Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Dinler ve İnançlar Bölümü > Semavi Dinler > İslamiyet > İslami Sohbet

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 04-09-2006, 06:55 PM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: rêwî
Mesaj: 9,972
Üye No: 3220
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 25872
Rep Puanı : 2586029
Rep Derecesi
berxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond repute
Lightbulb Mute'de Şehit Olmak


Şehadet…
Şehadet…
Şehadet, şehit olmak!
Allah için/ O'nun rızası için/ O'nun dininin hakim olması için, kendini ölüme sunmak ve bu uğurda can vermek...
İnsan ne için ve nasıl ölüme sevdalanır ki, ölümü ister?
Elbette onu çekici kılan bir şey olmalı, bir şey… Ama nasıl bir şey?

Şehitlik, İslam tarihi boyunca her Müslüman'a yakıştı. Aynı şekilde Mute Savaşı'nda savaşan ve şehit olan komutanlara da çok yakışmıştı. Bu komutanlardan birisi Hz. Resulullah (a.s)'ın azadlı kölesi Zeyd bin Hârise, diğeri Ebu Talib'in oğlu, Hz. Ali'nin kardeşi Cafer bin Ebu Talib, diğeri de Resulullah'ın güzide şairi Abdullah bin Reveha…
Büyük olay Mute savaşıydı. Ve zamanın süper gücü/ süper devleti olan Bizans ordusuna karşı yapılıyordu. Aslında bu savaşın yapılmasının en önemli sebeplerinden biri de ashabtan Hâris b. Umeyr (r.a)'in intikamıydı. Çünkü Hz. Peygamber, Hz. Hâris'i, Busra (Havran) Emiri Şurahbil b. Amr el-Gassânî'ye İslâm'a davet mektubunu sunmak üzere yollamış, ama bu sahabi Gassaniler tarafından şehid edilmişti. Halbuki; "elçiye zeval yoktur" anlayışı gereğince, düşman ülkeler birbirlerinin elçilerine dokunmazlardı. Hz. Peygamber, ashabına çok düşkündü, onlardan birinin başına bir sıkıntı geldi mi çok rahatsız olurdu. Bu sebeple ashabından birinin küstahça öldürülüşüne seyirci kalamazdı ve kalmadı da. Aslında onların Hz. Haris'i öldürmeleri onların Hak'ka, İslam'a olan intikamlarını açıkça gösteriyordu ve şimdi de, bu yüz yılda da onların neden İslam'a kan kustuklarını da ele veriyor. İslam da batılı affetmiyordu ve etmedi de…
İslam orduları ilk defa zamanın en güçlü devleti olan ve en güçlü ordusuna sahip olan bir devletle savaşıyorlardı. Onun için de Resulullah(a.s.) bu savaşa ve bu savaşta savaşacak mücahitlere çok büyük önem veriyordu.
Ordu toplatıldı.
3000 kişi…
O zamana kadar Müslümanların topladığı en büyük orduydu, bu ordu.
Hz. Resulullah (s.a.v.) askerlerini Kûba Mescidi'nin önünde topladı. Resulullah askerlerini bir savaşa yollamadan önce hep onları bu mescidin önünde toplar, onlara bir konuşma yapar, nasihat eder, öylece yollardı. Bu defa da öyle yaptı. Yüksekçe bir kayanın üzerine çıkıp Allah'ın askerlerine bir konuşma yaptı;
-Komutanınız Zeyd'dir.
Eğer Zeyd şehit olursa komutan Cafer bin Ebu Talib'dir. O da şehit olursa komutan Abdullah bin Reveha'dır. Abdullah da şehit olursa artık müslümanlar, içlerinden birini komutan olarak belirlesin.
Resulullah hiç böyle yapmazdı. Herhangi bir savaşa askerlerini gönderirken sadece bir komutanı belirlerdi. Acaba bu defa neden üç komutanı önceden belirledi ve neden üçü de şehit olursa müslümanlar aralarından birini seçsin dedi? Bildiği bir şey vardı. Ama neydi o şey?
Resulullah'ın bu savaşta yaptığı komutanları belirleme işi bir Yahudi'nin de dikkatini çekmiş ve anlamıştı olayı.
Hemen Hz. Zeyd'e koştu o yahudi. Fitne oluşturmak, vesvese vermek için.
- Ey Zeyd! Vasiyetini yap. Eğer Muhammed peygamberse sen onun yanına dönemezsin. Çünkü İsrail peygamberlerinin isimlerini verdikleri kişiler savaşta ölürlerdi, sağ dönmezlerdi, dedi.
Buna karşılık Zeyd;
- Zaten ben Rabbimden şehadeti istiyorum. Benim en kutlu günümdür şehit olduğum gün, benim düğünümdür, bayramımdır şehit olduğum gün. Şehadet bende aşktır. Büyük Dost'a olan bir aşk. Şehadet, şehadet…Ne güzeldir şehadet…
Ve Resulullah akabinde konuşmasına şöyle devam etti;
- …Allah yolunda, Allah ismi ile kafirlerle savaşın. Antlaşma ve sözlerinize aykırı davranmayın. Ganimet mallarına hıyanette bulunmayın. Çocukları, kadınları, ihtiyarları, halktan ayrılmış, manastırlara çekilmiş insanları vurmayın. Hurmalıkları tahrip etmeyin, ağaçları kesmeyin, evleri yakmayın.
Müslümanlar Bizanslarla karşılaşmak için yola çıktılar.
Artık Mute denilen yerdeydi mücahitler. Karşıda Bizans'ın askerleri. Allah'ın dinine karşı savaş açanlar.
Sayıları yüz bin kadar. Silahları da, atları da Müslümanlarınkinden daha fazla.
"- Ey Zeyd! Düşman bizim otuz üç katımızdan fazla. Ne yapalım? dedi mücahitlerden biri.
- Hz. Peygamber'e düşman hakkında haber verelim. Ne emrederse ona göre hareket edelim. Başka biri:
- Bize Medine'den destek geldikten sonra savaşalım ya Zeyd.
Hz. Zeyd Abdullah bin Reveha'ya dönerek; "senin fikrin nedir ya Abdullah?" dedi. Hz.Abdullah da;
- Biz düşmanla sayı çokluğumuz veya kuvvet üstünlüğümüzle savaşmıyoruz. Biz Allah'ın lütfettiği bir dinin kuvvetiyle savaşıyoruz. Bizi iki iyilikten biri bekliyor: Ya zafer ya şehadet. Biz, bu güne kadar hangi savaşı sayımızın üstünlüğünden dolayı kazandık ki şimdi sayımızın azlığından dolayı üzülüyoruz. Biz Allah'ın askerleri değil miyiz? Öyleyse Allah'ın yardımı bizimle. Hadi kalkın ve savaşalım."
Ne güzel söyledin ya Abdullah!
Bizans'ın komutanları da kendi aralarında konuşuyordu.
- Sayıları ne kadar?
- 3000 civarında.
- Silahları ve atları peki?
- Çok az.
- Desene savaşı kazandık. Bunları yenmek çok kolay olacak. Bunlar bu sayılarının ve silahlarının azlığına rağmen nelerine güveniyorlar ki Bizans'ın güçlü ordusuyla savaşıyorlar.
- Bunların hepsi deli olmalı…
Evet! Onlar böyle diyorlardı Allah'ın askerleri hakkında.
" Bunların hepsi delidir," diye.
Allah'a sevdalanmış, şehadet aşkıyla ölümü bekleyen 3000 deli yürek.
Zeyd kılıcını kaldırdı…
- Haydi ey iman edenler, hücum. Allah adına ve Allah için.
En önde komutan Hz. Zeyd bin Harise. Bir köleyken İslam'la şereflenmiş ve Müslümanların komutanı olmuş. İslam ile değer kazanmış ve yücelmiş biri. Sağ elinde kılıcı, sol elinde de Resulullah (a.s.)'ın sancağı. Atının üzerinde vakarlı bir duruşu vardı. Zalimlere, kafirlere doğru hücuma geçmişti. Bütün kılıçlar kınından çekilmiş, oklar yaya takılmıştı. Savaş emrini verdi Hz. Zeyd. Müslümanlar hem savaşıyor hem de tekbirler getiriyorlardı.
Allah-û Ekber, Allah-û Ekber, Allah-û Ekber …
Zeyd önüne çıkan her bir kafiri ustaca kullandığı kılıcıyla öldürüyordu. Kafirlerin en öncelikli hedefleri de Zeyd'di.
Zeyd, kafirlerin boyunlarını vurdukça onun da vücuduna oklar, mızraklar saplanıyordu. Adeta Bizans'ın bütün okçularının hedefinde Hz. Zeyd vardı. Zeyd'in vücudu ok ve mızraklarla delik deşik olmuştu. Ama o bütün o kılıç, ok darbelerine, onların verdiği acıya aldırış etmeden savaşıyordu. Gözleri bir ara bulandı sonra takatten düştü, mızrak ve ok darbeleri onu zorlamıştı. Elinden kılıcı düştü. Bu esnada çok güzel bir tat almaya başladı Hz. Zeyd. Bu hal, şehit olanlara Allah'ın ikram ettiği ve çok hoş olan bir tattı. Zeyd artık dayanamayacak haldeydi. Atının üzerinden yere düştü. Hz. Resulullah (a.s.) Medine'de Kûba Mescidi'nde sahabelerine savaşı anlatırken "Zeyd vuruldu, şehit oldu" dedi, üzüntülü bir şekilde. Sonra; "sancağı Cafer aldı…" dedi.
Cafer sancağı aldığı gibi düşmanın tam ortasına sürdü atını. Atı ona engel oluyordu ve de düşmanın tam ortasındaydı. Attan inerek, atını düşman yararlanmasın diye saf dışı etti. O düşmanla savaşırken; "Cennet de, ona yaklaşmak da ne güzeldir. Onun şerbetleri tatlı ve soğuktur" diye mırıldanıyordu. Bu sırada düşmanın vurduğu bir kılıç darbesiyle sağ eli kesildi Hz. Cafer'in. Sancağı sol eline aldı. Sol eline de kılıç darbesi geldi. Sol eli de kesilince gene sancağı bırakmadı. Sancak düşmemeliydi. Çünkü sancak namustu, hakimiyetti, güçtü, moraldi. Kesik iki elinin kalan kısımlarıyla sıkıştırarak göğsü arasında tuttu. Sonra mübarek boynuna aldığı kılıç darbesiyle o da yere düştü ve şehit oldu. Bedeninde doksandan fazla mızrak, kılıç ve ok yarası vardı Hz. Cafer'in. Ca'fer şehit olduktan sonra "Ca'fer-i Tayyar: Uçan Ca'fer" diye anılmıştır. Allah yolunda kesilen iki koluna karşılık Cenab-ı Hak ona iki kanat ihsan etmiştir ki, bu; onun mânen yüce mertebelere eriştirildiğinin de işaretidir.
Cafer de şehit olunca üçüncü komutan, sahabenin şairlerinden Abdullah bin Revaha sancağı aldı. Daha önce şiirleriyle kafirlerin yüreğini bir kurşun gibi vuran Abdullah bin Revaha, şimdi de kılıcıyla başlarını gövdelerinden ayırıyordu. Sadece bir yürek adamı değil; bilek adamı da olduğunu nasıl gösteriyor. Yüreğiyle, diliyle, bileğiyle her şeyi ile Allah yolunda, Allah'ın dininin hakim olması için ve şehadet arzusuyla savaşıyor. Kafirleri ezip geçiyor. Kafirler de onun vücuduna ok, ve mızrak tutup düşürmeye çalışıyorlar. Bundan dolayı onun da vücudu, elbiseleri ok, mızrak ve kılıç darbeleriyle kıpkırmızı bir renge büründü.
Resulullah (s.a.v.) sahabelerine savaşı anlatırken Abdullah bin Revaha'nın da şehit olduğunu söyledi. Bunu söyleyince de mübarek gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Üç komutanı peş peşe şehit olmuştu. Elbette şehitlik büyük bir mükafat ve elbette şehit olanlar ölmedi, onlara "öldü" denilmesini bizzat Allah-u Teala yasaklamıştı.
İşte bu sırada askerde genel bir çöküntü doğmak üzereydi ki, askerin hemen hepsinin isteği üzerine Hâlid b. Velid kumandayı ve sancağı eline aldı. Artık Halid bin Velid İslam ordusunun komutanlığını yapıyordu. O gün akşama kadar savaş yapıldıktan sonra Hz. Halid, ertesi sabaha da sağ kanatta bulunan müslüman askerleri sol kanada, sol kanattakileri sağ kanada, arkadakileri öne ve öndekileri arkaya alarak yerlerinde değişiklik yaptı. Böylece düşmana yeni destek kuvvetleri katılmış izlenimini vermek istiyordu. Bizans'ın ordusu da dün savaştığı kişilerin aynı kişiler olmadığını, farklı kişilerin olduğunu görünce akşam vakti Müslümanlara destek geldiğini düşünerek geriye çekilmeye başladılar. Böylece İslâm ordusu kesin hezimete uğramaktan ve bütünüyle kılıçtan geçirilmekten korunmuş oldu. Mücahitler de Bizans askerlerinin üzerine gitmediler, yavaş yavaş onlar da geriye çekilmeye başladılar. Hatta ric'atten evvelki bir hücumunda Hâlid, düşmana bir hayli kayıp verdirmiş ve bol ganimet de elde etmişti. İşte bu şekilde İslâm ordusunu Medine'ye sağ-salim geri getirmişti Hz. Halid. Peygamber Efendimiz bu savaşı Medine'de, olduğu gibi görmüş ve her safhasını minberden Müslümanlara anlatmıştı. Sıra ile kumandanların şehadetini anlattıktan sonra sıra Hâlid'e gelince "En sonunda sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı " buyurarak. Bu, "seyfullah Halid'dir" dedi. Bundan sonra Halid b. Velid'e "Seyfullah" lakabı verilmişti. Hâlid b. Velid diyor ki: "Mûte Savaşı'nda elimde dokuz kılıç parçalandı." Bu ifadeden Mûte Savaşı'nın ne kadar şiddetli geçtiği anlaşılmaktadır.
Mute Savaşı'nda on beş sahabe şehit oldu. Müslümanlar, Allah'a olan imanlarıyla kendi sayılarından otuz üç katı fazla olan kafirlerle savaşmış ve bu savaşta çok güzel bir başarı elde etmişlerdi.
Bu savaşta Hz. Resulullah'(s.a.v.)ın belirlediği üç komutan da şehit olmuştu. Hem de ne güzel bir şehadet şekliyle. Hz.Zeyd ve Hz. Abdullah'ın vücudu tanınmayacak derece kılıç, mızrak ve ok darbeleri almış, delik deşik olmuştu. Hz. Cafer'in de mübarek elleri ve boynu kesilmişti.
Ne güzel şehitlersiniz siz ey İslam şehitleri! Size selam olsun!
Ahir zamanda şehadeti arzulayan, iman etmiş ve sizin yolunuzda yürümeye can atan kardeşlerinizden size selamlar olsun.
Sana selam olsun ey Zeyd bin Harise,
Sana selam olsun ey Cafer bin Ebu Talib,
Sana selam olsun ey Abdullah bin Reveha
Ve tüm İslam şehitlerine; size ahir zamanın iman etmiş ve şehadeti arzulayan Müslümanlarından selam olsun. Ve Allah sizden razı olsun.

"Mü'minler arasında öyleleri var ki, Allah'a verdikleri sözde dururlar. Kimileri sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimileri de şehitlik beklemektedir. Onlar hiç sözlerini değiştirmediler." (Ahzab-23)

berxwedan is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
80'lerin sonunda 90'larin basinda cocuk olmak...(çoook güzell ) rozarin İlginç Konular 11 19-07-2008 02:46 PM
erkek olmak ne?? buyrun bakın heja Sınırsız Muhabbet Burada 48 06-12-2007 05:21 PM
Kalbİnde Olmak İsterdİm Numberone Şiirler 4 25-11-2007 06:13 PM
Olmak isterdim.....( umarim begenirsiniz) Sumaye Şiirler 18 24-09-2006 07:07 PM
Erkek Olmak zoze21 İlginç Konular 8 03-09-2006 09:06 PM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 05:35 PM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.