|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||||
|
Kürtlerin tarihinde, edebiyatında ve müzik geleneğinde önemli bir yeri olan dengbêjlik yeniden tartışılıyor. Kürtlerde kültürel faaliyetlerin önemli bir parçası haline gelen dengbêjler için Mezopotamya Kültür Merkezi de bir “dengbêjler divanı” kurdu, yani “Sê roj, sê şev, deng û bêj” etkinliğine başladı. Bu çerçevede Kürdistan’ın bir çok yerinden İstanbul’a gelen dengbêjler, bu divanlara katılarak hikayelerini anlatıyor, klamlarını söylüyorlar. Bu dengbêjler içerisinde öne çıkan isimlerden biri de Dengbêj Zahiro...
Zahiro, zağdaş dengbêjlik sanatı üzerine oldukça ilginç belirlemeler yaptı. Kendisinin dengbêjliğe başlama serüveninden bugünün sorunlarına değin bir çok konuda oldukça çarpıcı değerlendirmeler yapan Zahiro, dengbêjliği bir bahçeye benzetiyor ve sulanmadığı takdirde kuruyup gideceği endişesini dile getiriyor. . - İlk kez kaç yaşında klam söylemeye başladın? - 15 yaşımda klam söylemeye başladım. O zamanlar Muş’tan Diyarbakır’a gittim, doğruca Hazrolu Mihemed’in kahvesine... Burada Dengbêj Şakiro, rahmetli Huseyn, M. Salihê Bênatî gibi insanları tanıdım, hepsini saygıyla anıyorum. Birde ihtiyar bir dayı vardı, ismini hatırlamadım. Ayrıca Apê Şêxmus diye bir amca vardı, pos bıyıklı, elinde tespihi, her tespih tanesi bir yumurta kadar büyük, şalvar giymiş, cebinde saati asılı, Dengbêjler kahvesindeki etkinliği organize ediyordu. İlk kez orda "Huso û Nazê" klamını söyledim, halk beğendi, “Ne güzel söylüyor” dediler. Birini daha, birini daha söyledim, böylece başladım dengbêjliğe... - Bu dengbêjlik aşkı nerden geliyor? - Eskiden radyo ya da televizyon yoktu. Ama Erivan Radyosu vardı. Tabi köyde herkesin radyosu da yok. Herkes radyosu olan evlere toplanırdı. Saat 6 dediğinde radyolar açılırdı. O hışırtı içinde Şêroyê Biro’yu dinlerdik mesela. O zaman dengbêjlik aşkı tuttu beni. 15 ya da 16 yaşındaydım. O günden sonra da denbêjliğe başladım işte. - İlk söylediğin “Huso û Nazê” klamını nerden öğrendin? - Bir gün Çaldıran’a gittim. “İran malı oraya geliyor çok ucuz” diyorlardı. Babam gidiyordu, ‘sen de gel’ dedi. O gece birlikte kaldığımız yerde ihtiyar biri vardı. Baktım herkes etrafında toplandı. “Kim bu” dedim, “Dengbêjdir” dediler. Ben de gencim. İşte o dengbêj söylemeye başlayınca, baktım ki Erivan Radyosunda dinlediklerimi söylüyor. Nasıl bir tastan bir şeyi diğerine boşaltırsan, böyle ezberledim ben de o klamları. - Dengbêjliği nasıl tarif ediyorsun? Herkes dengbêj olabilir mi? - Benim için Kürt kültürü, dili, örf ve adetleri, Kürtlerin başına ne gelmişse işte onları anma, dile getirmedir dengbêjlik, yani anne dilidir… Herkes dengbêj olamaz. Dengbêj, Kürtlerin televizyonudur, edebiyatıdır, dili ve hikayesidir. O yüzden dengbêj dediğinde, ilkin kendi diline sahip çıkmalı, kendi dili ve kültürü üzerine yoğunlaşmalı. Dengbêjlik ses de, hafıza da lazım elbette. İlkin ses... Ses olmazsa olmaz. ‘Dengbêj kelimesinin karşılığı “sese yön veren” anlamına geliyor. Oysa “gotinbêj” ise kelimeleri dile getirendir. Kelimeleri dile getirip konuşabilirsin, ama ses olmalı... Aşkta olmalı. Aşk olmalı ki söyleyesin, sese yön veresin, oynatasın sesini... Denbgêjlik yürekten gelir. Dengbêjlerin piri Şêxê Nêrî’dir, sonra Evdalê Zeynikê’dir. Evdal Şêx Silê üzerine klam söylüyor ve diyor ki “İnsan başkasının sermayesiyle tüccar olamaz.” Diyelim Apê Seydo’nun iki klamı hoşuma gitti ve ondan aldım, ama bu yeterli değil, dört tane de benim klamlarım olmalı... - Peki dengbêj o dört klamı nerden getirecek, nasıl yaratacak? - Eğer getirmezse o dengbêj olamaz. Kendi kafasından, yüreğinden çıkaracak. İsmin ne senin, Cemil, onu alıp uygulayacak, şekil verecek. Onu süsleyecek. Yoksa ‘ismin neydi’, ‘dur unuttum, bir daha söyle’ böyle olmaz. Mesela herkes Hekîmo klamını söylüyor. Genç biri ‘ben bunu çok dinledim’ diyebilir ama senin başka klamların da olmalı. Ben insan sarrafıyım, biri ağzını açtı mı hemen o söyleyebilir mi söylemez mi anlarım. Tokmağı nereye vurmak gerektiğini iyi bilirim. Dengbêj tokmağı nereye vuracağını iyi bilmeli. - Bazıları ‘dengbêjlik yeniden doğuyor” diyor, sen de ‘bitiyor’ diyordun. Dengbêjlikte son durum nedir? - İyi bir soru... Söyleyeyim. Şimdi bir bahçen var, içinde kavun, karpuz, domates, salatalık, patlıcan, biber bilmem bir sürü şey var; onu sulamazsan yaz aylarında ne olur? Kurur gider. Dengbêjlik kültürü de böyle bir şeydir. Eğer sahiplenmesek biter gider. Nasıl sahip çıkılacak, burası gibi, bak bizi çağırdılar, geldik, klamlarımızı söylüyoruz. Başka sefere çağırdıklarında daha güzel söyleyeceğiz. Böyle olursa biri kalkar onları kaydeder, söyler. O zaman dengbêjlik dirilir. Ama o bahçeyi sulamazsan kurur gider. - Peki Kürtler suluyorlar mı dengbêjlik bahçesini sence? - Kardeşime söyleyeyim; bu sefer MKM’yi çok sevdim. Önce geliyordum, ben Kürtçe için ölüyorum, mesela beni içeri atıyorlar, bana Türkçe “Sen kimsin, nerden geliyorsun?” diye soruyorlardı, bu sefer baktım Kürtçe konuşuyorlar, çok sevindim. MKM bu işin öncülüğünü yapabilir. Burada MKM’nin rolü büyük. - Eskiden radyo TV yoktu, dengbêjler klamlarıyla dili korur, olayları bugüne getirirlerdi. Şimdi radyo ve TV var, dil korunmuş, acaba dengbêjlik misyonunu tamamladı mı? - Hayır. Şimdiye kadar dengbêjlerin de MKM’nin de imkanları yoktu. Bugün Kürtlerin televizyonu var, MKM’nin imkanları var. Dengbêjlere bu imkanı sunabilirsiniz. Bugün Avrupa’da birkaç kişiyi televizyona çıkarıyorlar. Tamam onlar da bizim insanlarımız ama bir iki sözden sonra “Hevalê Şemdin dur burada yanlış söyledim” diyorlar. Bu oyuncak işi değil ki. Seydo’yu çağır, Zahiro’yu, Tahsin’i çağır sana Bavê Fexriya’dan başlasınlar, “Siloyê Elo”ye kadar söylesinler. - Şunu demek istiyorum, şimdiye kadar olayları bize aktarıyordunuz. Şimdi gazeteciler bunu yapıyorlar. Bu açıdan dengbêjlik ölüyor mu, yoksa dengbêjlik yöntem mi değiştirmeli? - Evet, ama sadece gazetecilerle bu iş olmuyor. Onlar da olmalı, dengbêjler de... Senin omuzlarına ne yüklenmişse onu yaparsın, sana fazla geleni bana verirsin. Herkes kendi döneminin Evdalıdır. - Yani dengbêjlik hep sürecek öyle mi? - Destek verilirse, değeri korunursa devam eder. Etmelidir de... Siz dengbêjler üzerine yazsanız, televizyon yer verse, dengbêjler buralara gelip klamlarını söyleseler, gençler, ‘Ne kadar güzel söylüyor, dur bende söyleyeyim” der, dengbêjlik bitmez. - Dengbêjler yeni hikaye ve olayları klamlaştırıp söylemeli mi? - Tabi ki yeni olayları söylemeli. Mesela Lice’ye gidip bakmalı, Lice yanmış onu klamlaştırıp söylemeli. Diyarbekir, Amed’de ne olmuş bomba patlamış, nerde parkta, kaç kişi ölmüş o kadar, ‘dur şunu klamlaştırıp söyleyeyim’ demeli. - Sence Dengbêjler Okulu’na ihtiyaç var mı? - Evet var. Öyle özel okul olsun falan da demiyoruz. Yine burası gibi... Nasıl tiyatro, sinema varsa, dengbêjlere de zaman ayrılmalı. - Okul olursa dengbêjlik dersini verebilecekler var mı? - Var, ben kendim bile ders veririm. Beni dinleyen artık kendisi klamları öğrenip kendisi üretebilir. Dengbêj olanlar anne karnında olmadılar. Tabi sadece öğretmekle de olmaz. Dengbêjlik aşkı olmalı. - Denbgêjlik müzikli olur mu? - Olur. Dengbêjlik iki türlüdür. Biri sade sözlü ve sesten oluşan klamlar, diğeri de müzik ile döşenmiş klamlar... Onu da, bunu da yapabilirler. Mesela Şêroyê Biro, Erivan Radyosu’nda söylüyordu. Eğer müzik olursa daha süslü olur, güzel olur. Müzik dengbêjliği bozmaz. - Şimdiki genç dengbêjler müzikli söylüyorlar. Onları izliyor musun? Nasıl değerlendiriyorsun yeni nesil dengbêjleri? - Bakıyorum, gençler çarşıya gidip bir şey alır gibi yaklaşıyorlar. Bakıyorum biri klam söylemiş, o da gidip ondan alıyor, söylüyor. Sadece böyle olmaz. Hiçbir zahmete girip de ‘Biz de şunu yapalım, üretelim’ demiyorlar. Ne dedim? İnsan başkalarının sermayesiyle tüccar olamaz. Eğer imkan olursa, yer olursa, desteklenilirse yeni nesil oluşur. Kürtler denbgêjliğe sahip çıkmalılar, yoksa onlar ölürler, kasetleri kalır, onlar da bir süre sonra kaybolurlar. |
|||||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
- Tabi ki yeni olayları söylemeli. Mesela Lice’ye gidip bakmalı, Lice yanmış onu klamlaştırıp söylemeli. Diyarbekir, Amed’de ne olmuş bomba patlamış, nerde parkta, kaç kişi ölmüş o kadar, ‘dur şunu klamlaştırıp söyleyeyim’ demeli.
gerçek sanatçı bu işte... spas heval...
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#5 (permalink) | |||||||||||
|
yaşadiğim binalar hepsi yiğik yollarima hep çalli çirpi sarmiş yüksek dağlar
kamkayalık ölüm geliyor her an anlik gözlerım görmüyor dünya bana olmuş kamkaranlık.teşekkür ederim.h.polat not. orjinaldir. |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| ‘Medeniyetin’ yıktığı Hasankeyf'te son durum | berxwedan | Tarih | 16 | 17-01-2008 11:31 PM |
| Müslüman Dünyası İşgal Altında | ergit | Sınırsız Muhabbet Burada | 1 | 22-12-2006 11:40 AM |
| Kürtçe tehdit altında | Kajîn Jîr | Genel Kültür | 0 | 15-11-2006 12:20 PM |
| Barajlar: Doğaya en büyük tehdit | freelyon | Genel Kültür | 1 | 28-08-2006 10:06 PM |
| Temiz su tehdit altında | berxwedan | Sınırsız Muhabbet Burada | 2 | 19-08-2006 11:57 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.