|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
"... Acaba niçin ölüm her yerde aynı olduğu halde köylüler ve fakir insanlar ona çok daha metin bir ruhla katlanırlar?..." (Montaigne) Soru bu! Ya cevap? İşte o cevabı vereceğim size. Çünkü ben, o fakir insanlardan biriyim. Ve hayatım kadar sade bir cevap vereceğim. Daha doğrusu, ölüm kadar çıplak bir cevap olacak bu. Zaten, başka türlüsü artık mümkün değil. Ölümümüz, ki halden bilen için, yukarıdaki sorunun da cevabıdır... Nasıl öldük, biliyor musunuz? Belki duydunuz. Başımıza gelenler gazete sayfalarında, TV ekranlarında gözünüze ilişti belki. Belki de bilmiyorsunuz. Çünkü çok görüp işittiniz böylesi haberleri ve kanıksayıp alıştınız. Öyle ya, o kadar çok ölüyoruz ki, artık ölüyor oluşumuz "normal" sayılıyor. Ne de olsa biz fakir insanlarız... Fark ettiniz mi, ölümden bahsederken hep çoğul konuşuyorum. "Öldük" diyorum daima. Doğrusu bu çünkü; biz hep çoğul öldük. Azrail bile tane tane almadı canımızı. Tenezzül etmedi buna. Bir ekin destesi gibi, misliyle biçti bizi. Çünkü biz fakir insanlarız. Ölümü bile, şahsa özel cinsinden yaşayamayız. Hayatta hususi bir şeyimiz olmadı ki, ölümümüz özel olsun... Kara güneş gözlüğü takan o malum zevat, cenazemize gelip saf tutmaz hiçbir zaman. Forslu arabaların tekerleği, bizim mezarlıklarımızın yolunu da bilmez. Ve ardımızdan, gazetelere taziye ilanları da verilmez. Sahi kaç paradır günlerce süren o ilanlar? Hani, çelenk gönderilmemesini, arzu edenin falanca vakfa bağışta bulunmasını rica ederler hep. Bu kadar da yüce gönüllü alçaklardır yani. Bize gelince, o ilanlara verilen kadar parayı, ömrümüz boyunca görmemişizdir. Ne de olsa biz fakir insanlarız... Gazeteler için, bir günlük haber değerimiz vardır bizim. Hatta az sayıda ölmüşsek, sütunlarda esamemiz bile okunmaz. Ve lakin, çoğul ölürüz hep. İşte o zaman, akşam bültenlerine mozaikli görüntümüz düşer. Parçalanmış cesetlerimizi ancak sansürleyip gösterebilirler. Ama yine de belli olur parçalanmış bedenimiz, ellerimiz ve tenimiz. Bir de sağa sola fırlayan pabuçlarımızın en ucuzundan oluşu, belli olur. Ne de olsa biz fakir insanlarız... Ve kimsenin aklında kalmayan isimlerimiz, altalta yazılıp sayılır. "Sosyal devlet" tarafından damgalanmış kimlik fotoğraflarımız akar ekrandan. İsimlerimiz de, resimlerimiz de hızlı hızlı geçer. Sanki "rahatsız ettik" der gibidir o fotoğraflardaki bakışlarımız. "Kusura bakmayın" der boynu bükük edamız. Ne de olsa biz fakir insanlarız... Bir yerden bir yere gidiyorsak, bilin ki ekmek parası içindir. Hele bu mevsimde, o eski kamyonların kasalarında hep üstüsteyizdir. Keyiften değil, mecburiyettendir balık istifi seyahatlerimiz. Çünkü en ucuzu budur. Çoluk çocuk, yorganlar ve bulgurlar, hep beraber gideriz ölüme. Ki "mevsimlik işçi" derler adımıza. Gitmeyip ne edeceksin? Oksford bile olsa Urfa'da, biz yine karadeniz'e fındığa gideriz. Ne de olsa biz fakir insanlarız... Ekmek parası için yola çıkarız da, geriye dönen hep tabutlarımız olur. Tabut dediysem, öyle askeri ve mülki erkana has afili tabutlara hiç benzemez bizimkisi. Hayatımız gibi, tabutumuz da ucuzundandır. Hem, ne "şehit" sayarlar bizi, ne de bayrak örtülür üzerimize. Çoğu kez tabut bile yetmez cesetlerimize. Yaşarken görmediğimiz ihtimamı, cesedimiz hiç göremez. Ne de olsa biz, fakir cesetleriz... Burjuva orospuların selülit haberlerine geçmeden önce, buz gibi bir ses havadisimizi verir: "Adıyaman'ın Kahta ilçesinden karadeniz'e fındık toplamaya giden işçileri taşıyan araç ile karşı yönden gelen kamyonun çarpışması sonucu, aralarında çocukların da olduğu 24 kişi öldü..." İşte bu haber, piyasaları hiç etkilemez. Biz öldük diye düşmez borsa. Böyle ölüyoruz diye, gece yarısı muhtırası da yayınlanmaz. Çıkarına uyan her şeye müdahil olan, o meşhur patronlar örgütünün umurunda bile değildir ölümümüz. Ne de olsa biz fakir insanlarız. Lafımız bile edilmez o kurtlar sofrasında. Ki o harami sofralarında yenilen hakkımız, içilen kanımızdır daima... Sahi, siz o sorunun cevabını mı bekliyorsunuz hâlâ? Oysa biz, yaşarken ve ölürken verdik o cevabı. Şimdi sıra sizde! Bakalım, siz ne diyeceksiniz? Çaresizlik mi... Yoksulluğun zindana çevirdiği hayat ile, ölüm arasındaki çizginin ipince olması mı? Yoksa... Ne? Biz yine öldük işte. Bir gece vakti. Yok olduk, hiç yaşamamış gibi hem de. Ama katlimize kayıtsız kalmayanlar da var bu memlekette. Ki onların yumruğu sıkılı, gözleri fena kara ve dilleri ezgilidir şimdi: "Gün ola, devran döne, umut yetişe... Dağlarının dağlarının ardında değil öyle yoksulluklar hasretler bir tek başak tanesi susuz kalmayacak bir tek zeytin dalı bile yalnız sıkıysa yağmasın yağmur sıkıysa uyanmasın dağ bu yürek ne güne durur..." Ümit İlter |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz bir gider bin geliriz beni vurmak kurtuluş mu ( hasan hüseyin) ... spas hewalê heja bersivê te pir bi şûn bu...
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | ||||||||||||
|
Alıntı:
yorumun ve şiirin için çok teşekkürler resko
__________________ |
||||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
Ekmek parası için yola çıkarız da, geriye dönen hep tabutlarımız olur. Tabut dediysem, öyle askeri ve mülki erkana has afili tabutlara hiç benzemez bizimkisi. Hayatımız gibi, tabutumuz da ucuzundandır. Hem, ne "şehit" sayarlar bizi, ne de bayrak örtülür üzerimize. Çoğu kez tabut bile yetmez cesetlerimize. Yaşarken görmediğimiz ihtimamı, cesedimiz hiç göremez. Ne de olsa biz, fakir cesetleriz...
.. . aslında zenginiz yaa...bunu onlarda biliyor... ![]() .. tşkr ettim özgürcüm..
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#5 (permalink) | ||||||||||||
|
Alıntı:
değerli yorumun için teşekkürler pcko keke ![]()
__________________ |
||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Bir Öykü, okumanızı tavsiye ederim:) | merdin | Hikayeler Efsaneler | 5 | 23-06-2008 11:12 PM |
| Ah! Mümkün Olsa | bercem21 | Şiirler | 4 | 16-04-2007 06:51 PM |
| Çocuklardan Aşk Tanımları..süper tavsiye edrim | leila | Aşk ve Sevgi | 9 | 20-02-2007 05:18 PM |
| şiddetle okumanızı tavsiye ederim | texnology | Komik Yazılar, Fıkralar | 5 | 12-11-2006 11:18 PM |
| Hayat bir emrin var mı ?...okumanızı tavsiye ederim | Mirza | Hikayeler, Denemeler | 15 | 26-09-2006 06:00 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.