|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Eşcinsel:
Kendi cinsinden olanlara duygusal, erotik ve cinsel yönelim içinde bulunan kadın veya erkek. Eşcinsel terimi, hem kadın eşcinseller hem de erkek eşcinseller için kullanılmakla birlikte günlük hayatta daha çok erkek eşcinselleri anlatır. Eşcinsel Bilinç: Eşcinsel olmanın eleştirel gücü yalnız bir cinsel pratiği ötekine tercih etmek olamaz. Eşcinsel olmak, toplumda cinsel hazzı düzenleyen reçeteler karşısında olduğu kadar karşıcinsel toplumun siyasal ve toplumsal yapısı karşısında da eleştirel bir tavır takınmak demektir. Eşcinsellik: "Homosexuality" teriminin birebir çevirisidir. Zamanında bir tıp terimi olarak tanımlanmıştır. Kadın ya da erkek, kişinin erotik, cinsel, duygusal açıdan kendi cinsine yönelik olması; bireyin cinsel ilgi ve isteğinin kendisiyle aynı cinsten kişilere yönelmesi durumudur. Toplum genelinde ve bazı ruh sağlığı profesyonellerindeki kanının aksine eşcinsellik ile transseksüalizm veya transvestik davranış birbirinin uzantısı, örneğin transseksüalizm eşcinseliğin daha aşırı bir şekli değildir. Bunlar ayrı düzlemlere ait olgulardır. Eşcinsellik terimi her iki cinsi de kapsamakla birlikte, kadın eşcinselliği için genellikle lezbiyenlik terimi kullanılır; bu sözcük, şiirlerinde kadınlara duyduğu tutkulu sevgiyi dile getiren ünlü kadın şair Sappho'nun yaşadığı, Ege Denizindeki Lesbos (Midilli) Adasından türetilmiştir. Eşcinsellikten söz edebilmek için, aynı cinse duyulan cinsel ilginin kişiyi, orgazmla sonuçlanan bedensel ilişkiye itmesi zorunlu değildir; fantezi aşamasında kalsa bile, bireyin cinsel ilgi nesnesi olarak yalnız kendi cinsini seçmesi ya da kendi cinsinden kişilere romantik bir sevgiyle bağlanması da eşcinsel bir seçimdir. Bununla birlikte, cinsel isteği karşı cinse yöneldiği ve ağırlıklı olarak karşı cinsten eşlerle cinsel ilişki kurduğu halde, zaman zaman kendisini eşcinsel istek ya da fantezilere kaptıran kişiler eşcinsel olarak nitelenemez. Eğer birey eşcinsel olduğunu kabul ediyor ve bu seçimi bir benlik çatışması yaratmıyorsa uyumlu; cinsel yönelimi benliğiyle çatışıyor ve bireyi bunaltıya sürüklüyorsa uyumsuz eşcinsellik söz konusudur. Cinsel ilişki sırasında ister etkin ya da aktif, ister edilgen ya da pasif davransın, kendi cinsinden bir eşle bedensel yakınlık kuran ve bundan haz alan kişilerin cinsel yönelimi açık eşcinselliktir; eşcinsel dürtü ve eğilimlerinin bilincinde olsun ya da olmasın, bu eğilimlerini bedensel bir yakınlığa dönüştürmeyen kişilerin eşcinselliği gizli ya da örtülüdür. Eşcinsellik, biyolojik eşeyini benimsemeyen bireyin kendisini karşı cinsten olarak algıladığı transseksüellik gibi bir biyolojik cinsel kimlik memnuniyetsizliği değil, cinsel eş ve doyum yoluna ilişkin bir seçimdir. Dolayısıyla böyle bir seçim, bireyin karşı cinsten beklenen cinsel rol ve davranışları benimsemesini gerektirmez. Nitekim, bütün erkek eşcinsellerin kadınsı, bütün kadın eşcinsellerin de erkeksi ve saldırgan olduğuna ilişkin önyargılar giderek silinmekte, bunların öğrenilmiş davranış kalıpları olduğu düşüncesi benimsenmektedir. Tarih boyunca değişik toplumlar eşcinselliğe değişik biçimde yaklaşmış, kimi hoş görmüş, kimi onaylamış, kimi de yasaklamıştır. Eski Yunan toplumunca benimsenen, hatta bazı yönleriyle karşı cinse duyulan aşktan üstün tutulan eşcinselliğin Yahudi-Hıristiyan kültüründe günah kabul edilerek yasaklanması, bu eğilimin Batı toplumlarınca dışlanıp aşağılanmasına yol açmıştır. Çağdaş Batı toplumunda eşcinsellik kavramı, güncelliğini koruyan bir tartışma konusudur. 1970'lerin başlarına değin birçok psikiyatr, eşcinsel davranışı ruhsal bir bozukluk olarak görüyordu; eşcinsellerin toplumun yargısına başkaldırarak haklarına sahip çıkma hareketi bu görüşü büyük ölçüde sarsmıştır. Cinsel yönelimin belirlenmesinde ve cinsel davranış kalıplarının yerleşmesinde, toplumsal etkenler ve kültür kuşkusuz belirleyici etkenlerdir. İnsanların yalnızca üreme içgüdüsüne indirgenemeyen cinsel davranışları bireysel ve toplumsal düzeyde büyük bir çeşitlilik gösterdiğinden, cinsel eğilim ve seçimleri kesin çizgilerle birbirinden ayırıp evrensel bir sınıflandırma yapmak olanaksızdır. Nitekim ABD'li seksoloji araştırmacısı Alfred C. Kinsey, cinsel ilginin yalnızca karşı cinse yönelik olduğu katıksız heteroseksüel davranışın bir uçta, katıksız eşcinsel davranışın öbür uçta yer aldığı yedi basamaklı bir cinsel davranış yelpazesi geliştirmiş, bireyleri heteroseksüel, eşcinsel ya da her iki cinse de ilgi duyan karmacinsel (biseksüel) olarak sınıflandırabilmek için iki ölçüt kullanmıştır: 1) Bireyin hangi cinsle ya da cinslerle duygusal ve romantik bağlar kurmaya eğilimli olduğu, 2) hangi cinsten eşe cinsel yanıt vermeye daha yatkın olduğu. 20. yüzyılda yapılan araştırmalar, eşcinsel eğilimlerin her iki cinste de en çok ergenlik döneminde geliştiğini ortaya koymuştur. Kinsey'in 1948'de yayımlanan "Sexual Behavior in the Human Male (İnsanda Erkeğin Cinsel Davranışı)" adlı araştırmasına göre, incelenen 5 bini aşkın ABD'li erkeğin yaklaşık yüzde 50'si ergenlikten önce eşcinsel deneyim yaşamış, yüzde 25'i 16-55 yaşları arasında en az üç yıl boyunca geçici eşcinsel ilişkiler kurmuş, yüzde 37'si ergenlikten sonra en az bir kez orgazmla sonuçlanan eşcinsel ilişkiye girmiş, yüzde 10'u da 16-55 yaşları arasında en az üç yıl süreyle mutlak eşcinsel olarak yaşamıştır. Aynı araştırmacının 1953'te yayımlanan "Sexual Behavior in the Human Female (İnsanda Kadının Cinsel Davranışı)" adlı incelemesinde de, 6 bine yakın ABD'li kadından dörtte üçünün 30 yaşına değin kendi cinsinden kişilere ilgi duyduğu, yüzde 13'ünün 45 yaşından önce orgazmla sonuçlanan eşcinsel ilişkilere girdiği, yüzde 2-3'ünün de mutlak eşcinsel olarak yaşadığı belirtilir. ABD'de daha yakın zamanda yapılan araştırmalar da aşağı yukarı aynı rakamları vermektedir. Bu araştırmalar, 20. yüzyılın ikinci yarısındaki hoşgörü ortamının eşcinsel davranışta bir tırmanışa yol açmadığı, cinsel özgürlük akımının belki bu davranışların dışa vurulmasına yardımcı olduğu biçiminde yorumlanabilir. Eşcinsel Oluverme Sendromu: Birçok filmin eşcinselliğe yaklaşımlarını karşılamak için Andrea Weiss tarafından bir karşı çıkış olarak kullanılan "eşcinsel oluverme sendromu" adlı kavram birçok yanılsamayı görmemize yardımcı oluyor. Yok etme başarılamayıp görmezden gelme işe yaramayınca, geriye yok edilmek istenileni sistem içi kılma devreye girer. Bu durumda eşcinsellik, egemen ideoloji içinde eritmenin bir yolu olarak, salt cinsellikle sınırlandırılır ve hayatın diğer alanlarına taşınmasına izin verilmez. Weiss'a göre "Yatak odasının ötesinde bir eşcinsel kültür, kimlik ve tarih tehdit olmadığı sürece, insanların yatakta ne yaptığını görmezlikten gelebilir egemen ideoloji." Yine Weiss'in filmlerinden kalkarak ortaya koyduğu bu durum, eşcinselliğe yaklaşımlarının radikal gibi gözüktüğü birçok örneğin öz itibarıyla eşcinselliği yatak odasıyla sınırlandırdığını gösteriyor. Gey: Bu terim, eşcinsel kurtuluş hareketiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Başlangıçta hem kadın hem erkek eşcinselleri kapsayan bir kelime olmakla beraber, günümüzde bunu sadece erkek eşcinseller kendileri için kullanmaktadırlar. Bu süreçte, "homoseksüellik"ten politik bir kopuş olarak tanımlanmıştır. "Homoseksüel" kelimesi, tıp tarafından tanımlanmış olduğu halde, "gay" kelimesi, aynı cinsten insanların birbirlerine karşı duygusal, erotik, cinsel yönelimleriyle yarattıkları hayat tarzını tanımlamak için, eşcinsel bireyler tarafından ortaya konmuştur. Bu kelimenin, Türkçe'ye, İngilizce'den olduğu gibi alınması 80'lere rastlar. Lezbiyen: Eşcinsel kadın şair Sappho'nun yaşadığı Lesbos (Midilli) adasının isminden türetilmiş bir terim olup, duygusal, cinsel, erotik yönelimleri kendi cinsinden bireylere karşı olan kadınları tanımlamak için kullanılmaktadır. Biseksüel: Duygusal, erotik ve cinsel yönelimlerini kendi cinsine ve aynı zamanda diğer cinse yönelten kadın ya da erkek. Homofobi: Bu terim, eşcinsellere yönelik önyargı ve nefreti anlatır. Bir tür kaygı ve korku ifadesidir. Heteroseksizm: Bir tür ırkçılıktır. Kadınlara yönelik ayrımcılık olan seksizmin (cinsiyetçilik), heteroseksüel olmayanlara yönelik halidir. Heteroseksizm, heteroseksüelliği bir zorunluluk olarak görme ve biricik varoluş biçimi olarak dayatma halidir. Heteroseksist: Heteroseksizmi savunan kişidir. Heteroseksüellik dışında hiçbir varoluşu kabul etmez ve heteroseksüel olmayanlara şiddete varan fiziksel ya da psikolojik terör uygular. Heteroseksüellik: Bireylerin, cinsel, duygusal ve erotik olarak karşı cinsten kişilere yönelmiş olma halidir. Kendiliğinden ve zorunlu olarak, toplumda egemen varoluştur. Bu kendiliğinden ve zorunluluk hali, heteroseksüel bireylerin kendilerini "heteroseksüel" olarak tanımlamalarına bile gerek duyurmamaktadır. Bu durumdaki bireyler, kendini "eşcinsel" ya da "heteroseksüel olmayan" diye tanımlayan bireylerin ortaya çıkmasını kavrayamamakta, "homofobik" ve "heteroseksist" olabilmektedir. Doğal olarak bu durum, bütün heteroseksüellerin heteroseksist olduğu anlamına gelmemektedir. Transfobi: Bu terim, travesti ve transseksüellere yönelik önyargı ve nefreti anlatır. Biyolojik cinsiyetinden dolayı kendisinden beklenen seksüel ve toplumsal rollere uymayarak cinsiyet değiştirenlere karşı bir tür kaygı ve korku ifadesidir. Transvestizm: Genellikle cinsel haz alma amacıyla karşı cinsin kılığına girme; eşyalarını kullanma ve davranışlarını sergileme eğilimidir. Transvestit (Travesti): Transvestizm davranışı içinde olan kişiye travesti ya da transvestit adı verilir. Sıklıkla eşcinsellikle karıştırılırsa da, travestilerin çoğu karşı cinse yönelir. Travestiler karşı cinsin işlev ve davranışlarına sahip olmayı isteyen transseksüellerden de ayrılmalıdır; çoğu kendi cinsiyetinden memnundur, karşı cinsle bağdaştırılan giysilerden yalnızca heyecan duyarlar. Travesti çocukluktan başlayarak karşı cinsin giysileri ve davranışlarına ilgi duyabilir, ergenlik döneminde karşı cinsin kılığına girmeyi içeren cinsel fanteziler geliştirebilir; bu durumda giysilerin özel cinsel anlamlar taşıdığı bir tür fetişizm söz konusudur. Öte yandan, bazı travestiler karşı cinsin kılığında rahat etseler de bundan bir cinsel haz almazlar; toplumda sıklıkla bir cinsel sapma olarak değerlendirildiğinden travestilerin çoğu bu davranışlarını gizli sürdürür. Eşcinsel erkeklerin küçük bir bölümü de travestidir; toplumda gerçek bir kadın olarak kabul edilmeyi isteyen gerçek transseksüellerin tersine eşcinsel travestiler, bilinçli bir çabayla gösterişli giysiler kullanırlar. Cd (Crossdresser): Fransızca kökenli bir terim olan transvestit'in (vestit, vestiyerden gelir; karşı cinsin giysi dolabından türetilmiş bir terimdir) ingilizce karşılığıdır. Daha çok, ender olarak eşcinsel eğilim taşıyan, çoğunlukla heteroseksüel bir cinsel yaşamı olan ve transvestizmi gizli olarak yaşayan transvestitler için kullanılan bir terimdir. Transseksüellik: Bireyin biyolojik cinsiyetiyle toplum tarafından kendisine yakıştırılan cinsel rol arasındaki uyumsuzluk ve karşı cinsle özdeşleşmesi durumudur. Transseksüel sendromu, dünya çapında üniversite hastaneleri tarafından tedavi edilen, doğuştan olan tıbbi bir durumdur. Annenin dölyatağında şekillenen fiziksel (organik) bir durumdur. Tüm memelilerde yavrunun başlangıçtaki cinsiyeti dişidir. Rahimdeki gelişimin 2. ayında, ceninin salgıladığı hormanlarla, bebeğin cinsiyeti ya dişi olarak kalır ya da erkeğe dönüşür. Bu dönemde o küçücük gövdenin ve beynin cinsel yapısı belirlenmiş olur. Bu durum erkeklerin de neden dişi cinsiyetin izi olarak kalan meme başlarına sahip olduğunu açıklar. Ceninin gelişiminin tam bu aşamasında birşeyler yanlış gider ve bebeğin gövdesinin cinsiyeti ile beynin cinsiyeti aynı olmaz, yani gövde cinsel dönüşümünü yaparken beyin değişmeden dişi kalır, ya da beyin dönüşümünü yaparken beden dönüşmeden dişi kalır. Beyin üzerinde yapılan araştırmalar bu açıklamayı doğrular. Transseksüel doğmuş kişilerde yapılan otopsilerde beynin cinsiyetinin, doğduğundaki cinsiyeti ile aynı olmadığı görülmüştür. (Beynin bir bölümü erkeklerde ve dişilerde farklıdır.) Bilinci transseksüel gövdeye uygun hale getirmek tıbben mümkün değildir. Çözüm bedeni beyne/bilince uygun hale getirmektedir. Bu işleme cinsiyetin yeniden belirlenmesi ya da cinsiyet düzeltmesi adı verilir. İşlem uzun yıllar alır (epilasyon, konuşma terapisi, hormon tedavisi gibi). Ameliyat işlemin en son basamağı değildir. Transseksüelliğin transvestitlikle bir bağlantısı yoktur. Tranvestitler, erkek olmaktan memnun olmalarına hatta bundan kıvanç duymalarına rağmen kadın gibi görünmekten hoşlanan erkeklerdir. Transseksüellik eşcinsellikle de bağlantılı değildir. Eşcinsellik bir yönelimi ifade eder. Transseksüellik kimlik kaygısı belirtir, cinsel yönelimi değil. Diğer insanlar gibi transseksüel-doğmuş kişi de bir erkekle, bir kadınla, her ikisiyle de, ya da hiçbiriyle ilişki kurabilir. Transseksüellik bir ruhsal hastalık değildir. Geçmiş yıllarda psikiyatristler tarafından tedavi edilmeye çalışılan transseksüelliğin bir ruhsal hastalık olmadığı ve bu yolla tedavisinin mümkün olmadığı artık anlaşılmıştır.. Sendromun cinsiyetin yeniden belirlenmesi işleminden başka bir yolla tedavisi mümkün değildir. Cinsiyetin yeniden belirlenmesi aşamasına kadar kişi tıbben transseksüel olarak kabul edilirse de işlemden sonra artık o bir transseksüel değil basitçe bir kadın ya da bir erkektir. Hiç şüphesiz transvestizmde olduğu gibi transseksüellik de genel bir tanımdır ve kendi içinde çeşitli "tip"ler barındırır. Transseksüel: Cinsel organları incelendiğinde bir transseksüel hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kadın ya da erkektir ve çoğu kez üretken durumdadır. Ama kendini başka cinsiyetteki bir bedenin içinde tutsak hisseder ve kendisine yakıştırılan cinsel rolden sorumlu olan cinsel organlarından nefret eder. Yani biyolojik cinsiyeti ile cinsel kimliği arasında bir uygunsuzluk vardır ve bunun düzeltilmesi gerekir. Transseksüellerle ilgili kullanılan ve aslında pek titizlikle seçilmiş bir kavram olmayan "cinsiyet değiştirme" kavramı yerine "cinsiyetin düzeltilmesi" kavram olarak daha doğrudur. Çünkü bir insanın cinsel kimliği değiştirilemediğine göre cinsiyetini gerçek anlamda değiştirmek olanaksızdır. Cinsiyetin tespiti için doğumda dış cinsel organların görünümünü kıstas almak yanlış bir davranış değildir. Çünkü büyük bir çoğunlukla, tespit edilen cinsiyetle sonradan ortaya çıkan cinsellik ve cinsel rol, cinsel kimlikle denk düşmektedir. İnsanın cinsel kimliği doğuştan var olan özelliklerdendir. Ancak insan cinsel varlığının farkına varana değin anlaşılamaz. Hiç kimse zamanla transseksüel olmaz. Bu bakımdan transseksüellik daha çocukluk çağlarında kendini belli etse de kişi uzun yıllar gerçek cinsel kimliğini "bastırarak" toplumun yakıştırdığı cinsel rolle yaşayabilir. Öyle ki bu kişiler sorgulandıklarında karşı cinsten olmayı ısrarla ret bile edebilirler. Yıllar geçip olgunlaştıkça neyin yanlış olduğunu anlamaya başlarlar ve çok büyük bir cesaretle herşeyi kökten değiştirmeye girişebilirler. Çoğunlukla cinsiyet ile cinsel kimlik arasındaki zıtlık ve bunun açıklanmasındaki zorluk anksiyete, depresyon gibi bazı psikolojik rahatsızlıklar biçiminde kendini ortaya koyar. Bu gibi durumlar tıbbi yardım gerektirdiğinden ilk teşhis terapist tarafından konulur. Transseksüel kişinin cinsiyetinin düzeltilmesi arzusu geçirdiği depresyonun şiddetiyle genellikle doğru orantılıdır. Kişi ya tamamen yaşamından ya da toplumsal konumundan vazgeçmek kararını vermek zorunda kalır. İstatistiklere göre transseksüellerin %20 si 1. şıkkı seçmektedir. Aslında toplumsal açıdan bakıldığında her iki seçimde bir bakıma intihardır. İkinci şıkkın bir intihar konumundan çıkarılması için toplumun bu konuda eğitilmesi önem kazanır. Transseksüellerde giyim ve görünüş bir zevk unsuru değildir. Transseksüel kişi özellikle karşı cinsin doğal bir üyesi olarak görülmek için giyinir ve süslenir. Bu tedavini gerekli bir bölümüdür ve kişi ameliyat izni verilene kadar karşı cinsin bir üyesi gibi en az 1 yıl bu rolü yaşamak zorundadır. Transseksüel, kadın olmak isteyen bir erkek veya erkek olmak isteyen bir kadın değildir. Kimlik belgesinde bir cinsiyetin üyesi olduğu yazmasına rağmen tedaviden önce kişi ne erkektir ne de kadındır, o transseksüeldir. Çünkü beynindeki/bilincindeki cinsiyet ile kimlik belgesindeki cinsiyet arasında uyumsuzluk vardır. Cinsiyetin düzeltilmesi için ameliyat yasalsa da bu yeterli değildir. Ayrıca ömür boyu sürecek hormon tedavisi ve bir takım estetik ameliyatlar geçirmesi gerekir. Transseksüelliğin teşhisi ve tedavisine ilişkin sağlık standartları 1979 da belirlenmiştir. Bir çok ülkede uygulanan sistem: Transseksüel teşhisi konan kişi terapisti tarafından cinsiyetin düzeltilmesi için fiziksel ve ruhsal desteği sağlamakla yükümlü merkezlerden birine tavsiye edilir. İlk 3-4 aylık hormon tedavisinden sonra bireyin karşı cinsiyetin cinsel rolünde toplum içinde en az 2 yıl, günde 24 saat, hormon tedavisi görerek yaşaması istenir. Bu süreç için kendisine karşı cinsiyetin kimliği ve hakları yasal olarak sağlanır. Yani bir biyolojik erkek transseksüel cinsiyetin düzeltilmesi ameliyatını geçirmeden önce yasal kimlik bilgileri kadın olarak değiştirilerek en az iki yıl bu rolde yaşar. Bu süre içinde kendisine bu role uyum sağlaması için gerekli tüm eğitim ve ruhsal destek verilir. En az 1 yıl sonra yeni rolüne sağladığı uyuma göre kendisine ameliyat izni verilir veya bu denemeye devam etmesi istenir. (Amerika, Fransa, İsviçre, Yugoslavya, Avusturya, v.s.) Ülkemizdeki durum ise çok farklıdır. Bir transseksüelin yasal olarak kimlik bilgilerinin değişebilmesi için, bu ameliyatı geçirmiş ve ruhsal kimliği ve davranışlarıyla yeni cinsiyetinin gerçek bir üyesi durumuna gelmiş olması gereklidir. (Türkiye, Almanya, İtalya, Hollanda ve İsveç) İnterseks: Kişinin doğuştan her iki cinsiyete ait dış cinsel organlara sahip olması (çift cinsiyetli-hermafrodit) durumudur. Kaynak: Gacıistanbul |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | ||||||||||||
|
Alıntı:
Biji HETEROSEKSÜELLİK
__________________ Bu mesaj en son " 24-05-2007 " tarihinde saat 01:40 PM itibariyle Kajîn Jîr tarafından düzenlenmiştir.... |
||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Vicdani Red-dosya- | keyakser | Genel Kültür | 15 | 22-02-2008 07:17 AM |
| Dentafobİa......... | PCkopat | Genel Sağlık | 2 | 15-06-2007 08:40 AM |
| derinleşme duygusu | Heval | Genel Kültür | 1 | 11-04-2007 08:27 AM |
| gelece dair verilen haberler?*** | şahan | Sınırsız Muhabbet Burada | 2 | 05-08-2006 06:06 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.