|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Kürt sanatçı Seyitxan, uzun yıllardır ülkesinden uzakta Almanya’da müzik çalışmalarını yürütüyor. Ülkesinden ayrılığın bu kadar uzun süreceğini düşünmediğini belirten Seyîtxan, “Biz hep dönecekmişiz gibi, orayı, ülkeyi, halkı yüreğimizde, bilincimizde ve yaptığımız işte yaşatarak, hissederek yaşadık. Bir nevi hiç ayrı düşmedik” diyor. Festivallerde, şölenlerde, TV ekranlarında gördüğümüz Seyîtxan’ı ne kadar tanıyoruz?
Kaç yaşındasınız? 47 yaşındayım. Ülkeden çıktınızda kaç yaşındaydınız? 19 yaşındaydım. Kürdistan’ın neresinden geldiniz? Midyat’tan. Ülkeden ayrıldığınızda yanınızda taşıdığınız en değerli şey neydi? Yanımda arkadaşlarım ile çektiğim fotoğraflar vardı. Hala yanınızda mı? Evet hala yanımda taşıyorum. Çünkü bazen bir fotoğraf, çok şeyi anlatır. Kimdi bu arkadaşlarınız? Sevdiğim, birlikte okul okuduğum, Midyat’da ve metropollerde birlikte kaldığım arkadaşlarımdı. Onlar ile daha sonra hiç görüşme imkanınız oldu mu? Yaşayanlardan bazıları ile çok sınırlı görüştüm. Çünkü bazı arkadaşlarım mücadele içinde şehit düştüler, bazıları ülkede kaldılar. Avrupa’ya gelen bazı arkadaşlarım ile görüştüm. Avrupa’da ilk olarak nereye geldiniz? Direk Almanya’nın Bochum kentine geldim. Geldiğiniz zaman beklentiniz neydi? Çok ciddi bir beklentim yoktu. İlk aşamada okul okumak benim için öncelikliydi. Ancak o dönemde ikircikliydim. Nasıl bir ikircilik? Ağırlıklı olarak devrimci gençliğe olan sempatim, ilgim beni ikircikli bir duruma itiyordu. Diğer yandan okuma özlemim de vardı. En azından bir yerlere kadar okumak istiyordum. Ama daha sonra devrimci gençliğe ilgim daha ağır bastı. Ve serüven böyle başladı. Genç Seyîtxan’ın hayalleri neydi o zaman? İyi bir devrimci olmaktı. Ezilmiş bir halkın sorunlarını yakından görmem özellikle kendi yörem özgülünde ele alırsak egemen güçlerin baskısı, feodal otoritenin ortaya çıkardığı tablo, beni toplumun sorunlarına karşı daha bir ilgili kılıyordu. Haksızlığa karşı çıkmak, gelecek için mücadele etmek ağır basıyordu. İyi bir insan olmak, toplumun yararına bir kişi olmak en büyük hayalim oldu. Gerçekleşti mi hayalleriniz? Bana göre bir yere kadar evet. Çok karmaşık bir toplumsal yapımız var. Bunun çok erken değil ama mutlaka olacağına inanıyordum. Gittikçe bu inanç bende ağır basıyor ve gelişiyordu. En zor olan neydi o dönem? Bilinç. Bu gerçeği tanımak bilince çıkarmaktı. Bunu bilince çıkarmayan insanın Avrupa koşullarında yaşamı götürmesi zor olacaktı. Bunun bir süreç olacağına inanıyordum. Dolayısı ile benim için en önemlisi bilinçlenmek ve aydınlanmak oldu. Aslında okuma hevesim de burdan kaynaklanıyordu. Okula gittiniz mi? Bochum Üniversitesi’nde Edebiyat Fakültesinde belli bir dönem okudum. Daha sonra devrimci mücadelem başladı. Sahneye ilk olarak ne zaman çıktınız ve kimler ile sahne aldınız? 1979 yılı Kasım ayında, PKK’nin kuruluş yıldönümüne tekabül eden bir geceye çıktım. O zaman Şivan Perwer, Gülistan, Zozan ve Çiya vardı. O günün atmosferi, insanların yaklaşımı nasıldı? Kürdistan’dan söz etmek, Kürdistan ile yaşamak, Kürtlük duygusuna, devrimciliğe sempati duyma hevesi vardı. Sıradan bir gencin Kürdistan’dan söz etmesi farklı bir duygu oluşturuyordu insanlarda. Özgürlüğe susamış bir topluluk, bunun farkında olmak, büyük bir coşku ve heyecan vardı. Ne zaman Seyîtxan ismini kullanmaya başladınız? Doğuşumdan günümüze kadar. İlk albümünüzü ne zaman yaptınız? 1984 sonlarında yaptım. “Çîyayê Agirî” adlı albümdü. 1984 yılının gelişen atmosferinin ortaya çıkardığı gelişmeler ile Diyarbakır zindanında yaşanan direnişin etkisi de vardı. Sesinizi keşfettiniz mi, yoksa hala bir arayış içinde misiniz? Bana göre ben sesimi keşfettim. Başlangıç olarak söylüyorum bir sanatçı olmama rağmen böyle bir niyet ile işe başlamadım. Sanatçı olmayı bir hedef olarak önüme koymamıştım. Devrimci olmak, halkıma hizmet etmekti amacım. Sonra ortaya çıkan gereksinimler biraz da beni zorladı. Zorunlu bir giriş oldu diyebiliriz. Koma Berxwedan’ı nasıl kurdunuz? O dönemde bir ihtiyaçtı. Çünkü o dönem imkanlar ve olanaklar bu kadar değildi. Avrupa’da yaşayan çeşitli nedenlerden dolayı kendi ülkelerinden kopmuş insanları aileleri biraraya getirmenin zorluklarını tahmin ediyorduk. En önemli aracın sanatsal etkinlikler olacağını rahatlıkla çözmüştük. Dolayısı ile sanat çalışmalarına katkı yapabilecek yeteneği ve becerisi olan insanlarda yarar vardı. Bu temel bir basamak oldu. Daha sonra ses yeteneği olan, Kürtlüğü benimsemiş insanları biraraya getirerek, böyle bir çıkış gerçekleşti. Koma Berxwedan ismi kimin önerisi ile gelişti? Ağırlıklı olarak benden çıktı. Ama Şehit Sefkan arkadaşı unutmamak gerekiyor. 1983 yılında Diyarbakır direnişinin büyük bir etkisi vardı. O dönem kendi aramızda yaptığımız tartışmalarda, bu direnişin sembolü olarak böyle bir ismi taşımamıza büyük bir katkı sundu. Hatta Şehit Sefkan arkadaşın önerisi Direniş olsun demişti, ben de Kürtçe Berxwedan olsun dedim. O dönemin ruh hali nasıldı? Çok farklıydı; kaygısız, militan olma duyguları ağır basan, artık halk için, özgürlük için ne yapılması gerekiyorsa kaygısızca yapmaktı. Yoldaşlık, arkadaşlık ilişkisi, paylaşma duygusu vardı. Hiçbir zaman görmediğim ilişkiyi o dönem yaşadım. Bugün itibari ile nasıl? Aşınan çok şey var. Yoldaşlık ilişkilerinde, paylaşım duygularında aşınmalar var. O dönem sanatçılar içerisinde kıskançlık duygusu var mıydı? Asla öyle bir duygu ile hareket edilmedi. O duyguyu taşıyan da olmadı. Herkes devrimcilik ve yurtsever duygular ile hareket ediyordu. Şimdi nasıl? Aşırı bir kıskançlık duygusu gelişmiş durumda. Bu dönem o günlere nazaran daha da farklı. Şimdi birkaç kişi değil yüzlerce sanatçı var. Artık severek şarkıcı olmak isteyen insanlar var. Popüist yaklaşımlar hakim olmuş. Sanatçılığın, sanatın bilimselliğine, sanatın halk gerçekliğinden ziyade yaklaşımlar var. Tabii ki iyi şeyler de var. Bu dönemde çok kaliteli sanat eserleri de ortaya çıktı. Yaşamınızda siyaset ile sanat hep iç içe gelişti. Baskın çıkan yan hangisi oldu? Bana göre iki olgunun iç içe gelişmesi bir zorunluluktu, hala da öyle görüyorum. Kürt kimliğine dayalı bir sanatın gelişmesini kendi öz mücadelesinden ayrı değerlendirmek bana doğru gelmiyor. Bilinçlenmek, aydınlanmak, toplumu ile tanışmak sanatçılığın bir gereğiydi. Bu sadece bizde değil, birçok ülkede böyle olmuştur. Özgürlüğü tatmayan bir ulusun sanatçılarının sanatının onun gerçekliğinden kopuk olması mümkün değildi, ayrıca doğru da değildi. Birçok insan ile yürüdünüz, sizde en çok kim iz bıraktı? Çok değerli arkadaşlar gelip geçti ve halen de varlar. Bende en çok iz bırakan Şehit Sefkan arkadaşı anmadan edemiyorum. Çok becerikli, çalışkan bu işin bilincinde olan biriydi. Kürt toplumu sanata ve bu anlamda üretene yeterince değer veriyor mu? Duygusal düşünce ağır bassa da bizim insanlar sürekli kendi sanatçısına değer vermiştir. Bunun ölçüsü belki bize göre çok kişisel olabilir. Ancak Kürtlerin içinde yaşadığı koşulları gözönüne aldığımızda sanatçısına değer verdiğini görüyoruz. Örneğin halk dengbêjlerine çok değer vermiştir. Zaman zaman iligi ve alakada bir düşüş olsa da Kürt toplumu bir siyasetçiye, aydına vermediği değeri sanatçıya veriyor. Kürtlerde sanatçı olmanın zorlukları nelerdir? Gerçek anlamda sanatçılıktan söz ediyorsak gerçekten zordur. Kürtlerde mücadele ile sanatın iç içe oluşu başlı başına bir zorluk oluşturuyor. Bir taraftan halk gerçekliği ile yaşamak, devrimci mücadele ile olma zorluğu vardır. Bu da kişisel çıkarlardan, gelecek kaygısından feragat etmesini getirebilir. Halkın özgürlük mücadelesiyle, hayatınız ve sanatınızı bütünleştirmek ve burada kişisel ‘kaybı’ göze almak gerekiyor. Zordur ama mutluluk veren bir durumdur. Peki Kürt kurumları sanata profesyonel yaklaşıyor mu? Hayır. İşte bu alanda büyük bir eksiklik vardır. Sanatsal açıdan yaşadığımız zorluklardan söz etmek gerekiyorsa, kurumlardan bahsetmeden geçemeyiz. Kurumlar insanların bilinçlendiği, insanın kişiliğinin şekillendiği yerlerdir. Dolayısı ile sanat kurumları sanatın gelişmesinde istenilen rolü oynamamıştır. Hiç etkisi ve katkısı olmamıştır demiyorum. Yeterince olmamıştır. Peki siz sanata profesyonel yaklaşıyor musunuz? Çok profesyonel yaklaşmaktan ziyade amatör yaklaştığımı söyleyebilirim. Profesyonellik çok farklı bir evredir. Bu işi icra eden profesyonel yaklaşan kurum ile profesyonel anlamda söyleyen vardır. Bu konuda bakınca ben profesyonel yapmıyorum. Ama mutlaka profesyonel yapmak lazım. Bu işin farkında, bilincinde olan yenilik ile sürekli karşı karşıya olan bir profesyonellik vardır. Ben burada biraz yetmezlikler yaşadığımızı belirtiyorum. Sesinizi ve müziğinizi beğeniyor musunuz? Hepsini değil, küçümsemek istemiyorum ama, çok iyi bir sesim yoktur. Ama yaptığım bazı şeyler var beğeniyorum. Şu ana kadar kaç albüm yaptınız? Şu ana kadar 4 kasetim var. Kaç yıldır sahnedesiniz? 28 yıldır sahnedeyim. 28 yıl içinde 4 albüm yapmak sizce bir başarı mı? Olaya nerden baktığınıza bağlı. Sanattaki kaliteyi belirleyen şey çok veya az albüm yapmakla ilgili değil diye düşünüyorum. Bu açıdan baktığınızda çok başarılı değildir. Ancak dört albümde 28 yıla ve geleceğe damgasını vuran başarılı yapıtlar da vardır. Elbetteki daha fazla üretim yapılabilirdi. Bu nedenle yetersiz, eksik bulduğum gibi, kendimi kısmen zamanı kaçırmış hissediyorum. Star kavramını nasıl algılıyorsunuz? Kürtlerde star olmak başkalarının etkisinde olmak ya da başka toplulukların sanat camiasına özenerek değil, kendi toplumunun gerçekliğine dayanan bir starlık benim için değerlidir. Kendi halk gerçekliğinden uzak bir sanatçı star olamaz. Kürtlerde star var mı? Benim belirttiğim ölçüde Kürtlerde star görmüyorum. Kitap, tiyatro ve sinemaya zaman ayırıyor musunuz? Bu alanda ciddi eksikliklerimiz var. Sanat camiamızda sadece sözlü takip etmek var. Bu başlı başına bir sorun. Sanat ile uğraşan insanların konumları bizden daha farklı. Diğer toplumlardan bahsediyorum. Günlük sinema, tiyatroyu izleme fırsatları oluyor. Bizde bu sınırlıdır. Son yıllarda kısmen oluyor. Ama istenilen düzeyde değil. Sizce hangi müzik kalıcı oluyor? Bizim gibi halklarda halk müziğinin kalıcı olduğuna inanıyorum. Biraz geliştirilmiş halk müziği etkileyicidir. Uzun yıllardır doğduğunuz topraklardan ayrısınız. Ayrılığın bu kadar uzun süreceğini hiç düşündünüz mü? Çok acı bir durum ama hiç tahmin etmedim. Kürdistan’dan ayrıldığımda bunun kısa süreceğini düşünüyordum. Kısa bir zaman dilimi içinde döneceğimi düşünüyordum. Maalesef çok uzun zamanı aldı. Ama biz hep dönecekmişiz gibi, orayı, ülkeyi, halkı yüreğimizde, bilincimizde ve yaptığımız işte hissederek yaşadık. Bir nevi hiç ayrı düşmedik. alıntı |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| ¨¨Bizim Roportaj yapan hevallere Altindan foto makinasi hediyem olsun :D | Zengari | İlginç Resimler | 5 | 12-08-2008 09:46 AM |
| Roportaj Bi Dengbêj Fadilê Kufragî Re | heci | Çandi Gişti | 19 | 04-04-2008 07:27 PM |
| 50 £ ile roportaj yapildi:"BYDiGiYE OZEL"! | AKK | Sınırsız Muhabbet Burada | 27 | 25-08-2007 02:15 PM |
| Diyar Roportaj | Aram83 | Biyografi | 6 | 03-05-2007 05:20 PM |
| Mehmed Uzun ile Roportaj. | QIRIX | Mehmed UZUN (Özel Bölüm) | 8 | 03-01-2007 08:23 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.