|
|
#6 (permalink) | |||||||||||||
|
Müzik Aletleri
Nefesli Çalgılar Piccolo Piccolo, normal flütünün 1 oktav üzerinde olacak şekilde ayarlanmış bir tür yan flüttür. 3 oktava yakın ses genişliğiyle günümüz orkestrasında en tiz seslere ulaşan enstrümandır. Genellikle orkestralarda özel efekt amacıyla kullanılmakla beraber marş topluluklarında da kendine geniş yer bulmaktadır. Flütün yerini alacak şekilde çalınır. Tarihçe: Piccolo ilk olarak ağaçtan yapılmış ve insanın ön planda olduğu bestecilerin eserlerinde yer almıştır. Piccolo’nun ilk kullanıldığı eserlerden birisi Beethoven’in 5.Senfonisidir. Piccolo’nun kullanıldığı en tanınmış yapıtlardan birisi, John Philip Sousa’nın “The Stars and Stripes Forever” marşının finalidir. Flüt Flüt çoğu orkestra, topluluk ve nefesli gruplarında soprano sesi veren enstrüman olarak kullanılmaktadır. Flütlerin büyük bir çoğunluğu metalden yapılmaktadır ve bir ucunda ağızlık olan bir tüp şeklindedir. Müzisyen flütü yatay olarak tutup ağızlıkta bulunan oval şekilli bir parçadan içeri üfler. Aynı anda düğme denen tuşlara basar. Bu tuşlara basılıp bırakıldıkça flütte değişik tonlar oluşturan delikler açılır. Do anahtarında akort edilen orkestra flütü en popüler flüt türüdür ve 3 oktavlık bir ses genişliği vardır. Flüt ailesinin diğer üyeleri, piccolo, alto flüt ve bas flütten ibarettir. Jean Pierre Rampal ve Aure Nicolet bu sazın ünlü solistlerindendir. Tarihçe: Batı Müzüğinde en çok kullanılan şekliyle kullanılan flüt cinsi olan Yan Flüt’ün Çin’de M.Ö. 900 yılından beri kullanıldığı bilinmektedir. Flüt, Avrupa’ya 12. Yüzyıl’da, öncelikle Almanca konuşulan bölgeler olmak üzere, girmiş ve ilk önceleri çoğunlukla askeri bandolarda kullanılmıştır. Alman Flütü isminin verilmesi bu zamana denk gelmektedir. Flüt daha sonra 16 ve 17. yy’da Oda müzüğinde kullanılan bir enstrüman haline dönüşmeye başlamıştır. Bu ilk flütler, 6 parmak deliğinden ibaret tek parçadan oluşmaktaydı. Ancak 1600 lerde, flüt birbirine bağlı 3 parçadan ibaret olarak yeniden tasarlanmıştır. Aşamalı olarak, flüte daha fazla tuş eklenmiş ve orkestra parçalarında yerini almaya başlamıştır. 1800 lü yıllarda 4 tuşlu flüt en çok kullanılan türü olmakla beraber, 8 tuşlusu da geliştirilmiştir. Günümüzde,silindir şeklinde, 13 veya daha fazla ton delikli ve basmalı tuşlu Bohemia Flüdü en çok kullanılan cinsidir. Korno Korno, obua ailesinin bir üyesidir. 1.5 oktav daha tiz olduğu için alto obua da denmektedir. Şekli genellikle obuaya benzer olup, orkestra’da 3. obuacı tarafından çalınmaktadır. Tarihçe: Korno’nun ilk prototipleri 17.yy sonundan önce ortaya çıkmıştır. Bu aletler kıvrık boynuz biçiminde, deri kaplı ve gövdesi delikliydi. Delikler, parmakların açılımını kapsayacak bir açı ile yerleştirilmişlerdi. Johan Sebastian Bach tarafından kullanılan Oboa da Caccia (Av obuası) nın, kornonun çok benzeri olduğuna inanılmaktadır. Karanlık ve yaslı sesi, Hector Berlioz, Peter Ilich Tchaikovsky ve Richard Wagner gibi besteciler tarafından öne çıkarılmıştır. Obua Obua, en küçük ve en geniş oktavlı enstrümanlardan biridir. Silindirik ahşap bir gövdesi ve gövdesi boyunca tuşları vardır. 3 oktav ses aralığıyla çalması çok zor bir enstrümandır. Çok nefes isteyen ve doğru nefes tekniklerine sahip olunmasını gerektirir. Tarihçe: Obua, 17.yy’da iki Fransız müzisyeni, Jean Hotteterre ve Michel Philidor tarafından icat edilmiştir. “Shawm” adı verilen bir enstrümanı “Hautbois” (obua) ya çevirdiler. “Hautbois” in Shawm’dan daha dar ve 3 parçalı bir gövdesi vardı. 18. yy da çoğu orkesra bu enstrümanı bünyesine katmaya başlamıştı. Tarih boyunca bazı besteciler, obua için solo eserler bestelediler. Bunların arasında, George Frideric handel, Joseph Haydn, Wolfgang Amadeus Mozart ve Ludwig Van Beethoven vardır. Klarnet Ahşap nefesli çalgılar ailesinin bir üyesi olan Klarnet, bir ucunda ağızlık olan diğer ucu da çan şeklinde olan bir uzun tüpten ibaretttir. Çoğunlukla ahşaptan yapılan klarnetin üzerinde, küçük metal tuşlar bulunan delikler vardır. Dil titredikçe, dolu ve zengin bir ton elde edilir.. Tuşlara basıp bırakarak tonlama yapılır Klarnet 4 nota da imal edilir ve en çok kullanılan düz-si klarnettir. Bu klarnetin 3.5 oktav kadar ses genişliği vardır. Tarihçe: 18.yy’da Alman bir flüt imalatçısı olan Johann Christoph Denner tarafından dilli bir halk çalgısı olan “Chalumeau” adlı enstrümanın değiştirilmesi ile elde edilmiştir. 1840 lı yıllarda 2 farklı karmaşık tuş takımı geliştirilmiştir. Klarinetler orkestralarda 1780 lerde popüler hale gelmiştir. Klarneti ön plana çıkaran eserlerden bazıları George Frideric Handel’in 2 klarnet ve bir korno için üvertürü, Carl Strawitz ve Wolgang Amadeus Mozart’ın klarnet konçertosudur. Fagot Fagot iki dilli bir enstrümandır. Toplamda 2.5 metreye yakın silindirik ahşap tüpten yapılmıştır. 4 bağlantı parçasından oluşur: Bass parça, tenor parça, çift parça ve çan parça olmak üzere. Çan parça olarak adlandırılan kısım bass kısma alttan bağlı olup kıvrıktır. Bu grup tenor kısma sonra topluca çift parçaya bağlıdırlar. Çift dilli ağızlık tenor parçaya bir başka parçayla bağlıdır. Bassoon üzerinde 8 delik ve 10 tuş bulunur. Müzisyen dilli parçadan üfleyerek ve tuşlarla ton değiştirerek enstrümanı çalar. Tarihçe: Fagot 1650 lerde büyük bir ihtimalle, kıvrık şekilli tek parçalı bir enstrümandan türetilmiş olmalıdır. Modern Fransız Fagot’u, 19.yy ortalarında, Buffet-Crampon isimli bir Fransız firması tarafından geliştirilmiştir. Alman Fagot’u ise Wilhelm Heckel isimli bir imalatçı tarafından mükemmelleştirilmiştir. Avrupa’nın çeşitli yerlerinde farklı türlerde çalınmaktadır. Saksafon Saksafon dil sesli nefesli çalgılardan birisidir. Yapısında, klarnet’in tek dilli ağızlığı, metal bir gövde, obuanın konik kısmına benzeyen bir kısım bulunur. Çoğu saksafonun alt kısmı eğiktir ve bu şekliye bass klarneti andırır. Çok azı, örn: soprano saksafon, düzdür ve klarnete benzer. Saksafonun üzerinde 12 tuş ve delik bulunur. 6 çiviye basıp bırakılarak gruplar halinde açılıp kapatılmak suretiyle değişik tonlar elde edilir. Aletin üzerinde, normal sesinin bir oktav altında veya üstünde ses çıkartmaya yardımcı olan 2 de fazladan delik vardır. En çok kullanılan saksafon türleri olan, soprano, alto ve tenor saksafonun 2.5 oktavlık bir ses genişliği vardır. Tarihçe: İlk defa 1840 yılında Adolph Sax isimli bir imalatçı tarafından icat edilmiştir. 1844 de ilk defa senfonik orkestralarda görünmüşlerdir. Ancak saksafon için yazılan parçalara pek rastlanmaz. Jazz’ın gelişimi ile saksafonun popüler olmasını 20.yy başına kadar beklemek gerekmiştir. Yaylı Çalgılar Keman Muhtemelen en tanınmış orkestra çalgısı olan keman, bir yayla çalınan telli bir enstrümandır. Keman ailesinin en geniş aralıklı sesine sahip olan üyesi olan kemanın yanında bu ailenin diğer üyeleri, viola, çello ve kontrbasdır. Keman bir kaç ana parçadan oluşur. Ön kısım, omurga, boyun, perdeler, akort anahtarları, gövde, köprü, kuyruk ve F- delikleri. Üst, göbek veya ses tahtası olarak da anılan ön kısım genelde iyi kurutulmuş ladin, arkatarafı ise akağaçtan yapılır. Keman imal edilirken, ön, arka kısımlar ve omurga, boş bir kutu oluşturacak şekilde birleştirilir. Kuyruğa bağlanan dört tel köprünün üzerinden geçip, perdelerden uzanıp, akort anahtarlarına bağlanır. Anahtarla vasıtasıyla akort edilir ve elin perdelere basılması ile değişik sesler ve tonlar elde edilebilir. Müzisyen, tellerin üzerinde yayı doğru açıyla sürtünce ses elde edilir. Bu yay, pernambuco ’dan yapılıp, 75 santim uzunluğundadır ve telleri at kılındandır. Kemanın en önemli özellikleri, sahip olduğu ses aralığı ve hem lirik hem de hızlı ve parlak kullanıma elverişli olmasıdır. Kemancılar aşağıdaki teknikleri kullanarak özel sesler de elde ederler: pizzicato (telleri çekerek) , tremelo (yayı hızlı hızlı telin üzernde hareket ettirmek) , sul ponticello (yayı köprüye çok yakın sürterek ince bir ses elde etme) , collegno (yayın teli yerine ahşap kısmını kulanarak) ve glissando (yayların üzerinde parmakları gezdirmekle çıkan ses) . Tarihçe: Kemanın ilk olarak 1500 lerde İtalya da ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Lira da Braccio ve “fiddle” adlı iki enstrümandan türemiş olduğu sanılmaktadır. Keman yapım sanatı 17. ve 18. yy larda, Antonio Stradivari, Guiseppe Guarneri ve Jacob Stainer gibi ustalarla başlamıştır. O zamanki kemanların bugüne göre, boyunları daha kısa, perde bölgesi daha kısa ve köprüleri daha düzdü. Keman klasik eserlerde ilk kullanılmaya başlandığı zaman, alt sosyal seviyede bir alet olarak görünmüştür. Ancak, Claudio Monteverdi’nin Orfeo’su gibi eserler ve “24 violons du roi” gibi topluluklarla bu statüsü de yükselmeye başlamıştır. Bu tırmanma barok dönemde de, Antonio Vivaldi, J.S.Bach ve Georg Philip Telemann gibi bestecilerle devam etmiştir. Solo konçerto, sonat ve süit gibi müzik janrlarında, keman en önde giden eleman olmuştur. Ancak keman virtüözleri ilk olarak 19.yy da ortaya çıkmıştır. Giovanni Viotti, Isaac Stern, Mischa Elman ve Nathan Milstein, David Oistrach, Pinhas Zuckerman, Jacha Heifeltz bu konuda ün yapmış isimlerden bazılarıdır. Viola Viola, keman ailesinin 2. en geniş ses aralığındaki elemanıdır. C,G,D ve A notalarına yarlı 4 teli vardır. Viola için yazılan parçalar, alto anahtarında yazılır. Viola’nın boyutları değişmekle beraber genelde kemandan büyük ve daha kalın sese ayarlanmıştır. Haydn ve Mozart eserlerinde Violaya yer vermişlerdir. Solo repertuarı sınırlı olmasına rağmen, viola semfonilerde önemli bir yere sahiptir. Hector Berlioz, Johannes Brahms ve Robert Schumann gibi besteciler eserlerinde violaya geniş yer vermişlerdir. Çello Viyolonsel olarak da bilinen çello, keman ailesinin üyesi olan bir yaylı çalgıdır. Kemandakine benzeyen bir yayla çalınır. Keman şeklinde olmakla beraber daha büyüktür. Yaklaşık 1.20 m uzunlukta ve en geniş yerinde 40 cm civarında olan çello bu boyutları yüzünden oturarak çalınır. Yere dayanan bir çubuk üzerinde duran çello müzisyenin bacakları arasına alınıp bir yayla çalınır. Keman gibi dört yay sahiptir ve müzisyenin ellerinin perdeler üzerinde gezmesiyle değişik tonlar elde edilir. Bu yüzden çello’nun ses genişliği 4 oktavdan fazladır. Rostropoviç, Pablo Cassals, Jacquelin de Pera, Misch Maisky, William Lloyd Weber ünlü violonsel solistleri arasındadır. Tarihçe: Günümüze kadar da kalabilen bazı çellolar 1560 larda, İtalyan imalatçı Andrea Amati tarafından yapılmışlardır. 18. yy sonlarına kadar çello ön planda olan bir enstrüman değildi ve müzikteki bas sesi vererek parçadaki boşlukları doldururdu. Ancak, barok döneminde, Antonia Vivaldi ve Luigi Boccherini gibi besteciler yalnızca çello için suitler yazdılar. 19.yy gelindiğinde çello için konçerto ve benzeri eserler Johannes Brahms ve Antonin Dvorak gibi isimler tarafından yazılmışlardı. 20. yy da da Sergei Prokofiev ve Dmitri Shostakovich gibi besteciler çello’nun olanaklarını keşfedip bir solo enstrüman olarak geliştirdiler. Yaylı Bas (Kontrbas) Çift bas (yaylı bas veya bas keman veya kontrbas) olarak tanınan bu enstrüman, keman ailesinin en büyük ve en pes sesleri veren üyesidir. Genelde 1,80 m boyunda olup 4 teli vardır. Bazılarında bir telin uzatılıp tonu tizleştiren bir düzenek vardır. Ses çıkarmak için müzisyen bir eliyle perdelerde dolaşırken diğeriyle telleri çeker veya üzerinde yay gezdirir. Bottesini bu saz için görkemli konçertolar bestelemiştir. Tarihçe: 3 telli baslar 18. ve 19. yy da çok yaygındılar ve bugün de Doğu Avrupa halk müziğinde kullanılmaktadırlar. 19.yy gelene kadar bası çalmanın tek yolu dışa eğimli bir yaydı. Daha sonraları müzisyenler telleri çekmeyi ve içe dönük yayla da ses çıkartmayı keşfettiler. Baslar orkestra ve oda müziklerinde kullanılagelmiştir. Bugün de jazz ve diğer popüler müzik türlerinde önemli bir ritm aletidir. |
|||||||||||||
|
|
|
|
#7 (permalink) | |||||||||||
|
MÜZİK DÜNYASINDAN İLGİNÇ NOTLAR
Sevgili Klasik Müzik Sevenler, Bu bölümde klasik müzik tarihinden belki mizah değil ama, zaman zaman yüzlerde bir gülücük yaratacak, zaman zaman hoş bir anıyı canlandıracak, zaman zaman da duygulu bir an yaşatacak gerçek olayları bulacaksınız... Bu bölüm, bizi burada buluşturan insanların hayatlarından kesitler sunacak ve sizlerin katkıları ile gelişecektir. ROSSİNİ hem eserleri hem de yaşantısı ile ilgi çeken bir besteci. Bir konser öncesi salona girerken bir bayan koşarak yanına gelmiş ve “Sinyor ilk kez sizin aryalarınızı seslendireceğim ve çok korkuyorum’’ demiş. Ünlü bestecinin yanıtı kısa olmuş: “Ben de...’’ SCHUBERT ünlü Bitmemiş Senfonisi için bir dostuna şunları söylemiştir’. “Dostum bu eseri dinlerken gözlerinin önünde sağlığı asla düzelmeyecek, parlak ümitlerinden hiçbiri gerçekleşmeyecek, ve hayatı yarım kalacak bir insanı canlandırmalısın”. Bitmemiş Senfoni yıllarca hatta yüzyıllarca belleklerde bir soru olarak kalmıştır. Hatta 1920 yılında New York’da senfoninin bitirilmesi için bir yarışma açılmış ancak yarışmayı kazanacak nitelikte yapıt bulunamamıştır. SMETANA onbir çocuklu bir ailenin çocuğu idi ve yaşamı zorluklar içinde geçti, ölümü ise oldukça acıklı oldu. Smetana çocukluğunda kendine Mozart’ı örnek almıştı. Hatta anı defterinde, ölümünden sonra daha çocukluk günlerinde yazdığı şu nota rastlandı. ‘’Kompozisyonda Mozart, teknikte ise Liszt olmak istiyorum.’’ BRAHMS müzik dünyasının bu asık suratlı devi, Beethoven’e özel bir hayranlık beslemiştir. Hatta dönemin müzik otoriteleri Brahms’ın birinci senfonisi için “Eğer Beethoven onuncu senfonisini yazsaydı, işte böyle birşey olurdu’’ demişlerdi. Brahms bir de Schumann’dan etkilenmişti. Schumann’a yazdığı bir mektupta “Senin müziğin de beni tıpkı Beethoven’ın müziği gibi etkiliyor. Yeni bir senfoni ya da üvertür duyunca kendimi o eser tarafından tutsak edilmiş gibi hissediyorum’’ diyordu.. HANDEL Almanya’da doğdu, İtalya’da gelişti ve İngiltere’de şana şöhrete ve paraya kavuştu. Hem cerrah hem de berber olan babası oğlunun müzisyen olmasını hiç istemiyordu. Handel evden kaçtı ve kiliselerde org ve klavsen çalmaya başladı. 25 yaşına gelince de Londra’ya gidip Britanya vatandaşlığına geçti ve İngiltere’nin en ilgi gören kişileri arasında yer aldı. BACH ailesinin kökeni 1561 yılına, Hans Bach’a kadar iniyor. Bizim yoğun olarak bildiğimiz Johann Sebastian Bach ise 1695 doğumlu yani bilinen en eski Bach’dan 124 yaş küçük. İşin ilginç yanı Johann Sebastian Bach, ailenin 32. müzisyen bireyi. Ailenin ilk müzisyen bireyinin Hans Bach olduğu varsayılıyor. Johann Sebastian Bach değirmenci olan büyük büyük dedesinin bugün pek rastlanmayan besteleri için şöyle diyor “Rüzgarın çıkardığı sesi öylesine güzel işlemiş ki, iddia ederim öğüttüğü un müziği kadar güzel değildir’’. PURCELL İngiltere’den ender çıkan bestecilerden biri. Ölümü ise hayli ilginç. Geceleri sadece saat onbire kadar evden çıkmasına izin verilen besteci yağmurlu bir gecede eve daha geç dönünce eşi tarafından içeri alınmamış ve yağmur altında bekleyerek soğukalgınlığından ölmüş. Purcell özellikle Kuzey Afrika ve Doğu temalarını da işledi. Hatta Gordiyon Düğümü adlı bir de senfonik şiir besteledi.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#8 (permalink) | |||||||||||
|
CARMINA BURANA (BENEDIKTBEUREN ŞARKILARI)
Carmina Burana çoğu bölümleri Ortaçağ Latincesi ve bazı bölümleride Ortaçağ Almancası kullanılarak yazılmış 318 şarkıdan aktarılmış, ortaçağın en büyük ve en tanınmış eserleri arasına girer. Almanya’nın Bayern eyaletinde, Münih şehrinin güneyindeki Benediktin manastırında bulunan el yazmaları üzerine bestelenmiştir.Bu yazmalar halen Bavyera Devlet kütüphanesinde muhafaza altındadır. Codex Buranus 1803’de Bavyera manastırlarının laikleştirilmesi üzerine Münih Saray kütüphanesinin zimmetine geçti. Eser, kütüphanenin taşınması esnasında Münihli kütüphaneci Johann Christoph Freitherr von Aretin tarafından keşfedildi ve kendisi bu toplu eseri ‘Genellikle Papa’nın tahtına saldıran, koşuk ve düzyazı mizah parçalarından oluşan Codex Buranus olarak nitelendirdi. Bu metin, muhtemeldir ki 13. Yüzyıl goliardik repertuarın Latin seküler şiirlerinin en önemlilerini oluşturur. Eserdeki şiirlerin nerede ne zaman hangi şartlar altında, kimler tarafından yazıldığı hakkında bilim adamları somut bilgiler veremiyorlar. Bilim ve sanatın merkezini oluşturan Avrupa’nın gözde kentleri, Ceasar ve Cicero’nun kullanmış olduğu klasik Latince’den farklı olan; o dönemin yaygın ve esnek diliyle Ortaçağ Latincesiyle birbirleriyle kenetliydi. Eser genellikle bu ortak dil ile yazılmasına karşın, bazı şarkılarda Almanca kökenli dizelerle karşılaşıyoruz hatta bazılarında Alman şairlerin dizeleri de karşımıza çıkıyor.Gezgin şarkıcıların söylediği şarkılarla coşup dans eden ve iyi latince bilmeyen halktan insanların bu tür Almanca dörtlükleri kolaylarına geldiğinden bu dizeleri ekledikleri tahmin ediliyor. Almanca ve Latince dizeler yapı bakımından örtüştüklerinden özgün melodiye uyarlamakta da sorun çıkmıyordu. Saray Devlet kütüphanesinde çalışan bilgin ve kütüphaneci Johann Andreas Schmeller, eserin tamamına BENEDİKTBEUREN’DEN ŞARKILAR anlamına gelen CARMİNA BURANA adını verdi ve 1847 yılında ilk kez kitap haline getirerek geniş okuyucu kitlesine sundu. CARMİNA BURANA 13. Yüzyılın kültürel ve sosyal yaşamını yansıtır. Ritmik ve metrik yapıya sahip olan bu şarkılar, içerik bakımından bölümlere ayrılmaktadır. İlk bölüm toplam 55 Ahlak öğretileri ve taşlama niteliğinde bölümlerden, İkinci bölüm 56-186 Sevda Şarkılarından oluşurken; Üçüncü bölümde CB187-225 İçki ve Kumar şarkıları ile CB 226-228 din içerikli uzun dialoglar da bulunmaktadır. El yazmalarının derlenmesine kolaylık getirmek için saptanmış olan bu bölümlerde öbür bölümlerdeki motiflere göndermelerle sık sık karşılaştığımız gibi, saptanan bölümün konusu dışında kalan şarkıları da görürüz. “Daha önce yazdığım bütün eserlerimi yırt. Carmina Burana benim seçkin eserlerimin bir başlagıcı oldu.” (Carl Orff’tan yayıncısına) Carl Orff 1895-1982 de Münih’te doğmuştur.Academie der Tonkust’ta öğrenim gördükten sonra iki yıl boyunca seçkin Alman bestecilerinden biri olan Heinrich Kaminski’den ders alır.Yaşamının ileriki yıllarında Münih, Mannheim ve Darmstadt’da orkestra yöneticiliği yapacaktır. Çocukların müzik eğitimi üzerine çalışmalar yaptı. Sonradan oldukça benimsenecek ve gurup alıştırmaları ile vurmalı çalgılar yoluyla ritm duyarlılığına dayanan bir sistem geliştirdi. Orff çocukların hemen kavrayabileceği en basit çalgılama biçiminin vurmalı çalgılar olduğunu düşünüyordu. Ona göre ilk çağlardan beri kullanılan vurmalı çalgılar müzik eğitiminde başlangıç olabilirdi. Buradan yola çıkarak 1930 yılında ‘Schulwerk’okullarda müzik eğitimi adlı kitabını yayınladı. Bu arada bazı 17 yüzyıl operalarını da yayına hazır hale getirdi.1936’dan sonra beste yapmak amacıyla yaşamını tamamen müziğe adadı. İlk çağların ilkel müziğini, ortaçağın mistik müzikleriyle birleştirdi.1937’de ortaçağ şiirlerinin yer aldığı bir el yazmasına dayanarak Carmina Burana başlıklı din dışı oratoryosunu besteledi.Ardından Yunan tiyatrosuyla Ortaçağ gizem oyunlarından esinlenen iki operayı daha müziğe dökecekti. Bunlar Carmina Burana ile birlikte üçlü oluşturan Catulli Carmina (Catallus’un şarkıları) ve Trionfo di Afrodite (Afrodit’in zaferi) dir. 1950 den ölümüne kadar Yüksek Müzik Akademinde beste dersleri verdi. Ailesi subay kökenliydi ve Bavyeranın soylu aillelerinin başında geliyordu. Çocukluğunun ailesini katı disiplini altında geçtiği tahmin ediliyor. Asker kökenli bir aileden gelmesi yüzünden disiplinli bir hayat yaşayan Orff, bu düzeni sadece işlerini planlamada değil kendi iç dünyasında da kullandı. Sırf konsantrasyonu bozulmasın diye hayatını Münihte geçirdiği Bach Derneğini yönettiği 1930 yılından öldüğü 1982 yılına kadar geçen 52 yıl boyunca Münih’ten ayrılmadığı sanılmaktadır.Orff geleneklerine çok bağlıydı öyle ki onu bir müzisyen değil de bir katolik rahibi olarak düşünmek mümkündü. Carmina Burana hakkında yukarıda geniş bilgi vermiştik. Catulli Carmina ünlü Romalı şair Catallus’un kendi hayatını anlatmaktadır.Catallus’un yazdığı şiirlerden Luventus adlı bir gençle eşcinsel ilişki yaşadığı anlaşılıyor.Koyu dindar olduğu sanılan bestecinin yer yer müstehcenlik içeren bu metni bestelemesi kiliseyi küplere bindirmiştir. İlginç olan Trionfo di Afrodite’nin de eski Roma ve Yunan şairlerinin metinlerinden bestelenmiş ve Orff’a uymayacak kadar müstehcen olmasıdır.Yine söylentilere göre kilise içinde kilise karşıtı temalar bulunan yapıtların bestelenmesine göz yummamış ve Orff’u afaroz etmiştir.Her ne kadar bu bir söylentiden ileri gitmemişse de katı kuralları olan kilisenin böyle bir tepki verebileceğini düşünmek pek de yanlış sayılamaz. Eski çağların müziğini günümüz müziği ile birleştiren Orff Carmina Burana’da orkestrayı insan sesini desteklemek amacıyla kullanmıştır.Carmina Burana 8 Haziran 1937 yılında Frankfurt’ta gerçekleşen ilk seslendirilişinde büyük ilgi uyandırdı.Hatta bu başarı bazı eleştirmenleri öyle kızdırdı ki bu eserin ciddi bir eser olmadığını ileri sürdüler. Orff’un hayatından bir başka bölümü de atlamadan geçmemek gerkir. 30’lu yıllar bir başka Alman’ı da tarih sahnesine çıkarmıştır.Nasyonal sosyalizmi savunan Hitler’e göre ülkede herşey Alman olmak zorundaydı, hatta müzik bile. Hitler uzun bir süre Almanya’nın ve Alman vatandaşlarının gözünde bir simge oldu. Buna Carl Orff’da dahildi.Bu hayranlığın asker kökenli bir aileden gelmesine mi yoksa duyulan hayranlığın karşılıklı olmasından mı kaynaklandığı bilinmiyor.Bilinen gerçek Hitler’in severek dinlediği bestecilerden birinin Richard Wagner diğerinin Carl Orff olduğudur. Orff’un diğer eserlerinden başlıcaları: İsa’nın göğe çıkış komedisi,Mucize bebeğin doğuş oyunu,Antigoneler,Tiran Oidipus,Prometheus, Yüzüklerin efendisi filminde Black Riders’a eşlik eden koro Carmina Burana’dan esintiler taşımaktadır. Bir klasik müzik arşivinin Orff’un güçlü ve dramatik yapıtı Carmina Burana’sız oluşu düşünülemez. Enis A. Kavurmacıoğlu
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#9 (permalink) | |||||||||||
|
Klasik Batı Müziği Hanım Besteciler
BARTHOLDY – MENDELSSOHN, Fanny BEACH, Amy BOULANGER,Lili BOULANGER, Nadia FERRARİ, Carlotta Hildegarde LUTYENS, Elizabeth SCHUMANN, Clara SMYTH, Ethel Hildegarde 1098-1179 yillari arasinda yasamis olan Bingen'li Hildegarde soylu bir aileden geliyordu. Küçük yasta din egitimi aldi. O dönemde, Almanya'da din egitim almak muzikten resme, yazidan felsefeye genis bir kultur almak demekti. Hildegarde önce dogal tarih ve eczacilikta uzmanlasti. Ardindan yillarini siir ve muzige verdi. Muzigindeki ses zenginligiyle, duyarliligiyla, Rönesans muzigine, ardindan Barok müzige yol acan bir öncüydu ayni zamanda. -Ordo virtutum. Harmonia Mundi, GD 77051 -A Feather on the breath of Fod: Hymns and sequences. Hyperion CDA 66039 BARTHOLDY-MENDELSSOHN, Fanny Felix Mendelssohn- Bartholdy'yi bilirsiniz, buyuk romantik besteci... Bu iki ad arasinda görülen bir soyadi benzerligi degil. Fanny ve Felix kardestirler çunku. Fanny 1805 yilinda zengin ve guclu bir babanin kizi olarak dunyaya gelir ve çok kucuk yasta hem piyanoda hem bestede yetenegi oldugu ortaya cikar. Ondan dört yil sonra dogan Felix'inde muzige buyuk bir yetenegi oldugu belli olunca, birlikte muzik egitimi gorurler. Ne var ki, yasları biraz gelisince baba Mendelssohn, Felix'i gölgelemeye baslayan Fanny'nin topluluk önünde programli piyano çalmasini yasaklar. Kadinlar erkekerin önüne gecmemeli, bir kösede durmalidir! Yapilan arastirmalar Felix'in Fanny'nin bestelerinden pek cogunu, babanin baskisindan kaçabilmek icin kendi adıyla bastirdigini da ortaya koymaktadır. Bu bestelerin hangileri oldugu sir degil. Felix bu bestelirn Fanny'e ait oldugunu gizlememis, onları 'asirmamis'tir. Gene de babasinin koydugu yasaklara direnememistir Felix. Fanny 1829'da evlenir. Kocasi destek olur Fanny'ye ve babasinin ölumunden sonra, topluluk önünde konser vermesine de imkan tanır. 1846'da bestelerinden bir kismini, kendi adiyla sinirli sayida bastirabilir. 1847'de ölur. -Piano Trio in D. Op.11. Dartington Piano Trio (Ayni diskte Clara Schuman'in trio in Gmin adli yapiti da var) Pyperion CDA 66331 -3 Pieces for Piano, 4 hands. Tal ve Groethuysen, SONY SK 48494 -Klavierwerke Vol 1: Das Jahr. Liane Serbescu, piano CPO 999013-2 SCHUMANN, Clara Clara Schumann 1819'da dogar, babasi Friedrich Wieck caginin en unlu müzik kitapligi ve piyano fabrikasi sahibidir. Wieck sasmaz bir piyano egitim yöntemi gelistirir ve ders vermeye baslar! En yetenekli ögrencisi Clara. Ögrencileri arasinda Robert de katilir ve 1835'de Clara ve Robert birbirlerine asik olurlar ve babanin butun zorlamalarina karsin evlenirler. 1837'de Viyana'da 'imparatorluk oda virtiözü' payesini almis olan Clara'nin evliliginin surdugu on alti yil boyunca, görevi belirlenmistir: Robert'e eslik etme, cocuk dogurmak (yedi cocuk) arada sirada da küçük konserler vermek. 1896'da öldugunde sadece yirmi beste birakir geride. -Pieces pour piano. Helene Boschi, piano; Annie Jodry, keman CAL 9211 -Complete Works for Piano. Jozef de Beenhouwer, piano. Partridge 9293-1(3 disk) - Piano Concerto in A min. Angela Cheng, piano; Woman's PO. (Ayni diskte Fanny Mendelssohn-Bartholdy, Tailleferre ve boulanger'den parcalar da var) Koch Int. 3-7169-2 FERRARİ, Carlotta 1837-1907 yillari arasinda yasamis olan İtalyan besteci, ilk operasi oynandiginda, ahlaksizlikla suclanip mahkemeye cikarildi ve bir sure tutuklu kaldi. 1851-1921 yillari arasinda yasamis, pek çok kucuk bestenin yani sira, opera da bestelemis olan Gabrielle Ferrari ile soyadi benzerligi bir rastlantı mı bilinmiyor.) Elisabeth Jaquet de la Guerre (1667-1729) ? ? ? ? ? ? ? SMYTH, Ethel (1858-1944) Önce aile icinde egitim görur, on dokuz yasinda Leipzig Konservatuarı'na gönderilir. Oradaki dersleri de hocalari da 'ıvır zivir' bulur, Heinrich von Herzogenberg'den özel dersler almaya baslar. Sonra Berlin'e gider. Orada rastladigi butun müzikcilere yapitlarini gösterir. 1884'de yayinlanan yaylilar beslisine Op. 1 der ve bu yapiti buyuk basari kazanir Liepzig'de. 1893'de Mass'ı calinip söylenir, bu bir kadinin yazdigi seslendirilmis ilk Mass'dir müzik tarihinde. Ve bir kadina ait oldugu da saklanmistir, müzigi yapanlardan seslendirilene kadar. Ethel Smyth ardindan operaya atlar. Operalari Berlin'de, Londra'da, New York'da, Paris'te sahnelenir. Mahler, Bruno Walter, Thomas Beecham gibi o cagin agir toplarindan buyuk övguler alir bu operalari. Müzikcilerin kabusu, sagirlik onu da bulur. Son yillarinda beste yapmaz ama yazmaya verir kendini. 1910 yilinda katildigi ve bir de mars besteledigi kadin bagimsizlik hareketindeki etkinligini de surdurur yasaminin sonuna kadar. -The Wreckers, CfP CD 4635 -Mass in D; March of the Women, v.b. Virgin/ EMI VC7 59022-2 -Violin Sonata in A minor, Op 7; String Quintet in E maj. Op 1; Cello Sonata in A minor Op 5, Troubadisc TRO-CO03 BEACH, Amy 1867-1944 Kendisine 'Mrs. H.H. Beach' denilmesini isteyen Amy Beach de ununu bir Mass'la yapmistir. 1892'de unlu Handel and Haydn Society bir kadinin yazdigi ilk Mass'larini seslendirir. Amy Beach, temelde Alman Romantiklerinin etkisindedir ama, bunu Amerikan folkunun motifleriyle birlestirmeyi basarmiş, böylece Copland'dan Virgil Thompsoon'a, Barber'a pek cok Amerikalı besteciye önculuk etmistir. Messiaen'den yillar önce, New England ormanlarindaki kuslarin ötusunu izlemis ve izlek olarak kullanmistir bestelerinde bu ötusleri. -Symphony in E minor, Chandos CHAN 8958 -Piano Trio in A minor Op 150 (Ayni diskte Clara Schumann, Tilleferre, boulanger, gibi baska besteciler de var) Vox Box 115845-2 (2 disk) -Five Improvisations Erato 4509-96386-2 -Piano Concerto Vox 1155718-2 BOULANGER, Nadia 1887-1979 muzik meraklilari Nadia Boulanger adinin yabancisi degildir. Pek cok önemli icracimiz Boulanger'in ögrencisi yada onunla bir sure calimistir. bu dunyada da böyledir. Yasadigi ve ders verdigi dönemde Nadia Boulanger, cagdas muzik tarihinin en buyuk ögretmenleriden biri olarak cekmistir kendine yetenekleri. Özellikle beste hocasi olarak unlenen Nadia Boulanger'in hayatinda hic beste yapmamasinin ardinda bir trajedi ve bir kiz kardes vardir: Lili Boulanger BOULANGER, Lili 1893-1918 Etkileyici bir müzik kalitimi tasiyarak dogan Lili Boulanger yetenegini iki yasinda belli etmeye baslamisti ama bir sure sonra baslayan hastaliklar onu kisa bir surede kopartmistir muzikten de yasamdan da. Bir yandan arp, piyano, cello ve kemanda basarilarini belli ederken, bir yandan da bestecilikteki basarilarini ortaya cikartmistir. İlk bestesini 1906'da yapmis, 1912'de, zaten misafir olarak sik sik derslerini izlledigi Paris konservetuarina ögrenci olarak kabul edilmis, 1913'de Nadia'nin daha önce basvurup kazanamadigi unlu Frand Prix de Rome ödulunu kazanmistir. Hem hastaliklar, hem tutucu bir ortam olan Roma Akademisi'ndeki dusmanca tavirlar hem de patlak veren Birinci Dunya Savasi onu daha da yipratmis, Paris'e dönmeye zorlamistir. Yirmi dört yasinda da Mezy'de ölmustur. Bu kisa yasama kantatlar, koral parcalar, piyano icin ve keman ve piyano icin pek cok eser birakmistir geride. -Cortege; D'un matin de printemps; Nocturne, v.b. EMI CDM7 64281 -2 (Parcalarari seslendirenler arasinda Menuhin, Curzon, Grunenwald gibi unluler de var) LUTYENS, Elizabeth 1906-1979 yillari arasinda yasamis olan bu İngiliz besteci, özellikle on iki ton sisteminin ilk ciddi uygulayicilarindan biridir. Muzik ögrenimine Paris'te baslamis Londra'daki Royal College of Music'e kaydolmus, Schönberg'in calismalarina hemen hemen paralel tarihlerde 'dodecaphony'yi denemistir. Dönemindeki pek cok ciddi besteci gibi o da sinemaya olan ilgisi yuzunden pek cok film müzigi de yapmistir 'ciddi' bestelerinin yani sira. İlk dönem bestelerini sonradan yadsimasina karsin, ardinda gene de hatiri sayilir bir calisma birakmistir Elizabeth Lutyens. -Chamber Concerto No 1 Op 8; The Valley of Hatsu-Se Op 62; Six Tempi Op 42, Lament of Isis on tihe death of Osiris, v.b. NMC CD011 -Trio Op 135, Clarinet Classics CC0007 Diğer Bayan Besteciler Aleotti, Raffaella (c1570 - after 1646) Anna Amalia, Princess of Prussia (1723-1787) Arrieu, Claude - see Simon, Louise Marie Bacewicz, Grazyna (1909-1969) Backer-Grondahl, Agathe (1847-1907) Bauer, Marion (1897-1955) Bauld, Allison (b. 1944) Beach, Amy (1867-1944) Bertin, Louise (1805-1877) Blahetka, Léopoldine (1811-1887) Boleyn Anne (1507-1536) Boulanger, Lili (1893-1918) Boulanger, Nadia (1887-1979) Bronsart, Ingeborg Starck von (1840-1913) Browne, Augusta (1821-1882) Caccini, Francesca (1587-1640?) Canal, Marguerite (1890-1978) Carreño, Teresa (1853-1917) Casulana, Maddalena (c1540-c1590) Chaminade, Cécile (1857-1944) Clarke, Rebecca (1886-1979) Dinescu, Violeta (b. 1953) Farrenc, Louise Dumont (1804-1875) Fine, Vivian (b. 1913) Firsova, Elena (b. 1950) Fowler, Jennifer (b. 1939) Glanville-Hicks, Peggy (1912-1990) Grandval, Marie de (1830-1907) Grimani, Maria Margherita (? 1713) Gubaidulina, Sofia (b. 1931) Guest, Jane (c1765 - after 1814) Hays, Doris (b. 1941) Hensel, Fanny Mendelssohn (1805-1847) Hildegard of Bingen (1098-1179) Holmès, Augusta (1847-1903) Hölszky, Adriana (b. 1953) Hopekirk, Helen (1856-1945) Howe, Mary (1882-1964) Jolas, Betsy (b. 1926) Kinkel, Johanna (1810-1858) Kolb, Barbara (b. 1939) La Barbara, Joan (b. 1947) la Guerre, Elizabeth-Claude Jacquet de (c1666-1729) Lang, Josephine (1815-1880) Lang, Margaret Ruthven (1867-1971) Le Beau, Luise Adolpha (1850-1927) LeFanu, Nicola (b. 1947) Lehmann, Liza (1862-1918) Leonarda, Isabella (1620-1704) Lockwood, Annea (b. 1939) Lombardini, Maddelena (1745-1785) Lutyens, Elisabeth (1906-1983) Maconchy, Elizabeth (b. 1907) Mahler-Werfel, Alma (1879-1964) Manziarly, Marcella de (b. 1899) Maria Antonia Walpurgis (1724-1780) Maric, Ljubica (b. 1909) Marie de France (fl. 1160-1215) Martinez, Marianne von (1744-1812) Martinez, Odaline de la (b. 1949) McLeod, Jennifer (b. 1941) Monk, Meredith (b. 1942) Musgrave, Thea (b. 1928) Oliveros, Pauline (b. 1932) Paradis, Maria Theresia von (1759-1824) Pentland, Barbara (b. 1912) Poston, Elizabeth (1905-1987) Ptaszynska, Marta (b. 1943) Puget, Loïsa (1810-1889) Rainier, Priaulx (1903-1986) Reichardt, Juliane Benda (1752-1788) Reichardt, Louise (1779-1826) Respighi, Elsa (1894-?) Rogers, Clara Kathleen (1844-1931) Schick, Philippina (1893-1970) Schröter, Corona (1751-1802) Schumann, Clara Wieck (1819-1896) Simon, Louise Marie (b. 1903) Smyth, Ethel (1858-1944) Sutherland, Margaret (1897-1984) Strozzi, Barbara (1619 - after 1664) Syzmanowska, Maria Wolowska (1789-1831) Tailleferre, Germaine (1892-1983) Talma, Louise (b. 1906) Tower, Joan (b. 1938) Van de Vate, Nancy (b. 1930) Viardot, Pauline (1821-1910) Vorlová, Sláva (1894-1973) Weir, Judith (b. 1954) Whitehead, Gillian (b. 1941) Williams, Grace (1906-1977) Zechlin, Ruth (b. 1926) Zieritz, Grete von (b. 1899) Zwilich, Ellen Taaffe (b. 1939)
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#10 (permalink) | |||||||||||
|
REQUIEM
1971 Temmuz’unda Mozart’ın evine bir yabancı geldi. Griler içindeki bu ziyaretçi, bir soylunun elçisi olarak geldiğini ve besteciye efendisi adına bir REQUIEM siparişi vermek istediğini bildirdi. Sipariş verenin, kimliğini gizlemek istediğini ve eserin efendisi için çok değerli olan birisi için sipariş verildiğini söyledi. Ücret olarak besteciye yarısı hemen ödenmek üzere 450 Gulden verilecekti. Hızla çalışmaya başlayan Mozart aynı zamanda yeni operası Sihirli Flüt içinde çalışıyordu. Mozart, Requiem üzerindeki çalışması ilerledikçe korkunç bir fikre saplandı. Uzun sürede etkisini gösteren bir ilaçla zehirlendiğini ve eseri ısmarlayanların ölüm tarihini hesapladıklarına inanıyordu. Böylece her geçen gün, bestelediği eserin kendi Requiem’i olduğuna inanmaya başladı. Mozart’ın ölümünden sonra karısı Constanze’nin anlattıkları esas alınarak yazılan ilk Mozart biyografisinde, Requiem’in ısmarlanış öyküsü böyle anlatılır. Oysa bu satırlar tümü ile yanlış olmamakla birlikte, öykünün zehirlenme ile ilgili bölümleri, büyük oranda Constanze’nin hayal gücünün ürünü olmalı. Requiem’in besteleniş öyküsü ve bestecinin ölümünden sonra eserin başına gelenler, işin içinde zehirlenme olayı olmadan da, kolaylıkla bir film senaryosu, ya da roman konusu olabilecek kadar ilgi çekici. Öyküyü en başından anlatmaya başlayalım. Viyana yakınlarındaki şatosunda yaşayan Kont Franz von Walsegg (1763 – 1827) , amatör olarak flüt ve çello çalan, aynı zamanda besteci olmaya heveslenen bir soyluydu. Şatosunda düzenlediği konserlerde, önceden devrin tanınmış bestecilerine sipariş ettiği eserleri, kendi besteleriymiş gibi sunmaktan büyük zevk duyardı. Çevresindekilerin çoğu, işin aslını bilmekle birlikte, Kont’un oyununa katılıyordu. Kont’un yakın arkadaşı olan Anton Herzog, onunla ilgili bir anısını şöyle anlatıyor: “Bir akşam Kont’un yeni bestem diye bize tanıttığı flütlü kuartetleri çalıyorduk. Eser Hoffmeister’e aitti ve flüt partisi özellikle çok kolay bestelenmişti. Hepimiz önümüzdeki zor notalarla uğraşırken, Kont halimize bakıp çok eğleniyordu”. 14 Şubat 1791 günü, Kont’un genç eşi Anna von Walsegg (1770 – 1791) , 21 yaşında yaşamını yitirdi. Bu olaya çok üzülen Kont, karısının birinci ölüm yıldönümünde çalınmak üzere bir REQUIEM ısmarlamak istedi. Besteci olarak da Mozart’I seçti ve adamlarından birini ona gönderdi. Neredeyse efsane haline gelen “grili adam”, yani kimliğini gizleyen elçi, besteciye ücret olarak çok iyi bir tutar, 450 Gulden öneriyordu. O zamanlar, lüks olmayan bir yaşam için yıllık 500 Gulden yetiyordu. Burada bir parantez açmak yerinde olur. Daha sonra bazı müzik tarihçileri Mozart’ın Kont’u tanıdığı yolunda fikirler ileri sürdüler. Çünkü Kont’a eser besteleyenlerden biri olan Hoffmeister, Mozart’ın da arkadaşıydı ve aynı zamanda yayıncılık yaptığı için onun bazı eserlerini basmıştı. Bol para vererek eserler ısmarlayan bir soylu, müzik çevrelerinde konuşulan bir konu olsa gerek. Kont’un ve Mozart’ın bir diğer ortak dostu da Michael Puchberg idi. Besteciyi son yıllarında parasal olarak daima destekleyen ve mason locasından da arkadaşı olan Puchberg, bir tekstil fabrikasının sahibiydi. Viyana’da oturduğu evin sahibi ise Kont Walsegg’di. Mozart gerek karısı ile birlikte, gerekse onun Viyana dışında bulunduğu zamanlarda, sık sık arkadaşının evine gidiyordu. Bu yolla da, Kont’un ve Mozart’ın karşılaşmış olmaları gerek. Büyük bir olasılıkla siparişi Mozart’a, Kont kendi vermişti. Mozart her zaman olduğu gibi, siparişi alır almaz hemen çalışmaya başlamış, ilk iki bölümünü tamamlamıştı. Daha sonra Sihirli Flüt operası üzerindeki yoğun çalışmaları ve gittikçe bozulan sağlığı, bestecinin istediği hızda Requiem’i bestelemesini engelliyordu. 5 Aralık 191 gecesi öldüğünde, eserin ancak “LACRİMOSA” bölümüne dek tamamlayabilmişti. Diğer bölümler için ancak bazı taslakları vardı. Mozart’ın ölümünden sonra karısı Constanze, eseri tamamlamış olarak geri verme telaşına düştü. Eşinin ölümü, zaten kötü olan maddi durumlarını iyice bozmuştu ve buradan alacağı paraya çok ihtiyacı vardı. Genç kadının aklına, kocasına son yıllarda eserlerini kopya etmekte yardım eden ve aynı zamanda öğrencisi de olan Franz Xaver Süssmayr geldi. Üstelik Mozart’ın stilini en iyi Süssmayr taklit edebilirdi. Böylece eser üzerine çalışmalara başlayan Süssmayr, bir süre sonra REQUİEM’i tamamladı ve eser sipariş sahibine ulaştırıldı. Gerçekten de bugün pek çok uzman, eserin hangi bölümlerinin Mozart’a ait olduğunu tam olarak saptayamıyor. Gerek müziğindeki olağanüstü yoğunluk, gerekse bestelenişindeki esrar, REQUIEM’i 200 yıldır Mozart’ın en tanınan eseri konumuna getirmiştir.
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| vinamp a rakip yeni bir müzik oynatıcı-tamamen türk işi | hasanalak | Ses ve Görüntü | 12 | Dün 04:15 PM |
| Müziklerdeki sesleri çıkarın müzik kalsin | d_drogba | Program Download | 33 | 27-10-2007 02:39 PM |
| MSN Spaces'a Müzik veya Görüntü Eklemek | Bedirxan | Msn, Icq, Yahoo, Gmail | 9 | 18-10-2007 01:34 PM |
| müzik veya film izlemek ayrı bi keyfe dönüşüyor mükemmel...!! | xwendevan47 | Program Download | 31 | 23-08-2006 10:39 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.