|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Bir halkın geçmişini ve geleceğini etkileyen en temel moral değeri kültür ve sanattır.
ÖZGÜR SERHAT - ANF - Kürt müziği, tiyatro ve edebiyatında son yıllarda ciddi bir krizin yaşandığına dikkat çeken Kürt sanatçıları, "Alternatif sanat üretimi yapamıyoruz. Popüller kültüre karşı bir duruşumuz yok. Sisteme entegre olmada hızla gelişiyor" dediler. "Sanatın kökeni, gerçek zemindir. En büyük tehlike kendi zemininde kopmak" diyen sanatçılar ANF’ye Kürt sanatının ve sanatçısının sancılarını anlattı. Bir halkın geçmişini ve geleceğini etkileyen en temel moral değeri kültür ve sanattır. Kültür ve sanat bir halkın hem geçmişi hem geleceğini içinde barındırır. Ona ruhunu ve yaşam tarzını verir. Kültür ve sanat toplumu değiştirip dönüştürürken, öz değerlerle de bütünleştirir. Bir halkın kültür ve sanatının elinden alınması onun ruhsal varlığının yok edilmesi anlamına gelir ki, bu çok daha etkili ve kalıcı bir yok ediliş biçimidir. Kürt kültür ve sanatıtarihte en eski ve en köklü kültür ve sanatlardan biridir. Kürtler bin yıllardır devletleşmeden kendilerini bugüne taşırabilmelerinin nedenlerini de bu kültürün güçlü köklerine bağlıyorlar. Öyle ki, Kürt kültürü ve sanatı içinde taşıdığı kökleşmiş öğelerle yitirilmek istenen Kürt tarihinin yıkılmaz bir kalesi gibidir. Dengbejlik geleneği, folkloru, edebiyatı ve sanatı ile direnen bir kale. Ancak bu kale son yıllarda artarak süren saldırılarla yüz yüze. Postmodernliğin bir yaratımı olan popüler kültürün bombardımanından nasibini alan Kürt kültür ve sanatının bu saldırılar karşısındaki duruşu nedir? 90’LI YILLARDA KÜLTÜR-SANAT Kürt Özgürlük Mücadelesi on yıllardır süren mücadele gerçekliği Kürtler açısında artık inkar edilemeyecek kazanımlar açığa çıkardı. Özellikle 90’lı yıllarda kızışan savaş gerçekliği Kürtlerin ulus düzeyinde devrimsel bir çıkış şeklinde yorumlandı. Bu çıkış kendisiyle beraber yeni sanat ve kültür eserlerini de doğurdu. Bu dönemi Kürtler içinde Rönesansın başlangıcı olarak nitelendiren folklor hocası Nupel Munzur“Yeniden kendi kimliğine dönüş, insanlık âlemine bende insanım demenin adı olan yıllardı” diyor. Kürt kültür sanat çalışmaları bu yıllarda yeniden örgütlendirilip, kurumları oluşturuldu. İlk Kürtçe müzik, tiyatro, sinema ve ulusal motifler sergilendiği yapıtlar halkın yoğun ilgisi ve beğenisi ile karşılandı. Kültür ve sanat çalışmaları, Kürt halkında değişime uğrayan duygu ve düşüncelerle beslendi ve dinamizm kazandı. Eserler ve etkinlikleriyle Kürt toplumunda özgürlük, demokrasi, dil, kültür ve kimliğini sahiplenme duygularının gelişmesinde de rol oynamaya başladı. Öyle ki, bu yıllar Kürtler açısından çok hızlı ve sanatsal açıdan dolu dolu geçen yıllar oldu. HUNERKOM VE MKM’NİN KURULUŞU şte bu yıllarda Kürtler sanatsal örgütlenmelere gitti. Kürt Özgürlük Hareketi saflarında yaşamını yitiren Sefkan kod isimli Celal Ercan Avrupa’da Hunerkom’u kurarken, Türkiye’de de Kürt kültürünün geliştirilmesi için faaliyet gösteren ilk kurum olan Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) 1990’lı yılların başında kuruldu. Bu dönemde canlanan ulusal ruhla pek çok sanatçı Özgürlük Mücadelesine katıldı. Kürt Özgürlük Mücadelesinde yaşamını yitiren Mizgin, Sefkan, Serhat, Ali Temel, Evdilmelik Şexbekir, Hozan Çiya ve Hozan Hogir gibi daha birçok sanatçı siyasal kimlikleriyle ve tercihleriyle özgürlük mücadelesi saflarına katılıp, onun içinde sanatçı kimliklerini geliştirdiler. Özgürlük Hareketiyle Türk devleti arasında kızışan savaşın yarattığı toplumsal duygular, Kürt kültürü ve sanatını da etkiledi. PKK’nin 1984 sonrası silahlı mücadeleye başlamasıyla uyanan Kürt ulusal bilincinin kültür ve sanat alanında da etki yaptığını söyleyen Rotinda Yetkiner, Kürt kültürü ve sanatındaki canlanmanın ulusal bilincin gelişiminde etkileyen değil, etkilenen bir konumda olduğuna dikkat çekiyor. Çünkü kültür sanatın bu kızgın savaşın içinde çok fazla kendi rengini belli edecek, kendi varlığını nitelik olarak çok fazla ön plana çıkaracak ne gücü ne de o ortamı vardı. Çünkü özgürlük mücadelesi siyasi başladı ve çok hızlı bir biçimde askeri mücadeleye döndü. Mücadelenin bu ilk aşamasında Şehit Delil Doğan, Ş. Mizgin ve Ş. Sefkan ön plana çıktı. Bunlarında Kürt Özgürlük Mücadelesine katılımları sanatçı kimliğiyle değildi. Diyen Yetkiner, pek çok sanatçının mücadele içinde Kürt ulusal bilinciyle tanıştıktan ve toplumun temel değerlerini kavradıktan sonra sanatçı kimliklerinin ön plana çıktığı görüşünde. DAĞDAN KOPUK OLMAZ Tarih boyunca dağlar Kürtler için her zaman özgürlüğün saklı olduğu korunma alanları anlamına geldi. Dirilen kültür ve sanat açısından da ‘dağlar’ Kürtler için aynı anlamı taşıdı. “Dağdan kopuk bir sanat Kürtler için kesinlikle olamaz” diyen Yetkiner, bunun sebebini şöyle açıklıyor: Çünkü dağ basit bir şey değil. Kürtler bir dağ halkı olarak tanımlanır ve dağ onlar için bir kültürdür. Ama gerilla ile bütünleşmiş dağ daha fazla anlam taşıdı. Çünkü dağdan mücadele halka taşırıldı. Burada gelişmezse hiçbir yerde gelişemezdi. Üretilen eserler, Kürtlerin uzun süredir yaşadığı baskı ve inkara karşı bir başkaldırı ve direniş temalarının yoğunca işlendiği çalışmalardı. Kürt halkı bunun ihtiyacını çok derinden duyduğu için sanatçısıyla ve eserleriyle yapılan her şeyi sahipleniyordu. Koma Berxwedan, Koma Çiya, Hozan Serhat gibi daha birçok grup ve sanatçı bu süreçte tanındı ve sevildi. Eserleri halk içinde değer gördü. 2000’Lİ YILLAR... ‘90’lı yılları unutulmaz eserler ve yepyeni bir kültür geleneği oluşturarak kapatan Kürt kültür ve sanatı, bu devinim ve yaratıcılığı iki binli yıllarda sürdüremedi. Savaş sürecindeki sanatın ifadesi yapılmıştı, ama Kürt toplumu için genel bir sanat üslubuna kavuşturulamamıştı. Kürt kültür ve sanatının ifadesi henüz yerine oturmamıştı. Son 7 - 8 yılda Kürt müziği, tiyatrosu ve edebiyatında ciddi bir tıkanmanın yaşandığını vurgulayan Nupel Munzur, bu tıkanmanın tüm dünyada da yaşandığına dikkat çekti. “1920 - 30’lu yıllardan sonra tüm dünyada sanat tıkandı. Bu süreçten sonra hep birbirinin tekrarı oldu. Maneviyattan arınmış bir sanat, toplumun ihtiyacına cevap olamıyor” diyen Munzur, Kürt sanatının 90’larda yakaladığı düzeyi 98’den sonra devam ettiremediğini, bununda en temel sebebini sanatçıların alternatif duruşu yaratamayarak sistemle bütünleşmesine bağlıyor. Munzur devamla görüşlerini şöyle ifade etti: Günümüzde sanatçılar sistemle entegre halinde. Ve sistemin yaşadığı tıkanıklığı, Kürt kültür sanat cephesi olarak bizde yaşıyoruz. Eğer sistemin ağır etkilerinden kurtulabilirsek alternatif bir sanat ve güçlü bir sanatçı duruşuna sahip olabiliriz. Temel sorun ondan kurtulamamak ve aynılaşmak. Alternatif olarak oluşturmaya çalıştığı sistem ve devletçi sistem arasında gelgit halinde olan sanatçının kendisini ifade edecek bir tarzı yakalayamama sancısını çektiğini dile getiren Munzur, yaptığı sanatı tanımlayabilecek sanatçının günümüzde çok az olduğu görüşünde. “Sanatçı neden ve niçin Kürt sanatı yaptığı sorusunun cevabını verebiliyorsa, gerçekten sanat yapıyor demektir. Oysa bu gün popüler kültüre çok ciddi bir kayış söz konusu” diyor Munzur. POPÜLER KÜLTÜRÜN KÜRTLERE ETKİLERİ Popüler kültür kelime anlamıyla İngilizce "people" halk kelimesinden türemiş bir kavram. Ancak anlam kaymasına uğrayarak geniş kitlelerin benimsediği kültür anlamında kullanılıyor. Günlük kabul gören ve günlük tüketen popüler kültürün "herkese her şeye ama hiçbir şeye" mantığına sahip olduğunun altını çizen Kürt sanatçı Rotinda Yetkiner şöyle diyor: Bir sanat eseri çıkarıyor, kime? Herkese. Niçin? Hiçbir sebebi yok. Halbuki sanatın bir ideolojisi vardır. Sanatın kendisi bir ideoloji gibidir. Sanatın bir estetiği, hedefi vardır. İnsan özüne yakışan güzelliğin arayışıdır. Günü kurtarma felsefesiyle yaratıcılıktan uzak olan bu eserlerin, günlük sorunlara yaptıkları göndermelerle bireyde kısa soluklu bir rahatlama ve yanılsamaya yaratığını belirten Yetkiner şöyle devam ediyor: Bu tür popüler yaratımlar toplumun yaşam kalitesini, beğeni ölçülerini düşürürken, ruhsal çürümeyi de beraberinde getiriyor. Popüler kültürün yaygınlaşması tüketimi derinleştiriyor ve tüketilenlerle de daha çok sistemin etkisi altına girilerek etnik kültürel değerlerden de uzaklaşma yaşanıyor. Bugün Kürt kültürü çok ciddi bir kültürel asimilasyon, yağmalanma, tahrif edilmeyi yaşıyor. Müzik, edebiyat, sinema bunun örnekleriyle dolu. Dizi üstüne diziler yayınlanıyor. Birçoğunda Kürt aile ilişkileri, gelenek ve görenekleri işleniyor. Kürt dil ve lehçeleriyle alakası olmayan bir konuşma tarzı, abartılmış feodal aile ilişkileri, düzeysiz ve kaba Kürt kişilikleri “Kürt budur” diye sunulan bu durum Kürtler arasında kültürel değerleri, gelenekleri ve göreneklerinin rencide edilmesi şeklinde yorumlanıyor. Kürtler dizilerde kullanılan dil-lehçenin ve sosyal ilişkilerin Kürt kültürüyle hiçbir ilgisi olmadığını dile getirirken, bu dizi ve filmler çok ciddi bir kazanç kapısına dönüşmüş durumdadır. Aynı şey Kürt ezgileri üzerine Türkçe sözler yazılarak yapılan müzik ürünleri ve Kürt edebiyat ürünleri içinde geçerlidir. Hemen akla şu soru geliyor, Kürt sanatçısının bu duruma yaklaşımı nedir? SANATÇI TOPLUMUN VİCDANIDIR Kürt sanatçıların etnik değerlerini yeterince bilince çıkartamaması, ticari kaygıların öne çıkmasıyla birleşince adeta on bin yıllık kalenin savaşçılarından mahrum kaldığı benzetmesinde bulunan folklor hocası Nupel Munzur, Kürt sanatçılarının toplumun sorunlarını fazla yansıtmadığını ifade etti: Sanatçı toplumun vicdanıdır. Sen toplumun vicdanını acılarını, sevinçlerini ifade etmiyorsan, edemiyorsan o zaman halktan kopuk kalıyorsun demektir. Toplumun sorunlarını, acı ve sevinçlerini sanatla yansıtma bizde fazla gelişmemiştir. Kürt kültürünün geliştirilmesi için bu tür kurumların kültür meclisleri çatısı altında ortaklaşması ve işlevsel kılınması gerektiğine vurgu yapan Munzur, “Kürt kültür kurumları da meclisler oluşturmuş. Meclis demek, halka dayanmak demektir. Halktan kopuk bir meclis, meclis olmaktan çıkar. Lakin bu meclisler de şubeleri aşmış değil. Sadece biçimde bir değişik var. Özde bir değişiklik yok. Yönetim organizasyonunu aşmamış, halktan kopuk. Halkın mücadelesini, toplumun sorunlarını ifade etmeyen ürünler ortaya çıkarıyorlar” görüşünü savunuyor. Bir zamanlar toplum için mi sanat, sanat için mi sanat tartışmaları çok yapılırdı. Belki belli bir süre daha yapılacaktır. Günümüzde kültür ve sanat eserlerinde sosyal içerikli sorunlara eğilen eserlerin ve bu eserlere ilginin arttığı yapılan kamuoyu araştırmalarında açığa çıkıyor. Yakın zamanda TV’de yayınlanan, çocuk askerler üzerine NATO adlı şarkının geniş kitlelerde ilgi uyandırması buna bir örnek olarak gösterilebilir. Ya da Pink Floyd topluluğunun gençliğin sorunlarını dile getirdiği için çok tutulması da diğer bir örnektir. SANATÇILAR ÇOK ACI ÇEKER AMA... “Sanatçı üretim yapmak için bireysel olmak durumunda, çünkü kendi duygularıyla yola çıkıp üretim yapıyor” diyen tiyatro sanatçısı ve şair Jinda şöyle diyor: Bu üretimi topluma kazandırdığı sürece toplumsal oluyor. Eğer bir sanatçı yaratım gücünü kullanıp daha çok kendisini güçlendirirse, çevrenin etkisini kırıp kendisi olabilir. Kimi şeyler elimizde değil, örneğin savaş. Ama biz savaşı yok etmek için elimizden gelini yapıyoruz. Sanatçıların büyük bir kaos içinde olduğunu düşünen Jinda, “Sanatçılar çok acı çeker, ama bunu bilinçlendirip bir üretim haline dönüştüremiyorlar” kanısında. Sanatçılar bir yandan bu kaosu yaşarken, diğer yandan da kitlelerin kendi sanatçısını beğenmeme ve kendi kültürüne yabancılaşmadan şikayetçiler. Kürtlerde "nasıl olsa bizimdir" mantığıyla kendi sanatçısını sahiplenilmeme ve kendi kültürünü küçük görmenin henüz aşılamadığını dile getiren Nupel Munzur, bu durumun sanatçılarda farklı bir psikoloji yaratarak, kendini ezik görme ve beğenmemeye neden olduğu görüşünde. Kürtlerin kültürüyle dünyaya yeni bir renk katabileceği iddiasında olan Jinda, Kürt kültürünün geleceğine dair ise şunları kaydediyor: Kürt toplumu son üç bin yıllık tarihinde her yönlü işgale ve istilaya maruz kaldı. Buna karşın özdeğerlerini korumak için eşi benzeri olmayan bir direnişi gösterdi. Bu direnişini başarıyla sürdüren köklü ve zengin Kürt kültürü, Kürt toplumunun hümanist ve paylaşımcılığını insanlığa anlatabilir. FIRAT HABER AJANSI |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Türkiyeli aydının Kürtlere ve Kürt kültürüne bakışı | MÊVAN | Genel Kültür | 26 | 04-05-2008 08:38 PM |
| Avrupa Kürtleri | MÊVAN | İlginç Konular | 5 | 06-03-2008 01:40 PM |
| Aram Dîkran - kürt müziğinin duayeni hakkındaki yorumlar | Mirza | Müzik Sohbet | 15 | 09-10-2007 10:24 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.