|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Film Tanıtımı: Hotel Rwanda, Takva, Güller Sokağı
Rwanda: Made in Belgium Hotel Rwanda Yönetmen: Terry George Oyuncular: Don Cheadle, Hakeem KaeKazim, Nick Nolte, Sophie Okenodo Yapım Yılı: 2004 Süre: 110 dk. Belçikalı kolonistler tarafından yaratılmış iki etnik grup: Hutular ve Tutsi-ler. Tarihsel farklılıkları olsa da fiziksel, dilsel, dinsel hiçbir farklılığı olmayan iki ayrı grup 'etnik' olarak etikedenmiş 1950'li yıllarda Belçikalılar tarafından. Nüfus kağıtlarına etnik kökenlerinin belirtilmesi zorunluluğu getirilmiş. Böylece ülkeyi daha kolay yöneteceğini düşünen Belçikalılar, kötülük tohumlarını ekmişler. Önce, nüfus olarak azınlıkta olan Tutsileri koruyup gözetmişler. Daha sonra, Hutuları desteklemeye başlamışlar. 1962 yılında Belçika'nın ülke yönetiminden çekilmesiyle, yönetime gelen Milliyetçi Hutu Hareketinin baskıları ile, Tutsiler ezilmeye ve ülkeyi terk etmeye zorlanmışlar. Öyle ki 1980 yılında komşu ülkelere sığınan Tutsilerin sayısı 500 bini bulmuştu. 1994 yılında bölgede yaşanan ve üç ay süren kadiam sonucunda 1 milyona yakın Tutsi Hutular tarafından öldürülmüş ve Uygar Batı gözlerini ve kulaklarını kapamıştı. Taa ki, komşu ülkelerde örgütlenen Rwanda Yurtseverler Birliği ülkeye girip savaşarak Başkent Kigala'ya doğru ilerlemeye başlayıncaya kadar. O ana kadar bölgeye müdahaleden uzak durmaya çalışan Fransa, ani bir kararla, kadiamı destekleyen ve Hutu hükümetine askeri yardıma başladı. Bölgede hızla ilerleyen Fransız askerleri, Kigali'nin batısından Kongo'ya kadar olan bölgenin yönetimini ele geçirdi ve oraya RYB askerlerinin girmesini engelleyip, bölgedeki katliama müdahale etmedi. O ana kadar 600 bin insan öldürülmüşken, kendi sorumlulukları altındaki bölgede 200 bin kişinin daha öldürülmesine seyirci kaldılar. ABD ve Belçika, yıllarca sonra Rwanda'daki soykırımda sorumlulukları olduklarını söyleyerek özür dilediler ama 1998 yılında "O ülkelerde bir soykırım yaşanması o kadar da önemli bir şey değil." diyen Mitter-rand'ın ülkesi Fransa, hâlâ soykırımda sorumluluğu olduğunu kabul etmemiştir. Film, bu katliam sırasında Başkent Kiga-la'daki bir Belçika otelinin müdürü olan Pa-ul'un, önce ailesi, sonra komşuları daha sonra da kendisine sığınan tüm Tutsilere ve ılımlı Hutulara otelin kapısını açmasını ve onları kadiamdan kurtarmak için verdiği çabaları anlatıyor. Bu çabaları izlerken, Batı için, ekonomik değeri olmayan Rwanda'daki insanların değersizliğini, gözü dönmüş ırkçıların elindeki palalara karşı, kalplerdeki insan sevgisinin mücadelesini, sürü psikolojisinin insan sürüleri üzerindeki etkilerini, birkaç ba- tılıyı ülkelerine götürmek için asker gönderen batının, sokaklarda yatan katledilmiş binlerce insanın cesedine gözlerini kapayışı-nı içiniz burloılarak izleyeceksiniz ve bu filmi izledikten sonra, medyada izleyeceğiniz/din-leyeceğiniz/okuyacağınız 'iç savaş' haberlerine daha farklı gözlerle bakacaksınız. * * * Sokakta yeşeren gül Güller Sokağı Orijinal Adı: Rosenstrasse Oyuncular: Katja Riemann, Maria Schrader Yönetmen: Margarethe von Trotta Yapım Yılı: 2003 Süre: 130 dk. Berlin'de bir sokak adı Rosenstrasse ya da Türkçesi Güller Sokağı. Berlin'de yaşayan Yahudilerin neredeyse yarısı 1943 yılında hâlâ toplama kamplarına gönderilmemiştir. Gestapo çalışmalarına hızla devam etmekte ve topladığı Yahudileri hızla kamplara aktarmaktadır. Eşleri Alman olan Yahudilere bir süre ayrıcalık tanınmış, toplama kamplarına götürülmek yerine, meslekleri ne olursa olsun, silah fabrikalarında işçi olarak çalışma izni verilmiştir. Ancak Gobbels'in, Berlinli Yahudilerin tümünü yok etme planına uygun olarak artık bunların da gönderilme zamanı gelmiştir. Eşleri kampa gönderilmek üzere gözaltına alınan Alman kadınlar, eşlerinin tutulduğu Rosenstrasse'deki Musevi cemaatine ait binanın önünde toplanarak pasif bir direniş başlatırlar. Önceleri protestolara pek aldırmaz Naziler, sonra gözlerini korkutarak vazgeçirmeye çalışırlar, ancak hiçbir şeyden yılmayan Alman kadınlar, sonunda eşlerinin serbest bırakılmasını başarırlar. Savaşın en kızgın anında, hiç kimsenin Nazilere karşı toplu olarak karşı çıkamadığı bir dönemde, sevdikleri kişilerin hayatlarını kurtarmak için kendi hayatlarını ortaya koyan kadınların öyküsü izlenmeye değer. * * * Dinden imandan çıkan yaşamlar Takva Yönetmen: Özer Kızıltan Oyuncular: Erkan Can, Güven Kıraç, Meray Ülgen, Öznur Kula, Settar Tanrıöven, Engin Günaydın Senaryo: Önder Çakar Müzik: Gökçe Akçelik Yapım Yılı: 2006 Muharrem içine kapalı, cinsel istekleri kötü bir ahlak sapması olarak gören, tarikatı dışında hiç kimse ile hiçbir türlü ilişkisi olmayan, kendisini önce Allah'a, sonra tarikat şeyhine adamış dini bütün bir Müslüman'dır. Tüm dünyevi uğraşı çuvalcı dükkanında hiçbir yetenek istemeyen işi ve otuz yıldır hiçbir şeyini değiştirmediği evidir. İçine sığındığı bu küçük dünyasında başını beladan, günahtan ve kötü olan her şeyden uzak tuttuğunu sanan birisidir. Kendini dine adaması ve dürüstiüğü (daha doğrusu dünya işleri ile ilgilenmemesi) tarikat şeyhinin hoşuna gider ve tarikatın sahip olduğu malların mülklerin kiralarını toplamakla görevlendirilir. Muharrem, bu dünya ile tanışmaktadır artık. Koluna takılan değerli saat, cep telefonu, şoförü ile birlikte hizmetine sunulan bir araba. Artık bir tarafta içindeki tanrı sevgisi, diğer tarafta elindeki paralar vardır. Hangisine inanmalıdır: şimdiye kadar inandığı, kalbinde yaşattığı değerlere mi, yoksa gördükleri, yaşadıklarına mı? Takva, dinin kullanılarak nasıl mal mülk sahibi olunduğunu, malı mülkü elinde tutanların, dini inançları olan dürüst insanları nasıl kullandığını fazla sorgulamıyor, azıcık hissettiriyor izleyenlere. Sahneleri ile, konuları ele alış biçimi ile Türkiye'de son zamanlarda görmeye başladığımız güzel filmlerden biri. Ama yine de "kurbağaları fazla ürkütmemek" için taşı dereye değil de biraz kenara atmış. Muharrem'in kişiliğinde, inanan bir insanı görüyoruz, tarikat bünyesinde ise mallar, mülkler, lüks yaşamla donatılmış bir inanç dünyasını. Tarikat şeyhinin kızının dolarla alışveriş yapması, islami kurallara göre yaşamayanlara dükkan kiralarken, islami kurallara göre yaşayan ancak parası olmayan bir ailenin evden çıkartılması, yukarıdaki görüşü destekler nitelikte. Filmin aniden gelen bitiş sahnesi hem filmin bütünlüğü ile pek uyuşmamış, hem de baştan beri ilettiği mesajı ikileme sokmuş. Yani "Muharrem, maddi dünyaya dönmesey-di, bunlar başına gelmezdi." diye düşünenler için de gişede yer açılmış. Sanki final sahnesi, bazı kaygılar göz önüne alınarak sonradan değiştirilmiş gibi. |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| İstanbul Film Festivali | urgan | Sinema | 2 | 31-08-2008 01:19 AM |
| Ünlü Yönetmenler.. | berxwedan | Sinema | 37 | 04-07-2008 06:15 PM |
| TÜrkİye'nİn SansÜrlÜ Sİnema Tarİhİ | pılıngo | İlginç Konular | 33 | 10-09-2007 04:29 PM |
| Kemal Sunal Deneme sınavı:)) | bethesna | Komik Yazılar, Fıkralar | 16 | 04-07-2007 12:17 AM |
| En Romantik 20 Film | NisêbînaRengîn | Sinema | 3 | 18-02-2007 12:31 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.