|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Tamirci Çırağı
bir ateş düştü yanar ha yanar yanar ümit gönlümün ekmeği umar ha umar umar elleri ak yumuk yumuk , ojeli tırnakları nerelere gizlesin şu avucum nasırları otomobili tamire geldi dün bizim tamirhaneye görür görmez vurularak başladım ben sevmeye ayağında uzun etek dalga dalga saçları ustam seslendi uzaktan oğlum al takımları bi romanda okumuştum buna benzer bir şeyi cildi parlak kağıt kaplı, pahalı bir kitaptı ne olmuş nasıl olmuşsa aşık olmuştu genç kız yine böyle bir durumda tamirci çırapına ustama dedim ki bugün giymeyim tulumları arkası kuşlu aynamda taradım saçlarımı gelecekti bugün geri arabayı almaya o romandaki hayali belki gerçek yapmaya durdu zaman durdu dünya girdi içeri kapıdan öylece bakakaldım gözümü ayırmadan arabanın kapısını açtım , açtım girsin içeri kalktı hilal kaşları sordu kim bu serseri çekti gitti arabayla egzozuna boğuldum gözümde tomurcuk yaşlar ağır ağır doğruldum ustam geldi sırtıma vurdu unut dedi romanları işçisin sen işçi kal giy dedi tulumları Namus Belası mahpus damlarina ögüt veren bol olur Toplasan o ögütleri burdan köye yol olur Ana baba baci kardas dar günümde el olur Namus belasina kardas döktügümüz kan bizim Hep bir halli Turhalliyiz biz bize benzeriz Yüz bin kere tövbe eder gene sarap içeriz At bizim,avrat bizim,silah bizim,san bizim Namus belasina kardas yatariz zindan bizim Kiz gelinim suna boylum doyamadan biz bize Besmeleyle yüzün açip oturmadan diz dize Almis kaçirmislar seni çökertmisler issiza Namus belasina kardas kiydigimiz can bizim Agam kurban pasam kurban hallarimi eyledim Ne bir eksik ne bir fazla hepsi tamam söyledim Kir kalemi! Kes cezami! Yasamayi neyleyim? Namus belasina kardas verdigimiz can bizim Allah Yar Dervişanız hak dost deriz Dervişanız dervişan Allah yar yar Bu can emanet bu bedene Sonunda sararlar kefene Allah yar yar Yol bir akıl bir Bak da görebil Sev korkma sakın Rab sana yakın Allah yar yar Üç var yedi var Oniki var kırk var Altı bin altıyüzaltmışaltı inen var Allah yar yar Bindik Bir Alamete alamete Gidiyoz kıyamete Yol dediğin yol gibi Ulaşmalı bir yere Biz dön baba dönelim Geliyoz aynı yere Bu döngü kısır döngü Başı varda sonu yok Dönüyom dönemiyom Sonunda bir çıkış yok Yerel ve genel seçim Seçin bakalım seçin Ki dön baba dönelim Aynı yere gelelim Çete çeteye çatmış Çete çete içinde Battık buruna kadar Cafer getir peçete Nush ile uslanmam ben Etmeli beni tekdir Tekdirden anlamazsam Artık hakkım kötektir Eskiden adam gibi Oturur meze yerdik Şimdi meze yer gibi Oturup adam yiyoz O zaman siz buna Müstehaksınız len! Deşer de Geçer bir neşter darbesi Senin bu ihanetin Sımsıcak kanayan yaramı Yarar da diri diri Deşer de geçer Gözlerim sanki patlamış kan çıbanları Akan gözyaşlarım değil asla Kanlı bir irin gibidir Ellerimden kopan eller Senin ellerin ise... Ellerimden kopan eller Senin ellerin ise... Gittiğin o gecenin O korkunç ıssızlığında Ihanetin,etimin çırılçıplağında Sinsice dolaşan,kapkara Bir akrep gibidir... Hudey Hudey yanıl alma olsan Dalımda bitmeye gelsen Ben bir gümüş çövmen olsam Çeksem indirsem ne dersin Sen bir gümüş çövmen olsan Çekip indirmeye gelsen Ben bir güzel keklik olsam Bir bir toplasam ne dersin Sen bir güzel keklik olsan Bir bir toplamaya gelsen Ben bir yavru şahan olsam Kapsam kaldırsam ne dersin Sen bir sulu sepken olsan Kanadım kırmaya gelsen Ben bir deli poyraz olsam Tepsem dağıtsam ne dersin Sen bir deli poyraz olsan Tepip dağıtmaya gelsen Ben bir ulu hasta olsam Yoluna yatsam ne dersin Sen bir ulu hasta olsan Yoluma yatmaya gelsen Ben bir azrail olsam Canını alsam ne dersin Sen bir azrail olsan Canımı almaya gelsen Ben bir cennetlik kul olsam Cennete girsem ne dersin Sen bir cennetlik kul olsan Cennete girmeye gelsen Pir sultan üstadım bulsak Bilece girsek ne dersin Hikaye dudaklarin pembe Ellerin beyaz Al tut ellerimi bebek Tut biraz. Benim dogdugum köylerde Ceviz agaclari yoktu. Ben bu yuzden serinlige hasretim Okşa biraz. Benim dogdugum köylerde Bugday tarlalari yoktu. Dagit saclarini bebek. Savur biraz. Benim doğduğum köylerde Şimal rüzgarlari eserdi. Ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır Öp biraz. Benim doğduğum köyleri Akşamlari eşkıyalar basardiı Ben bu yuzden yalnizligi hic sevmem Konuş biraz. Benim dogdugum köylerde İnsanlar gulmesini bilmezdi Ben bu yuzden boyle naçar kalmisim Güldür biraz. Sen Türkiyem gibi aydinlik ve güzelsin. Benim dogdugum koylerde guzeldi Sen de anlat dogdugun yerleri Anlat biraz. Islak Islak nemi mi düsmüs gözlerine Ne olur islak islak bakma öyle Saçini dök sineme derdini söyle Yeter ki islak islak bakma öyle Sürerim buluttan tarlalari Yagmurlar ekerim gögün gögsüne Güneste demlerim senin çayini Yüregimden süzer öyle veririm Ben felegin su çarkina çomak sokarim Ben felegin tekerine çomak sokarim Yeter ki islak islak bakma öyle Karam Paramparça etmiş, Kara sütü kara sevdayla seni... Ve kara memelerinde dişlerin asi, Karadır upuzun yattığın gece. Felek, ah ettirir, boynun kıl-ince... Cihanlar, çocuklar, kuşlar içinde Sızlar bir yerlerin Adsız ve kayıp Sızlar, usul usul dargın, Ve kan tadında bir konca, Damıtır kendini mısralarınca De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi kalemin yazısı, Zorlu yazısı, Belenda? Anadan doğma nişan mı, Sütlü barut damgası mı, Bir gece parçası mı kaburgandaki? Kız kakülü ne hal eylermiş teni, Ellerin, deli hoyrat, Ellerin susuz, yangın. Ellerin ooooy afarga... De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi güzelin diş yeri Mavi diş yeri, Sevdanda? Vurmuş, Demirlerin çapraz gölgesi, Alnın galip ve serin. Künyen çizileli kaç yıldız uçtu Kaç ayva sarardı,kaç kız sevişti, Gelmemiş kimselerin. De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi zehirin meltemi, Saran meltemi, Hülyanda? Hakikatlı dostun muydu, Can koyduğun ustan mıydı, Bir uyumaz hasmın mıydı, "Ooooof"de bunlar olsun muydu. De be aslan karam, De yiğit karam, Hangi kahpenin hançeri, Saklı hançeri, Yaranda? Kerkük Zindanı zindanına attılar beni Mazlumlar sürüsüne kattılar beni Bir yanım dağladılar ateşle annem Ne suçum ne günahım yaktılar beni Türkmen obalarından göçen anneler Ne yuvaları kalmış ne de haneler Gökkubbeyi sarar mazlum feryadım Elbette birgün güler bize seneler Obur Dünya içilir suyu Kimseye benzemez huyu Nice muhlis akarsuyu Yedin yine doymadın mı? Seni okuyup yazanı Yunus gibi bir ozanı Koskocaman pir sultan’ı Yedin yine doymadın mı? Hacı bektaş-ı veli’yi İmam hasan hüseyin’i O mübarek mevlana’yı Yedin yine doymadın mı? Fani kurmuşsun temeli Bilmem sana ne demeli Koca mustafa kemal’i Yedin yine doymadın mı? Dünya dünya yalan dünya Karnı büyük obur dünya Yedin yine doymadın mı? Resimdeki Gözyaşları belki hayattan, Geçmisteki günlerden Bir teselli ararsin, Bak o zaman resmime, Gör o akan yaslari. Benden sana son kalan, Bir küçük resim simdi, Cevap veremez ama, Aglar yalnizligima. Ve iste arda kalan Bir avuç ani simdi, Koyup da bir basima, Birakip gittin beni. Sen yalniz degilsin, Biliyorum, nerdesin. Bu üzerdi beni, Yasasaydim ve görseydim. Safinaz doğmadan uyandı kapıcı Kasım Arandıda yaktı ilk Bafrasını Sonra kalktı kaloriferi Dışarıda yaman bir ayaz vardı Asiye karısı, kızı Safinaz Uyuyorlardı sessiz, upuzun Dün bütün gün on numarada çamaşırdaydılar Ellerin kirini yugmaktan yorgun Yeni bir gün diye düşünmedi ki Değişik ne olacaktı ki Onca daire onca merdiven Ekmek al, bakkala git, çöp dök çöp. Yaktı ocağı çayı demledi Sonra da kaldırdı Asiyesini Ben çıkıyorum dedi siparişlere Gecikmesin kızı uyandır dedi Asiye kadın zorla yekindi of dedi bir of anam anam Kızım Safinaz kalk okul vakti Daha çok uykum var uykum var anam Güz günü dökülen yapraklar gibi Öyle farksızca geçerken yıllar Asiye temizlikte Kasım inçıkta Safinaz orta ikiye başlar Okusun tek taş çekerim sırtımda Okusun kul olmasın ellere diyen Kasım Geçtikçe sınıfları Safinaz yıl sonunda Kasılıyordu kapıcı Kasım,kasım kasım Herşeyin fiatı artıyordu ancak Et, süt, bez, tuz ve yakacak Ve kitap ve defter ve kalem ve de açacak Artmayan tek şey aylığıydı Kasımın Artmayan tek şey aylığıydı ancak. Fiatlar artıyordu Kasımın ücreti sabit Fiatlar artıyordu Safinaz okuyordu Safinazın okuduğu kitaplar yazıyordu Bir doktorun işçiden şerefli olduğunu Fiatlar artıyordu Kasımın ücreti sabit Kasımın ücreti fiatlara yetmiyordu Birkaç ay daha sıktı dişini kapıcı Kasım Safinaz artık okula gidemiyordu. Mecburdu Safinaz da artık çalışmaya Aile bütçesine katkıda bulunmaya Okul önlüklerini ağlayarak çıkardı Daha ondördünde fabrikaya başladı Safinaz. Gine erken kalkıyordu Safinaz sabahları Her sabah geçerek o aynı sokaktan Kendi gibi insanlarla doldurup fabrikaları Kendi gibilerine satıyorlardı malları. Safinaz ondördünde at gibi çalışıyor Sendika yok, sigorta yok, iş güvenliği de yok. Safinaz hafta sonları sinemaya gidiyor Bekliyor filmlerdeki o zengin bey çocuğunu. Kendinden büyük kızlar kuaföre gidiyorlar Hafta sonları boyalar sürüyorlar yüzlerine Pazartesileri localardan sözediyorlar Safinaz anlamadan bakıyor yüzlerine. Safinaz foto roman okuyor, Safinaz kupon kesiyor Babası kader diyor, piyango bileti alıyor Gündengüne yaşlanıyor dertleniyor anası Safinaz eve erken gelmekten sıkılıyor. O aybaşı, aylığından pudra aldı kendine Bir çift uzun çorap, topuklu ayakkabı Pudrayı sürüp sürüp aynada baktı yüzüne Ve o hafta sonu eve biraz daha geç geldi Bir emeklinin oğluyum adım Niyazi Jön Niyazi de derler dostlar sağolsun Lise sondan terk okul durumu Fabrikada muhasebeye takılıyorum. Peder sağolsun levazımcıydı Çok dostları vardı o zamanlardan Eskiden yağ tüccarıymış şimdiki patron Babamın dostuymuş o zamanlardan. Okulda çok çaktım matematikten Şimdi matematikten buluyorum yolumu Ne biçim dünya bu dinine yandığım, Aç bir ufak daha kafamızı bulalım. Ha onu diyordum abiler adım Niyazi, Jön Niyazi de derler dostlar sağolsun Geçenlerde bir yavru düştü fabrikaya, mmmm fıstık gibi, ama adı biraz faul Yani Aysel diğil, Canan diğil adı Safinaz... Hoş hepisi naz olsa ne yazar. Geçende karşılaştık iş çıkışında, çaktım beykozu dedim. "Haftasonu, hani anlarsınya... "Bir kötü pudra sürmüş çıktı da geldi. Keh, keh, keh, keh, keh. Aylardan Ramazan, teravih sonrası Namazdan dönene dek bekledi karısı Gelince Kasım usul usul dokandı Bu kızda bir haller var dedi Asiye Kasım irkildi "Nola" dedi "Nolabilirki?" Asiye sustu başını önüne eğdi Sonra da fısıldar gibi konuştu Asiye Dün gece sayıklıyordu "Yapma Niyazi" Kasım dellendi fırladı yerinden Tutup dövdü kızı Allah yarattı demeden Hiç ağlamadı Safinaz öylece baktı babasına O akşam çıktı gitti ve bir daha eve hiç dönmedi Baba evinden çıkıp gitmek kurtuluş mu kurtuluş mu? Düşündü mü bu yolun sonu düzlük mü ya yokuş mu? Varacağın en son nokta doğru mu yanlış mı? Nereye Safinaz? Niyaziden hayır umma, ilaçsız bir kele benzer Fabrikadan yömiyen söylesene neye yeter Bak duruyor hususiler el ediyor cici beyler Nereye Safinaz? Genelevde sermayesin patron alır kazancını Dostun kumarda kaybeder senden çıkarır hıncını Yıllar geçer sen çökersin dilenirsin aç avucunu Nereye Safinaz? Bazen şansın yaver gider, biri çıkar evlenirsin Bazen açarsın gözünü bir genelev işletirsin Söylesenize Safinazlar, bütün bunlar kurtuluş mu? KURTULUŞ NEREDE NEREDE SAFİNAZ? ONBİNLERCE SAFİNAZ KURTULUŞ NEREDE? Sakın Dönme gittin, Dönmesen de olur Hatta hiç dönmesen, Çok daha iyi olur Madem ki çektin gittin, Gelmesen de olur Giderken,beynindeki o gri hücreler Neyi emretti bilemem ki Şimdi,ince pişmanlıklar artık Fayda getirmez Dedim ya,hiç dönmesen daha iyi olur... Sakın dönme,sakın dönme Kalbimdeki bıraktığın yeri yıkma Gitmek çok kolay,lakin dönmek acıdır Hatta utanç verici... Yakıştıramam sana ben utançları Olsa olsa usançtır yaşadığın Usanmasan benden,gidermiydin Gidermiydin söyle Ama çektin gittin,sakın dönme Bağışlamak allah’ın işi Seni ben nasıl bağışlayabilirim ki Yaşım geldi vurdu geçti artık Çoktan elliyi Sakın ha sakın ha Sakın ha geri dönme Sen Duymadın ezdim sana Bal süzdüm Yüregimden misra çektim Şiir düzdüm Bir fısıltıya hapsettim Bütün çigliklarimi Gel dedim! Bir yer duydu Bir gök duydu Su duydu Sen duymadin Vazoya çiçek koydum Mum yaktım Işıklari söndürüp Resmine baktim Gözlerine esir ettim Tepeden tırnağımı Al dedim! Bir yer duydu Bir gök duydu Su duydu Sen duymadın |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
Ülkem Benim
benim Garib hüzünler içinde mahzun... Ülkem benim Boynunu asla bükme Bükme o mağrur boynunu.. Ülkem benim! Seviyorum seni hiç bir şeyi Sevmediğim gibi...ülkem.. Memleketim Üzme asla canını Hangi günü gördün akşamı olmamış Elbet hak dönemidir Bulur herşey yerli yerini Memleketim,memleketlim Memleketim benim,memleketlim Aldığımdan daha güzel Veremezsem seni çoluk çocuğuma Lanet olsun bana... Hele okudukça istiklal harbini Inan bana..! Ülkem benim,memleketim Canım cananım Yegane sevgilim Hiçbirşey uğruna vazgeçemediğim Memleketim..! Ölüm bana sırıtarak gel Ölümü öp n’olur Yüzünde,o tanıdık riyakarlık Çünkü nice dost dediklerim, Sarılıp öptüklerim, Suratlarında aynı eda Ve sahtekarlık Elbette haksın,haktan gelirsin Kimi gördük ki,dünyaya Kazık kakmış da kalmış Heykelin bile dikilse Sen öldükten sonra Bakarsın tepene kuşlar kakalmış Cahar atıp şeş oynasami Gene yenersin beni Ölüm bana gülerek gel Ölümü öp n’olur Sırtımdan vurdurma beni Alnıma sık kurşunu Karşıma geç,yüzüme bak ve Öttür baykuşunu.. Beni sordun mu ölüm Ikiz kardeşin doğuma Bağlayan ne çözen ne Bu hayat denen düğümü Kimi havyar yerken Kimi soğan cücüğünü Üç beş arşın beze sarar Öyle gidersin Şah Mat mı Padişah mı pence-i kahrımda Olurken lerzan Beni bir gözleri ahuya zebun ettin felek Kırklar meydanına vardım Gel beri ey can dediler Izzet ile selam verdim Gir işte meydan dediler Kırklar bir yerde durdular Otur deyi yer verdiler Meydana sofra kurdular Lokmamıza ban dediler Düşme dünya minnetine Talip ol hak hazretine Ab-ı kevser şerbetine Parmağını ban dediler Gördüğünü gözün ile Beyan etme sözün ile Neden sonra bizim ile Olursun mihman dediler Şah hatıyı konmuş burda Tazece uğramış derde Mürşitten açılır perde Gör şimdi ey can dediler
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
Şeyh Bedreddin Destanı
Sıcaktı sıcak. Sapı kanlı, demiri kör bir bıçaktı sıcak Sıcaktı. Bulutlar doluydular, Bulutlar boşanacak boşanacaktı. O kımıldanmadan baktı, kayalardan iki gözü iki kartal gibi indi ovaya. Orda en yumuşak, en sert en tutumlu, en cömert, en seven, en büyük, en güzel kadın; TOPRAK Nerdeyse doğuracak doğuracaktı. Sıcaktı. Baktı Karaburun Dağlarından O Baktı bu toprağın sonundaki ufka çatarak kaşlarını; Kırlarda çocuk başlarını kanlı gelincikler gibi koparıp, Çırılçıplak çığlıkları sürükleyip peşinde, Bes tuğlu bir yangın geliyordu karşıdan ufku sarıp. Bu gelen Şehzade Murattı Hükmü Humayun sadır olmuştu ki Şehzade Muratın ismine Aydın eline varıp Bedreddin halifesi mühid Mustafanın başına ine. Sıcaktı. Bedreddin halifesi mühid Mustafa baktı, baktı köylü Mustafa baktı korkmadan, kızmadan, gülmeden. Baktı dimdik dosdoğru. Baktı O. En yumuşak, en sert, en tutumlu, en cömert, en seven, en büyük, en güzel kadın; TOPRAK Nerdeyse doğuracak doğuracaktı. Baktı Bedreddin yiğitleri kayalardan ufka baktılar. Gitgide yaklaşıyordu bu toprağın sonu fermanlı bir ölüm kuşunun kanatlarıyla. Bu kayalardan bakanlar,onu üzümü, inciri, narı; tüyleri baldan sarı, sütleri baldan koyu davarlan, ince belli aslan yeleli atlarıyla, duvarsız ve sınırsız bir kardeş sofrası gibi açmıştılar. Sıcaktı. Baktı. Bedreddin yiğitleri baktılar ufka... en yumuşak, en sert, en tutumlu, en cömert, en seven, en büyük, en güzel kadın; TOPRAK Nerdeyse doğuracak, doğuracaktı. Sıcaktı. Bulutlar doluydular. Nerdeyse tatlı bir söz gibi ilk damla düşecekti yere Birdenbire kayalardan dökülür, gökten yağar, yerden biter gibi, bu toprağın verdiği en son eser gibi Bedreddin yiğitleri şehzade ordusunun karşısına çıktılar. Dikişsiz ak tibaslı baş açık, yalnayak ve yalınkılıçlılar. Mübalağa cenkolundu. Aydının Türk köylüleri, sakızlı Rum gemiciler, Yahudi esnaflan, onbin mühim yoldaşı Börklüce Mustafanın düşman ormanına onbin balta gibi daldı. Bayrakları al, yeşil, kalkanları kakma, tolgası tunç saflar pare pare edildi ama, Boşanan yağmur içinde gün inerken akşama onbinler ikibin kaldı, Hep bir ağızdan türkü söyleyip, hep beraber sulardan çekmek ağı, demiri oya gibi işleyip hep beraber, hep beraber sürebilmek toprağı, ballı incirleri hep beraber yiyebilmek, yarin yanağından gayri her şeyde,her yerde hep beraber diyebilmek için Onbinler verdi sekizbinini... Yenildiler Yenenler, yenilenlerin dikişsiz akgömleğinde sildiler Ve hep beraber söylenen bir türkü gibi, kılıçlarının kanını. Hep beraber kardeş elleriyle işlenen toprak Edirne sarayında damızlanmış atların eşildi nallarıyla. Tarihsel, sosyal, ekonomik şartların zaruri neticesi bu. DEME... Bilirim O dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim. Ama bu yürek O bu dilden anlamaz pek. O "Hey gidi kanbur felek, hey gidi kahpe devran hey", der. Ve teker teker, Bir an içinde, Omuzlarında dilim dilim kırbaç izleri, yüzleri kan içinde. Geçer çıplak ayaklarıyla yüreğime basarak, geçer Aydın ellerinden Karaburun mağlupları. Dostlar biliyorum Dostlar biliyorum nerde, ne haldedir O. Biliyorum gitti gelmez bir daha. Biliyorum bir deve hörgücünde, kanayan bir çarmıha, çırılçıplak bedeni mıhlıdır kollarından. Dostlar bırakın beni, bırakın beni Dostlar bir varayım göreyim Bedreddin kullarından Börklüce Mustafayı Mustafayı. Boynu vurulacak ikibin adam, Mustafa ve çarmıhı. Cellat kütük ve satır herşey hazır herşey tamam. Kızıl sırma işlemeli bir başa, altın üzengiler, kır bir at. Atın üstünde kalın kaşlı bir çocuk, Amasya padişahı şehzade Sultan Murat. Ve yanında onun bilmem kaçıncı tuğuna ettiğim Bayezid paşa Satırı çaldı cellat Çıplak boyunlar yandı nar gibi, yeşil bir daldan düşen elmalar gibi birbiri ardına düştü başlar. Ve her baş düşerken yere. Çarmıhından Mustafa baktı son defa. Ve her yere düşen başın kılı depremedi; İRİŞ DEDE SULTANIM İRİŞ dedi bir, Başka bir söz demedi.
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Bir Bayanin Yedek Parca Istegi.. | BaSKeNTLe | Komik Resimler | 21 | 24-08-2006 03:39 PM |
| temel parca parca firar ediyor | baz_x | Komik Yazılar, Fıkralar | 0 | 20-08-2006 05:35 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.