|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Zamandizinsel olarak bakıldığında, Nil vadisinde sanat adına olup bitenler, eski Mısır uygarlığını öne çıkarır. O dönem dünyasının en güçlü iktidarı ve merkezi yönetimi, Nil�in suladığı bereketli topraklarda yaşamıştır.
Mısır sanatının günümüzdeki sembolü olan piramitler, Eski İmparatorluk döneminde inşa edilmiştir. M.Ö. 2600�lü yıllarda görülmeye başlayan piramitleri, 5 ve 4. bin yıllarını kapsayan Negade I ve Negade-II dönemleri öncelemiştir. Büyük mezar mimarisinin düşünsel kökenleri tartışmalıdır. Piramitlerin sadece mezar işlevi gördüğü konusunda görüşler bulunmaktadır. Bu mezarlar megalit mezarların ya da daha önceki prehistorik mezar tiplerinin görevini yaptığı öne sürülmüştür. Yine de piramitlerin, kendinden sonrakilerde olduğu gibi, dini inançların mimariye yansımasının tipik örnekleri olarak görebiliriz. Mısır rölyef sanatı, 4. sülale zamanında, prenslerin ve asillerin mastabaları içinde bulunan tapınak hücrelerinde doğmuştur. 5. Sülale zamanında önde gelenlerin yaşamlarını betimleyen zengin rölyef serileri gerçekleştirilmiştir. Orta imparatorluk döneminde, dikilitaş dediğimiz obelisk�ler mimari öğe olarak görülmeye başlar. Bu dönemde piramitler sembolik mimari uygulamalar haline gelir. Birkaç not daha: *Geometrik düzenlilikle, keskin doğa gözlemlerinin kaynaşımı, tüm Mısır sanatının özelliğidir. * Mısır sanatı, sanatçının belirli bir anda görebileceği şeye değil, belirli bir kişiye veya yere ait olduğunu bildiği şeye dayanıyordu. *Mısır üslubu, her sanatçının erginlik çağından itibaren öğrenmesi gereken, çok sıkı bir yasalar topluluğundan oluşuyordu. * Mısır sanatı, üç bin yıldan uzun süren bir zaman içinde, çok az değişmiştir. Not: Metinleri ve onlara eşlik eden görselleri bağlamında değerlendirmek için, genel tabloyu dikkate almanızı öneriyoruz. Eski Mısır ![]() İlkeleri değişmeyen bir sanat |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
Mısır sanatı, gerçeği olduğu gibi yansıtmaz, o simgesel değeri yüklü özgünlükten yoksun bir bütüne dönüştürür.
Geleneklerin ve kuralların yüklediği ağır zorlayıcı koşullar altında, Mısır sanatı, elbette �gerçekçi� olamazdı, Bir kere, işleyebileceği konular sanatçının ilhamına bırakılmamış, eserin veya yer alacağı anıtın yerine getirmesi istenilen görevin gereklerine göre saptanmıştır. İşlenmesine izin verilen temalar çoğunlukla geleneksel temalarla sınırlıdır. Şüphe yok ki, yeni gerçekler sanata girmeyi başarmıştır, Mesela Yeni İmparatorluk döneminin başında atın ve savaş arabasının ortaya çıkışı, bunların mezarlarda tasvir edilen sahnelere girmesini sağlamıştır. Aynı şekilde, sömürgeci ve yayılmacı politikaların izlendiği bu dönemlerde firavunların savaş zaferlerini anlatan ikonografik hikayeler tapınakların duvarlarında yer almıştır. Ancak, bu yeni konular da ortaya çıkar çıkmaz belli kurallara bağlanmış ve geçerli geleneksel temaları ancak dar bir ölçüde yenileyebilmiştir. Ayrıca, geleneksel olarak işlenen bütün temalar, doğayı gerçeğe en yakın bir şekilde temsil etmek yerine, o gerçeğe önceden kabul edilmiş bir anlam yükleyecek şekilde işlenmiştir. Mesela, zavallı Libyalıları kırıp geçiren açlık mı anlatılmak isteniyor? Alçak kabartma sanatçısı birkaç çizgiyle, yetersiz beslenmenin simgesi olan çıkık kaburga kemiklerini andıran bir şekil çizer. Açlıktan bir deri bir kemik kalmış çobanlar da aynı yöntemle çizilir. Arp çalarak dini şiirler okuyan şarkıcı �çok sık rastlanılan bir tema� müzik yeteneğinin yanı sıra engin bir hayat deneyimi de varsa, daha çok takdir edileceğinden, birkaç yuvarlak çizgiyle şişman olarak gösterilir. Çünkü şişmanlık Mısır�da yaşlılığın ve bunun getirdiği bilgeliğin simgesi sayılırdı. İyi bir kulağı, yani müzik duygusu olduğunu göstermek için de gözbebekleri yapılmaz ve böylece körlük vurgulanırdı. Kuşkusuz bütün bunlar, şarkıcının gerçekten şişman ve kör olmasını gerektirmezdi. Mısır sanatının zengin eserleri içinde zaman zaman bir gerçekçilik kaygısının yer aldığı sanılabilecek örneklere de rastlanır. Bu bazen gerçekten doğrudur (mesela Akhenaton�un tasvirleri ve geç dönemlerdeki heykel portreleri), ama çoğu zaman bu görünürdeki gerçekçilik, aslında gerçek değildir ve simgesel bir anlam taşımaktadır. Mesela, Nefertiti�nin genellikle çok cömertçe yontulmuş vücudu bazı uzmanlarca Nefertiti�nin gerçek ölçülerine uyan « patolojik bir olgu » diye yorumlanmıştır. Ama başka ünlü uzmanlar, bu çok gelişmiş kalça ve bacakları ana kraliçe rolünün dini bir simgesi olarak yorumlamayı tercih etmişlerdir. T.L. Sanat ve mimari Yeni İmparatorluk Yeni İmparatorluk�un sanatı ve mimarisi çeşitlenmiştir ve karakteristiktir. Bazı tapınaklar bütünüyle ayakta kalmıştır; taştan yapılan bu yapılar çok büyük boyutlu olabiliyordu. Teb�deki (Karnak) Amon-Ra Tapınağı 3,2 ha�lık bir alanı kaplıyordu. Her tapınak, Mısır�ı dini olarak evrenle bütünleştirmek üzere tasarlanıyordu. Firavunun kazandığı zaferleri anlatan dıştaki sahneler içeride saklanan tanrı tasvirini koruyordu; avluların ve odaların iç duvarlarında halk şenliklerinin ve gizli ayinlerinin tasvirleriyle bezenmişti.Taşıdıkları kozmolojik anlamı tapınağın biçimi gösteriyordu: sunak, yaradılışın gerçekleştiği ilk yüksekliği anımsatıyordu; dev bitkileri betimleyen sütunların taşıdığı tavan resimleri gökküreyi andırıyordu; girişteki iki kapıkule, güneş tanrının Evren�i yeniden doğurmak için içinden çıktığı ufuktaki gediği simgeliyordu. Kral saraylarının mimarisinde yapı malzemesi olarak tuğla kullanılmakla birlikte, firavunun tanrısal doğasını vurgulamak amacıyla bilinçli olarak tapınakların mimarisi taklit ediliyordu; yerdeki freskler doğanın yenilenişini betimliyordu. Tel el-Amarna ve Deyr ül-Medine, konut mimarisine ilişkin en fazla öğenin bulunduğu merkezlerdir. Tel el-Amarna�da çok sayıda odası, atölyeleri ve bahçeleri olan soylu evleri bulunmuştur; bu iki sit alanında, toplumsal hiyerarşinin diğer ucu, beş odalı ve çoğunlukla düzdamlı olan küçük konutlarla belli olmaktadır. Genel olarak, konutlar duvar resimleri ve halılarla gösterişli bir biçimde bezenmiyordu; bu eksiklik, ikincil sanatların yüksek gelişme düzeyiyle telafi edilmiştir. Tutanhamon�un uzak diyarlardan getirilen ağaçlarla yapılmış ve üzerlerine olağanüstü değerli taşlar kakılmış tahtları ve koltukları iyi bir işçiliğe sahiptir; taş, maden veya diğer malzemelerden yapılan kaplar sıradan eşyalardı. Sanat bu alanda bile önemli işlevler yerine getiriyordu; mesela, çoğu mobilya, kötü ruhları uzaklaştıran Bes adlı devin tasvirlerini taşıyordu. Bazı durumlarda, lahitler ve Ölüler Kitabı (papirüs üzerine kaydedilmiş büyü tasvir ve metinleri denemesi) gibi mezar eşyaları da sanat eseri olabiliyordu. Bu dönemde yeraltı kral mezarları köklü bir değişime uğradı. Piramit terk edildi ve özel mezar mimarisinde daha küçük ölçekte yeniden ele alındı. Yeni İmparatorluk�un, duvarları, tanrıların ve şeytanların dolup taştığı cehennemleri temsil eden, canlı renklerde resimlerle bezeli yeraltı kral mezarlarının hemen hemen hepsi uzak Krallar Vadisi�nin duvarlarına oyulmuş tünellerdir. Kral cenazeleriyle bağlantılı dini ayinler, mezarların uzağında, Vadi�nin kenarında dimdik yükselen yarların eteğinde bulunan tapınaklarda gerçekleştiriliyordu. Tel el-Amarna�nın sanatı ve mimarisi birçok bakımdan tuhaftır. Ahenaton, içerinin ışığa boğulması için çatıları, kapı ve pencere kirişlerini çıkartıp gereksiz görülen sunağı kaldırtarak geleneksel tapınak modelini değiştirdi. Şu anda çok kötü bir durumda olan kral mezarı, soylu mezarları gibi Tel el-Amarna�da bulunuyordu. Soylu mezarlarında bezemelerin ağırlığı, armağanları ve geleneksel günlük yaşam sahnelerini betimleyen resimlerden, Mısır sanatında benzeri olmayan bir ayrıntı zenginliğine sahip kraliyet törenlerine ve şehir resimlerine kayar. Tel el-Amarna üslubu, çok sayıda eski geleneğe bağlı kalırken, insan ve hayvan resimlerinde daha esnek ve gerçekçi din: önemli kişiler daha büyük boydadır ve perspektif bilinçli olarak göz ardı edilir.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
Eski Mısır da kullanılan en önemli iki yapı malzemesi kerpiç ile taştır. Taş daha çok mezarlarda ve tapınaklarda, kerpiç ise ev, hatta saray gibi konut mimarlığında ve savunma yapılarında kullanılmıştır. Mezar, içine yalnızca ölü yerleştirilen bir yer değil, ölümden sonraki yaşamın sürdürüleceği kutsal mekândır. Bu nedenle ölülerin yanına, işlerine yarayacağı düşünülen eşya da yerleştirilir, duvarlara dünyadaki yaşamlarını anlatan resimler yapılır.
Mısırlılar cenaze anıtlarına sonsuzluk yerleri" derlerdi. Bu oldukça anlamlı bir tanımdır. Anıtın kalıcı olması istenmiş ve taş bunun için en uygun malzeme olarak seçilmiştir. Mezarlar çok çeşitlidir. Firavun adına yapılan piramitler en ünlüleridir. Önceleri, firavunun göğe çıkmak için tırmanacağı merdiveni temsil eden ve mastaba (mezar çukurunu örten kütle) denilen yamuk piramitler yaygındı. İlk sülaleler döneminde firavun mezarlarıyla soylular için yapılanları ayırt etmek zordur. Günümüzde genellikle Abydos takilerin firavun, Sakkara dakilerin soylu mezarları olduğu düşünülür. Piramitler; hiç bir kral ve topluluk,yalnızca bir anıt dikmek için bunca masrafı ve eziyeti göze alamazdı.nitekim kralların ve kullarının gözünde piramitlerin pratik bir işlevi vardı. Kral, halkı üstünde egemenlik süren kutsal bir varlık sayılıyordu.bu dünyadan ayrıldığı zaman da yanlarından geldiği tanrıların arasına yükselecekti.O, gökyüzüne yükselirken, piramitler, olasılıkla onun çıkışını kolaylaştıracaklardı. Ama herşeyden önce onun bedeninin korunmasını sağlayacaklardı.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
Eski Krallık döneminin mezar yapısı olan piramitlerin en iyi örneği Firavun Keops�un (Hufu) el-Gize�de yaptırdığıdır. Bu mezarda, her biri 2,5 tonluk yaklaşık 2 300 000 bloktan oluşan inanılmaz boyutlarda ve büyüklükteki piramidiyle mezar mimarisinin doruğuna ulaşıldı. Keops�un oğlu Kefren de (Hafre), babasınınkinin yanına bir başka piramit yaptırmıştır. Daha sonraları, özellikle de Orta Krallık döneminde yapılan piramitler daha küçük tutulmuştur. Piramit
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#5 (permalink) | |||||||||||
|
Yeni Krallık (İmparatorluk) döneminde ise yağmadan korunmak amacıyla kaya mezarları yapımına geçilmiştir. Bunlar Teb�de Bibanü�l-Mülük adı verilen yerdedir. (Krallar Vadisi�ndeki yeraltı mezarları) En iyi örneklerinden biri 19. sülalenin ikinci firavunu olan 1. Seti�ninkidir. 100 m derindeki mezar odasının tavanı, Cennet�in göğünü simgelemek üzere tonoz biçiminde oyulmuştur. Bibanü�l-Mülük�un 20. sülale tarafından terk edilmesinden sonraki iki sülale döneminde firavunlar bir delta kenti olan Tanis�te bulunan gösterişsiz yapılara gömülmüşler, bunlardan başka kral mezarı da bulunmamıştır.
Sıradan Mısırlılar, yerine göre çeşitli mezarlara gömülürlerdi: mastabalar, yeraltı mezarları, tuğla veya kagir yapılar veya basit çukurlar gibi. Yalnız hepsinin ortak bir noktası vardı: mezarın, yani lahdin kendi genellikle içinde mumyalanmış ceset ve yanında öbür dünya için gerekli eşyalar olduğu halde yeraltına konur ve bu bölüme kimse giremezdi; genellikle buna bitişik bir yerde de ziyaretçilere ve bakım kültünü yerine getirecek din görevlilerine açık bir bölüm bulunurdu. Ama bazen bu iki bölüm aynı mimari bütün içinde değil de, ayrı ve bazen birbirlerine oldukça uzak yerlerde olurdu. Mesela, Yeni İmparatorluk döneminde Firavunların lahitleri mühürlenir ve Krallar Vadisi�nin yeraltı yapılarında kimsenin giremeyeceği bir yerde korunurdu. Tapınaklar Mısır�da dinsel yapılar günlük tapınaklar ve mezar tapınakları olarak ikiye ayrılır. Eski Krallık döneminden kalan az sayıdaki tapınaktan biri 5. sülaleye alt Ebu Cirab�daki tapınaktır. Karnak�ta bulunan büyük tapınağa da 18. sülale döneminde başlanmıştır. Alışılmışın dışındaki bir tapmak da 19. sülale firavunlarından 1. Seti�nin Abydos�ta Osiris�e adadığı tapınaktır. II. Ramses�in Abu Simbel�de yaptırdığı tapınak kayadan oyulmuş olmasına karşın, Mısır tapınaklarının yerleşim düzenini korur. Önünde firavunu simgeleyen, kayadan oyulmuş dört büyük heykel vardır. Yeni İmparatorluk döneminde yapılan mezar tapınaklarının çoğu Teb�in batısında, çöl sınırındadır. Yalnızca Kraliçe Hatşepsut�unki bunlardan ayrılır. Kraliçenin hizmetindeki Senenmut tarafından tasarlanıp uygulanan bu tapınak, Deyrü�l-Bahri Firavun II. Mentuhotep�in mezarı yanındadır. Mezar tapınaklarının en büyüklerinden birini de III. Amenofis yaptırmıştır. Bu yapının taşlarının bir bölümü daha sonra II. Ramses�in yaptırdığı tapınakta kullanılmıştır. III. Ramses�in Medinet Habu bulunan mezar tapınağı, çevresindeki yapılarla birlikte en iyi korunmuş olanlardan biridir. Mısır sivil mimarlığında daha çok kerpiç ve ahşap kullanılmış, sütun altlığı, lento gibi yerlerde uygulanan taşa çok az yer verilmiştir. En iyi korunmuş konutlar Deyrü�l Medine�deki işçi evleridir. Taştan yapılmış olmalarıyla da kuraldışı olan bu evlerde bir yatak odası, bir konuk ağırlama odası, erzak depoları ve üstü açık mutfak vardır. Yüksek düzeydeki görevlilerin evleri daha büyüktür. Firavun Ahenaton�un kurduğu Tel el Amarna kentindeki konutlar arasında 30 odalı olanlar vardır. Duvarları resimlerie süslü bu evlerde ayrıca banyo ve tuvalet de bulunmaktadır. Büyük odaların tavanını taşıtmak için ahşap dikmeler kullanılmıştır. Bir bölümünün üst katının da bulunduğu sanılmaktadır. Oldukça küçük olan pencereler aydınlatmadan çok, hava akımı sağlamaya yararlar. Ana Britannica
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Dünya Dinleri | tubiranes | Genel Kültür | 60 | 28-11-2008 10:31 PM |
| Sanat Tarihi | DERİNSU | Resim | 0 | 21-03-2008 10:19 AM |
| Mısır nasıl yetiştirilir | MÊVAN | Diğer Dersler | 0 | 02-11-2007 10:37 PM |
| Yom Kippur Savaşı (Arap-İsrail) | rojekanu | Tarih | 0 | 17-04-2007 01:39 PM |
| Hermesçilik ve Kökeni | MÊVAN | Tarih | 0 | 13-04-2007 08:00 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.