|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
ALTIN OLUK HADİSLERİ
1. Faydalı ilim taleb etmek: "Ey Allahım! Fayda vermeyecek ilimden, Dergâh-ı izzetine yü kselmeyecek; kabul edilmeyecek amelden, dinlemeyecek; icâbetine iktiran etmeyecek duâdan sana sığınırım." Ahmed b. Hanbel 2. Faydalı ilim taleb etmek: "Allah?tan faydalı ilim isteyin; menfaat vermeyecek bilgiden Allah?a sığının!" İbn Mâce 3. Amelsiz âlimin hali: "İnsanlara hayır öğretip de kendisini, kendi kusurunu unutan ilim adamı , tıpkı halkı ışıklandırdığı halde kendisini yakıp bitiren kandil gibidtir." Taberânî 4. Dini anlamak "Allah kime hayır dilerse onu dinde fakih kı lar. yani onu dinin inceliklerinden nasibli eder. Yahut İslâm Hukuku?nda bilgili yapar." Taberânî 5. İlmi kolayca öğretmeye çalışmak: "İnsanlara muhtaç oldukları faydalı ilimleri öğretin. Fakat bu babda kolaylık gösterin, güçlük göstermeyin, m üjdeleyin, ürkütmeyin; nefret ettirmeyin, herhangi biriniz öfkelendiği vakit sükut etsin." Buhârî 6. Muallim güleryüzlü olmalı: "İlim öğretin; fakut uns ve şiddet göstermeyin! Zira güler yüzlü muallim sert olandan hayırlıdır.? Beyhakî 9. Bilgisiz fetvâ vermek: Kim bilgisizliğine, ehliyetsizliğine rağmen fetvâ verirse gökteki ve yerdeki melekler ona lanet eder." Tirmizî 13. Sünnetin Kitâbullah?a göre durumu ve İslâm?da vicdan hürriyeti: "Herhangi biriniz seriri yani koltuğunun üstünde refah, kibir ve saltanatla (11)dayanarak; yan gelip keyine bakarak: "Allah şu Kur?an?dakilerden ba şka bir şey haram kılmamıştır" mı sanır? Haberiniz olsun yemin ederim ki, ben de emrettim, vaaz ettim, nehyettim ki, onlar sayıca Kur?an?ın misli gibidir. Belki daha da çoktur. ehl-i kitab olan hı ristiyanlar, yahudiler üzerlerindeki borçlarını (vergilerini) verdikçe izinleri olmadan evlerine girmenizi, kadınlarını döğmenizi, meyvelerini yemenizi Yüce ve Ulu Allah size helal kılmamıştır." Ebû Dâvud 14. Kırk hadîs öğrenme ve öğretmenin fazileti: "Kim ümmetine helaller ve haramlar hakkında bilgi vermek için Allah?ın rızasını isteyerek "kırk hadîs" öğretirse Allah onu kıyamet gününde âlim olarak haşreder." 15 Mişkat?ta da şu mealde bir hadîs-i şerif rivayet edilmiştir: "Kim ümmetimin dinine ait "kırk hadîs" öğretirse Allah onu "fakih" olarak haşreder. Ben de kıyamet günü ona hem şefaatçı , hem şahid olurum." Ebû Nuaym 24. Dîn nasihattir: "Dîn?in medar-ı kıyamı ve dirği nasihattır. İhlastır, samimiyettir. Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu cümleyi üç defa tekrar buyurdu. dedik: "Ya Rasulallah bu nasihat kimedir?" Buyurdu: "- Allah?a Rasulüne, müslümanların imamlarına ve umum halkadır." 2 Allah?a nasihat, onun birliğine sağlam itikad, ibadet ve taatında tam ihlastır. rasulüne nasihat, onun risalet ve nübüvvetini tasdik, şeriatını hüsn-i kabul, emir ve nehyine inkıyaddı r. Kitabına nasihat, Kur?an-ı Kerim?i tasdik ve hükümleriyle ameldir. Müslümanların imamlarına yani bugünkü tabirle devlet reislerine nasihat, meşru olan emirlerine itaattır. Ammeye nasihat ise herkesi do ğru yola irşad ve hayra delalet etmektir. Buhârî 25. Aslolan niyyetir: "Amellerin sıhhati yahud kemali ancak niyyetledir. Herkesin niyyet ettiği şey ne ise kendisine aid ) ve eline geç ecek) olan odur. Şu halde kimin hicreti Allah?a ve Rasulü?ne (Allah?ın ve Rasulü?nün rızasına) ise (hakikaten) hicreti Allah?a ve Rasulü?nedir. Kimin de hicreti kavuşuacağı dü nya veya nikah edeceği kadın için ise hakikaten hicreti, hicret ettiği o şeyedir." Buhârî, Müslim 28. Niyet, İlay-ı kelimetullah olmalı: "Ebu Musa el-Eş?ari - radıyallahu anh-?ten şöyle dedi: Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-?e bir adam geldi ve dedi ki: - Ya Resûlullah!Adam var ganimet için savaşır; adam var şan ve şöhret için savaşır; adam var görülmek yani gösteriş için savaşır; bunlardan hangisi Allah yolundadır.? Risalet-meab -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki: - Kim, Allah?ın dediği; yalnız onun dediği sütün olsun diye döğüşürse işte onun savaşı Allah yolundadır." İbn-i Asâkir 29. Niyyete ihlâs: "Ebu Hureyre -radıyallahu anh-?ten dedi ki: Resûlullah - sallallahu aleyhi ve sellem-?in şöyle buyurduğunu işittim: ?Kıyamet gününde aleyhinde ilk hükmedilen insanlar şunlardır: 1. Şehid edilmiş kimsedir. O, Allah?ın huzuruna getirilir. Allah kendisine olan nimetlerini anlatır; o da bunları itiraf eder. Cenab-ı Hakk: "?Öyleyse bunlara karşı ne yaptın?" der. ?"Senin uğrunda şehid edildim." der. Allah buyurur ki: "?Yalan söyledin ancak sen, "cür?etli ve cesur" denilsin diye savaştın, Gerçek öyle de denildi." Onun hakkında emredilir ve ateşe atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir. 2. İlim öğrenen, başkalarına da öğreten, Kur?an da okuyan adamdır. o huzura getirilir, allah kendisine olan nimetlerini anlatır. O da itiraf eder. Cenab-ı Hakk: "?Bunlara karşı ne yaptın?" der. Adam: "?İlim öğrendim, onu başkalarına da öğrettim; senin uğrunda Kur?an dahi okudum." der, Allah buyurur ki: "?Yalan söyledin, sen ilim öğrendin, "âlimdir" denilsin diye, Kur?an okudun, o kari?dir yani kıraat ehlidir, denilsin diye hakikat öyle de denildi." sonra hakkında emrolunur o ateş e yani cehenneme atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir. 3. Cenab-ı Hakk?ın kendisine genişlettiği, malın her nevinden kendisine verdiği adamdır. o getirilir allah ona olan nimetlerini anlatır; o da bunları itiraf eder. Cenab-ı Hakk: "?Öyleyse bunlara karşı ne yaptın?" der, Adam: "?Hakkında infak edilmesini emir buyurduğun hiçbir yol bırakmadım. İlla malımı senin yolunda harcadım. Cenab-ı Hakk: "?Yalan söyledin, ancak onları "cömerttir" denilesin diye yaptın; filhakika öyle de denildi." Sonra hakkında emredilir ve cehenneme atılıncaya kadar yüzüstü sürüklenir." Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud, Tirmizî 30. Kabirden kalkış da niyetlere göredir: "İnsanlar ancak niyetlerine göre ba?s olunur yani kabirlerinden kaldırılır. İbn-i Mâce 31. Hayra delâlet: "Kim bir hayra delâlet ederse onu işleyen gibi ecir alır. Ahmed bin Hanbel 32. Allah bu dini bir facirle de te?yid edebilir: "Şüphe yok ki Allah bu dini faci (kafir) bir adamın hizmetiyle de kuvvetlendirir." Hayber Gavzesi?nden Rasul-i ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- müslümanlık iddiasında bulunan bir adam hakkında "Bu cehennemliklerdendir." buyurmuştu. Halbuki muharebe kızıştığı zaman o, öyle çetin ve cesur bir savaş yaptı ki, herkez Hazret-i peygamber Efendimiz?in o adam hakkındaki sözünü adeta hayret ve şüphe ile karşılayayazdı. Adam fazlaca yara almıştı. Iztı raba tahammul edemedi. Münafıklığını, riyakarlığını açığa vurdu ve nihayet intihar etti. İşte bu hadîs, mezkur hadîse üzerine sadır olmuştur. Buhârî 33 Mü’minlerin emîri Ebû Hafs Ömer ibni Hattâb radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim, dedi: “Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resûlü’ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah’a ve Resûlü’ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir.” Buhârî, Bed’ü’l-vahy 1, Îmân 41, Nikâh 5, Menâkıbu’l-ensâr 45, İtk 6, Eymân 23, Hiyel 1; Müslim, İmâret 155. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Talâk 11; Tirmizî, Fezâilü’l-cihâd 16; Nesâî, Tahâret 60; Talâk 24, Eymân 19; İbni Mâce, Zühd 26 Hadisten Öğrendiklerimiz: 1. Yapılan işlerden sevap kazanabilmek için o işlere iyi niyetle başlamak gerekir. 2. Niyetin kalben yapılması önemli olduğu için, bunu ayrıca dille söylemek şart değildir. 3. Allah rızası gözetilmeden yapılan işlerden sevap kazanılamaz. 4. İnsan göründüğü gibi olmalı, dünyevî bir çıkar için dini kullanmamalıdır. 34,Ebû Bekre Nüfey` İbni Hâris es-Sekafî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İki müslüman birbirine kılıç çektiği zaman, öldüren de, ölen de cehennemdedir”. Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Günah işlemeye niyet edilerek kesin karar verilir, bu kararı kalb de onaylarsa, artık o günah işlenmiş sayılır (12. hadiste bu konu ele alınacaktır). 2. Allah’ın verdiği canı haksız yere alma yetkisi kimseye verilmemiştir. Bu sebeple birini öldürmeye kalkmak, Allah’a ait yetkiye müdâhale etmek olduğundan cezası cehennemdir. 35,Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğini söylemiştir:“Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allah’dan beni bağışlamasını diler, tövbe ederim.”Buhârî, Daavât 3. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (47) İbni Mâce, Edeb 57Hadisten Öğrendiklerimiz 1. İnsan hergün kendini hesaba çekmeli, yaptığı hataları ve günahları bulmaya çalışmalıdır. Sonra da bu günahları düşünerek Allah Teâlâ’ya yönelmeli ve ondan kendisini bağışlamasını dilemelidir. 36,Ebû Mûsâ Abdullah İbni Kays el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:2. Hz. Peygamber’in Allah Teâlâ’ya karşı ne büyük bir saygı beslediği ve bu hususta ümmetine örnek olduğu görülmektedir. 3. Peygamber Efendimiz günah işlemekten korunduğu, gelmiş geçmiş bütün kusurları bağışlandığı halde günde yetmiş defadan fazla tövbe ederse, günah çukuruna batmış olan bizlerin hergün en az onun kadar tövbe etmemiz gerekir. 4. Tövbe müslümanın yenilenme ve temizlenme imkânıdır. Kullar için büyük bir nimettir. Son nefese ve kıyamet koptuğu âna kadar tövbe kapısı açıktır. “Allah Teâlâ gündüz günah işleyenin tövbesini kabul etmek için geceleyin elini açar. Geceleyin günah işleyenin tövbesini kabul etmek için de gündüzün elini açar. Güneş battığı yerden doğuncaya kadar bu böyle devam edip gider.” Müslim, Tevbe 31 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Allah Teâlâ kullarına son derecede merhametlidir. Onların günahlarından dolayı tövbe etmelerini bekler. 2. Tövbe ve istiğfârın belli bir zamanı olmadığı gibi Allah Teâlâ’nın tövbeleri kabul ettiği belli ve sınırlı bir zaman da yoktur. 3. Günah yapıldıktan hemen sonra, vakit kaybetmeden tövbe etmelidir. 37, İbni Abbas ve Enes İbni Mâlik radıyallahu anhüm’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İnsanoğlunun bir dere dolusu altını olsa, bir dere daha ister. Onun ağzını topraktan başka bir şey doldurmaz. Ama Allah, tövbe edenin tövbesini kabul eder.” Buhârî, Rikak 10; Müslim, Zekât 116-119. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 27, Menâkıb 32, 64; İbni Mâce, Zühd 27 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Kanaatkâr olmak, Allah Teâlâ’nın verdikleriyle yetinmek güzel bir huydur. 2. Açgözlülük insanı dünyada huzursuz ettiği gibi, onu haksızlığa yönelteceği için âhiretini de perişan eder. 3. Açgözlülük derdinden kurtulmanın yegâne çaresi, önce bu dertten kurtarması için Allah’a yalvarmak ve açgözlülük sebebiyle yaptığı günahları bağışlaması için ona yönelmektir. 4. Allah Teâlâ kötü huylarından dolayı tövbe eden kulunun tövbesini kabul eder. 38,Ebû Mâlik Hâris İbni Âsım el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah duası mizânı, sübhânellah ve elhamdülillah sözleri ise yer ile gökler arasını sevap ile doldurur. Namaz nurdur; sadaka burhandır; sabır ziyâdır. Kur’an senin ya lehinde ya da aleyhinde delildir. Herkes sabahtan (pazara çıkar) nefsini satar; kimi onu âzâd kimi de helâk eder.” Müslim,Tahâret 1. Ayrıca bk.Tirmizî, Daavât 86 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Mü’minin hayatında sabrın yeri son derece önemlidir. Sabır mü’minin enerji ve ışık kaynağıdır. 2. Sabır, zafer ve başarının temel şartıdır. Zira, “Allah’ın yardımı sabredenlerle beraberdir.” 3. Sabır, katlanmak değil, göğüs germektir. 4. Abdest, zikir, namaz, sadaka, Kur’ân-ı Kerîm, bunların her biri mü’minin hayatında ayrı ayrı yer ve rol sahibi değerlerdir. 5. Günlük hayat bir pazar sahnesidir. Her müslümanın bu hayat pazarında “iyi bir müslüman” olarak yerini alması gerekmektedir. 38,Ebû Yahyâ Suheyb İbni Sinân radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Mü’minin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.” Müslim, Zühd 64 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. İman, belâ ve musibete uğramaya mâni değildir. 2. Sabretmek suretiyle belâ nimete dönüştürülebilir. 3. Nimete şükür, nimetin arttırılmasına sebep olduğu gibi, belâya sabır da onun hayra dönüşmesine vesile olur. 4 Şükür ve sabır, bütün hayatı hayır üzere geçirme imkânıdır. Bunu da Allah Teâlâ mü’minlere ihsan buyurmuştur. 39, İmanın en faziletlisi: ?İmanın en faziletlisi üstün derecelesi, nerede olursan ol, Allah?ın seninle beraber olduğunu bilmendir.? Taberânî 40, . İmanın ihsan derecesi: "İhsan?ın manası: Allah?a sen onu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Her ne kadar sen onu görmesen de şüphesiz o seni görüyor." Buhârî, Müslim 41,Allah sevgisinde kıstası: "Kim Allah indinde mevkiini en olduğunu bilmek arzu ederse O?nun yani Allah?ın kendi nezdinde yerinin ne olduğunu bilsin; yani ona baksın." Ebû Nuaym 42, 37. Allah korkusu: "Nerede bulunursan bulun, Allah?tan kork. O?nun huzurunda olduğunu asla unutma. hasbe?l- beşeriyye işlediğin herhangi günahın ardından onu mahvedecek yani afvına medar olacak iyilik ve sevap yap. İnsanlarla güzel ahlaklı olarak muaşeret et." Ahmed bin Hanbel, Tirmizî 43, Kuvvetli insan Allah?a güvenendir: "Kim insanların en kuvvetlisi olmaktan hoşlanıyorsa her işte Allah?a güvenip dayansın; tevekkül etsin." Ahmed bin Hanbel, Tirmizî 44, Tesbih, günahları arıtır: "Kim hergün yüz defa "Sübhânallâhi ve bihamdihî" derse hataları denizlerin köpüğü kadar bile olsa dökülür, yarlığanır." (Bu cümle-i cemilenin manası "Allah?ı tesbih ve ona hamdederek O?nu noksan sıfatlardan tenzih ederim." demektir.) Buhârî, Müslim 45, Dilde hafif, mizanda ağır iki kelime: "Dile söylemesi hafif; kolay gelen, mizanda ağır bazın; rahmeti umuma yaygın Allah'a göre sevgili olan iki kelime yani cümle vardır ki, onlar da: "Sübhânallâhi ve bihamdihî sübhânallâhi'l azîm" 'dir. (Bu hadîste ilave buyrulan ibarenin manası "Büyük olan Allah? tenzih ederim." demektir.) Buhârî, Müslim 46; Kul, ibadete merbuttur: "Melekler kimi gece, kimi gündüz nöbetçisi olmak üzere bir biri ardıca geip giderler. Sabah ve ikindi namazlarında birleşirler. Sonra içinizde geceleyen melek göğe yükselip çıkar da, Allah her şeyi pek iyi bildiği halde onlara: "Kullarımı ne halde bıraktığınız?" diye sorar. Onlar da: "Namaz kılarken bulduk ve namaz kılarken bıraktık." derler. (Bu hadîsin metninde Buhari ve Müslim arasında küçük bir lafız farkı vardır.) Buhârî, Müslim 47, Nur-ı İlahi: "Şüphesiz ki, Allah uyumaz; uyumak onun şanına yakışmaz. Mizanı o alçaltır o yükseltir. Gece yapılan amel, gündüz yapılacak amelden evvel, gündüz yapılan amel, gündüz yapılacak amelden evvel, gündüz yapılan amel de gece yapılacak amelden önce melekler tarafından O'nun izzet dergâhına yükseltilir. O'nun perdesi nurdur. eğer o perdeyi açmış olsaydı zatının büyüklüğü, ilminin ihata ettiği bütün mahlukları yakardı." (Hadîs-i Şerif'in metninde gördüğümüz (el-gistu) dan murad mîzandır. Allah kendisine arzedilen amelleri dilediği kullar için az, dilediği kullar için çok sayar. Ölçü ve takdir onun elindedir. Bu bir temsildir. Bazılarına göre mana şudur: "O kiminin rızkını az, kimininkini çok verir." (el-gistu) dan murad adalettir. "Allah adalete riayet edenleri yükseltir. zulmedenleri alçaltır." diye mana verenler de olmuştur.) Müslim, İbn-i Mâce 48, Zikir ve gece namazı: "Kişi gecenin bir kısmında uykudan uyanıp da ailesini de uyandırdığı ve ikişer rek'at namaz kıldıkları zaman Allah?ı çok zikreden erkeklerle kadınlardan sayılırlar." Ebû Dâvud, İbn-i Mâce 49, Peygamber'e itaat Allah'a itaattır: "Kim bana itaat ederse hakikatte Allah'a itaat etmiş olur. Kim de bana isyan ederse şüphesiz Allah'a asi olmuş olur." Buhârî, Müslim 50, "Hiçbir kimse ben kendisine babasından, evladından ve bütün insanlardan daha sevimli oluncaya kadar gerçek iman etmiş olamaz." Tirmizî 51, Bir salata on sevap: "Kim bana bir kerre salat ederse Allah ona on salat eder. O'nun on günahını afveder. Derecesini on kat yükseltir." ("Allah'ın Peygamberi'ne salatı onun şerefini i'la ve tekrim, meleklerin salatı onun mükerremliğini ızhar, ümmetin salatı da onun şefaatını talebdir." demişlerdir. Hz. Ali -radıyallahu anh ve kerremallahu vecheh-'den şöyle rivayet olunmuştur. ayetin başındaki (yâ eyyühâ) nın (yâ) sı nefse, (eyyü) sü kalbe (hâ) sı ruha hitaptır. Sanki Cenab-ı Hakk, babibine salat ederken, "O nun şanını yalnız dilinizle değil, nefsinizle, kalplerinizle, ruhlarınızla da ta'zim ve tekrim edin." buyurmuştur. (Allâhümme salli alâ Muhammed) demek " Ya allah, Muhammed'in zikrini i'la, da'vatini galip ve şeriatını daim kılmak suretiyle onun dünyada da âhirette de tekrim ve tazim buyur. O'nu ümmeti hakkında şefaatçı kıl, ecrini derecesini kat kat artır." demektir. Metni kısa fakat manası çok zengin ve sahih rivayetlere uygun salevattan biri de şudur: 'Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin bi adedi ilmike' Buhârî, Ahmed Bin Hanbel 52, Salat u selam melekleri: "Hakikat, Allah Teâlâ'nın yeryüzünde seyahat eden öyle melekleri vardır ki, onlar ümmetinden bana olan selamı ulaştırırlar." Ahmed Bin Hanbel 53, Salat ü selamdan kaçınan bahil: "Bahil o adamdır ki, yanında anılırım da bana salat etmez." Tirmizî 54, Zühd: "Allah bir kuluna hayır murad edince onu dinde fakih kılar. Yani o kuluna dinin hükümlerini öğrenmeye istidad verir. Ona kuvvetli hafıza, anlayış verir. Onu dünyaya tapmaktan korur. Ayıplarını gözlerinde canlandırır. Yani yaptığı kusurun derhal farkına varıp tevbe eder." Beyhakî 55, Gönül Zenginliği "Allah bir kuluna hayır dilediği zaman onun zenginliğini kalbinde yaşatır; ona kalp zengiliği verir. Takvayi yani Allah korkusunu gönlünde yerleştirir. Allah bir kuluna da şer dilediği vakit fakirliğini iki gözünün önüne getirip gösterir." Tirmizî 56, Zühde ermenin yolu: "Allah'ın senin üzerine farz kıldığı şeyleri eda et ki, insanların en çok ve en iyi biadet edenlerinden olasın. Allah'ın sana haram kıldığı şeylerden uzaklaş ki, insanların en yüksek takva sahiplerinden olasın. Allah'ın senin için takdir ettiği kısmetine, rızka razı ve kani' ol ki, insanların en zenginlerinden olasın." Tirmizî 57, Zenginlik, sıhhat ve gönül hoşluğu: "Helalinden kazanmak, hayır yollarında sarfetmek suretiyle takvaya riayet eden kimsenin zenginliğinde hiç bir beis yoktur. Sıhhatli olmak takva sahipleri için zenginlikten de hayırlıdır. Gönül hoşluğu da nimet cümlesindendir." Ahmed bin Hanbel 58, Birr ve İsm: "Birr, ruhun yani vicdanın ısındığı, kalbin yatıştığı şeydir. ism ise müftiler sana fetvâ verse de ruhun yani vicdanın ısınmadığı, kalbin yatışmadığı şeydir." Ahmed bin Hanbel 59, Şüphelilerden kaçınmak: Seni şüpheye düşürecek şeyi, sana şüphe vermeyecek şeye terket! Ahmed bin Hanbel 60. Cennet kimin? Cehennem kimin? "Cennet dünyada nefsin sevmediği şeylerdir. Cehennem de nefsin arzu ettikleriyle bezenip örtülmüştür. Buhârî, Müslim 1855. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ temizdir; sadece temiz olanları kabul eder. Allah Teâlâ peygamberlerine neyi emrettiyse mü’minlere de onu emretmiştir. Cenâb-ı Hak Peygamberlere: ‘Ey peygamberler! Temiz ve helâl olan şeylerden yiyin, iyi ve faydalı işler yapın!’ buyurmuştur. Mü’minlere de: ‘Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin’ buyurmuştur.” Resûl-i Ekrem daha sonra şunları söyledi: “Bir kimse Allah yolunda uzun seferler yapar. Saçı başı dağınık, toza toprağa bulanmış vaziyette ellerini gökyüzüne açarak: Yâ Rabbi! Yâ Rabbi! diye dua eder. Halbuki onun yediği haram, içtiği haram, gıdası haramdır. Böyle birinin duası nasıl kabul edilir!” Müslim, Zekât 65. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 3 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Müslümanın kazancı temiz olmalıdır. Dolayısıyla hem kendi hem aile fertleri helâl gıda ile beslenmelidir. 2. Onun Allah yolunda sarfedeceği para da temiz bir şekilde kazanılmış olmalıdır. Haram yollardan kazanılan paranın hayrı olmaz. 3. Bir insanın duasının kabul edilebilmesi için helâl gıda ile beslenmesi şarttır. Haram ile beslenenin duası kabul olmaz. 1856. Yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Allah Teâlâ kıyamet gününde üç kişiyle konuşmaz, onları temize çıkarmaz, suratlarına bile bakmaz; onlar için acıklı azâb vardır: Bunlar zina eden ihtiyar, yalan söyleyen hükümdar, kibirlenen fakirdir.” Müslim, Îmân 172. Ayrıca bk. Tirmizî, Cennet 25; Nesâî, Zekât 75,77 .Yine Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir kimse, oruç borcuyla ölürse, yakını onun yerine orucunu tutar.” Buhârî, Savm 42; Müslim, Sıyâm 153. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Savm 40, Eymân 21 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Bir müslüman oruç borcuyla vefat etmişse, yakın akrabaları onun bu borcunu mutlaka kapatmalıdır. 2. Bazı âlimlere göre, ölen kimsenin tutamadığı oruçları en yakın akrabaları tutabilir. Bazı âlimlere göre ise, tutulamayan her oruç yerine bir fidye vermelidir. 1864. Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, aradan sekiz yıl geçtikten sonra bir gün Uhud şehidlerini ziyarete gitti. Yaşayanlara ve ölenlere vedâ eder gibi onlara dua etti. Sonra (konuşmak üzere) minbere çıktı ve şunları söyledi: “Ben âhirete sizden önce gideceğim ve sizin için hazırlık yapacağım; sizin Allah yolundaki hizmetlerinize şâhitlik edeceğim. Buluşma yerimiz Kevser havuzunun yanıdır. Ben şu bulunduğum yerden Kevser havuzunu görmekteyim. Ben sizin Allah’a şirk koşmanızdan korkmuyorum. Ama dünya hırsıyla birbirinizle didişip çekişmenizden korkuyorum.” Ukbe sözüne şöyle devam etti: Bu benim Resûlullah’ı son görüşüm oldu. Buhârî, Megâzî 17; Müslim, Fezâil 31. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 68-70; Nesâî, Cenâiz 61 Diğer bir rivayete göre Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu: “Ben sizin dünya hırsıyla birbirinizle kapışmanızdan, birbirinizi katletmenizden ve sizden öncekiler gibi helâk olup gitmenizden korkuyorum.” Ukbe şöyle dedi: Bu benim Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i minberde son görüşüm oldu. Müslim, Fezâil 31 Diğer bir rivayete göre Resûl-i Ekrem şöyle buyurdu: “İçinizde Kevser havuzuna ilk ulaşan ben olacağım ve sizin Allah yolundaki hizmetlerinize şâhitlik edeceğim. Vallahi şu anda havuzum gözümün önündedir. Yeryüzü hazinelerinin anahtarları (veya yeryüzünün anahtarları) bana verildi. Vallahi sizin benden sonra tekrar şirke dönmenizden hiç korkum yok. Ben asıl sizin dünyayı elde etmek için birbirinizle kapışıp kavga etmenizden korkuyorum.” Buhârî, Cenâiz 71, Menâkıb 25, Megâzî 27, Rikâk 7, 53; Müslim, Fezâil 30 Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Uhud Gazvesi’nde şehid düşen ashâbın değeri pek üstündür. 2. Allah Teâlâ Resûlü’ne daha dünyada iken cenneti, cehennemi, Havz’ı ve âhiret hayatıyla ilgili birçok şeyi göstermiştir. 3. Resûlullah Efendimiz, İslâmiyet’in ve müslümanların kıyamete kadar devam edeceğini müjdelemiştir. 4. Her devirde müslümanları bekleyen en büyük tehlike, onların dünya menfaatleri için birbirleriyle çekişmeleri, hatta birbirlerini öldürmeleridir. 5. Kabirlere gidilmeli ve orada yatanlara dua edilmelidir. 1873. Egar el-Müzenî radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu nakletti: “Bazan kalbimin perdelendiği olur. Ama ben Allah’a günde yüz defa istiğfâr ediyorum.” Müslim, Zikir 41. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 26 Bu mesaj en son " 14-03-2007 " tarihinde saat 01:56 AM itibariyle KANLI KARTAL tarafından düzenlenmiştir.... |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Dünyayı parmağında oynatan maden | bereday21 | Sınırsız Muhabbet Burada | 1 | 09-11-2007 03:32 PM |
| Fibonacci Sayıları ve Altın Oran | Global | Geometri, Matematik | 7 | 04-03-2007 09:21 PM |
| Altın Oran (Garip...) | Qerejdağ | İlginç Konular | 7 | 10-01-2007 09:36 PM |
| Bütün Canlılarda Bulunan Oran | Roj73 | Genel Kültür | 1 | 25-12-2006 06:37 PM |
| OLİMPİYATLARLA İLGİLİ HERŞEY (tarihi,gelişim süreci,amaçları) | rojekanu | Diğer Dersler | 4 | 25-11-2006 03:12 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.