|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Ey Gençler, Gençliğimizi Kurtaralım!
Bediuzzaman Saîd-î KURDÎ Bir kısım gençler tarafından, şimdiki aldatıcı ve çekici lehviyat ve heveslerin hücumları karşısında, "Âhiretimizi ne suretle kurtaracağız?" diye, Risale-i Nur'dan yardım istediler. Ben de Risale-i Nur'un mânevî şahsı namına onlara dedim ki: Kabir var; hiç kimse inkâr edemez. Herkes, ister istemez oraya girecek. Ve oraya girmek için de üç tarzda, üç yoldan başka yol yok. Birinci yol: O kabir, iman ehli için bu dünyadan daha güzel bir âlemin kapısıdır. İkinci yol: Âhireti kabul eden, fakat zevk-u sefa ve İslam dışı yollarda gidenlere, bir ebedî hapis ve bütün dostlarından bir tecrit içinde bir hücre hapsi, yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve itikad ettiği; ve inandığı gibi hareket etmediği için, öyle muamele görecek. Üçüncü yol: Âhirete inanmayan inkâr ve dalâlet ehli için, bir ebedî idam kapısı, yani hem kendisini, hem bütün sevdiklerini idam edecek bir darağacıdır. Öyle bildiği için, cezası olarak aynını görecek. Bu iki şık apaçıktır; delil istemiyor, gözle görünür. Madem ecel gizlidir; her vakit ölüm, başını kesmek için gelebiliyor ve genç, ihtiyar farkı yoktur. Elbette, daima gözü önünde öyle büyük, dehşetli bir mesele karşısında biçare insan, o ebedî idam, o dipsiz, sonsuz bireysel hapisten kurtulmak çaresini aramak ve kabir kapısını bir ölümsüz âleme, bir ebedi mutluluğa ve aydınlık âleme açılan bir kapıya kendi hakkında çevirmek hadisesi, o insanın dünya kadar büyük bir meselesidir. Bu kesin hakikat, bu üç yol ile bulunduğunda ve bu üç yolun da zikredilen üç hakikat ile olacağını haber eden yüz yirmi dört bin doğru haberci, ellerinde ispat edici işaretler olan mucizeler bulunan enbiyalar; ve o enbiyaların haber verdikleri aynı haberleri keşif ve zevk ve görmek ile tasdik eden ve imza basan yüz yirmi dört milyon evliyanın aynı hakikate şahitlikleri; ve had ve hesaba gelmeyen hakikate inananların, kesin delilleriyle, o enbiya ve evliyanın verdikleri aynı haberleri aklen, ilimle görme derecesindeHAŞİYE ispat ettikleri ve yüzde doksan dokuz kesin ihtimal ile, "İdam ve ebedî zindandan kurtulmak ve o yolu ebedi saadete çevirmek, yalnız iman ve itaat iledir" diye, birleşerek haber veriyorlar. Acaba yüzde bir helak ihtimali bulunan bir tehlike yolunda gitmemek için bir tek habercinin sözü nazara alınsa ve onun sözünü dinlemeyip o yolda giden adamın, helak endişesinden gelen mânevî üzüntüsü onun yemek iştahını kaçırdığı halde; böyle yüz binler sadık ve doğru habercilerin, yüzde yüz ihtimalle, şaşkınlık ve düşüncesizlik, göz önündeki kabir darağacına ve ebedî bireysel hapsine kesin sebep olduğunu ve "İman, kulluk, yüzde yüz ihtimalle o darağacını kaldırıp, o bireysel hapsini kapatıp, şu göz önündeki kabri bir sonsuz hazineye, bir saadet sarayına açılan bir kapıya çeviriyor" diye ihbar eden ve işaretlerini ve eserlerini gösterdikleri halde, bu acayip ve garip ve dehşetli ve azametli mesele karşısında bulunan biçare insan ve özellikle Müslüman, eğer iman ve kulluğu olmazsa, bütün dünya saltanatı ve lezzeti bir tek insana verilse, acaba o göz önündeki her vakit oraya çağırılmasına nöbetini bekleyen bir insana verdiği o endişeden gelen elîm elemi kaldırabilir mi? Sizden soruyorum. Madem ihtiyarlık, hastalık, musibet ve her tarafta ölümler o dehşetli elemi deşiyorlar ve hatırlatıyorlar. Elbette o şaşkınlık ve günahlara düşkün olanları, yüz bin lezzeti ve zevki alsa da, yine o mânevî bir cehennem kalbinde yaşar ve yakar. Fakat pek kalın gaflet sersemliği geçici de olsa hissettirmez. Madem iman ve itaat ehli, göz önünde gördüğü kabri bir ebedi hazineye, yok olmayan bir mutluluğa kendisi hakkında bir kapı olduğunu ve o ezelî gelecek piyangosundan milyarlar altın ve elmasları kazandıracak bir bilet dahi iman vesikasıyla ona çıkmış; her vakit "Gel, biletini al" diye beklemesinden, derin, esaslı, hakikî lezzet ve mânevî zevki öyle bir lezzettir ki, eğer somutlaşsa ve o çekirdek bir ağaç olsa, o adama özel bir cennet hükmüne geçtiği halde, o büyük zevk ve lezzeti terk edip, gençlik saikasıyla, o sınırsız elemlerle zehir karışmış bir bala benzeyen sefihçe ve nefsi okşayıcı, geçici meşru olmayan bir lezzeti seçen, hayvandan yüz derece aşağı düşer. Ecnebî dinsizleri gibi de olamaz. Çünkü onlar Peygamberi inkâr etseler, diğerlerini tanıyabilirler. Peygamberleri bilmeseler de Allah'ı tanıyabilirler. Allah'ı bilmeseler de, olgunluğa sebep olacak bazı güzel özellikler bulunabilir. Fakat bir Müslüman, hem enbiyayı, hem Rabbini, hem bütün güzellikleri Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm vasıtasıyla biliyor. Onun terbiyesini bırakan ve zincirinden çıkan, daha hiçbir peygamberi (a.s.) tanımaz ve Allah'ı da tanımaz ve ruhunda olgunluğunu muhafaza edecek hiçbir esası bilemez. Çünkü, peygamberlerin en sonu ve en büyükleri ve dini ve daveti bütün insanlığa baktığı için ve mucizelerce ve dince hepsine üstün ve bütün beşeriyete bütün hakikatlerde önderlik edip on dört asırda parlak bir biçimde ispat eden ve insanlığın övünç kaynağı olan bir zatın terbiyenin esaslarını ve dinin esaslarını terk eden, elbette hiçbir şekilde bir nur, bir kemal bulamaz. Kesin suskunluğa mahkûmdur. İşte, ey dünya hayatının zevkine bulaşmış ve gelecek endişesi ile geleceğini ve hayatını temin için çabalayan biçareler! Dünyanın lezzetini, zevkini, saadetini, rahatını isterseniz, meşru dairedeki keyfe yetininiz. O keyfinize yeterdir. Dışında ve meşru olmayan dairedeki bir lezzetin içinde bin dert olduğunu, geçen konuşmalarda elbette anladınız. Eğer mazi, yani geçmiş zamanın hadisatını sinema ile hâlihazırda gösterdikleri gibi, gelecekteki haller dahi, meselâ elli sene sonraki halleri bir sinema ile gösterilseydi, sefahet ehli şimdiki güldüklerine yüz binlerce nefrin ve nefret edip ağlayacaktılar. Dünya ve âhirette ebedî ve daimî lezzeti isteyen, iman dairesindeki terbiye-i Muhammediyeyi (a.s.m.) kendine rehber etmek gerektir. HAŞİYE : Onlardan birisi Risale-i Nur'dur. Meydandadır. (Sadeleştiren: Ömer AYBAR) |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Kıyamet Günü GöLgelenecek Gençler | emrlaodikya | İslamiyet | 1 | 01-08-2008 03:25 PM |
| Liseli gençler Kızıldere'yi andı | Rockurd | Genel Kültür | 0 | 28-03-2008 06:58 PM |
| Gençler olmayınca tiyatro yenilenemiyor | MÊVAN | Genel Kültür | 3 | 07-01-2008 11:33 AM |
| Gençlik ve Şiddet (2) | carsı | Genel Sağlık | 0 | 05-10-2007 10:23 PM |
| Bizim Gençler Yilmaz(yılmaz güneyin anısına) | ergit | Şiirler | 2 | 17-05-2007 12:06 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.