Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Dinler ve İnançlar Bölümü > Semavi Dinler > İslamiyet > İslami Sohbet

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 18-03-2007, 05:21 PM   #6 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesaj: 3,033
Üye No: 28741
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 1646
Rep Puanı : 164049
Rep Derecesi
hasanserhat21 has a reputation beyond reputehasanserhat21 has a reputation beyond reputehasanserhat21 has a reputation beyond reputehasanserhat21 has a reputation beyond reputehasanserhat21 has a reputation beyond reputehasanserhat21 has a reputation beyond reputehasanserhat21 has a reputation beyond reputehasanserhat21 has a reputation beyond reputehasanserhat21 has a reputation beyond reputehasanserhat21 has a reputation beyond reputehasanserhat21 has a reputation beyond repute
Varsayılan


tekrar allah razı olsun hewalım
haber verseydin araya yazı bırakmazdık
hewal yanlış anlama konu bölünmesin diye aldım yukarı


Bu mesaj en son " 18-03-2007 " tarihinde saat 05:23 PM itibariyle hasanserhat21 tarafından düzenlenmiştir....
hasanserhat21 is offline  
Eski 18-03-2007, 05:22 PM   #7 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Konum: C:\WINDOWS\Temp
Yaş: 27
Mesaj: 7,854
Üye No: 21783
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 19615
Rep Puanı : 1960504
Rep Derecesi
wiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond repute
Varsayılan


Semi


Semi : İşitici
As-Sami : The Hearer of All. Allah takes care of all the needs of those who invoke this glorious Name one hundred times.

Cenab--ı Hak buyuruyor:
"Şüphesiz Allah, isitendir, görendir." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
"Allah işitendir, görendir." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • İşitmekten maksat, sesi idrak etmek, manayı anlamak, kabul etmek ve uymaktır.
  • Cenab-ı Hak "işitme", "dinleme" ve "uyma" konusunda şöyle buyurmaktadır:
"Allah'tan korkup-sakının ve dinleyin." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
"Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
"Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'Bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
"Öyleyse kullarıma müjde ver.Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
"Eğer Allah, onlarda bir hayır görseydi muhakkak onlara işittirirdi. İşittirseydi bile, arka çevirenler olarak (yine) yüz çevirirlerdi." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
"Yine de işitmiyorlar mı?" [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • İnsana şah damarından daha yakın olan Allah, herşeyi gören olduğu gibi işitendir de. Allah kainattaki her sesi duyar. Uçsuz bucaksız uzayda büyük bir hızla ilerleyen galaksilerin, gezegenlerin, gök taşlarının seslerini duyduğu gibi, mikroalemde yaşayan ve insanların gözle asla göremeyeceği milyarlarca canlının da sesini duyar. Çünkü Kendisi tüm bunları yaratandır. Allah toprağın altında yarılan tohumun da, gökyüzünde çakan şimşeğin de, yere düşen bir yağmur tanesinin veya uçan bir kuşun kanat sesini de işitir.
    Kuşkusuz Allah'ın büyüklüğünün ve kudretinin delillerinden biri tüm kainattaki canlı ve cansız bütün sesleri aynı anda işitmesidir.
    Allah yaşayan tüm insanların Kendisi'ne gizlice yönelerek ettikleri bütün duaları aynı anda işitir ve aynı anda icabet eder. Allah Katında zaman ve mekan olmadığı, Allah her an her yerde olduğu için bu, O'na göre çok kolaydır. Aynı zamanda gizli fısıltıların, konuşmaların da hepsini duyar.
    Allah kalpleri ürpererek Kendisi'ne dua edenlerin, gizlice yönelip dönenlerin seslerini işittiği gibi isyan edenlerin, kalpleri inkarda direnenlerin de seslerini, kurdukları planların en ince noktalarını da işiterek bilir. O'nun ilmi her yeri kuşatmış, hiçbir canlı O'ndan gizli bir tek söz sarfedememiştir ve edemeyecektir. Bunu ahirette, ağzından çıkan her sözün karşısına getirildiğini görünce daha iyi anlayacaktır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Bir kimse perşembe günü duha namazını kıldıktan sonra hiç kimse ile görüşmeden, konuşmadan "Yâ Semi" ismini 100 kere okuyup Allahü teala hazretlerine hacetini arzeylerse Hak teala onun ihtiyacını giderir. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

Kaynaklar:
1) Mümin, 20 - Ghafir (The Forgiver), 20
2) Nisa, 134 - An-Nisa (The Women), 134
3) Maide, 108
4) Tegabün, 16
5) Nisa, 46
6) Zümer 17-18
7) Enfal, 23
8) Secde, 26
9) [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
10) Miftahü'l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı Bölümü) Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001
11)
Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
12)
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
Muzil



Müzil : Alçaltan, zillet veren, hor ve hâkir eden

Al-Mudhill : The Humiliator who degrades and abases.

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Gerçekten Allah, inkar edenleri hor ve aşağılık kılıcıdır." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
"O gün, öyle yüzler vardır ki, zillet içinde aşağılanmıştır." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]


  • Hor ve hakir edilme, Allah'ın inkarcıları uğrattığı "dünya azabı"nın bir parçasıdır. Tüm hayatlarını başkalarına gösteriş yapmak, onlardan takdir toplamak için sürdüren inkarcılar için 'hor ve aşağılık kılınma', son derece büyük bir azaptır.
Allah pek çok ayetinde, ahirette inkarcılara alçaltıcı bir azap olduğunu haber verir. Bu, inkarcıların dünya hayatındaki kibir ve büyüklenmelerine karşılık Allah'ın takdir ettiği bir cezadır. Çünkü dünya hayatında inkarcıların en büyük hedeflerinden biri, başka insanlar tarafından takdir edilmektir. Bu nedenle de hayatlarını Allah'ı övmekle değil, kendilerine övgü toplamakla geçirirler. Allah da bu beklentilerine karşılık olarak cehennemdeki azaplarını bunun üzerine kurmuştur. Cehennemde en büyük yıkımı ise insanların karşısında küçük düşüp aşağılanınca yaşayacaklardır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Müzil, inkar edenleri dünyada kölelikle, cizye vermekle, alçaltmakla zelil kılan, ahirette de onları cezalandırmakla ve ebediyen cehenneme de kalmakla zelil kılandır. Allah asilere destek vermeyerek onları zelil kılmıştır. Bu yüzden asiler günah bataklığına saplanmışlardır. Allah, bir kulunu zelil kılmak istediğinde onu arzu ve isteklerine düşkün yapar, kendisiyle onun arasına bir perde çeker ve onu kendisine dua etmekten uzaklaştırır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Tenbih: Allah'ın emir ve yasaklarına aykırı davranarak zelil olmaktan korkarlar, bu yüzden Allah'a itaatten ayrılmazlar. Buna karşılık Allah da onları aziz kılar. Emir ve yasaklarına aykırı davrananları, kendisinin belirlediği yolda yürümeyenleri ve kendisine düşmanlık edenleri de zelil kılıp alçaltır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Bu ismi 770 defa çeken düşmanını kahru perişan etmek hususunda Cenab-ı kibriyanın yardımına nail olur. Düşman kötülüğünden, zalimin zülmünden korkmaz. Her gün sabah erkenden bu esmaya devam ederse korktuğundan emin olur. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Bir kimse bir zalimden veya hased eden, kin güden birisinden korksa "Yâ Müzil" ismini 75 kere okusa daha sonra secde eylese ve secde de "Allahım beni filan kişinin şerrinden emin eyle, koru" diye dua ederse Allahü teala onu o adamın şerrinden korur. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]


Kaynaklar:
1)
Tevbe Suresi, 2
2) Gaşiye Suresi, 2
3) Allah'ın İsimleri, [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
4) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
5) Esma'ül Hüsna Şerhi İmam-ı Gazali, Mütercim M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005, Mütercim Notu
6) Miftahü'l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı Bölümü) Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001
7) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
Muiz

Muiz : İzzet veren, yükselten
Al-Mu'izz : The Bestower of Honors who confers honor and dignity.



Cenab-ı Hak buyuruyor:


"De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, herşeye güç yetirensin." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Muiz ve Muzil isimleri Kur'an'da isim olarak geçmez, sadece fiiil olarak geçer. Allah kimi yükseltmişse onu aziz, kimi de alçaltmışsa onu da zelil kılmıştır. Aziz veya zelil olmak dünyada geçekleştiği gibi âhirette de gerçekleşir. Muiz, düşmanlarına karşı dünyada dostlarına destek verip onları üstün kılan, âhirette de onları en güzel şekilde ağırlayı aziz kılandır.

Allah dostlarını, kendisine ibadet ve itaat etmede başarılı kılarak onları onurlandırmış ve aziz kılmıştır. Zira Allah'a itaat etmekten daha üstün bir izzet yoktur. Allah dostlarını: kanaatkarlıkla, amellerde samimi ve ihlaslı olmakla, nefislerinin arzu ve istelerini terk etmekle aziz kılmıştır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Mülkü dilediğine veren O'dur. Herkimin kalbinden perdeyi kaldırıp Cemalini müşahede ettirirse kanaat nimetine gark ederek mahlukatından kimseye muhtaç bırakmazsa, kuvvet ve teyid bahşederek nefsine onu ezdirmezse, işte onu aziz kılmış ve daha dünyada iken ona mülkü vermiş olur. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Bu ismi şerifi 117 defa okumaya devam eden kimse dünya ve ahirette aziz olur. Ona kötülük ve hakaret etmek isteyen fikir maksadından vazgeçmeye mecbur olur. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın aziz kıldığı kulunu kimse zelil edemez. İzzet öyle bir nurdur ki, o zalimlerin özlerini görmez kılar. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • İhlasla "Yâ Muiz" diye bir müslüman bu isme devam etse, izzet ve şeref sahibi olur. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

Kaynaklar:
1) Âl-i İmran, 26 - Al -Imran, 26
2) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
3)Esma'ül Hüsna Şerhi İmam-ı Gazali, Mütercim M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005
4)Esma'ül Hüsna Şerhi İmam-ı Gazali, Mütercim M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005, Mütercim Notu
5) Yüce Allah'ın (c.c)ın Güzel İsimleri Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş. 2002
6) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
7)
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
Râfi

Râfi : Dereceleri yükseltici, rızkı yükseltici
Ar-Rafi' : The Exalter who raises up.

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"Dereceleri yükselten Arş'ın sahibi (Allah)tır...." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
Resulullah buyuruyor:" "Kendisine haksızlık yapılan bir kul, buna sabrederse, Allah onun izzet ve onurunu daha fazla artırır. Allah için alçak gönüllü olan kulu, Allah mutlaka yükseltir" [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Rafi ismi değişik şekillerde Kur'an-ı Kerim'de geçer. Ancak Ebu Hureyre'nin rivayet ettiği hadis-i şerifte geçmekte olup bütün islam alimleri bunu kabul etmişlerdir. Bu dünyada ve ahirette mümin kullarını yükselten O'dur. O dilediğini yükseltir dilediğinide alçaltır. Kalpleri kendisine yaklaştırarak yükseltir, nefisleri de kendinden uzaklaştırarak alçaltır. Allah, kaderine razı olanı daha üstün makamlara yükseltir.

    Yükselmek; yüksek makam ve mevkilere sahip olmak, iktidar olmak, miskin ve yoksullara karşı büyüklenmek, malının çok ve işinin düzgün oluşuyla övünmek demek değildir. Bu özelliklere sahip olmak, övgüyü ve yükselmeyi hak etmek anlamına gelmez. Asıl şeref ve onur, yüksek mevki ve makam, Allah'ın başarılı kılmasıyla elde edilendir. Böyle ve onur şeref, Allah'ı tasdik etmeyi, emir ve yasaklarına uymayı, O'nun yolunda yürümeyi, kalbi arındırmayı ve O'nunla sevinmeyi sağlar. Bu onura sahip olan kimse, Rabb'inden karşılık bulur.
Allah'ın insanları yükselttiğini, ahirette müminlerin derecelerini yükselteceğini, böylece onları mutlu kılacağını ve şereflerini artıracağını ifade eder. Kur'an-ı kerim'de isim olarak yer almayan Râfi, esmâ-i hüsnâyı sayan hadiste (Tirmiz, Da'vaat, 82) geçmektedir. Yükselmek isteyen O'nun rızasını kazandıracak amellerle bu yoldaki özlemini ortaya koymalıdırlar. Zira O dilemedikten sonra kimse kendiliğinden yükselemez. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Tenbih: Bu ismi bilen kişi, eğer iktidar sahibi bir kimse ise, Allah'ın yükselttiği ve değer verdiği kimseleri yükseltmeli ve onlara değer vermelidir. Eğer iktidar sahibi değilse, bu ismi kardeşlik ve dostluk için kullanmalıdır. Allah'ın kendilerini yükselttiği ve değer verdiği kimselerle arkadaşlık ve dostluk kurmalıdır. Eğer buna gücü yetmiyorsa, Allah'ın yükselttiklerin sevmeli, alçalttıklarından da nefret etmelidir. Çünkü Allah için sevmek veya nefret etmek, imanın bir gereğidir. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • İhlasla "Yâ Râfi" diye bir müslüman bu isme devam etse, maddi ve manevi dereceleri, yükselir, imkanlara kavuşur. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

Kaynaklar:
1) Mü'min, 15 - Ghafir, 40
2) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
3) İbn Mace, 202. Bu, hasen bir hadistir.
4) Yüce Allah' (c.c)ın Güzel İsimleri Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş. 2002
5) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
6)
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

Hâfid
Hâfid : Aşağıya indiren, alçaltan, değerini azaltan.
Al-Khafid : The Abaser who brings down, diminishes.

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"O aşağılatıcı, yücelticidir." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

  • Allah, bu dünyada ve ahirette mü'min kullarını yükselten, inkarcı ve münafıkları da alçaltandır.Allah, dilediği kulunu indirir, dildiğini de yükseltir. Kulların yükselmesi, alçalması, zenginleşmesi ve yoksullaşması Allah'ın elindedir.
Bil ki, asıl alçaltılmış kimse; ilâhi başarı ve yardımdan yoksun bırakılandır. Başarısızlık ve ümitsizlik içinde bulunan, nefsinin isteklerine yenilen, Rabb'inden bir iyilik görmeyen, kalbinde Rabb'ine dönme gücü bulmayan, dualarına güvenme hissini kalbinde duymayan kimsedir. Bu kimse terkedilmişlikle ödüllendirilmiştir. Daima meşgul ve sıkıntı içindedir. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor: "Yüce Allah, bu kitapla nice milletleri yükseltir, niceleri de alçaltır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Dilediğini, kendince bilinen bir hikmet ile bir şekilde alçaltan, özellikle suçlu olanları sonunda mutlaka buna maruz bırakan O'dur. Kendisini tanımayan; emir ve yasaklarını dinlemeyen; yasaklarına açıkça karşı gelen, asi, hain, ve mütekebbirler, müstehak oldukları için nihayet alçaltırlar. Sebep bizzat kendileridir; haklarında Allah'ın geçerli kanunu işlemiş ve suçu oldukları için buna muhatap olmuşlardır.
  • Her insan belirli bir zeka düzeyi, görme, düşünme ve düşündüklerinden çıkarım yapma kabiliyetine sahiptir. Örneğin kendi bedeninin işleyişindeki kusursuzluğa baktığında detaylı bir yaratılış görecektir. Bu yaratılışın detaylarındaki akıl alametlerini düşündüğünde, bütün bunları bir planlayan, tasarlayan ve var eden olduğunun bilincine varabilir.
Ancak kuşkusuz bu sayılanlar sahip oldukları yetenekleri kullanan kişiler için geçerlidir. Bir de karşılaştıkları olaylar üzerinde hiç düşünmeyen insanlar vardır ki bunlar, yeryüzündeki insanların çoğunluğunu oluştururlar. Bu insanlar dünyaya gelir, büyür, herkes gibi sıradan bir hayat geçirir ve ölürler. Oysa Allah Kuran'da düşünüp öğüt alanları övmüş, diğerlerini ise aşağılık kılacağını bildirmiştir.



Düşünüp öğüt alanlar Allah'ın yücelttiği kişilerdir. Bu kişiler Allah'a kul olmanın gereklerini tam olarak yerine getirirler ve bu yönleriyle diğerlerinden tamamen ayrılırlar. Diğer grup (düşünmeyen insanlar) ise, insani yeteneklere sahip olmalarına rağmen bunları kullanmaz ve basit bir yaşam sürdürürler. Bir nevi hayvan gibi, fiziki ihtiyaçlarını gidermeye yönelik bir yaşamı seçerler. İşte bu insanlar da, Allah'ın yarattığı ancak vicdanlarını kullanmadıkları, düşünmedikleri ve sıradan bir ömrü seçtikleri için alçalttığı kişilerdir. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Tenbih: Eğer iktidar sahibi ise;Cahil, tembel, gafil insanlara asla önem vermemeli ve onları yanından uzaklaştırmalıdır. Halka zulmeden, haksızlık yapan, alenen günah işleyen kimselere engel olmalıdır. aynı şekilde bid'atlere bulaşan kimselere de mani olmalı, onlara değer vermemeli ve kendisinden uzak tutmalıdır. Eğer iktidar sahibi değilse, Allah'ın kendisinden uzaklaştırıp, alçalttığı kimselerden de uzak durmalıdır. Eğer buna gücü yetmiyorsa, Allah'ın yükselttiklerini sevmeli, alçalttıklarından da nefret etmelidir. Çünkü Allah için sevmek veya nefret etmek, imanın bir gereğidir. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Bir kimse üç gün oruç tutup dördüncü gün bir mecliste "Yâ Hâfid" ismini 70.000 kere okusa Hak sübhanehü ve teala o kimseyi düşmanın şerrinden korur. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]


Kaynaklar:
1) Vakia,Al-Waqia (The Event), 3
2) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
3) Müslim, 817
4)Allah'ın İsimleri, [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

5) Miftahü'l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı Bölümü) Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001

6) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985


__________________
wiyanreklam is offline  
Eski 18-03-2007, 05:24 PM   #8 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Konum: C:\WINDOWS\Temp
Yaş: 27
Mesaj: 7,854
Üye No: 21783
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 19615
Rep Puanı : 1960504
Rep Derecesi
wiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond repute
Varsayılan


Bâsit

Bâsit : Ruhları bedenlere yerleştiren, genişleten, açan ve bolluk veren
Al-Basit : The Reliever who releases, letting things expand.

Cenab-ı Hak buyuruyor
"Eğer Allah, kullari için rızkı (sınırsız) geniş tutup-yaysaydı, gerçekten yeryüzünde azarlardı. Ancak O, dilediği miktar ile indirir. Çünkü O, kullarından haberi olandır, görendir." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

  • <LI style="TEXT-ALIGN: justify">
    Dilediği kullarının rızkını genişleten veya ruhlarını cesetlere yayan anlamına gelir.

    <LI style="TEXT-ALIGN: justify">
    Allah, Kendisi'ne iman eden, kalpten itaat eden kişilere dünyada maddi ve manevi bolluk, genişlik verir. Onların önündeki zorlukları açar. İman edenler karşılaştıkları her türlü zorlukta, sıkıntıda ve hastalıkta yalnızca Allah'a sığınırlar ve O'nu vekil edinirler. Bunun bir karşılığı olarak Allah inkar edenlerin işlerini zorlaştırırken, müminlerin işlerini kolaylaştırır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
    <LI style="TEXT-ALIGN: justify">
    O istediği kulundan ihsan ettiği serveti evlad, hayat zevkini, gönül ferahlığını alıverir, istediği kulunada yepyeni bir hayat, neşe ve rızk bolluğu verir. Rızık, fakir ve zengin herkese ulaştırılır. Allah, rızkın insanlar arasında eşit olmamasında derin ibretler bulunduğunu da beyan buyurmuştur
    <LI style="TEXT-ALIGN: justify">
    Bolluk ve genişliğin en büyüğü, Allah'ın kalplere merhametini yaymasıdır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

    <LI style="TEXT-ALIGN: justify">
    Tenbih: Kulun Bâsit ismini kendisine rehber edinerek ihtiyaç içinde olan her insana hatta canlıya iyilikte bulunması gerekir. Her müslümanın Allah'tan başka rızıkları genişleten ve daraltan kimsenin olmadığına içtenlikle inanması gerekir. Kalpleri huzura kavuşturan, dilleri ve diğer bütün organları kötülklerden arındıran, sahiplerini mutlu edenyine O'dur. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

  • Bir kimse "Yâ Bâsit" ismini

    • Seher vaktinde elini yukarı kaldırıp 10 kere okuyup elini yüzüne sürse hiç bir kimseye muhtaç olmaz. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
    • Bu ismi şerifin 72 defa kıraatı insanın kalbinden gam ve kasveti giderir. Yerine neşe getirir. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]


Kaynaklar:
1) Şura, 27
2) Miftahü'l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı Bölümü) Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001
3) Allah'ın İsimleri, [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
4) Kurtubi, 1/360-361
5) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
6) Esma'ül Hüsna Şerhi İmam-ı Gazali, Mütercim M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005
, Mütercim'in notu, 229
Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun bayrak, Threshold Books, 1985
Kabid
Kabid :Ruhları kabzeden, sıkan, darltan, rızkı belli ölçülerde veren
Al-Qabid : The Constrictor who constricts and restricts.
  • Bütün canlılara hayat veren, ölüm anında varlıkların ruhlarını kabzeden O'dur.Maddi yönden fakirleştiren ve daraltanında, zengin edip genişleten de Allah'dır. Zenginken fakir olanları, güçlü iken zayıf olanları, yüksek makamlardan düşenleri, bilginken bunayanları gördüğümüz gibi, fakirken zengin olanları, Mekke'de zayıf görüldüğü halde Mine'de güçlenenleri, Bilal-i Habeşi gibi kafirlerin kölesi iken mü'minlerin efendisi olanları, Yusuf (s.a.v.) gibi hapishaneden Mısır'a sultan olanları, Ümmi iken kıyamete kadar gelecek insanlara ilim öğreticisi olan Hz Muhammed'i yaratan O'dur.

  • Allah, dilediği kişinin imkanlarını artırarak şükredip etmeyeceğini, dilediğinin de imkanlarını daraltarak nankörlük edip etmeyeceğini dener. Dolayısıyla insanların sahip olduğu veya olamadığı şeyler kendileri için bir kazanç değildir. Bunlar sadece geçici dünya hayatını mı gerçek yurt olan ahireti mi istediklerini denemek için Allah'ın yarattığı imtihanlardır.
Eğer kişi bu gerçeğin farkına varmaz ve elindeki herşeyi kendisinin zannedip cimrilik yapar, Allah'ın dilediği şekilde harcamazsa o zaman Allah elindeki imkanları daraltabilir. Tam aksi olarak elindeki herşeyin kendisine Allah'ın rızasını kazanacak şekilde kullanılması için verildiğini bilen kişilerin de imkanlarını artırır, dünyada da ahirette de onlara en güzeliyle karşılık verir.
  • Bir kimse "Yâ Kâbid" ismini kırk gün kırk lokma üzerine yazıp yese o kimse açlık mihnetinden emin olur. (1)


Kaynaklar:
1) [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
2) Miftahü'l Kulûb, Kalplerin Anahtarı, (Fethiye Evradı Bölümü) Mehmed Nuri Şemseddin Nakşıbendî, Bedir Yayınevi, 2001
Alîm

Alim : Her şeyi çok iyi bilen,hakkıyla bilen
Al-'Alim : The Knower of All who has full knowledge of all things.



Cenab-ı Hak buyuruyor:
".Sözü açığa vursan da, (gizlesen de birdir). Çünkü şüphesiz O, gizliyi de, gizlinin gizlisini de bilmektedir." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

"Onlar bilmiyorlar mı ki, elbette Allah, onların gizli tuttuklarını da, fısıldaştıklarını da biliyor. Gerçekten Allah, gaybın bilgisine sahip olandır." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
"... Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Allah'ın bilgisine sınır yoktur. O her şeyi bilir.

  • Kur'an'da Allah'ın ilminin her şeyi kuşattığı ve O'nun herşeyi en ince detayları ile bildiğini belirten birçok âyet-i Ker'ime vardır.

  • Olmuşları olduğu gibi, olacakları da, olmuşlar kadar açık ve seçik bilir.

  • Hiç bir şey ilminin dışında değildir.

  • Yaratıklar, onun müsaade ettiği kadar bilgiye sahip olabilirler. Ötesini bilemezler. İnsanların bilgisi tam ve mutlak değildir; istikbali bilmekte tamamen acz içersindedirler. Oysa Allah'ın bilgisi mekanla kayıtlı olmadığı gibi zamanla da kayıtlı değildir.
  • Allah'ın kendi durumunu bildiğini bilen kimse içinde bulunduğu duruma sabreder, O'nun verdiklerine şükreder, çirkinlik ve yanlışlıklardan kaçınır.
  • Allah'ın Bilgisi İle Kulların Bilgisi arasındaki Farklar (4)

1- Allah'ın bilgisi bütün bilgileri kapsar. Kulların bilgisi ise son derece sınırlıdır.
2- Allah'ın bilgisi, bilgilerin değişmesi ile değişmez. Oysa kulların bilgisi böyle değildir.
3- O'nun bilgisi, duyular vasıtasıyla veya düşünce ile elde edilmemiştir.. Kulların bilgisi ise, duyularla veya düşünce ile elde edilir.
4- Allah'ın bilgisi, zorunlu olarak vardır ve asla kaybolmaz. Kulların bilgisi ise kaybolma riski taşır.
5- Allah'ın bilgileri birbirine mani olmaz ve meşgul etmez. Kulların bilgileri ise birbirine mani olabilir ve meşgul edebilir.
6- Allah'ın bilgisi sınırsız, kullarınki ise sınırlıdır.
7- Hiçbir şeyin bilgisi Allah'a gizli kalmaz.. O, açık ve gizli bütün şeyleri bilir. O'nun için gizli olan bir şey yoktur. Kulların bilgisi ise böyle değildir.
  • İhlasla "Yâ Alim" diye bir müslüman bu isme devam etse, maddi ve manevi ilim kapıları kendisi için açılır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

Kaynaklar:
1) Tâ-Hâ- 7 - Ta-Ha, 7
2)Tevbe, 78 - At-Tauba,78
3) Enfal, 71 - Al -Anfal, 71
4) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
5)Yüce Allah' (c.c)ın Güzel İsimleri Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş. 2002
6) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
7) [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

Fettâh

Fettâh : Hayır kapılarını açan, hüküm veren
Al-Fattah : The Opener who opens the solution to all problems and makes things easy.



Cenab-ı Hak buyuruyor:
" De ki: "Rabbimiz (kıyamet günü) bizi birarada toplayacak, sonra da hak ile aramızı ayıracaktır. O, (gerçek hükmünü vererek hak ile batılın arasını) açandır, (herşeyi hakkıyla) bilendir."
  • Taraflar arasında hüküm veren; birine yardım edip zafere ulaştıran; hayır ve rahmet kapılarını açan O'dur.

  • Silah gücü, kelime cambazlığı ve basit mantık oyunlarıyla hakkı batıla karıştırıp, içine zehir, dışına şeker konmuş öldürücü imansızlık tuzaklarına yakalananlar gerçeği anlayamadan giderlerse, ahirette hak ile batılın arasını 'el-Fettâh' olan Rabbimiz açacak ve herkes gerçeği görecek, ama iş işten geçmiş olacak.

  • Çocuk ana rahminde iken çocuğa rızık kapısını açan, çocuk dünyaya gelince bir kapıyı kapayınca annenin göğüslerinden iki kapıyı açan. Göğüslerdeki iki kapı kapanınca acı-tatlı, yaş-kuru yiyeceklerden dört kapıyı açan O'dur.
  • Her müslüman, Allah'tan başka Hâkim olmadığına inanmalı ve O'nun hükmünden başka hüküm kabul etmemelidir.

Müslüman, kapalı olan her şeyi ancak Allah'ın açabileceğini bilmelidir. Kullarına rızık ve merhamet kapılarını açan, zor ve kitlenen işleri çözüp açan, hakkı görmeleri için kalplerini ve gözlerini açan, sıkıntı ve darlıktan sonra gönüllerini açıp ferahlık veren, anlaşılmayan kapalı her sorunu kolaylıkla açan O'dur.

Ey Allah'ın kalp kilitlerini açtığı ve kendi katından üzerine nurlar yağdırdığı kişi! Allah'ın kapılarını sana açtığı gibi sen de, ilim anahtarlarıyla cahil ve bilgisiz kimselerin kapalı kapılarını açve onalrın gönüllerini fethet.(2)
  • İhlasla "Yâ Fettâh" diye bir müslüman bu isme devam etse, bütün zor kapılar açılır, gönlünde büyük fetihler meydana gelir. (4)


Kaynaklar:
1) Sebe, 26
2) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
3) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
4) Yüce Allah' (c.c)ın Güzel İsimleri Esmâ-ül Hüsna, Rauf Pehlivan, İstanbul Dağıtım A.Ş. 2002

5) [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

__________________
wiyanreklam is offline  
Eski 18-03-2007, 05:27 PM   #9 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Aug 2006
Konum: C:\WINDOWS\Temp
Yaş: 27
Mesaj: 7,854
Üye No: 21783
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 19615
Rep Puanı : 1960504
Rep Derecesi
wiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond reputewiyanreklam has a reputation beyond repute
Varsayılan


Şekûr


Şekûr : Kullukları kabul edici, az amele çok sevap veren, şükrü kabul edip çok ihsan eden, şükredilen

Ash-Shakur : The Rewarder of thankfulnes who gratefully rewards good deeds.


Cenab-ı Hak buyuruyor:

"Eğer Allah'a güzel bir borç verecek olursanız, onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah Şekûr'dur, Halim'dir. " (1)
  • Şekûr, şükrü devam eden ve büyük-küçük ibadet ayrımı yapmaksızın şükrü bütün itaat edenleri kapsayandır.
Gerçek şükür, nimet verene şükretmekle eksikliğini itiraf etmektir. Bu yüzden Yüce Allah,
"Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın" (2) buyurunca,
Hz.Davud a.s.:
"Ey Rabb'im! Sana nasıl şükredeyim ki? Benim şükrüm bile senin bir nimetindir" demiş,
Yüce Allah da şöyle cevap vermiştir:
"İşte şimdi Beni tanıdın ve Bana şükrettin ey Davud! Çünkü şükretmenin de Benim bir nimetim olduğunu bildin".

  • Nimete şükürle karşılık vermek, nimetlerin daha da artmasına vesile olur. Cenab-ı Hak buyuruyor:"...Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım.." (3)
  • Şükrün üç temel şartı bulunmaktadır:
1. Nimet verenin verdiği nimeti kabul edip bunu ikrar etmek.
2. Verilen bu nimeti Allah'a itaat etmede kullanmak.
3. Allah'ın dilemesiyle bu nimetin ulaşmasına vesile olanlara teşekkür etmek.
  • Cenab-ı Hak şükrü kabul eder ve karşılıksız bırakmaz. Şükrü şükürle ve ondan daha fazlasıyla cevaplandırır. Böylece iyiliklerin çoğalmasına yol açar.

  • Kullarına, onlar tarafından şükrü ifade edilen nimetleri artıracağına dair Allah'ın kesin vaadi vardır. Şükür yolunu tutanlar; kendilerine gelmiş olan nimetleri, sebeplerden, vasıtalardan değil, ancak Allah'tan olduğunu itiraf ederler. Çünkü onlar hediyeyi getiren uşaklara değil, gönderen efendiye bakarlar. Gönüllerinden inanmışlardır ki, nimeti yaratan, kısmet eden, gönderen, onunla meşgul olacak kuvvetleri, sebepleri veren, tertib eden ancak Allah'tır.

  • Bazı Allah dostlarına: "Şükür nedir" diye sorulduğunda; "Allah'ın verdiği nimetlerle O'na isyan etmemendir" şeklinde cevap vermişlerdir. (8)

  • Her müslüman,mutlak Şekûr (Şükredilen)un Allah olduğunu, âlimlerin ittifakıyla O'na şükretmenin farz olduğunu ve Allah'ın azı da çoğu da kabul ettiğini bilmesi gerekir.

Bil ki, her aza ve organın kendisine has bir şükrü vardır.Nasıl ki dil şükür sözcükleriyle Rabb'ine şükrediyorsa, diğer organlarda kendilerine göre Rablerine şükretmelidir. Her aza ve organın şükrü, yaratılış amacına göredir. Her organ, Allah'ın emrine uymada ve yasağından kaçınmakta kullanılmalıdır. Buna göre:
  • Bedenin şükrü, organları Allah'a itaatin dışında kullanmamandır.
  • Kalbin şükrü, onu Allah'ı anma ve bilme dışında şeylerle meşgul etmemektir.
  • Dilin şükrü, onu Allah'tan başka kimseleri övme ve methetmede kullanmamandır.
  • Malın şükrü, Allah'ın sevdiği ve hoşnut olduğu yerlerin dışında harcamamandır.
Allah'a şükretme konusunda bunları bildikten sonra müslüman, insanlar arasında kendisine iyilik yapanlara teşekkür etmeli ve şu hadis-i şerif-i unutmamalıdır:

"İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a şükretmez" (4)

  • İhlasla "Yâ Şekûr" diye bir müslüman bu isme devam etse, iyi ameller yapmak nasip olur.

Kaynaklar:
1)
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
2) Sebe, 13
3) İbrahim,7
4) Tirmizi, 1955
5) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
6) Calligraphy, The Most Beautiful Names, Tosun Bayrak, Threshold Books, 1985
7)
[Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
8) Kurtubi, Ebu Abdullah Muhammed b.Ahmed, El-Câmiu li Ahkâmi-l Kur'an
Ğafur
Ğafur : Kullarının günahlarını çok örten, onları cezalandırmayan ve bağışı bol olandır.

Al-Ghafur : The Forgiver and Hider of Faults.

Cenab-ı Hak buyuruyor:
"O, günahı bağışlayan, tevbeyi kabul eden, azabı çetin, lütuf sahibi Allah'tandır ki. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur, dönüş ancak O'nadır." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
"Dikkat et! O, azizdir ve çok bağışlayandır." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

"Kullarıma, benim, çok bağışlayıcı ve pek esirgeyici olduğumu haber ver." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
"Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Allah, kullarını sadece bir kere değil defalarca bağışlar. Öyle ki, O'nun bağışlaması sayılamaz.
  • Kullarını dünya ve ahirette rezil etmeyen onların günahlarını gizleyen, örten ve günahlarından dolayı cezalandırmayan. Allah, iyiyi-güzeli açığa çıkaran, kötüyü, çirkini örtendir. Allah dünyada üzerlerini örtmek, ahirette de cezasını vermemek suretiyle bunu örter. Allah insanı üç türlü örtü ile örtmüştür.

    • İlk örtü; insanın ayıp ve çirkin görünen yerlerini gizleyen elbiseleridir.

    • İkincisi; insanın fikir, düşünce ve hayallerini kalbinde gizlemesidir.

    • Üçüncüsü ise; Allah kulunun günahlarını örtmüş, gizlemiş; günahlarını sevaba çevirmiş, sanki hiç günah işlememiş gibi ahirette yalnızca sevaplarını yazan kitaplarını vermiştir.
  • Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor : [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
    • <LI style="FONT-WEIGHT: bold">
      Kul, günahını itiraf eder ve tevbe ederse, Allah tevbesini kabul eder.
      <LI style="FONT-WEIGHT: bold">
      Açıktan günah işleyenler dışında ümmetimin tamamı affedilir.
    • Kim bir müslümanın hata ve günahlarını örterse, Allah da dünyada ve ahirette o kimsenin hata ve günahlarını örter.
    <LI style="FONT-WEIGHT: bold">
    Tenbih : [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • O'ndan başka kulların günahlarını bağışlayan kimse yoktur. İçtenlikle tevbe eden, sanki hiç günah işlememiş gibidir. Kullar için zorunlu olan, bağışlaması pek geniş olan Allah'tan günahlarının bağışlamasını talep etmek ve hiç bir zaman ondan ümit kesmemektir.
  • Her müslüman, bir günah işlediğinde onu insanlardan gizlemeli ve asla açığa vurmamalıdır. Günahlarını yalnızca Allah'a itiraf etmeli ve ondan bağışlanma dilemelidir.
  • Bu ismi bilen her müslüman, kendi günahlarını örrtüp gizlediği gibi, başkalarının da günahlarını örtüp gizlemeli ve açığa vurmamalıdır. Yüce Allah'ın şu ayetini akıldan çıkarmamalıdır. "Allah'ın sizi bağışlamasını arzulamaz mısınız? " [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Bu ismi celilin 1286 defa tilavetine devam edenin günahlarını Cenab-ı Hak afv ve mağfiret buyurur. Kendisine karşı gazab ve düşmanlık zarar ve tesir etmez. Gazab anında kendini gören sukunet bulur. Hiddetinden eser kalmaz. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]

Kaynaklar:
1) [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
2) [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
3) [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
4) [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
5) Buhari
6) Esmâ-ül Hüsna, Karınca Yayınları, Nisan 2004
7) [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
8)Esma^ül Hüsna Şerhi İmam-ı Gazali, Mütercim M.Ferşat, Ferşat Yayınları, 2005, Mütercim ilavesi Sayfa:233-234



Azim : Çok ulu, sonsuz büyük
Al-'Azim : The Magnificent who is Most Splendid.


Cenab-ı Hak buyuruyor.
"O, yücedir, büyüktür." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
"Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. O yücedir, uludur." [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]
  • Bir toplumun büyüğü, kendisine karşı çıkılamayan ve emirleri üzerine hareket edilendir. Ancak böyle olmakla beraber bu kimse zaman gelip çeşitli nedenlerle zayıf düşer, aciz kalır, mağlup edilir, sahip olduğu saltanatından ortada eser kalmaz. Oysa Allah Teala, mutlak güç sahibidir ve hiçbir şey O'nu güçsüz kılıp aciz düşüremez. Karşı çıkılıp mağlup edilemez. O gerçek büyüktür. Bu ismin başkaları için kullanılması mecazi anlamdadır. Hakiki büyüklük Allah'a mahsustur.

  • O, her büyükten daha büyüktür. Bu yüzden hiçbir akıl, O'nun büyüklüğün kavrayamaz. Yaratılan bütün varlıklar O'ndan birçok ilimler öğrenmiş olsa bile, bu bilgiler sınırlı ve sonludur. Akılların, sonsuz nurunu kavramaktan aciz kaldığı, anlayışların izzetinin aydınlığında kaybolduğu Allah ne yücedir. Bütün her şey Allah'ın yüceliğine, büyüklüğüne ve kemaline göre bir hiç gibidir. O'nun azametinin başlangıcı, yüceliğinin sonu yoktur. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir...