Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Kültür, Sanat, Edebiyat > Kültür Sanat Bölümü

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 30-05-2008, 05:24 PM   #6 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 2,390
Üye No: 2482
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 192000
Rep Puanı : 6193262
Rep Derecesi
Bedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond repute
Varsayılan Resim


Katı Kurallara Bağlı Tasvir Sanatı
Mısır sanatı, özellikle insan tasvirlerinde, son derece zorlayıcı bir kurallar bütününe uymak zorundadır
Mısırlı sanatçıların yaptıkları iki boyutlu insan tasvirleri son derece sıkı kurallara bağlanmıştır: yüz � bazı seyrek durumlar dışında� profilden çizilir, ama göz ve omuzlar cepheden görünür; ancak vücudun diğer kısımları göbek dışında göğüs, kalçalar, bacaklar, ayaklar� gene profilden çizilir. Yani, farklı bakış açıları tek bir insanın görünüşünde çelişkili bir şekilde yan yana getirilerek kullanılır.
Mısırlılar, bu çelişkiyi bilerek ve kararlı bir biçimde kabul etmişlerdir; çünkü bu durum onlara, insan vücudunu, kendilerine göre en karakteristik şekilde yakalama fırsatını vermiştir.
T.L.
Mısır Tasvir Sanatı
Mısır sanatı perspektifi bile bile bir kenara bırakır ve dünyanın parçalarını belirgin özelliklerine göre yeniden düzenler.
Bağımız vardır ve bu teknik sayesinde bir sahnenin çeşitli öğelerini onlara belirli bir açıdan bakan bir kimsenin gerçekte gördüğü gibi görürüz. Mısır sanatıysa, aksine, tasvirleri belirli
bir bakış açısına bağlı kılmaya yanaşmaz. Aynı bütünün içine birçok figürü sanki aynı uzaklıktan görünüyormuş gibi yan yana veya üst üste yerleştirir ve temel özelliklerinin bütünlük içindeki durumlarından bağımsız olarak algılanmasını sağlar; bakan bir öznenin önceliğini reddederek gerçeği yapay bir biçimde yeniden yaratır.
Böylece, bizi şaşırtan tasvirler ortaya çıkar. Mesela, karşı sayfadaki sahnede ağaçlarla çevrili ve içinde balıklar yüzen, üstünde kuşlar uçan bir havuz var, ama ufuk çizgisi ve kaçış noktası yoktur; ağaçların boyu, bunlar ister ön planda ister arka planda olsun, eşittir; oysa perspektif olsaydı, boylarının giderek küçülmesi gerekirdi. Soldaki üç ağaç da dahil olmak üzere, hepsi cepheden görünmektedir; hem de diğerlerine göre dik açıda yatar durumda! Resimlerin birbirine geçmesine meydan vermeden bu ağaçların manzaranın bütünü içindeki durumlarını belirtmenin tek yolu buydu. Havuz tam bir dikdörtgen biçimindedir; tıpkı yukarıdan bakıldığında görüleceği gibi. Oysa, bu yalnız ağaçların değil, yamaçlarda yetişen ve tıpkı ağaçlar gibi çizilmiş olan bitkilerin görünüşüne de ters düşmektedir.
Geometrik düzenlilikle keskin doğa gözleminin bu kaynaşımı, tüm Mısır sanatının özelliğidir. Bu özelliği, gömütlerin duvarlarını süsleyen kabartmalar ve resimlerde çok daha iyi izleyebiliriz. Ölünün ruhundan başka hiç kimsenin görmemesi gereken bir sanata, �süslemek� sözcüğü pek yakışmıyor. Nitekim bu yapıtlar haz kaynağı olsun diye yapılmamıştır. Görevleri, �yaşamı korumak�tı. Bir vakitler, acımasız bir geçmişte, güçlü biri öldüğünde, öte dünyada kendine yaraşır bir hizmetçi topluluğuna sahip olsun diye, o güçlüyü, öldürülen uşakları ve tutsaklarıyla birlikte gömme geleneği vardı. Bu tür gelenekler daha sonraları, ya çok acımasız ya da pek pahalı sayıldıklarından olacak, sanata baş vuruldu. Yeryüzü büyüklerinin alayını, gerçek uşaklar yerine, resim ve imgeler oluşturmaya başladı. Mısır mezarlarında bulunan resim ve araçlar, öte dünyada yardımı dokunabilecek dostlar sağlama amacına bağlıdır.
Bu kabartmalar ve duvar resimleri, Mısır�da binlerce yıl önce nasıl yaşanıldığına değgin dipdiri bir imge sunarlar bize. Yine ilk bakıldığında biraz şaşırtıcı bulabiliriz onları. Bunun nedeni, olasılıkla, Mısırlı ressamların, sanatlarının değişik yöntemlerine bağlı olarak, gerçek yaşamı, bizim imgeleştirme yöntemimizden tümden değişik bir yolla imgeleştirmiş olmalarıdır. Onlar için önemli olan güzellik değil, belginliktir. Sanatçının görevi, her şeyi, en açık ve kalırlıklı bir biçimde korumaktı. Bu nedenle sanatçı, rastgele seçilmiş bir görüş açısından doğaya öykünmüyor, resmedilmesi gereken her şeyin kesin bir açılıkla ifadesini bulmasına yarayan katı kurallara uyarak, her şeyi belleğinden çıkarıyordu. Nitekim bu ürünler bize, bir ressamınkinden çok, harita çizimcilerinin üslubunu anımsatırlar. Böyle bir konuyu imgeleştirmek istediğimizde, ona hangi görüş açısından yaklaşmamız gerektiğini sorarız kendimize. Ağaçların biçimi ve özellikleri yalnızca yanlardan iyi görülüyor. Gölcük ise yüksekten. Mısırlılar bu sorunla pek ilgilenmiyorlar. Yukardan görünen gölcükle yandan görünen ağaçlar çizmekle yetiniyorlar. Öte yandan, balıklar ve kuşlar, yüksekten bakıldığında güçlükle seçildiklerinden, yandan çizilmişler.
Böylesine basit bir resim türünde, sanatçının hangi yolu izlediğini anlamak kolaydır. Bu yol, çocuk resimlerinin hemen hemen çoğunda uygulanan bir yöntemdir. Ne var ki Mısırlılar, bu yöntemi uygularken, çocukların beceremedikleri bir tutarlılığa sahiptiler. Her şey, en özgül görüş açısına göre sunulmalıydı. �R. 35�, bu yöntemi insan figürüne uygulanışını gösteriyor. Baş, yandan daha iyi göründüğü için, ressamlar başı yandan çiziyordu. Oysa insan gözü karşıdan düşünülür. İşte o zaman, yandan görünen yüz üzerine, karşıdan görünen bir göz eklerlerdi. Vücudun üst bölümünü, omuzları ve göğsü, karşıdan yakalamak daha uygundur, çünkü böylece kolların bedene nasıl bağlandığını görebiliriz. Fakat kolların ve bacakların hareketi, yandan görüldüğünde daha belirginleşir. Mısırlıları, bu figürlerde böylesine basık ve çarpık gösteren nedenler bunlardır. Mısırlı sanatçılar ayrıca, ayakları dıştan göstermekte güçlük çekiyorlardı. Bu yüzden, ayakları, başparmaktan başlayarak yukarıya doğru, yandan çiziyorlardı. Bunun sonucu olarak, her iki ayak da içten görünüyor ve kabartmadaki adamın sanki iki sol ayağı varmış gibi geliyor. İnsan görünümünün, Mısırlı sanatçılara göre, tam böyle olduğuna inanmamalı. Onlar, bir kuralı izlemekten öte bir şey yapmıyorlardı. Bu kural sayesinde, insan figüründe önemli saydıkları her şeyi imgeye sokabilirlerdi. Dediğim gibi, belki de, kurala böylesine katıca bağlılığın yanında, büyüsel nitelikte bir endişe de vardı. Yoksa, kolu güdük veya kesik bir adam, ölülere sunulması gelenekleşmiş şeyleri nasıl taşıyabilir veya alabilirdi?
Gerçek şu ki, Mısır sanatı, sanatçının belirli bir anda görebileceği şeye değil, belirli bir kişiye veya yere ait olduğunu bildiği şeye dayanıyordu. İlkel sanatçının, figürlerini, iyi bildiği biçimlerle kurmaya çalışması gibi, Mısırlı sanatçı da figürlerini, ona öğretilmiş, bildiği örneklerden çıkarıyordu. Ama sanatçı, yaptığı resimde, yalnızca biçim bilgisini kullanmakla kalmayıp, bu biçimlerin neyi temsil ettiğini de dikkate alıyordu. Kimi zaman birisine �Büyük patron� dediğimiz olur. Mısırlı bir sanatçı, böyle bir adamı, uşaklarından veya karısından daha büyük çizmek zorundaydı.
Bu kuralları ve gelenekleri öğrendikten sonra, Mısır yaşamını yansıtan resimlerin dili de anlaşılmış olur.




Sanatın Öyküsü, Gombrich.

Bedirxan is offline  
Eski 30-05-2008, 05:25 PM   #7 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 2,390
Üye No: 2482
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 192000
Rep Puanı : 6193262
Rep Derecesi
Bedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond repute
Varsayılan Mısır Heykelciliği


Firavunlar dönemi Mısır ı için, bir heykel hareketli bir varlık kadar canlıdır. İlahi bir varlık, bir kralın veya daha başka bir kişinin görüntüsü biçiminde yontulan heykel fazla değer taşırdı. Heykel, temsil ettiği kişinin canlı bir varlığıydı. Bu yüzden kimin heykeli olduğunu ve o kişinin özelliklerini heykel üzerine yazmak önemliydi. Hiyeroglifle yeterli açıklamalardan yoksun anonim bir heykel gücünü yitirirdi. Canlılığını kaybeder, madde boyutuna indirgenirdi. J.L.



Mısırlı heykelciler genelde granit veya porfir gibi sert taşlarla çalışırlardı. Tutkuyla ortaya konulan biçimlerdeki amaç, sonsuzluğa ulaşmaktı. 3 000 yıl boyunca üslup hiç değişmedi. Cepheden görüntü kuralına sıkı sıkıya bağlı kalındı. Baş, gövdenin üst bölümünün ekseninde, kollar bedene yapışık konumdaydı. Bu da kişiliklere kutsal bir boyut kazandırıyordu.
Mısır sanatı çoğu zaman bir alçak kabartma sanatı olarak karşımıza çıkar. Çıkıntılar azdır. Yılan-Kral Steli�nde olduğu gibi (M.Ö 2900�e doğru) kişiler profilden resimlenir. Bu eserdeki şahin-yılan karışımı figür, boş bir fon üzerinde en sade haliyle belirir. Tahta, seramik veya cam hamurundan yapılmış heykelciklerin yanı sıra dev heykeller de bulunmuştur. Büyük kaya parçalarına oyulmuş sfenksleri bu dev heykellerin en güzel örneğidir. Akıl almaz büyüklükte bir kayadan yontulmuş insan başlı dev aslan heykeli Gize Sfenksi (M.Ö. 2500�e doğru, Kahire yakınlarında) hem kültesellik, hem de bütünlük görüntüsü açısından değer taşır. Pençeler ise taşınıp getirilen ekleme taşlarla yapılmıştır.
Katı kurallar üzerine kurulmuş olsa da, Mısır heykelciliği gerçekçilikten uzaklaşmaz. Louvre Müzesi�nde bulunan Bağdaş Kurmuş Yazıcı (M.Ö. 2700�e doğru) bu açıdan çarpıcı bir eserdir. Duruştaki simetri yüzdeki güçlü ifadeyi etkilemez. Gövdeye uygulanan renkler ve göz çukurlarına kakılan siyah beyaz mine, figürden taşan canlılığı daha da vurgular.
Heykel
Günümüze ulaşan heykellerin büyük bölümü mezarlara, geri kalanların çoğu da tapınaklara konmak üzere hazırlanmıştır. Firavunların büyük boy heykelini yapmak, onların gücünü simgelemek açısından önem taşımıştır. Bunların hangi firavuna alt olduğu üstlerindeki hiyeroglif yazılardan anlaşılır. Mısır heykellerinde bir adımı ileri atıp ayakta durmak ya da kolları dizler üstüne koyup oturmak gibi sürekli kullanılan duruşlar vardır. En eski oturan firavun heykelleri 2. sülaleden Hasekhemui�ninkilerdir (Mısır Müzesi, Kahire ve Ashmolean Müzesi, Oxford). Bunlar küçük olmalarına karşın daha ilerideki anıtsallığın ilk belirtilerini taşır.
Mısır heykeli çok hızlı gelişmiştir. Firavun Coser�in gerçek boydaki ilkel, ama çok etkileyici heykeli (Mısır Müzesi) 4. sülalenin el-Gize piramitlerindeki anıtsal heykellerinin habercisi olmuştur. Firavun Kefren�in diyoritten yapılmış heykeli (Mısır Müzesi) ince işçiliği ve ağırbaşlı havasıyla en başarılı örneklerden biridir. Mikerinos ile karısını gösteren heykel ise (Boston Güzel Sanatlar Müzesi) Mısırlıların arduvaz gibi sert taşları işlemedeki büyük ustalıklarını gösteren bir başka örnektir.
Eski Krallık döneminde firavun heykellerinde ulaşılan bu düzey, o dönemde başka kişilerin heykellerinde ve ahşap ya da kireçtaşından yapılıp üstlerinin boyandığı heykel örneklerinde de sürmüştür. Prens Rahotep ile karısı Nofret�in oturan heykelleri (Mısır Müzesi) ve yönetici Kaaper�in Şeyhü�l-Beled adıyla bilinen heykeli (Mısır Müzesi) bunlar arasındadır. Louvre ya da öteki müzelerde örnekleri bulunan katip heykelleri de bir elinde fırça, ötekinde bir yaprak papirüs tutarak söylenenleri dikkatle izleyen bürokrat tipini canlandırır. Bunlar portre olmamakla birlikte, belli bir kişilik taşıyan heykellerdir.


Orta Krallık döneminden kalan III. Sesostris ve III. Amenemhet heykelleri (British Museum, Londra) neredeyse portre sayılacak kadar gerçekçi biçimde işlenmiştir. Et-Gize�deki Sfenks sayılmazsa, tapınaklarda firavunların büyük boyutlu heykellerine ilk kez 12. sülale döneminde rastlanır.
İnsan figürünü elden geldiğince yalın bir biçime indirme çalışmaları tümüyle Mısır�a özgü bir oturan insan heykelinin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Dizlerini göğsüne doğru çekmiş ve kollarıyla da onları sarmış olan bu heykellerde insan figürü, başı dışında neredeyse bir küp biçimini alır. 12. sülale döneminden kalan Sihathor heykeli (British Museum) bu türün tarihlenmiş en eski örneğidir.
Yeni Krallık, özellikle de 18. sülale döneminde heykel sanatının yeniden canlandığı gözlenir. Kraliçe Hatşepsut ile Firavun III. Tutmosis�in son derece duyumsal heykelleri vardır.
II. Ramses�le yeniden canlanan büyük boyutlu heykel geleneği III. Amenofis zamanında en yetkin düzeyine ulaşmıştır. II. Amenofis�in mezar tapınağı için yapılan dev heykeller aynı adı taşıyan yapı ustası tarafından tasarlanmıştır. Çok olağandışı bir uygulamayla önemli, ama halktan biri olan bu ustanın da bir mezar tapınağı ve onu bazen otoriter bir yönetici, bazen de uysal bir katip olarak gösteren heykelleri vardır
III. Amenofis�in heykellerinde gözlenen gerçekçi yaklaşım onu izleyen Ahenaton döneminde geliştirilmiş ve onun Orta Mısır�da kurduğu yeni başkentin adıyla �Amarna üslubu� diye anılmıştır. Mısır Müzesi�ndeki bazı heykellerde Ahenaton uzun yüzlü, iri göğüslü, yuvarlak kalçalı olarak gösterilir. Karısı Nefertiti�nin heykelleri de, Louvre Müzesi�ndeki bir örneğinde olduğu gibi, büyük bir duyumsallık taşır. Nefertiti�nin üstü boyalı ünlü büstü ise Kahire�deki Mısır Müzesi�ndedir. II.Ramses döneminden sonra heykelde sürekli denebilecek bir gerileme yaşanmıştır.Bununla birlikte 25. sülale heykelde bir yenilenme dönemi olmuştur.
Kabartma. Mısır�da mezar ya da tapınak duvarlarının resimlerle, kabartmalarla bezenmesi törelerin ve dinsel törenlerin sonsuza değin yaşaması amacıyla yapılan bir uygulamadır. Sülaleler döneminden en eski örnekler 3. sülaleye değin iner.
Sakkara�daki Hesire mezarında duvar resimleri ile ahşap üstüne yapılmış alçak kabartmalar (Mısır Müzesi) bulunmuştur. Bu tür süslemeler, kerpiç ya da niteliksiz bir taştan yapılmış duvarlarda resim, nitelikli taştan yapılmış duvarlarda kabartma olarak işlenirdi. Kabartmalar önce çizilir, sonra boyanır, ondan sonra da alçak ya da yüksek kabartma biçimine getirilirdi. Mezarlarda bu tür işlerin bitirilmediği de olurdu. Böyle yarım kalmış çalışmalar yöntem
konusunda bilgi verir. Bu tür çalışmalardan, önce duvarın üstüne kırmızı kılavuz çizgileri çekildiği, önemli kişileri anlatacak figürler için kareler hazırlandığı, resimlere dış çizgilerden başlanıp düzeltmelerin de boyama sırasında yapıldığı öğrenilmiştir.
Eski Krallık döneminin en iyi resimleri 4. sülale zamanından kalan ve Meydum�da, Nefermaat ile Atet�in mezannda bulunan Karlı sahnedir. 5. ve 6. sülale dönemlerinden de çok başarılı alçak kabartmalar kalmıştır. Ebu Cirab�da Firavun Neuserre�nin yaptırdığı Güneş Tapınağı�ndaki kabartmalar ile (Mısır Müzesi, Doğu ve Batı Beriin) Sakkara�da Ptahhotep ve Ti�nin mezarlarında günlük yaşamı konu alan kabartmalar en iyi örnekler arasındadır. Orta Krallık döneminde de iyi resim yapma geleneği sürmüştür. Beni Hasan mezar odalarında pek çok duvar resmi bulunmuştur. Teb�de Deyrü�l-Bahri�deki II. Mentuhotep mezarında, Karnak�ta 1. Sesostris�in yaptırdığı sunakta yüksek düzeyli kabartmalar vardır.






Ana Britannica

__________________
Bedirxan is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Dünya Dinleri tubiranes Genel Kültür 60 28-11-2008 10:31 PM
Sanat Tarihi DERİNSU Resim 0 21-03-2008 10:19 AM
Mısır nasıl yetiştirilir MÊVAN Diğer Dersler 0 02-11-2007 10:37 PM
Yom Kippur Savaşı (Arap-İsrail) rojekanu Tarih 0 17-04-2007 01:39 PM
Hermesçilik ve Kökeni MÊVAN Tarih 0 13-04-2007 08:00 PM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 04:30 AM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.