|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Aziz kardeşlerim aşağıda gelecek meseleyi inşaallah sonuna kadar okursanız Allah'ın kanunlarının ne kadar gerekli ve eksiksiz olduğunu , daha iyi anlayacağız....Böylece kafanızdaki soru işaretleri inşaallah cevap bulacaktır.......Bediuzzaman Said- Kurdi(R.A) bir çok meseleyi olduğu gibi insanların kafasını karıştırabilecek bu meseleyi de çok güzel açıklamıştır.
Lütfen okuyun çok yararlı Evet, millet-i İslâmiyenin sebeb-i saadeti yalnız ve yalnız hakaik-i İslâmiye(islami hakikatler) ile olabilir. Ve hayat-ı içtimaiyesi (toplum hayatı) ve saadet-i dünyeviyesi şeriat-ı İslâmiye(islamın hukumleri) ile olabilir. Yoksa adalet mahvolur. Emniyet zîr-ü zeber(parça parça) olur. Ahlâksızlık, pis hasletler(huylar) galebe eder. İş yalancıların, dalkavukların elinde kalır. Size bu hakikati ispat edecek binler hüccetten(delil) bir küçük nümune olarak, bu hikâyeyi nazar-ı dikkatinize gösteriyorum: Bir zaman bir adam, bir sahrâda,bedevîler(göçebe hayatı yaşayan) içinde ehl-i hakikat bir zatın evine misafir olur. Bakıyor ki, onlar mallarının muhafazasına ehemmiyet(önem) vermiyorlar. Hattâ ev sahibi, evinin köşesinde paraları oralarda açıkta bırakmış. Misafirhane sahibine dedi: "Hırsızlıktan korkmuyor musunuz, böyle malınızı köşeye atmışsınız?" Hane sahibi dedi: "Bizde hırsızlık olmaz." Misafir dedi: "Biz paralarımızı kasalarımıza koyduğumuz ve kilitlediğimiz halde çok defalar hırsızlık oluyor." Hane sahibi demiş: "Biz emr-i İlâhî namına ve adâlet-i şer'iye(islamın hukumlerinin adaleti) hesabına hırsızın elini kesiyoruz." Misafir dedi: "Öyleyse çoğunuzun bir eli olmamak lâzım gelir." Hane sahibi dedi: "Ben elli yaşına girdim, bütün ömrümde bir tek el kesildiğini gördüm." Misafir taaccüp etti(şaşırdı) , dedi ki: "Memleketimizde her gün elli adamı hırsızlık ettikleri için hapse sokuyoruz. Sizin buradaki adaletinizin yüzde biri kadar tesiri olmuyor." Hane sahibi dedi: "Siz büyük bir hakikatten ve acip ve kuvvetli bir sırdan gaflet etmişsiniz, terk etmişsiniz. Onun için adaletin hakikatini kaybediyorsunuz. Maslahat-ı beşeriye(insanlığa faydalı olana şeyler) yerine adalet perdesi altında garazlar(kötü niyet) , zâlimâne ve tarafgirâne cereyanlar müdahale eder, hükümlerin tesirini kırar. O hakkatin sırrı budur: "Bizde bir hırsız elini başkasının malına uzattığı dakikada hadd-i şer'înin(islamın hukmunun) icrasını(yerine getirilme) tahattur eder(hatırlamak) . Arş-ı İlâhîden nâzil(inen) olan emir hatırına gelir. İmânın hassasıyla(tesiri) , kalbin kulağıyla, kelâm-ı ezelîden gelen ve hırsız elinin idamına hükmeden ‘’Hırsız erkeğin ve hırsız kadının da elini kesin’’(Maide 5: 38) âyetini hissedip işitir gibi İmân ve itikadı(inancı) heyecana ve hissiyat-ı ulviyesi(yüce hisler) harekete gelir. Ruhun etrafından, vicdanın derin yerlerinden, o sirkat meyelânına(hırsızlık yönelimi) hücum gibi bir hâlet-i ruhiye(ruh hali) hâsıl olur(meydana gelir). Nefis ve hevesten gelen meyelân(meyil,yönelim) parçalanır, çekilir. Git gide, o meyelân bütün bütün kesilir. Çünkü, yalnız vehim ve fikir değil, belki mânevî kuvveleri (akıl, kalb ve vicdan) birden o hisse, o hevese, hücum eder. Hadd-i şer'îyi(islamın hukmu) tahattur(hatırlama) ile ulvî zecr(menetme) ve vicdanî bir yasakçı o hissin karşısına çıkar, susturur. "Evet, iman, kalbde, kafada daimî bir mânevî yasakçı bıraktığından, fena meyelânlar(meyilimler,yönelimler) histen, nefisten çıktıkça 'yasaktır' der, tard eder(kovar), kaçırır. "Evet, insanın fiilleri kalbin, hissin temayülâtından çıkar. O temayülât(meyil), ruhun ihtisasatından ve ihtiyacatından gelir. Ruh ise, İmân nuru ile harekete gelir. Hayır ise yapar, şer(kötü) ise kendini çekmeye çalışır. Daha kör hisler onu yanlış yola sevk edip mağlup etmez. "Elhasıl: Had ve ceza, emr-i İlâhî ve adalet-i Rabbaniye namına icra edildiği vakit, hem ruh, hem akıl, hem vicdan, hem insaniyetin mahiyetindeki lâtifeleri(kalbte bulunan hassas duygu) müteessir(üzülmüş) ve alâkadar olurlar. İşte bu mânâ içindir ki, elli senede bir ceza, sizin her gün müteaddit(pek çok) hapsinizden ziyade bize fayda veriyor. Sizin adalet namı altındaki cezalarınız, yalnız vehminizi(belirsiz düşünce) müteessir eder(üzüntü veriyor). Çünkü biriniz hırsızlığa niyet ettiği vakit, millet, vatan maslahatı(faydası) ve menfaati hesabına cezaya çarpılmak vehmi gelir(belirsiz düşüncesi). Yahut insanlar eğer bilseler ona fena nazarla bakarlar. Eğer aleyhinde tebeyyün etse(açığa çıksa ,belli olsa), hükûmet de onu hapsetmek ihtimali hatırına geliyor. O vakit yalnız kuvve-i vâhimesi(şüphe duygusu) cüz'î bir teessür(az bir üzüntü) hisseder. Halbuki nefis ve hissinden çıkan-hususan ihtiyacı da varsa-kuvvetli bir meyelân(meyil) galebe eder(üstüngelir). Daha o fenalıktan vazgeçmek için o cezanız fayda vermiyor. Hem de emr-i İlâhî ile olmadığından, o cezalar da adalet değil. Abdestsiz, kıblesiz namaz kılmak gibi battal olur, bozulur. Demek, hakikî adalet ve tesirli ceza odur ki, Allah'ın emri namıyla olsun. Yoksa tesiri yüzden bire iner. "İşte bu cüz'î sirkat(hırsızlık) meselesine sair küllî(diğer bütün) ve şümullü(kapsamlı) ahkâm-ı İlâhiye(Allah’ın hükümleri) kıyas edilsin. Tâ anlaşılsın ki, saadet-i beşeriye dünyada adaletle olabilir. Adalet ise, doğrudan doğruya Kur'ân'ın gösterdiği yol ile olabilir." Hikâyenin hülâsası(neticenin özeti) bitti. Eğer beşer çabuk aklını başına alıp adalet-i İlâhiye namına ve hakaik-i İslâmiye dairesinde mahkemeler açmazsa, maddî ve mânevî kıyametler başlarına kopacak, anarşilere, Ye'cüc ve Me'cüclere teslim-i silâh edecekler diye kalbe ihtar edildi. ( Bediuzzaman Said-i Kurdi, Hutbe-i Şamiye ) Burdan çıkartılacak sonuç hırsızlıkta olduğu gibi diğer butun suçlarda da Allah'ın kanunu en mukemmel ,gerekli ve eksiksiz kanundur.. Bu mesaj en son " 04-05-2008 " tarihinde saat 04:19 PM itibariyle geylani7 tarafından düzenlenmiştir.... |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
Sizden de Alllah razı olsun ;böyle geniş ve sayfalarca açıklama beklenen bir mesele ; ancak bu kadar akla ,mantığa tam uygun,kısa ve bu kadar güzel açıklanır ;Allah Bediuzzaman Said- Kurdi'den(r.a) razı olsun...
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
geylani kardeşim-yazılarını büyük bir dikkat ile takip ediyorum ve bilhassa belirtmekte fayda görüyorum ki , değindiğin konular karanlık ruhlara bir ışık olacak mahiyettedir..değeli paylaşımlarının devamını dilerim
Rabbim seni de bizi de korusun.Hak yoldan ayırmasın |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| HIZLI DÜŞÜNME ve CEVAP VERME YÖNTEMLERi | Albatros | Genel Kültür | 7 | 15-04-2008 02:23 PM |
| Hızlı Düşünme Ve Konuşma | İsyan Ateşi | Türkçe, Edebiyat | 0 | 14-03-2008 10:01 PM |
| 2008 burç yorumları | lorinn | Astroloji ve Fal | 5 | 31-12-2007 04:31 PM |
| 2008 Öss Sorularinin Bİr Kismi | JuSTiN__TiMM | Sınırsız Muhabbet Burada | 11 | 13-10-2007 06:57 PM |
| Noktalama işaretleri | MÊVAN | Türkçe, Edebiyat | 3 | 10-04-2007 01:53 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.