Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Very Important Person Area > Eğitim Konuları > Kitap Tanıtım Ve Eleştiri

Kayıt Ol SSS
Eski 08-02-2008, 01:06 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Konum: Öss ile savaşmaktayım...:D
Mesaj: 4,581
Üye No: 44218
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 54072
Rep Puanı : 5406674
Rep Derecesi
GerÎlL@ has a reputation beyond reputeGerÎlL@ has a reputation beyond reputeGerÎlL@ has a reputation beyond reputeGerÎlL@ has a reputation beyond reputeGerÎlL@ has a reputation beyond reputeGerÎlL@ has a reputation beyond reputeGerÎlL@ has a reputation beyond reputeGerÎlL@ has a reputation beyond reputeGerÎlL@ has a reputation beyond reputeGerÎlL@ has a reputation beyond reputeGerÎlL@ has a reputation beyond repute
Varsayılan ‘Gündelik faşizm sokağı fethedecek’


‘Gündelik faşizm sokağı fethedecek’
CENGİZ KAPMAZ-ANF




İSTANBUL (08.02.2008)- “Faşizmin Yeni Kökenleri” isimli kitabıyla okurların karşısına çıkan Yazar Fırat Aydınkaya, istisna bir hal olarak tanımladığı faşizmin günümüzde kural haline geldiğini söylüyor. Aydınkaya, "Artık rejim olarak faşizmi beklemeyin. Gündelik faşizm, sokağı fethedecek, sokak da toplumu. Faşizmin yeni stratejisi bu" diyor.

Ülkede Özgür Gündem, Gündem gazetelerinde köşe yazarlığı yapan avukat Fırat Aydınkaya, "Faşizmin Yeni Kökenleri: Ebedi Dönüş" isimli yeni araştırma-inceleme kitabı ile okurların karşısında. Belge Yayınevi'nden çıkan kitapta, Aydınkaya faşizmin Türkiye'deki tarihsel servüvenini, linçleri, linçleri doğuran atmosferi irdeliyor, gündelik Türkiye faşistinin portresini çıkarıyor. Faşizme dair ezberleri bozacak pek çok sorular sordurtan kitabı Aydınkaya ile konuştuk.

* Kitabınız yeni çıktı? Faşizmi yazmışsınız. Faşizm üzerinde neredeyse çeyrek yüzyıldır kimse kalem oynatmıyordu? Durduk yerde neden faşizmi yazma gereği duydunuz?

Haklısınız, belki de Herbert Marcuse'dan bu yana faşizm her alanda "istisna bir hal" olarak karşılanıyor. İnsanların istisnalarla uğraşmak istememeleri anlaşılabilir. Olağan dışılıklarla uğraşmak pek akıl karı değil. Bir de şu var tabi. 20. yy bir açıdan faşizmin yüzyılıydı. Yüzyılın son çeyreğinde insanlar faşizmin çıplak şiddetinden bir nebze olsun uzak kaldı. Bu nedenle sanıyorum bilinçli ve geçici bir "hafıza erteleme" olayı yaşandı. İnsanlar faşizmi unutmayı, bastırmayı tercih etti. İşin trajik yanı ise bu uyur gezer hale entelektüellerin de eşlik etmesiydi. Öte taraftan "Tarihin sonu" teorileri beraberinde büyük anlatılara duyulan ilgiyi kuşkusuz azalttı. Bir karşı anlatı olarak faşizm analizleri de bu süreçten etkilendi. Faşizm elbette bir tehlikedir. Fakat bundan evvel kendine has disiplini bulunan bir duruştur faşizm. Eco'nun tersine ben faşizmin rahatsız edici bile olsa bir özü olduğuna inanıyorum. Ve amacım bu özü deşifre etmekti. Faşizm sürekli içinde kıyamet barındıran bir siyaset olarak öğretildi bize. Bu doğru, fakat eksik kanımca. Zira faşizm sadece siyasi bir tavır değildir. Günümüzde faşizm büyük oranda siyaset dışıdır. Kültürüyle, davranış kipleriyle, zihniyet koreografileriyle faşizm aynı zamanda siyaset öncesi toplumsal disiplinlere de karşılık gelir. İnsanlara unutmak istedikleri şeyi ısrarla hatırlatmaya çabalamak pek de cazip bir şey değil. Buna rağmen faşizmin mutasyona uğradığını birilerinin göstermesi gerekiyordu. Biraz da insanları bu gerçekliği fark etmeleri için dürtüklemek istedim. Kısacası bu kitap faşizmle yaşamak istemeyenleri dürtmek gayesiyle yazıldı.

* Kitabınızın ismi "Yeni Faşizmin Kökenleri." Öncelikle faşizm yenilendi mi? Nereden çıktı yeni faşizm? Klasik faşizm ile ayrışan tarafları nedir?

Evet, faşizm yenilendi, değişti ve halen değişiyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki şimdilerde yeni faşizm, klasik faşizmle büyük oranda ayrışıyor. Otorite kaybı, şefin konumunun zayıflaması, tırnak içinde "entellektüelizmi"nin gelişmesi benzeri bir sürü yapısal değişim söz konusu. Fakat asıl dikkatimi çeken faşizme içkin dikey iktidarda yaşanan değişimdir. Tepeden aşağıya bir dikey iktidardan çok, yatay örgütlenmeler, lokal şebekeler biçiminde gelişen bir yapılanma söz konusu. Bu durum faşizmin ataerkillikle arasına mesafe koymasıyla açıklanabilir. Belki de daha çok modernleşiyordur böylelikle. Fakat asıl ürküncü halka arz eden bir şirket gibi anonim bir hal alıyor faşizm. Tavırlardaki bu anonimlik faşizmi daha bir işlevsel kılıyor. Bunun zorunlu sonucu olarak da faşizm bir gündelik yaşam ideolojisi halini alıyor. Evet, faşizm tipik bir örgütlenme ile aramızda değil. Nerdeyse örgütsüz bir halde anonim olarak işliyor. Bu atipik bir faşizmdir. Artık rejim olarak faşizmi beklemeyin. Faşizmin artık rejimde gözü yok, hatta devlette de gözü yok. Faşizmin şimdilerde göz koyduğu tek alan toplumdur. Gündelik faşizm, sokağı fethedecek, sokak da toplumu. Faşizmin yeni stratejisi tam da bu. Bence eski faşizmle yenisi arasındaki temel farklardan biri bu. Artık devletin tepesinde bir Hitler olmayacak. Hitler aramızda ve her köşe başında.

* Kitabınızda klasik faşizm analizlerini de eleştirmişsiniz? Özellikle de sol düşüncenin faşizme yaklaşımını eleştirmişsiniz? Oysa sol düşünce faşizmle cepheden savaşan bir düşünce biçimi. Bu bir paradoks gibi görünüyor. Bunu nasıl açıklarsınız?

Sol düşünce uzun bir süre faşizmi hafife aldı. Gramsci daha 1917 yılında dünyayı faşizme karşı uyarırken pek çok kişi Mussolini'nin toplantılarına katılan az sayıdaki beş on kişiyi göstererek onunla alay ediyordu. Örgütsel ve hareket olarak sol, faşizme geç kaldı. Ve sürüklendi. Fakat benim esas ilgilendiğim ve eleştirdiğim şey solun düşünsel olarak buna hazırlıksız yakalanmasıydı. Bağıra çağıra gelen faşizm, büyük sermayenin küçük burjuvaziyle konjönktürel ilişkisiyle açıklandı neredeyse. En kötüsü de faşizm analizlerinin büyük çoğunluğu basit bir ekonomizmle teorize ediliyordu. Bu açık bir zaaftı ve hatta aymazlıktı. Bu, faşizme olağanüstü bir manevra alanı sağladı kuşkusuz. Bu nedenle faşizme karşı birleşik cephe baştan sakat doğmuştu. Dimitrovgil yorumlar bir saatten sonra faşizme katkıydı zaten.

Sol düşünce kapitalizmi çözme işine o kadar gömüldü ki faşizmin gelişini büyük şaşkınlıkla karşıladı. Kimileri bu şaşkınlığın etkisiyle faşizmi kapitalizmin yol kazası olarak yorumlamaya bile çalıştı. İşin esasına bakılırsa sol düşünce halen de faşizmi kapitalizmin neresine oturtacağını tam olarak çözebilmiş değil. Bu elbette inanılır gibi değil. Fakat ne olursa olsun faşizm kapitalizmin bir hilesi değil. Faşizm çok daha komplike bir şey. Faşizmin elbette sınıfsal kökenleri var. Elbette kapitalizm faşizme çıkabilir. Fakat bu söylendiği gibi zorunlu bir ilişki değil. Faşizm bugün her zamankinden daha az ekonomizmle bağlantılı kanımca. Kültür yeni faşizm için iyi bir ebe mesela.

Öte yandan sol düşünce çok uzun zamandan bu yana özellikle faşizm konusunda derin bir uykuda. Kimi solcular faşizmin hala po ovasında kaldığını sanıyor.

* Kitabınızın ikinci bölümünde gündelik faşizmi işlemişsiniz? Gündelik faşizm Türkiye'de kuramsal olarak çok da bilinen bir şey değil. Bildiğim kadarıyla gündelik faşistin portresini konu edinen Türkiye'deki tek kitap bu? Her yerde ortaya çıkan linç görüntüleri için ne söylemek istersiniz?

Evet, haklısınız. Gündelik faşizm Türkiye'de çok da bilinen bir şey değil. Bu nedenle gündelik faşistin portresi bu ülkede şimdiye kadar çizilmedi. Oysa Avrupa'da bu epey canlı bir alan. Hemen aklıma gelen Sartre'nın anti-semitin portresi ve W. Reich'in Dinle Küçük Adamı. Bunun dışında Fromm'un çalışmaları ve neredeyse başlı başına psikiyatri disiplini bu alanı işledi. Ne var ki bu ülkede mesela 6-7 eylül olaylarına katılan insanların ruh hali neydi acaba diye soran yok. Ermeni bebeklerini katleden kişiler akşam eve döndüğünde acaba çocuğunu nasıl sevebiliyordu diye soran yok. Adapazarı'nda Ahmet Kaya tişörtünü giyeni linç eden kişi nasıl olur da aşkını Ahmet Kaya ile ifşa eder diye merak eden de yok. Oysa bu inanılmaz önemli bir durum. Ortada bir linç endüstrisi söz konusu.

Türkiye'deki faşizmin tarihi belki ayrıca yazılabilir. Rejim olarak faşizm elbette nazizm koşullarında yaşanmadı bu ülkede. Fakat tek parti dönemi uygulamalarında faşizme çalan pek çok pratik de vardı. 1950 lerden sonra ise Türkeş'in florida'da eğitilmesi ile örgütsel faşizm devri başladı. Komünizme karşı bu işlevseldi tabi ki. 90 larda kürt sorunu ile birlikte devletin pompalaması ve kışkırtmaları ile birlikte yeni bir aşamaya girildi. Evet, Türkiye'de yeni faşizm, rejim olarak değil, örgütsel olarak da değil şimdilerde tırnak içinde anonim olarak gündelik faşizm biçiminde işliyor. Hrant Dink olayı bu manada iyi bir provaydı mesela. Rahip cinayetlerini, linç vakalarını, malatya'daki misyoner katliamına dikkat edin. Neredeyse birebir aynı manzara. Gündelik faşizm fabrikası harekete geçti. Gündelik faşizm toplumu ele geçirmeye çalışıyor. Olay tam da bu.

* Güncel olduğu için sormak istiyorum. Gerçi kitabınızda da değinmişsiniz, demokratik faşizm mümkün mü? Sözgelimi MHP veya Ergenekon tipi örgütlenmelerin yapısına bakarak sormak istiyorum.Türkiye'de demokratik faşizm mümkün mü?

Demokratik faşizm tartışması görece yeni bir tartışma. Bu demokrasinin meşruluk sosundan yararlanma ile açıklanabilecek bir durum. İnsanlar demokrasiyi kötü bir şeyin başına sıfat olarak kullandıklarında o kötü şeyi aklayabileceklerini sanıyor. İnsanlar nerdeyse cinayetlerin başına bile "demokratik" sıfatını getirerek onu toplumun meşruluk kalıplarından içeri sokma gayreti içine giriyor. artık demokrasinin niteleme sıfatı olarak kullanılmasından şüphe etmenin vakti geldi. Hele demokratik faşizm kavramından sonra bu şüphe daha bir geçerli. Sorunuza kısaca yanıt vermem gerekirse demokratik cinayet nasıl anlamsız bir şeyse bana göre demokratik faşizm de öyle bir şey. Demokratik faşizm tartışmaları düpedüz bir hiledir. Bu hileden içeri girmek faşizme rehin olmaktır kanımca. Kısacası demokratik faşizm bir intihar melodisinden başka bir şey değil.

Türkiye'de de özellikle kamu yetkilileri faşizan eylemlere "güzel bir tepki" diyerek onları onore ediyor. Trabzon'da TAYAD'lıları linç etme operasyonunu kimi devlet yetkilileri demokratik bir tepki olarak kutsadılar mesela. Kimi yorumcular bu tür olayları sokağın devlete ve siyasete sahip olma aklı ile açıkladılar ki, bu gerçekten utanç verici bir durum. Örneğin kimileri de faşizmi milliyetçilik kipine sığdırarak bunu demokratik bir durum olarak sunuyor. Bunlar büyük aldatmaca. Türkiye'de faşizmden demokrasi türetmek sinekten bal damıtmak kadar imkansız bir şey.

* Anladığım kadarıyla siz yeni faşizmi sabit değil, akışkan olarak tarif ediyorsunuz. Spontane, fragmanter bir tür her yerde ve hiç bir yerdelikle açıklıyorsunuz? Bu minimalist yorumlar faşizmi fark etmeyi zorlaştırmıyor mu?

Elbette zorlaştırıyor. Yeni faşizm evet, akışkan, yarı özerk oluşumlar ve bir tür ağ bağlantıları ile daha çok mikro bir yapı arz ediyor. Mikro yapılar insiyatifli ve yarı özerk oluşumuyla daha çok işlevsel. Bu elbette fark edilmeyi zorlaştırır. Ne var ki burada esaslı bir paradoks da söz konusu. Yeni faşizm fark edilmesi zor olsa da eskiye oranla kendini hiç saklamayan ve daha görünür kılan bir şeffaflığa sahip.

* Postmodernliğin çoğulculuğu, yerelliği, demokrasiyi mümkün kıldığı söyleniyor? Siz postmodern durumu faşizm için bir kolaylaştırıcı dönem olarak tarif ediyorsunuz? Size bakılırsa "evet tarihin sonu geldi diyorsunuz" ama bu nihai son, faşizmi doğuracak diyorsunuz? Bu tez erken bir yorum değil mi?

Bence değil. Hatta geç bile kalınmış bir yorum. Postmodernlik ve küreselleşme süreçleri biraz da iç içe geçen süreçler. Postmodernliğin parçacı, müphem, çoğulcu yapısı eski güç merkezlerini dağıtan bir özelliğe sahip. Yeni Faşizm dağılan güç merkezini yeni bir içerikle yeniden diriltmeyi vaad ediyor. Postmodernlikle yeni kimlikler tanınma ve fark peşinde koşarken yeni bir egemenlik alanını beraberinde getiriyor. Faşizm bu tasavvurun karşısına "farka karşı fark"ı koymakta. Faşizm adeta farklı olana karşı farklılığını fark etme derdine düşerek kendini yeniden üretiyor. Yeni faşizm bu manada kesin, kati ve tayin edici bir özelliğe sahip.

Ne olursa olsun tüm kazanımlarına rağmen postmodernlik yeni faşizmin kültürel ve toplumsal mantığını üreten bir durumdur. Geçiciliği yaratan postmodernlik katiliği de inşa etti, belirsizlik ve parçalanmayı sağlayan postmodernizm yeni bir kesinlik ve abartılmış bir birlik duygusunu da inşa etti. Postmodernliğin bir memesinden demokrasi diğer memesinden faşizm beslenmekte kanımca. Postmodernizm de bu değil miydi zaten? Aslında tarihin sonunu değil, insanlığın sonunu konuşmak lazım. Ben insanlık için tehlike bulutlarının ürkütücü bir hal aldığını söylüyorum yalnızca.

* Kültürün, özellikle popüler kültürün faşizmin yeni ebesi olduğunu söylüyorsunuz? Popüler kültür devrimcidir diyenler de var?

Evet, faşizmin halkla buluşması, halkı mobilize etmesi bağlamında söylüyorum bunu. Adorno yüzyıl ortalarında kültür endüstrisi kavramını ortaya atarken bunu bir şekilde faşizmle ilintilendirmişti kanımca. Ne var ki bu boyutu hep görmezden gelindi. Popüler kültür evet, sisteme direndiği sinirleri var. Ne var ki bu direnme bir itiraz mıdır emin değilim açıkçası. Her halükarda popüler kültürün, kapitalist kültürün munis çocuğu olmadığı muhakkak. Bunun faşizme çalan yanı ise şudur. İtalyan faşizminde radyonun oynadığı tarihsel rolü bugün popüler kültür oynuyor. Popüler kültür bir numaralı faşizm üreticisidir bugün. Pornografik yayınlar, azdırıcı milli maçlar, savaş yağdıran sinema filmleri ve televizyon elbette. Televizyon özellikle önemli fakat. Faşizm, TV seyircisine bir kumanda tuşu kadar yakındır bugün.

* Kitabınız biraz karamsar geldi bana açıkçası. "Ebedi dönüş"ümüz faşizme doğru mu? Bu faşizmi abartmak değil mir?

"Ebedi dönüş" bana ait bir kavram değil. Nietzche'nin kavramı. Üstad bu kavramla bugün olmakta olan şeyin esasında daha önce olduğunu ve ilerde yine olacağını imlemektedir. Evet, tam bir döngü, hatta kısırdöngü. Haklı olabilirsiniz, Nietzche'ci taraflarım ağır basmış olabilir. Ne var ki iyimser olmak için bir neden de göremiyorum açıkçası. Şöyle bir örnek verirsem sizi de karamsar yaparım belki de. Yüzyılın ilk çeyreğinde Walter Benjamin, "istisna hal"in bundan böyle kural'a dönüştüğüne dikkatimizi çekiyordu. "Olağandışının olağanlaşması" süreci dediğimiz süreç birkaç yıl içinde Benjamin'i haklı çıkarmıştı. Yüzyıl sonra bugün hala "istisna hal"in kural haline düştüğünden bahsediyorsak Benjamin'in bıraktığı yerdeyiz demektir. Benjamin intihar edip kurtuldu belki. Ama insanlığın toptan intihar etme şansı yok.

ANF NEWS AGENCY

GerÎlL@ is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Fransız Sokağı MÊVAN Genel Kültür 8 29-01-2008 11:13 PM
Faşîzm no mercy Çandi Gişti 0 24-01-2008 07:06 PM
Faşîzm berxwedan Çandi Gişti 0 15-09-2007 11:23 AM
Film Tanıtımı: Hotel Rwanda, Takva, Güller Sokağı urgan Sinema 0 09-04-2007 04:01 PM
karanfil sokağı hezann Şiirler 11 21-12-2006 01:00 PM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 06:54 AM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.