Giriş Tarihi: Nov 2007 |
Konum: TaяîYé WéLaT... |
|
Mesaj: 5,698
|
|
Üye No: 178683
|
|
Cinsiyeti : Bayan
|
İtibar Gücü: 101775
| Rep Puanı : 10176913
| |
|
| |
|
Sinemanın 'kötü' kadını mıydı?
Leni Riefenstahl... Asıl adı, Berta Helene Amalie 'Leni' Riefenstahl olan Alman kadın yönetmen Leni Riefenstahl, 22 Ağustos 1902'de Berlin'de doğdu, 8 Eylül 2003'te Münih'e yakın Pöcking'te öldü. O, Nazilerin propaganda filmlerinin yönetmeniydi. Riefenstahl'ın en akılda kalan görüntüleri, Adolf Hitler'in meydanlarda Alman halkına ateşli konuşmalarıydı. İkinci Dünya Savaşı sona erdikten sonra, sinema dünyasından dışlandı ve o da fotoğrafçılık yaptı. Ne doğum, ne de ölüm yıldönümü onun. Propaganda sinemasının hanımağası Leni Riefenstahl üzerinde düşünmek istedik.
Macar sinemacı Bela Balazs'la (4 Ağustos 1884-17 Mayıs 1949), 1932'de ortak yönettikleri 'Das Blaue Licht-Mavi Işık' sessiz filmini yaptı. Bela Balazs, Marksist sinemanın öncüsü bir sanatçı. Balazs, Alman dışavurumcu sinemacılarıyla Fransız 'Yeni Dalga' akımı yönetmenlerini çok etkilemiş önemli bir sinemacı. Bu film, ayrıca sinema tarihinin ilk gerçek iç mekan çekimleri olan yapıtı. Oyunculuk ve yapımcılık da yapan Riefenstahl, 1938 yapımı belgeseli 'Olympia'da çıplak da göründü ayrıca. 'Olympia' belgeselinin galası da 3. Reich Hitler'in doğum gününe denk getirilmişti. Nazilerden önce Marksist sinemacılarla yakın ilişkileri olan ve Marksist bir gelenekten gelen Riefenstahl, neden Nazilere yakın oldu? Yeteneklerini bu ideoloji içerisinde mi daha verimli gösterebiliyordu? Hiçbir yerde Nazi faşisti olduğuna dair bir ibare de yok. Onun üzerine 1993'te 'Macht der Bilder: Leni Riefenstahl-Leni Riefenstahl'in Muhteşem Korkunç Yaşamı' belgeselini yapan yönetmen Ray Müller, Rifenstahl için şunları demiş: 'Çok iyi bir sanatçı olduğu için hiç unutulmadı. Onun trajedisi yeteneğiydi...' Sinemanın yenilikçi yönetmenlerinden olan Riefenstahl, Hitler'in meydanlarda halka ateşli söylevlerini perdede öyle yansıttı ki, görünen gerçeklik bambaşka bir gerçekliğe dönüştü. Kamerayı koyduğu açılar, kurgusu ve gündüz çekimlerinde bile ışığı etkiyeci kullanması Riefenstahl'ın Nazi propagandalarına yardımcı oldu. Nazilerin Propaganda Bakanı Joseph Goebbels'in de gözdesiydi. Nazi propagandası için çektiği belgeseller, savaşın ardından onu savaş suçlusu durumuna düşürdü. Riefenstahl'ı, sinemada devrimci olacak kadar yenilikçi yapan şey neydi? Elbette Riefenstahl, Marksist sinemanın içerisinde yetişti. Estetik duyarlılığı bu ortamda gelişti. Riefenstahl sonraları, Nazi estetiğini oluşturmakla suçlandı. Özellikle Naziler için yaptığı siyah-beyaz 'Triumph des Willens-İradenin Zaferi' belgeseliyle. 'İradenin Zaferi', 1934'te Nazilerin Nuremberg şehrinde yaptığı gösterişli altıncı kongresini belgelemek üzere yaptırılmış bir propaganda belgeseliydi. Nazi Partisi'nden büyük destek alan Riefenstahl, yeni Nazi devletini epik anlatımlı sinemayla yüceltti. Bu belgeseli (h‰l‰ inanılmaz), otuz kamerayla birden çekti. Eğer, sesi kapatıp 'İradenin Zaferi'ni öyle sessizce izlerseniz olağanüstü bir sinema şöleniyle başbaşa kalıyorsunuz deniliyor. Bu belgeselin sanatsal ve estetetik tarafı çok yüksek çünkü. Riefenstahl için şöyle deniliyor: Nazilerin yükselmesinde Leni Riefenstahl'ın katkısı tahminlerin çok çok ötesindeydi...
Riefenstahl, 1933 yılında Nazileri anlatan 61 dakikalık ilk belgeseli 'Der Sieg des Glaubens-İnancın Zaferi'ini çekti. Başrolde de Adolf Hitler, Josef Goebbels, Hermann Göring, Rudolf Hess ve Heinrich Himmler vardı. 1935'te 30 dakikalık belgeseli 'Tag der Freiheit: Unsere Wehrmacht-Özgürlük Günü: Ordumuz', Nazi Sosyalist Parti'nin propagandasıydı. Balazs'la yaptığı 'Mavi Işık' filmi Hitler'i çok etkilemiş ve Hitler, Riefenstahl'la hemen tanışmak istemiş. Riefenstahl, 1938 yılında 1936 Berlin Olimpiyatları'nın iki bölümlü belgeselini de yaptı. Belgeselin adları da, 'Olympia 1Teil: Fest der Völker-Olimpiya 1: Halkın Festivali' ve 'Olympia 2 Teil: Fest der Schönheit-Olimpiya 2: Güzel Festival'di. Bu belgeseller, Amerika'da o güne kadar yapılmış en iyi on film arasına girdi. Riefenstahl, bu olimpiyatta madalyaları toplayan Amerikalı siyahi atlet Jesse Owens'a da hiç ırkçı bir gözle bakmadığını da söyler yıllar sonra. 'Mavi Işık'tan sonra ikinci kurgusal filmi 'Tiefland-Ova'yı 1954 yılında Rudolph Lothar'ın kitabından sinemaya uyarladı. Riefenstahl, 'Ova'yla Cannes Film Festivali'ne katılır ve film müthiş ilgi görür. 'Ova'da, fakir bir çingene kızıyla bir çobanın aşkı anlatılırken, köleliğe de büyük eleştiri vardır. Kimilerine göre bu film, Hitler'in reddidir. Ölümünden bir yıl önce, 2002 yılında 45 dakikalık ilk ve tek renkli belgeseli 'Impressionen Unter Wasser-Suyun Altındaki Mucize'yi çekti. Riefenstahl'a savaşın ardından Nazi propagandacısı olduğu için birçok dava açıldı. Sinemadan dışlandı. Ama, Riefenstahl, kendine yeni belgesel konuları buldu. İngiliz belgeselciler tarafından Riefenstahl, 'tüm zamanların en büyük belgeselcisi' olarak değerlendirildi. Sinema çevreleri onun sinematografik tarafına hep saygı gösterdiler. Tek eleştirilen şeyse, bu müthiş sinema yeteneğini Nazilerin emrine sunmasıydı.
ERDEN
|