeki(dir). Bu yapı Türkçe'ye "... -dEn daha + sıfat" şeklinde aktarılır. 1.2. rather than + sıfat / isim Bir kıyaslama cümlesi olmamasına karşın bu kullanım sık sık karıştırılmasından ötürü bu bölümde ele alınmaktadır. - I'd call her hair chestnut rather than brown. Ben onun saçına kahverengiden çok/ziyade kestane diyeceğim/derdim. Bu yapı Türkçe'ye "-dEn çok/ziyade" yapısı ile aktarılır. 1.3. more and more / -er ... -er "Gitgide", "daha da" anlamını katmak amacı ile kıyaslama yapısının tekrarlanması gerekmektedir. - It is getting colder and colder. Hava gitgide soğuyor. - She is becoming more and more aggressive. Gitgide saldırganlaşıyor. 1.4. more + isim "More" kelimesi her zaman bir sıfatı nitelemez. Bazan bir ismin niceliğinin belirtilmesinde de kullanılabilir. - More people than ever leave their villages for a major city. Şimdiye kadar olduğundan daha fazla / Görülmedik sayıda insan büyük şehirde yaşamak için köyünü terkediyor. 1.5. "most" ve "-est" yapıları ( = Superlative ) Sıfata "en" niteliği kazandıran "most" ya da "-est" yapılarının eklen-mesi ile oluşturulur. the/my/.. + isim + sıfat + -est / most + sıfat - My biggest contribution is this monument. Benim en büyük katkım bu anıt(dır). Bu yapı Türkçe'ye "en + sıfat + isim" şeklinde aktarılır. 1.6. most + isim İsim ile kullanıldığı zaman "most" kelimesi bir kıyaslama niteliği getirmemektedir. - Most people do not care about the dangers of pollution. Çoğu insan kirliliğin tehlikelerine aldırış etmemekte. Bu yapı Türkçe'ye "çoğu + isim" şeklinde aktarılır. 1.7. The + comparative, the + comparative - The sooner you come the better (it is). Ne kadar erken gelirsen o kadar iyi (olur). Bu yapı Türkçe'ye "ne kadar ... o kadar" ile aktarılır. 2. EŞİTLİK 2.1. as + sıfat / zarf + as - He is as tall as I am / me. (O) benim kadar uzun boylu(dur). Bu yapı Türkçe'ye "kadar" kullanılarak aktarılabilir. "As" yapısı birden fazla anlam için kullanılabilir. Ayrıntılı bilgi için parantez içinde verilen bölüme bakılması gerekmektedir. as well as - He can't dance as well as me. ("Comparison") - She is clever as well as (being) beautiful. [=yanısıra] as long as - My hair is as long as his. ("Comparison") - I'll work as long as I live. ("Time") - He can come as long as he is sober. ("Condition") as soon as - I'll come in as soon as five minutes. ("Comparison") - As soon as she saw him, she fainted. ("Time") as far as - I went as far as Istanbul. ("Comparison") - As far as I know, she is a vet. ("Comment") 2.2. the same + isim + as - He earns the same (money) as me / I do. Benimle aynı parayı kazanıyor. / Benim kadar kazanıyor. 3. YETERLİLİK VE FAZLALIK 3.1. Sıfat / zarf + enough (for so.) to + yüklem - The water is acidic enough to scare people. Su insanları kaçırtacak kadar asitli. Bu yapı Türkçe'ye "- EcEk / - EbIlEcEk" ile aktarılır. 3.2. too + sıfat / zarf (for so.) to + yüklem - It is too heavy for me to lift. O benim kaldıramayacağım kadar ağır. Bu yapı Türkçe'ye "yüklem + - EmEyEcEk kadar" ya da "yüklem + - EbIlEcEğIndEn çok / fazla" yapıları ile aktarılabilir. 4. MUCH/EVEN/FAR/A LOT/A LITTLE/ A BIT/ALL THE + COMPARATIVE İngilizce'de kıyaslamayı güçlendirmek amacı ile comparative yapının önüne çok ya da biraz anlamı ta??yan kelimeler yerleştirilebilir. Bu yapılar kendi başlarına kıyas oluşturamazlar. Yani, * He is much experienced than the rest of the applicants cümlesi hatalıdır. Doğru cümlenin - He is much more experienced than the rest of the applicants şeklinde olması gerekir. Bu yapılardan much, far, a lot, even, all the Türkçe'ye çok ile, a little ve a bit ise biraz/ bir parça ile aktarılabilir. 5. SO ... THAT / SUCH ... THAT So ... that İngilizce'de so + sıfat + (that) [1] so + zarf + (that) [2] so + sıfat + a(n) + isim + (that) [3] so + many/much/few/little + isim + (that) [4] such ... that ise such + sıfat + isim + (that) [5] şeklinde oluşturulur. - The problem was so difficult that we couldn't solve it. [1] Problem o kadar zordu ki çözemedik. - He spoke so eloquently that everybody congragulated him. [2] O kadar etkili konuştu ki kendisini herkes kutladı. - It was so difficult a problem that we couldn't solve it. [3] - He has so many books that he can't remember how many. [4] O kadar çok kitabı var ki sayısını hatırlayamıyor. - He gave such a wonderful speech that we were astounded. [5] O kadar güzel bir konuşma yaptı ki ağzımız açık kaldı. Bu yapılar Türkçe'ye "o ... kadar ki" şeklinde aktarılır.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#9 (permalink) | |||||||||||
|
TIME CLAUSE
1. TANIM "Time Clause" yapılarda zaman uyumu kuralına dikkat etmek gerekir. Bu cümlelerde, ana cümle ile yan cümlede kullanılan tense uyumlu olmalıdır. Yani, PRESENT PRESENT I never forget to pray before I go to bed. PRESENTFUTURE Will you be there when I arrive at the airport. PASTPAST When we got there, the film was over. "Time Clause" yapılarda zaman uyumu kuralına bir tek since uymamaktadır. I've known him since I left school. PRESENT« PAST 2. TIME BEFORE 2.1.Until/Till KULLANIMI until/till + isim / cümle / -ing ÇEVİRİSİ yüklem + -E / -IncEyE kadar [1] isim + -E kadar [2] - He worked patiently until he completed polishing. [1] Cilalamayı bitirene/bitirinceye kadar sabırla çal??tı. - Until the war, they didn't know any poverty. [2] Savaşa kadar, yoksulluk nedir bilmediler. "Until" ve "by" kelimelerinden hangisinin kullanılaca?? konusu çeviri ya da İngilizce yazma/konuşma esnasında bir tereddüt konusu olabilmektedir. "Until" belirli bir zamana kadar süren bir olay ya da durum için kullanılır. - I have to keep writing until the end of next year. "By" belirli bir zamanda ya da o zamandan önce oluşan bir olay için kullanılır. - My book will be finished by the end of next year. Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da, "by" kelimesinin zaman yapılarında bu tür kullanımında hiçbir zaman bir "conjunction" olarak kullanılamaması, yani, ardından bir S+V+(O) yapısının gelememesidir. 2.2. Before KULLANIMI before + isim / cümle / -ing ÇEVİRİSİ yüklem + -mEdEn önce yüklem + -DEn önce - They left before the door was opened. Kapı açılmadan önce gittiler. 2.3. By the time KULLANIMI by the time + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -EnE kadar - They will have gone by the time we arrive. Biz varana kadar onlar gitmiş olacaklar. 3. SAME TIME 3.1. As KULLANIMI (just) as + cümle ÇEVİRİSİ (tam) ... -(i)ken - As she was walking down the road, she was hit by a lorry. Yolda yürürken (ona) bir kamyon çarptı. 3.2. As long as/So long as KULLANIMI as long as/so long as + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -DIğI sürece/müddetçe - I'll love you as long as I live. Seni yaşadığım sürece seveceğim. 3.3. While/(Whilst) Bu kelimelerden "whilst" çok resmi yapılarda kullanılabilir. KULLANIMI while/whilst + cümle [1] / -ing [2] ÇEVİRİSİ yüklem + -(i)ken - They came while I was sunbathing. [1] Ben güneşlenirken geldiler. - While walking, he stumbled and fell. [2] Yürürken sendeledi ve düştü. 3.4. When/Whenever KULLANIMI when + cümle [1] / sıfat [2] / -ing [3]; whenever + cümle [4] / sıfat [5] ÇEVİRİSİ (her ne) zaman ... -sE yüklem + - DIğI zaman/-E/Ir(i)ken/-DIğI(n)dE/-IncE/ -DIkçE - When I sleep I always snore. [1] Ben uyurken hep horlarım. - Please do your exercise when(ever) possible. [2] Lütfen mümkün olan bir zaman / fırsat bulduğunda al??tırmanı yap. - Be careful when lifting this bag. [3] Bu çantayı kaldırırken dikkatli ol. - She visits her parents whenever she finds time. [4] Ne zaman fırsat bulsa anababasını ziyaret eder. 3.5. Now that KULLANIMI now that + cümle ÇEVİRİSİ için (Hazır) ... yüklem -DIğI [(n)E] göre - Now that everybody is here, we can start the meeting. (Hazır) herkes burada olduğuna göre, toplantıya başlayabiliriz. 3.6. "-ing" - He came in shouting. Bağırarak girdi. Bu yapıya benzer bir yapıda hiç yüklem kullanılmamaktadır: - He came in drunk. (= When he came in he was drunk.) 3.7. During KULLANIMI during + isim ÇEVİRİSİ esnasında - During the storm, a lot of people hid in the cinema. Fırtına esnasında bir çok insan sinemaya s???ndı. 4. TIME AFTER 4.1. After KULLANIMI after + cümle [1] / -ing [2] / isim [3] ÇEVİRİSİ yüklem/isim + -DEn/(mEsIn)In ardından/sonra - After he had seen the murder, he couldn't sleep whole night. [1] Cinayeti gördükten sonra bütün gece uyuyamadı. - After finishing his meal, Peter went to bed. [2] Yemeğini bitirdikten sonra Peter yatmaya gitti. - After the riot, everything is calm and quiet. [3] Ayaklanmanın ardından herşey sessiz ve sakin. 4.2. As soon as KULLANIMI as soon as + cümle [1] / -ing [2] ÇEVİRİSİ yüklem + -Er yüklem + -mEz - As soon as she saw the poster, she burst out a laughter. [1] Posteri görür görmez bir kahkaha patlattı. - As soon as leaving work, he rushes to the bar. [2] İşten çıkar çıkmaz bara koşar. 4.3. Directly/Immediately Bu iki yapı da sık kullanılmaz. KULLANIMI directly/immediately + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -Er yüklem + -mEz - She smiled immediately she heard the news. Haberi duyar duymaz gülümsedi. 4.4. Once KULLANIMI once + cümle [1] / -ing [2] ÇEVİRİSİ Bir kez .. yüklem + -DI mI/-mEyE gör- - Once I make make up my mind, nothing can stop me. [1] Bir kez kararımı verdim mi beni hiçbirşey durduramaz. - Once signing this contract, you will have to obey the rules. [2] (=Once you sign this contract ...) 4.5. Since KULLANIMI since + cümle [1] / -ing [2] / isim [3] ÇEVİRİSİ yüklem + -Den beri/bu yana - He feels much better since he completed his exams. [1] Sınavlarını tamamladığından beri kendisini çok daha iyi hissediyor. - We haven't gone out since visiting you. [2] Sizi ziyaret etmemizden beri(dir) dışarı çıkmadık. - I've been typing since 12. [3] 12'den beri daktilo yazıyorum. 4.6. When/Whenever Kullanım ve çeviri açısından "Same time" başlığı altında ele alınan "when / whenever" ile aynıdır. 4.7. Now that Kullanım ve çeviri açısından "Same time" başlığı altında ele alınan "now that" ile aynıdır. 4.8. No sooner ... than KULLANIM No sooner + had + Subject + V3 + than ..+ Simple Past (Mutlaka devrik yapıda kullanılır) ÇEVİRİ Daha yeni/Henüz ... yüklem + -mIştI ki ... - No sooner had he left than he heard the explosion. Daha yeni çıkmıştı ki patlamayı duydu. 4.9. Hardly/Scarcely ... when Kullanım ve çeviri açısından "No sooner ... than" yapısı ile aynıdır. Mutlaka devrik yapıda kullanılır. 4.10. On, upon "-ing" başlığı altında (aşağıda) ele alınmaktadır. 4.11. (only) to ... Geçici bir durumu göstermek ve durumun ortaya çıkardığı sonucu ifade etmek için kullanılır. - I rushed to the door to discover it was locked cümlesinde "to discover" yapısı "in order to discover" anlamı taşımamaktadır, zira bu anlamı taşıyor olsa kapının kilitli olduğunu bile bile kapıya gitme söz konusu olacaktır. * Kapının kilitli olduğunu keşfetmek için kapıya koştum. Bu yapının gerçek karşılığı ... to discover = and I discovered yaklaşımı ile Kapıya koştum ve kilitli olduğunu farkettim şeklinde olacaktır. - I woke up one morning to find myself on the floor. Bir sabah uyandığımda kendimi yerde buldum. - She turned the corner, to find the car gone. Köşeyi döndü ve arabanın orada olmadığını gördü. - The curtain parted, to reveal a market scene. Perde açıldı ve ortaya bir pazar dekoru çıktı. 4.12. yüklem + to + yüklem Aslında "yüklem + and + yüklem" şeklinde kullanılabilecek bir yapıdır ve uzunca bir süreye bağlı bir sonucu ifade eder. - She lived to be 100. (= and she became 100.) - The show went on to become a great success. 5. "-ing" 5.1. Same time (= When) - Returning to the village, I met an old friend. Köye döndüğümde eski bir arkadaşla kar??laştım. - (On/Upon) receiving the letter, you should reply immediately. Mektubu alınca hemen yanıtlaman gerek. "-ing" yapısı ile "time" ve "reason" anlatıldığı zaman ana cümlenin ve yan cümlenin öznesinin aynı olması gerekir. - When I returned to the village I met an old friend. (= Returning to the village I met an old friend.) 5.2. Time after (= When/After) "Having + V3" yapısı ile oluşturulur. - Having completed his study he submitted it to the committee. (= After he had completed ...) 5.3. (By) + "-ing" Bu yapı zaman belirtmesinin yanısıra neden (= reason) de belirtebilir. - By taking advantage of the darkness, he escaped. Karanlıktan yararlanarak kaçtı. 5.4. ..., "ing" - He rose to his feet, spilling coffee on his pants. (= When he was rising to his feet, he spilt coffee on his pants.) 6. Past participle (= V3) Bu yapı edilgen (=passive) özellik ta??maktadır. - (When it is) taken as it is, the sentence will mean nothing. Olduğu gibi ele alındığında bu cümle bir anlam taşımaz.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#10 (permalink) | |||||||||||||
|
CONDITION CLAUSE
1. IF 1.1. First conditional Şu an ya da geleceğe ait gerçekleşmesi mümkün olasılık anlatır. KULLANIMI If + Simple present, Future/Present tense ÇEVİRİSİ -EcEk (Eğer) ... -I/Er ise, ... -I/Er - If nothing is done about high rate of population growth, world population will have doubled by the year 2000. Eğer hızlı nüfus artışı oranı konusunda birşeyler yapılmazsa dünya nüfusu 2000 yılına gelindiğinde iki katına çıkmış olacak. DEVRİK YAPI - Should you see her, give her the message. Onu görecek olursan mesajı ilet. 1.2. Second Conditional Şu an ya da geleceğe ait gerçekleşmesi pek mümkün olmayan olasılık anlatır. KULLANIMI would (be able to) If + Simple past, could might ÇEVİRİSİ (Eğer) ... -sE(ydI), ... -I/ErdI - If you were a man, I'd slap you here and now. Erkek olsaydın seni şimdi şurada seni tokatlardım. DEVRİK YAPI - Were you a man, I'd slap you here and now. 1.3. Third Conditional Geçmişe ait ve gerçekleşmesi artık mümkün olmayan olasılık anlatır. KULLANIMI could A. If + Past Perfect, would + have + V3 [1] might could B. If + Past Perfect, would + V1 + (now) [2] might would would C. If + + have + V3, could + have + V3 [3] could might ÇEVİRİSİ A. -sEydi (Eğer) , ... -I/ErdI -mIş olsaydı - If he had known the result he wouldn't have been so happy. [1] Sonucu bilmiş olsaydı o kadar mutlu olmazdı. B. -sEydi (Eğer) , (şimdi) ... -I/ErdI -mIş olsaydı - If you had been more careful, you'd be earning more. [2] Daha dikkatli olmuş olsaydın (şimdi) fazla kazanıyor olurdun. C. -sEydi (Eğer) , ... -EbIlIrdI -mIş olsaydı - I could have helped him if I could have swum. [3] Yüzebilseydim ona yardım edebilirdim. DEVRİK YAPI - Had he been more careful, he could have won. 1.4. If + should Az bir gerçekleşme olasılığı gösterir. - If you should see him, let me know. Onu görecek olursan haberim olsun. 1.5. If + happen to "If + should" yapısı ile aynı anlamdadır. 1.6. If + were to "Were to" yapısı gelecekte gerçekleşme olasılığı az bir olayı anlatmada kullanılabilir. - What would you do if a war were to break out ? Savaş çıkacak olsa ne yapardın ? "Were to" yapısı zorlayıcı bir öneri ifade edebilir. - If you were to move your chair a bit, we could all sit down comfortably. Sandalyeni biraz oynatırsan hepimiz rahatça oturabiliriz. 1.7. If it weren't for Bu yapı olayın bir başka olayı değiştirdiğini/etkilediğini göstermede kullanılır. - If it weren't for his wife's money, he'd never be a boss. Karısının parası olmasa asla patron olamaz. 1.8. If it hadn't been for "If it weren't for" yapısının geçmiş zaman halidir. - If it hadn't been for your help, she could have gone to prison. Senin yardımın olmasa hapishaneye düşebilirdi. 1.9. But for "If it hadn't been for" yapısı ile aynı anlamı taşır. - But for you, I could have given up long ago. Sen olmasan uzun süre önce vazgeçmiş olurdum. 1.10. If only (= I wish ...) A) If only + Past tense - If only I had more money, I could buy a drink. (Keşke) daha fazla param olsaydı, içecek birşey alırdım. - If only you hadn't told Jackie the truth, everything would have been all right. (Keşke) Jackie'ye gerçeği anlatmamış olsaydın, herşey yolunda olurdu. B) If only + would/could Bu yapı istek/amaç belirtir. - If only she wouldn't speak all the time, she'd make a perfect guest. (Bir de) sürekli konuşması olmasa kusursuz bir konuk olurdu. - If only he wouldn't snore ! Bir de horlamasa ! 2. AS LONG AS, SO LONG AS KULLANIMI as long as, so long as + cümle ÇEVİRİSİ - DIğI sürece/takdirde - She can come in as long as she promises to keep silent. Sessiz durmaya söz verdiği takdirde içeri girebilir. 3. ASSUMING, PROVIDED, PROVIDING, SUPPOSING KULLANIMI assuming/provided/providing/supposing + (that) + cümle ÇEVİRİSİ Assuming/supposing -DIğInI varsayarsak/varsayınca Provided/providing -mEsI koşulu ile/-DIğI takdirde - Assuming that the journey will take a full day, we may except him any minute. Yolculuğun bir tam gün süreceğini varsayarsak onu her an için bekleyebiliriz / her an gelebilir. - You can borrow the car provided that you promise to drive carefully. Dikkatli sürmeye söz verdiğin takdirde arabayı ödünç alabilirsin. 4. IN CASE KULLANIMI in case + cümle ÇEVİRİSİ - sE diye - Buy another bottle of vodka in case more people come. Fazla insan gelirse diye bir şişe votka daha al. Bu yapı "in case of + isim/-ing" ( ... "durumunda") şeklinde de kullanılabilir. - In case of a fire, use the side doors. - In case of meeting him, do not offer to shake hands. "Just in case" kullanımı ise "ne olur ne olmaz" anlamını yansıtır. - "Why do you always carry that umbrella ?" - "Just in case." 5. IN THE EVENT THAT, JUST SO (THAT), ON CONDITION (THAT) KULLANIMI in the event that just so (that) + cümle on condition (that) ÇEVİRİSİ -mEsI durumunda/-DIğI takdirde - In the event that the police ask you your address, you are not legally bound to give it. Polis adresinizi soracak olursa/Polisin adresinizi sorması durumunda yasal açıdan söylemek zorunda değilsiniz. 6. UNLESS KULLANIMI unless + cümle ÇEVİRİSİ -mEz ise/-mEmEsI durumunda - I'll quit unless I'm given a pay rise. Maaşım artırılmazsa ayrılacağım. 7. GIVEN KULLANIMI given (that) + cümle ÇEVİRİSİ olsa, -mEsI durumunda - Given that x = y, then n(x+a) = n(y+a) must also be true. x = y ise bu durumda n(x+a) = n(y+a)'nın da doğru olması gerekir. Given yapısı "rağmen" anlamını taşıyan cümle olarak da kullanılabilir. 8. WISH Dilek belirten bir yapı olarak "I wish / He wishes / .. " çeşitli zamanlarla birlikte kullanılabilir. Bu zamanın seçimi elbette cümlenin oluşturulduğu duruma bağlıdır. Durum Wish (Simple Present) I'm not rich. I wish I was/were rich. I don't earn a lot. I wish I earned a lot. She talks a lot. I wish she didn't talk a lot. (Present Continuous) It's raining. I wish it wasn't/weren't rainining. She is studying. I wish she wasn't/weren't studying. (Simple Past) She didn't come. I wish she had come. (Present Perfect) He has lost it. He wishes he hadn't lost it. ("Will") You will always complain. I wish you wouldn't complain. He will sing all the time. I wish he wouldn't sing. Bu yapılar Türkçe'ye "keşke" olarak aktarılabilir. PLACE CLAUSE 1. WHERE KULLANIMI where + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -DIğI yerde - Where I come from, this is called injustice. Benim geldiğim yerde buna haksızlık derler. 2. WHEREVER KULLANIMI wherever + cümle ÇEVİRİSİ (neresi olursa orada) yüklem + -DIğI her yer(d)e/yerin - They went wherever they expected to find work. İş bulmayı umdukları her yere gittiler.
__________________ |
|||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| baba ben nasıl oldum | RoJa__WeYSeL | Komik Yazılar, Fıkralar | 13 | 11-08-2007 04:01 PM |
| Kalıcı makyaj nasıl yapılır? | rojda_06 | Güzellik, Bakım ve Diyet | 0 | 08-04-2007 10:19 PM |
| Kanama Kontrolü NasıL YapıLır ? | esas | Genel Sağlık | 0 | 16-01-2007 08:26 AM |
| mumya nasıl yapılır? | O.Ç.İsmet | İlginç Konular | 10 | 11-01-2007 12:19 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.