Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Kültür, Sanat, Edebiyat > Edebiyat Bölümü > Şair ve Yazarlar

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 05-02-2007, 02:01 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Feb 2006
Konum: anti-akp.
Mesaj: 1,612
Üye No: 421
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 24149
Rep Puanı : 2414545
Rep Derecesi
keyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond repute
Varsayılan Zeynelabidin Zinar




Dile kolay 80 kitap... Kürtlerin yazılı edebiyatı konusundaki tartışmalara karşın, tek başına yayımladığı 80 kitap ile Zeynelabidin Zinar, bu tartışma için canlı bir yanıt niteliğini taşıyor. Çocukluğundan beri Kürtçeyle haşır-neşir olan, medresede okuyan, Melayê Cizîrî, Feqiyê Teyran, Ehmedê Xanî’lerle büyüyen araştırmacı yazar Zeynelabidin Zinar şimdiye kadar kendi yazdıkları ve derledikleriyle birlikte toplam 80 kitap yayımladı. Kürt folkloru üzerine araştırmalarıyla da tanınan Zinar, Kürtlerin en çok kitap yayımlayanları arasında sayılıyor.

1963 yılında Batman Beşiri’ye bağlı Hethetkê köyünde dünyaya gelen Zinar, Feqiler arasındaki, yurtseverlik duygusunun güçlü olduğu bir ortamda yetişti. 1971 darbesiyle okuldan atılan Zinar, 1980 darbesi ile de cezaevine kondu. Aldığı cezalar üzerine İsveç’e kaçan Zinar, burada Kürt folkloru üzerine başladığı çalışmalarını geliştirdi ve Kürt edebiyatı üzerine önemli derlemelere imza attı.

Kürt yazarlarının çoğunun siyasetçi olmasından yakınan Zinar, bunun da dilde bozulmaya yol açtığını belirtiyor ve yazın alanındaki uzmanlığın önemine dikkat çekiyor. Klasikler konusunda Kürdistan’dan gelen kaynaklardan beslendiğini belirten yazar ve yayıncı Zinar 1710 folklor çalışmasına da imza attı. Zeynelabidin Zinar, Kürt folkloru, edebiyatı, dili, klasikleri, Kürt medreseleri konusunda oluşturduğu zengin birikimi anlattı. :

- Kürt yazar ve sanatçılarının yazılı kaynakları araştırma, bunlardan yararlanma ve bir literatür oluşturma konusunda son yıllarda yaptığı çalışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

- Yazın alanında hem olanaklar hem de teknik çok gelişti. Ben 1984, 1985’ın yıllarında bilgisayar kurslarına gittim ve sonra Kürt yazarlarına da bu konuda yardımda bulundum. Mehmed Uzun, Firat Cewerî, Mahmut Baksi gibi Kürt yazarlar bu dönemde gelişkin araştırma ve teknolojinin de katkısıyla yoğun çalışmalara imza attılar. Şuna inanırım: İnsanlarımız bilgilenmedikçe sorunlarını çözemezler. Ve bilginler çoğaldıkça yük hafifler. Bu inançla elimden geleni yapıyordum. Daha önce Kürt yazarların çoğu siyasetçiydiler, yazıya başlamışlardı ama beceremiyorlardı. Öyle bir dil üretmişlerdi ki, dili bozuyorlardı. Bu konuda da çalışma yapanlara katkı verdik. ‘Sen bilmiyorsun’ demeden, bilimsel yöntemlere başvurarak yazın dünyasına destek verdik. Aynı zamanda kendi çalışmamı da yürütüyordum. Kürtçe klasikler üzerine çalışıyordum. Kürdistan’dan hoca, şeyh, seyit, öğretmen kim klasiklere ulaşabiliyorsa, bana gönderdiler. Bu çalışmaların büyük katkısı olmuştur. Gelen klasiklerin üzerinde çalışmaya başlıyordum, bitirmeden kalkmıyordum, fırsat bulunca da yayımlıyordum. Folklor üzerine 12 yıllık çalışma yaptım ve toplam 1710 parça ortaya çıkardım.

- Derlemeler arasında hangi tür eserler ağırlık taşıyor.

- Genel rakamlara bakacak olursak 340 tane karışık stran (ezgiler), 179 Meselok (küçük masal), 33 Pêkenok (fıkra), 5 Destan û 370 tane de öykü... Onları 10 ciltlik “Xwençe” adında kitapta yayımladım. Bu derlemeler döneminde 24 tane de klasik eser elime ulaştı, bunları da Arap alfabesinden Latin alfabesine çevirdim. Böylece 1986- 2006 arasında toplam 80 kitap yayımladım. Ayrıca batıdaki üniversitelerin medreseler üzerine kaynak ihtiyacını iletmeleri üzerine bu alanda bir kaynak hazırladım. Medreselerde nasıl ders veriliyor, kim, kaç yılına kadar ders alıyor, feqîlerin (medrese öğrencisi) yaşamı gibi konuları içeren “Xwendina Medresê (Medrese Eğitimi)” adındaki kitap önemli bir boşluğu kapattı, Paris ve Londra üniversitesinden iki profesör bu kitabı, ders kitabı olarak kullanıyorlar.

- İlk olarak ne zaman Kürtçe yazmaya başladınız?


1963’te babam Varto’ya bağlı Xinzor köyünde imamlık yaparken ben de medreseye gidiyordum ve yazı hevesi o günlerde başlamıştı bende. Feqiyê Teyran, Melayê Cizîrî, Ehmedê Xanî’nin eserlerini okuyordum. Babam benim din alimi olmamı istiyordu ama ben, “Ehmedê Xanî, Feqiyê Teyran gibi kendimi yetiştirip kitaplar yazmalıyım” diyordum. Küçükken feqîlerin okudukları kitapların kopyalarını hazırlardım. O zaman Latin alfabesiyle şiir denemeleri yazıyordum, ancak Kürtçe yazmak yasaktı ve cezasının 5 yıl olduğu söyleniyordu. Ama şunu söylemem gerek, işkencecilerime teşekkür borçluyum, onlar beni Kürtçe yazmaya yönelttiler. İşkencede küfür ve hakaretler dışında, “Hani Kürtçe eser yok, Kürtçe edebiyat yok” diyorlardı. Ben de yemin ettim ve “Bir gün buradan sağ çıkarsam artık siyaset yapmayıp, Kürt dili üzerine çalışacağım” dedim. Ayrıca ben medresede Kürtçe ders almıştım, bu benim için avantajdı. İsveç’te şartlar da müsait olunca Kürtçe yazmaya başladım.

- İlk Kürtçe kitabınızı ne zaman yayınlayabildiniz?

- İlk Kürtçe kitabım Ehmedê Xanî’nin “Nûbihara Biçûkan”dı, onu 1986 yılında yayımladım. O arada işkence üzerine yazdığım “İşkencede 178 Gün” adlı kitabım Türkçe yayımlandı ama zaten ondan sonra Türkçeyi de bıraktım.

- Sizin için folklor nedir, ne anlama gelir?

- Folklor Avrupai bir terim, bizim dilimizde “Gelêrî” denilir: Halkın malı olan şeyler anlamında. Kürt folkloru çok zengindir. Bu çalışma esnasında birçok arkadaşım ihtiyarlardan derlemeler yapıp, o kasetleri bana gönderiyordu, ben onları hemen yazıyordum. Birçok kişi o öyküleri anlattıktan sonra öldüler. Mesela “Evdiyê Şikeftî”nin öyküsü var. O öyküyü anlatan kişi birkaç gün sonra öldü. Bu öyküde insanların içinde yaşadığı 3 ayrı dünya var. Çok ilginç bir edebi değeri var. Eskiden yazılı kültürün zayıflığı nedeniyle bu derlemeler önemli bir yer tutuyor, çünkü tarihin öğüteceği çarklarının arasından çekilip alınmış derlemeler. Mesela o öyküyü kaydetmeseydik, o insan öldükten sonra bunu bir yerden derleyebilir miydik bilmiyorum.

İkincisi, bir ulusun ulus olması için bir kültürü olmalı. Bir ulusun yazılı eserleri yoksa, o ulus hiçbir şeydir. O nedenle gençliğin kendi kültürü ve folklorik değerlerine yönelmesini sağlamak için bu alana ağırlık veriyorum. Çünkü modern toplumlar kültür zenginliklerini iki temel üzerinde kurmuşlardır. Biri klasikler, ikincisi ise folklor. Bundan dolayı bu iki alandaki çalışmaların önemi çok büyüktür.

- Folklor kendi içinde kaç bölümü ayrılıyor?

- Şöyle söyleyebilirim: Giyim kuşam, çiftçilik folklordur. Stran (ezgi/şarkı) gibi söylenen şeyler folklorun içine girer. Yine klam var, heyranok var, makamla söylenen şeyler var. Yine ‘Çîrok’ ve ‘çîvanok’ dediğimiz şeyler var. Kürt folkloru ‘çîrok’ ve ‘çîvanok’larıyla çok zengindir. Kürt ‘çîrok’larındaki zengin konu çeşitliliği, zihinsel gelişmede de önemli bir rol oynuyor. Bunlarla sınırsız bir dünya insanın önüne seriliyor, karanlık bir bahçede insana aydınlık bir bilim sunuluyor.

Yine atasözleri, deyimler var, ‘meselok’ (fıkra), ‘pêkenok (mizahı öykü/fıkralar)’ var. İnsan, atasözlerini asimilasyona karşı çelik bir duvar yaparak dilini savunabilir. Birçok bölüm var ve her biri kendi içinde ayrı farklı bölümlere ayrılıyor.

- “Çîrok” ve “Çîvanok”ları nasıl birbirinden ayırabiliriz? Ölçü nedir?

- Folklorik öykülerin türleri olan “Çîrok” ismiyle, diğeri “Çîvanok”, aslından birbirinden türemiştir. Ama şu fark var aralarında: ‘Çîrok’un yani hikayenin temelinde gerçek bir öykü var ve halk içinde yıllarca anlatıldığı için şekil değiştirmiştir. Mesela bazı “Çîrok”larda kral, padişah ve sultanların ismine rastlarsınız, bununla az çok olayın hangi dönemde geçtiği de anlaşılır. Bazı folklorik hikayelerde ticaretten bahsediliyor, bunlarda Diyarbakır hep ticaretin merkezi olarak gösterilip, Doğu ve Batı’yla ilişkisi kuruluyor. Batı’da Roma ve İstanbul’la, Doğu’da Çin, Maçin, Hindistan, Ermenistan’la ilişkisi kurulur. Aynı zamanda Hemedan, Xorasan’la da Diyarbakır’a gidiş-geliş ilişkisi kurulur. Yine Mısır, Kudüs, Halep, Şam, Musul, Bağdat’ın Diyarbakır’daki ticaretle ilişkisi kurulur. Bunlar halk arasında yaygınlaşmış hikayelerdir.

Ama ‘çîvanok’larda gerçek olay yoktur; sadece kim tarafından yaratıldığı bilinmeyen hayali tasarımlar ve fanteziler vardır. Kürdistan’ın bazı bölgelerinde ‘Çîvanok’a ‘çîrvanok’, ‘çîrçîrok’, ‘xeberoşk’ da deniliyor. Bu türün çok uzun anlatılanları ve tek başına kitap kapsamında olanları bile vardır. Mesela bir tane “Çîrvanok”ta, kocaman bir şehir bir karpuzun içindedir. Adam tarlasından karpuzu kesip getiriyor. Karpuzdan bir dilim kesiyor, elindeki bıçak karpuzun içine düşüyor. Bıçağı almak üzere elini uzatan adam karpuzun içine düşer ve ne görsün; içerde havaalanları, kocaman yapılar, evler, çarşılar, ticaret merkezleri vardır. Kocaman bir şehir ki insanın aklı ermez, anlatıla anlatıla bitmez.

- Kürt folklorunun ne kadarı şimdiye kadar derlenebildi size göre?

- Kanımca Kürtçenin Kürmanci lehçesinde folklorun sadece yüzde 10’u bile derlenmemiştir. Şimdiye kadar “Xwençe” adında 10 cilt kitap derledim, birkaç kaset daha var elimde yazamadığım, ama programım bittiği için üzerinde çalışmadım. Kafkasya Kürtlerinden Ordîxanê Celîl, yine Anadolu Kürtlerinden başka biri bazı derlemeler yaptılar. Şunu diyebiliyorum: Bu derlemelerin yapılması ve yayımlanması Kürtler için çok önemlidir. Eğer yayımlama imkanı yoksa da yayım için hazırlasın, bir gün imkan olunca yayımlanır. Şimdi Kürtlerin elinde büyük imkanlar var. 21. yüzyıl Kürtlerin yüzyılıdır. Çünkü bugün tüm dünyanın ilgisi Kürtler, Kürt edebiyatı ve dili üzerine yoğunlaşmıştır.


- Folklorik eserlerin derlemesinin öneminden bahsettiniz. Ama bunlar yeni neslin ilgisini çekmiyor. Bu eserleri yeni nesle nasıl sevdirebiliriz?


- Bu iş siyasetçilere, Kürtçe gazete, dergi, radyo ve televizyonlarına düşer. İki tespitim var: Eğer siyasetçilerimiz, tv ve gazetelerimiz bu görevi yerine getirmeseler, yeni nesil ile eski nesil arasındaki ilişki kopar. Her iki nesil arasında gelecekte de kapatılmayacak kadar büyük bir uçurum açılır. 13 Kürt televizyonunun olduğunu tespit ettim. Her evde internet var, çocuklar internete girip gereksiz şeyler izliyorlar. Artık kimse kağıt üzerindeki yazıyı okumuyor. Ya gerek görmüyor, ya da zaman yok. Bu sadece Kürtleri değil, dünyayı da cahilliğe doğru götürüyor. Böyle giderse 30-40-50 yıl sonra cahil bir dünya oluşacak. Bizim gibi fakir milletlerin işi daha zor olacak. Türklerin, Arapların devletleri var, eğitim bakanları var, Kürtlerin yok, neslimiz tamamen kökünden uzaklaşıyor. Kampanyalarla bu iş olmaz. Bu konuya kutsal bir iş gibi bakılıp, geliştirmeli. Mesela Kürtçe folklor ve öykü yarışması düzenlenebilir. Diyelim her bir öykü derleyene belli ödüller verilebilir. Böylece bir sürü hikaye derlenir. Yine dernek ve partiler tarafından, anne ve babaların çocuklarına Kürtçe hikayeler öğretmesi için teşvik edilmesi gerekiyor.

- Ancak klasik üslupla yazılmış hikayeler artık yeni nesle hitap etmiyor. Mesela Horoz ve Tilki’nin öyküsü ya da bir çobanın aşk öyküsü İstanbul’da yaşayın çocukların ilgisini çekmeyebilir. Bu sorun nasıl aşılabilir sizce?

Kürt folkloru zengindir, ne ararsan bulursun. Hırsızlık, kahramanlık, dindarlık, ne istersen… O kadar Kürt klasiklerinin önemli bir kısmı da yine Kürt folkloru üzerine inşa edilmiştir. Folklorda kimseyi rahatsız etmeyen bölümleri ön plana çıkarıp yeni nesle sunmak gerekir. Tabi Kürt hikayeleri içinde çizgi filmler için malzeme çok. Zaten hepsi senaryo olabilecek düzeyde. Bunlar çekilip televizyonlarda gösterilebilir. Bilinçli bir şekilde bunlar okutulsa, bilgilendirilse, Kürt dernek yöneticileri, siyasetçiler, dernek üyeleri meseleyi iyi algılasalar, bunu çocuklara öğretseler devlet Kürt diline sahip çıkmasa da önemli bir aşama katedilebilir.

- Kürt klasiklerine bakıldığında, Kürtçenin Kürmanci lehçesindeki çoğu eserler klasik şiir tarzında yazılmıştır. Beyit türü ön planladır? Bunun nedeni nedir acaba?

Bu konudaki görüşüm şudur: Ata dedelerimizin esir ve gariban olmalarının buna büyük etkisi olmuştur. Kürtçede bir atasözü var, ‘Erkek adama ağlamak yakışmak’ derler, ondan dolayı niye çok şiir yazılmış yakarmasını yapamayız. Ata dedelerimiz tarafından yazılan klasik eserler, yüzyıllardır, onların ölümünden sonra bile okunuyor. Bu eserlerden faydalanıyoruz, onların uyarılarıyla kendimizi düzeltiyoruz, onlarla övünüyoruz, başımız dik... Kürt klasikleri Kürt folklorunun temeli üzerine kurulmuştur ve kelimelerini, Kürtçe hikaye ve deyimlerinden almıştır. Kürtçe klasiklerdeki zenginlik devletlerin sınırlarını parçalamış, pasaportları yırtmış, Asya, Afrika ve Avrupa’nın doğasını kendine merkez seçmiştir. Bu klasikler içinde Ehmedê Xanî’den sonra gelen Melayê Cizîrî ve Şêx Evdirehmanê Axtepî gibi önemli isimler ve onların çalışmaları vardır.

- Bu kültürel zenginlik ile medreseler arasında ciddi bir bağ var. Fakat devlet medreseleri kapattı. Medreselerin kapatılması devletin dine karşı devletin tutumundan mı kaynaklanıyordu sizce?

- Hayır, tam tersi... 38 isyanı bastırıldıktan sonra devlet kimi şeyhleri görevlendirip medreseleri yeniden kendi kontrolünde diriltmek istedi. Medresinin kısa tarihine baktığımızda şunu görüyoruz: 17-18 yüzyılda Osmanlı devleti Kürt Beyliklerini kaldırmak istedi, kaldırdı da, sonra ağalık sistemini kurdu yerine. Sonra ağalığı da kaldırdı, şeyhliği devreye koydu ve memleket idare edildi. Şeyhlik de Nakşibendi Tarikatıydı. Ben kendim de o döneme yetiştim. Şimdiki mahkemeler nasıl ki şehirlerde var, o dönemde Kürdistan’da şeyh ve imamları mahkeme görevini görüyordu. Köylüler sorunlarının çözümü için mahkemeye değil imamın yanına, o da çözemezse şeyhe gidiliyordu. Çünkü Kürdistan’da medreselerin tarihi eskidir, tespitlerime göre 10’uncu ve 11’inci yüzyıldan başlar. Osmanlı daha yoktu. Kürdistan’daki medreseler ile Arapların medreseleri birbirinden farklıydı. Kürt medreselerinde okunan kitaplar, Arap medreselerinde yoktu. Mesela “Nekhetul Efkar” adında bir felsefe kitabı vardı, Yunancadan Arapçaya çevrilmişti, Arap medreselerinde yasaktı ama Kürdistan medreselerinde bu kitap okutuluyordu, hala da okutuluyor. Şimdi Güney’de bazı medreseler var, hala bu kitap okutuluyor. Felsefe, matematik, çok çeşitli kitaplar vardı. Örneğin bazı medreseler vardı, 19-20 yüzyılda psikoloji, hukuk, uluslararası ilişkiler dersi veriyorlardı, bir çok ilim dersi vardı. Melayê Cizîrî, Feqiyê Teyran, Ehmedê Xanî, Pertew Begê Hekarî, Eliyê Herîrî bunların hepsi medreselerden yetiştiler. Melayê Cîzîrî döneminde Cizre’de Medresa Sor vardı, şimdiki robotlar gibi robot icat etmişlerdi. Devlet bu mekanizmanın ona zarar verdiğini gördüğü zaman medreseleri kapattı.

Gerçekten ne kadar yurtseverlik, ilim irfan vardıysa, hepsi medreselerdeydi çünkü ilim yeri orasıydı. İlkokuldan tutun, yüksek okula kadar öğrenim vardı. Medreselerdeki öğrenim yıllara göre değil, kitaplara göreydi. Çalışkan olanlar 15 yılda tüm kitapları bitiriyor, çalışkan olmayanların eğitimi 20-25 yıl sürüyordu. Eğitim sonrasında îcaze (diploma) alıyorlardı, diploma alamayanlarda vardı. Devlet kontrolü altına alamadığı medreseleri kapattı, kontrolü sağlananlar yaşadı. 1960’larda bazı sahte şeyhler ortaya çıktı, Erbil’de sahte Nakşibendi tarikatı üzerine iki tarikat, Kuzey’de de başka bir tarikat oluştu, birde Türkler arasından çıktı böyle bir tarikat. Devlet güç getiremeyince metot değiştirdi, öyle şartları zorlaştırdı ki artık onlar ayakta kalacak güç bulamadılar kendilerinde.

- Medreselerde Kürtçenin eğitim dili olmasının da bu kapatma nedenlerinden birini oluşturduğu söylenebilir mi?

- Tabi ki, ama sadece dil değildi kapatma nedeni. Kürtlük bilincinin buradaki gelişimi de bir kapatma nedeni olarak görüldü. Çünkü 19 ve 20’inci yüzyıldaki Bedirxanlar ve bir ikisi dışındaki tüm Kürt isyanlarının önderleri medreselerde kökenliler. Bu da devletin medreselerden çekinmesi ve buraları kapatması için önemli bir neden oluşturuyordu.

- Medreseler kapandıktan sonra eğitim dili olarak Kürtçe herhangi bir alanda kullanılmıyor. Bu da dilin korunmasında ciddi bir sorun olarak görülüyor. Dünyada devletsiz olup dillerini koruyan halklar var mı?

- Var, çoklar... Örneğin Kürtler... Mahabad ve Güneydeki oluşum dışında Kürtler devletsiz olmalarına rağmen dillerinden ve kültürlerinden vazgeçmemişlerdir. Bunlar şimdiye kadar dillerini korumuşlardır.

- Bundan sonra devletsiz bir halk olarak Kürtlerin dillerini koruma olanağını nasıl görüyorsunuz?

- Devlet Kürtçeyi kendi koruması altına alırsa olur. Bugün eğer devlet Kürtçeyi kabul edip anayasanın garantisi altına alırsa o zaman Kürtçe çok gelişir. Biraz zor, ama eğer Türkiye Avrupa Birliğine girerse, Kürtçeyi korumaya mecbur kalacaktır. Örneğin İsveç’te ‘biz Kürtçe okuyalım’ dememişiz ama devlet kendiliğinden Kürtçe radyo, tv yayını yapıyor, Upsala Üniversitesi’nde Kürtçe dersler verebiliyor. Eğer devlet Kürtçeyi kabul ederse sorun çözülür. Ama bu olmazsa, Kürtler de yeterince dillerine sahip çıkmazlarsa 20 yıl sonra Kürtçe diye bir şey kalmayabilir.

alınıtıdır.

keyakser is offline  
Eski 08-02-2007, 03:11 AM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: MogadişU
Mesaj: 27,726
Üye No: 4306
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 61396
Rep Puanı : 6136698
Rep Derecesi
PCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond repute
Varsayılan


dostum guzel roportaj..aldım yazıyı....

zor spas...

__________________
PCkopat is offline  
Eski 08-02-2007, 03:26 AM   #3 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Feb 2006
Konum: anti-akp.
Mesaj: 1,612
Üye No: 421
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 24149
Rep Puanı : 2414545
Rep Derecesi
keyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond reputekeyakser has a reputation beyond repute
Varsayılan


Alıntı:
PCkopat tafarından gönderildi Mesajı Görüntüle
dostum guzel roportaj..aldım yazıyı....

zor spas...
spas xwes.ilgin gözlerimi yaşarttı.ben bu konuları açarken zaten kafadan kimse okumuyor diye açıyorum malum forumumuz aktif siyaseti bırakalı üyelerin ilgi alanlarıda değişti

__________________
keyakser is offline  
Eski 08-02-2007, 03:27 AM   #4 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: MogadişU
Mesaj: 27,726
Üye No: 4306
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 61396
Rep Puanı : 6136698
Rep Derecesi
PCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond reputePCkopat has a reputation beyond repute
Varsayılan


Alıntı:
keyakser tafarından gönderildi Mesajı Görüntüle
spas xwes.ilgin gözlerimi yaşarttı.ben bu konuları açarken zaten kafadan kimse okumuyor diye açıyorum malum forumumuz aktif siyaseti bırakalı üyelerin ilgi alanlarıda değişti

kekem yok yaww...ne demek...böle guzel konu kaçırılır mı...okunmak uzere kaayıt edildi bile..

__________________
PCkopat is offline  
Eski 10-02-2007, 10:54 AM   #5 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: Aydınlanmak Acıdan Kaçmak Değil, Acıyı Anlamaktır.!
Yaş: 26
Mesaj: 13,327
Üye No: 2663
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 129832
Rep Puanı : 12981698
Rep Derecesi
tubiranes has a reputation beyond reputetubiranes has a reputation beyond reputetubiranes has a reputation beyond reputetubiranes has a reputation beyond reputetubiranes has a reputation beyond reputetubiranes has a reputation beyond reputetubiranes has a reputation beyond reputetubiranes has a reputation beyond reputetubiranes has a reputation beyond reputetubiranes has a reputation beyond reputetubiranes has a reputation beyond repute
Varsayılan


Baştan Aşağı Hepsini Okudum heval .... ellerine sağlık

Kafam da takılan tek Bir Yer vardı O da Aşağıdaki Yazı..

" Bundan sonra devletsiz bir halk olarak Kürtlerin dillerini koruma olanağını nasıl görüyorsunuz?

- Devlet Kürtçeyi kendi koruması altına alırsa olur. Bugün eğer devlet Kürtçeyi kabul edip anayasanın garantisi altına alırsa o zaman Kürtçe çok gelişir. Biraz zor, ama eğer Türkiye Avrupa Birliğine girerse, Kürtçeyi korumaya mecbur kalacaktır. Örneğin İsveç’te ‘biz Kürtçe okuyalım’ dememişiz ama devlet kendiliğinden Kürtçe radyo, tv yayını yapıyor, Upsala Üniversitesi’nde Kürtçe dersler verebiliyor. Eğer devlet Kürtçeyi kabul ederse sorun çözülür. Ama bu olmazsa, Kürtler de yeterince dillerine sahip çıkmazlarsa 20 yıl sonra Kürtçe diye bir şey kalmayabilir. "



Kabul Etmese Bile Kaç Bin Yıldır Gelen Güzel Kürtçemiz....20

Yıl Sonra Kaybolması Biraz değil Zor Olur......Yoksa Ben mi

Yanlış Anladım......

__________________
tubiranes is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Melayê Cizîrî (1407-1481) ... Jî Edebiyata kurdi ya klasik Mirza Helbesten Kurdi 16 07-02-2007 03:57 PM
Zinar Sozdar ALiSeR Kürtçe Lyrics 5 03-02-2007 10:32 PM
Zeynelabîdîn Zinar: Kürt öykülerini çocuklara okutmalıyız Kajîn Jîr Genel Kültür 2 26-12-2006 09:07 AM
bülent turan - kawa - sosın - zinar sozdar tubiranes İstekler 3 16-08-2006 02:37 PM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 05:16 PM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.