|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
"Kurbanlarınızı gönül hoşluğu ile kesin! Çünkü hiçbir Müslüman yoktur ki, kurbanım kıbleye döndürüp kessin de, bunun kanı, boynuza, yünü, her şeyi kıyamette kendi mizanına konan sevabı olmasın!" [Deylemi]
Kelime olarak 'Kurban' yakınlık ve yaklaşma anlamına gelir. Din ıstılahında ise: İbadet maksadıyla kesilen ve Allah'a yaklaşmaya vesile olan hayvanın adıdır. Kur'an-ı Kerim'in iki ayetinde 'Kurban' kelimesi geçer. İnsanlık tarihi boyunca hemen bütün dinlerde kurban uygulamalarının bulunduğu tespit edilmekte, fakat şekil ve amaç bakımından farklılıkların bulunduğu gözlenmektedir. Kurban bayramı da insanlar için Yüce Rabbimizle yakınlık kurabilmek açısından büyük ve yüce bir fırsattır. Yani bize verilen mallardan en güzeliyle yine O'na kurban sunmaktır. Kurban kesmek, ilk insanla beraber başlamıştır. Hz. Âdem'in çocukları Habil ve Kabil, Allah-u Teala için kurban kesmişlerdi ama Kabil'in niyeti halis olmadığı için onun kurbanı kabul edilmemişti. Kardeşi Habil'in ise kurbanı kabul edilmişti. Kabil de onu kıskanmış ve öldürmüştü. İlk kurban belki de Habil olmuştu. Canıyla Allah(c.c.)'a teslim olmuştu. Zaten daha öncesinden en güzel gelişmiş hayvanlarından birini Rabbine sunmuş ve halis niyetinden dolayı Allah(c.c.), onun kurbanını kabul etmişti. Daha sonra kurban etme diğer dinler arasında da zamanla önemli bir ibadet halini almıştır. Hz. İbrahim, kendi yurdundan hicret edip ayrıldığında, Allah-u Teala'dan, kendisine salih bir evlat bahşetmesini istemiş ve duası kabul edilerek İsmail (a,s.) ile müjdelenmişti. Bu sırada Hz. İbrahim (a.s.)'in yaşı seksen altı idi. Hz. İsmail yürüyüp gezecek çağa geldiğinde, babası rüyasında kendisini kurban ettiğini görür. Hz. İbrahim zaman zaman Şam'dan gelip oğlunu ve hanımı Hacer'i ziyaret ederdi. Rüya üç gece aynen tekerrür edince Hz. İbrahim durumu oğluna açıp: "Ey oğulcuğum, rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm, buna ne dersin?" dedi. Hz. İbrahim'in iki seçeneği vardı; ya kalbinin hassas baba sevgisine kulak verecek ve İsmail'i kurban etmeyecek veya Allah'ın emirlerine uyup O'nu kurban edecekti! Birini seçmek zorundaydı. Allah(c.c.) ondan belki de kendi hayatını istemiş olsaydı vermek çok daha kolay olacaktı. Hz. İbrahim, hayatını Rabbine adamıştı ve bu nedenle O'na itaat etmesi gerektiğini biliyordu. Bu, onun için farklı bir durumdu. Çünkü daha önce böyle bir olayla hiç karşılaşmamıştı ve o anda ne yapması gerektiğini de bilmiyordu. Bu, Hz. İbrahim için, içinden çıkılması çok zor bir durumdu. "Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fltnedir." (Enfal, 28) İnsanoğlu için evlat sevgisi dahi büyük bir imtihandır. Hz. İsmail'in sevgisi, Hz. İbrahim için bir imtihandı. İbrahim(a.s.) bunun açık bir vahiy olduğunu ve oğlunu kurban etmesi gerektiğini biliyordu. Üzgündü ama ne yapması gerektiğini çok iyi biliyordu. Teslimiyet. Hem her zorluktan sonra bir kolaylık, bir mükâfat, bir bağışlanma yok muydu? Tabi ki vardı. En önemlisi, böyle bir emri kendisine Rabbi veriyordu. Tabi ki kararlı ve onurlu bir teslimiyet ve yeni adanmışlıkların ortaya konması gerekiyordu. Bunu da seve seve yapacaktı. Şeytan bu durumdan faydalanarak önüne çıktı. Bu noktada vesvese vermeye başladı ve fısıldadı: "Bu çağrıyı rüyanda duydun". "Hayır, bu yeterli, bu yeterli" dedi. İbrahim kendi kendine; karar verdi ve seçimini yaptı: "Mutlak hürriyet olarak Allah'a itaat", yani İsmail'i kurban etmek. Mina'da kuytu bir köşede İbrahim (a.s.) oğluyla konuştu! Yüz yıl yaşamış ak saçlı, sakallı babanın yanı sıra Hz. İsmail gençlik çağına yeni giriyordu. Tarih, baba ile oğul arasındaki böyle bir konuşmayı kaydetmemişti hiç. Hz. İbrahim, Rabbinden aldığı emri yeniden oğluna anlatıp; sonunda, Allah'ın güvenine sığındı ve "İsmail, rüyamda seni boğazlıyorum" dedi. Hz. İsmail büyük bir teslimiyet ve gururla; "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap, İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın" (Saffat, 102) diye cevap verdi. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail (a.s.)'in imtihan edilmelerinden ve ilahi emre, kayıtsız şartsız teslim olmalarından sonra Allah-u Teala bedel olarak ona; beyaz, iri gözlü ve boynuzlu bir koç göndermiş, İbrahim (a.s.) da onu Sebîr Dağı'nın yakınındaki bir ağacın altında bağlı bir vaziyette bulmuş ve Mina'da kurban etmiştir. Hac ibadeti ile kurban ibadeti, bu yerlerin, Hz. İbrahim ve Hz. İsmail (a.s.)'in hatırasını ölümsüzleştirmiştir. İşte kurban bu durumdan sonra artık Müslümanlar arasında her yıl yapılan bir ibadete dönüşmüştür. Allah (c.c.): "Kurbanlarınızın etleri ya da kanları Allah'a ulaşmaz, ama sizin takvanız Allah'a ulaşır" (Hac, 37} diye buyurmuştur. Bunun anlamı; Allah isterse en değerli malımızı dahi O'nun yoluna feda edebiliriz, demektir. Tıpkı Habil-Kabil olayında gerçekleştiği gibi. Habil malıyla da canıyla da Allah'a teslim olmuştu. Bundan büyük bir mutluluk ve onur duymaktaydı. Yine Hz. İbrahim'in de Hz. İsmail'i feda etmesi gibi. İlk defa bir baba, oğlunu kurban ederken teslimiyetini ortaya koyarak Allah'a dayanıyordu. Ve yine aynı şekilde oğlu da babasına verilen bu görevin mutlaka yerine getirilmesi için sevinçle "emir buysa yerine getir baba " diyordu. Bu, herkese ibret ve ders vermekle kalmıyor bizlere; acaba hayatımızdaki sevdiğimiz, bağlı kaldığımız, daldığımız daha kim bilir neler vardır, dedirtiyordu. Bunları acaba ne kadar kurban ettik ve etmemiz konusunda ne kadar düşündük? İsmail yerine bir koyun kesmek kurbandır, fakat yalnızca kurban kesmek için, bir koyun kurban etmek kasaplıktır. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'in bu teslimiyetini Allah(c.c.) mükâfatlandırdı. Hz. İsmail'in yerine büyük bir kurbanlık verdi. Kurbanın kanı, daha yere düşmeden Allah(c.c) onu kabul eder. Allah'ın rızası her yerde ve her eylemde aranmalıdır. Bu, kişiyi takvalı olmaya ve Allah'a yakınlaşmaya götürür. Toplumsal açıdan da insan ilişkilerini geliştirir. Yardımlaşma, dayanışma, birlik beraberlik anlayışlarını güçlendirir kuvvetlendirir. Bencillik, kıskançlık, gurura kapılmadan alıkoyar insanı. Günümüzde sözde hayvan hakları adı altındaki bazı topluluklar kurban kesiminin yanlış ve yapılmaması gerektiğini vurgular. Bunun hayvanlara acı ve eziyet verdiğini iddia ederek kurban yerine yardım kuruluşlarına kurban paralarının ödenmesini yaygınlaştırmaya çatışırlar. Hâlbuki İslam öyle bir dindir ki insanlığa merhameti öğrettiği gibi hayvanlara da eziyetten onları sakındırmıştır. Kurbanlık hayvanlar, kesim anında acı çekmemeleri ve hatta kesileceklerini dahi hissetmemeleri için dikkatle hazırlatılırlar. Ancak sistem, kurbanlık hayvanların hep cahilce kesilmesini İslam'a mal etmeye çalışmıştır. Bu kurbanlıklar, Allah'a hediye olarak sunulurlar. İnsanlar arasında sevgi bağını güçlendirirler. Ancak bunu yanlış, eksik, basit göstermek, bu düşünceye sahip kişilerin kendi basitliklerini göstermektedir. Kurban kesmek İslami vecibelerimiz arasında bulunan asla vazgeçmeyeceğimiz bir ibadettir. Bunun maddi ve manevi boyutları halka sunulmalıdır. Her şeyde olduğu gibi bu konuda da zorlama eksiklikler yakalayıp sunmak, gereksiz işlerle uğraşmaktan başka bir şey olmaz. Zira Allah-u Teala bu konuya çok önem vermiştir ki bir insanın kendi canını -oğlunu- kurban olarak sunmasını ona emretmiştir. Ve onların samimiyetleri doğrultusunda bir koç gönderilmiştir. İslami ilkelerin, değerlerimizin gerek sistem gerek medya tarafından içinin boşaltılarak, çarpıtılmış anlayışlar doğrultusunda gündeme getirildiğini görmekteyiz. Böyle yapılarak İslam dinine asıl verilmesi gereken değer ve saygı bitirilmeye ve İslam'ın etkisi toplumda azaltılmaya çalışılmıştır. Unutmamalıyız ki Allah-u Tela'nın bırakmış olduğu bir kuralı, yani kurbanların kesilerek fakir ailelere dağıtılması, o birlikteliğin engellenmeye çalışıldığını bizlere gösteriyor. Allah-u Tela'nın emirlerinde muhakkak ki insanların yararına kurallar ve kanunlar vardır. Bu güne kadar yapılanlar, insanlara hep kan, gözyaşı ve acıların yaşanmasına neden oldu. İnsan hakları, kadın haklan, hayvan hakları adı altında daha bir sömürüldük ve daha bir derbeder edilmeye çalışıldık. Yaratan, yaratılanın ihtiyacını bilir. Ona nelerin doğru nelerin yanlış gideceğini bilir. Bu açıdan artık yapılması gereken bir İbrahim, bir İsmail gibi Allah'ın emir ve yasaklarına gönülden boyun eğenlerden olmamızdır. Kurban Bayramında hayırlar vardır. Kurban ise, Kurban Bayramı günlerinde kesilir. Bu doğrultuda zaruretsiz kurban kesmemek günah olur. Kurban kesmeyi bir nimet olarak bilmeliyiz. Arınmanın ve teslimiyetin sembolü olan kurban, adanmışlığın sonucudur. Şimdi yüreklerimizdeki İsmailleri ve ellerimizdeki kurbanları Allah'a kurban sunmanın tam zamanıdır. Bu hayırdan bizler de nasibimizi alalım ve bilinçli bir şekilde kurbanlarımızı Rabbimize sunalım... Allah(c.c.), tüm ümmet-i Muhammed'in Kurban Bayramı'nı hayırlara vesile kılsın. Salih ve bağışlanan kullarından eylesin...(Âmin) KURBAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN... |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Kurban bayramı mesajları | ahmedo | Sms Sözleri | 15 | 18-12-2007 06:37 PM |
| Kurban: Allah'a yakın olmak | Sumaye | İslami Sohbet | 15 | 05-01-2007 09:17 AM |
| İsmail'ini KURBAN ETI.(önemli) | Sumaye | İslami Sohbet | 5 | 18-12-2006 07:10 PM |
| Alevilerde Kurban Gelenegi ve Kurban Bayrami | berxwedan | Alevilik | 0 | 18-11-2006 12:42 PM |
| Kurban Ile Ilgili Bilgiler | çar gav | Semavi Dinler | 1 | 18-09-2006 05:12 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.