|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Diyarbakır Cezaevi'nde yüzleşme zamanı
Diyarbakır Cezaevi Gerçeğini Araştırma ve Adalet Komisyonu öncülüğünde oluşturulan 18 kişilik çağrıcı grubu, çalışmalarına start verdi. Yapılacak çalışmalar çerçevesinde oluşturulacak komisyonlarla Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan hak ihlalleri, Türkiye'nin her yerinde panel, söyleşi, gösterim ve belgeselle anlatılması hedefleniyor. Komisyonlar 12 Eylül döneminde işkence görenlere, işkence yapanlara ve o döneme tanıklık edenlere ulaşarak, tanıkların anlatımlarıyla roman, hikaye ve tiyatro senaryoları oluşturmayı hedefliyor. Diyarbakır Cezaevi Gerçeğini Araştırma ve Adalet Komisyonu'nun 12 Eylül'de Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önünde yapılan basın açıklamasıyla ilan edilen Çağrıcı Grubu çalışmalarına start verdi. Çağrıcı grubunda, 78'liler Türkiye Girişimi-78'liler Federasyonu, Prof. Dr. Gencay Gürsoy, Prof. Dr. TahsinYeşildere, Prof. Dr. Baskın Oran, Prof. Dr. Nihal Saban, Nimet Tanrıkulu, Gazeteci-Yazar Celal Başlangıç, Av. Şehnaz Turan, Av. Ergin Cinmen, Ressam Feyyaz Yaman, 78'liler Türkiye Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, Prof. Dr. Nihal Salan, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, Öğretim Üyesi Murat Paker, Yazar Ayşe Beltay, Hasta Hakları Derneği Başkanı Dr. Mustafa Sütlaç, Karşı Sanat Çalışmaları'ndan Feyyaz Yaman, Hasan Erkul ve Yunus Bircan yer alıyor. 'İşkence yapanlara da ulaşılması hedefleniyor' 18 kişilik çağrıcı grubu önümüzdeki günlerde yapılacak toplantı ile çalışmanın ilkeleri, tarzı ve yol haritasını belirleyecek. Yapılan toplantının ardından Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Siirt, Mardin, Adana, Mersin, Antalya, İç Anadolu Bölgesi'nde Ankara, Marmara Bölgesi'nde İstanbul ve Ege Bölgesi'nde İzmir'de alt komisyonlar kurulacak. Komisyonlar 12 Eylül döneminde işkence görenlere, işkence yapanlara ve o döneme tanıklık edenlere ulaşarak, tanıkların anlatımlarıyla roman, hikaye ve tiyatro senaryoları oluşturmayı hedefliyor. Heyet üyeleri, "12 Eylül'ü anlamak Diyarbakır Cezaevi'nde yaşananları anlamaktan geçer" diyerek, 12 Eylül döneminde yaşadıklarını ve kurulan komisyona ilişkin düşüncelerini anlattı. 'Kürt halkının anlaşılması için vahşet anlaşılmalı' Komisyon çağrıcılarından olan 78'liler Türkiye Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, Kürt halkının anlaşılması için Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan vahşetin anlaşılması gerektiğine vurgu yaptı. Yapacakları çalışmaları anlatan Can, ortaya çıkardıkları sonuçları Meclis'e taşımayı planlıyor. Çalışmanın ne kadar süreceğine dair her hangi bir zaman dilimi belirlemediklerini dile getiren Can, komisyon olarak Diyarbakır ile ilgili Türkiye'nin her yerinden panel, söyleşi, gösterim ve belgesel yayınlayacaklarını söyledi. 'Toplumsal yaralar adalet duygularıyla sarılamaz' Diyarbakır Cezaevi'nin anlaşılmasıyla bu kadar koşulsuz dağa gitmek için harcanan çabanın anlaşılacağını dile getiren Can, "Diyarbakır Cezaevi anlaşılırsa Kürt meselesinin niye çözülmediği anlaşılır. Kürt sorununu çözmek istiyorsak ve ülkeye demokrasiyi kurmak istiyorsak Diyarbakır Cezaevi'ndeki ırkçı, kafatasçı anlayışla yüzleşmek zorundayız. Yüzleşmediğimiz takdirde barışın koşulları doğmaz, toplumsal yaralar adalet duyguları ile sarılamaz" diye konuştu. 'Vahşette maşa olarak kullanılanları da dinlemek istiyoruz' Sadece tutukluların yaşadığı değil cezaevinde bulunan görevliler, aileler, cezaevinden sonra dağa çıkan ve sonra yakalanan kişilerle görüşeceklerini ifade eden Can, şunları söyledi: "Diyarbakır Cezaevi'ndeki vahşeti ortaya çıkarabilmek için sadece o vahşete maruz kalanları değil, bu vahşette maşa olarak kullanılanları da dinlemek istiyoruz. Bunların vicdanına çağrı yaptık. Toplumda vicdan uyanışı ile Kürtler ve Türklerin barışarak birbirini anlamaya yönelik çalışma yürüteceğiz." 'Onursuzluk işkence uygulayanlarındır' Heyetle birlikte Diyarbakır Cezaevi Katliamı'nın yıldönümünde Diyarbakır'a gelen Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, 12 Eylül'ün Türkiye'de halkların yaşadığı en büyük travma olduğunu söyledi. Travma olgularında cezasızlık ve sessizliğe gidilmesi durumunda iyileşmenin mümkün olmayacağına dikkat çeken Fincancı, "Bu nedenle Türkiye geçmişi ile hesaplaşmadan, 12 Eylül'ü yaratanları yargılamadan bu süreci aşabilme becerisi göstermesi mümkün değildir. Böyle bir çalışma mutlaka yapılıp yargılamanın gerçekleşmesi çok önemlidir" dedi. '3-5 kişi gözümün önünde öldürüldü' Komisyon çalışmalarının önemini anlatan TİP eski Milletvekili Tarık Ziya Ekinci, Türkiye'nin geçmişi ile hesaplaşmadan yeni bir gelecek kurmasının mümkün olmadığını dile getirdi. Türkiye'de halen 12 Eylül etkisinin yaşandığına dikkat çeken Ekinci, "12 Eylül sorumlularının tümü ortaya çıkmadan, o dönemi icra eden yöneticiler tek tek yargı önüne çıkmadan Türkiye'nin iyi bir geleceğe gitmesi mümkün değildir. Bunlar yaşanmazsa, Türkiye gerici bir ülke olmaktan kurtulamaz" diye konuştu. Ekinci, 12 Eylül'de gözaltına alındıktan sonra bir yıl boyunca cezaevinde işkence gördüğünü dile getirerek, "3-5 kişi gözümün önünde öldürüldü. Köpekler üzerimize saldırıldı. Daha sonra yurtdışına çıkmak zorunda kaldım" dedi. Ekinci, devlet sahiplerinin Türkiye sınırlarında yaptıklarını yeni kuşaklara aktarılması ve belgeler haline getirilmesinin çok önemli olduğunu söyledi. 'Aydınlar olarak çok geç kalınmış bir olayı açığa çıkarmaya çalışıyoruz' Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, 12 Eylül Darbesi'nin ardından üniversitelerin tek tipleştirildiğini anlattı. Türkiye'de yaşayan gençliğin 12 Eylül'ün toplumda yarattığı tahribatları bilmediğini dile getiren Yeşildere, gençliğin aydınlatılması gerektiğini belirtti. Diyarbakır Cezaevi'nde akıl almaz işkencelerin geliştiğini belirten Yeşildere, "İşkence sonrası sakat kalanlar oldu. Ölenler oldu. Yine Diyarbakır Cezaevi'nde 'intihar etti' denilerek solcu ve gerçekten önemli işler yapacak olan kişilerin yaşamına son verildi. Aydınlar olarak, çok geç kalınmış bir olayı açığa çıkarmaya çalışıyoruz" diye konuştu. 'Devletin insanlara özür borcu var' Bu girişimin yüzleşme, geriye bakma olduğunu dile getiren Yeşildere, "O dönemde eziyet edenler sadece içeride değil, dışarıda da o eziyeti yaşayanların bir noktada hesabını sormadır. Bu hesabı sormak ta buna neden olan insanları idam etmek, asmak değildir. Tarihle yüzleşmek önemlidir" dedi. Devletin işlediğinin suç olduğunu ve devletin insanlara özür borcu olduğunu söyleyen Yeşildere, Diyarbakır Cezaevi'nde öldürülen Kürtlerin hısımlarının özgürlüklerini aramak üzere dağa çıkmak zorunda kaldıklarını ifade etti. 'AK Parti 12 Eylülcü' Gazeteci Yazar Nazım Alpman, 12 Eylül Darbesi'nin Diyarbakır Cezaevi ile gündeme oturduğunu ancak, gazetelerin bu durumu çok yansıtmadığını söyledi. Diyarbakır Cezaevi'ni darbe günahının en fazla işlendiği maabet olarak değerlendiren Alpman, "Burada yaşananları zikretmek bile insana acı veriyor. Esat Oktay Yıldıran'ı herkes bilir, sanırım pek anlatmaya gerek yok" dedi. AK Parti'yi "12 Eylülcü" olarak tanımlayan Alpman, şöyle devam etti: "Ülkenin sol yanına karşı bütün Türk-İslam sentezi ittifaklarını bir araya getiriyor. Bugünkü iktidar bugünkü sıkıntılar 12 Eylül'e aittir. Eminim şimdiye kadar söylenmekten bıktı. İşkence gören, tecavüze uğrayan bir insan yaşadıklarını göğsünü gere gere anlatamaz. Böyle bir platform içinde hesap verecek bir ortam oluşursa bu günahlar daha rahat anlatılır. Bu yaşadığımızı ülkede özgürce açığa çıkarabilirsek, bu yaşananların hesabı sorulursa birşeylerin yerine yenisi getirilir." 'Cadde ve okullara verilen darbeci generallerin isimleri silinmeli' 12 Eylül döneminde Mamak Askeri Cezaevi'nde tutuklu olduğunu anlatan Agos Gazetesi Avukatı Fethiye Çetin, Diyarbakır denince aklına yaşadıklarının geldiğini ve yaşadıkları ağır işkenceyi hatırladığını söyledi. Diyarbakır'da insanlığın ayaklar altına alındığını dile getiren Çetin, 12 Eylül darbesi ile yüzleşmenin Diyarbakır ve cezaevi ile yüzleşmek anlamına geldiğini dile getirdi. Aydınların yeni anayasa değişikliği ile 'yargılama süreci nasıl olmalı?' şeklinde yoğun bir çalışma yapması gerektiğini söyleyen Çetin, darbeci generallerin isimlerinin verildiği çeşitli cadde, okullar olduğunu ve bu isimlerin silinmesi için kampanyalar oluşturularak, dava açılmasını istedi. '12 Eylül sanata aktarılamadı' Diyarbakır Cezaevi'nin yaşamında önemli bir yer edindiğini anlatan Ahmet Kaya'nın eşi Gülten Kaya, 12 Eylül döneminde Metris Askeri Cezaevi'nde 4,5 yıl tutuklu kaldığını, her türlü acımasız uygulamaya maruz kaldığını anlattı. Daha sonra Diyarbakır Cezaevi'nden gelen bir kadın tutuklunun yaşadıklarını anlatması karşısında dehşete düştüğünü dile getiren Kaya, "Bunun karşısında Metris'te bize yapılanlar sıradan geldi" dedi. 12 Eylül döneminin sanata aktarılması konusunda ciddi bir eksiklik yaşandığını söyleyen Kaya, tanıkların anlattıklarının derlenip geleceğe bırakılması gerektiğini söyledi. 'Cezaevindekiler ıslah değil, asi oldu' Eski Milletvekili Nurettin Yılmaz'da Diyarbakır Cezaevi'nde yaşadıklarını anlattı. Diyarbakır Cezaevi'ndeki insanlık dışı uygulamaları ve işkenceleriyle adından söz ettiren Esat Oktay Yıldıran'ın kendisine, "Görüyor musun; bu binleri ıslah ettim. Kuzu gibi oldular" dediğini belirterek, şunları anlattı: "Üç kez tekrarladı bu cümleyi. Cevap vermeyince bağırarak 'sağır mısın?' dedi. Ben de yanımızda bulunan resmi polislerden cesaret alarak Yıldıran'a, 'Zannetmeyiniz ki, bu binleri siz kuzu kuzu ettiniz. Vurduğunuz her cop, yedirmeye çalıştığınız her dışkı ve onur kırıcı davranış herkesin beyni, vicdanı ve ruhunda bir yara açmıştır. Islah değil, asi hale getirdiniz. Bilediniz ve keskin bir bıçak haline getirdiniz. Binler patlamaya hazır birer bomba haline getirilmiştir. Zannediyor musunuz ki, bu binler ıslah olmuşlardır?' dedim. Yıldıran, 'Sendede mi bu duygu oluşmuş?' diye sordu. Ben de, 'dışkı yedirilmeye zorlanan, çırılçıplak falakaya çekilen kişi bu vahşeti unutmaz' dedim." Vahşet sonucu onlarca kişi yaşamını yitirdi yüzlercesi hastalandı 12 Eylül 1980 yılında gerçekleşen Askeri Darbe'nin ardından Diyarbakır Cezaevi'nde kalan Bedii Tan, Necmettin Büyükkaya, Cemal Arat, Orhan Keskin, M. Ali Eraslan, İsmet Karak, Abdurrahman Çeçen, Ramazan Yayan, Medet Özbadem, Ali Sarıbal, Cemal Kılıç, Seyfettin Sak, Mehmet Emin Akpınar, Aziz Özbay, Kenan Çiftçi, Önder Demirok, Ali Erek, İbrahim Halil Baturalp, Hüseyin Yüce, İbiş Ural, Aziz Büyükertaş, Mehmet Kalkan isimli tutuklular yapılan işkenceler sonucu yaşamını yitirmişti. Cezaevinde süren vahşeti ve işkenceleri protesto etmek için Ferhat Kutay, Necmi Öner, Mahmut Zengin, Eşref Anyık kendilerini yakarak yaşamına son verdi. Ardından Mazlum Doğan, Yılmaz Demir, Remzi Aytürk ve Suphi Çevirici yaşamlarına son verdi. Kemal Pir, M. Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek ölüm orucu sonucunda yaşamlarını yitirdi. Cemal Arat, Orhan Keskin ise ölüm orucu sırasında idarenin baskı ve işkenceyi sürdürmesi sonucu hayatını kaybetti. Ayrıca başta Nebi Şahin, Derviş Çelik, M. Bozan Aslan, Fuat Çavgun, A. Kadir Denli, Cemal Miran olmak üzere yüzlerce tutuklu sakat kaldı. Aralarında, Hamit Kankılıç, İbrahim Ekinci, İrfan Güler, Faruk Altun, Alaattin Aktaş olmak üzere yüzlerce tutuklu verem hastalığına yakalandı. DİHA |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
bu tür çalışmalar geçte olsa artık var ....yapılan vahşeti sadece yapan ve gören değil herkes bilmeli... spasi dilbirin heval.....
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#5 (permalink) | |||||||||||
|
'İşkence yapanlara da ulaşılması hedefleniyor'
.... 'Kürt halkının anlaşılması için vahşet anlaşılmalı' .. 'Toplumsal yaralar adalet duygularıyla sarılamaz' ... 'Vahşette maşa olarak kullanılanları da dinlemek istiyoruz' ... 'Onursuzluk işkence uygulayanlarındır' '3-5 kişi gözümün önünde öldürüldü'................ .... 'Devletin insanlara özür borcu var' ... 'Cadde ve okullara verilen darbeci generallerin isimleri silinmeli' .. 'Cezaevindekiler ıslah değil, asi oldu' .. .. Vahşet sonucu onlarca kişi yaşamını yitirdi yüzlercesi hastalandı bu başlıklar bir çok şeyi anlatmaya yetiyor.....kimsenin ettiği kimseye kalmaz...
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Ağzına İşeyeceksin..- DİYARBAKIR CEZAEVİ | PCkopat | Genel Kültür | 216 | 10-10-2008 02:03 PM |
| Tüm yönleriyle AMED(DİYARBAKIR) | MÊVAN | Genel Kültür | 10 | 14-09-2008 02:20 AM |
| Diyarbakır Zindanı dosyası açılıyor | exelans | Genel Kültür | 5 | 07-09-2007 01:37 PM |
| DTP ve AKP'nin 'Diyarbakır savaşı' | sertuj uco | Sınırsız Muhabbet Burada | 12 | 05-09-2007 02:31 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.