|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||||
|
Evet arkadaslar ben kararlıyım buraya yuzlerce şiir ekleyeceğim hatta ömrüm yeterse bin şiiri aşmak istiyorum.dileyen arkadaslarımız şiirlerini ekleyebilirler.
İnsanoğlu diyor düşünmeye başlıyorum. Adem ve Havva ile başlayan sonsuza yol alan. Ya olmasaydı ya Adem babamız elmayı yemeseydi diyorum ne olurdu? Belki insan olmazdı, dünya ve hayat olmazdı ama şunu iyi biliyorum ki sana olan aşkım evrenin ıssız bir köşesinde , ruhların ağlayıp çaresizliğine güldüğü bir köşesinde ,herkesten ayrı ben seni yaşardım. Belki bedenim, belki beynim belkide sen olmazdın ama ruhlar aleminde olmayan kara gözlerini , olmayan kalın siyah saçlarını ve tatlı ötesi gülüşünü arıyor olurdum. Kaderimiz belki farklı yazılacaktı sen Paris’in Cumhuriyet Caddesi’nde İnternational Hospital’da dünyaya gelecek soylu bir ailenin yine en temiz ve en güzel kızı olacaktın. Bense Amazonlarda günde yılan ve timsahlara birkaç canın verildiği otçul bir kabilede( söylemek istemiyorum ama) bir hayvan gibi dünyaya gelecektim. Biraz büyüdüğümde farklı olduğumu hissedecek bir amacım olduğunu anlayacaktım. Aşk denilen o büyülü iksiri koklayacak timsahlarla kardeş olup, yılanlara yol sorarak seni bulacaktım. Belki de bulamayacaktım ama varoluş nedenimi unutmayacak içimde haykıran o deli gönlü bir köşede susturup , hançerle adını yazacaktım; sonsuzluk denen sensiz yeşeren bu evrene. Ama bunlar olmadı Adem babamız elmayı yedi. İnsanlar dünya denen çatısız köhne bir eve geldi. Bense bu evde mutluyum,bense bu evde huzurluyum. Çünkü ,evimi aydınlatan ,aşkımı anlayan bir meleğim var. İyiki varsın bitanecik Meleğim! Bu köhne evden çıkma zamanı , bülbüllerin ağlayarak aşkını anlatmaya başladığı , güllerin dikenleri anladığı , insanların odalarından ,kafeslerinden çıkma zamanı ; yani bahar zamanı… Bir ilkbahar yağmurunun verdiği neşe ile merhaba dedim sana. Yağmurlarla geliyor sen kokan topraklarda yaşıyordum. Bu bahar başkaydı, bu baharda kokladığım lalelerde sen vardın. Saydığım papatya yapraklarında ilk defa seviyor çıkıyor,çıktıkça başka bir papatya arıyordum. Çiçek açan ağaçlar , yeşeren topraklar gibi bende yeniden doğuyordum. Yüzümde açan çiçekleri kokluyor,kokladıkça sana bir çiçek daha açıyordum. Gözlerimden akan damlalar artık yaş değil, nisan yağmurlarıyla gönderdiğin aşk damlacıkları. Her tanesi seni andırıyor, hemen dışarı koşuyorum. Sağnak sağnak yağan sen, senin için ıslanan , boş sokaklarda aşkını haykıran ben oluyorum. Yağmurlar durunca bende duruluyorum. Boş sokaklar doluyor, dolu insanlar boş boş gezinir oluyorlar. İnsanlardan kaçmaya başlıyorum bir sokaktan diğerine , diğerinden ötekine. Belki bir iz, belki sen dolu bir sis arıyorum. Kızıyor ama isyan edemiyorum. Kanıyor ama akamıyorum. Bağırıyor ama duyulamıyorum. Sırılsıklam olmuş bedenimle , yürüyen bir sessiz gemi olup sonraki yağmura kadar açılıyorum. Tek işçisi ben tek yolcusu sen olan… İyi yolculuklar Meleğim… Yazar mervan koca Cuma, 17 Şubat 2006 Bu mesaj en son " 04-02-2007 " tarihinde saat 05:30 PM itibariyle Hozanim tarafından düzenlenmiştir.... |
|||||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
DÜŞÜNDÜKÇE
Gecenin sessizliğinde,soğukluğu ürpertir kelimelerindeki sesin manidar yankılarını. Doğrulduğunda yıllardır baş koyduğun yastığından ,gözyaşlarını örten yorganın savurur seni gecenin derinliğine. Sen gökyüzünden yıldızları topluyorsun ışık salsınlar diye gözlerinin fecrine ...Yaranın kabuk bağlamayan sızısı vurduğunda ciğerine,huzuru aradığın sessizlikte tefekkürde duruşu ,kılışı irdeliyorsun bedeninin her zerresinde. Bir bakışa hasret kalanların beldelerine dalıyor gözlerin susuyorsun... Hani tek başınayken beşeriyetten uzak iklimlerde ,düşüncelerin yorduğu saatler zuhur edince hülyalara,silip atamıyorsun yaşananları. Güneşin aya bıraktığı,gündüzün geceyle sıralandığı,yıldızların bulutlarla kucaklaştığı bir esintide,rüzgarın hangi yönden estiğini izlersin sahranın o bitmeyen sıcaklığında. Her geçen günün ardından,takip eden ayak izlerini sahildeki dalgaların kumlarda yazılmışları boyayınca rengine,suyun üzerine yazı yazmaktan öte bir şey var mı diye düşünürsün yaşadıklarının üstüne,bunca yaşananların üstüne.... Yoksa bir ağaç misali yetişmesi yıllara dayanan,gövdesi kalınlaştıkça üstüne tırmananların çoğaldığı,yaprakları sarardıkça yas tutan,hep aynı noktada,hep aynı şeyleri yaşayan,hayatın hep aynı dalından asılan ,düşünemeyen,harekete geçiremeyen,ayaklarımızdan prangalanmış,bir suçlu muyuz yoksa,ömrümüz boyunca beklemeye mahkum...Suçlu muyuz acaba yaşadıklarımızı,yaşayacaklarımızın bir bedeli olarak taşımaktan. Sorumlu muyuz bir başka diyarda gözyaşı döken çocuk namına... Acaba hissetmediğimiz duygular adına kaç nesil sonra tandırda pişen ekmek misali yanar yürekler. Deniz ağlar taşar,toprak ağlar çatlar,gökyüzü ağlar dereler çağlar. Değirmenlerimizde neler öğütürüz bilinmez. Kuytularda emekleyen sözlere inat yaşarız biz hala... Kaç söylenmeyen söz sır tutulur benliğimizde,kim bilir kaç sözümüz vardı tutamadığımız. Hani her güneş doğduğunda geceden kalan sabaha,görünmeyen yüzlerin kirlettiği nidaları,siyahın beyazı örttüğü gibi,bir bir örtecektiniz. Hani asıl marifet ak sütün içindeki ak kılı fark edebilmekti. Hani hayatta unutmadıklarımız unutulan bütün değerlerin ağırlığının altından kakacak kadar unutulmazdı. Hani unuttuklarımız hatırlandığında karın güneşin karşısında erimesinden daha farklıydı..... Zamansız zamanlardan topladığım her gözyaşını özenle saklıyorum. Bu yaşlar hep o ertelenen bir kenarda bırakılmış duyguları ifade eden tek güvencem,tek kanıtım. Umudumun yeşerdiği tomurcuk dalında,gülün kalkmadan önce düşmemeyi öğrendiği safha....düşe kalka ama dosdoğru! Şöyle bir kenarından aralayıp huzur veren diyarlara imrenerek bakmayı,hep bir sızı olarak taşısam da gölgede açmayan çiçek misali,gölgesini siper bildiğim ayın ışığına inat,güneşin ışığını aldığı nice sevda bekçileri görüyorum.... Ve sen ! Yüreğindeki ucubenin ışıltılı ışıklarını tefekkürdeki manaya riayet yakmalısın. O zaman ne rüzgar eğdirebilir başını,ne de çöl sahrasının sıcak fırtınası. Bir ilahi güçten başka... Varlığının yokluğunda,yokluğun mağrur duruşunu hissetmelisin. Sabır ve şükrün duayla karıştığı,yanan gönüllerin ikliminde,sen de olmalısın.... Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
Artık Gel !!
Hadi artık gel yorma beni Yağmurun toprağa düştüğü gibi Gözlerin gözlerime aksın kırma beni Leyla'nın Mecnun'a baktığı gibi Hadi artık gel üzme beni Rüzgarın ateşle buluştuğu gibi Ellerin ellerimi sarsın terketme beni Aslı'nın Kerem'i sardığı gibi Hadi artık gel yaralama beni Yıldızların gece parladığı gibi Kalbin kalbimle buluşsun bırakma beni Bülbülün güle sevdası gibi Gelme istemem artık seni Kararlıyım boşa harcama nefesini Sarardım, soldum, döküldü yapraklarım Zamansız açan bir çiçek gibi... (HaFaSe)
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
Hangi gün karar verdin küt diye çekip gitmeye
Hangi lafım dokundu sana böyle inceden inceye Hangi otobüs söyle hangi uçak hangi tren Seni benden götüren beni böyle bir kuş gibi öttüren Hangi kırılası eller dolanır şimdi o kırılası belinde Hangi rüzgar şarkı söyler o ay tanrıçası teinde Hangi çirkin gerçek uğruna tükettin güzel ütopyamızı Hangi boşboğazlara deşifre ettin en mahrem sırlarımızı Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip Hangi masaları dağıtsam Bende bu sersem başımı karakolun duvarın avursam Kendimi caddeye atıp arabaların altına savursam Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür Hangi şekil öldürmezde ömür boyu süründürür Kayıp ilanımı versem şehir şehir dolanmak yerine Ödülmü koysam ölü veya diri seni bulup getirene Hangi ayrılık varki böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın Hangi cam kesiği varki böyle musluk gibi içime damlasın Hiç sanmam hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz Feriştah olsa böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz Hangi mübarek dua hangi evliya tesir eder seni geri döndürmeye Hangi aptal muhazeret ikna eder ateşimi söndürmeye Olurmu be olurmu buda benim gibi adama yapılırmı Aşk dediğin mendilmi? Buruşturup bir kenara atılırmı Vefa bu kadar basitmi? Alınırmı? Satılırmı? Hangi hırsız çaldı seni yırtık cebimden Hangi pense kopardı bizi birbirimiden Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti Hangi pembe vaatler o saf kalbini cezbetti Dağ gibi adamı eze eze Hangi anası tipli parlak çömeze Hangi alemlerde kahkahamı ettin meze Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı Hangi mahluklar çiğnedi o el değmemiş sevdamızı Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı Hangi bekçi hangi polis artık zapteder beni Ve hangi su bağışlatır Hangi musalla temizler seni BU NASIL AYRILIK Yusuf HAYALOĞLU
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#5 (permalink) | |||||||||||
|
Seni Seviyorum Çünkü
Her Günüm Senin Sesinle Doguyor,Seninle Sürüyor Gecem Ise Seninle Son Buluyor. Seni Seviyorum Çünkü Kilometrelerce Uzakta Olsan Bile, Buluşma Gününü Özlemle Beklemek Hoşuma Gidiyor. Seni Seviyorum Çünkü Yanımda Olmasan Bile, Yüreginin Benimle Oldugunu Biliyor Her An Yanında Oldugumu Biliyorsun. Seni Seviyorum Çünkü Bu Mesafelere Ragmen Yaşanmamışı Yaşatabiliyorsun, Duygularımda Var Olabiliyorsun. Seni Seviyorum Çünkü Sesinle Dünyama Bir Anda Girip, Sürprizlerinle Beni Kendine Tekrar Tekrar Aşık Edebiliyorsun. Seni Seviyorum Çünkü Yüregimin Tam Ortasında Varolabiliyorsun. Beni Hayallere Götürebiliyor, Umutlarımı Gelecegimi Düşündürebiliyorsun. şiir Yazdırıp,şarkılarda Hissettirebiliyorsun Kendini. Seni Seviyorum Çünkü Ikimize Dair Bir Yaşamı Düşündürebiliyorsun, Mutlulugun,Aşkın Varlıgına Inandırabiliyorsun. Engellerin Aşılacagını, Mücadelenin Hırsını, Birlikteligin Tek Yürek Olmanın Ve Güvenin Aşamayacagının Olmadıgını Gösteriyorsun. Seni Seviyorum Çünkü Sen Hayatıma Vazgeçilmez Bir Anlam Katıyorsun. Seni Seviyorum Çünkü Sen Benimle Bende Yaşıyor, Ben Seninle Sende Varoluyorum.
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Bydigi'nin En büyük Program Arşivi|Sürekli Güncellenecek| | Coder | Program Download | 86 | 24-05-2008 10:48 AM |
| Locke** | rebuwarr | Filozoflar | 6 | 05-11-2007 04:03 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.