|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Son dönemlerde sadece Pir Sultan’ın eserlerinden 40 beste yaptım. Bu besteleri Kürtçe’nin Kurmancî ve Dimilkî lehçelerinde yaptım. Pir Sultan’ı Kürtçe de tanımaları lazım. Birde Cegerxwîn’i besteledim.”
Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da geçtiğimiz hafta konser veren Kürt sanatçı Nizamettin Ariç ile müzik çalışmalarına ilişkin görüştük. Çok üreten bir sanatçı olmasına rağmen çok fazla ön plana çıkmayan sanatçı, “Ben Kürt müziğinde tekrar bir yapılanma ve sanat müziği yapmak istiyorum. Büyük klasiklerle böyle bir denemeye başladım. Örneğin Türk sanat müziği tek seslidir. Kürt müziğinde çok sesli sanat müziğini denemek istiyorum” diyor. Şu sıralar Pir Sultan Abdal’ın eserlerini Kürtçeye kazandıran sanatçı, Ali Hariri’den başlayıp, Ehmedê Xanî, Meleyê Cizîrî, Feqiyê Teyran’a ait şiirleri toplayarak besteler yaptı. Kürt müziğinde yenilik yaratarak gelecek nesillere bırakmak istediğini söyleyen Ariç, bir albüm yaptığını fakat dağıtılmadığını da dile getiriyor. Nizamettin Ariç Kürt klasik müziğinde ve Kürt modern müziğinde bir ekol olarak biliniyor. Herkes tarafından keyifle dinlenen bir sanatçısınız ama sanki müziğe bazen ara veriyormuşsunuz gibi bir görüntü var. Neden? Bu doğru değil, belki Kürt komponistlerin ve Kürt müzisyenlerin arasında en çok üreten bir sanatçıyım. Son dönemlerde sadece Pir Sultan’ın eserlerinden 40 beste yaptım. Bu besteleri Kürtçe’nin Kurmancî ve Dimilkî lehçelerinde yaptım. Pir Sultan’ı Kürtçe de tanımaları lazım. Bir de Cegerxwîn’i besteledim. Siz de bu konserde dinlediniz eğer dikkat etmişseniz özellikle konserde Cegerxwîn’in bestelerine ağırlık verdim. Cegerxwîn’in 35-36 şiirine beste yaptım. Bunun paralelinde asıl klasiklerimizden Ali Harirî’den başlayıp, Ehmedê Xanî, Meleyê Cizîrî, Feqiyê Teyran’a kadar şiirler topladım besteler yaptım. Bir de Kurmancî ve Kirmanç bestelerim var. Yani iki Kürt dilinde bir projem var. Asıl demek istediğim; bir, iki beste yap, bir iki parça da halk müziğinden söyle, 3-4 ayda veya yılda bir albüm yap, ben bu işi bitirdim de git evine otur tarzı bana göre bir iş değil. Şunu diyebilir miyiz: Nizamettin Ariç sürekli üreten bir Kürt sanatçısı ama sadece konserlerle ve albümlerle kendisini gösteren bir sanatçı değil. Veya her dönemde albüm çıkaran bir sanatçı değil? Albüm çıkarmadım değil, çıkardım da dağıtamadım. Neden? Türkiye’de bir-iki prodüksiyonla anlaştım, ama insan ve sanat ilişkilerine ticari çıkarlar girince insanlar tamamen değişiyor. Yani insan ilişkilerinde dürüst ve ahlaklı bir zemin bulamadığın için insanda çalışma şevki tabii ki kalmıyor. Yani ticari ahlak, sanatsal ahlak ve siyasi ahlak diye bir şey insanlarda kalmamış. İstanbul’da ve Avrupa’da bu işlerle uğraşan Kürt prodüksiyonları var. Onlarla çalışmayı denemediniz mi? Evet denedim ama onların bu işte samimi olduklarına inanmıyorum. Bu iddianızı neye dayandırıyorsunuz? Bir kere insanlarımızın bir kültür, sanat politikası yok. Bir ticari firma ve ben bu işte nasıl para kazanırım düşüncesi hakim. Örneğin müzik Kürt halkının en önemli kültür kaynağıdır. Kürt müziği katmanlarına ayrılmıyor. Bizim arkadaşların yaptığı bir öncekinin tekrarıdır. Kürt müziğinin önü açılmıyor. Müzik bir sürü katmandan oluşuyor. Fakat bizim arkadaşların yaptığı kalitesi düşük, Kürt müziğine yeni bir soluk getirmeyen, yeni perspektif getirmekten uzak, birbirinin tekrarı olmaktan öteye gidilmiyor. Dolayısıyla hep geriye düşen bir müzik anlayışı hakimdir. Firmanın kaygısı peş peşe çıkaracağı 200-300 tane albüm olmamalıdır. Kürt müziğini geliştirme ve dünya müziği içerisinde yer alması için çaba harcamalıdır. Arabesk dinleyen insanlarımız da var, arabeski de yapabilirsin. Fakat klasik Kürt müziğini ve çağdaş müziği dinleyen insanlarımız var. İşte buna göre Kürt müziğini katmanlara ayırmak gerekiyor. Ancak bu şekilde hem Kürt müziğinin önünü açmış olursun hem de Kürt müziğinin dünya müziğinin içinde yer almasını sağlamış olursun, bu da tarihi bir görevdir. Örneğin Avrupalılar’da bir kitapevinde birçok kitap var. Akademik kitaplardan tutun, metrolarda bir-iki saat içerisinde okuyup atılacak kitaplar var. Ama yıllarca okuyup saklayacağı kitaplar da var. Bu adamlar ne yapıyor? Çok satılanlarla, az satılanlar arasında bir denge oluşturuyor. Yani katmanlara ayırıyor. Avrupalıların böyle kitap ve müzik politikaları var. Bize dönersek; ben bir firma kurdum, yılda bu kadar albüm yapacağım para kazanacağım denirse, olaya hem ticari hem de müzik kalitesi açısından kısa vaadeli bakmış olursun bu da Kürt müziğinin geleceği açısından hiçte iyi değildir. Dediğim gibi, bizim arkadaşların bir müzik politikası olmalı. Herşeyi birbirine karıştırıyorlar. Ben tekrar başa dönmek istiyorum. Konserinizde dikkatimi çekti, özellikle Cegerxwîn şiirlerine beste yapmışsınız... İnsanların belli dönemlerde anlattıkları veya yazdıkları eserleri, günümüzde de insanları ilgilendirecek, okumak veya dinlenmek isteyecek değerli eserleri ben müzikle anlatmak istiyorum. Şiirle anlattıklarını müziğe dökme gibi bir çalışma hazırladım. Müzikle bir görsel asisasyon hazırladım. Dinleyerek, görerek şiiri anlatmaya çalıştım. Diğerlerinde de yani büyük Kürt klasikleri için de böyle bir çaba harcadım. Tabii ki büyük Kürt klasikleri bu kadar değerli olmamış olsalardı bu güne kadar gelmeleri mümkün değildi. Eğer bu güne kadar Kürt klasikleri kendilerini yaşatmışsa muhakkak altında çok değerli şeyler vardır. Onları yaşatan sanatsal bir kalite vardır. Özellikle Cegerxwîn bir döneme damgasını vurmuş, sosyal içerikli şiirleriyle yüzlerce, binlerce Kürdün ufkunu açmıştır. İnsanlar Cegerxwîn’le birlikte Kürt dilini sevmeye başladılar. İnsanlarımız; sosyal ve kültürel olayları Cegerxwîn’in şiirleriyle okuma ve yazabilme gücüne eriştiler. Yani Cegerxwîn Kürt dilinin ve Kürt edebiyatının klavuzu olmuştur. İnsanlara ilham ve perspektif olmuştur. Bugün Cegerxwîn’in ve Ehmedê Xanî’nin eserlerini derlemiyeceğim de kimin eserlerini derleyeceğim? Cegerxwîn’den başka dediğim gibi Ali Hariri, Ehmedê Xanî, Meleyê Cizîrî gibi değerli Kürt insanların eserlerini yaparken sıradan bir müzik istenmiyor. Şiirleri içeriği benden başka müzik, başka bir format istiyor. Onların şiirlerinin müziği de elbette farklı olacaktır. Yani onların şiiri, şiirselliği, anlattıkları tema benden başka bir müzik istiyor. Bir örnekle somutlaştırabilir misiniz, sizden nasıl bir müzik isteniyor? Mesela Meleyê Cizîrî diyor; “Saki tu ji bo yi Xwude kerêm kê, Yek Cureyi cani cem kê.” Onun bildiğimiz tasavvuf dilinde şiirleri ve şarkıları var. Osmanlılar’ın sarayları var ve saraylarında müzik yapan insanlar var. Biz Kürtlerin de Mirleri ve sarayları var ve saraylarında müzik yapan insanlar vardı. Nasıl oluyorsa Farslarda, Osmanlılar’da ve diğer halklarda bir sürü sazlarla müzik yapılıyor: Meyden, içkiden ve aşktan bahsediliyor. Kürtlerde yıllardır müzik sadece dengbêjlerle yapılıyor. Tarihte Kürt Mirleri ve sarayları varsa, tasavvuf ve sanat müziği de vardı. Kürtlerde Mirlik ve ağalık kayboldukça bu müzik türleri de kayboldu. Sadece dengbêjler kaldı. Bu Kürdistan’daki savaşlarla ve sosyal yaşamla direk bağlantılı değil midir? Tabii ki Kürdistan’daki sosyal yaşamla bağlantılıdır. Fakat ben Kürt müziğinde tekrar bir yapılanma ve sanat müziği yapmak istiyorum. Büyük klasiklerde böyle bir denemeye başladım. Örneğin Türk sanat müziği tek seslidir. Kürt müziğinde çok sesli sanat müziğini denemek istiyorum. O saraylarda kullandığımız sazların dışında Avrupa kemanının tınısına bizim ud, cümbüş, santur ya da kanun gibi enstrümanların katılması gerekir. Bunların birliğinden yeni bir şey yaratmak istiyorum. Bunlar bizim klasiklerimize yakışıyor. Biraz önce söylediğim gibi bu şiirler benden böyle bir şey istiyor. Kürt müziğinde tasavvuf ve sanat müziği kaybolmuştur dediniz. Bunları tekrar ortaya çıkarmanın zorlukları nelerdir? Üstelik sürgünde yaşıyorsunuz... Belki de uzakta durmanın getirdiği bir çabadır. Benim için çok acı bir durum; 27 yıldır ülkemden uzakta yaşıyorum. Ülkeden uzak yaşıyorum ama belki de bu klasikleri ortaya çıkarmamda bu bir güç oldu. Bir de şahsımla ilgili, araştırma gücümle de ve hislerle doğru bağlantılıdır. Ben bunu yaparken Kürt halkının sanat ve müzikseverliğini de gözönünde bulunduruyorum. Her konuda olduğu gibi bu konuda da Kürt halkına sonsuz güveniyorum. Kürt halkına en ileri en büyük müzik yakışır. Eğer Kürt halkına fırsat verilseydi; her türlü sanatını ve kültürünü günümüze taşırdı. Eğer ben 10-15 yıl sonra müziği bırakırsam ben bunu yaptım diyebilirim. Kürt halkına bir şeyler bırakmak istiyorum. Ben bugüne kadar yaptıklarımla yetinmedim her zaman bir şeyler yapmak istedim. Ben hiçbir zaman halkımı yalnız bırakmadım. Onların bana verdiklerini daha ileriye götürüp başkalarına teslim etmek istiyorum. Herkes bu bilinçte yaklaşırsa, kültürümüz ve dilimiz nesilden nesile aktarılır. Kürt klasikleriyle uğraşırken Ermenistanlı bir Kürt şairin bir şiiri elime geçti. Sade, açık ve berrak bir dille yazılmış bir şiirdi. Başladım onu yapmaya. Askerê Boyî, Simoyo Şemo, Emine Abdal, Rizoyê Reşîd ve Şerkezê Reş gibi şahsiyetlerin şiirlerini derlemeye çalışıyorum. Bir Kıril alfabesiyle yazıldığı için çeviri biraz zaman alıyor. Cegerxwîn şiirlerine yaptığınız besteleri ne zaman bir albümle müzikseverlere sunmayı düşünüyorsunuz? Dediğim gibi benimle ciddi çalışacak bir firma bekliyorum. Pir Sultan Abdal’ın da eserlerine müzik yaptınız. Neden? Çünkü Pir Sultan Abdal kişiliğiyle, yaşamıyla, şiirleriyle çok enteresan bir şairdir. O politik bir semboldür. Düşünün Kürdistan’da ve Türkiye’de Aleviler onu çok seviyor. Onun dışında onun sözleri, yazdıkları, anlattıkları ve başkaldırısı hepimizi doğrudan ilgilendiriyor. Biz Kürtlere çok önemli şeyler söylüyor. Pir Sultan’ın sadece Türkçeyle sınırlı kalması doğru değildir. Pir Sultan’ı kendi dilimize çağırıp kendi dilimizde tanımak gerekiyor. Pir Sultan’ı okuduğum zaman çok etkileniyorum. Neden Kürtler Pir Sultan’ı Kürtçe’de de tanımasınlar. Bir de o kadar dikkat ediyorum ki Türkçe’de tam neyi söylüyorsa onu Kürtçe’ye çevirmek istiyorum. İnsanların o tadı Kürtçe’de de alması gerekiyor. Alıntıdır: Roni Yıldırım |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
Valla farklı bir yorum olsa gerek.belki geç kalınmış bir şey,belki bir yenilik.Ama farklı bir şey olduğu kesin...Pir Sultan Abdal ve Kürtçe,kesinlikle uyumlu olacaktır.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#5 (permalink) | |||||||||||
|
böyle bir yeniliğin yapılması çok güzel birşey...
pir sultan abdalın eserleri kürt müzik tarzına uyacağına inaniyorum... tskler zilan... |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Dİlİmİz KÜrtce | Ersin | Dirok | 16 | 15-11-2008 07:23 PM |
| kürtçenin yasaklı hali böyleymiş!!!!!!! | KaRaCoCuK | Sınırsız Muhabbet Burada | 28 | 16-03-2008 01:40 PM |
| GeÇmİŞten GÜnÜmÜze KÜrtler | JuSTiN__TiMM | Genel Kültür | 9 | 05-02-2008 09:16 AM |
| Kürtçe kitapların serüveni kitaplaştı | Kajîn Jîr | Kitap Tanıtım Ve Eleştiri | 1 | 23-10-2007 01:37 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.