|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Türkçe ile Kürtçenin Alıp Veremediği -2-
(Meraklısı için not: Necmiye Alpay'ın Diyarbakır seyahatinden sonra radikal kitaptaki köşesinde alıntıladığı İlhami Sidar yazısından sonra özellikle Kürtçe yazan çevrelerde konu epeyce tartışıldı/tartışılıyor.) Bunun tersten karşılaması ise; Esmer Dergisinin mart sayısında Serdar Güven imzalı "Acılı Elbise" yazısında saklıdır. "Özellikle doksanlı yıllarda yaşanan kimi olaylara değinen Kürt yazarlar, Türkçe yazan Kürt kökenli yazarlara oranla, gerçeklik duygusu daha sahici, melodram havası daha az, olay örgüsü yönüyle daha parlak metinler kaleme aldılar. (Kürtçe yazanlar). Türkçe yazan Kürt kökenli yazarlar giderek bir tür klişeye hapsolurken, yine aynı dönemi anlatan Kürt(çe) yazarlar ise daha sahici, daha derinlikli ve ilginç konulara sahip metinler yazdılar."*** Bu iki alıntının sanki farklı bir buluşması veya konsepti ise Zaman Gazetesinde birkaç ay önce yayınlanan Bejan Matur yazısında saklı: '"Sen Kürt'sün neden Kürtçe yazmıyorsun?' Bu soruyla çeşidi yerlerde, defalarca karşılaştım... iki dilli olduğunu söyleyen yazarların, hangi dili neden tercih ettiği sorusu önemli bir soru. Ama genelde bu soruyu, dil üzerine hiç düşünmemiş, edebiyat uğraşının ne olduğuna dair bir fikri olmayan insanlar sorduğundan, verilen cevaplar ya politik olur ya da tepkisel bir tavırla konu geçiştirilir. Salt edebiyat içi bir tartışma olarak bakmayı becerebilir-sek, kendini Kürt olarak tarif eden bir yazarın, anadilinde değil ama ikinci dili Türkçe'de yazma deneyiminin önemli bir deneyim olduğunu görürüz. Edebiyat için de toplum için de. Ve unutulmamalı ki büyük edebiyadarın pek çoğu, anadillerini -bazen mecburen- geride bırakıp, sonradan öğrendikleri dilde eser veren yazarların benzersiz duyarlıklarından besleniyor... Anadilin kaybı, dili var oluşuyla ilişkili gören her yazar için yas tutulması gereken bir durum. Ve tabii iyi bir edebiyatı mümkün kılan da o kaybın kabulüdür. Şunu söylemek istiyorum: Yitirilmiş anadil, yazarın kendini ifade ettiği ikinci dilde muhakkak bir katman olarak görülür. Çünkü yazarın kaybettiği dil için tuttuğu yastan geriye duygular, sesler kalır. "**** Bütün bu noktalardan sonra sanırız geriye açık uçlu sorular kalıyor. Mesela sorabilecek miyiz açıkyüreklilikle; Dille ilgilenenler, dile ne kadar vakıftırlar. Bir dilde edebiyat yaptığını varsayanlar o dilin (Türkçe ya da Kürtçe) etik, estetik kaygılarını ne kadar gözetiyorlar. Kürtçe yaz(a)mayanların "Kürderin mensubiyetinden, şeceresinden düşürülmesi" savı ne kadar gerçek. Ya da böyle bir savın realitesi Kürdük adına, Kürtçe yazmak adına Kürdün hanesine ne katar? Soruları elbette arttırmak mümkün. Necmiye Alpay'ın, İlhami Sidar'ın nerede yazdığı belirtilmeyen yazısından alıntılanmış yukarıdaki satırlarından da anlaşıldığı üzere İlhami Sidar bayağı derdi. Ama bu dert, ifadenin ölçü ka-çırcılığından dolayı bir başka derdi ve tartışmayı beraberinde getirecek boyudarda. Soru orta yerde duruyor. Evet Kürtçe yazmadığı ya da çoğu kez yazamadığı için genellikle okurlarca sorgulanan kimi Kürt yazarlar var. Ama bu İlhami Sidar'ın vurguladığı gibi; "Onları (Türkçe ya da Farsça, Arapça yazanları) ait oldukları mensubiyetin (Kürderin) kütüğünden düşürmek" şeklinde bir tezahüre gidiş şeklinde midir? Hayır demek durumundayız. Bu olsa olsa Kürt olduğu halde Kürtçe yaz(a)mayan yazarın (ya da kimi yazarların) yazdıkları ve ötesinde kendi duruşu ile alakadar bir mevzudur. Ve her Kürtçe dışında yazan için de geçerli değildir.. Kürtçe yazan, edebiyatı, dili iyi bilen her bireyin, bir dili bilmenin onunla edebiyat yapılabilir anlamına gelmediğini bilen, hiçbir Kürtçe yazan Kürt yazarının bu soruyu bir başka yazara sorduğunu görmedik. Elbette Türkçe Yazan Kürt yazarların, Kürt okuyucu ile Kürtçe edebiyat arasında engel olduğunu düşünen yazarlar da çıkmıştır; fakat bu hiçbir zaman "siz Kürtçe yaz(a)mıyorsanız Kürt değilsiniz sizi nüfusumuzdan sileriz" şeklinde tezahür etmemiştir. Kendi adımıza Yaşar Kemal , Cemal Süreyya, Ahmed Arif, Selim Berekat ve daha kimi yazarların, Kürtçe yazması çok istenirdi. Şunu kabul etmek lazım ki, anadilinin dışında edebiyada uğraşan yazar, kuşkusuz etnik olarak Kürt yazardır ama edebi olarak Türkçe, Arapça edebiyatın yazarıdır. Bir başka yönüyle de kimi okurlar ya da Kürtçe yazanlar tarafından kimi kez dillendirilen "Neden Kürtçe yazmıyorsunuz?" sorusuna karşılık; kendi mensubiyetini ve kendi anadilini, geleneksel mirası (Cezerî, Xanî, Teyran) önceleyerek, anadilini kendinde somudaştırarak "kekeme dil (Kürtçe)" olmakla imlemenin garip tezahürünün yazarda yarattığı vehim'dir. Türkçe, Arapça, Farsça edebiyat ile uğraşan yazarlar da yazmak ister ama has edebiyatçıların hepsi bilir ki edebiyatın şakaya gelir tarafı yoktur. Edebiyat yapılan dil iyi kotarılmaz ise yazanın elinde patlar. Bu satırları ortak yazan iki insan (Şeyhmus Diken- Lal laleş) Mersin'de Ütopya Kültür Merkezinde Türkçe'den Kürtçe'ye çevrilmiş "Sırrını Surlarına Fısıldayan Şehir, Diyarbakır" üzerine sohbet ediyoruz. Söz Diyarbakır'dan dolanıp kitabın yakın zamanda çıkan Kürtçe çevirisine geliyor. Şeyhmus Diken sohbetinde kendi anadilinde yazamamanın sıkıntısını haleti nahiyesini orada uzun uzun anlatıyor . İnsanın kendi kendisine yabancılaşmasının ne kadar zor olduğu, sonra da sanki kendine yeniden kavuşmanın can havliyle kendi kitabının Kürtçe çevirisi okuyuculara okunuyor. İkimiz birbirimizle (Diken-Laleş) Kürtçe çok sohbet etmiştik, ama ilk defa bir metin okunurken birimiz dinliyor, diğerimiz ölçüyordu. Okuyan (Diken) sanki kendini dinliyordu. Açıkçası ikimiz de heyecanlıydık. Türkçe Arapça , Farsça yazan Kürt yazarlar "Kekeme" diye ifade ettikleri Kürtçeleri ile, yazdıkları dilde (Mesela Türkçe, Arapça ya da Farsça'da) alt diller oluşturdukları gibi yeni anlatım olanakları olarak kabul edeceğimiz, dilin yeni biçimlerini, o dile kazandırıyorlar . Türkçe'nin, Arapça'nın Farsça'nın yatağını genişletiyorlar. Peki anadilinde yaz (a) mayanlar Kürtlere ne katıyor ? Kürtçe'ye, Kürt edebiyatına belki az şey katıyor. Ama, Kürderi, kültürlerini anlatarak, Kürderin evrensel kültürle ortaklaşmasını sağlıyor. Türkçe için Yaşar Kemal; Arapça için Selim Berekat bunun en güzel örnekleridir. Belki şu hakkı da teslim etmek gerekir ki; Yaşar Kemaî, Cemal Süreyya.... batılı edebiyatçılardan daha fazla edebiyat coğrafyamızla buluşuyor, iki açıdan; duyarlı Kürt birey ve dünya edebiyatının devleri olarak!... Zaten bir başka açıdan da Türkçe, Farsça, Arapça edebiyata, dünya edebiyatının usta yazarlarına nasıl bakıyorsak öyle bakmak gibi bir zorunluluğumuz da ziyadesiyle var. Aynı zamanda söz konusu dilde (Türkçe) yazan Kürt edebiyatçılara da! Kürder, Kürt aydınlarının başka dilde yazmalarından endişelenmemelidir. Bu durumu kendilerine hapishane olarak görmemelidir. İyi edebiyat, her zaman hakkettiği değere kavuşur. Kürtçe edebiyat duvarları aştı, sınırları aştı örnek mi istiyorsunuz ; Baba Tahire (Uryanî) Hemedanî, Eh-mede Xanî, Mehmed Uzun, Şerko Bekes, Nuredin Zaza.... Ve daha niceleri. *** Esmer Dergisi. Mart. 2007 sayısı. Serdar Güven. Acılı Elbise. **** Zaman Gazetesi.04. Kasım.2006. Bejan Matur. Yaşar Kemal'in Dil Tercihi. |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Türkçe yama arşivi | ercan_511 | Program Download | 7 | 11-11-2008 12:21 AM |
| FuLL Türkçe yama Arşivi-Ne Ararsan Var Yox Yox | ByMixture | Program Download | 23 | 23-12-2007 10:27 PM |
| Türkçe ile Kürtçenin Alıp Veremediği | urgan | Sınırsız Muhabbet Burada | 7 | 15-04-2007 03:25 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.