Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Kültür, Sanat, Edebiyat > Kültür Sanat Bölümü

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 30-05-2008, 04:46 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 2,391
Üye No: 2482
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 192000
Rep Puanı : 5271150
Rep Derecesi
Bedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond repute
Varsayılan Tarih öncesi SANAT (Sanatın Başlangıçları)


Yabansı Başlangıçlar
E.H.Gombrich Dilin nasıl doğduğunu bilmediğimiz gibi, sanatın da nasıl doğduğunu bilmiyoruz. Eğer tapınak ve ev yapımı, resim ve heykel yaratımı veya dokuma gibi etkinlikleri sanat sayarsak, dünyada sanatçının bulunmadığı tek bir topluluk yoktur. Yok, sanat deyince, müze ve sergilerde tadılan veya seçkin salonların güzel süslemelerinde kullanılan, az rastlanır, nefis bir şey anlıyorsak; Sözcüğün bu özel anlamının pek yakınlarda geliştiğini ve geçmişin en büyük yapıcılarının, ressam veya heykelcilerinin bu sözü akıllarından bile geçirmediklerini bilmek zorundayız.
Mimariyi ele alırsak, bu ayrımı daha iyi anlarız. Bilindiği gibi çok güzel yapılar vardır ve bunlardan bazıları, gerçek anlamda birer sanat yapıtıdır. Ne var ki, dünyada, belirli amaçla dikilmemiş tek bir yapı gösteremezsiniz. Bu yapıları tapınma, vakit geçirme yeri veya konut olarak kullanan kimseler, onları özellikle işe yararlılık ölçülerine göre değerlendirirler. Bundan başka, yapının çizgisini veya oranlarını kendi beğenilerine az-çok uygun bulabilirler ve yapıyı, yalnız kullanılma açısından değil, aynı zamanda onu �tamam� hale getiren başarılı mimarın didinmeleri bakımından da değerlendirebilirler.
Çoğunluk, geçmişte, resim ve heykel sanatına karşı tutumun bundan farkı yoktu. Bu sanatlar, salt sanat yapıtları değil, belirli görevleri olan nesneler sayılırdı. Kimi yapıların hangi gereksinmeler sonucu dikildiğini bilmeyen birisi, kötü bir mimari yargıçtır. Biz de, hangi amaçla yapıldığını bilmediğimiz sürece, geçmişin sanatını anlayamayız. Tarih boyunca ne kadar geriye gidersek, sanatın hizmet ettiğine inanılan amaçlar o kadar açık, ama aynı zamanda yabansı görünmektedir. Oturduğumuz kentlerden uzaklaşıp köylere giderek veya daha da iyisi, kendi uygarlaşmış ülkelerimizden koparak, çok uzak atalarımızınkine hâlâ çok yakın koşullarda yaşayan topluluklar arasına gitsek, aynı şeyle karşılaşırız. Biz bu topluluklara, bizden daha basit oldukları için değil � çünkü onların düşünme biçimleri bizimkinden kimi zaman çok daha karışıktır �, tüm insanlığın geldiği ilk koşullara daha yakın oldukları için �ilkel� diyoruz. İlkeller için, yararlılık açısından, bir kulübenin yapımıyla bir imgenin üretimi arasında hiç bir ayrım yoktur. Kulübeler onları yağmurdan, rüzgârdan, güneşten ve kendilerini yaratmış olan ruhlardan korurlar. İmgeler ise, onları, doğal güçler kadar gerçek olan öteki güçlere karşı korurlar. Başka bir deyişle, resimler ve heykeller, büyüsel amaçla kullanılır.
İlkel toplulukların kafasını anlamaya çalışmadan; onları, imgeleri, bakılacak güzel şeyler olarak değil de, kullanılacak ve güç dolu nesneler gibi görmeye iten yaşantıyı kavramadan, sanatın bu yabansı başlangıçlarına girmeyi umudedemeyiz. Hem, bu duyguyla özdeşleşmenin de pek zor bir şey olduğunu sanmıyorum. Yeter ki, kendimizle kesinlikle içten olmasını ve içimizde hala ilkel birtakım şeylerin kaldığını bilelim. Buzul çağından başlayacak yerde, kendimizden başlayalım. Günümüzün bir gazetesinden sevdiğimiz, bir yıldızın fotoğrafını alalım. Elimize bir iğne alıp, gözlerine batırmak hoşumuza gider mi? Gazetenin herhangi bir yerini delmek kadar önemsiz midir bu? Hiç sanmam.
(�)
Tüm bu garip inanışlar önemlidirler, çünkü, insan becerisinin en eski izleri olan ve günümüze dek ulaşan en eski resimleri anlamamıza yardım edebilirler. Fakat Güney Fransa�da ve İspanya�daki mağaraların duvarlarında ve kayalar üzerinde, bu resimler XIX. yüz-yılda ilk kez bulunduğunda, arkeologlar, gerçeğe çok benzeyen, canlı gibi duran bu hayvanların, buzul çağı insanlarınca yapılmış olabileceğine inanmamışlardır. Oysa bu bölgelerde bulunan kemik ve taştan yapılmış kaba araçlar; bu bizon, mamut ve ren geyiği resimlerini, onları avlayan, bu yüzden de onları çok iyi tanıyan kimselerin resmettiğini veya kazıdığını ortaya koymuştur. Bu mağaralara girmek, insana garip bir duygu verir. Bazen dar ve alçak koridorlardan geçilir. Dağın karanlık içindeyken, rehberiniz, bir elfeneriyle bir boğa resmini birden aydınlatıverir. Böylesine güç ulaşılan bir yere, yalnızca süsleme amacıyla gidilmiş olması düşünülemez.
Ayrıca, Lascaux mağarasındaki resimleri saymazsak, mağaraların duvarlarındaki ve tavanlarındaki resimler düzenlice yapılmamışlar, tersine, belirli bir düzen anlayışından çok uzak olarak, bazen birbirleri üzerine boyanmış ya da çizilmişlerdir. Bu kalıntıları daha iyi
şöyle açıklayabiliriz: Bunlar, imgelerin etkisine ilişkin evrensel inanışın, en eski örnekleridir. Başka bir deyişle, bu ilkel avcılar, belki de oklarını ve taş baltalarını kullanarak elde ettikleri avlarının yalnızca resmini yapmakla, gerçek hayvanların da kendi güçlerine boyun eğeceğine inanıyorlardı.
Doğaldır ki bu bir varsayımdır, ama yine de, bugün bile eski göreneklerini koruyan o ilkel topluluklar arasında sanatın gördüğü işleve iyice dayalı bir varsayım. Bildiğim kadarıyla, bugün hiç bir yerde böyle bir büyü uygulamaya kalkışan bir kimse bulunamaz. Ama ilkeller için sanat, en azından, imgelerin gücüne duyulan benzer inanışlara bağlıdır. Günümüzde hâlâ yalnızca taş araç kullanan ve büyüsel ereklerle kayalıklara hayvan resmi çizen kimi ilkel topluluklar vardır. Daha başka bazı kabile üyeleri ise, dönemsel bayramlarında, hayvan kılığına girerek, hayvansal davranışlarla kutsal oyunlar oynamaktadırlar. Onlar da, böyle yapmakla, bir bakıma, av hayvanına karşı güç sağlayacaklarına inanıyorlar. Bazen de, tıpkı masallardaki gibi, bazı hayvanlarla akraba olduklarına, tüm kabilenin bir kurt, karga veya kurbağa kabilesi olduğuna inanmaları az rastlanır olaylardan değildir. Doğrusu, oldukça garip inanışlardır bunlar. Ama şunu unutmayalım ki, bu inanışlar, sanıldığı gibi, bizim kendi çağımızdan bile pek uzak sayılamazlar.
Romalılar, Romulus ve Remus� un bir dişi kurt tarafından emzirildiğine inanıyorlardı. Bu kurdun tunç bir imge Roma�da, Capitolium�da dururdu. Şimdi bile, Capitolium�a çıkış merdivenin yanında bir kafeste canlı bir dişi kurt beslerler. Trafalgar Meydanında canlı aslanlar yoktur ama, İngiltere aslanı, �Punch�un sayfalarında inatla yaşamaya devam eder. Doğal olarak, bu tür armacı veya karikatürcü bir simgecilikle, ilkellerin hayvan akrabaları saydıkları totemlerin derin ciddiliği arasında büyük bir fark vardır. Bu ilkeller, bazen aynı zamanda hem insan hem hayvan olunabilen bir tür düş dünyasında yaşadıklarına inanırlar. Birçok kabilenin bu hayvanları canlandıran maskeleri vardır.
Özel törenlerde bunları kullandıklarında, kendilerini değişmiş duyumsar-davranışın, sağlam kafayla düşündüğümde, dostuma veya hayran olduğum birine en ufak bir zarar vermiyeceğini çok iyi bildiğim halde, yine de, böyle bir davranışta bulunmuş olmayı aklımdan geçirmek bile irkiltir beni. Nerede olduğu bilinmez ama bir yerlerimizde, imgeye yapılan şeyin, o imgenin canlandırdığı kişinin kendisine yapıldığı gibi saçma bir duyum hâli yaşamaktadır. Bu durumda, üstelik, bu garip ve us dışı izlenim, bizlerin arasında, atom çağının göbeğinde yaşadığına göre, aynı izlenimin ilkel topluluklar diye adlandırılan hemen her toplulukta yaşamış olması belki daha az şaşırtıcı görünebilir. Dünyanın her yerinde, halk hekimleri veya büyücüler, hep şu büyüyü ortaklaşa uygulamışlardır: Düşmana benzeyen kaba bir bebek yaptıktan sonra, zararın onun üzerine düşmesi dileğiyle, bu yapma bebeğin yüreğini delmişler veya onu yakmışlardır. İngiltere� de, Guy Fawkes gününde yaktığımız kukla da, aynı boş inancın bir kalıntısıdır. İmge ile gerçeklik arasındaki ayrım, ilkeller için belirsizdir. Yerliler, bir keresinde, sürülerinin resmini yapan Avrupalı bir ressama, korkuyla şu soruyu sormuşlardır: �Hayvanlarımızı alıp götürürsen, neyle yaşarız biz?�.
Sanatın Öyküsü- Remzi Kitabevi-Çeviri: Bedreddin Cömert

Bedirxan is offline  
Eski 30-05-2008, 04:46 PM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 2,391
Üye No: 2482
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 192000
Rep Puanı : 5271150
Rep Derecesi
Bedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond repute
Varsayılan Mağara Sanatı


Sanat Sanat içindir kuramına dayanan yorumlardan (1870 -1880�li yıllar) sonra, XIX. yüzyıl sonunda tarihöncesi sanatla ilgili çalışmalar, etnografi biliminin başlangıç döneminden J. Frazer�in Le Rameau d�or, Altın Bal adlı eseri) büyük ölçüde etkilenmiştir. Tarihöncesi resim tasvirleri ile etnografi yerlerinin karşılaştırılması kural haline gelmişti: duruma göre, veriler bazen av ve ya bereket büyüsüne, bazen de totemcilik veya şamanizme bağlanıyordu. Acil bir kanıtlama gerekçesinden doğan bu sözde-bilimsel folklor, bugün de sürmektedir. Hayvan resimlerinin yanında görülen işaretler, ilk tarihöncesi uzmanlarının ilgisini çekmekte gecikmedi. Söz konusu bu işaretlerin sanatçının imzası olabileceğini ileri süren E. Piette�ten sonra uzmanlar, bölmeli dikdörtgenlere yerleştirilen resimlerde, kulübe veya tuzaklar gördüler (La Pasiega�da, ElCastillo�da H. Breuil�ün çalışmaları), Mouthe kulübesinde iskelede ilgili ayrıntılara rastladılar; çivi yazısını andıran resimlerde bumerangları, Lascaux�daki bazı işaretlerde mızrak fırlatma düzeneklerini bile fark ettiler. Bir hayvanı hedef alan bir ok işareti, yakalanması çok arzu edilen bir avı ele geçirme isteğinin sembolik bir tasviri ve bir av büyüsü olarak kabul edildi.
Théma Larousse.

__________________
Bedirxan is offline  
Eski 30-05-2008, 04:47 PM   #3 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 2,391
Üye No: 2482
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 192000
Rep Puanı : 5271150
Rep Derecesi
Bedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond repute
Varsayılan Sanat mı, yoksa büyü mü?


Sanat mı, yoksa büyü mü?
Ren bölgesindeki buzul çağında, M.Ö. 35 000 yıllarına doğru, ilk mağara duvarı resimleri ve toprak boya, manganez ve odun kömürüyle yapılmış sitilize hayvan resimleri gerçekleştirildi. Yüksek kabartma, 10 000 yıl sonra ortaya çıktı. Kadın heykelcikleri ve Brassempouy�da, geç Paleolitik Dönem(Eski Taş çağı) jeolojik katmanlarında bulunan şapka1ı Kadın gibi «Venüsler», bugün, doğurganlığın simgeleri olarak kabul ediliyorlar. Ama tarihöncesi dönemin, yani yazının ortaya çıkmasından önceki dönemin sanatı konusundaki her yorum, kesinliği olmayan ve sorunlarla dolu bir yorum olarak ortaya çıkıyor. Yaşamını sürdürmek, korunmak ve çoğalmak gibi temel endişelerle yaşayan Paleolitik insanın, salt süsleme sanatları değil, dini büyüsel ve toplumsal anlamlar taşıyan bir sanat ortaya koyduğu düşünülüyor. Dolayısıyla, ancak Neolitik dönemde ve seramiğin icat edilmesiyle birlikte, estetik haz sağlaması için gerçekleştirilen salt bir süsleme sanatının ortaya çıkabildiği genellikle ileri sürülüyor. Bütün bu söylenenlerden, tarihöncesi insanının pratik amaçlar dışında sanat etkinliğine girişmediği sonucunu mu çıkarmak gerekir? Dordogne�da, Ferrassie�de bulunan ve hiçbir işe yaramıyormuş gibi görünen garip nesneler (deniz kabukları, akik parçaları, kaya kristalleri) simgesel bir anlam mı taşıyordu? Yoksa, gerçek bir sanatsal duyuşun mu ürünleriydi? Şarkı, müzik, dans gibi zamana dayanıklı olmayan sanatçılar, sağlam izler bırakmamıştır; çalgılar da notalar da kalmamıştır geriye.
Dolayısıyla, Tunç Çağı�nın, Afrika�nın ve Okyanusya�nın kültürlerine yaklaşırken, Andre Leroi-Gourhan�ı izleyerek, «sanata, dine veya büyüye ilişkin» olanları birbirinden ayırt etmeye kalkışmamak gerekir.
Axis 2000

__________________

Bu mesaj en son " 30-05-2008 " tarihinde saat 04:51 PM itibariyle Bedirxan tarafından düzenlenmiştir....
Bedirxan is offline  
Eski 30-05-2008, 04:50 PM   #4 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 2,391
Üye No: 2482
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 192000
Rep Puanı : 5271150
Rep Derecesi
Bedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond repute
Varsayılan Tarih öncesi SANAT ( Lascaux Mağarası)


250 m uzunluğundaki Lascaux Mağarası bir galeriler dizisi, bir kuyusu ve bir ücra bölümü olan bir koridor mağaradır. Kuzeydeki giriş (bugünkü girişle aynı doğrultudaydı) duvarları dik olmayan kubbeli büyük bir boşluğa uzanır; buradaki siyah kabartmalı ve kırmızı ve siyah renkli figürler bütün Paleolitik sanatın en büyük frizi sayılır; gerçekten de Altamira�daki en büyük bizonların uzunluğu en çok 2 m, Niaux�dakilerinki 1 m�nin altında iken, Lascaux Mağarasındaki sığırların uzunluğu 5 m�den fazladır. Tarihöncesi insanlar, bu «bezeme» gerçekleştirmek için muhtemelen iskele kurmuşlardır. Bu Boğalar Salonu�nun devamı ücra bölüm, yaklaşık 20m uzunluğunda ve 3,5-4m yüksekliğinde bir galeridir; galerinin duvarları üç ikonografik kompozisyonla bezenmiştir; orta boşluktakinden çok daha az anıtsal olan figürler çeşitli sığırları (inekler ve yaban öküzleri), atları ve dağ keçilerini tasvir eder. Kubbeli orta boşluğa dönerken, sağda ve güney doğrultusunda, Boğalar Salonu�nu apsitten ayıran bir tür ikincil ücra bölüm olan «geçit»e girilir; burası, duvarlarında çeşidi hayvan figürlerinden ve de bazıları boyalı işaretlerden oluşan 385 grafik öğenin yer aldığı 2-4 m genişliğinde bir koridordur. 5 m çapında dairesel bir yapı olan apsidin duvarları ve tavanı, kat kat şeritler halinde yerleştirilmiş resim ve gravürlerle bezenmiştir; aşağıdan yukarıya, her görüş alanına tek bir hayvan türünün sığabileceği boyutlarda, boğalar, erkek ve dişi geyikler, tavana daha yakın yerlerde ise atlar görülür. Apsitte iki özel figür de vardır: o çağın mağara resimlerinde ender rastlanan bir figür olan bir ren geyiği ile bir misk sığırı. Apsidi batıya doğru devam ettiren ve 5 m�lik bir derinlikte açığa çıkarılan kuyu, önemli arkeolojik malzemeler sağlamıştır: bezemeli mızrak uçları, kandiller, boya artıkları, delinmiş deniz kabukları vb. Buradaki boyalı bezemede, türünün tek ömeği olan bir gergedan ve gene tek örnek olarak mızrak saplanarak karı deşilmiş bağırsakları açıkta bir bizon tarafından yere devrilmiş bir insan görülmektedir. Bu esrarlı kompozisyonun ne anlama geldiği bilinmemektedir; kuyu mağaranın kutsal bölümü, tapınağın merkezi midir? Sahın denen sonraki alan, resim ve gravür bakımından zengin, yüksek ve geniş bir galeridir; burada, kuzeyden güneye doğru çok başarılı beş büyük kompozisyon göze çarpar: dağ keçilerinden, el izlerinden, siyah inekten, yüzen geyiklerden ve melez bizonlardan oluşan panolar. En güneydeki Yırtıcı Hayvanlar bölümü derin Niaux galerisini çağrıştıran alçak ve dar bir galeridir; en geniş yeri 1 m kadar olan bu bölümde adından da anlaşılacağı gibi yırtıcı hayvanları tasvir eden gravürler bulunur. Burada, barınma alanını işaretlemek için işeyen erkek bir yırtıcı hayvan ve yaralı bir yırtıcı hayvan gibi şaşırtıcı altı figürü ayrıntısıyla işleyen gerçek bir sahne görülür. Burada ayrıca hepsi çok güzel yapılmış dağ keçileri, bizonlar, atlar, erkek ve dişi geyik tasvirleri de bulunur.
Lascaux insanı, tartışmasız, güçlü bir sanat duygusuna sahiptir; eserin yapılmasında göze çarpan yetenekleri, figürlerin sahneye konuşunda da kendini gösterir. Lascaux hayvanları, kompozisyonlarıyla klasiktirler; yokluğu şaşırtıcı olan mamut dışında, genelde mağara resimlerinde mevcut bütün hayvanlar burada da vardır. Hayvan resimleri içinde, sıklık oranı türlere göre değişir; atların ve boynuzlugillerin (bizonlar ve yaban sığırları) sayısı geyik, dağ keçisi, ren geyiği, ayı, yırtıcı hayvanlar ve gergedandan çok fazladır. Türler arasındaki bu hiyerarşi figüratif sahnelerin yerleştirilişinde de göze çarpar; burada da, bilinmeyen nedenlerle bizon-at çifti ana panolarda belirirken, yırtıcı hayvanlar ve gergedan dipteki galerilere yerleştirilmiştir
Lascaux�da -birçok başka mağaranın tersine- yarı insan yarı hayvan «canavar» figürü yoktur; tipik olmayan tek tasvirin, iki düz boynuzuyla esrarlı bir figür olan orta bölümdeki «at vücutlu, geyik başlı yaratık» olduğu söylenebilir.
Lascaux sanatının özgünlüğü, ikonografik çeşitlilikten çok figgürleri canlandırma biçiminde yatar; sanatçı hareketi gerçekçi, ama parçalı ve seçmeci bir biçimde ifade eder. Örneğin, ön ayakların hareketi, tek başına bir atın tırıs gittiğini anlatır. Aynı şekide, Lascaux, hayvan figürlerine eşlik eden işaretlerin çokluğu ve çeşitliliği ile de diğerlerinden ayrılır. A. Leroi-Gourhan bunların sayısını 410 olarak saptamıştır; oysa diğer mağaralarda işaret sayısı 20-30�u geçmez. Bütün bu dik çizgilerin, birbirinden ayrı, dal biçiminde, kutu içine alınmış, içi dolu, gürz biçiminde dört- gen vb işaretlerin anlamı, aralarındaki ilişkiler, tasvir edilen hayvan türlerinin göreli oranları ve mağara içindeki dağılımları kadar büyük yorum güçlükleri yaratmaktadır.
Gene de Pireneler�deki Trois-Freres ve Niaux ile Asturias�taki Pindal�de de mevcut olan topuz biçimlilerin, Lascaux ile güneydeki Magdalenyen sitler arasında kültürel ilişkilere tanıklık ettiğini unutmamak gerekir.Axis 2000
İşaretler ve Anlamları
Lascaux Mağarası�nın duvarları işaretler bakımından, diğer Paleolitik mağaralardan çok daha zengindir. Bu işaretler çok çeşitlidir; bunlardan bazıları sıradandır; kırmızı, sarı ve siyah renkli dal biçimliler ve ya «damalılar» ise mağara sanatının eşsiz örnekleridir. Bütün işaretler, tarihöncesi uzmanlarının nüfuz etmeye çalıştıkları bir simgesel anlam taşır. A. Leroi-Gourhan�a göre, başka yerlerde olduğu gibi Lascaux�da da Paleolitik sanatın işaretlerinin çoğu iki büyük diziye ayrılır: bir erkek dizi ve bir dişi dizi. Bunların, başlangıçta gerçekçi bir biçimde tasvir edilen, ama yavaş yavaş simge-işaretlere dönüşen cinsel organ figürasyonları olmaları mümkündür. Genellikle çift olan ve hayvan çiftleriyle birlikte yer alan bütün bu işaretler, mağara resmi sanatının sadece bir hayvan resmi sanatı olmadığını gösterir; tarihöncesi insanın düalist dünya görüşünü kaydettiği kodlar ve mesajlarla dolu olan bu sanat, son derece karmaşık bir düşüncenin ürünüdür. Leroi-Gourhan�ın kuramı, doğru ve akla yatkın olmakla birlikte, bize Paleolitik düşüncenin tek boyutlu ve global bir açıklamasını verir. Aslında, bu yazarın da kabul ettiği gibi, bazı işaretler toplumsal kaygıları ele verirken (avcıların işaretleri veya toplumsal grupların simgeleri olmaları gereken, birbirinden ayrı işaretlerin durumu budur), bazıları (yelpazeler ve kurdeleler») esrarını hâlâ korumaktadır. Axis 2000






Lascaux Mağarası




TIKLA

__________________
Bedirxan is offline  
Eski 30-05-2008, 04:52 PM   #5 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Mesaj: 2,391
Üye No: 2482
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 192000
Rep Puanı : 5271150
Rep Derecesi
Bedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond reputeBedirxan has a reputation beyond repute
Varsayılan Tarih öncesi SANAT ( Chavau Mağarası)


Pont d�Arc, en az 500.000 yıldır Ard Nehri üzerinde uzanıyor. Tarihöncesinde insanlar, bu köprünün kaba hatlarında bir hayvan, belki bir mamut ya da bir bizon figürü görmüş olabilir. Kireçtaşından dev bir hayvanın bekçilik ettiği bu vadiye adeta efsanevi anlamlar yüklenmiş. Burada, 19. yüzyılın sonundan itibaren iki düzine kadar resimlenmiş mağara bulundu. Ancak Ard sanat eserleri, Lascaux�daki 20.000 yıllık resimlerle ya da İspanya, Altamira�daki 17.000 yıl önce yaratılmış eserlerle karşılaştırıldıklarında, medyanın pek ilgisini çekmedi, ta ki Chauvet Mağarası�nın 1994 yılındaki keşfine dek. Mağaranın ilk fotoğrafları, uzmanlar kadar kamuoyunu da büyüledi. Onyıllar boyunca akademisyenler sanatın ilkel çizimlerden canlı, natüralist resimlere doğru kademeli olarak ilerlediği kuramını ortaya koymuşlardı. Chauvet başyapıtlarındaki hafif gölgeler, perspektifin ustaca kullanımı ve zarif çizgiler, yapıtları kuşkusuz bu gelişimin doruğuna çıkarıyordu. Sonra karbon- 14�le tarihleme sonuçları geldi ve uzmanlar şaşkına döndü. Daha ünlü mağaralarda yer alan resimlerin yaklaşık iki katı yaşında olan Chauvet�deki resimler, sadece tarihöncesine ait sanatın bulunduğu en yüksek noktayı değil, aynı zamanda sanatın bilinen en eski başlangıcını temsil ediyordu. Anatomik açıdan modern insanın Avrupa�da ortaya çıkmasından birkaç bin yıl sonra, mağara resim sanatı olabilecek en ileri noktaya ulaşmıştı.

Yapılan incelemeler yaklaşık 35.000 yıl önce mağarayı insanların kullandıklarını gösteriyor. Buradaki olağanüstü durumun farkına varan Fransız Kültür Bakanlığı, mağaranın tümüyle profesyonel bir ekip tarafından incelenmesini destekleme konusunda söz verdi; kaya sanatı örneklerinin yer aldığı bir alan üzerinde ilk kez böyle bir çalışma yapılacaktı. Mağaranın çevreyle olan hassas dengesini bozmadan, dar girişi genişletmek, güvenlik sistemi kurmak ve bir iskele hazırlamak için iki yıl uğraş vermek ve yaklaşık iki milyon dolar harcamak gerekti.
Ekipten 12 kişi, duvarlardaki resimler ile yerdeki insan ve hayvan izlerini inceliyor. Tarihlendirme, pigment analizi, hayvan davranışları ve diğer bilim dallarından uzmanlar, gerektikçe mağaraya gelerek bizlere yardımcı oluyor. Aynı zamanda, 10 değişik ülkeden, kaya sanatı alanında deneyimli uzmanların önerilerinden de yararlanıyoruz. Aralarında jeologların, arkeologların, antropologların, biyologların ve sanat tarihçilerinin de yer aldığı 28 yazar, bu proje hakkındaki ilk kitabı hazırlamak için benimle birlikte çalıştılar.
İnsanlar hiçbir zaman Chauvet�de yaşamadı. Tarihöncesinde yaşamış usta sanatçılar, çocuklar, belki de ayinlere katılanlar, hepsi, bu yeraltı mabedinin gücünü hissetmeye gelirdi. Sonra orijinal girişin tepesindeki yamacın bir bölümü çöktü ve mağarayı kapayarak, içerideki göz alıcı eserleri koruma altına aldı.
*La Grotte Chauvet: L�Art des Origines Mayıs 2001 tarihinde Paris�te Editions du Seuil Yayınevi tarafından yayımlandı.
National Geographic- Ağustos 2001



Chavau Mağarası

[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

__________________
Bedirxan is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Bir Sanat Yapıtı Nasıl Yorumlanır? bari20 Genel Kültür 1 01-11-2008 09:39 PM
Lunaçarski'nin kültür ve sanat anlayışı üzerine... Lalê Bêziman Genel Kültür 2 03-04-2008 03:06 PM
Tüm Yönüyle " Sanat Eğitimi " SeReN Genel Kültür 1 07-03-2008 05:27 PM
Delphide zaman fonksiyonları... PCkopat Pascal - Delphi 7 17-12-2007 12:23 AM
Plehanov'un sanat anlayışı üzerine... marx47 Genel Kültür 2 13-09-2007 10:40 AM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 12:22 PM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.