|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
KEMALİST DEVLET
Seyfi Cengiz Aydın çevrelerde TC devletini “Bonapartist“ olarak tanımlayanlara sık rastlıyoruz.. Bu kavram öylesine çok rejime yakıştırılıyor ki, azıcık özgünlük taşıyan her devleti Bonapartist diye tanımlamak moda oldu. Sahi neden Kemalist değil de, Bonapartist? Bu analoji Kemalist devleti anlamamıza katkıda bulunmuyor. Başka yığınla örnekte devleti yaratan ulus iken, Türk örneğinde ulusu yaratan devlettir. Dahası, Türk örneğinde millet ile devlet eşanlamlıdır. Devlet deyince de akla en başta ordu gelmektedir. Çok-uluslu Anadolu`da Türklere dayalı bir ulus-devlet yaratmak bir asker projesiydi ve onlar tarafından kan ve kırımla hayata geçirildi. Türk devleti Osmanlı ordusunun arta kalan birlikleriyle ittihatçı gelenekten gelen M. Kemal ve arkadasları tarafından yukarıdan aşağıya kuruldu. Bu kuruluşta halk bir özne olarak ortada yoktu. Resmi ideolojinin “devrim“ adını yakıştırdığı bu olay gerçekte halk karşıtı bir komploydu. TC`nin oluşumundaki bu kurucu rolü nedeniyle, TSK, kendisini devletin sahibi ve efendisi olarak gördü, politik iktidarı hep kontrolü altında tuttu. Bu durum konjonktürel değil, süreklilik arzetti. Türkler örneğinde yalan, inkar ve zor üzerine bina edilmiş suni bir birlik vardır. O nedenle de devlet terörü olmaksızın “Türk“ etiketi yakıştırılan bu suni birlik ayakta duramaz. Türkler`de devlet bir totemdir, fetiştir. Türkiye`de yaşamın her alanında devlet vardır, devletçilik egemendir. Bu devletçilik sadece politika ve ekonomi ile sınırlı kalmayıp hemen her alanı kapsamıştır. Özellikle 1950`lere dek kültürel alanda da girişim hep devletten gelmiş, insiyatif onda olmuştur. Arkasında devlet ideolojisi ve yönlendirmesi bulunan tüm bu faaliyetler de bir Türk milleti oluşturmanın, bağlı olarak inkâr ve eritmenin araçlarıydı. Sanatçılar, “devlet sanatçıları“; opera, “devlet operası“; konservetuar, “devlet konservetuarı“; okul, “devlet okulu“; tiyatro, “devlet tiyatrosu“; koro, “devlet korosu“ydu. Esasi İrani dillerden ve Arapça`dan ödünç alınıp Türki gramer kalıplarına dökülen devşirme Türk dili de, 19. yüzyıl sonlarında Türk milliyetçiliği ile birlikte doğan Türk tarihçiliği de öyledir. Kısacası her yerde, her şeyde devlet vardır. Tüm alanlar devlet işgali ve terörü altındadır. Cumhurbaşkanlarının, Başbakan, Genel Kurmay Başkanı, bakan veya parti liderlerinin demeçlerinde, Türk medyasında hep ayni terminolojiyle karşılaşılır: “Devletin bölünmezliği“, “devletin saygınlığı“, “devletin bütünlüğü“, “devletin bakanları“, “devletin parlamentosu“, “devletin siyasetçileri“, “devletin cezaevleri“, “devletin ordusu“, “devletin polisi“, “devletin adabı“, “devlet görüşü“, “devlet politikası“, vs. Hasılı, ortada millet, sivil toplum veya halk değil, kendisini onun yerine koyan ve onun herşeyi gibi davranan devlet vardır hep. İdeolojik kimliğini Kemalizm olarak tanımlayan bu devlet, kendisini ve uygulamalarını “devrimci“, kendisine muhalif güçleri ise “karşı-devrimci“, gerici ve bölücü olarak tanımlayageldi ve bu yaklaşımını Türk soluna bile önemli ölçüde kabul ettirebildi. Ordunun ve Kemalistlerin yaptıklarına devrim etiketi yapıştırılınca, ordu ve Kemalizm devrimci/ilerici olarak tanımlanıp eksene konunca, onlara karşı direnen muhalif hareketler irtica (veya karşı-devrim, gericilik) ve bölücülük olarak, iç-tehditler olarak tasnif edilmiş ve damgalanmış oluyordu. Türk modelinde devlet, milletin efendisidir, babasıdır, herşeyidir. Egemenlik, iddiaların tam tersine, millete değil, kayıtsız şartsız devlete aittir. Kullanılan dil ve kavramlar da bunu apaçık sergilemektedir. Türk bireyi ve ulusu bugün bile ezici çoğunluğuyla vatandaşlık bilincinden yoksundur. Lafta ne denirse densin devlet karşısında kul konumundadır. Türkiye`de toplumun, halkın veya ulusun çıkarından çok, “devlet çıkarı“ndan sözedilir. Eksende hep “devlet çıkarı“ vardır. Devlet sınıflarının (asker-sivil bürokrasi) konumuna denk düşen bir bakış açısıdır bu. Yönetenler onlardır, politikaları onlar belirler. Demokrasi, bu “devletin çıkarı“na ve projelerine hiç bir zaman uygun düşmemiştir. Tüm bunlara karşın bir “Türk demokrasisi“nden sözedilir. İyi de, nedir bu demokrasi, nerededir? Demokrasi deyince insanların aklına ilk elde Batı geliyor. Demokrasiyi savunanlar yüzünü Batı`ya dönüyor. Batı demokrasisi bir ideal olarak benimsenmeye layık değildir. Ama Türkiye benzeri demokrasisiz ülke insanlarına Batı tipi demokrasinin bir ideal olarak görünmesinin anlaşılır nedenleri vardır. 1923`te ilan edilen Türk cumhuriyeti, özellikle 1925`ten 1946`ya kadar tek partili çıplak bir diktatörlüktü. Bu tarihten sonra değişen dünya koşulları nedeniyle demokratik bir görünüm sergilemeye zorlandı. Sözde Batı tipi çok partili parlamenter demokrasiye geçilecekti. Ama fiiliyatta tanık olunan şey 1960, 1971 ve 80 darbeleri, sıkıyönetimler ve Olağanüstü Hal rejimleri oldu. Türkiye halkları 60`lardan sonra da olağandışı rejim biçimleri altında yaşamak zorunda bırakıldılar. Türkiye`nin demokrasi dediği şey, darbeli, olağanüstü halli ve sıkıyönetimli dönemler arasındaki aralıklarda tanık olunan geçici rejimlerdir. Bu gerçek 1923`ten bu yana Takrir-i Sükun Yasası, Tek parti diktatörlüğü, Genel Müfettişlikler, Tunceli Kanunu, açık veya örtülü darbeler, sıkıyönetimler ve Olağanüstü Hal dönemleri altında geçen yıllar hesaplandığında açıkça görülür. Her an son verilebilen Türk tipi bir demokrasidir bu. Nereden bakılırsa bakılsın başlangıçta işaret ettiğimiz benzetmede isabet yoktur. Açık ki asker gölgesinin ve darbe tehdidinin eksik olmadığı bu ülke ciddi bir alt-üst oluş yaşamadan Batı modeli bir demokrasiye bile kavuşamaz |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| "Derin Devlet" | urgan | Sınırsız Muhabbet Burada | 10 | 06-08-2007 03:17 PM |
| Devlet | bibidik | Genel Kültür | 2 | 17-06-2007 06:54 PM |
| devlete karşı savaş | shugunpeh | Genel Kültür | 3 | 01-06-2007 01:23 PM |
| Hristiyanlikta DEVLET VE POLİTİKA | Bedirxan | Hristiyanlık | 4 | 18-11-2006 12:01 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.