|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||
|
![]() Mozart'ın Müzik Anlayışı ve Müziğinin Özellikleri Onsekizinci yüzyılın ortalarından beri müzik alanındaki harikalardan söz ederken 'Yeni bir Mozart' deyimini kullanmak adet olmuştur. Yeni bir Mozart deyimi, hem doğuştan üstün bir yeteneği, hem de verimli bir yaratıcılık gücünü ifade etmektedir. Ne var ki, şimdiye kadar gerçekten ikinci bir Mozart yetişmiş değildir. Mozart kısacık bir ömür için inanılmayacak kadar çok eser yarattı. Ludwig von Köchel'in kataloğundan sayısının 626'yı bulduğu görülen bu eserlerin çoğunluğunu klasik müziğin hemen her çeşidindeki anıtsal örnekler oluşturmaktadır. 41 senfonisi, 20 kadar opera ve 28 kadar da piyano konçertosu vardır. Bu büyük ustanın günümüze kadar yansıyan müzik anlayışı ve müziğinin niteliği, on sekizinci yüzyıla 'Mozart Mucizesi' damgasını vurdu. Mozart mucizesi, derin görüşlü sayısız uzmanın araştırmalarına rağmen büyük bir olasılıkla hiç bir zaman tam bir aydınlığa kavuşturulamayacak, sihir gücünün esrarı sürüp gidecektir. Kesin olarak söylenebilecek tek şey, dehasının sentetik ve evrensel olduğu, müzik dilinin de uluslararasi bir değer taşıdığıdır. Mozart, en çeşitli, hatta birbirini tutmayan etkileri şaşılacak bir kolaylıkla, ahenk içinde birleştirmiştir. Eserlerinde antik çağların polifonisini, Orta ye Kuzey Almanya'nın barok müziğini, İtalyan operasının yeni katkılarını, Viyana Mannheim okullarının çalgı müziği tekniğini ve o zamanki Fransız müziğinin özelliklerini bağdaştırmayı bilmiştir. Romantizmin ilk belirtilerini taşlmakla beraber Mozart her şeyden once İltalyan operasından türeyen melodi anlayışına bağlı bir sanatçıdır. Hiç bir müzikçi onun kadar, eserlerinde inişli çıkışlı, sevinçli ve hüzünlü bir yaşamın kararsızlıklarını yansıtmamıştır. Ortaya çıkardığı her yeni eserini dinlerken tabiatin bu harika çocuğuna hayranlığı daha da büyüyen ünlü düşünür Goethe, O'nun yeteneği ve müziği hakkında, 'Tanrı ve doğanın yüzüyle karşımıza çıkan, dolayısıyla kalıcı ve sürekli olan eylemleri doğuran üretici gücün dışında nedir üstün yetenek? Mozart'ın bütün besteleri işte bu nitelikleri taşır; onlar da, kuşaktan kuşağa etkili olan ve yakın bir zamanda tükenecek gibi gözükmeyen yaratıcı bir güç var' demiştir. Peki, Mozart Tanrı'nın kendisine armağan ettiği bu yaratıcı gücü nasıl etti de, etkisi çağları aşan şaheserlerini ürettiği o erişilmez doruğa çıkardı? Onsekizinci yüzyılda müzik sanatında büyük değişiklikler oldu. Önceki yüzyılın özenilmiş şekiller ve desenler içinde gelişen, süslü ayrıntılardan ibaret ve ifade ağırlığından yoksun eski 'Barok' geleneğinden sıyrılan müzik, yeni anlayışla, insanın gerçek mücadele dünyasını yansıtan bir araç olarak gelişti. Kuşkusuz bu gelişmede Büyük Fransiz Devrimi' ni doğuran düşüncelerin etkisi büyük olmuştur. Bu yeni müziğin, armonik hareket, dinamik ritimsel kontrastlar üzerine kurulu bir biçimi vardı. Bu yeni biçimler senfoni, uvertür, konçerto, sonat ve yaylı çalgılar dörtlüsüdür. (İki kemanla bir viyola ve bir çellodan oluşan) Melodi bu müziğin biçiminde birincil durumda idi ve müziğe duygusal renkler katan değişik armonilerle destekleniyordu, halk şarkısı ve halk dansı da zengin biçimde kullanılıyordu. Gerçekte bu yeniliklerin kökleri, daha önceki ve daha az tanınmış bestecilerdir. Fakat J. Haydn ve L.V. Beethoven'ın yanı sıra Mozart, bu yeniliklerin müzik dünyasına egemen olmasını sağlamıştır. Genç Mozart, hocası J.Haydn'ın da katkısıyla, gerçek bir dünyada gerçek insanların hareket ve duygusal dramlarını yansıtmayı gaye edinen yeni müzik anlayışının zengin olanaklarını çok iyi görüp değerlendirdi; zengin armonileme ve orkestra egemenliği gibi getirdiği yenilikler yanında, çok daha geniş bir yapı dizesi içinde ifade ağırlığını ve değerliliğini belirginleştirme tekniğini ustalıkla kullanmak suretiyle, bu yeni akımın günümüze kadar gelen ölümsüz eserlerini yarattı. Müziğinde dehası, nükteciliği, hüznü ve hırsı anlam buldu. Mozart'ın tanrısal seslerle ördüğü ölümsüz eserleri, yoğun olarak SEVGİ, NEŞE, COŞKU ögelerini taşımakta, insanları birbirine yaklaştıran DOSTLUK ve KARDEŞLİK duygusunu coşturmaktadır. Mozart'ın müziği, içinde taşıdığı anlamları kendi sihirli notaları ile kalplerde duyurur. Mozart hayranlarının, 'Fakat Mozart başkadır, onun işi kalplerledir. En küçük bir melodisi bile hemen kalbin yolunu bulur' demeleri de bu yüzdendir. Mozart'ın yaşamı ve müziği üzerinde çalışmalar yapan Çek asıllı Amerikalı müzik bilgini Paul NETTL'in dediği gibi, 'Mozart insanlığa firtınalı ruhları sakinleştiren, acılan gideren, monoton ve melankoli dolu zamanı güzelleştiren, insanlara sevinç veren, onlara güzel duyguları aşılayan müziği ile hizmet etmiştir.' Mozart insanları ölçüsüz derecede seviyordu ve bu sevgisini onlara bıraktığı ses anıtlarıyla kanıtladı. Bu ses anıtlarında üzerinde yaşadığımız dünyanın gerçek anlamını yani İNSAN SEVGİSİ'ni göstermeye çalıştı. 'Sevgi, dostluk ve müzikle oluşur. O da, bilgi sahibi, duygu sahibi olmayı gerektirir, yaşamın üstün düzeyine ancak böylelikle varılabilir' diyordu. Mozart, bütün eserlerinde GÜZELLİK ve SEVGİ'yi daima ön plana çıkarmıştır. Bir çok bestesini çocukluğunda oynayamadığı oyunların özlemini gidermek, tadına varabilmek için adeta onları birer çocuk oyunu yerine koyarak yapmıştır. Eserlerinin hepsinde yalınlık ve dinginlik egemendir. Bu özellik, eserlerindeki şekil mükemmelliği ile öz derinliği arasındaki harikulade ahenkten ileri gelir. Mozart müziksel ifadede durmadan daha zengin, daha derin ve daha yeni olmaya çalışmıştır. İşte Mozart müziğinin bu dokusu, insan ruhunda Nettl'in de belirttigi etkileri yaratan sihirli gücü ortaya çıkarmaktadır. Piyano için yazdığı eserlerde, melodi zenginliği, olağanüstü aydınlık ve ince bir yapı göze çarpar. Armoni ve melodi yalınlğı içinde soylu, ama çeşitlilik kapsayan bir ruh zenginliğine erişilmiş olduğu görülür. Mozart, 'melodi müziğin özüdür' diyordu. Bu yüzden eserlerinin hepsini, dinleyen kalpleri ışıltılarıyla aydınlatacak olan tarifsiz güzellikteki melodilerle bezendirmiştir. Mozart'ın doyulmaz güzellikte ses dantelleriyle dokuduğu anıtsal eseri 'Don Giovanni'yi büyük Alman ozan ve bestecisi Hoffmann, 'Operaların operası' diye över ve pek çok müzik eleştirmeni, tarihçisi ve uzmanı da hak verir bu yargıya. Gerçekten de, bu esere türleri arasında belirli bir yer bulmak güçtür. Mozart'ın dram anlayışı ve estetik görüşü yanında, derin anlam ve simgeler taşımaktadır. Eserde Mozart'ın kendi insancıl inancından esinlenmiş bir çabaya yöneldigi ileri sürülür. İşte bu özelliği, 'Don Giovanni'yi yüzyılların ötesine itecek, Goethe gibi güç beğenen bir dehaya 'müziğin karakteri Don Giovanni gibi olmalı. Faust'u yalnızca bir Mozart besteleyebilir' dedirtecektir. Eserin uvertürünü, Mozart son anda, ilk temsilden bir önceki gece sabahlayarak yazmış uykuya dalmamak için eşi Constanze'dan yanında durmasını ve dans etmesini istemis. Neden böyle olmuştur? Çünkü, kafasındakileri daha kağıda dökmeden önce bestenin bitmiş olması, Mozart'ın belli başlı bestecilik özelliğidir. Müziğini notaya geçirmesi Q'nun için yalnızca mekanik bir iştir. Dolayısıyla bu işi daima son ana bırakmayı tercih etmiştir. Eserlerinin çoğu, uzun süreli tasarım ve değerlendirmelerin ürünüdür. Bunları, çok sevdiği bilardoyu oynadığı sırada bile, aceleyle kaleme aldığı olmuştur. Bu tutumunu, O'nun sanata karşı gevşek davrandığı biçiminde değerlendirmek yanlış olur. Zira, en hızlı yazdığı zamanlarda bile, el yazısı o kadar açık, seçik ve düzgündü ki, daha sonra temize çekme gereğini hissetmemiştir. Türk Müziği ve Mozart Mozart için Türklerin ayrı bir önemi vardır, Türkler için de Mozart'ın. Mozart Türklerle, müzik ve töreleriyle gençlik çağlarından başlayarak ilgilenmiştir. Osmanlıların Viyana'yı kuşatmaları sırasında ve sonrasında, Avrupalılar, özellikle de Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun yurttaşları Türklerle yakın ilişkilere girmiştir. Kuşatma dağılıp Viyana kurtulunca, daha önce korkulan düşman artık merak konusu olmaya başlamıştı. Osmanlı giysileri hem erkekler, hem de kadınlar arasında moda olmuş, Mozart'ın da tiryakisi olduğu Türk kahvesi Viyanalıların yaşamına bir daha çıkmamak üzere girmiştir. Mehter takımının vurmalı ve üflemeli çalgıları da Avrupa askeri bandolarını etkilemiş, mehter müziğinden Mozart başta olmak üzere çok sayıda besteci yararlanmıştır. Türklerle ilgili konular müzikli sahne oyunlarının en gözde malzemesi durumuna gelmiş ve bu gelişme 18. yüzyılda Avrupa'da 'Türk Operası' akımını yaratmıştır. Bu akımın sayısı yüzü aşan örnekleri arasında en ölümsüz olanı ise Mozart'ın 'Saraydan Kız Kaçırma' adlı eseri olmuştur. Korsanlar tarafindan kaçırılarak Osmanlı sarayına ya da paşa konağına satılan bir Avrupalı genç kızın vatanındaki sevgilisi tarafindan bin turlü hile ve desiseye başvurularak kaçırılması temasını işleyen 'Saraydan Kız Kaçırma' operası, Mozart'ın Türk müziği motiflerine ve harem hikayelerine olan ilgisinin bir ürünüdür. Bu ünlü eser, Mozart'ın yeni yerleşletiği Viyana'da kendisine duyulan hayranlığın artmasına, imparatorun gözüne girmesine ve Alman operasının İtalyan stilinin egemenliğinden bir ölçüde kurtulmasına yol açmştır. Mozart'ın Türk müziğinin ritmik, ezgisel ve tınısal özelliklerine duydugu ilgi sadece operalarla sınırlı kalmadı. Dünyanın 'Türk Marşı diye adlandırdığı ünlü eser, Mozart'ın en sevilen eserleri arasındaki yerini bu yüzyılımızda da korumaktadır. 'Türk Marşı' aslında K.V. 331 La major piyano sonatının 'Alla Turca' başlıklı son rondo bölümüdür. Benim de çok sevdiğim bu eserle ilginç bir anım vardır: Memuriyetim nedeniyle Almanya'da bulunduğum sırada, sürekli olarak klasik müzik yayını yapan bir radyonun dinleyici istekleri programını izlerken, orada taksi şoförlüğü yaparak hayatı kazanmakta olan bir vatandaşımızın taksisinden radyoyu arayıp bu eserin çalınmasını istemesi ve spikerin bunu büyük bir heyecanla, 'İşte çok önemli bir istek! Şimdi dinleyeceğiniz güzel meledilerin kaynağından anlamlı bir dilek! ' diye anons etmesi beni derinden etkilemiştir. Görüldüğü gibi, farklı iki ulusun ve kültürün çocuklarına bu ortak heyecanı duyurtan şey gerçekte, 'Mozart müziği her kuşakta türlü parıltılala ışıldayan saf altına dönüştü. Onun evrensel düzenle tınlayan müziği, er geç yeryüzü ruhuna katılarak, ruhtan ruha geçerek dünya karmaşasının bitimine yardım edecektir.' diyen Alman müzik bilgini Alfred Einstein'ı da haklı çıkartan, bu müziğin etkileri asırları aşan ve tükenecek gibi görünmeyen evrensel anlatım gücünden ve uluslararası niteliğinden başkaca nedir ki? Ölümünden bu yana geçen iki asırlık zaman içinde, her kuşak onun eserlerinde bir başka anlam ve güzellikler bulmuştur. Eserlerindeki derin anlam ruhlara işledikçe Mozart'ın insanlığa yardımı daha da önem kazanacaktır. M. ERTONG Bu mesaj en son " 25-03-2007 " tarihinde saat 10:43 AM itibariyle Kajîn Jîr tarafından düzenlenmiştir.... |
|||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
MOZART’LA İLGİLİ KÜÇÜK ANILAR ve BİLGİLER
EVLENME TEKLİFİ Küçük Wolfgang, İmparatoriçe Maria-Theresia’nın huzuruna çıkarken kendisine iki prenses eşlik ediyordu. Bunlardan biri, ilerde Fransa Kralı ile evlenecek olan Marie-Antoniette idi. Yeni cilalanmış parkenin parlaklığı Wolfgang’ın çok hoşuna gitmişti. Yavaşça yürüdükleri halıdan ayrılarak, ayna gibi parlayan döşemenin üzerine bastı. Ama aniden dengesini kaybederek yere yuvarlandı. Marie-Antoniette hemen küçük yaramazı kucağına alarak, canının acıyıp acımadığını sordu. Genç kızın boynuna sarılan Wolfgang, büyük bir ciddiyetle şunları söyleyecekti: “Bana karşı çok kibar davrandınız sizinle evlenmek istiyorum”… İLK SENFONİSİ Ağustos ayında Londra yakınlarında Chelsea de bir ev kiralamıştık. Babam çok hastaydı. Onu rahatsız etmemek için piyano çalmamız yasaktı. Vaktini boş geçirmemek için kardeşim Wolfgang, ik senfonisini besteledi. Bazen yanına oturup, yazdıklarını kağıda geçirmekte kendisine yardım ederdim. “Korno için güzel bir melodi yazmayı bana unutturma” diye tembih ett. İki ay sonra babamız yeniden eski sağlığına kavuşunca Londra’ya geri döndük. (Nannerl’in Not defterinden, 1764) ESERLERİ NASIL SIRALANDI Mozart’ın eserleri söz konusu olduğunda daima karşılaşacağımız iki harfi açıklamakta yarar var. bestecinin oldukça dağınık olan eserleri, 19. yy.da müzik tarihçisi Ludwig Köchel (1800-1877) tarafından kronolojik olarak sıralanmış ve Almanca “Köchel KATALOĞU” anlamına gelen KÖCHEL VERZEİCHNİS kelimelerinin baş harfleri olan KV ile gösterilmiştir. Bestecinin son eseri olan REQUIEM’in numarası KV 626’dır. BABASINDAN MOZART’A: HEMEN PARİS’E DOĞRU YOLA ÇIK! “4 Şubat tarihli mektubunu büyük hayret ve korku içinde okudum. Yazdıklarının etkisiyle uykusuz geçen bir geceden sonra bu satırları kaleme alacak gücü kendimde buldum. Çevrendeki insanları tam olarak tanımadan, onların her söylediklerine kanmak belki de senin en büyük kusurun. Tüm aileni ve Paris’te seni bekleyen parlak geleceği bir yana itip, nasıl hiç tanımadığın insanlarla konserler yapmayı hayal edebiliyorsun? Bay Weber ve Alaysia ile yapmayı planladığın geziyi, sanki bir roman okur gibi okudum. Böylesine gerçekten uzak bir düşünceyi nasıl aklından geçirebiliyorsun? (…) hemen Paris’e doğru yola çık! Aklında yalnızca orada elde edeceğin başarılar olsun. Ancak Paris’te elde edeceğin bir başarı, senin tüm dünyada ün kazanmanı sağlayabilir.” 12 Şubat 1778 MİLANO’DAN NANNERL’A MEKTUP “Sevgili kardeşim, operam bütün vaktimi aldığı için sana uzun zamandır yazamadım. Ama şimdi kendimi affettirmek istiyorum. Operam burada çok beğenildi ve salon her gece tümüyle doluyor. Herkes uzjn zamandır Milano’da böylesine güzel bir eser oynanmadığını söylüyor. Babam ve ben Paskalya’da yeniden seni ve annemi görebilmeyi ve tüm yaşadıklarımızı keyifle anlatabilmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz. Addio… Not: Dün, operamı kopya eden kopist bizi görmeye geldiğinde eserlerimi Lizbon için de yazdığını söyledi. İşte böyle sevgili Mademoiselle Ablam. Senin kardeşin olma şerefini daima korumak isteyen… Wolfang / Milano, 12 Ocak 1771 LİBRETTİSTİNİN KALEMİNDEN MOZART “O zamanlar Viyana’da bence adı anılmaya değer iki besteci vardı. Biri İmparator II. Joseph’in çok sevdiği Martini, diğeri ise Wolfgang Mozart’tı. Onu dostu ve koruyucusu Baron von Wetzlar’ın evinde tanıdım. Doğuştan sahip olduğu dehası, Mozart’I gelmiş geçmiş bestecilerin hepsinden üstün kılıyordu. Ama onu çekemeyenlerin engellemeleri yüzünden, henüz kendini tam olarak gösterememiş ve tıpkı toprak altında kalmış bir cevher gibi farkedilmemişti. Bu eşsiz dehanın unutulmaz eserlerini yaratmasında, benim sürekli ısrarımın ve enerjimin de önemli bir yer tuttuğunu her zaman gururla hatırlarım. Beni çekemeyenler, bazı gazeteciler ve Mozart biyografları, böyle bir şerefi benim gibi bir İtalyan’a vermek istemeyebilirler. Ama tüm Viyana, Mozart’I ve beni tanıyanlar, onun ailesi ve en önemlisi bu birlikteliğin ilk kıvılcımı evinde parlayan Baron von Wetzlar söylediklerimi doğrulayacaktır.” (Lorenzo Da Ponte’nin 1820’lerde yayınladığı ANILAR’ından) SENİ 1.060.437.082 KEZ ÖPERİM “Sevgili karıcığım, senden bazı ricalarım var. sakın üzüntülü durma, sağlığına dikkat et ve bahar havasına güvenme. Mektuplarında ikimizi ilgilendiren konulara daha çok yer ayır. Her gece yatmadan önce saatlerce resminle konuştuğumu unutma. Seni 1.060.437.082 kez öperim. Bu sayıyı konuşma çalışması yapman için yazdım. Her zaman sana sadık kocan ve arkadaşın… Wolfgang..” Dresden, 16 Nisan 1789
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
![]() Ludwig Van Beethoven 1770-1827 (16 Aralık (?) 1770’de Bonn’da doğmuş 26 Mart 1827’de Viyana’da ölmüştür) . Gariptir ama, büyük şahsiyetler günümüze ne kadar yakın olursa, hayatları bize o nispette efsanevi görünmektedir. Beethoven hakkında da o kadar çok fıkra, rivayet ve romanvari hikayeler söylenmiştir ki, onun asıl şahsiyeti ve karakteri, edebi hayalperestliğin keşif perdesi altında kaybolmuştur. Sevgiden doğan bir ihtimamla ve hiçbir emekten çekinmeksizin en ufak teferruata kadar yapılan yorucu ilmi araştırmalar, onun hayatında meçhul kalan bütün hususları aydınlatmışsa da bu durum hala devam etmektedir. Hala harikulade güzel bir eser olan SONATA QUASİ UNA FANTASİA hakkında AY IŞIĞI ile ilgili hayaller kurulur, “kaybolan kuruş yüzünden duyulan hiddetin“ gürültülü tasviri yapılır ve hala “Titan“ Beethoven’dan söz edilir. Yaşama sevincini tattığı Bonn’da geçen çocukluk hayatı bile, mutad olarak anlatıldığı tarzdan farklıdır. O sırada, müzikli piyesleriyle tanınan Neefe Beethoven’in başta gelen hocası oldu ve onun dikkatini Bach’ın eserleri üzerine çekti. Böylece Beethoven’in gerek tabiatı, gerekse besteciliğinin temeli bu gençlik çağında atıldı. Renania halkına mahsus canlılığını hiçbir zaman kaybetmedi. Bonn’da kendisini gören Haydn’ın tavsiyesi üzerine Mozart’ın talebesi olmak gayesiyle Viyana’ya gitti. Fakat annesinin ölümü bu teşebbüsün gerçekleşmesine engel oldu. İkinci defa Viyana’ya gidişinde ise Mozart ölmüştü. Haydn genç Beethoven’e rehber olmak vazifesini üzerine aldı. Lakin onun asıl hocası, füg tekniğiyle anılan Albrechtsberger oldu. Beethoven’e Ren sahilindeki memleketine bir daha dönmek nasip olmadı; Viyana’da kaldı. Tabiati haliyle insanlar arasına katılmayı ve hoş sohpetliği seven Beethoven’in hayatta yalnız kalması, önüne geçilemeyeceği anlaşılan sağırlığının gittikçe artması ve babalık yaptığı yeğeni yüzünden duyduğu derin üzüntüler hayatı üzerine bir gölge teşkil ediyordu. Fakat yaratıcılığı ile kendini insanlığa karşı borçlu ve vazifeli sayan Beethoven, bir zaman için kafasında beliren hayatına son verme düşüncesinden kendini uzaklaştırdı. Bu hareketi, onun asil tabiyatlı olduğunu ifade eder. O yüzdendir ki, büyük bir mesuliyet duygusu içinde fikri ve ahlaki prensiplerinden bütün hayatı boyunca hiçbir zaman ayrılmamıştır. HEİLİGENSTADT VASİYETNAMESİ diye anılan yazısı bunu ispat eden bir vesikadır. Beethoven’in bu karakterini eserleri aksettirmektedir. Çünkü Onun sanatı, şahsi itiraflarının tesiri altındadır. Onun sanatı ile, XIX. yy’ın başlangıcına rastlayan yeni bir devrin kapısı açılmıştır. Bu dönüm noktasında, mevcut nizamdan ayrılan, yeni bir nizam arayan insan tek bir fert olarak Tanrı, zaman veya keder dediğimiz kuvvetlerin karşısına kendi iddia ve sorularıyla çıkıyor. Bu gidişin derin izlerini taşıyan asrın sanattaki ifadesinin esasını, büyüklüğünü ve trajik mahiyetini doğru olarak anlamak istiyorsak, bu keyfiyeti iyice göz önünde tutmalıyız. Beethoven’in tarihi durumunu da bu gidiş tayin etmiştir. Haydn’ın sanatı, sosyal bir topluluk ve nizam içinde kökleşmiş bulunuyordu. Beethoven’in sadece 9 senfoni yazması bile bu durumu açıkça göstermektedir. Bunlardan bilhassa ikisi (biri onun tabiata bağlılığının delili olan 6. pastoral senfonisi ve diğeri, Schiller’in “Neşeye Od’unu“ bitiş korosu olarak kullandığı 9. senfonisidir) kendinden sonraki gelişme sahasını ihata etmektedir. Piyanonun yeni ifade imkanlarının keşfi (mesela piyano sonatlarında) , yaylı sazlar kuvartetlerinin developman kısımlarında yeni şekillendirme unsurlarının ihdası, çok sayıda kontrpuvan tekniğinden faydalanan son eserlerinde beliren yeni form prensipleri etrafındaki teşebbüsler, müzikle büyük insani ve yapıcı fikirlerin birleştirilmesi gibi hareketler, yaratıcı yeni bir ışık altında gösteren unsurlardır. Bizce onun büyüklüğünü ve yüceliğini katiyetle tayin eden, umumi rağbete mazhar olan popüler eserlerden ziyade, çağdaş taraftarlarının bile anlamayarak reddettiği ve bizim de kısmen henüz çözemediğimiz “SON“ Beethoven devrinin eserleridir. O zamanki Beethoven, Haydn’a yakın olan ilk yaratma devrinin çekici güzelliğini terkederek, eskiden beri “orta devir“ denilen meşhur sonat, senfoni ve oda müziği eserlerindeki trajik ve şiddetli ifade tezahürlerinden sonra, vakitsiz gelen ihtiyarlığın saf ve halis ifadesini bulmuştu. Beethoven, ahlaki olgunluğunu ve insanlığı eserlerinde dile getirmiş bir sanatkardı. Şair E.Th. A. Hoffmann, çağdaşı Beethoven için “Romantik“ tabirini kullanmıştı. Beethoven’in açtığı asrın bütün yaratıcı sanatkarlarının onu örnek alarak hareket ettiği düşünülürse, Hoffmann’ın bu tabiri yanlış değildir. Schubert’ten Bruckner’e, Schumann ile Brahms’tan Reger’e, Berlioz ve Liszt’ten Strauss’a kadar uzayan, Wagner ve Pfitzner’de, hatta nihayet Bartok’da şekil alan bir gelişme bu BEETHOVENCİLİK’te toplanabilir ki, sanatlar arasındaki sınırları aşarak aynı asrın genç şairlerini de coşturmuş ve yaratıcı hamlelerle teşvik etmiştir. Böylece Beethoven’in kendi şahsiyetinde pek manalı bir şekilde nöbet değiştiren iki devir arasında mutavassıt bir mevkide bulunmaktadır.
__________________ Bu mesaj en son " 21-07-2006 " tarihinde saat 08:48 AM itibariyle Kajîn Jîr tarafından düzenlenmiştir.... |
|||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
Beethoven'ın kemanıyla 200 yıl sonra
Ludwig van Beethoven'ın özel kemanı yaklaşık 200 yıl sonra kutusundan çıktı. Alman sanatçı Daniel Sepec, kemanı Beethoven'ın bestelerini seslendirdiği CD'nin kaydında kullandı. Beethoven Vakfı (Beethoven Fund for Deaf Children) , özel kemanın ilk kez bir CD kaydında kullanıldığını duyurdu. Kemanın kullanıldığı CD'de bu özel enstrümanın tarihi de anlatılıyor. Alman keman sanatçısı Daniel Sepec, bestecinin keman ve piyano sonatlarını seslendirdiği albüm için kemanı kullandı. Beethoven 1827'de hayata gözlerini yumduktan sonra, 19'uncu yüzyılın başlarına kadar ailesinde bulunan keman, daha sonra ABD'de ortaya çıktı. Uzun yıllar sonra bulunan keman, 1995'te sembolik bir ücret karşılığında Beethoven Vakfı'na satıldı. 1848'de onarım geçiren keman, vakfa geçtikten sonra da bir kez daha yenilendi. Beethoven, 10 keman sonatı, keman ve orkestra için bir konçerto yazmıştı. Sanatçının keman üzerine yazdığı, yayınlanmamış bazı çalışmaları da bulunuyor. Cnntürk
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#5 (permalink) | |||||||||||
|
Doğumunun 250'nci yılı tüm dünyada 'Mozart Yılı' olarak kutlanan büyük besteci Mozart'ın eserleri, Aykut Barka vapurunda düzenlenen 'Mozart Vapurda' konserleriyle İstanbullularla buluşuyor. İlki dün gerçekleştirilen konserler, Mozart'ı geniş halk kitleleriyle buluşturmayı amaçlıyor. 'Mozart Vapurda' konserleri için ses, ışık ve sahne sistemleri kurulan Aykut Barka vapuru, 23 eylül cumartesi gününe kadar her gün değişik bir hatta yolcu taşıyarak Mozart'ın bestelerini yolculara ulaştıracak. Vapur seyir halindeyken verilecek konserler sırasında sanatçılarla vapur personeli 18'inci yüzyıla ait kostümler giyerek dönemin havasını yaşatacak. 'Mozart Vapurda' konserleri, Kuzey Kıbrıslı piyanist Rüya Taner'in 23 eylülde vereceği resitalle son bulacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, etkinlik belediyenin iştiraklerinden İDO A.Ş. ile Vakıfbank'ın katkılarıyla düzenleniyor. Cnntürk
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| vinamp a rakip yeni bir müzik oynatıcı-tamamen türk işi | hasanalak | Ses ve Görüntü | 12 | 29-08-2008 04:15 PM |
| Müziklerdeki sesleri çıkarın müzik kalsin | d_drogba | Program Download | 33 | 27-10-2007 02:39 PM |
| MSN Spaces'a Müzik veya Görüntü Eklemek | Bedirxan | Msn, Icq, Yahoo, Gmail | 9 | 18-10-2007 01:34 PM |
| müzik veya film izlemek ayrı bi keyfe dönüşüyor mükemmel...!! | xwendevan47 | Program Download | 31 | 23-08-2006 10:39 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.