|
|
#7 (permalink) | |||||||||||
|
1930'da başlayan operasyonların sonucunun zilan deresinin kürt köylülerinin cesetleriyle dolmasıyla elde edildiği katliam. kürt köylülerinden temizlenen bölgeye uzun süre yerleşim yasağı konulmuş, 1980'de afganistan’ dan gelenler bu topraklara yerleştirilmişler.
atsızcıların [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] başlığıyla ve cumhuriyet gazetesi'nden alıntılarla duyurduğu katliam hakkında, atsızcıların deyişiyle dönemin yarı resmi gazetesi cumhuriyet şöyle demiş [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]: "bunların alelade hayvanlar gibi basit sevk-i tabiilerle işleyen his ve dimağlarının tezahürleri, ne kadar kaba hatta abdalca düşündüklerini gösteriyor... çiğ eti biraz bulgurla karıştırıp öylece yiyen bu adamların afrika vahşilerinden ve yamyamlardan hiç farkı yoktur." ("temizlik başladı: zeylan deresindekiler tamamen imha edildi", cumhuriyet, 13 temmuz 1930, sayfa: 4) "ağrı dağı tepelerinde kovuklara iltica eden 1500 kadar şaki kalmıştır. tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. ağrı dağı daimi olarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. türkün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. eşkıyaya iltica eden köyler tamamen yakılmaktadır. zilan harekatında imha edilenlerin sayısı 15.000 kadardır. zilan deresi ağzına kadar ceset dolmuştur... bu hafta içinde ağrı dağı tenkil harekatına başlanacaktır. kumandan salih paşa bizzat ağrı'da tarama harekatına başlayacaktır. bundan kurtulma imkanı tasavvur edilemez." ("ağrı dağı harekatı bu hafta başlıyor", cumhuriyet, 16 temmuz 1930) gazeteci yusuf mazhar, isyan bölgesini gezdikten sonra kaleme aldığı "ararat eteklerinde" başlıklı yazı dizisinde kürtleri şöyle tasvir ediyor: "bunlar – tarihin şehadeti ile sabittir ki – amerika'nın kırmızı derililerinden fazla kabiliyetli oldukları halde ziyadesiyle hunhar ve gaddardırlar... dessas ve bediî hislerden, medeni temayüllerden tamamiyle mahrumdurlar. bunlar asırlardan beri ırkımızın başına bela kesilmiştirler." “kadın, çocuk ve bebeler dahil herkesi, bölgedeki bütün köylerin halkını, binlerce insanı, zilan deresine doldurdular. etraflarını makinalı tüfeklerle çevirdiler. makinalı tüfeklerin başında bizler, yani erler vardı. ellerimiz tetikteydi ve namlular topluluğa dönüktü. bizim arkamızda erbaşlar sıralanmıştı. elleri tüfeklerin tetiğinde namluyu bize yöneltmişlerdi. onların arkasında, üçüncü sırada subaylar tabancaların namlusuna mermiyi sürmüş bekliyorlardı. biz ateş etmesek erbaşlar bizi vuracaklardı. onlar bizi vurmazsa subaylar onları ve bizi vuracaklardı. tetiğe bastık. binlerce mermi deredeki insan topluluğunun üzerine ateş kustu. kadınların,çocukların, yaşlı, genç erkeklerin korkunç çığlıkları dereyi sardı. bir süre sonra çığlıklar iniltiye dönüştü. ve sonra iniltiler de kesildi. yaşlı ve genç erkeklerin yanında, binlerce kadının, çocuğun, kundaktaki bebeklerin cesetleri bir kan gölü içinde bırakıldı. kurda, kuşa yem edildi. bir süre sonra cesetler koktu, çürümeye terk edildi.” bunlar kürtlerdi. kürt kadınları, kürt çocukları, kürt bebekleri, genç, yaşlı kürt insanıydılar. toplu kıyıma sahne olan zilan deresi, van’ın erciş ilçesinin 20 km. kuzeyindedir. bunları anlatan, bu toplu kıyıma katılan erlerden biriydi. cesetler arasında baygın yattıkları için öldürülmekten kurtulan yaralılar da bu trajediyi yıllarca anlatıp durdular. halk arasında yakılan ağıtlar, halen ilk günkü duygusallığıyla söylenip dinlenir. 16 temmuz 1930 tarihli cumhuriyet gazetesi bu haberi, “zeylan harekatinda imha edilenler 15.000’den fazladir” başlığıyla veriyordu. haber metninde ise “zilan deresi lebalep (ağzına kadar) ecsat (cesetler) ile dolmuştur” deniliyordu. devletin tedip ve tenkil hareketi sonucunda, 1930 eylül’ünde,zilan deresi bölgesinde hiçbir insan kalmadı.köyler ve yayladaki yerleşim yerleri yakılıp yıkıldı. zilan deresi, askeri yasak bölge olarak ilan edildi. bir süre sonra da devlet üretme çiftliği kuruldu. peki, sonra ne oldu? toplu kıyımla hiçbir canlının bırakılmadığı bu bölgeye, afganistan’dan soydaşlar, yani türkler getirilip yerleştirildi. ....harp tarihi arşivi’nde mevcut belgelerden alınmış olan bazı bilgilerin yer aldığı türkiye’de kürt isyanları (faik bulut) kitabında, genelkurmay başkanlığı’nın 1 temmuz 1930 tarihli emrine de yer verilmiş. genelkurmay başkanlığı, “ayaklanma sahasındaki köylerden, ayaklananlara katılmış olanların tamamı yakılacaktır.” emrini veriyor. genelkurmay başkanlığı’nın 3 ağustos 1930’da yayınladığı emirde, “.. halka ayaklananların mutlaka cezalandırılacağı kanısını vermek için oramar olayına katılan köylerin ve yayladaki aşiretlerin tespiti ile bunların hava kuvvetleri ile bombardıman ettirilmesi gerekir” deniliyor. bu belgelerde, “2 temmuz 1930’da, kolordu bölgesinde şu hareket ve faaliyetler olmakta idi: kaymaz, haçan, kölesor, çilli ve osmanlı köyleri havadan bombalanmış; patnos bölgesinde ayaklananlara katılan köyler bomba ve makineli tüfek ateşi altına alınmış.” olduğu yazılıdır. bu köylerde kadın, çocuk, yaşlı, genç ayrımı yapılmadan toplu bir kıyıma girişilmiştir.köyler ve yaylalardaki yerleşim yerleri yakılmış ve tahrip edilmiştir. "
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#9 (permalink) | |||||||||||
|
Van'ın Erciş İlçesi sınırlarında yer alan Zilan Deresi'nde 1930 yılında yaşanan katliamın 94 yaşındaki tanığı Kakil Erdem, vahşetin gün yüzüne çıkmayan gerçeklerini DİHA'ya anlattı. Tarih sayfalarına büyük bir utanç olarak kazınan katliamda askerlerin 35 yakınını öldürdüğünü belirten Erdem, "Askerler, hamile kadınların karnını deşiyorlardı. Gözümün önünde 3 akrabamın kafa derisini yüzdüler. İki kardeşi ağaçlarla döverek öldürdüklerini gördüm. Katliamda ölenlerin çoğu Kurtuluş Savaşı'nda savaşmış insanlardı. Düşmana karşı birlikte savaştığımız insanlar daha sonra gelip bizi öldürdü" dedi.
Zilan Deresi'nde 1930 yılında meydana gelen ve tarihe 'Zilan Katliamı' olarak geçen olaylar sırasında 15 bin kişi yaşamını yitirdi. Katliamın yaşandığı dönemde Hasanabdal, Aks, Şahbazar, Doğancı, Tendurek, Çakırbey, Yılanlık, Harhus, Babazeng, Kömür, Şor, Şorik, Mürşit, Mescitli, Karakilis, Kündük, Zorava, Aryutin, Hallacköy, Koşköprü, Kuruçem, Mülk, Yekmal, Kilise, Gosk, A.Partaş, Y.Partaş, Binesi, Bunizi, Pelexlu, Kerx, Sögütlü, Mığare, Kardoğan, Kelle, Hostekar, Süvarköy, Kızılkılise, Ziyaret, Hiraşen, Komik, Şeytanava, Birhan ve Yukarı Koçköprü Köyü ateşe verilerek yakıldı. O dönem devletin yarı resmi gazetesi durumunda olan Cumhuriyet Gazetesi, 16 Temmuz 1930 tarihindeki sayısında Zilan Deresi'ndeki toplu katliamı şöyle veriyordu: "Karaköse, 14 (Özel muhabirimiz bildiriyor) - Ağrı eteklerinde eşkıyaya katılan köyler yakılarak, ahalisi Erciş'e sevk ve orda iskan olunmuştur. Zilan harekatında imha edilen eşkıya miktarı, 15 binden fazladır. Yalnız, bir müfreze önünde düşüp ölenler bin kişi olduğu tahmin ediliyor. Zilan Deresi'ne sıvışan 5 şaki teslim olmuştur. Buradaki harp, pek müthiş bir tarzda cereyan etmiştir. Zilan Deresi, lebalep cesetlerle dolmuştur." Katliam tarihinde 17 yaşında bir genç olan ve şu an Kündük Köyü'nde oturan 94 yaşındaki Kakil Erdem, o dönemin sağ kalan ender tanıklarından biri. O günleri ömrü boyunca hiç unutamadığını belirten Erdem, "Askerler, hamile kadınların karnını deşiyorlardı. Hamile kadınları öldürüp, çocuklarını karınlarından çıkarıyorlardı. İnsanları gözlerimin önünde kesiyorlardı. Benim gözümün önünde 3 akrabamın kafa derisini yüzdüler. İki kardeşi ağaçlarla döverek öldürdüklerini gördüm" dedi. 'Çoluk çocuk demeden öldürdüler' Katliamın başladığı sırada dağlara kaçtığını ve saklandığı yerden olup biteni izlediğini belirten Erdem, o gün gördüklerini şöyle anlattı: "7. Kolordu'ya bağlı binlerce asker köylere geldi. Zilan'da bulunan 72 köyün etrafını sardılar. Bu köylerde bulunan çoluk çocuk, kadın erkek, yaşlı genç demeden herkesi öldürdüler. Askeri birliğin başında da İbrahim ve Derviş beyler vardı. Onlar insanları öldürdüğünde biz kaçıp saklanmak zorunda kaldık. Bazıları da buğdayların ve eşyaların altında saklandılar. Daha sonra dağlara kaçtık. Günlerce dağlarda aç kaldık. Askerler gittikten sonra köye geri döndük. 35 akrabamı öldürmüşlerdi. Birçok insanı gözümün önünde kestiler. Benim en büyük ağabeyim de sağ, o da bu olayları gördü." 'Katledilenlerin çoğu İstiklal Savaşı'nda düşmana karşı savaştı' Erdem, olaylardan dönemin hükümetinin haberdar olduğunu da belirterek, "Bence emri İsmet İnönü verdi. Derviş Bey Alparslan Türkeş'in babasıdır. Katliamın baş sorumluları onlardır. Olayları düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. O katliamı hiç unutamadım. Esir alınanları da öldürdüler. Bu katliamda ölenlerin çoğu Kurtuluş Savaşı'nda savaşmış insanlardı. Bu ülke için de savaştılar. Ben de bu ülke için askerliğimi Sarıkamış'ta yaptım. Düşmana karşı birlikte savaştığımız insanlar daha sonra gelip bizi öldürdüler" dedi. 'O günkü zulüm bugün de sürüyor' Zilan Deresi'nde öldürülenlerin silahsız sivil insanlar olduğunu da belirten Erdem, şunları söyledi: "Kürtlerin elinde o zaman silah yoktu. Hepsi masum insanlardı ve katliama uğradılar. O dönemde yapılan zülüm bugün de aynı şekilde devam ediyor. Hiçbir şey değişmedi. Bugün de Kürtleri öldürmeye devam ediyorlar. Zilan katliamından sonra esir alınanların çoğu öldürülürken, sağ kalanlar sürgüne gönderildiler." DİHA
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| türk sinemasında kürtler... | bewelat | Genel Kültür | 33 | 05-03-2008 04:23 PM |
| Kürt mallarına Türk etiket.... | PCkopat | İlginç Konular | 22 | 01-09-2007 03:05 PM |
| Kürt Katliamı### | Şoreşger | Tarih | 12 | 27-03-2007 04:50 PM |
| Gilîdax Bêxwedî nîn e! Yılmaz Çamlıbel | Ararat | Sınırsız Muhabbet Burada | 2 | 07-09-2006 05:40 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.