Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Şarkı Sözleri ve Sanatçı Tanıtımları > Son Çıkan Albümlerin Tanıtımı > Müzik Sohbet

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 05-06-2008, 07:06 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: rêwî
Mesaj: 9,972
Üye No: 3220
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 25872
Rep Puanı : 2586029
Rep Derecesi
berxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond repute
Arrow Dengbêjde saklı kalan ağıtlar - Rojda ve Alaettin Aykoç Röportaj


“Kürt müziğinin bir tek özünü koruduğu tarz dengbêjliktir. Dengbêjlerin yorum yapısı, söyleyiş biçimi, ses kullanma, gırtlak kullanma biçimi oldukça zordur. Dengbêjde saklı kalan, korunan efsanelerimiz, ağıtlarımız ve anlatımlarımız, duygularımız vardır.”

Dengbêjlik kültürü ve Kürt müziğinin gelişim düzeyine ilişkin görüştüğümüz sanatçı Rojda ve aranjörü Alaettin Aykoç, Kürt kültürünün özünün sadece dengbêjlikte korunduğunu dile getirdi. Sanatçılar, “Sanata yatırım geleceğe yatırımdır” diyerek, sanat çevrelerini duyarlılığa çağırdı.

1978’de Siirt’in Kurtalan ilçesine bağlı Tütün köyünde dünyaya gelen Rojda, 13 yaşında Mezopotamya Kültür Merkezi’nde (MKM) müzik çalışmalarına başladı. MKM bünyesinde çalışmalarını yürüten Koma Gulên Xerzan müzik grubunda uzun yıllar yer alan Rojda, Koma Gulên Xerzan’ın çıkardığı ‘Ji Bîr Nabin’, ‘Sonda Me’, ‘Rûkena min’ isimli üç albümle tanındı. 2006 yılında Koma Gulên Xerzan’dan ayrılan Rojda, daha sonra ‘Sebra Min’ adıyla çıkardığı ilk solo müzik albümüyle yeniden müzikseverlerle buluşur. 13 yaşında müzik hayatına başlayan Rojda, “13 yaşında gözaltıları öğrenen bir insan olarak, toplumda ve sanatta Kürt olmanın, Kürt müzisyeni olmanın beraberinde getirdiği ağır koşullar altında yaşarken her zaman halkımın yanında olmak istedim” diyor.

Rojda’nın aranjörü Alaettin Aykoç ise 8 yaşında kimseden ders almadan kendi çabasıyla bağlama çalmayı öğrenir. 1996 yılında Koma Azad’da yer alan Aykoç, 2001’de gruptan ayrılarak Koma Gulên Xerzan’da müzik çalışmalarına devam eder. 2005 yılında Koma Gulên Xerzan’ın ‘Rûkena Min’ adlı albümünün aranjörlüğünü yapar ve 2006’da Rojda’yla gruptan ayrılan Aykoç, Rojda’nın ilk solo çalışması ‘Sebra Min’ adlı albümün aranjörlüğünü üstlenir. Sanatçı Rojda ve Alaettin Aykoç’la dengbêjlik kültürü ve Kürt müziğinin gelmiş olduğu düzeyi konuştuk.

Kürt müziği ile Türk müziğini karşılaştırırsak, hangi etkilenmelerden söz edebiliriz?

Alaettin: Aslında sadece Kürt müziği değil, Ortadoğu’nun birçok müziği birbirinden etkilenmiştir. Sanatın kendisi kültür, dil, makam, ilke, yorum, gırtlak, yöre özellikleri ve benzeri etkenlerle içiçe yaşandığı için, mutlaka birbirlerinden bir şeyler almışlardır. Fakat şu da bir gerçektir; Türkçe yazılmış bir eseri Kürtçe’ye, Kürtçe yazılmış bir eseri ise Türkçe’ye çevirdiğiniz zaman eser anlamsız, eksik olur. Ayrıca Türkiye’de Kürdünden, Türkünden, Lazından tutun birçok dillerden ve kültürlerden katmanlar vardır.

Rojda: Bunun yanında Türkiye’nin Batı müzik tarzından etkilenmesi ayrı bir farktördür. Günümüzde artık “Bu Türk müziğidir, bu Kürt müziğidir“ diyemezsiniz. Kürtler sömürgeye uğramaktan kaynaklı olarak birçok kültürü aldıkları için kendi öz kültürlerini yaşamıyorlar.

Bu etkilenme müzik gruplarında ne düzeyde?

Alaettin: Özellikle 90’lı yıllardan sonra müzik dünyasına atılan gruplarda bunu görüyoruz. Eğer kendi öz topraklarından gelmemiş, o yaşam kültürünü almamış, kendi kültürü içinde beslenmemiş, o yaşam biçimini müziğine yansıtamamış ve metropol yaşamı içerisinde sanatsal arayışlara çıkmış ise onun müziğinde değişik kültürel tarzlar bulabilirsiniz. Dikkat ederseniz, bunun içinde Arapçası, Farsçası, Lazcası vardır.

Peki Kürt kültürünün özünü yansıtan hiç mi sanat dalı yok?

Alaettin: Kürt müziğinin bir tek özünü koruduğu tarz dengbêjliktir. Dengbêjlerin yorum yapısı, söyleyiş biçimi, ses kullanma, gırtlak kullanma biçimi oldukça zordur. Dengbêjde saklı kalan, korunan efsanelerimiz, ağıtlarımız ve anlatımlarımız, duygularımız vardır. Müzik genelinde, hangi dilde olursa olsun, bir duygu dilidir. Duygunun dışa yansımasıdır. Hani bir söz vardır: “Bir halkın idare ahlakını anlamak istiyorsanız, o halkın müziğini dinleyin.“ Bu çok anlamlı ve vurgulayıcı bir sözdür.

Sizce günümüzde Kürt sanatı hak ettiği statüye ulaşabilmiş midir?

Rojda: Bakın, kimliği kabul edilmeyen bir halk çok geride bırakılmaya çalışılır. Ve yaşadığı ülkede sömürge bir halkın sanatını yapıyorsa, belli kesimlere ulaşması imkansızdır. Kürt müziği 1997 sonrası serbest olmaya başlamıştır fakat hala toplumsal sansür edilmektedir. Bu konudaki en büyük sansür gücü medyanın kendisidir. Sanat, medya ile dünyaya açılabilir. Eğer Türkiye medyası, Batı medyası, sana karşı kapalı, sansürlü ise sen doğal olarak tıkanma tehlikesi ile karşı karşıya kalırsın.

Alaettin: Bir de yasaklı bir halksa, ne kültürünü, sanatını geliştirme, ne de sanatına bir sponsor bulma, prodüksiyon yapma şansı olur. Bu konuda sponsorlar olsun, prodüktörler olsun, bunlara ticari baktıkları için, sanatsal açılım yapamıyor ve hala yasaklı bir dile sahip olmak ile yargılanıyorsan, kendi üretim ve zihniyet gücüne güveneceksin. Saf ve sade ürettiklerin ile halkına ve dünyaya ulaşmaya çalışacaksın. Bu da çok zor, zaman ve sabır isteyen bir mücadeledir.

Rojda: Düşünün ki, medyası ile her gün uğraşmak, boğuşmak ve karşı karşıya gelme zorlukları içinde üretgen ve özünü korumuş bir sanatçı olmaya-kalmaya çalışıyorsun. Bu gibi sorunlara ve engellere çözüm ararken internet kullanımının yaygınlaşması Kürt müziğinin kitlelere biraz daha ulaşmasını sağladı. İnternet her ne kadar korsancılık ve benzeri işlemler sonucu sanatın maddi gücünü zayıflatsa da, diğer yandan müziği yayma gücünü unutmamak gerekiyor.

Peki bu bağlamda Kürt müziği hangi aşamalardan geçmiştir?

Alaettin: Kürt müziği medyanın engelleri ile karşılaşıyor. Dünyaya istediği boyutta açılamıyor ve şu an serbest görünse de, subjektif bir engelleme vardır. Bir konser için savcılık belgesinden/onayından tutun, ikamet ve kimlik belgelerine kadar, bunları sunduktan sonra, makam ve daireleri tek tek gezdikten sonra belki bir konser verme izini çıkabiliyor. Hatta bu gibi işlemlerden sonra konsere az kala sahne alma tekrar yasaklanabiliniyor. Bu da karar verenin o anki moraline bağlıdır. Yani olay sadece bir müziğin gelişmesi için temeli olan prodüksiyon olayı değildir. İstediğiniz kadar sanat üretebilirsiniz. Fakat önemli olan bir şeylerin aşılmasıdır.

Rojda: Kürt müziği bugüne kadar iman gücü ile ilerledi. Bir sanatın gelişmesi için artık bir şeyler sözde değil özde değişmelidir. Eğer kültürel haklar özünde korunur ise önceden baskılarla tıkanmış o halkın kültürel kalitesi de oluşur ve gelişir. Kendini ifade edebilmen için bir adresin olması gerekir. Kapıların kapandığı bir ülkede Kürt sanatı üretmek gerçekten zordur. O kadar engeller var ki. Söylenilen bir terimden dolayı yıllardır mahkeme kapılarında bekletiliyoruz. Benim şahsen ‘Hernepeş’ eserini seslendirdiğim için hakkımda açılan ve yıllardır devam eden iki davam var. ‘Hernepeş’ eserini okuduğum zaman gözaltına alınıyorum. Bunun nedenleri açık ortadadır.

Alaettin: Bunun yanında yılların Kürt sanatında bıraktığı bir etki vardır. Günümüzdeki müzik dinleyicisi daha otantik, daha Batı, daha modern soundlara ilgi göstermeye başladı. Arabesk kültür yavaş yavaş kırılmaya başlandı. Kürt müziği ise dış baskılar ve otosansür arasında/altında erimeye mahkum edilir.

Kürt müziğinin gelişmesi konusunda kurumlarımızın katkı ve etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alaettin: Kürt kurumların bu konuda büyük bir hata payı vardır. Tanıtım açısından en önemli etken budur. Eğer Türkiye medyası seni sansürden geçiriyor ise, eğer farklı kurumlar seni, dilini ve kültürünü halen reddediyorsa, senin kendi kurum ve kuruluşların sana kapısını açmalıdır. Kitleyi toplamak için popüler sanatçının peşinde koşan kurumlarımız bu sanatçılarımızı ister istemez piskolojik anlamda popülizme itmiştir. O sanatçı belki birey olarak popülizme karşıdır, fakat sürekli o yaklaşımları gördüğü, yaşadığı ve hissettiği için o da popülizme yöneldi. Bu bir yozlaştırma tarzıdır. Kürt müziğinin yayılmasında, gelişmesinde en büyük katkıyı başta MMC sunmuştur. Bir halkı ayakta tutan kültürüdür, bir kültürü ayakta tutan da sanatıdır. Sanatı gelişmez ise kültürü gelişmez, kültürü gelişmez ise o halk gelişmez ve dağılır.

Sanat kurumları genellikle ‘koruyan, besleyen, eğiten ve geliştiren bir aile “ olarak değerlendiriliyor. Sizce de öyle mi?

Alaettin: Evet. Bu çok güzel bir benzetmedir. Kurum ile sanatçı arasındaki ilişkiyi bir aile ilişkisine benzetirsek, aile çocuklarına evde bulunan şeker ve benzeri gıdaları göstermez, saklarlar. Eve dışardan bir misafir geldiği zaman o şekerler, krakerler, pastalar ile sofrayı donatır. Yanında büyüyen, gelişen, aynı ekmeği paylaşan çocuğuna ekmek peynir veren aile ”yabancı“ misafirine en görkemli yemekleri hazırlar ve o çocuğunu sofradan -klasik bir üvey evlat tavrı misali- uzak tutar. Bu eziklik doğal olarak kurumlara da yansıyor. Sanatın başarısı gelişim koşullarına bağlıdır. Bu da özgüvenle ele alınmalıdır. Özgüven ise toplumsal destekle gelişir.

Bireysel çalışmalarınıza dönersek son albümünüz yaşamı, dramı, örf ve adetleri, gelenek ve görenekleri anlatıyor. Kadına yönelik hassasiyetiniz de albüm de dikkat çekiyor...

Alaettin: Son albümün çıktığı dönemde birçok albümler aynı zamanda piyasaya çıktı. Bunların içeriği genelde slogan tarzında yorumlandı. Bizim sunduğumuz albümde ise hiçbir slogan yoktur. Albümün baştan başa bir konsepti vardır. Doğru, albüm temelde kadına yöneliktir, kadını anlatır, yaşamını, düşüncelerini, ezikliğini, sevgisini, gücünü, annenin çocuklarına karşı olan feryadını anlatır.

Albümünüzde aynı zamanda klasik Kürt ağıtları, dengbêjlerin klasik müziği yeni çağ müziği rap ile buluşuyor. Neden böyle bir konsept?

Alaettin: Büyüklerimizden, tarihimizden bize miras bırakılan dengbêjlerimiz vardır. Bu dengbêjler Kürt yaşam kültürünün özünü temsil eder. Her bir dengbêj bir efsaneyi anlatır. Bu tarz ile rap tarzını buluşturursak çok farklı bir tarz ortaya çıkıyor. Bu konuda siyahilerin rap ile bağlantılarını, rap tarzının özünü araştırınca, ezilenlerin dili olduğu ortaya çıkıyor. 1970 yıllarında Latin Amerika’da baskılar sonucu ortaya çıkan Hip Pop kültürü birçok insan tarafından yanlış algılanıyor. Hip Pop bir müzik türü değil, bir kültür biçimidir ve temelde dört unsurdan oluşur: Rap, DJlik, Grafik ve Breakdans. Albümde dengbêj tarzında şarkıyı okurken, elektronik müzikler kullanılmıştır. Yani dengbêjlikte harmoniler vardır, varolan öz kültürü, öz duyguyu, otantikliğini bozmadan, onun duygusunu daha da açığa çıkaran yöntemler ile istediğin şekilde düzenlemeyi yapabilirsin. “Ne anlattığın önemli değil, nasıl anlattığın önemlidir“ misali sunmak istediğimiz Kürt müziğini bozmadan, yozlaştırmadan yaşatmaktır. Yöresini, tarzını, içeriğini, yapısını bozmadan elektronik kullanabilirsin, saksafon kullanabilirsin, gitar kullanabilirsin ve bu şekilde onu estetize edersin. Önemli bir etkisi, yeni neslin böylece dengbêjlere yaklaşmasıdır. Bize bu konuda birçok olumlu tepkiler geliyor. Sunduğumuz sanat yolu ile 18 yaşında dengbêj müzik tarzıyla tanışan, buluşan ve kaynaşan gençlerimiz oluyor.

Kürt gençlerde son dönemlerde müziğe ilginin arttığı görülüyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Rojda: Katılıyorum size. Örneğin bizim Karadeniz bölgesinden hayranlarımız çok. Sanat bir duygudur. İnsanlarda ise duygu ortaktır. Duygu ile yaklaştığınızda, sanatın verimliliği evrenseldir. Bir Kürt müziğini Batı tarzında yapar sunarsan, o bir Batı kopyası olarak fazla ilgi çekmez ve ömrü kısa olur. Fakat özünden koparmadan, yöresini, kültürünü koruyarak o müziği estetize edersen, o bir yenilik olur ve toplumda kalıcı bir yapısı olur.

Bu konuda ”dünyayı evlere getiren“ internet çağının önemi var mıdır?

Rojda: Evet, bu konuda önemli bir vurgu internet çağının oluşması ve gelişmesidir. Youtube gibi benzeri sitelerde artık dünyanın tüm sanatçılarını izleyebilen bir dinleyici kitlesi ile karşı karşıyayız. Bu da ister istemez sanatın birleştirici noktasını önplana çıkarır. Sanat bir bakımdan kültürleri, halkları buluşturabilen bir güce sahiptir. Sanat toplumsal ve bireysel barışa temel olma gibi bir güce sahiptir. Bakın, bir gelişim temelden oluşur ise onun yaşam içerisinde kalıcı bir yapıya dönüşme gücü vardır. Bir sağlam zeminin oluşması sanat anlamında vazgeçilmez bir koşuldur.

Son albümünüz halkları ve duyguları buluşturma noktasında bir örnek olabilir mi?

Rojda: Son albümümüz reklamsız ve doğal bir şekilde çıkış yaptı ve görüldüğü gibi tutuldu. İnsanların öz kültüründen, dilinden ve halkından kopmadan, özüne saygı ve ilgi ile yaklaşması, vurguladığınız gibi diğer halkların da bu kültüre sıcak ve olumlu yaklaşmaları, yaşanılan maddi ve manevi zorluklara rağmen ürettiğimiz sanatın doğru olduğunu bu şekilde ispatlamıştır. Her ne kadar Kürt sanatı, kültür müziği yaparsa, orjinali, özü, farklılığı ve bununla beraber gelişen ilgi de o kadar ortaya çıkar. İnsan bir müzik dinlediği anda o yaşatılmak istenilen, dillendirilmek istenilen duyguyu hissetmelidir. Eğer bir insan müzik dinlediği zaman yüreğinde bir köprü oluşuyorsa, dinleyici üzerinde bu etkiyi, bu gelişimi bir sanatçı olarak başarmışsanız ve o dinleyicinin yüreğinde yer edinmişseniz, gerçek sanat yapmış olursunuz. Müzik duyguya köprü olduğu kadar halklar arasında da bir köprü olarak sayılmaktadır. Bir Hint müziği dinlediğinizde dilin anlaşılması ikinci plana düşüyor. Önemli olan orada alabildiğiniz hislerdir, duygulardır, yaratılan ve yaşatılanlardır. Duyguyu hissedersiniz, hissettirirsiniz. Yaşarsınız, yaşattırırsınız. Dil ondan sonra gelir. Okuduğum eserler İngilizce de olsa, o kültüre, o dile hakim olmazsam, onun duygusunu veremezsem, diğer İngilizce düz okuyan sanatçıdan hiçbir farkım olmayacaktır ve bilinen yobaz kopya sanatının arasında yer almış olacaktım. Bunu aşmak ya da önlemek, bunu düzeltmek gerekiyor. Her kültürün kendine has özellikleri ve güzellikleri vardır. Önemli olan onlara sahip çıkmaktır.

Bugüne kadar rant ve kariyer tuzaklarından uzak durarak, Kürtlerin sesi olmaya çalıştınız. Bunu nasıl başardınız?

Rojda: Ben gözlerimi 13 yaşında Mezopotamya Kültür Merkezi’nde (MKM) açtım. 13 yaşımda MKM müzik çalışmalarında yer almaya başladım. Mücadele ile tanıştım, hakları ve yaşanan haksızlıkları gördüm, tanıdım, yaşadım. Onun için o terbiyeyi aldım diyebilirim. Düşünün 13 yaşında gözaltıları öğrenen bir insan olarak, toplumda ve sanatta Kürt olmanın, Kürt müzisyeni olmanın beraberinde getirdiği ağır koşullar altında yaşarken her zaman halkımın yanında olmak istedim. Bir sanatı üretirken, onu niçin yaptığını, anlamını ve içeriğini anlatmaz, daha da önemlisi anlatamazsan o sanatın hiçbir toplumsal değer ifade edemez. Albüm sunarken, “Ben saçlarımı niye böyle boyadım“ diye saçlarımla uğraşırsam bunun pek bir anlamı olmayacaktır, Kürt halkının, toplumsal ve sanatsal gelişimi açısından çok faydası olmayacaktır. Türk medyası hayatımıza yoğun bir şekilde girmek, bizleri etkilemek, özümüzden koparmak, farklılaştırmak ve temelinde kültürel anlamda eritmek istiyor. Bu yozlaşma dediğimiz tuzak her gün kapımızı çalabilir. Önemli olan kapının anahtarını elimizde tutmaktır. Sabit bir duruş, sunuş ile ve sabit bir yaşam ile günümüzün sanatına ve en önemlisi sanatsal geleceğimize önemli katkılar sunabiliriz.

Kimi sanatçılarımız çok başarılı olmalarına rağmen, arkalarında canlı bir miras bırakmaktan çekiniyorlar. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alaettin: Doğrudur, örneğin Şivan Perwer gibi kaliteli müzik yapan bir insan hiçbir öğrenci yetiştirmemiştir, onun önünü açmamıştır. “Bu beni sollar geçer“ korkusu ile sanata eğilen gençlerimizi müzikten soğutarak kendi koltuklarını korumaya çabalayanlar var. Bu tekleştirme ve bencillik çok yanlış bir tutumdur. Aslında bu bizim yaşam felsefemizde korunan bir yapıdır. Her zaman kendimize bir yedek oluşturmak. Maalesef bu verimli düşünce sanat dünyasında çok az açığa çıkıyor.

Rojda: Bazı programlara katılıyoruz, program yapımcısı ve aynı zamanda sunucusu “Ben ben ben“ misali kendisi söylüyor, okuyor ve monolog yaparak programı bitirebiliyor. Sen orda bir dekorasyon gibi durup kalabiliyorsun. Bu çok yanlış bir yaklaşımdır. Bu gibi programları nda günümüzde fazlasıyla yayıldığını görüyoruz. İki türkü söylemiş her insan sanatçılık adı altında kollarını program sunuculuğuna sıvıyor.

Alaettin: Bu bir nevi çok doğal bir reaksiyondur. Sürekli horlanan, sürekli aşağılanan bir kişi, insanlar tarafından çok sevilmek istenir, popüler olmak ister. Bu ezilmişliğin bir gerçekliğidir ve bu sonuçlar kültürel programların düzeyini gün geçtikçe daha da çarpıcı bir şekilde düşürüyor.

Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz?

Alaettin: Kürt müziği yozlaşmaya doğru gidiyor. Bunu el birliği ile engellemek, önlemek gerekiyor. Bu konuda öncü rolünü MKM ve Akademi oynamalıdır. Fakat şu bir gerçektir: Oluşumları ayakta tutan ekonomilerdir. Bunun için de finasman gerekiyor, yatırımlar gerekiyor. Yok olma ile karşı karşıya olan bir sanatı anlamak, yaşamak ve yaşatmak için onun tarihini de bilmek gerekiyor. İnsan kendi benliğine ulaştığı oranda, kendini kabullenir ve o orada kendini geliştirir. Sanat akademilerinde tarih bilimcilerinin bulunmaları şarttır. Bir süreklilik içinde kopyalamalar değil, yenilenmelerin olması gerekir. Bu süreklilik ve verimlilik anlamında önemlidir. Akademiler birer çiçek bahçeleridir. O bahçelerin filizlenmesi, gül açması gerekiyor.

Rojda: Bu konuda tüm sanatçı arkadaşlarımızı, tüm müzik severlerimizi bilimcilerimizi ve halkımızı özünden kopmamaya, filiz olmaya, gül bahçelerimizi korumaya ve yaşatmaya davet ediyoruz. Sanata yatırım, geleceğimize yatırımdır.

NİHAL BAYRAM



YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

berxwedan is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Dünden Bugüne Kürt sanatçıları 2 - müzik sanatçıları pılıngo Albüm Cover 227 22-11-2008 04:07 PM
Günümüz Meyremxan’ı Rojda (Röportaj) newalaqesaba Sanatçı Tanıtımları 11 20-06-2007 07:14 PM
Rojda Ciwan Sedo Kürtçe Lyrics 1 12-06-2007 05:24 PM
BÖlÜnebİlme Kurallari berxwedan Geometri, Matematik 17 27-02-2007 11:09 PM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 08:13 AM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.