|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
-ABD Tiyatro Oyunları- *Angels in America Konusu ve Karakterler 1985 yılında New York City deyiz. Louis sevgilisi Prior'la yaşayan nevrotik, eşcinsel bir yahudidir. Prior, o zamanlar hakkında çok az şey bilinen AIDS hastalığıyla mücadelenin erken evrelerindedir. Louis ise partnerinin hastalığı nedeniyle yoğun stres altındadır fakat stresiyle baş edemez ve Prior'ı terkeder. Bu sırada gizli eşcinsel, Mormon ve cumhuriyetçi yazman Joe akıl hocası, Roy'dan çok iyi bir iş teklifi alır. Joe işi hemen kabul etmez çünkü Brooklyn'e tutkun olan ve Washington'a gitmek istemeyen Valium bağımlısı eşi Harper'dan endişe duymaktadır. Prior da bu zaman sürecinde kendinin bir elçi olduğunu ilan eden melekler ve hayaletler tarafından rahatsız edilmektedir. Joe ise inancı ile cinsel yönelimini birarada yaşamak için çabalamaktadır. Louis de ideolojisi ve mutluluğunu tehdit eden çelişkileriyle yüzleşmektedir (Prior'ı sevmesi fakat onun hastalığıyla yüzleşememesi, çok sevdiği ülkesi'nin homofobik siyasal ve sosyal yapısı, Joe ya olan sevgisinin Roy'un Joe'nun akıl hocası olduğunu öğrenmesiyle nefrete dönmesi). İlerleyen süreçte South Lake City'de tutucu bir Mormon olarak hayatını sürdüren Joe nun annesi Hannah New York şehrine Harper'a yardım için gelir ve bir gün Prior'ın Joe ile başarısızlıkla sonuçlanan tanışma girişiminden sonra tesadüfen Prior'la Mormon ziyaretçi merkezinde o kişinin Prior olduğunu bilmeden tanışır. Bu sırada gizli eşcinsel ve cumhuriyetçi bir avukat olan Roy ise örtbas etmek istediği hastalığı (Eşcinsel hastalığı(!) olarak düşündüğü AIDS) nedeniyle hastanede tedavi (AZT) altındadır. Refakatçileri ise Prior'ın en iyi arkadaşı olan ve hastanede kendisinin hastabakıcılığını yapan Belize ve Komünist Ethel Rosenberg'in hayaletidir. Oyun kara mizahi, trajik ve eşsiz diyologlarla bezenmiştir. Reagan dönemi yansıtılmıştır yani Amerika'nın muhafazakar ve güçlü olmak konusunda büyük adımların atılması dönemi... Hastalık, zıtlıklar, hayaller, politika, ihanet, din, mezhep, pişmanlık, bastırılmışlık, ırk ve seks ayrımcılığı, muhafazakarlık, özgürlük, hoşgörü/süzlük, yaşama bağlılık, güç, insanlık ve aldığı hal, adalet, affetmek ve affedilmek, bağımlılık, acizlik, kaçış ve değişim gibi insani kavramlar oyunda yorumlanmıştır ve tüm izleyenlerin eleştirebileceği düzeye indirgenmiştir. Dizinin müzikleri Thomas Newman tarafından hazırlanmıştır. Angels in america hem sahne oyunu hem de TV Miniserisi olarak birçok ödül kazanmıştır (21 Emmy ödülü dahil olmak üzere). Sahnede Sergilenme Süreci İlk bölüm Millennium Approaches (Milenyum Yaklaşıyor) David Esbjornson yönetmenliğinde Eureka Theatre Company de 1991 yılının mayıs ayında San Francisco’da ilk kez sergilendi. 1992 yılının ocak ayından itibaren de, Londra Royal National Theatre da Declan Donnellan yönetimde bir sene süresince sahnelendi. İkinci bölüm olan Perestroika, Millennium Approaches sergilenirken, yazım aşamasındaydı. 1992 yılının kasım ayında da Perestroika Oskar Eustis and Tony Taccone yönetiminde sahnelerdeki yerini aldı. Bir yıl sonra Londra’da iki bölüm birden sergilendi. 1993 yılının kasım ayında oyun bir bütün olarak Broadway Walter Kerr Theatre da sergilendi. Perestroika ve Millennium Approaches 1993 ve 1994 yıllarında arka arkaya Tony Awards'un sahibi oldular. Ayrıca her iki bölüm arka arkaya Drama Desk Awards'un sahibi oldu. Oyun bir bütün olarak sergilendiğinde yaklaşık yedi saat sürmektedir. Millenium Approaches(ilk sergileme) * Roy Cohn - Richard Frank * Joe Pitt - Jeffrey King * Harper Pitt - Lorri Holt * Belize - Harry Waters Jr. * Louis Ironson - Jon Matthews * Prior Walter - Stephen Spinella * Hannah Pitt - Kathleen Chalfant * The Angel - Ellen McLaughlin Millenium Approaches ve Perestroika(Angels in America ilk sergileme) * Roy Cohn - Ron Leibman * Joe Pitt - Jeffrey King * Harper Pitt - Cynthia Mace * Belize - K. Todd Freeman * Louis Ironson - Joe Mantello * Prior Walter - Stephen Spinella * Hannah Pitt - Kathleen Chalfant * The Angel - Ellen McLaughlin Bölüm İsimleri Millennium Approaches * 1.bölüm:Bad News * 2.bölüm:In Vitro * 3.bölüm:The Messenger Perestroika * 4.bölüm: Stop Moving * 5.bölüm:Beyond Nelly * 6.bölüm:Heaven,I'm In Heaven HBO Miniserisi Oyuncuları Kushner Angels in America'nın ekrana aktarılabilmesi için oyun üzerinde bazı düzeltme ve değişiklikler yapmıştır fakat HBO miniserisi orjinal oyuna genel olarak sadık kalmıştır. Kushner serinin yönetmeni Nichols'tan oldukça memnundur ve bir oyuncunun bir çok rolde oynaması fikri de zaten Nichols'tan çıkmıştır. * Al Pacino- Roy Cohn * Meryl Streep - Hannah Pitt, Ethel Rosenberg ve the Rabbi * Mary-Louise Parker - Harper Pitt * Patrick Wilson - Joe Pitt * Jeffrey Wright - Belize ve Mr. Lies * Ben Shenkman - Louis Ironson * Justin Kirk - Prior Walter ve parktaki adam * Emma Thompson - Hemşire Emily, Evsiz kadın , Amerika'nın meleği * James Cromwell - Henry * Michael Gambon - Prior ın atası #1 * Simon Callow - Prior ın atası #2 * Robin Weigert - Mormon anne HBO Miniserisi Ödülleri * 2004 Eddie - aldı (1) * 2004 ASC Award - adaylık (1) * 2004 Excellence in Production Design Award - aldı (1) * 2004 NHK President's Prize - aldı (1) * 2004 Black Reel - aldı (1) * 2004 BFCA Award - aldı (1) * 2004 C.A.S. Award - aldı (1) * 2004 CDG Award - adaylık (1) * 2004 DGA Award - aldı (1) * 2004 Emmy - aldı (21) * 2004 GLAAD Medya Ödülleri - aldı (1) * 2004 Golden Globe - aldı (5); adaylık (2) * 2005 Gracie - aldı (1) * 2005 Grammy - adaylık (1) * 2004 Humanitas Prize - aldı (1) * 2003 NBR Award - aldı (1) * 2005 Television Producer of the Year Award in Longform - aldı (1) * 2004 Visionary Award - aldı (1) * 2004 Golden Satellite Award - aldı (3);adaylık (5) * 2004 Actor - aldı (2);adaylık (4) * 2004 TCA Award - aldı (2);adaylık (1) * 2004 VES Award - adaylık (1) * 2005 WGA Award (TV) - aldı (1) Oyun ve Kitabın Ödülleri Millennium Approaches * 1990 Fund for New American Plays - Kennedy Centre Ödülü * 1991 Bay Area Drama Critics Ödülleri - En İyi Oyun * 1991 National Arts Club - Joseph Kesselring Ödülü * 1992 London Evening Standard Ödülleri - En İyi Yeni Oyun * 1992 London Drama Critics Circle Ödülleri - En İyi Yeni Oyun * 1993 Drama Desk Ödülleri - En İyi Oyun * 1993 New York Drama Critics Circle Ödülleri - En İyi Oyun * 1993 Pulitzer Ödülü - Drama * 1993 Tony Ödülleri - En İyi Oyun Perestroika * 1992 Fund for New American Plays - Kennedy Centre Ödülü * 1992 Los Angeles Drama Critics Circle Ödülleri - En İyi Yeni Oyun * 1994 Tony Ödülleri - En İyi Oyun * 1994 Drama Desk Ödülleri - Sıradışı Oyun Ödülü Alıntılar Louis:Amerika'da ne tanrılara, ne hayaletlere ne de meleklere yer var, Amerika'nın ne dinsel tarihi ne de ırksal tarihi var; var olan sadece kaçınılmaz politik mücadelelerde kullanılacak tuzaklar, hileler ve siyasetin kendisi. Prior: Yakın planlarım için hazırım bay De Mille... İnsan hayatını zerafet ve letafet içinde geçirmek ister. Nadiren meyve vererek; ama enfes lezzette ve tam zamanında... Nadide bir çiçek, zebra orkidesi gibi...İnsan ister; ama istediğini nadiren elde eder. Değil mi? Hayır elde edemez. İnsanın anası ağlar. İnsan otuzunda ölür. Onlarca yıllık ihtişamı çalınır... Ah...boşver bunları... Bir cesede benziyorum. Hatta bir cesetçik... Ah, kraliçem benim! Dibe vurduğunu biliyorsun. Harper: Düzlüklerin umudu kırık kadını konuş benimle... Harper: Senin dünyandaki yaşamında insanlar nasıl değişir? Mormon anne: Eh, bu Tanrı’nın ilgilendiği bir iştir. Yani pek de hoş sayılmaz. Tanrı baş parmağının keskin tırnağıyla deriyi gırtlaktan göbeğe kadar ayırır. Sonra kocaman, kirli elini içeri daldırır. Kan damarlarını kavrar... Elinden kurtulmak için çabalarsın ama o çok sıkı tutar ve vazgeçmez. Çeker de çeker... bütün iç organlarını çıkarana kadar. Ve o acı... onu anlatmam mümkün değil... Sonra da hepsini geri tıkıştırır; pis, karmaşık, yırtılmış. Ve dikerek birleştirmek sana kalır. -Kalk, dolaş! Sadece bağırsakların ezilmiş gibi yaparak. Harper: Evet, demek insanlar böyle değişiyor. Ve kadın adama şöyle diyor: ‘Thaddeus, gerçek aşk çelişkili olamaz... Harper: Ben bir Mormonum. Prior: Ben de bir eşcinsel. Harper: Oh, bizim inancımızda bizler eşcinselliğe inanmayız. Prior: Bizler de Mormonlara. Harper: Kar! Buz, buzdan dağlar neredeyim ben? Daha iyi hissediyorum. Evet gerçekten iyi hissediyorum. Ciğerlerimde buz kristalleri var, harika ve keskin kar da ezik şeftaliler gibi kokuyor. Ve bir şey var rüzgarın içinde akan kan gibi. Ne tuhaf, bu demir tadı ondan geliyor. Mr Lies: Ozon! Harper: Ozon? Neredeyim ben? Mr Lies: Buz krallığı, dünyanın en dibi. Harper: Antarktika! Burası Antarktika mı? Mr Lies: Hayata kırgınlar için buzdan sığınak. Burada üzüntü yok, gözyaşları donar. Haham: Günah çıkartmak istiyorsanız bir papaz bulsanız daha iyi olur. Louis: Ben Katolik değilim, Museviyim. Haham: Daha kötü ya... Katolikler bağışlanmaya inanır, Museviler suça… Joe: Bunu yaptığım için cehenneme gideceğim. Louis: Yapma ya. New York şehrinden daha mı kötüdür sence? Roy: Amerika’da hasta olmanın en kötü yanı Ethel, gösteriden defedilmen. Amerikalıların hastalara faydası yok. İşte Reagan’a bak O kadar sağlıklı ama insanlığı kalmamış. Parlak günlerinde yüz yaşında. Göğsünde metaller iki gün sonra, batıda pijamalarıyla midillilere biner. Yani kim yapar bunu. İşte Amerika. Güçsüzlerin ülkesi değil bu. Harper: Sonra da ozon tabakasındaki deliklerle ilgili bir programa geçtiler Antarktika üzerindeki. Cilt yanıkları, kör olan kuşlar, eriyen buzullar. Dünyanın sonu geliyor... Harper: ... Çünkü tecrübelerime bağlı olarak, halüsinasyonların doğduğu akıl başta var olmayan bir şeyi uydurmamalıydı, gerçek yeryüzündeki tecrübelerinden kaynaklanmayan bir şeyi. Hayal gücü yeni şeyler yaratamaz değil mi? Sadece yeryüzündeki ıvır zıvırı yeniden işleyip onları görüntülere dönüştürür. Doğru anlatabiliyor muyum acaba? Prior: Bu şartlar altında, evet. Harper: Öyleyse hayatlarımızdaki o dayanılmaz sıradanlık ve yalancılıktan kaçtığımızı sandığımızda aslında aynı ıvır zıvır ve gerçeklerin yeniden düzenlenmiş görüntülerinden oluşan yine o eski sahteliğin ve sıradanlığın içinde oluyoruz sadece... Prior: Genelde gerçekleri s..tir et, derim. Ama çoğunlukla gerçekler insanı s..er. Harper: Sende bir şeyler daha görüyorum. İçinde, derinliklerde bir parçan var, en derindeki parçan hastalıktan tamamen uzak... Melek: Üstlendiğimiz harikulade bir iş ve mucize, düzelttiğimiz büyük bir yanlış, yok ettiğimiz koca bir yalan...Büyük bir yanlış, düzeltilen hüküm, kılıç ve gerçeğin süpürgesiyle. Yoldayım ve göründüğüm an işimiz başlayacak. Hazırlan, nefes, yükseliş. Yaşasın... Prior: ve yaşayanlarla uğraşacaklar; ama biz hiçbir yere kıpırdamayacağız. Esrarengiz ölümler yaşamayacağız artık. Dünya, sadece ileriye doğru döner. Biz onun vatandaşları olacağız. Artık zamanı geldi. Şimdilik hoşçakalın. Siz harikasınız hepiniz ve her biriniz. Sizleri kutsuyorum... Daha çok yaşam... Büyük iş başlıyor... *Bana Bir Picasso Gerek Bana Bir Picasso Gerek Jeffrey Hatcher'in yazdığı tiyatro oyunu. Oyun Türkiye'de ilk kez 2007/2008 sezonunda Şükran Yücel çevirisi ile, Bir Picasso Lütfen adı altında Bursa Devlet Tiyatrosu'nda, Bana Bir Picasso Gerek adı altında Duru Tiyatro'da birbirinden bağımsız bir biçimde ve eş zamanlı olarak sahnelenmiştir. Oyunun Konusu Oyun 1941'in Fransa'sında geçer ve iki karakterin çevresinde gelişir: Alman işgali altındaki Fransa'da bir İspanyol ressam olarak yaşamını sürdüren altmışlarındaki Pablo Picasso ve Alman hükümeti temsilcisi genç bir kadın. Oyunda bir yandan, tabloları aracılığı ile usta ressamın geçmişine yolculuk yapılırken, diğer yandan dengeli ve zekice yazılmış diyologlarla "sanat nedir?", "sanatın doğası ve politika ile ilişkisi", "sanat susturulabilir mi?" gibi birtakım noktalar sorgulanır. *Bağla Şu İşi Oyunun konusu Oyun, Amerikan Sinema Enndüstsisinin "dümenlerine" odaklanırken, gerçekte bütün olarak bugünün dünyasını anlatıyor. Parayla çıkara endeksli, değerleri yitmiş, çürüme sürecindeki bu dünyada her türlü "iş" hızla bağlanıyor. Oyunun Türkiye'de ilk sahnelenişi Türkiye'de ilk kez 1999 yılında Tiyatro Stüdyosu tarafından sahnelendi. Teknik ekip * Yöneten: Ahmet Levendoğlu * Çeviri: Pınar Kür * Dekor Tasarımı: Ayşe Aktengiz * Işık Tasarımı: Önder Arık * Yönetmen Yardımcısı: Serds Kondeler * Yapım Yardımcıları: Turgut Lalali/Deniz Onat/Aydın Levedoğlu/Emre Laleli * Genel Koordinatör: Ayşe Silivri Oyuncular * Bobby Gould: Paidar Tüfekçioğlu * Charlie Fox: Mehmet Ali Kaptanlar * Karen: Şebnem Köstem Oyunun bu sahnelenişinde sanatçılarına kazandırdığı ödüller * Avni Dilliğil Tiyatro Ödülleri-En İyi Erkek Oyuncu-Mehmet Ali Kaptanlar * Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri-En İyi Erkek Oyuncu-Paidar Tüfekçioğlu * Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri-En İyi Çeviri-Pınar Kür *Böcek Özet Aşk, paranoya ve hükümet komplolarını konu eden oyunda şiddet ve çıplaklık unsurları bulunmaktadır. Oyunun neredeyse tamamı küçük bir motel odasında geçer. Öykü bir barda garson olan Agnes, Agnes'in karşılaşmaktan çekindiği eski kocası olan öfkeli eski mahkum Jerry Goss, lezbiyen arkadaşı R.C. ve R.C.'nin Agnes'a tanıştırdığı, muhtemelen Körfez Savaşı gazisi ve asker kaçağı olan Peter hakkındadır. Agnes Peter'a gittikçe bağlanırken, Peter da Irak'taki savaş, UFOlar, Oklahoma bombalamaları, kült intiharlar ve gizli hükümet komploları hakkındaki takıntılı fikirleri içinde zamanla çılgınlaşmaya başlar. Türkçe Çeviriler * Oyunun Füsun Günersel tarafından yapılan çevirisi kitap olarak yayınlanmamıştır. Sahnelenme Bilgisi Londra (Prömiyer) Oyunun prömiyeri 20 Eylül 1996'da[1] Londra'daki Gate Theatre'da yapılmıştır. Wilson Milam'ın yönettiği oyunda başrolleri Shannon Cochran (Agnes) ve Michael Shannon (Peter) paylaşmıştır. Türkiye DOT'ta Böcek DOT'ta Böcek Oyun Türkiye'de DOT tarafından 2006-2007 sezonundan itibaren Murat Daltaban yönetiminde sahnelenmeye başlamıştır. Çeviren: Füsun Günersel Mekan Tasarımı: Akın Nalça Işık Tasarımı: Kemal Yiğitcan Ses Tasarımı: Ömer Sarıgedik Kostüm Tasarımı: Duygu Türkekul Özel Efektler: Dükkan-ül Hayal Dramaturg: Ruteba Doğan Oynayanlar: Tülay Günal, Alper Kul, Serhat Kılıç, Selen Uçer, Gökçer Genç Film Oyunun film versiyonu 2007 yılında çekilmiştir. William Friedkin'in yönettiği filmde Ashley Judd, Harry Connick, Jr ve Michael Shannon rol almıştır. Friedkin oyunu izledikten sonra Letts ile birlikte filmin senaryosunu hazırlamıştır. *Cadı Kazanı Cadı Kazanı, Arthur Miller'ın 1952'de yazdığı bir oyundur. Salem, Massachusetts'te geçen Salem Cadı Olayları'nı kaynak olarak alan yazar, oyunu, 1950lerde kendini de etkilemiş olan McCarthyism'e karşı bir alegori olarak yazmıştır. Miller'ın kendisi Amerika Karşıtı Çalışmaları Araştırma Komitesi tarafından yargılanmıştır. Oyun, ilk defa Broadway'de 22 Ocak 1953'te sahnelenmiştir. İlk eleştiriler olumlu olmasa da bir sonraki yıl başka bir prodüksyonla oyun klasikleşmiştir. Günüzümde Amerika'daki lise ve üniversitelerde, diğer ülkelerde de olduğu gibi okutulmaktadır. Oyun, iki kere beyazperdeye aktarılmıştır. İlki Jean-Paul Sartre'nin 1957'de çektiği Les Sorcières de Salem filmiyle, diğeri de Miller'ın kendisi tarafından *yaklaşık kırk yıl sonra oldu. Miller'ın versyonu, ona senaryo kategorisinde bir Akademi Ödülleri Adaylığı kazandırdı. Oyun aynı zamanda Robert Ward tarafından 1961'de operaya da uyarlanmış ve Pulitzer Ödüllerini kazanmıştır. Glengarry Glen Ross, David Mamet'in Pulitzer ve Tony ödülü kazanmış oyunudur. *Glengarry Glen Ross Oyun, isteksiz alıcılara istenmeyen emlakları satmak için birçok etik veya kanuni olmayan yola (yalanlardan ve dalkavukluktan rüşvete kadar) başvuran, dört umutsuz emlakçının hayatlarındaki iki günden parçalar gösterir. Oyun, kısmen, David Mamet'in 1960'ların sonunda Şikago'daki bir emlak ofisinde daktilograf olarak çalıştığı dönemden kalma tecrübelerine dayanır. Mamet, oyunu görüşlerini almak üzere Harold Pinter'e sundu, hayran kalan Pinter, yönetmen Peter Hall'a oyunun yapımı için tavsiyede bulundu. Sonuç olarak oyunun dünya galası 21 Eylül 1982'de Londra'daki National Theatre'da yapıldı[1]. Oyun, Broadway'de, 25 Mart 1984'te açılışı ve 17 Şubat 1985'te kapanışı yaptı[2]. Gregory Mosher tarafından yönetilen yapımın başrollerinde Joe Mantegna, Mike Nussbaum, Robert Prosky, Lane Smith, James Tolkan, Jack Wallace ve J.T. Walsh yer alır. Yapım, En İyi Oyun, En İyi Yönetmen ve iki oyuncusu Robert Prosky ve Joe Mantegna ile En İyi Aktör olmak üzere dört dalda Tony Ödülü'ne aday oldu. Karakterler Roma: Ofisteki en başarılı satıcı. O acımasız, aldatıcı ve ahlaksızdır ama aynı zamanda mesleğinde oldukça başarılıdır çünkü müşterilerinin zayıflıklarını anlayabilmek gibi bir yeteneği var ve bu zayıflıkları oldukça iyi bir şekilde sömürüyor. Roma, düzgün bir konuşmacıdır ve konuşmalarında çoğunlukla görkemli şiirsel monologlar kullanır. Shelly "The machine" Levene: Daha yaşlı ve bir zamanlar başarılı olmuş, zor zamanlarda düşen ve uzun bir süredir büyük bir iş yapamamış bir satıcı. Onun hasta bir kızı vardır ve çaresiz bir şekilde paraya ihtiyaç duyar. Bu yüzden sürekli olarak geleceği daha parlak listelere ulaşabilmek için Williamson'ın peşindedir. James Lingk: Roma'nın en son müşterisi olan ürkek, orta yaşlı bir adamdır. Lingk, kolayca idare edilebilir, ve Roma'yı son derce karizmatik bulur. John Williamson: Ofis idarecisi. Satıcılar, Williamson'ı aşağılar, ve ona tepeden bakarlar, ancak çaresizce ona muhtaçtırlar, çünkü Williamson, satış listelerini dağıtır. George Aaronow: Kendine güveni ve umutları az olan satıcı Dave Moss: Büyük hayalleri ve planları olan koca ağızlı bir satıcı. Moss, kendisine yaptıkları baskı yüzünden Williamson, Mitch ve Murray'a kızgındır, bu yüzden en iyi satış listelerini çalarak rakip şirkete satmayı düşünmektedir. Bu iş için de Aaronow'u potansiyel bir suç ortağı olarak görür Baylen: Polis dedektifi. O, son perdede ofise zorla girilme olayını araştırmak ve kapalı kapılar ardında ofisteki herkesi sorgularken görülür. Mitch ve Murray: Bu görünmeyen karakterler, emlak ofisinin sahipleridir Özet 1. PERDE (Çin restoranında) 1. Sahne: Shelly Levene büyük bir bunalımdadır ve herhangi bir satış yapamamıştır. O paraya muhtaçtır ve işleri tersine döndüremezse yakında kovulacaktır. Ofis idarecisi Williamson'ı "Glengarry ipuçlarının"' (firmanın yakın gelecekte satıyor olacağı pahalı mallar için belirlenen potansiyel müşterilerin adresleri ve telefon numaraları) bir kısmını vermesi konusunda ikna edebilmek için akla gelebilecek her yolu dener. Williamson onu inatçı bir şekilde reddeder. Levene Williomson'ı önce cezbetmeyi dener ardından tehdit eder en sonundada rüşvet teklifinde bulunur. Williamson bir kaç tane satmak konusunda gönüllüdür fakar peşin para ister. Levene peşin para veremez ve herhangi bir ipucu alamadan uzaklaşır. 2. Sahne: Dave Moss ve George Aaronow, büyük patronlar Mitch ve Murray'dan şikayetçidirler. Başarılı olmak konusundaki baskıcı idareden şikayetçidirler. Moss, Aaronow'a Glengarry ipuçlarını çalıp başka bir şirkete satarak Mitch ve Murray'ı arkadan vurmaları gerektiğini söyler. Moss'un planı Aaronow'un ofise girip hırsızlık süsü vererek başlıca ipuçlarını çalmasını gerektirecekti. Aaronow planın bir parçası olmak istemez, ancak Moss yasal olarak çoktan suç ortağı olduğunu çünkü planı dinlediğini söyleyerek onu yıldırır. 3. Sahne Ricky Roma, uysal orta yaşlı James Lingk isimli bir adamla birlikteyken, uzun bağlantısız ama zorlama bir monologa girişir. Roma en sonuna kadar Lingk'e satmayı düşündüğü emlak konusuna girmez. 2. PERDE (Ofiste) Biri ofise girmiştir ve Glengarry ipuçları da dahil her şeyi çalmıştır. Williamson polis çağırmıştır. Polis dedektifi Williamson'ın ofisinde kapalı kapıların ardında her satıcıyı sorguya çekmektedir. George Aaronow aşırı dercede sinirlidir ve suçlu görünmektedir. Shelly Levene gayet mutlu ve coşkulu bir şekilde ofise girer, çünkü o sonunda büyük bir arsayı Nyborg isimli bir çifte satmıştır. Bu neşesiyle ofisin savaş alanına döndüğünün farkına güçlükle varır. James Lingk, Ricky Roma'yı bulmak için sinirli bir şekilde ofise girer. Lingk'in karısı ona kontratı iptal etmesini emretmiştir ve İllionis yasalarının işaret ettiği gibi, imzaladığı kontratı 72 saat içerisinde iptal etmeye hakkı vardır. Lingk çekin geri çevrilmesini ister. Roma, kontratın teslim edilmediğini ve çekin de henüz bozdurulmadığını söyleyerek onu oyalamaya çalışır. O esnada durumdan tamamen bihaber olan Willamson, Lingk'i rahatlatmak amacıyla kontratın yollandığını ve de çekin nakte çevrildiğini söyler. Daha sonra Lingk eyalet savcısına başvurmak üzere ofisten ayrılır. Ricky Roma, ona büyük bir satışı ve sonrasında alacağı komisyonu kaybettiren Williamson'a çok kızgındır. Onu aşağılar, küçük düşürür ve sorar "sana erkeklerle çalışabileceğini kim söyledi?" Roma konuşmasını bitirdiğinde dedektif tarfından sorgulanmak üzere ayrılır. Roma ayrıldığı zaman Levene onun kaldığı yerden Williamson'a hakaretler savurmaya devam eder, ona çekin nakite çevrilmesi ve kontratın işleme konulması konusunda yalan söylemenin çok aptalca bir hareket olduğunu söyler. Williamson, yalan söylediğinin sadece gerçek hırsız tarafından bilinebileceğinin farkına varır. Sadece gerçek hırsız çekin ve kontratın Williamson'ın masasının üstünde olduğunu bilebilirdi. Williamson, Levene'i suçlar ve onu şüphelerini dedektife anlatmakla tehdit eder. Levene pes eder ve dokunaklı bir şekilde hırsızlığı David Moss ile birlikte yaptıklarını itiraf eder. Birkez daha hırsızlığı unutması için Williamson'a rüşvet vermeyi dener. Williamson'a Nyborg'lara yaptığı satıştan alacağı komisyonu vermeyi teklif eder. Williamson bu teklife gülerek, Nyborg'ların hiç parası olmayan sadece satıcılarla konuşmayı seven iki yaşlı manyak olduklarını söyler. Williamson Nyborg'lar gibi değersiz ipuçları ile Shelly'yi aylarca oyalamıştır, çünkü Levene'den hoşlanmamaktadır. Roma'nın sorgusu bittiğinde Williamson dedektife hırsızların Levene ve Moss olduklarını söylemek üzere gider. Williamson ve Levene arasında neler olduğu konusunda hiçbir fikri olmayan Roma, Levene'e kendi ortaklıklarını oluşturmaları gerektiğini söyler. Dedektif çıkar ve Shelly'yi çağırır, Shelly uysal bir şekilde dedektifle birlikte yola koyulur. Film Oyun 1992'de aynı isimle sinemaya uyarlandı. Filmin yönetmeni James Foley'dir ve oyuncuları; Jack Lemmon (Shelley Levene), Al Pacino (Ricky Roma), Ed Harris (Dave Moss), Alan Arkin (George Aaronow), Kevin Spacey (John Williamson), Alec Baldwin (Blake), Jonathan Pryce (James Lingk), Jude Ciccolella (Dedektif Baylen) şeklindedir. Al Pacino filmdeki performansı ile En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Akademi Ödülü'ne aday oldu. *Lillian Konusu Amerika'nın önde gelen Oyun yazarlarından. Hollywood'un "büyük dönemi"nin doruktaki seneraist'i. Öz yaşamını anlattığı anı kitabı ile ençok satan Kitapların yazarı.Gençlikten ölüme dek sol eğilimli"eylemci". Siyasal örgütlerin destekçisi. Ulusunun siyasal arenasında bir "kadın kahraman". Yarı yüzyıl boyunca Amerika'nın kültürel ve toplumsa yaşamında egemen bir kişilk, giderek bir söylence. Lillian Hellman'ın Senatör MacCarthy'nin başını çektiği "hayin kızıllara" yönelik cadı avının yürütme organı olan Temsilciler Meclisi Amerika Karşıtı Eylemler Sorgulama Komitesi'nin isteklerine boyun eğmeyen ve bu tarihsel sorgulamadan Yengi ile çıkarak "yolunu yitirmiş bir yönetime onurla karşı onurla koyuşun" sigesine dönüşen kişi. Polisiye Roman öncüsü,1930lu yılların Amerika'sının "gözde çocuğu" Dashiel Hammet'la sürdürdüğü 30yıllık çalkantılı Aşk ise,Lillian'ın yaşamının öteki ekseni.Lillian Hellman,kendi yaşam öyküsünün anlatıldığı bu oyunuWilliam Luce yazım sürecinde aşama aşama gözden geçiriyor denetliyor. Bu işi artık gözleriyle yapamadığından,ses bandından dinleyerek yapıyor.Yazar Luse'a son sözler şunlar olmuş: "Bu benim Sesim. Teşekkür ederim". Ancak 1984'de yaşamdan ayrılan Lillan oyunun, 11Ekim 1985'te Clevelant Play House sahnelenişine yatişememiş; "Coşkulu,onurlu ve zeki bir kadının portresi".Oyun bugününkü Dünya'nın hakimiABD'nin 20. yüzyılda içinden çıkardığı,hem eylemci,hem yazaar hem "kişilik]] olarak toplumda önemli yer edinmiş bir birey üzerine. Ancak ilginçtirki,kahramanın bu özelliklerinden belki daha çok,onun Dashiel Hammet'la yaşadığı fırtınalı Aşk öyküsüne odaklanır görünümünde,oyun. Buda,Hellman'ın hep önem vermiş olduğu "nası tanınacağı" konusunda yaşamının son döneminde yaptığı seçim olsa gerek. Yine,önemli,olan,oyunun bir -Hellman uzmanının değerlendirmesiyle- "Yaşamı boyunca bencilliğe,haksızlığa,sömürüye karşı çıkmış" bir insanın öyküsü olması. *Tekrar Çal, Sam Tekrar Çal, Sam (İng. Play It Again, Sam), Woody Allen tarafından 1969'da yazılıp sahnelenmiş, daha sonra 1972'de senaryolaştırılıp filme alınmış tiyatro oyunudur. Oyunun ismi Oyunun ismini, Kazablanka filminde Ilsa'nın (Ingrid Bergman) söylediği ünlü replikten alır. Bu cümle aynı zamanda oyunun son cümlesidir. Filmde Ilsa aslında tam olarak bu cümleyi söylemez. Café Americain'e girip Sam'i gördüğünde "Play it once, Sam, for old times' sake." der.[1] Ancak bu cümle "Play it again, Sam" şeklinde akıllarda kalmıştır. Özet Woody Allen'ın tipik karakterlerinden biri olan Allan Felix, karısı tarafından terk edilince bunalıma girer. En yakın arkadaşı Dick ve onun eşi Linda, onu bunalımdan kurtarmak, evde kapalı tek başına yaşamasını engellemek için, sürekli yeni kadınlarla tanıştırırlar. Ayrıca Allan'ın hayali arkadaşı Humphrey Bogart da zor zamanlarda ortaya çıkarak ona kadınlarla ilişkiler konusunda tavsiyelerde bulunur. Ancak bu çalabaların ve tavsiyelerin hiçbiri işe yaramaz ve Allan kalıcı bir ilşikiye giremez. Çünkü garip ve nevrotik bir kişiliğe sahip olan Allan'ı hiçbir kadın anlayamamaktadır. Linda dışında... Çok çalışan ve sürekli seyahat eden Dick'in Linda'yı ihmal etmesinin de etkisiyle, Allan ve Linda yakınlaşır ve sonunda birlikte olurlar. Önceleri kendisini anlayan bir kadın bulduğu için çok sevinen Allan, Dick'in Linda'yı ne kadar çok sevdiğini görünce suçluluk duymaya başlar. Sonunda bu yanlış ilişkiyi bitirmeye karar verirler. Oyunun sonunda yeniden yalnız kalan Allan, kendisi gibi bir sinema tutkunu olan üst kat komşusuyla tanışır ve sonunda kendine uygun birini bulmuş olur. Karakterler * Allan Felix: Karısı tarafından terk edilen, sıkıntı ve sıkıcı, nevrotik bir adamdır. Kadınlarla birlikteyken nları etkileyebilmek için saçma sapan uğraşlara girer ve bunların hepsi ters etki bırakınca her seferinde yalnız kalır. * Dick: Allan'ın eskiden beri tanıdığı en iyi arkadaşıdır. Borsada hisse alım satımı işleriyle uğraştığı için çok meguldür, sürekli telefonla konuşur ve karısı Linda'yı ihmal eder. ancak bir iş olduğu bir akşam, eve telefon edip de Linda'ya ulaşamayınca endişelenir ve Linda'nın başka bir adamla ilişkisi olduğunda şüphelenerek, kendisine yardım etmesi için Allan'a gider. Ancak aslında Linda'nın birlikte olduğu kişi Allan'dır. * Linda: Allan gibi nevrotik bir karakteri vardır. Sürekli psikoloğa gider ve yatıştırıcı ilaçlar kullanır. Allan'a birisini bulma konusundaki çalışmaları sırasında sürekli onunla birlikte olur ve sonunda aralarında bir ilişki başlar. Ancak sonunda kendini kocası Dick'e karşı suçlu hisseder ve evliliğini sürdürmeye karar verir. * Humphrey Bogart: Allan'ın hayali arkadaşı olan Bogart, oyun boyunca çeşitli zamanlarda ortaya çıkar ve ona kadınlara karşı nasıl davranması gerektiğini gösterir. Kadınlara karşı tavrı tıpkı filmlerindeki gibi kaba ve şiddete meyillidir. Allan'ı cesaretlendirerek Linda'yla olan ilişkisinin başlamasına yardımcı olur. Sahnelenme bilgisi Prömiyer * Oyun ilk defa 1969'da başrollerde Woody Allen ve Diane Keaton ile sahnelendi. Oyun 453 defa oynandı ve üç dalda Tony Ödülü'ne aday gösterildi.[2] Türkiye'de * 1995-1996 sezonunda Tiyatro Fora'da Tufan Karabulut yönetiminde sahnelendi. Başrollerde Arda Kavaklıoğlu ve Yeşim Alıç yer aldı.[3] * 2001-2002 sezonunda yine Tiyatro Fora'da Tufan Karabulut yönetiminde sahnelendi. Başrollerde Arda Kavaklıoğlu ve Sibel Taşçıoğlu yer aldı.[3] * 2007-2008 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatroları'nda Ragıp Yavuz tarafından sahnelendi. Başrollerde Arda Aydın ve Sevtap Çapan yer aldı. Sezai Aydın Humphrey Bogart rolünü oynarken, Sevinç Erbulak Allan'ın tanıştığı çeşitli kadınları canlandırdı. *Çift Yönlü Ayna Çift Yönlü Ayna, Arthur Miller'in orijinal adı Two Way Mirror olan tiyatro oyunu. Türkçeye Çift Yönlü Ayna olarak çevirilmiştir. Oyun, orijinal adı Elegy For A Lady olan Bir Bayana Ağıt ve orijinal adı Some Kind Of Love Story olan Bir Tür Sevda Öyküsü adlı iki kısa oyunundan oluşmaktadır. Türkiye'de ilk defa 2004 yılında 14. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında Tiyatro Stüdyosu tarafından sahnelenmiştir. Oyunun Konusu Oyunun içindeki iki oyunda birbiri ile ilintili değildir. Ancak, ayrı yollardan da olsa, iki yapıtta da yanılsama maskeleri arasından son, keskin bir gerçeğe doğru uzanan tutkulu yolculuklar vardır. Bir Tür Sevda Öyküsü'nde hayallerle yaşayan bir kadının bir yandan gizleyip bir yandan açığa çıkardığı, bir toplumsal gerçek ile adaletin çürümüşlüğüdür. Bir Bayana Ağıt'taki arayış, sevgililerden birinin olası ölümü ile yaklaşan sona erecek olan bir cinsel ilşkinin biçimine ve anlamına yöneliktir. İkisinde de "gerçek olmayan" öylesine acıdır ki, onunla hem baş etmeye çalışılır, hem de yaşamın bir koşulu olarak kabullenilir. |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
.. - İngiliz Tiyatro Oyunları - *Size Nasıl Geliyorsa Size Nasıl Geliyorsa William Shakespeare'in komedilerinden biridir. 1600'lerin ilk yıllarında yazıldığı varsayılmaktadır. Paul Czinner ve Laurence Olivier tarafından 1936'da filme çekilen oyunun farklı film uyarlamaları bulunmaktadır. Yazarın ünlü repliği "Dünya bir sahnedir ve biz de oyuncuları" bu oyunda geçmektedir. Karakterler * Yaşlı Dük - Dük Frederick'in abisi ve makamının hak sahibi. Arden ormanında sürgündedir. * Dük Frederick - Yaşlı Dük'ün kardeşi, abisinin makamına el koyar. * Oliver - Sör Roland de Boys'un büyük oğlu ve varisi. * Jaques de Boys - Sör Roland de Boys'un ortanca oğlu. Sadece oyunun sonunda sahneye çıkar. * Orlando - Sör Roland de Boys'un en küçük oğlu. * Rosalind - Yaşlı Dük'ün kızı, "Ganymede" adıyla erkek kılığına girer. * Celia - Dük Frederick'in kızı, "Aliena" adlı bir kızın kılığına girer. * Touchstone - Saray soytarısı. Audrey'e aşık olur. * Amiens - Bir lord. * Jaques - Melankolik ve melodramatik bir lord. * Sör Oliver Martext - Kırsalın papaz yardımcısı. * Corin ve Silvius - Çobanlar; Silvius Phebe'ye aşık olur. * William - Kırsal halktan biri. * Hymen - Evlilik tanrısı. * Le Beau - Dük Frederick'in yanındaki lordlardan biri. * Charles - Sarayın güreşçisi. * Adam - Sir Roland de Boys'un eski bir hizmetkarı. * Dennis - Oliver'in bir hizmetkarı. * Phebe - Çoban, "Ganymede"'e aşık olur. * Audrey - Kırsaldan bir kadın. Hikaye Dük Frederick abisinin makamını ele geçirir ve onu sürer. Her ne kadar ilk başlarda abisinin kızı Rosalind'in, kendi kızı Celia ile birlikte kalmasına izin verse de, bir süre sonra güvensizliğinden dolayı onu da sürer. Celia ise kuzeninden ayrılmak istemediği için onunla birlikte ayrılır. Yolda korunabilmek için kılık değiştiren Rosalind ve Celia'nın amaçları Rosalind'in babasını bulmaktır. Yolda bir çiftlik satın alır ve buraya yerleşirler. Ayrıca Orlando'nun hikayesi de Rosalind'in hikayesine paralel olarak gelişir. Babası öldükten sonra bütün varlığı ve makamı en büyük erkek çocuk olan Oliver'a kalır. Oliver ise elinden geldiği kadar kardeşi Orlando'yu arka planda tutar ve ona hiçbir olanak sağlamaz. Artık dayanamayan Orlando kendini kanıtlamak için Dük Frederick'in yenilmez güreşçisi Charles'ı alaşağı eder. Böylece güreşi izlemekte olan Rosalind ve Celia'yı etkiler. Rosalind ve Orlando birbirlerine aşık olurlar. Dük Frederick Orlando'nun babasını sevmediğinden onu dükalığından kovar. Abisi Oliver'in da canına kastettiği Orlando, Ona destek olan Adam ile birlikte yola çıkar. İki aşığın yolu Arden ormanında kesişecektir, fakat Rosalind erkek kılığındadır. Bir süre bu durumu saklayan Rosalind oyunun sonunda araya, artık değişmiş olan Oliver'ın da girmesiyle, kendi kimliğiyle ortaya çıkar ve aşıklar birleşir. Bu arada Oliver da Celia'ya aşık olmuştur. Rosalind'in babasıyla da karşılaşmasıyla her şey yoluna girer. Çünkü bir rahipten çok etkilenen Dük Frederick herşeyini kovduğu abisine bırakıp manastıra kapanır. Bunlara ek olarak ufak paralel hikayelerin de bulunduğu oyun toplu bir mutlu sonla biter. Yani herkes "nasıl diliyorsa öyle" sonlanır. Yalnız, özellikle Oliver ile Dük Frederick'teki değişimlerin geçiştirilmiş olması oyunu bir bakıma Shakespeare'in diğer oyunları arasında zayıf kalmasına neden olmuştur. *Sonsuz Döngü Oyunun konusu Ünlü matematikçi Alan Turing'in yaşam öyküsü üzerine kuruludur. Sonsuz Döngü, İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman ordusunun Enigma haberleşme şifresini kıran İngiliz ekibinin beyni olan Alan Turing, zor, savruk kişiliğinin yanında eşcinselliği yüzünden trajik bir yaşam kahramanıdır. Oyunun künyesi * Yazan : Hugh Whitemore * Yöneten : Ahmet Levendoğlu * Çeviri : Ahmet Levendoğlu * Sahne tasarımı: Hakan Dündar * Işık tasarımı : Kemal Yiğitcan * Yardımcı yönetmen : Özgür Erkekli * Teknik sorumlu : Turgut Laleli * Yönetmen yardımcıları : Emrah Elçiboğa - Bilge Seçkin * Işık yardımcısı : Zeyno Sürek * Sahne terzisi : Aslı Tokat * Yapım yardımcısı : Celil Gökge - Erdem Tatlı - Umut Kurç - Erdinç Atça Oyuncular * Alan Turing : Mehmet Ali Kaptanlar * Mick Ross : Özgür Erkekli * Christtopher Morcom : Emrah Elçiboğa * Sara Turing : Zeynep Efser Erkekli * Ron Miller : Murat Kılıç * John Smith : Murat Kılıç * Dillwyn Knox : Özgür Erkekli * Pat Green : Serda Kondeler Aktuna * Nikos : Emrah Elçiboğa *The Coast of Utopia The Coast of Utopia 2002 tarihli, Tom Stoppard'ın oyun üçlemesi. 1833-1866 yıllarında devrim öncesi Rusya'yı anlatmaktadır. Oyunlar Voyage, Shipwreck, ve Salvage olarak adlandırılır ve toplam 9 saat sürmektedir. Oyun dünya galasını 2002'de Londra'da Royal National Theatre'da Trevor Nunn yönetmenliğinde yaptı.Voyage 22 Haziran'da, Shipwreck 8 Temmuz'da ve Salvage 19 Temmuz'da gösterildi. Gösterimler 23 Kasım 2002'de tamamlandı. . Üçleme ABD'de ilk kez 2006'da Jack O'Brien yönetmenliğinde New York City'deki Vivian Beaumont Theater'da gösterildi. 13 Mayıs, 2007'de gösterimleri tamamlandı. Oyuncular arasında Tony ödülü sahipleri Brían F. O'Byrne, Richard Easton, Jennifer Ehle ve Billy Crudup'un yanında Ethan Hawke, Josh Hamilton, Martha Plimpton, David Harbour, Jason Butler Harner ve Amy Irving gibi oyuncularda vardı. Üçleme Rusya'da da oynandı. Moskova'da Russian Academic Youth Theatre'da Ekim 2007'de ilk gösterimini yaptı. (Alexey Borodin yönetti). The Coast of Utopia müzikaller dışında en çok Tony Ödülü kazanan yapımlardan biridir. 2007'deki ödüllerde 7 ödül kazanmıştır. Bunlar en iyi oyun, en iyi yönetmen, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi yardımcı kadın oyuncu ve en iyi kostüm, ışık ve sahne tasarımı ödülleridir. *Titus Andronicus Titus Andronicus tanınmış İngiliz yazarı William Shakespeare'in ilk trajedi eseridir. Bu oyunun ilk yazılma tarihinin 1590'lı yılların başlarında olduğu tahmin edilmektedir. İlk basılmış şeklinin 1594'de olduğu bilinmektedir. Konusu Oyunun ana konusu bir hayali Titus Andronicus adlı bir Romalı generalin düşmanı olan Gotlar kraliçesi Tamora'dan intikam almak için yaptığı bir seri girişimi incelemedir. Bu oyun Shakespeare'in oyunları arasında en vahşi ve çok kan dökücü olanıdır. Bu oyun çok zorbalık ve şiddet içeren kanlı boğazlı sahneleri dolayısı ile Anglo-Sakson ülkelerinde 19. yüzyılda tutunmamış ve nerede ise unutulmuştur. Ancak 20. yüzyıl sonlarında oyunun değeri tekrar anlaşılmış ve Anglo-Sakson ülkeleri sahnelerinde tekrar oynanmaya başlanmıştır. *Venedik Taciri Oyun, bir komedi olmakla birlikte ciddi bölümler de içerir. Bazı edebiyat tarihçilerine göre Venedik Taciri Shakespeare'in tragedyaya en çok yaklaşan oyunudur. Oyundaki kötü adam, Yahudi tefeci Shylock'tur. Bütün gemileri açık denizlerde dolaşan ve nakit sıkıntısında olan Antonio, Venedik'teki itibarını kullanarak, arkadaşı Bassanio'yu sevgilisi Portia'ya gönderebilmek için bir vakitler hakaretler yağdırdığı Yahudi tefeci Shylock'tan üç bin düka borç alır. Shylock ise Antonio'nun borcu ödeyememesi halinde, vücudunun neresinden isterse ordan, bir pound (yaklaşık 450 gr) eti keseceğini senedin sonuna şart olarak ekletir. Zamanla, Antonio'nun gemilerinin teker teker battıkları haberleri ulaşmaya başlar. Soylu tüccar borcunu ödeyemez ve Shylock kızının kaçmasının da gerginliğiyle Hristiyanlara olan nefretini Antonio'ya kusar. Venedik'te "Hakkımı isterim, senette ne yazıyorsa onu isterim!" diye bağırmaya, yeminler savurmaya başlar. Duruşma sırasında Shylock, dramatik yapının "sevilmeyen adam" rolünü zedeleyici sözler sarfeder fakat haklı olduğunu elbette ispatlayamaz. Shylock'un açgözlülükle bıçağını bilediği gerilimli bir duruşmadan sonra Antonio kendisini savunan genç bir avukatın zekâsı sayesinde kurtulur. Avukat ise, kılık değiştirerek mahkemeye katılan Bassanio'nun sevgilisi ve miras sahibi bir genç kız olan Portia'dır. Senette sadece et yazıldığını, kan yazılmadığını savunur. O halde Shylock, tek damla kan akıtmadan senete göre hakkı sayılan eti almalıdır. Eğer kan akarsa, bir Hristiyan'ın kanını akıttığı için Shylock'un tüm mal ve mülkü müsadere edilecektir, kanun böyledir. Sonuç olarak Shylock, senete dayanan hakkından vazgeçer. Fakat bu sefer de bir Hrıstiyanın canına dolaylı yoldan kasdetmekten mallarına el konur, hayatı ise Antonio'nun merhametine bırakılır. Antonio ise Shylock'u Hristiyan olması şartıyla bağışlar. *Julius Caesar Konusu Bu oyun Roma Cumhuriyetinde son büyük lider olan ve bir diktatör olması Roma Senatosu tarafından kabul edilmiş olan Jül Sezar aleyhinde bir komplonun düzenlemesi, bu komplo sonucu Jül Sezar'in katledilmesi ve bu siyasal katlin ortaya doğurduğu cok ciddi sonuçlardır. Julius Ceaser antik Roma tarihini gerçeklerini inceleyen birkaç Shakespeare oyunlarından birisidir. (Diğerleri Coriolanus ve Antoni ve Kleopatradir.) Bu oyunun ilk defa 1599'de Shakespeare tarafından oynandığına dair inandırıcı belgeler bulunmaktadır. Julius Ceaser bir kitap olarak 1623de basılmış ve 'Birinci Folyo' adı ile bilinen bu yayın bütün diğer baskılara kaynak olmuştur. Oyunun ismi Julius Ceaser olmakla beraber, oyunda en önemli karekter Jül Sezar değildir ve o oyunun üçüncü sahnesinde ölür ve böylece oyunun sadece ilk üç sahnesinde görülür. Oyunun asıl kahramanı Marcus Junius Brutus olup; oyunda merkezsel olarak işlenen psikolojik temalar Brutus'un yaşamı için seçmiş olduğu üç ana psikolojik öğe olan şeref, vatanseverlik ve dostluk prensiplerinin nasıl birbirleri ile rakip olup çeliştikleri ve bir kişinin bu rakip prensiplari nasıl uzlaştırmaya çalışıp dogru veya yanlış bir karar alabileceğidir. Film Uyarlamaları * Julius Caesar (1949 film): David Bradley uyarlaması. Başrollerde Antoni olarak Charlton Heston, Brutus olarak David Bradley ve Sezar olarak Harold Tasker. * Julius Caesar (1953 film): Joseph L. Mankiewicz uyarlaması. Başrollerde Antoni olarak Marlon Brando, Brutus olarak James Mason, Cassius olarak John Gielgud ve Sezar olarak Louis Calhern. * Carry On Cleo (1965 film): İngiliz yapımı güldürücü ve hicivci adaptasyon. Gerald Thomas uyarlaması. Başrollerde Anroni olarak Sid James, Sezar olarak ve Kloepatra olarak Amanda Barrie. * Julius Caesar (1970 film): Başrollerde Antoni olarak Charlton Heston, Brutus olarak Jason Robards ve Sezar olarak John Gielgud. * BBC Televizon Shakespeare Julius Caesar (1979 Televizyon filmi) * Anime Shakespeare Julius Caesar (1994 Televizyon için anime film): İngiliz ve Rus karma yapım. Yori Kulakov uyarlaması. Sezar'ı seslendiren Jos Ackland. *Kan Kardeşleri Oyunun konusu Kan Kardeşleri, doğumda bir birinden ayrılan ikizlerin "güldürerek ağlatan" öyküsü üzerine kurulu; yaşadığımız zamanların müzikal trajedisi. Yaygın degerlendirmeye göre: "Tiyatro ile Müziğin bugüne dek izlenen en iyi evliliği". Bir başka açıdan da bu Müzikal Oyun tolumsal dengesizliklere duyarlı bir epik anlatı. Müzikal ama;anlamlı anlamsız her fırsatta bir şarkı patlattığı,yerli yersiz birsürü dansın arka arkaya dizildiği cinsten bir müzikal değil. Drama ile müzik ve dans,yan yana yapıştırılmış gibi durmaz. Bir biriyle örgü yada bir doku oluşturuyorlar. Dramatik bir doku. Oyunun şarkı sözlerive Müziği'nin de yazara ait olması büyük payı vardı. Ayrıca Willy Russell so yılarda İngiltere sahneelerinde yapıtları en çok oynan yazar arasında Shakespeare ile [[A.Ayckbourn]9'un ardında-üçüncü sırada yer alır. Russell'in oyunları,Londra'nın West End sahnedelerinde patlama yapmalarından önce,onun doğduğu yetiştiği kent olan Liverpool'un iki kölü Tiyatrosundan birinde "doğumlarını" yaptılar,yapıyorlar. Bu oyunlar; Liverpool kentinin müzüğinin, kendine özgü gülmece duyğusunun ve "dokunaklı sızı"sının "otanti sesleri" Russell'in kendisi de; ilk kez aynı Kent yükselen sesleriyle tüm dünyayı yerinden oynatan Beatles'in söylencesinin tiyatroda can bulan uzantısı sayılabilir. Oyunun ingiltere ilk sahnelenişi Oyun ilk kez Liverpol Playhause tarafından 8 Ocak 1983'de Liverpool'da tollulukla aynı adı taşıyan tiyatroda aşşağıdaki kadroyla sahnelendi. * Yönetmen : Chris Bond * Tasarım : Andy Greenfield * Müzik Yönetmeni : Peter Filleul Oyuncular * Bayan Johnstone : Barbara Dickson * Anlatıcı : Andrew Scofield * Mickey c: George Costigan * Eddie : Andrew C.Watsworth * Sammy : Peter Christian * Bayan Lyons : Wendy Murray * Bay Lyons :Alan Leith * Koro : Hazal Ellerby/Eithne Brown/David Edge Oyunun türkiye ilk sahneleniş Türkiye'ise İlk kez 08 Şubat 1991 tarihinde Tiyatro Stüdyosu tarafından Aşşağıdaki kadroyla Dünya Sineması'da, sahnelendi. * Yönetmen : Yücel Erten * Çeviri : Ahmet Levenoğlu * Tasarım : Lütfi Oğuzcan * Müzik Yönetmeni : Vedat Sakmnan Oyuncular * Bayan Johnstone: Zuhal Olcay * Anlatıcı: Haluk Bilginer * Mickey: Oktay Kaynarca * Edddie: Mahir Günşiray * Sammy: Celal Perk * Linda: Jülide Kural * Bayan Lyons: Derya Alabora * Bay Lyons: Ahmet Levendoğlu] * Öteki Oyun Kişileri: Ahmet Levendoğlu, Yasemin Alkaya, Binnaz Mörey, Yaşar Kurt, Cüneyt Uzunlar, Tugay Akkaya *Kuru Gürültü Kuru Gürültü veya Yok Yere Yaygara, (İngiliz oyun yazarı William Shakespeare tarafından yazılmış komedi janrında bir oyundur. İlk defa 1600 basılmış olmakla beraber tiyatroda ilk oynanma tarihinin büyük olasılıkla 1589-1599 kış sezonunda olduğu belgelerden bilinmektedir. Bir tiyatro oyunu olarak Shakespeare'in en popüler komedilerinden biri olarak halen şöhretini korumakta devam etmektedir. Genel olarak modern romantik komedilerin birçok genel karekterlerini içinde bulundurmaktadir. Özellikle romantik başrollerde olan bir çift sevgili, Klaudio ve Hero ve onların komik karşıtları olan Benedik ve Beatris çifti modern tiyatro sahnesinde hala begeni ile seyredilmeye devam edilmektedir. Konusu Zaman ve mekan Kuru Gürültü Sicilya adasında bir kıyı şehri olan Messinada geçmektedir. Oyunun gecerli olduğu zaman doneminde bu ada İspanyol İmparatorluğu idaresi altında olmasına rağmen, oyunun en önemli karaketerleri İtalyan asıllılardır. Oyunun bazı sahneleri Messina şehrinde geçmekle beraber genellikle oyunun mekanı Loneto'nun evinin içerisi veya bahçesidir. Don John tarafından aldatılan Claudio'nun Hero'yu itham etmesi Marcus Stone Don John tarafından aldatılan Claudio'nun Hero'yu itham etmesi Marcus Stone Şahıslar * Don Pedro: Aragon Prensi. * Benedik: Don Pedro'ye refaket eden Padovalı bir asil bay. * Claudio: Don Pedro'ye refaket eden Floransalı bir asil bay. * Balthasar: Don Pedro'nun uşağı bir şarkıcı * Don John: Don Pedro'nun gayri-meşru kardeşi olan bir Prens * Borachio ve Conrade: Don John refaketindeki adamları * Leonato: Messina'nin valisi * Hero: Leonato'nun kızı * Beatris:Leonato'nin yetim yeğeni olan bir genç kız * Antonio:Leonato'nun kardeşi olan bir yaşlı erkek * Margaret:Hero'ya hizmet eden kibar kadın * Ursula:Hero'ya hizmet eden kibar kadın * Keşiş Francis:bir papaz * Dogberry:Messina'nin gece bekçileri birliğinin komutanı * Verges:Muhtar, Dogberry’nin ortağı * Bir kilise zangocu:Borachio'nun gönderildiği muhakeme hakimi * Korucular:Messina'daki korucu bekçiler * Bir çocuk:Benedik'in küçük uşağı * Uşaklar ve haberciler Ana konu Aragon Prensi Don Pedro ve adamları Klaudio ve Benedik bir başarılı savaştan sonra Mesina'ya yeni dönmüşlerdir. Messina valisi, Leonta, onların şehre uğramalarını senliklerle kutlamak kararındadır ve onları bir ay misafir olarak şehirde kalmaya davet eder. Araları uzundur bozuk olan Benedik ve Leonato'nun yeğeni Beatris kendi aralarındaki eğlendirici sözlu dalaşmalarina devam etmeye başlarlar. Klaudio, Leonata'nin küçük kızı olan Hero'yi tekrar görünce; ona olan yakin hisleri yeniden depreşir ve Klaudio bu kıza kur yapmak istediğini Benedik'e itiraf eder. Benedik arkadaşını bundan caydırmaya çalışır. Ancak Don Pedro'nun kur yapmayi teşvik edici sözleri nedeniyle bunda başarılı olamaz. Benedik, Klaudio'yu kızdırıp fikrinden çaydırmak için yaptığı sözlü dalasmalar arasında, kendisinin hiçbir zaman evlenmiyeceğine yemin eder. Don Pedro Benedik'e bu yemini tutamayacağını bildiğini şöyler. İşte Kuru Gürültü oyununun ana komik temeli bundan ortaya çıkar. Don Pedro şerefine yapılan şenlikler arasında bir maskeli balo da tertip edilmiştir. Don Pedro bu baloya kiyafet değiştirerek gelerek Hero'yu Klaudio lehine inandirmak için Hero'ya kur yapmaya başlar. Don John kardeşinden ve Klaudio'dan intikam almak için Don Pedro'nun yaptığının sirf kendi istifadesini sağlamak için olduğunu söylüyerek Klaudio'yu kandırır. Klaudio çok sinirlenip Don Pedro'yla yüzleşip, ona olan aksi hislerini açıkca ifade eder. Ancak bu anlaşmazlık çabucak bir çözüme bağlanır ve Klaudio Hero'ya evlenme teklif eder. Don Pedro ve adamları bu evlilik töreninin yapılması için gerekli bir hafta bekleme sırasında can sıkıntılarını gidermek için Beatris ve Benedik'e karşı bir oyun oynayıp onların da evlenmelerini sağlamaya karar verirler. Don Pedro ve adamları, Benedik'in kendilerini gizlice dinleğini bildikleri bir sırada Beatris'in Benedik'e aşık olduğu hakkında konuşmaya başlarlar. Ayni şekilde Hero ve etrafındaki kadınlar Beatris'in dinlediğini bildikleri bir sırada Benedik'in Beatris'e aşkından bahis geçerler. Bu 'dedikoduları' ayrı ayrı duyan Beatris ve Benedik, fazla gururlu ve biraz aksi tabiatli kişiler olduklari için, açıkca birbirine olan sevgilerini söyleyemezler. Bu arada Don John Klaudio ve Hero'nun evlenme planlarını yıkmak için entrikaya girişip Hero'nun iffeti hakkında şüpheler ortaya çıkmasını planlar. Bu nedenle adamı olan Borachio'ya Hero'nun oda hizmetçisi olan Margaret'e kur yapmaya başlamasını emreder. Borachio'nun bu kur yapması sırasında açık olan pencereden dışarıdan duyulacak şekilde devamlı Margeret'e 'Hero' diye hitabeder. Don Pedro ve Klaudio pencerenin altında söylenenleri duymak için beklemektedirler ve her ikisi de Margeret yerine Hero'ya kur yapıldığını sanıp Hero'nun iffetsizlik ve sadakatsizliğine delil bulduklarını kendilerini inandırırlar. Ertesi gün büyük Kilise'deki düğün merasimi başlarken Klaudio büyük bir jestle Hero ile evlenmeyi redettiğini beyan eder. Merasime gelen seçkin misafirlerin önünde Klaudio ve Don Pedro, Hero'a açıkca çok küçük düşürücü hakaretlerde bulunurlar ve misafirleri şok içinde bırakarak kiliseden ayrılırlar. Hero bu şoktan baygınlık geçirmiştir. Ayıldığı zaman babası tarafından da allenen hakarete maruz bırakılır . Evlenme işlemini yapacak olan Keşiş Francis Hero'nun masum olduğuna inanmıştır. Gerçeğin gün yüzüne çıkması ve Klaudio'nun vicdansızlığına pişman olmasını sağlamak için bir plan hazırlar. Buna göre aile Hero'nun öldüğünu herkese ilan edip inandırması gerekir. Leonato ve Hero'nun amcası olan Antonio Hero'nun ölümünün kabahatinin Don Pedro ve Klaudio'da olduğuna karar verip Klaudio'yu düeloya çağırlar. Bu arada Beatrice ve Benedickte birbirlerine olan duygularını ifade ederler. Ve Beatrice Benedickten Claudio'u düeloya çağırmasını ister, Benedick başta biraz tereddüt eder ama Beatrice onu bu işe ikna eder. Diğer taraftan hiç kimse duyurmadan kent korucuları, Don John'un Hero aleyhinde komplosundan sonra Borachio ve arkadaşı Conrade arasında geçen bu komplo ile ilgili bir konuşmayı gizlice dinlemişlerdir. Onları yakalayıp sorguya çekmeye başlarlar. Korucu komutanı olan Dogbarry'nin sözcükleri yalan yanlış güldürücü şekilde kullanması dolayısıyla çok gülünç, beceriksizce yapılan bu sorgulama sonunda her ikisi de Don John'un komplosunu itiraf ederler. Lenato'ya Hero'nun masum olduğuna dair haber yollarlar. Bu sırada Don John şehirden kaçmıştır ve onu yakalamak için arkasından bir kuvvet salınır. Klaudio doğrusunu bilemeden bir hata yaptığını itiraf eder ve pişmanlığını isbat icin Hero'nun yerine onun kuzeni ile evlenmeyi kabul eder. Klaudio'nun ikinci evlenme töreni başında dansörler önceden gelip yeni gelin olacak "kuzen" duvağını açınca gelinin gerçekten Hero olduğu anlaşılır. Bu Klaudio'yu hem çok saşırtır hem de çok sevindirir. Benedick ve Beatrice'de evlenmeye karar verirler ve iki çift evlenir. Oyun bir mesut sonuca varmak üzere iken, Don John'un yakalandığı haberi bir haberci tarafndan ilan edilir. Fakat Don John'na verilecek ceza mesut çiftlerin yeni saadetlerini kutlamalarına zaman vermek için geciktirilir. İşlenen önemli temalar Sadakatsızlık Genel olarak Kuru Gürültü oyunu ile Shakespeare'in yazmış olduğu diğer oyunların ortaklaşa paylaştıkları bir tema evli kadınlarin sadakatsizleridir. Bu oyundaki önemli rol oynıyan birkaç karakter bir erkeğin koca olarak karısının sadakatsiz olup olmıyacağını hiçbir şekilde bilemiyeceğini ve bu bilinçsizlikten kadınların istifade ettiklerini sabit fikir olarak kabul etmektedirler. Klaudio gururu ve karısının sadakatsiz olacağı korkusu ile sanki oyun oynıyan Don John ilk evlilik çabasının bir felaketle sonuç bulmasina neden olmaktadır. Kadınların cinsiyetlerine dair olan aksi inançları nedeniyle oyundaki her erkek karakter Hero'nun iffetsiz olduğuna hemen kolayca inanmistir. Hatta Hero'nun öz babası bile hiç bir inandırıcı delil olmadan kızının iffetsizliğine inanıp onu telin etmiştir. Bu tema oyunun her sahnesinde,cok kerre sadakatsizliğe sembol olan boynuzlara referansla, devamlı olarak işlenmektedir. İngilizce'de 'hiçbirşey' ve 'dikkat etme' sözcüklerinin benzemesi üzerine oyunlar Kuru Gürültü oyununda devamlı işlenen bir motif de İngilizce'de 'nothing' olan 'hiçbirsey' sözcüğü ve kavramı ile 'noting' olan 'dikkat etme' arasındaki kelime ses yakınlığının Shakespeare tarafindan kelime oyunu olarak işlenmesidir. Ne yazik ki bu kelime oyununa dayanan temalar bir yabanci dile çeviri yapıldığı için ortadan kaybolmaktadır. Oyundaki önemli hareketler, diğerlerine gösterilen dikkat, birbirine gönderilen pusulalar, ispiyonlama ve konusmalari gizli olarak dinlemesi şeklinde olduğu icin 'hiçbirşey' ve 'dikkat etme' kavramları birbirleri ile karmaşık, karşıt ve tezatlı olarak işlenmesine çok imkan sağlamaktadır. Hatta Shakespeare zamanında İngilizce'de 'hiçbirsey' (yani 'nothing') kadın cinsel organına da telmihte bulunduğu bilinmekte olduğu için bu özel motif daha derin düşünce gerektiren kelime ve kavram oyunlarına vasıta olmaktadır. Bu karmaşık motifin yabanci dillere yapılan çevirilerde eksik olması dolayısı ile Kuru Gürültü oyunu çeviri dilde temsil edildiğinde tiyatro severlerce, Anglo-Sakson ülkelerinin aksine, çok tutulmamıştır. *Kürklü Merkür Özet Yıkımardı bir dünyada, hayatta kalmaya çalışan geçmişsiz ve geleceksiz gençler, hayatlarını partiler düzenleyerek ve kelebek satarak kazanmaktadır. Ancak bu partilerde, zenginlerin her türlü sapkın fantezisi gerçekleştirilmektedir. Örneğin, oyun boyunca hazırlıkları sürdürülen partide, bir şirketin üst düzey yöneticisi, bir oğlan çocuğuna tecavüz edecek ve sonunda onu vahşice öldürecektir. Partiyi düzenlemekle görevli olan Eliot aynı zamanda bir kelebek satıcısıdır. Söz konusu kelebekler, bir gün bir fırtınayla ortaya çıkan, genetik olarak değiştirilmiş kelebeklerdir. Yiyende farklı sanrılara sebep olurlar. Uzun vadedeki etkileri ise bağımlılık, bellek yitimi ve dil yeteneklerinin kaybıdır. Bu ortamda Eliot, kıt akıllı ve kelebek bağımlısı kardeşi Darren’i, sevgilisi travesti Lola’yı, güçlü ve korkutucu görünen patronu Sfenks’i ve kimliği oyun ilerledikçe ortaya çıkan Düşes'i korumaya, onların hayatlarını devam ettirmeye çalışır. Bir yandan parti hazırlıklarıyla uğraşırken, diğer yandan geçmişlerini hatırlamaya ve gelecekleri kurmaya çalışan karakterlere, Nez de bir kelebek elde etmek hayaliyle yardım etmeye başlar. Parti Konuğu'nun sonunda partiye katılmasıyla iyice hareketlenen oyun bir yıkımla sona erer. Oyuna Tepkiler Oyun ilk sergilenişiyle birlikte büyük yankı uyandırdı. On yıldır Philip Ridley'in yayıncısı olan Faber and Faber oyun metnini basmayı reddetti. Her oynanışında, sahnede sergilenen şiddet ve tehdit ortamından etkilenen seyircilerin bir kısmının, oyunu terk ettiği görüldü. Eleştiriler de en az oyun kadar ateşliydi. The Daily Telegraph'tan Charles Spencer oyunla ilgili çalışan herkesin "alçak" olduğunu söyledi ve hatta Ridley'in "kendi hastalıklı fantezileriyle doyuma ulaştığını" ileri sürdü. Ancak oyunu destekleyen pek çok yorum da yapıldı. Örneğin The Sunday Times'tan John Peter oyunu "tam anlamıyla bir 11 Eylül oyunu" olarak tanımladı ve herkesin oyunu görmesi gerektiğini söyledi. Bu tartışmalara rağmen - belki biraz da bu yüzden - oyun uzun süre kapalı gişe oynadı. Sonunda, oyunu izlemeye gelenleri çoğunluğunu coşkulu genç bir seyirci kitlesi oluşturmaya başladı. Oyun daha sonra dünyanın pek çok ülkesinde sahnelendi. Türkçe Çeviriler * Oyunun Cem Kurtuluş tarafından yapılan çevirisi kitap olarak yayınlanmamıştır. Sahnelenme Bilgisi * Oyun İngiltere'de Paines Plough prodüksiyonu olarak John Tiffany yönetiminde sergilendi. Elliot rolü tüm zamanların en genç Hamlet'i olarak ünlenen Ben Whishaw tarafından oynandı. * Oyun ABD'de ilk defa Santa Ana, California'da Rude Guerrilla Theatre Company tarafından oynandı. David Barton'un yönettiği oyun Mart 2007'de başladı. * Oyun İtalya'da Carlo Emilio Lerici'nin yönetiminde Roma'da Trilly Prod. tarafından oynandı. Oyunun açılışı Nisan 2006'da yapıldı. * Avustralya'da ilk defa 30 Ağustos 2007'de Melbourne'de Theatreworks'te oynanan oyun, daha sonra Sydney'deki SBW Stables Theatre'a geçti. Oyun Ben Packer tarafından yönetildi. * Malta'da ilk defa Şubat 2008'de Unifaun Theatre'da oynanacak olan oyun Chris Gatt tarafından yönetilecek ve Düşes rolü Irene Christ tarafından oynanacak. * Oyun 2007 yılında DOT tarafından Murat Daltaban'ın yönetiminde Türkiye'de sahnelenmeye başladı. *Onikinci Gece Onikinci Gece Shakespeare'in tahminen 1601'de yazdığı düşünülen bir komedisidir. Tam adı Onikinci Gece, ya da Siz Nasıl İsterseniz diye çevirilebilir. Alternatif bir başlığı olan tek Shakespeare oyunudur. Onikinci Gece başlığının Shakespeare döneminde kutlanan Noel'in Onikinci Günü şenlikleriyle bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Bu şenliklerde her şey "tepetaklak" ya da "tersyüz" olurmuş. Bu da oyunun konusuyla yakından bağlantılıdır. Diğer birçok Shakespeare eseri gibi bu oyunun da birkaç farklı film uyarlaması bulunmaktadır. Onikinci Gece Shakespeare'in tahminen 1601'de yazdığı düşünülen bir komedisidir. Tam adı Onikinci Gece, ya da Siz Nasıl İsterseniz diye çevirilebilir. Alternatif bir başlığı olan tek Shakespeare oyunudur. Onikinci Gece başlığının Shakespeare döneminde kutlanan Noel'in Onikinci Günü şenlikleriyle bağlantılı olduğu düşünülmektedir. Bu şenliklerde her şey "tepetaklak" ya da "tersyüz" olurmuş. Bu da oyunun konusuyla yakından bağlantılıdır. Diğer birçok Shakespeare eseri gibi bu oyunun da birkaç farklı film uyarlaması bulunmaktadır. Konusu Kısaca özetlemek gerekirse bu oyun bir "yanlışlıklar komedisi"dir. Illyria Krallığı'nda geçer.Shakespeare'in bu krallığı İtalya'nın dalmaçya kıyısında hayal ettiği düşünülür. İnsanların kılık değiştirdiği, kadınların erkek, erkeklerin kadın kılığına girdiği, birbirlerine aşık olan insanların bu karmaşayı anlamaya çalıştığı ve elbette sonunda her şeyin tatlıya bağlandığı bir eserdir. Tarz olarak Bir Yaz Gecesi Rüyası'na benzer.Soytarılar, sarhoşlar, çıkarcılar, mevki düşkünleri, müzisyenler, deliler ve soyluların iç içe; burun buruna olduğu tabiri caizse oyun içinde oyundur. Kısaca özetlemek gerekirse bu oyun bir "yanlışlıklar komedisi"dir. Illyria Krallığı'nda geçer.Shakespeare'in bu krallığı İtalya'nın dalmaçya kıyısında hayal ettiği düşünülür. İnsanların kılık değiştirdiği, kadınların erkek, erkeklerin kadın kılığına girdiği, birbirlerine aşık olan insanların bu karmaşayı anlamaya çalıştığı ve elbette sonunda her şeyin tatlıya bağlandığı bir eserdir. Tarz olarak Bir Yaz Gecesi Rüyası'na benzer.Soytarılar, sarhoşlar, çıkarcılar, mevki düşkünleri, müzisyenler, deliler ve soyluların iç içe; burun buruna olduğu tabiri caizse oyun içinde oyundur. *Othello Konusu Othello İngiliz ordusunun Türklerle Kıbrıs'ta savaştığı bir dönemde çok başarılı ve saygı duyulan bir komutandır. Halk ve ileri gelenler tarafından çok sevilen bu Berberi zenci komutan Desdemona'ya aşık olur. Şehrin ileri gelenlerinden birinin kızı olan Desdemona da Othello'yu sevmektedir. Önceleri saygı duyulan Othello'nun arkasından bu zenci beyaz evliliği sonucu birçok dedikodu çıkar. Herşeye rağmen evlenen Othello ve Desdemona'nın mutlulukları halkın dedikoduları ve Iago'nun kötülükleriyle bir trajediye döner. Othello: Bir Erkeklik Trajedisi Bu oyunun alımlama estetiğine göre yorumunu yapmak için öncelikle oyunun özetini vermekte yarar var. Venedik’in bir komutanı olan zenci Othello Cassio'yu kendisine yardımcı olarak seçer. Gözü, Cassio'ya verilen görevde olan İago hem Othello'nun onu seçmemesi hem de daha önemlisi Othello'nun kendi karısıyla bir ilişkisinin olduğundan kuşkulandığı için ona düşman olur. Bu arada Othello Venedik’in önde gelenlerinden olan Barbatino'nun kızı ile gizlice bir evlilik yapar. Bunu fırsat bilen İago Desdemona'nın geri çevirdiği bir soylu olan Roderigo ile Barbatino'yu Othello'ya karşı harekete geçirir. Venedik senatosu Barbatino'nun kızının evliliğiyle ilgili başvurusuna olumsuz yanıt verdiği gibi Othello'yu Kıbrıs'a askeri bir görev için gönderme kararı alır. Karısı Desdemona'da onunla birlikte gidebilecektir. Osmanlı donanması fırtına yüzünden etkisiz kalırken, Othello, Cassio'yu gözcülükten sorumlu muhafız komutanı yapar. Geride kalan İago'nun içkili Cassio ile Roderigo arsında bir kavga yaratması sonunda Othello Cassio'yu yardımcılık görevinden alır. Böylece İago ilk amacına ulaşmış olur. Ayrıca Cassio'yu Othello' yla arasını yeniden düzeltmesi için Desdemona'ya başvurmak için kandırır. Cassio’nun Desdemona'yla gizlice buluşmasını Othello'ya karşı kullanarak Desdemona ile Cassio arasında bir ilişkinin var olduğu kuşkusunu Othello'da uyandırır; bu aşamadan sonra İago'nun türlü oyunlarıyla Othello'nun karısına karşı olan şüphesi artmaya başlar. İş o raddeye varır ki artık Othello bu acıdan kurtulmak için karısını öldürmenin tek yol olduğunu düşünmeye başlar ve oyunun sonunda karısı Desdemona'yı yatakta boğarak öldürür. En sonunda İago'nun karısı Emilia sayesinde tüm gerçekler ortaya çıkar; bunun acısıyla Othello kendini öldürür. Yeni komutan Cassio'ya İago'ya gereken cezayı vermek kalır Othello Öncelikle oyunun baş kahramanı olan Othello üzerinde durmak istiyorum. Othello benim zihnimde: zenci, yaşlıca, iri yapılı, sert-ciddi ve mağrur görünüşlü bir kişi olarak oluştu. Kendine güvenli biri izlenimi vermekte. Bunda onun geçmişinin de etkisi büyük, türlü tehlikelerden, ölümlerden geçmiş, kimsenin gitmediği yerlere gitmiştir. Onu bu yüzden herkes bir kahraman olarak tanır. Onunda kendini nitelemesinde kahramanlık vasfının ağılığı var. Aynı zamanda asil bir kişi olduğunu söylüyor. Herkes onun bu özeliklerine saygı duyuyor. Özellikle devlet yetkilileri için o önemli bir isim. Onun komutanlık hünerinden yararlanıyorlar. Othello'da bunun farkında oda kendini devlet ile özdeşleştiriyor. Her hangi bir durumda bu özelliği ön plana çıkarıyor ve kendinin devlet için önemli bir kişi olduğunu hatırlatıyor insanlara. Benim algılayışımda Othello bir yüz olarak güçlü biri imajını yaratsa da, içten içe aşağılık duygusunu içinde taşıyan bir kişi. Bunda en önemli nokta her ne kadar içinde yaşadığı toplumun diğerleriyle eşit bir ferdi olarak kendisini görmeye çalışıyorsa da aslında orada bir yabancı o. Bir başka etnik kökenden olmasının üstüne, doğulu olması zaten başlı başına bir konudur. Aynı zamanda zenci olması onun toplum içinde kaybolup gitmesini engeller. İnsanların ona karşı tutumunda dikkat edilecek olursa çoğunlukla onun fiziksel görünüşü üzerinedir. Türlü aşağılamalarla ona karşı olan duygularını ifade ederler. Bu tür aşağılamalara maruz kalan birinin kendisinde aşağılık duygusunu beslememesi çok zordur doğrusu. Onun kendi kahramanlıklarını anlatması, devlet için önemli bir adam olduğunu ifade etmesinin ana nedenidir bence ondaki bu duygu. Çünkü her aşağılık kompleksi bir üstünlük söyleminin altında gizlidir. Mesela Desdemona'nın onunla ilişkiye girmesinin nedeni yaşadığı acı dolu anılar, sıkıntılardır. İlginç olan ve aslında doğal olan şey ise Othello'nun Desdemona'ya ilgi duymasının nedeni Desdemona'nın ona acımış olmasıdır. Aşağılık duygusunun somutlandığı bir durumda işte bu acınma istemidir. Çünkü bu kişiler egolarını merhamet ile besler (bu kendini sömürüştür).
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
İago
Şimdi birazda diğer önemli karakter olan İago üzerinde duralım. İago 24 yaşında, cesur, zeki ve kurnaz bir kişi olarak kendini gösteriyor. Onun eylemini ve dolayısıyla tüm oyunu yönlendiren içinde taşıdığı nefret duygusudur. Nefreti kendi dışına yönelmiştir (sadizm). Ve nefretinin temel nedeni erkek olma güçsüzlüğüdür. O bunun bilincinde olarak planlarını kurgular ve başarılı olur. Bu bahsini ettiğim erkek olmaktan doğan zafiyet oyun için ana izleklerden biridir bana göre. Özellikle ataerkil toplum yapısında erkeğin kadına tam olarak sahip olamamaktan gelen bir korkusu vardır. Köklerini özel mülkiyetin ortaya çıkışına değin götürebiliriz bu korkuyu. Ki pek çok dinin kadının özgürlüklerini ellerinden almasının yegane nedeni bu korkudur. Bütün erkeklerde az ya da çok mevcut olan bu zafiyet, yaşanılan kültüre, sınıfa vb. göre değişen potansiyellerde olabilmektedir. Ve, erkeğin içinde her an ateşlenebilecek bir ***** gibi beklemektedir. İşte İago bunun farkındadır. Çünkü bu korkunun görünen şekli olan "kıskançlık-şüphe" ikiliği onda harekete geçmiştir. Kişi kendisini ne kadar çok yüceltiyorsa karşılaştığı bu tür olumsuzluklarda o denli hiddete kapılır. İago da kendini insanların gözünde büyüten bir imaj çizmektedir. O cesurdur, zekidir, doğrudur ve güvenilirdir. İçinde uyanan canavar intikamla susturulabilir ancak. Ve zekası intikam için işler, kendi psikolojisinden erkeklerin ve kadınların psikolojisini açımlar. Karısı onu aldatmıştır (en azından aldatılmış olma ihtimali vardır) bu nedenle kadınlar kötüdür, onlara güven olamaz. Onlar sürekli zevk arayışındadırlar, hep arzularının tatmin olmasını isterler. Erkekler ise aslında onlara karşı yaradılıştan güçsüzdürler. İşte intikamının çıkış noktaları bunlardır. Madem erkek güçsüzdür o halde ona acı çektiren kişide de (bu kişi Othello’dur) her ne kadar güçlü görünüyorsa da aslında onunda içinde bu irin bulunuyordur. İago hedefine ulaşmak için makyavelist bir tavır içinde her türlü ahlaki yasayı hiçe sayar ve amacı için kullanır. İnsanlar onun için yalnızca kullanabileceği birer araçtır. Bu yüzden ne Cassio’nun, nede Roderigo’nun bir değeri vardır. Bu amaç için yalanda söylenebilir, ikiyüzlülükte edilebilir ve gerekiyorsa cinayette işlenebilir. Ancak şunu tekrar belirtmeliyim ki İago’nun bu şekilde bir eylemlilik içinde olmasının nedeni, çektiği acıdır. Acı, acı ile dengelenebilir. İago yukarıda da oyun özetinde belirttiğimiz gibi türlü düzenbazlıklarla amaçladıklarının büyük çoğunluğunu elde eder. Düşman olarak gördüğü Othello’nun içine kıskançlık tohumları ekerek onunda acı çekmesini sağlar. İago'nun kıskançlık tohumlarını Othello’ya ekmeye başladığı ilk ana dönelim, perde III sahne IV’te İago söz oyunlarıyla Otello'da karısına karşı şüpheyi doğurur; ancak Othello’nun görünürdeki tepkisi, kendisinin bu tür bir şüpheye asla düşmeyeceğini, şüpheye düşmenin bir şeylerin bitişi konusunda karar vermek olduğunu söyler. Bu kendisinin de inanmak istediği bir yanılsamadır. Bu andan sonra ok yayından fırlamıştır artık, şüphenin ateşi onun yüreğini için için kavuracaktır. Bu denli kıvranmasının gerisinde güçsüzlüğü ve güç istemi yatıyor bana göre. Çünkü Desdemona Othello'nun zenginliğidir, Desdemona herkesin sahip olmak istediğidir, o, kara Othello'nun beyaz kuğusudur. Kendisini onunla bir varoluş yanılsamasının içine sokar. Bu denli hırçınlaşmasında ona destek olan duvarların yıkılışı vardır. Herkesin kendisini aşağıladığı bir yaşamda ona kollarını açan bu tek kişinin ona ihanet etmesi ölüm demektir. Bunun yanında nice badirelerden geçerek, bedel ödeyerek yarattığı kimliği de onu buna zorlamıştır. Sonuçta bir zehir olarak görülen ihaneti kendinden uzaklaştırmak için karısını öldürür Othello. Onun ölümü kendi ölümünü de beraberinde getirir. Bu oyunda trajik nokta olarak verilen unsur, Desdemona'nın sarsılmaz sadakatidir. Tam bir beyazlık olarak sunulur bize, hiçbir lekesi olmayan bir beyazlık. O kadarki ağzına "kahpe" sözcüğünü bile almaz. Böyle bir şey yapmaktansa ölmeyi tercih edeceğini söyler. Bu durumda ona yapılanlara karşı içimizde yoğun bir acıma duygusu oluşur. *Romeo ve Juliet Romeo ve Juliet (Romeo ile Juliet olarak da geçer.) İngiliz oyun yazarı William Shakespeare tarafından yazılmış bir oyundur. Yazarın en iyi bilinen oyunlarından biri olan Romeo ve Juliet sinemaya da uyarlanmıştır. Konusu Romeo ve Juliet birbirine kan davası olan iki ailenin çocuklarıdır. Asla kabul edilemeyecek bir şey yapmışlar ve birbirlerine aşık olmuşlardır. Bu oyun Shakespeare'in yazdığı en büyük trajedilerden biridir ve sonunda Romeo ve Juliet intihar ederler.yani zehir içerler ve ölürler aslındA romeo nun dudaklarındaki zehiri juliet içer... Film Uyarlamaları * Romeo ve Juliet (1996 film)-(William Shakespeare's Romeo + Juliet), Leonardo DiCaprio ve Claire Danes'li uyarlama. * Romeo ve Juliet (1960 film), Franco Zefirelli uyarlaması. * Romeo Ölmeli (Romeo ve Juilet' e güncel bir uyarlama *Bir Yaz Gecesi Rüyası Bir Yaz Gecesi Rüyası (Orijinal adı A Midsummer Night's Dream), William Shakespeare'in erken dönem romantik komedya - romanı. İlk basımı 1600 olmakla beraber yazımı ve ilk sahnelenişinin 1594 ya da 1595 yıllarında gerçekleştiği sanılmaktadır. Ana teması aşk ve evliliktir. Karışık ilişkiler üzerinden bu iki kavramın komikliğine vurgu yapmıştır. Olaylar Eski Yunan'da bir düğün çevresinde geçmektedir. Belgelere göre ilk oynanışı 1604 yılında "A Play of Robin Goodfellow" adıyla gerçekleştirildi. Oyunda Ovidius'un Dönüşümler'inden ve İngiliz halk masallarından izlere rastlanmakla birlikte olay örgüsünün büyük ölçüde Shakespeare'e dayandığı sanılmaktadır. 1970 yılında Peter Brook tarafından yapılan yorumu oyunun önemli yorumlarından biridir. Oyun Türkçe'ye Bir Yaz Gecesi Rüyası adıyla çevrilmişse de, bunun dışında, Can Yücel'in Bahar Noktası adıyla yaptığı bir çevirisi daha bulunmaktadır. Oyunun sonunda "Yaramaz" peri Puck aşağıdaki sözlerle başladığı repliğiyle oyunun kapanışını yapar: Biz gölgeler, kusur işlediysek eğer, Şöyle düşünün ve bizi hoşgörün: Bu hayaller görünürken sahnemizde, Siz de biraz kestirdiniz yerinizde. Karakterler Theseus:Atina Dükü Hippolyta:Amazonlar Kraliçesi, Theseus'un nişanlısı Egeus:Hermia'nın babası Hermia:Egeus'un kızı, Lysander'a aşık Lysander:Hermia'nın sevdiği genç Demetrius:Hermia ile evlenmek isteyen genç Helena: Demetrius'a aşık Philostrate:Theseus'un şenlikçibaşısı Oberon:Periler Kralı Titania:Periler Kraliçesi Puck (ya da Robin Goodfellow):Peri Bezelye Çiçeği, Örümcek Ağı, Pervane, Hardal Tohumu: Diğer periler Peter Quince:Marangoz, ara oyunda Önsöz Nick Bottom: Dokumacı, ara oyunda Pyramus Francis Flute:Körükçü, ara oyunda Thisbe Tom Snout:Tenekeci, ara oyunda Duvar Snug: Doğramacı, ara oyunda Aslan Robin Starveling:Terzi, ara oyunda Ay Işığı Oberon ve Titania'nın hizmetindeki periler, Theseus ve Hippolyta'nın yanındaki lordlar, Saraylılar ve yardımcılar. *Ay Işığı Oyunun Kişileri * Andy : Elli Yaşlarında Bir Erkek. * Bel : Elli Yaşlarında Bir Kadın * Jake : Yirmi Sekiz Yaşında Bir Erkek * Fred : Yirmi yaşlarında Bir Erkek * Maria : Elli Yaşlarında Bair Kadın * Ralph : Elli Yaşlarıda Bir Erkek * Briget : On AltıYaşında Bir Kız Oyunun Konusu Bu oyunda insanı saran bir parlaklık, bir derinlik ve yoğun bir duyğu vardır. Oyun sizi gırtlağınızdan yakalar,kafanızdan yakalar ve -Pinter için enderde olsa-yüreğinizden yakalar.Bu nitelik ,son on yılda yazdığı Kısa Oyunlarda yoktur. Ay Işığı ölümün kendisinden de acı olan "ölmek",ölümle göz göze gelmek konuda bir Oyundaiki Ölüm Kvaramı hakkındaki duyguları -yitirilenleri,sıkıntıyı ve suç dygusunu-işler. Bu duygular bu oyunda Anne Baba çocuklar arasında işlenir. Andy ve Bel,ikioğulları Jake ve Fred ve kızları Bridget ile bağları koparmış olmanın acısını yaşarlar. Jake ve Fred gelmez Bridget gelemez. Son anlarını yaşayan kişiler deyince akla Beckett geliyor. Pinter'in oyunlarında insana en çok dokunan,ölümle göz göze gelen kişinin öfkesi,korkusu ve şakınlığıdır. Andy devlet memu iken çok saygıdır,ölümle karşılaştığında, başucunda karısının dışında, ne ailesi,ne teselisi,ne de güveni vardır. İştePinter'e göre günümüz insanın çıkmazı budur.Andy,"Ussallık dediğin,çoktan tası tarağı toplayıp gitti" der. Böylece Pinter'in gözü ile, 1980'lerin"eline ne geçerse,kap kaç,köşeyi dön" davranışından bize miraz kalan Aille yaşamını sergilenir. Bu oyunda hiç görmediğiniz bir Pinter ile karşılaşıyorsunuz.Bu yatalak çagdaş Lear'ı sunarken,çok duyarlıdır. Oyun yinede şiirsellil ile söz güldürüsü arasında gidip gelir. Pinter eski temalarını yeniden işlemiştir: geçmişe özlem,sevginin ve dostluğun aldatılmaya mahkum oluşu,aile yaşamının iki rakip arasındaki kavga ve ana babanın çocuklarını horlaması olarak görülmesi. Ama bu oyunu Pinter'in en hüzünlü oyunu yapan,Ana Baba]] ve Çocuklar arasındaki uçurumdur. Aile İki kardeş Jake ve Fered aylaktır. Babalarının bakımlı temiz ölüm döşeğine karşın,yatalak,belkide ölmek üzere olanFredin karma karışık,pasaklı yatağı, arasındaki aralarındaki uçurumun simgesidir. İki kardeşi bir birina bağlayan şey birlikte oynadıkları sözcük oyunları ve önemli kişilermiş gibi görünme benzetileridir. Babalarının adını anmazlar yalnız alay ederler ve hor görürler. "Ha baban mı? Ananla yatanmı?" Andy ve Bel kızıBridget hayalet gibi görünür. Önce annesiyle Baba karşı yumuşaktır. Sonunda,izzbe bir evde,ona vaad ettiklkeri eylencenin başalamasını bekler; ayın batışını beklemektedir,oysa ay batmaz. Yavaş onun gerçekten bir hayalet olduğunu anlarız. Bridget'in üç çocuğu,Bel ve Andy'nin güzel torunları ise,asla doğamayacak çocuklardı. Bridget son öyküsünü anlatırken,oyunun tüm kişileri bağlantısız olarak birtablo oluşturur.Pinter bu konuda,oyununLondra'dailk kez sahneleyen Yönetmen Leveaux'ya şöyle diyor: "Bir konuya açıklık getirmek isterim. Oyun hakkında benimde bilmediğim pek çok şey var ama şunu kuvvetle hissediyorum: Bridget ölüdür." Neden ve nası olduğunu bilemiyoruz ama Andy'i daha çok basan gölgeleri o getirmektedir. Bridget görkemli monoloğunda şöyle der: "Gizlendim. Çiçekler beni çevrelemiyor ama tutsakda etmiyor. Özgürüm. Gizlenmiş ama özgürüm. Artık tutsak değilim. Artık yitik değilim. Beni kimse bulamaz,kimse göremez. Beni ancak ormanın gözleri,yaprakların gözleri görür.Ama onlar beni icitmek istemez... Bir yanık kokusu var. Bir kadife kokusu,çok derin, çan gibi bir yankı....Bu dünyada kimseler beni bulamaz." Bir başka Tiradını şöyle bitirir: "Oracıkta,Ay Işığında durdum,ayın batmasını bekledim." Ay batınca Andy ölecektir. Ayrılık ve kopukluk çok büyüktür,ürkütücüdür. Andy ve Bel Karı koca arasında,yoğun nefretin ardındanpaylaşılan bir keder vardır: Onları Torun sahibi edebilecek Kızlarını kaybetmiş olmak. Birbirleriyle alay edrek soluk alırlar. "Fena adam değilsindir. Senin gibisinebi çenesi düşük derdik... Biraz daha çeneni tutabilsen,seninle yaşam biraz daha çekilebilir." "ölüyormuyum?" "Bilmiyormusun?" Andy istenmeyen babadır,ulaşılamayan eştir. Yetersizliği boyutsuzdur. Çocuklarının bu duruma gelmesinden,belki kızının ölmesinden sorumludur. Çok şey konuşulmaz. Belleğin kişiselliği,yaşamboyu birlikte olunan eşi tanıyamamak, belirsiz bugünile,belirsi dünün arasındaki boşluk -"Ölümün belirsiz gecesi"-insanın korkusu. Keder,konuşulmadığı için,bu oyunda yoğundur. Pinter'in sözünü ettiği Keder ve Acı,sözcüklere sığmaz. Ay Işığında Pinter'in kendine özgü nitelikleri vardır. İğnelenmek,keskinlik ve gizemin karışımı,hem kabalık,hem incelik. Ama havası bambaşkadır. Daha önceki oyunlarında olmadığı kladar Liriktir. Duygusal olduğu kadar cesur bir oyundur. Dramatik yönden kısa ve özdür. Kişiler yarı açık,görülür görülmez,yarı uykulu,yarı uyanıktır,dış ve iç yaşam birlikte sürdürülür. Oyunu ilk sahneleyen yönetmen şöyle diyor:"(Fred,yatakta,Jake,Fred'in yanına) denmiyor. Denseydi,Jake bir yerden geliyor olurdu." Burada Gerçeküstücülüğe yöneliş görüyoruz. Ay Işığı ayrıca,yer yer Vodvil türünde eylenceli bir oyun."Gece okulunda gün kaçırmazdı." Ay Işığı, Eve Dönüş'ten bu yana Pinter'in yazdığı en büyük oyun diyebiliriz. *Aldatma Oyunun türkiyede ilk sahnelenişi Aldatma, Harold Pinter'in orjinal adı Betrayal olan seyirlik oyunu, Türkiye'de "Aldatma" adı ile ilk defa 1990-1991 Sezonunda Tiyatro Stüdyosu tarafından sahnelenmiştir. Daha sonra Nilüfer Sanat Tiyatrosu tarafından 2007-2008 sezonunda tekrar sahnelenmiştir. Oyunun konusu Oyunda Pinter olayı tersine kurgulamıştır ve arada ileri gidişlerle sondan başa doğru yönlendirir. Yavaş yavaş ortaya çıkar ki ikisi de evli olan ve ikisinin de çocuğu olan Emma ve Jerry aralarındaki ilişkiyi bitirdikten sonra yıllar sonra bir barda buluşurlar. Pek çok soru işareti taşıyan, seyircisini yadırgatan, varolan değer yargılarını sorgulayan bu ilşkinin kahramanlarından Jerry, Emma'nın kocası Robert'in eski bir dostu ve nikah şahididir. Robert de bir soru işaretidir. Perde arkasında kalan hiç görünmeyen gizemli iki kişi daha vardır Jerry'nin doktor karısı ile Jeryy ve Robert'in romanlarını basıp para kazandıkları yazar. Bu İlişkiler yumağının çözümü seyirciye bırakılmıştır. Ayrıca kadın, adam ve sevgilisi tarihsel üçgeni çerçevesinde gelişen karmaşık ilişkilerin birey-yaşam-toplum eksenine yansımasını kendisine özgü tiyatro dili ile işliyor yazar. Aldatma teması üzerine kurulu gerçekçi bir öykünün gerçekçi ayrıntılarla işlendiği oyun kimilerince; belirsizliklere, dolambaçlı göndermelere dayanmışlığı ile tanınan Pinter tiyatrosundan bir uzaklaşma olarak değerlendirilmişti. Bu doğrultuda 'Aldatma', yeni bir Pinter biçimi şeklinde nitelenmiştir. Ancak, gerçekçi aktarım biçimi ile ne denli yeni Pinter diye değerlendirilmiş olsa da, ters doğrultuda yol alan zaman akışının oluşturduğu özgün yapısının oyun yine de gizli katmanları, derinlikli anlamlarıyla tipik Pinter damgası taşıyor. Oyunun 1991'de sahnelenişindeki tiyatro stüdyosu kadrosu * Yazan : Harold Pinter * Yöneten : Ahmet Levendoğlu * Çeviri : Haluk Bilginer * Sahne tasarımı : Metin Deniz * Işık tasarımı : Önder Arık Oyuncular * Emma: Zuhal Olcay * Jerry : Haluk Bilginer * Robert : Ahmet Levendoğlu Oyunun teknik kadrosu * Yönetmen yardımcısı : Lütfi Oğuzcan * Yapım yardımcıları : Nejat Birecik/Celal Perk * Tasarım yapımcısı : Zepür Hanımyan 2007-2008 sezonunda Nilüfer Sanat Tiyatrosu kadrosu * Yazan : Harold Pinter * Çeviri : Haluk Bilginer * Yöneten : Mehmet Ergen * Dekor - Kostüm : Pınar Şen * Işık tasarımı : Yakup Çartık * Müzik Tevfik Kulak Oyuncular * Emma : Neriman Uğur * Jerry : Barış Falay * Robert : Murat Karasu * Garson : Hakan Silahsızoğlu
__________________ |
|||||||||||
|
|