|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
TUTUKLU
Birden Kurşun yemiş gibi susar, Gözbebeklerime karşı. Susar da, açılıp yol verir şehir, Sade radyolarda bir gamlı hava: "Elaziz uzun çarşı..." Firarda gözüm yok, Namussuzum yok, Yok pişmanlık bir halim; Yaslanıp, bir cıgara yakmak isterim Dumanı cevahir değer. Mağlup mu desem, mahçup mu? Ama ikisi de değil, Ben garip, sen güzel, dünya mutlu... Öyle tuhafım bu akşam üstü, Sevgilim, Canavar götürür gibi İki yanım, iki süngü... PARYA Bütün masalları tutuştu çocukluğumun Acıyı bir mayın gibi gömdük toprağa Şimdi alevlerle yazılıyor güncemiz Göçüyoruz Yürek bir yangın yeridir artık Kalmadı ardımızda su dökenimiz Yıllarca sırtımızda taşıdığımız kambur Korku bir mevtadır artık gecenin kollannda Bir eylül dolunayına defnolunur Göçüyoruz Bir çocuk gibi elinden tut Yıkılmış ve yakılmış anıların Bir tutam kuş sesi sür damarlarına Git kendi rüzgarını bul usul Yüreğini yokla bir parça umut kalmıştır belki Yolların nabzını dinle dağların uğultusunu Koyaklar yankımızı saklar dönüşümüzü bekler Kırlangıçlar unutmaz adresimizi Tarihin tabanlan sızlıyor artık Sararmış o kirli belgelerle yaşıttır gurbet Yollar çok eskiden tanıyor bizi Göçebe bir paryayız sanki Nerede konaklasak kesik bir kol gibiyiz Kimseler bilmiyor bu susuşlar nereli Bir kilim deseni anımsatıyor çocuklara Nüfusa kayıtlı olduklan yeri Bir çağın son çeyreği yanlış kurmuş denklemi Patikayla dağları ayrı şeyler sanıyor Acıyı unutuyor hesaba katmıyor toprağın belleğini Ey yaraları sağaltan zaman ey kalbim Tez elden hükümsüz kıl kalıcı olmasın bu şiirim |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
Oğluma ' a Ve Kızım ' a...
Sana barış, Sana temiz, yaşanası bir dünya… Sana insanca bir yasam.. Sana sevgi.. Sana güzellik.. Sana dostlukla uzanan eller.. Sana sevgi dolu bir yürek… Sana sağ duyu.. Sana başkalarına duyarlılık.. Sana saygıyı.. Sana insan olabilmeyi… Sana insanı sevmeyi, yalansız ve dupduru Sana şiiri, Sana okumayı, Sana sanatı.. Sana bilmediğini araştırmayı.. Sana öğrenmeyi.. ve öğretmeyi sabırla Sana gülmeyi Ve ağlayabilmeyi gönlünce.. Sana mutluluğu.. İncitse de yüreğini, acıyı.. Sana özgürlüğün buram buram dolaştığı, Dağları.. ovaları.. vadileri Sana yemyeşil bir Dünya’yı Ağaçları, ormanları Filizi ve tomurcuğa kesmiş her fidanı Sana renk renk çiçekleri Ve meyvenin dalında ki tadını.. Sana memleketimin en ücrasında ki sesi duyabilmeyi Sana onurlu olabilmeyi.. Sana başın dimdik karşı durmayı Sana sormayı.. Sorgulamayı Sana otlaşmadan Beyninle yaşamayı, Yüreğinle solumayı.. Sana düşünmeyi Ve söyleyebilmeyi düşünceni … Özgürlüğünce Sana özveriyi … Hoşgörüyü Haklılığı Hemen yanı başındaki haksızlığı Sana sokakta oynarken, Terörist diye vurulan 12 yaşında ki çocuğa ağlamayı, Ve vuranların terfisine kızmayı, Sormayı hesabını.. korkmadan, açık açık.. Sana öldürdüklerinin kafasını kesip, Önünde hatıra fotoğrafı çektirenleri lanetlemeyi Sana halk içinde, halkı halka gammazlatanları teşhir etmeyi Devletin derininden korunmayı, Ama asla boyun eğmemeyi.. Sana kardeşi kardeşe kırdırana Asla uşaklık etmemeyi.. Sana savaş taciri beyinlerle savaşmayı, Barış sevdasıyla, Barış için …. Barış adına Sana korkuyu, ama korkmamayı sefilden.. Sana sarılmayı yüreğinde ki insan sevgisine.. Sana rengine, diline, dinine bakmadan Yaşayan her varlığı sevmeyi.. Ağaçları.. Kuşları.. Böcekleri.. Yılanları Ve hatta, kara taşları.. Sana Güneşi.. Ay’ı.. Yağmur sonrası yedi renge kesmiş Gökkuşağını.. Sana masmavi gökyüzünü ve kara bulutları.. Denizleri … Gölleri Ve nehirlerimi, sabırla isyana durmuş.. Sana güne teslim sinsi geceyi, Ve yine koynunda sakladığı yıldızları Dost olduğu kadar, düşmanda kesilebileceğini Karanlığa bulaşmadan, Aydınlığa inanmayı.. Sana yalandan korkmayı hatta akrepten de öte Dokunmasa da sana, yılanın başını ezmeyi.. Sana, İki sokak ötende Yakılırken insanlar gecenin bir vaktinde Uyumamayı … Sana bir annenin yüreğinde ki ince feryadı duymayı Sana köyleri yakıp yıkanları Ormanları ateşe verenleri İçinde ki en nazlı ceylanlarıyla.. Sana gencecik bedenleri Halkın (! !) Meclisi önünde Kurşuna dizenlere hesap sormayı Sana, ‘’ insanca Yaşam’’, ‘’ Yaşasın Halkların Kardeşliği ‘’, diye Haykırdıkları için İpe dizilen Üç Fidanı.. Sana halkı, halkları ve insan için Bedenlerini ateşe veren dörtleri.. Sana kendinden başka dilden konuşan herkesi Terörist belleyenlere Beynini ve yüreğini satmamayı … Sana tarihte, bu gün ve gelecekte Katledilen her bebeğe, her can’a ağlamayı Ve duymayı o acıyı.. Soluksuz kalmış her canlıya nefes olabilmeyi.. Sana Maraş’ı.. sana Sivas’ı..Sana Dersim’i.. Sana Amed ve Lice’yi.. sana Botan ve Konya’yı.. Sana Milas’ı.. Sana taksim Meydanını.. Sana Kızılay Meydanı ve Tunalı’yı.. Ve Mardin’i.. ve Ruha’yı.. ve Semsur’u … Sana yüreğimi sevdasıyla islediğim Silvan’ı.. Sana Halepçe'yi... Sana Felluçe'yi... ve Maxmur'u Açlıktan ölen bebeklerine ağlayan Afrika’yı.. Sana meydanlarda vurulan düşünen beyinleri, Ve gazetecileri Ve yazan her bir kalemi İnandıkları ve bunu söyledikleri için, Tecritlerde ki on binlerce genç bedeni, Beyni ve yüreği … Sana insan için … Halkım için … Halklarımız için Barışa kesmiş, Barışa sevdalı Mücadelemi.. Sana bir boydan bir boya, Türk’üyle, Kürd’üyle, Laz’ıyla, Alevisi, Sünni’si, Hıristiyan’ıyla …………. Ve aklına gelebilecek her rengiyle Bir yaşamı bölüşenleri barındıran ANADOLU’YU … Ve hatta DÜNYA’YI … Sana insan gibi, insan için düşünüp, Onurlu yaşamayı.. Sana sevgi dolu bir yürek Sana kendi nesline, Ve her canlının yaşam hakkına saygıyı … ……… ‘’ İNSAN GİBİ İNSAN OLMAYI BE YAVRUM! ! ‘’ ……. Ve sana; ‘’ YAŞAMI UĞRUNA ÖLECEK KADAR SEVMEYİ’’! ! ! ! ! Sana bunları, ………………… Bırakamamış, Sana bunları, …………………Verememiş, Sana bunları, …………………Öğretememişsem, ** BENİ DİNLE - ME (!) YAVRUM! ! ! ** 03 Temmuz 05 Evina Berfin
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
Günaydın – (MI?)
Günaydın sol yanından düşmüşlüğüm... yastığımdaki söyleşim... yazamadığım mesajların izi, sıcak kahve soluğum günaydın… Günaydın hiçliğim.. nefesimi gizlediğim umutlarımı gömdüğüm eşkıyanın dağlarına günaydın.. çalıntı sevdam parçalanışı yüreğimin.. Günaydın tek yüreksiz beden Dicle’ye ödediğim bedel Zagros’a uçurduğum şahin yüreklim Silvan'da düsen can günaydın Çocukluğumun oyalı kırlangıç yuvası damlarda benimle söyleşen leylekler günaydın tüm yitmişliklerim gözlerinde meydan okuduğum ekmeğim, suyum yasam kadar kutsalım.. Günaydın, yasamı ellerinde yudumladığım.. yine orda vurulmuşluğum sevdasına savaşı barışla bağladığım savaşçılarımın özgürlüğünde yarattığım giden her cana ağıdım, her dilan'a halayım Günaydın.. 27 Haziran 2005 / 0945 Evina Berfin
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
Temmuz Sıcağında Ayazlara Vurdu Yüreğim
yolumuz uzun yolumuz zozan bir başlangıcın bitişinde yolumuz meçhul ben ve son direnişte ki yüreğim hani bir ömre sığdırılamayan sevda yüreğimi kıyılara vuran tayfun misali al başını git... bir ömrü düşlediğimiz dağlara Amed'e yüz sürmeye Cudi'de yağmura karışmaya Zagros'ta binevş kokmaya gidiyorum, ilk ben vurulmaya geride, hayati bırakıyorum sana... bir tek, sevdam koynumda... ilk adim yakar, sonrası közünde soğur tüm yangınlar.. bir de vurunca Mereto’da boran Amara'nin türküsünü söyler yüreğim hadi ne duruyorsun sarmala bir kez daha yaşamı bırak bu gidişin dönüşü yok bir kez atılmaya görsün o ilk adim ilk vuruluşudur sevdanın ilk darbe en derin yara bin ömre bedel taşımaz, taşıyamaz yürek vurur en zirvesine zozanın.. geride bir Ahmet Kaya... ' Oy benim canım......... ' ben yüreğime yazdım, sen sakla bunları 'Korkarım Dönmez Yüreğim ' sevdam, ilk vurulan benmişim, bin yasama inat... Temmuz 2005 Evina Berfin
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#5 (permalink) | |||||||||||
|
Özgür Çağrı
Sana yalan söyleyemem Darılırsın yavrucağım Abin bir gün dağdan döner Sarılırsın yavrucağım Giden gelmez geri dönmez Bilmiyorsun yavrucağım Sen üzülme sıra bende Gideceğim yavrucağım. Elverirki coşku Haylaz cocuklarını boğazlamasın Avunmak elbette kolaydır Şehri yiğit bir türkü gibi dolaşmak Dağlara destanlar düşünmek kolaydır Hapislere bir sevinç çığlığı gibi düşmek Kızların diri göğüslerinde Matbaalarda ve kongre zabıtlarında Dünyayı tazelemek Yeryüzüne depremler düşünmek kolaydır Çünkü binlerce militanın rüzgarlı macerası Bir kurşun bile değildir namusun mavzerine Gönlün kahpeliğine tutsaksın açıkcası Asıl savaş alanı suskundur arkadaş Sahipsizdir Asıl savasçılar afyonlu, mütevekkil Öyleyse Şehrin girdabında çalkalanan zulüm Halkın şanlı isyanına işaret değil Bodrum duvarlarına öfkeli yazıları Tırnaklarınla kazıyorsan da Sana yalan söyleyemem Darılırsın yavrucağım Abin bir gün dağdan döner Sarılırsın yavrucağım Giden gelmez geri dönmez Bilmiyorsun yavrucağım Sen üzülme sıra bende Gideceğim yavrucağım. Bulvara dökülen bildiriler Harcanan bunca emek bunca değer Fokurdayan metal potası İşleyen rotatifler Cesetleri iğnelemek gibi bir şeydir Ve zaman göz kırpıp usulca telaşına Homurdanarak çekip gitmiştir. Yani bu aşağılık bir dramdır artık Çünkü jarjörüne Boş kovanları dolduran adam En azından kendinden utanmalıdır Yani yetsin diyorum Şarkılarınızı dağlarıma sürün diyorum Uzatın ellerinizi diyorum Uzatın, tanışalım Helalleşelim! Ahmet KAYA
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Yilmaz Odabaşi'yla Söyleşi | zilan63 | Şair ve Yazarlar | 11 | 22-05-2008 04:55 PM |
| Şairler ve Şiirleri.. | Hicaz | Şiirler | 9 | 24-11-2007 04:24 PM |
| Şiir üzerine notlar... | keskesor | Sınırsız Muhabbet Burada | 3 | 09-03-2007 10:49 AM |
| 2 şair 2 şiir kitabı | berxwedan | Genel Kültür | 3 | 22-09-2006 11:15 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.