|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
İhsan Yılmaz: Köksüzlüğün sanatını köklere bağlamak zor
Yaklaşık iki yıldan beri Avusturya’da İhsan Yılmaz yönetiminde çalışmalarını sürdüren Kürt Tiyatro grubu “Teatrapotamîa” Viyana’da başladığı turnesini Graz kentinde bitirdi. Teatrapotamîa’nın üçüncü oyunu “Evîna Gul û Masî” ile Avusturya’da yaşayan Kürtlerle buluşmaya devam ediyor. Grubun çalıştırıcı, yönetmen ve oyuncusu İhsan Yılmaz, “Biz insanımızdan ne bekliyorduk ne aldık onlardan? Tabi biz ne verdik onlara! Bir halk hergün ağlıyor. Somurtmuş yüzler hoşumuza gitmiyor. Ağlayan insanlar yüreğimizi burkuyor. Yüreğimiz burkuldukça kızıyor, sinirleniyoruz, neden ve neden soruları bir birini ışın hızıyla kovalıyor, cevaplamakta, çözmekte geç kalıyoruz. Biz insanlar bir birimizi anlıyor muyuz acaba? Anlıyorsak da ne kadar anlıyoruz, gelenekselleşen intiharları ne kadar durdurabiliyoruz?” diyor. Bunun cevabının oyunlarında olduğunu söyleyen Yılmaz, “Nasılsın sorusunu sorarken bile, acaba hangi cevabı almak istiyoruz? Ama bu soruların cevabı kendimizde ve gizli kalmış yanlarımızda, kimselere açmadığımız yapaylıkların ardına izlediklerimizdedir” diyor. ‘SAHNEDE ÇIPLAKTIK’ Bunları bir sanatçı gözüyle çözmek zorunda olduklarını, söylemek istediklerini ve bir toplumun gelişmişliği sanatıyla ölçülebileceğini söyleyen Yılmaz, “işte bizim tiyatromuz burada devreye giriyor” diyor. Yapaylıkların, somurtmuşlukların ve gizli kalmış yönlerin deşifre edilmesi gerektiğini dillendiren Yılmaz şöyle devam etti; “İşte biz orada baş başaydık seyircilerimizle sahne ve salonumuzda bize ait olmayan mekanlarda. Biz onları görmüyorduk salona keskin bakmadıkça, onları hisediyorduk. Hıçkırık, kahkaha ve gözlerinden yaş akana kadar. Çünkü biz onların yüreklerine giriyorduk. Biz sahnede çıplaktık ve ne zırhlarımız vardı ne de silahlarımız. Yanlızca aramıza ördüğümüz bir ağ vardı sahneyle salonu ayıran”. KÖKSÜZLÜĞÜN SANATINI YAPMAK “Bu Kürtlerin kaderi, alın yazısıydı. Onlara öyle öğretilmişti, onlar öyle yaşayacaktı” diyen Yılmaz; “Geçmiş zaman kapılarının efendiliğini yapanlar, kulaktan kulağa bunları fısıldamış, yaymışlar” diyor. Tiyatrodan, sinemadan, sanattan bir şey anlamadıklarını, bunun yanından bile geçemeyeceklerini söyleyen yönetmen, “bu bizim cehenemimizdi” diyor. İhsan Yılmaz, kendi sorunlarını şöyle anlatmaya devam etti; “Bu benim ve bizim zorumuza gidiyor. Ben ve bizler bu işi yaparız dedik .Bir film çektik adı “Axîn”. Hiç yoktan bu halkın sorunlarının gözlerimizin içine girmesi için, neden mi? Çünkü geliyoruz, geri zihniyetin duvarlarına çarpıyoruz. Bu çalışmalarımızı finanse etmek için tefecilerden borç para almak için baş vuruyoruz. Çünkü topraklarında kopuşu yaşamış ve köksüzlüğü yaşıyoruz da ondan, bu zihniyetin duvarlarına çarpıldığımızda ya dağılıyoruz ya da kendimize geliyor, şu soruyu soruyoruz; “biz yaşıyor muyuz? Köksüzlüğün sanatını yapmak, köklere bağlamak daha zor. Bu yüzden bizim işimiz bir hayli zor”. ‘ONLAR BİZİ SEVDİ BİZDE ONLARI’ Onlarca, yüzlerce insanın karşısına yürekleriyle çıktıklarını, bedenleriyle, beyinleriyle, jest ve mimikleriyle konuşup, oynayıp, güldüklerini, güldürüp, ağlatıklarını dillendiren Yılmaz, “Bunu yapmalıydık. Gerekliydi” diyor. “İşin özüne bakarsanız, kimse bizden böyle bir performans beklemiyordu. Böyle bir oyun beklemiyordu, dudak altında alay ediyorlardı. Ama seyircilerimiz bizimle yüreklerini bir edenler; alkışlarıyla ,beğenileriyle, eleştirileriyle, verdikleri değerle cevaplarını verdiler” diyen oyuncu duygularını şöyle anlattı; “Kimileri ana dileri Kürtçe’yi tam bilmese de, espiri ve mesajları almışlardı, katıla katıla gülüyorlardı. Kimilerinin de hıçkırık sesleri sahnede kulağımıza geliyordu. Kimileri kostüm ve dekorlarımızı çok beğenmişti. Velhasıl onlar bizi sevdi bizde onları”. ON KİŞİYE DE OYNARIZ “Oyunumuzu izlemeyenler üzülüyordu, bizlerde çok üzüldük gelmemelerine, kimilerine de öfkelendik. Neden bu kadar duyarsızlık? Kimi Kürtlerimiz çok Kürtçüydü ama oyunumuzu sergilediğimizde onlar yoktu orada. Aslında her Kürt kendisini buluyordu oyunumuzda. Bizim kendimizi bulduğumuz gibi” diyen Yılmaz, uzun bir zaman diliminde hazırladıkları oyunları “Evîna Gul û Masî” oyununu Viyana Theatre Akzent salonunda seyirciler katıla katıla gülerek karşılıyordu. Linz Theatreponix salonunda sahneledikleri oyunlarında ise seyirciler daha temkinliydiler, gülerken ve hıçkırırken. Oyunu beğeniyle izlediklerini söylemişler. Gıraz Volkshaus salonunda sergiledikleri oyunlarını yüzlerce seyirci izlemesine rağmen buruk ayrıldılar oradan. Salondan kaynaklanan tekniki sorunlar onları ve seyircilerini üzmüş. Onlar grup olarak oyunlarını on kişide izlese, mutlaka oyununlarını oynayıp sergilemeliydiler ve onlarla duygularını paylaşmalıydılar. Ve öyle yaptılar. “Evîna Gul û Masî” oyununun oyuncuları, Yiğit Yelgin, Delil Bakay, Kadir Yeşilmen, Gülistan Bakay, Eyüp Çetintaş, Agît Yelgin ve İhsan Yılmaz, oyunlarını her yerde sergileme şansına sahip olmak istiyorlar. İleriki zamanlarda daha güzel çalışmalar yapmak istetiyor ve ekonomik sorunlarını çözmek istiyorlar. |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Türkiyeli aydının Kürtlere ve Kürt kültürüne bakışı | MÊVAN | Genel Kültür | 26 | 04-05-2008 08:38 PM |
| Tiyatro Sözlüğü Terim ve Anlamları | rebuwarr | Tiyatro | 3 | 06-03-2008 09:07 PM |
| Kan Grubu Diyeti.... | PCkopat | Güzellik, Bakım ve Diyet | 5 | 28-11-2006 12:05 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.