|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
EĞER
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer. Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer. Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer. O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer. Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer. Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer. Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer. Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer. Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer. Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer. Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer. O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer. O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer. Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer. Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer. Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer. Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer. Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer. Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer. İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer. Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer. Issızlığa teslim olmazdı sahiller, Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer. Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse... Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!! ****** Kürdlük benim benliğim Ateş oldu sınandık kefenimiz yakıldı yüreğimize taş basıldı kürt olarak doğduk ve kürtlük benim benliğim vazgeçemem asla sinemlerde bırakmam taşı topraklı elerde.... ....dağ taşı deler, yolcu mabedi sevdayı kürdlügümüden kendimden ırkımdan vazgeçemem nasılki bir türkeşçinin ben türküm diyerek türklüğünden vazgeçememesi yada bir arabın ben arabım diyerek araplığından vazgeçememesi işte bende kürdüm ve kürtlüğümden benliğimden vazgeçemiyorum.... özlemek veya özletirtmek dalmışlığa ve ateşliye jiyana saygı duyarız gözlerimiz kapanmadı hep açık kaldı siyaset olsa siyasete girdik düşmanımız kurşun olsa, biz kalkan olup yemedik o kurşunu ama kimse kusura bakmasın kürdlük benim benliğim ırkım ve öz namusum... becerilere güzel yeteneklere ahu gözlere ateşlere sınandık nitekim kürdlüğümüzü benliğimizi asla unutmadık kürdistan dediler savaştık yolara yol olup canımızı verdik kimse kızmasın ama kürdlük benim benliğim benliğime güvenir savaşırım yolara yol olup gerekirse ateşte sınar benliğime saygı duyarım hatta etmeyiz sinemdeki gözyaşlara çıkarız dağlara matemdeki göz yaşlara mateme vurup kanımızı döker ama yinede benliğimiizi kürdlüğümüzü kaybetmeyiz dalıp dalaşmakmıdır barış nerde özgürlük nerde jiyan nerde welat ben kürt olarak doğdum benim benliğim kanım her şeyim çünkü ben kürdüm ben kürtlüğümden vazgeçemem kürtlüğüme benliğime kanıma ve kürdler için canım feda olsun.... ******** duydunmu sesi mi? Sen hiç gördünmü sebebsiz ağlayanı Boşa yaş dökeni Hiç karıştımı gözyaşların bir nehire Peki hiç güneşin doğuşuna anlamsızca baktınmı Şehrin ışıklarına bakıpta İşte orda biryerlerde dedinmi hiç Kayan yıldızlarla en iyi dileklerinin uçurmadın mı bana Yazıklar olsun sana Ama ben Beni yalnızlığa terkettiğin o günden beri Yani senden sonra Bir gece vakti Yıldızların altında Güneşin doğusunu beklerken Yüreğimin coskusunun akıttığı bir nehrin başında Nedendir bilmem Sebebsiz gözyaşları döküyorum Ve bütün kayan yıldızlara söylüyorum SENİ SEVİYORUM ******* GÜNEŞİ İÇENLERİN TÜRKÜSÜ Bu bir türkü:- toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü:- alev bir saç örgüsü! kıvranıyor; kanlı; kızıl bir meş'ale gibi yanıyor esmer alınlarında bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, ben de sardım o örgüyü, ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim! Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi. Ben de söyledim o türküyü! Yüreğimiz topraktan aldı hızını; altın yeleli aslanların ağzını yırtarak gerindik! Sıçradık; şimşekli rüzgâra bindik!. Kayalardan kayalarla kopan kartallar çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını. Alev bilekli süvariler kamçılıyor şaha kalkan atlarını! Akın var güneşe akın! Güneşi zaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! Düşmesin bizimle yola: evinde ağlayanların göz yaşlarını boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar! Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar! İşte: şu güneşten düşen ateşte milyonlarla kırmızı yürek yanıyor! Sen de çıkar göğsünün kafesinden yüreğini; şu güneşten düşen ateşe fırlat; yüreğini yüreklerimizin yanına at! Akın var güneşe akın! Güneşi zaaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk! Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız, toprak kokuyor bakır sakallarımız! Neş'emiz sıcak! kan kadar sıcak, delikanlıların rüyalarında yanan o «an» kadar sıcak! Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak, ölülerimizin başlarına basarak yükseliyoruz güneşe doğru! Ölenler döğüşerek öldüler; güneşe gömüldüler. Vaktimiz yok onların matemini tutmaya! Akın var güneşe akın! Güneşi zaaaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor! Kalın tuğla bacalar kıvranarak ötüyor! Haykırdı en önde giden, emreden! Bu ses! Bu sesin kuvveti, bu kuvvet yaralı aç kurtların gözlerine perde vuran, onları oldukları yerde durduran kuvvet! Emret ki ölelim emret! Güneşi içiyoruz sesinde! Coşuyoruz, coşuyor!.. Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor! Akın var güneşe akın! Güneşi zaaaaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! Toprak bakır gök bakır. Haykır güneşi içenlerin türküsünü, Hay-kır Haykıralım! ********* DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında dünyayı çocuklara verelim kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi hiç değilse bir günlüğüne doysunlar dünyayı çocuklara verelim bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler *********** MUNZUR'UN KIZI Uzaklarda mı kaldın şimdi Kış gibi hasatsız,derin ve düş gibi Delice ve selin Peki kim söyleyebilir kim? Bu vurgunca yanmak, Bu uğursuzca kanamak kimin? Hani MUNZUR'un kızı Hani rüzğarlarımız vardı bizim Doğuca esen yürekler büyüten mevsimlerimiz Sözümüze ne oldu kurban olduğum, Neler oldu yeminlerimize Hadi saçlarını yine yellere ver Fırtına olsun getirsin seni Tenini ver kokunu ver ne olursun Artık bu özlem,ateş ve zulüm Ama sensizlik yok mu Sensizlik cehennemden de ölüm Biliyorum şimdi haykırsam bütün sesleri Hiçbir söz seni bana getirmez belki, Belki yaşadıklarımızda bilinmez. Işığında ağlaştığımız aylı gecelerde Vay MUNZUR'un kızı Vay çiğdemim,kır çiçeğim, Vay hasretim. Sen dur MUNZUR'un aşkına dur ne olursun Hızır'ın aşkına dur ne olursun Durda birlikte ölelim. ******** Hücremdeki mavi ölüm Umutlarım imha tecritlerinde Gölgeler sığınır oldu güneşe Kan revan Havalandırmada sözlerin gergef Bir…iki…üç saat Yüz..bin..bilmem kaç yüz bin Kaç adım Sayamadım Sana çıkan yolların metre karesi Bir ağustos böceği kanadında Sarı kokulu mülteci gülüşler uçuruyorum Gözlerime yedi renkli özgürlük resmi çizsin diye Demirin soğuk teninde pas vurmuş yüreğime Feryat figan adını susuyorum Gün mü geceye döner Gece mi güne döner Döngüsünde bir garip meridyen Hangi düşünce barındırır Hangi yüreğe sığar sensizliğim ihaneti Yitirilmiş bir zaman çizgisinde varlığım Bu olmalıydı yaşanan ölümler Ya da ölmenin başka bir yaşanışı Mavi de olsa Ölmekmiş sensizlik….bir 15 şubat aksam ********** Her Şey Sende Gizli Yerin seni çektiği kadar ağırsın, Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın, Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun. Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın. Bir gün yalan söyleyeceksen eğer; Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret, Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın. Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın, Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın En güzel günler; henüz yaşamadıklarımız..: Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. İşte budur hayat! İşte budur yaşamak, Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir, Kuşlar ötebildiği kadar sevimli, Bebek ağladığı kadar bebektir. Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin, bunu da öğren, SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN... *********** Hasretinden Prangalar Eskittim Seni,anlatabilmek seni. iyi çocuklara,kahramanlara. seni anlatabilmak seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard-arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarıda gürül-gürül akan bir dünya... bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana... Seni bağıbilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne varana, Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bür kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamlardan, Bir kadeh,bir cıgara,dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, cehenemin öbür adıdır, Üşüyorum kapama gözlerini... ********* DERSİM( sürgün) Özgürce koşmak istiyorum dağlarında, Bayırlarında açan çiçekleri koklamak Ve soğuk sularını içmek isterken Delice... İnsanlar akılıma geliyor. Yurtlarından sürgün edilmiş, İşkence görmüş insanlar. Ve sonra sana kavuşacağım günleri düşünüyorum. Şarkılarda seni dinlemeyi değil, Seni canlı canlı yaşamak istiyorum DERSİM.... ********** Dersim Halayı KARDES DEDIK TUTTUK ELLERINDEN KALDIRDIK DUSTUGUN YERDEN SIRTIMIZDA TASIDIK YILLARCA SENDEN COK AGLADIK SENIN ACILARINA VE BIZ SIPER ETTIK GÖGUSLERIMIZI SANA GELEN KURSUNLARA HER BIRI BIR DAG PARCASI HERBIRI BIR BAHAR GUZELI NICE OGULLAR NICE KIZLAR VERDIK SENIN KURTULUSUN ICIN. ÖYLE KI UNUTTUK,UNUTTUK KENDIMIZI DILIMIZI VE KENDI ACILARIMIZI NEREDEYSE KÖKLERIMIZI UNUTACAK DURUMA GELDIK, YETMEDI MI KURT KARDES..? DAHA NE ISTIYORSUNUZ BIZDEN..? BIRAKIN DA BIRAZDA KENDIMIZ ICIN AGLAYALIM BIRAKIN KENDI DILIMIZI TANIYALIM VE KONUSALIM, BIRAKIN DA BIRAZDA KENDI VATANIMIZ ICIN NAZLI-MAZLUM DERSIM ICIN BORCUMUZU ÖDEYELIM. SIMDI SIRA SIZDE HAYDI GÖSTERIN KARDESLIGINIZI DIYORUZ AMA INANIN KI BIRSEY ISTEDIGIMIZ YOK SIZDEN KÖSTEK OLMAYIN YETER KURT KARDESLER, DELI GÖMLEGI GIBI ZORAKI NIYE GIYDIRMEK ISTIYORSUNUZ BIZE BU "KURT GÖMLEGINI" GÖRDUKLERINE VE DUYDUKLARINA INANMIYORSUN DAHA DOGRUSU INANMAK ISTEMIYORSUN AMA INAN KURT KARDES COOOK SEY DEGISTI DUNDEN BUGUNE TAHMIN EDEMEYECEGIN KADAR BIZ ARTIK ESKISI GIBI HERZAMAN ELININ ALTINDA HAZIR KURBANLIK KOYUNLAR DEGILIZ BUGUN UYANDIK DERIN UYKUDAN ÖYLE BIR UYANDIK KI, BUGUNDEN SONRA BUTUN DUNYA ORDULARI DA GELSE UZERIMIZE VIZ GELIR BIZE ANLIYOR MUSUN KURT KARDES..? AHHH...ANAM DERSIM AHHH...BABAM MUNZUR BAGISLAYIN BIZ "SAF" COCUKLARINIZI BASINDAN BERI ANLATMAK ISTEDINIZ YALVARDINIZ-YAKARDINIZ AMA DINLEMEDIK SIZI... BUNDANDIR YILLAR YILI KARDES,BACI,EVLAT ACILARIYLA DÖVDURDUK DIZLERINIZI TASTASA VURDURDUK BASLARINIZI... AFFET BIZI ANAM DERSIM AFFET BIZI BABAM MUNZUR BITTI, BITTI ARTIK BU KABUS UYANDIK DERIN UYKULARDAN TANIYORUZ ARTIK KENDIMIZI NE KURDUZ,NE DE TURKUZ DOSTTA DUYSUN,DUSMANDA HAYKIRIYORUZ MUNZURUN DORUKLARINDAN BUTUN DUNYAYA :BIZ DERSIMLIYIZ! BUNDAN GAYRI KENGIMIZ ICIN DÖVUSECEGIZ DUYAN,DUYMAYANA SÖYLESIN, DERLENIP TOPARLANMA GUNUDUR GELIN DERSIMIN YIGIT COCUKLARI GELIN EL-ELE,KOL-KOLA ÖZGUR YARINLAR ICIN ÖZGUR DERSIMLER ICIN HALAYA DURALIM..! ************ Canım, Sevdiğim, Yüreğim Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin... Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan... Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır... Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili... Bir gün akıp gideceğiz hayata... Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur... Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde. *************** BEN İNSANDIM BEN İNSANDIM Yoktu hiçbir farkım Diğer kullarından tanrının Dokuz ay on gün Ana rahminde kalan Doğan, büyüyen, konuşan Yemek yiyen bir candım İyiye,güzele,doğruya Tüm ezilenlere dost Düşmandım Ben insandım Yirmilerdeydim Henüz ömrüne doymamış Gencecik bir fidandım Canımı aldılar ecelsiz Pırıl pırıl bir mayıs günü Saplandı yağlı kurşunlar bedenime Tepeden tırnağa aklanlar içinde Uzandım Vebalım sevdalım toprağıma Ben insandım Akan kanımla kadeh tokuşturdu Zalimler ordusu Bilmediler ki ben Her söylenen türküde Yakılan her ağıtta Şaha kalkan halkımın her gür sesinde Baştan başa isyandım Ne beş meteliğe satılmaya hazır Ne hain ne de yediği insan eti İçtiği kan olan sultandım Ben insandım Zulüm ve işkence dert kahır Unutulur Ben unutulmam Ben dilden dile dolaşan Bir destandım Ben pencerelerini ve iğrenç dişlerini etime geçiren Zalimlerin ağzında kandım Ben toplu imhalar, ben idam, ben sürgündüm. Ben insandım Tarihtim ben Ezilenlerin hor görülenlerin tarihi Geçtim zulüm çemberinden Taşıdım başımda kızıl başlığımı yılmadan Nice imparator,sultanlar Cümle iblisler yok etmek istediler beni Saldım horasandan gelip köklerimi Anadolu’nun bağrına Bugüne dek direndim Ben insandım Spartaküsle beraberdir Roma aralarında Nesimi’yle birlikte yüzülen Pir sultanla darağacında Can verendim Muaviye oğlunun Elinde kesik bir baş Bedreddin müritlerin Yalın kılıcında Ak libasında İnsanlığın ilk umuduydum Ben insandım Yurt sevgisi kasasında dolar Yüzünde iğrenç maske olanlar için Vatan hainiydim Maraş’ta süngülenen doğmamış bebek Çorumda kurşunlanan halk Kirvelerim hısımlarım Otuz yedi can yoldaşımla Ateşte semaha durup Hakka yürüyendim Benzerlerimdi beni Yok etmek isteyenler Ama ben ama Ben insandım Ben darağacında üç fidan Ser verip sır vermeyen yiğit Hain pusuda kırık sözlüğü Keskin kalemi kalan Bağladım canımı zülfün teline Diyen yaralı ceylandım Ben insandım Bitmeyen kavgada Kutsal özlemi uğruna aklanlara boyanıp Gelecek aydınlık özgür günleri müjdeleyen Kurtuluşun bereketli toprağında Filizlenen bir fidandım Ben insandım Ben insandım Ben insandım… *************** BEKLE BENİ I Bekle beni küçüğüm umudu karartmadan sevinci yitirmeden bekle döneceğim bir gün elbet bekle beni Bahar geldiğinde kırlara çıkacaksın dizboyu otlar üstünde koş koşabildiğince ve sakın yitirme neşeyi Kırların sessizliğinde yüreğinin sesini dinle ve orada benim için küçücük bir yer ayır ve bekle beni küçüğüm Doğa pervasızdır biraz bakarsın en olmaz yerde masmavi bir su fışkırır ve suyun ışıldayan göğsünde sevincin nilüferleri Bahar şaşırtmasın seni sırtüstü uzan bir gölgeye suların, kuşların sesini dinle ve bekle beni orada döneceğim küçüğüm ************** Bekle Beni Dersim Haykırdım Bırakın beni Arkama dönüpte bakamadım bile Çekin çirkin ellerinizi üstümden Çekmediler İyice sıktılar ellerimi Gözlerim , mil çekseydiler keşke Acısını çekerdim sadece Şimdi Ayrılığın Toprağıma vedanın hüznünü yaşıyorum Bırakın haykırayım Açın şu ağzımı Çekin ellerinizi üstümden Kulaklarım duyuyor hala Her adımım Sesini duydum yine Ayağım deydi sana toprağım Yani bir daha göremiyecekmiyim seni Göklere selam veren dağlarını Toprağını biçmiş derelerini Kardeşe ağıt pepuk Bir daha duymayacakmıyım sesini Pepuk kuşu ağla Birde benim için ağla Birde bana ağıt yak Hoşçakalın Hoşçakal Dersim Ama unutma Yüreği acıyla dolmuş toprağıma Uğruna ağıtlar yakılmış sana Sevdaya , sevgiliye hasret yiğitlerine Elbet yolum çevrilir Bekle yollarımı pepuk kuşu Ezik durma artık halkım Aç kollarını barışa dersim ************** Aşkta Yarın Yoktur Sevgili Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır. Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur. Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Yoktur Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili. İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur, Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır, Yitirdikleri de... New York'ta, Bir Sokakta, Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının Çıplak Yalnızlığı da Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki, Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de... Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili, Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır, İnan... Kim Demiştir Hatırlamıyorum, Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye. Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde, O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda, Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır, İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim. Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye... Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da... Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider, Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya... İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır Kimselere Veremez Sevgisini, Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır... Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı. İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz, Oysa Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu. Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara... Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın Tüm İnsanlara Yayılması Gibi... İşte Şimdi Biz de Sevgili, Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp, Soluğu Evlerde Alacağız, Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi. Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak, Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak, Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu... Birazdan Sabah Olacak... Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Başlayacak... Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili. Birbirimizi Kandırmayalım... Hadi Güne Hazırlan, Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü, Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel, O Yaban Ağrısını Geri Alacak Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek, Sonra Geçecek... Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak... ************ Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, Hayatıma anlam veren mucizem ol... Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüreğim sana armağan... Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına... Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı... Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını.... Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş.. Ateşin yüreğini sadece su, Suyun yüreğini Sadece ateş alır olmuş... **************** Kaçağım, Eşkıya aşklar yaşarım durmadan Kaşla,göz Dağla,uçurum arası Konar göçerim Sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşik sevdalar Sığsın isterler defterlere,küçücük saksılarına Yetmez,dağ başlarının teslimiyeti istenir Ya katlim,ya ihanetim Bilmezler bir başka yol olduğunu Yani ben,eşkıya her yanı pusu Gözlerimdeki dumanlı dağlara sevdam Zülfünde gölgeye sığınmam bundandır O zaman keyif çatarım silah diye sevdanın doruğuna Buzullar erir,nehirler yatak değiştirir Sevdalarını ışıklarında yakarlar Sonrada yüreklerini seslerinde gönül gürül gürül akarlar Çıplak suretleri dağ başkalarını resmeder o dem İklim değişir hüzün olur Yüreğinden gayrısına sır vermediğim doğrudur Kaçaklık bu, Hadi gel şahlıdum Dağlara gövde verelim Göğsüm tahtasının altı ol Yoksa vuracak beni hasretin bir tenhada Yakışırmı bir kaçağa ecel eli ile ölmek ***************** Bir Isyan Ertesi(Dersim'e) Bir isyan ertesiydi; Sevdalanmistik yasama Yüreklerimiz bir ceylanin ürkekliginde, Titrek, Ve bir o kadar deli, Namluya sürülen fisek gibiydi hani Tarihi desiyordum tirnaklarimla, Ciksin diye kiri pasi. Dagliyordum dermansiz yaralari, Eskiyaya cikarmislar adimizi,asi'ye. Ben bilirim nedendir asiligimiz, Bilirim bilmesine de yetmez ki gücüm Zalimin tankina,pervanelisine,tüfengine Düsünürüm Osmanlidan bu yana Ne verdiniz bana,ne istersiniz benden Hani verilen o sözler ve o sözleri veren Yüce efendiler nerdedirler,neylerler... O yüce efendiler Ankara'nin göbeginde Önlerinde rakilar mezelere gelince, Yakilacak yikilacak diyarlar ve asilacak canlar Zorlarim bellegimi,ne söz verdiler bize Daha dün kurtarabilme adina yardim dilenirken benden Ne olduda bugün düsmana kesiliverdim birden? Kürdistan'dayim diyen yüce türk degilmiydi? O degilmiydi iki halki carpistiran haindir diyen? Gidilirken bir yerlere imzalara, Kürt ve Türk icin diyen Kürt Ismet degil miydi? Sorarim ne tez unutuldu bunlar, Ne cabuk silindi belleklerinizde yakilan insanlar Kursuna dizilenler, Zorlayin derim hafizalarinizi, Yüzlesin derim o karanlik günlerle Ben hergün düsünürüm; Bellegimde seyidim ve alti yoldasi Samanpazari sessiz, Samanpazari utancini yasiyor tarihin Görüyor o görmez gözleriyle olani biteni Bak üc adim ötesi talan,vurgun ve Sürgün... Dumanlar yükseliyor köylerden Yanik et kokusu yakiyor genizleri Insanlar yakiliyor gözünün icine baka baka dünyanin Yakilacak elbet, Temizlenecek demis Ismet Pasa,daha 26 da Onay vermis yüce türk,temizleyin yakin yikin Adim basilmadik bir karis topragi kalmayana dek. Ol tarih böyle yasanmis iste; Ondandir adimiz eskiya, Ondandir adimiz asi... Halden anlamaz nerden bilsin derdimizi Görmüsmüdür acaba gözleri? Diri diri yakilan, Ve yakilirken dünyaya bos gözlerle bakan bir bebeyi Yada sahit olmusmudur acep? Kursuna dizilmesin diye yetiskinler, Babasi tarafinda bogulan, kirkindaki bebenin acisina? Budandir adimiz eskiya, Bundandir adimiz asi.. Bir isyanin ertesiydi Yinede sevdaliydik yasama Bellegimde Seyidim ve alti yoldasi Samanpazarinin tam ortasi, Kürt Ismet ve yüce türk pasasi. Genzimi yakiyor yakilan insanlardan yükselen et kokusu, Gözlerimde canlaniyor kirkindaki bebegin bogulusu, |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Bütün Şairlerimizin Hayatları | MUMİ | Şair ve Yazarlar | 5 | 19-08-2008 07:00 PM |
| binlerce soru cevap...2..istediginiz her sorunun cevabı var | Global | Genel Kültür | 15 | 13-01-2008 06:48 PM |
| Elveda şiir yüzlü kız! | esas | Hikayeler, Denemeler | 5 | 31-01-2007 07:03 PM |
| Yusuf HAYALOĞLU'ndan bir kaç tane şiir | guven | Şiirler | 15 | 07-08-2006 08:51 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.