Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Komedi, Eğlence, Korku, Her Telden Muhabbet > Sınırsız Muhabbet Burada

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 22-02-2008, 06:36 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jan 2008
Mesaj: 1,277
Üye No: 245760
Cinsiyeti : Bayan
İtibar Gücü: 5389
Rep Puanı : 538772
Rep Derecesi
DNA_RNA_ATP has a reputation beyond reputeDNA_RNA_ATP has a reputation beyond reputeDNA_RNA_ATP has a reputation beyond reputeDNA_RNA_ATP has a reputation beyond reputeDNA_RNA_ATP has a reputation beyond reputeDNA_RNA_ATP has a reputation beyond reputeDNA_RNA_ATP has a reputation beyond reputeDNA_RNA_ATP has a reputation beyond reputeDNA_RNA_ATP has a reputation beyond reputeDNA_RNA_ATP has a reputation beyond reputeDNA_RNA_ATP has a reputation beyond repute
Varsayılan Güvercinleri de vururlar!../ FERHAT TUNÇ



On Dokuz Ocak saat 15:00… İstanbul’un orta yerinde bir aydın, bir demokrat, bir devrimci, bir yurtsever, bir İNSAN vuruldu! Yaşamını halkların kardeşliğine adamış bir düşünce adamı…











Güvercinleri de vururlar!..


Kaldı mı kursağında bir parça gün tohumu?


Kırıldı mı omuz başındaki karanfil güpegündüz

Uzanmış satır başlarına iskarpinin,

Üzerinde kalmış kaldırımların ağır tozu.

Cepkeninde gezdirdiğin güvercinler havalandı

Vuruldu alnından koca bir tarih.

Terazi de böyle miydi evvelden?

Sade giden ölmedi!

Sade giden ölmedi!

Kaldı mı yaşayanı görmeyen?..



On Dokuz Ocak saat 15:00… İstanbul’un orta yerinde bir aydın, bir demokrat, bir devrimci, bir yurtsever, bir İNSAN vuruldu! Yaşamını halkların kardeşliğine adamış bir düşünce adamı

Bu acı gerçeği birkaç kelimeye sığdırarak izah etmek ne kadar kolay görünüyor… “Vuruldu” diyebilmek ne de kolay gelebiliyor dile. Sadece birkaç saniye içinde, kalleşçe ve ne kadar birdenbire geliveriyor kelimelerin üstüne ölüm; Azrail bile hazır değilken böyle bir kedere

Aslında herkes şu gerçeği çok iyi biliyor ki, her şey 301. maddeli duruşmaların, o davada yargılananları açık hedef haline getirmesiyle başladı. “Birileri”nin bu dava ve duruşmaları nasıl bir ırkçı-şoven şov aracı haline getirdiklerini de biliyoruz ve asla unutmamalıyız. O “suçluydu” ve bunun herkesçe böyle bilinmesi isteniyordu! Çünkü o bir Ermeni idi… Ermeni olduğu için de, 301. maddeden yargılanan diğer bazı medyatik aydın ve yazarlardan farklı bir muamele gördü. “Türk düşmanı”, “vatan haini”, “bölücü” olarak lanse edildi; insafsızca… Dahası Adalet Bakanı bile onu anlayamadı ve “Vatan haini” söylemiyle damgalayarak açık hedef haline getirdi.

Yakın bir zamanda, bir gazete, ben ve Hrant Dink’le “301’in esmer çocukları” başlıklı bir röportaj yapmak istemişti. O röportajı yapamadık… Katiller izin vermedi. Yoksa iki “esmer” 301 mağduru olarak, bu vesileyle bir kez daha Türkiye’nin aydınlık geleceğinin demokrasi ve özgürlüklerden geçeceğini söyleyecektik…

Sevgili Hırant Dink bir devrimci ve bir düşünce adamıydı. Eli kolu bağlı bir hayatın kangren olmuş liflerini halkların birliği ve sınırı olmayan insan sevgisiyle onaracağına inandı hep. Bu meziyetlerini yaşamının bütün evrelerinde korkmadan, çekinmeden göstererek yaşadı, yaşattı. Ama “birileri”, karanlıktan beslenen ve ülkemizin aradığı barışı kendileri için “tehlike” addeden “birileri”, düğmeye basmıştı bir kere… Gereği gecikmeden yapıldı. Beklenen ve o çok bilindik yöntemle vurdular sevgili Hrant’ı…

Duyduğumda büyük bir acıyla irkildim. O kurşunlar benim de bedenime, beynime, ruhuma saplanmıştı adeta. Donup kaldığım yerden güçlükle kalktıktan sonra dışarıya attım kendimi. Gidilebilecek en hızlı yoldan, kulaklarımı kalp atışlarıma kapatarak ulaştım Agos gazetesinin önüne. Sevgili Hrant’ın kaldırımda, beyaz bir örtüyle kapatılmış, upuzun yatan bedenini gördüğümde doğrulup; “ben ölmedim” demesini bekledim umarsızca. Nafileydi. Bir sedyenin üzerinde ambulansa bindirilirken gidişini görmekse, tam bir yıkım anıydı benim için. Söylenebilecek tüm sözler dilimin ucunda can çekişiyor, içim üşüyordu uluorta. “Hrant Dink” adıyla bir arkadaşım, bir dostum, bir yoldaşım artık yaşamıyordu.

Bir devrimcinin, bir düşünce adamının, bir yurtseverin kahpece vurularak öldürülmesinin bende ve olay yerinde biriken insanlarda yarattığı o büyük öfkeyle, oracıkta dilimize geliveren üç kelimeyi haykırmaya başladık. “Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeni’yiz!..” Öldürüldüğü gün ve cenaze töreninin yapıldığı Salı günü bütün bir dünyanın duyduğu ve tanıklık ettiği bu söylem, ırkçı faşist çevreler tarafından tepkiyle karşılansa da, bana göre son derece anlamlıydı. Bu, aslında katillere bir meydan okumaydı. Bu, ülkemizde etnik kökeni, inancı ve dili ne olursa olsun, halklarımızın bin yıllara dayalı bir geleneğin omuzlayıcısı olarak kardeş kalabilmelerinin kesin bir ifadesi, iradesiydi. İnsanların dili, kültürü, kökeni ve inancından ötürü doğan ihtiyaçlarının temel bir hak olduğunun bilinmesini istemekti. “Hepimiz Ermeni’yiz” diye haykırmak, en insani hakların savunulmasının öldürülmek için bir neden ya da gerekçe sayılamayacağına dair bir isyandı biraz da. Bu sloganı ben de attım. Bu slogan ne kimsenin bir dayatması, ne de önceden varılmış bir kararın sonucuydu. “Hepimiz Ermeniyiz, hepimiz Hrant Dink’iz” sloganı, oracıkta biriken önce bir avuç, kısa sürede binler olan insanların, yaşadıkları acı ve isyanı dillendirmek için bulabildikleri yegane sözcüklerdi. Ama bunu anlayabilmek için, tabii ki, o acıyı yaşamak gerek O acıyı içtenlikle yaşamayanlardan, bunu anlamalarını beklemek, maalesef mümkün değil… Sorunumuz da bu değil mi zaten? Böylesine bir alçakça cinayet karşısında bile, “milliyetçi” tahrikler yaratmaya çalışanlar var…

O gün, hepimiz Ermeni’ydik, evet. Çünkü Ermeni olmak bu ülkeyi yöneten egemen zihniyetin inkar ve ret politikalarına karşı çıkmaktı, Ermeni olmak ülkemizin tarihsel gerçekliğiyle hesaplaşmasını ve demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla hayat bulmasını savunmaktı. Ermeni olmak, Kürt olmaktı, Laz olmaktı, Türk olmaktı. Ermeni olmak, “İnsan” olmaktı…

Sevgili Hrant Dink’in cenazesinde bir araya gelen on binlerce insanın Türkiye’yi yönetenlerin görmek istemediği bu gerçeği bütün bir dünyaya haykırmaları önemliydi. Bu anlamda, acıyı bu kadar içten duyup, ölümün bu denli kaypakça yaşatılmasına tepki veren insanların avunacağı ışık, hiç değilse bugünden sonra, Türkiye’nin kendi gerçekleriyle dosdoğru yüzleşmesinin fırsat ve imkanlarının doğmuş olmsıdır.

Yiğit bir aydınımızı, bir Türkiye sevdalısını kaybettik. Köprü, tam orta yerinden yıkıldı Hazar’ın üstüne. Tesadüfü olmayan bir ölümdü Hırant Dink’in ölümü. Özenle ve titizlikle, adım adım hazırlandı ve sonuca ulaştırıldı. Çünkü o bir Ermeniydi ve “katli vacipti” ırkçı-şoven katillerin gözünde. Bu ülkede yaşayan bütün halklar kardeştir. Her bir bireyimize yönelen şiddet ve ölüm, bütün halklarımızın barış içinde bir arada yaşamalarına darbe indirmeye yönelik, siyah bir eylemdir.

Sevgili Hrant Dink, demokratik ve aydınlık geleceğimizin, ülkemizde etnik, kültürel farklılıkları özümsemekten geçtiğini, ölümüyle bir kez daha gösterdi bize. O, Türkiye’nin sorunlarını ancak ve ancak demokrasi ve özgürlükler yolundan ilerleyerek çözebileceğinin en önemli savunucusuydu.

Yazık ki bir Türkiye “klasiği” daha yaşatılarak hepimize bir mesaj verilmek istendi. Cenazeden sonra elektronik posta adresime ve Web sitemin ziyaretçi defterine gelen hakaret, küfür ve tehdit dolu mesajların ne anlama geldiğini biliyorum artık. Ancak bütün bu tehdit ve saldırılara rağmen Hırant Dink gibi bir bedel ödemenin de kutsal ve bir o kadar da şereflice olduğunu bir kez daha haykırıyorum! 301. madde ve hakkımda açılan-açılacak olan bir çok davaya ilişkin söylenecek şey budur. Yani her şeye rağmen ve ne olursa olsun bu ülkedeyaşayan halklarımızın mutluluğu için, varsa sözümüz, söylenmeye devam edecektir.

Demokrasi aynı zamanda bir hesaplaşma kültürüdür. Kendisiyle, kendi tarihiyle ciddi bir hesaplaşmayı göze alamayan bir devlet demokrat olabilir mi?. Şimdi devletin yapması gereken, Hırant Dink’in ölümüyle birlikte derin bir hesaplaşmayı göze almasıdır. Aksi halde 17 yaşında bir tetikçinin yakalanmış olmasıyla bu “dosya”nın kapatılması hiç kimse için bir anlam ve değer ifade etmeyecektir. Sorumluluk büyük ve tarihseldir. Türkiye’nin, bu tarihselliği kavramış siyasi bir iradeye ihtiyacı var. Bu basireti gösterebilecekler mi? Göreceğiz..

301. maddenin yarattığı bu hesaplaşmada umarım ki demokrasi, barış ve kardeşlik galip gelsin. Eğer Türkiye için iyi bir gelecek olsun deniyorsa, ki bu hepimizin en temel istemidir, bu hesaplaşma gerçekleşmelidir. Aksi halde Hrant Dink’in öldürülmesiyle başlayan bu süreç sözü olan başka düşünce adamlarını da kıskacına alarak ülkemizi beklenmedik kötü gelişmelere sürükleyebilir.


***

Sevgili Hrant, sen bu ülkede güvercinlerin bütün tedirginliklerine rağmen özgür olduklarını ve öldürülmeyeceklerine inanmıştın.

Ama yanıldın sevgili dostum.

Yanıldın.

Çünkü bu ülkede, ayaklarında yeryüzü taşıyan güvercinleri de vururlar…




They Also Shoot the Doves! ...



FERHAT TUNÇ




Have you gone hungry for a piece of daylight seed
Has a carnation been broken on your shoulder in broad daylight?


Your shoes lying on new lines,

The dense dust of the pavements on your vesture.

The doves you carry in your pockets have flown,

A great history is shot in the head.

Was the scale still such as this before?

It’s not only the gone who has died!

It’s not only the gone who has died!

Has anybody remained not to see the living? …



19th January 15:00… An intellectual, a democrat, a revolutionist, a patriot, a HUMAN has been shot in the middle of İstanbul! A man of thought who dedicated his life to fraternity of all people of Turkey….


It seems so easy to explain this bitter fact with a few simple words… The statement “he has been shot” seems so easy for the mouth to say. How death may come treacherously, all of a sudden, in a few seconds and spread its darkness over all words even when the Angel of Death is not ready for such despair…


In fact everbody is aware of the fact that everything has begun with the 301st article trials’ transforming the defendant people to open targets. We well know that ‘some’ has transformed these very trials and cases to means of racist-jingoist show. This is a fact that should not be forgotten. Hırant Dink was also ‘guilty’ and it was wanted to be known so by everybody! For he was an Armenian … And since he was an Armenian, he has met a different reaction from that is given to other mediatic -intellectual and writer- victims of 301st article. He has relentlessly been reflected as the ‘enemy of Turk’, the ‘traitor’, the ‘separatist’ … What’s more even the Minister of Justice without fully understanding his discourses has made him an open target by sealing him with the same statement, ‘traitor’.


Not long before his death, a newspaper wanted to make an interview with him and me together. The interview would carry the title “the Dark Children of 301”. But unfortunately it could not be made … For murderers did not allow. Otherwise as the two ‘dark’ victims of 301, we would repeat that Turkey’s bright future will come with democracy and freedom ….


Dear Hırant Dink was a revolutionist and a man of thought. He never quit believing that he could treat the mortified fibres of a captive life with the unity of people and endless love for human. He displayed his very beliefs all along his life unreservedly and without frightening. But ‘some’ who feed on darkness and regard the peace our country needs as a danger has already pushed the bottom… The duty has been executed without delay. They have shot Hırant with the expected and well known method…


When I first hear about the assassination, I startled with despair. It was as if the bullets were stuck in my body, brain and spirit. Standing up with difficulty, found myself outside. I arrived Agos following the shortest way, with ears deafened to everything but my heartbeats. When I saw dear Hırant lying on the floor with a piece of white cloth over his dead body, I hopelessly expected that he would straighten and say ‘I haven’t died yet’. It was all futile. And seeing him being put on the ambulance on a stretcher was precisely a moment of disaster for all of us. All of what can be said was suddenly becoming silence in my mouth, and I was shivering with despair. A friend, a companion, a fellow of mine, of us, Hırant Dink was not living anymore…


The enormous fret to this treacherous assassination of this revolutionist, this man of thought has made everyone of us cry out with the first words that came to our mouth: “Everyone of us is Hırant, Eveyone of us is Armenian!” This discourse which the whole world has heard and witnessed on both the assassination day and on his funeral gathering (Tuesday) has been met with reaction by racist and fascist environs. In spite of the reaction, this discourse was very meaningful for me. This discourse was in fact a challenge to the murderers. This discourse was a decisive will to and declaration of the fact that all the people in our country, no matter what their race, belief and language is, as the carriers of a convention of fraternity of hundreds of years will remain in fraternity. This discourse was the manifestation that the needs emerging from people’s language, origin and religious belief must be reckoned as fundamental rights of human. Crying out that “everyone of us is Armenian” is also a revolt that to defend for the most humanly rights can not be considered as a reason to be killed. I have also shouted the very slogan. This slogan was neither an imposition from outside nor a result of a decision given before. The slogan “Everyone of us is Hırant, Eveyone of us is Armenian!” is the only expression that we at first as a handful of people, then as thousands could find to express the pain and revolt we experience. Yet in order to understand what it means, it is a must, of course, to experience the same pain. To expect such an understanding from the ones who did not truly feel the same pain is unfortunately not possible… Anyhow is not our fundamental problem this very understanding? There are ones still trying to create “nationalist” disturbances in the face of such a treacherous killing.



That day all of us were Armenian, this is true. Because to be an Armenian was to protest against the denial and negation policies of the preeminent mentality. To be an Armenian was to defend for the facing of our country with its history and for the wake of democracy with all of its institutions and laws. To be Armenian was to be Kurdish, Laz, Turkish. To be Armenian was to be ‘human’…



It was too important that ten thousands of people who gathered in the funeral of dear Hırant Dink cried out this fact which has long been ignored by the governers of Turkey. In this regard, the fact that after that day, the opportunity and chance for Turkey to face its own reality has been appeared is what consoles the people who revolt against this treacherous killing truly feeling its pain.


We have lost a brave intellectual who is passionately in love with Turkey. The bridge has collapsed over the lake Hazar. The death of Hırant Dink was a death which was in no way accidental. It was planned stepwise, diligently and with great accuracy. And it eventually was executed flawlessly. Because he was an Armenian, it was “necessary” for the racist-jingoist killers to kill him. People living in this country are sisters and brothers. The violence and death headed against one of our people is a dark action to strike our living peacefully in this country. Dear Hırant Dink even with his death has shown us that the only way to democratic and bright future of us is the internalization of the ethnic and cultural variety of our country. He has always defended for the fact that the sole way to solve the problems of Turkey is democracy and freedom.


Unfortunately a Turkey ‘classic’ has been realized again in order to give all of us a message. After the funeral, I am now well aware of the meaning of all the opprobrious and menacing messages coming to my e-mail address and web site. Yet against all these menaces and assaults, I exclaim that to pay for the democratic sttruggle as did Hırant Dink is holy and glorious to me! This is what I can say in the face of the 301st article and all the past, present and future indictments headed against me. In other words, in spite of everything, if we have something to say for the sake of the peace and happiness of people of this country, it is going to be said ceaselessly and tirelessly.


Democracy is at the same time a culture of facing up. Is it possible that a government which is unwilling to face with itself and its history seriously be a democratic one? Now with the death of Hırant Dink, what the government should do is to venture a deep facing up with itself and its history. Otherwise the fact that a seventeen year-old hood has been captured is in no way significant and meaningful for anybody. This will not also be reckoned as a sufficient cause to close the case. The responsibility is enormous and historical. Now Turkey is in need of a political will that has apprehended this historicality. Shall the governers of Turkey designate this foresight? We will wait and see..


I expect that democracy, peace and fraternity will prevail in the end of Turkey’s facing up with itself on the prompting of the 301st article. If a good future is wanted for Turkey, which is the sole desire of us all, this facing up has to be realized. Otherwise the process that has begun with the murder of Hırant Dink may drive our country to darker days clamping other men of thought who also have words to say.


Dear Hırant you always believed that doves in spite of all their uneasiness were free in this country and would not be killed.


Unfortunately you are mistaken.


Mistaken my friend.



For in this country they also kill the doves carrying the earth on their feet.

DNA_RNA_ATP is offline  
Eski 22-02-2008, 06:44 PM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jan 2008
Konum: sesSİzLiĞin ÇaĞıRdIğI NoKtAdaYIM kİmSe BilMez KimSE İşiTmEZ..!!
Mesaj: 1,877
Üye No: 248589
Cinsiyeti : Bayan
İtibar Gücü: 127831
Rep Puanı : 12782982
Rep Derecesi
zilan_roza has a reputation beyond reputezilan_roza has a reputation beyond reputezilan_roza has a reputation beyond reputezilan_roza has a reputation beyond reputezilan_roza has a reputation beyond reputezilan_roza has a reputation beyond reputezilan_roza has a reputation beyond reputezilan_roza has a reputation beyond reputezilan_roza has a reputation beyond reputezilan_roza has a reputation beyond reputezilan_roza has a reputation beyond repute
Varsayılan


doğru söyleyenler bir bir gidiyor,artık yalnış düşüncelerle dolu birçok insan mevcut..ve neden diyorum kendi kendime neden? neden doğru insanları öldürüyrlar,yalnışlarına set çektikleri içinmi yoksa yalnışlarını zor uyguladıkları içinmi?hrant dink herzaman doğruyu dedi ve sonunda güllerle karşılanması gereken biri olduğu halde ÖLDÜ..neden peki? ÇOK YALNIŞ yalnış ortam ve yalnış düşüncelerin beşiğinde sallanıp durmaktan başka yaptıkları bir davranış yok!!! doğru adamlara set çekmeyinde yalnışlarınızı düzeltin ..mesaj alındı..

__________________
zilan_roza is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Efsanelesen Asklar zaza-12 Aşk ve Sevgi 9 21-10-2007 09:52 PM
ferhat tunc hayranlari icin GuLaZagroSa Sanatçı Tanıtımları 14 11-05-2007 12:12 PM
Ferhat Tunç'un Biyografisi gs_zinar Biyografi 2 16-09-2006 04:31 PM
Ferhat Tunç'un Biyografisi gs_zinar Biyografi 5 12-09-2006 01:04 PM
Ferhat Tunc Bedirxan Biyografi 8 05-09-2006 12:39 PM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 12:56 PM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.