|
|||||||
| Kayıt Ol | SSS | Konuları Okundu İşaretle |
|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||
|
Hasuni Mağaraları İlçeye 4 km uzaklıktadır.Silvan`dan Siirt ve Bitlis yönünü giden devlet yolunun sol tarafında, Tilmin Köyünün karşısına düşen boğaza sapılarak gidilir. Buraya “Mağara Şehri”de denilebilir. Taşların oyulmasıyla meydana gelmiş bir şehir manzarası vardır.Girişte ilk yer bir hamam enkazıdır.Kireç ve tuğla ile örtüldüğü görülen bu yapı Roma stili mimarisindedir. Biraz üstünde suyun havuzlandığı yer vardır.![]() Daha yukarda dik bir yamaçta harab bir kilise görülür.Bu kilise 7 m. Yüksekliğindedir.Mihrab yarım daire şeklindedir.Asıl kilise üç kemer üzerine oturtulmuştur. Mağaralar insanı şaşkına çeviren enfes bir güzelliktedir.Birbiri içinde taşlara oyulmuş evler, odalar, salonlar ve buralardan yekpare taşa açılmış iki katlı odalar, en yukarda koca koca mağaralar,odalar ve salonlar vardır.Birde büyükbir kilise vardır ki, salon ve mihrablarıyla olduğu gibi bir kaya içine oyulmuştur. Mağaralara çıkılırken dağın zirvesindeki kayalar üzerinde ince yollar açılmıştır. Buradan akan kar ve yağmur suları sarnıçlarda toplanır. Mağaraların açıldığı dağ yumuşak ve beyaz taşlardan oluşmuştur. TEMTEMBURG Tem-temburg ilçemize sırt olmuş Harbat dağlarını, yaran boşat yolunun sağında ve solunda bulunan üç mağara niteliğinde ve her mağara birer odadan oluşmaktadır. Harbat dağına oyularak oluşturulan mağaraların hangi tarihte yapıldığı ve adının nerden geldiği bilinmemektedir. Mağaralardan büyük olanının içinde yatak niteliğinde iki yükselti vardır. Mağaraların yolları dağa işlenmiş merdivenlerden ibarettir. Tem-temburg mağaraların yerleşim merkezini savaşlardan ve akınlardan korumak için gözcülere barınmak niteliğinde yapıldığı sanılmaktadır.BOŞAT KALESİ Boşat kalesi Silvan'ın kuzeyinde bulunmaktadır. Bir çok tarihi eserlere sahip bir bölgedir. Fars hüedilmiştir. Eski dönemlerde Zindan olarak kullanılmıştır. Az sayıda insanla bile savunulabilir ama fetih edilmesi kümdarlığı döneminde Boşat kalesinde ilk hükümdarı 1. Ardişir dönemine ait bir figür bulunmaktadır. Ayrıca boşat kalesinin en büyük özelliği dünyada bir eşi ve benzerinin bulunmamasıdır.Tek parça kaya üzerinde inşaa zor bir yapıdır.Kırık Minare
MALABADİ Türkülere, destanlara, şiirlere, masallara konu olmuş, dünya tarihinde, köprü mimarisinde önemli yer tutmuş Malabadi Köprüsü. Büyük özelliği, dünyanın en büyük taş kemerli köprüsü olmasıdır. Yapım tarihi bilinmemektedir.Ancak inşaatın birkaç kez yıkıldığı bilinmektedir. İnşaata gri kalker kullanılmıştır. Köprü üzerinde netliğini yitirmiş yazı ve kabartmalar Hasankeyf ve Cizre köprülerindekine benzer![]() Evliya Çelebi, köprü karsısında şaşkına dönmüş ve örneğini hiçbir yerde görmediğini söyleyerek köprünün uzun ömürlü olması için dua etmiştir. Evliya Çelebi köprünün Abbasilere yapıldığını bildirir. Hicri 542 tarihli kitabede son inşaata Artukoğlu Sultan Timurtas`in zamanında ve Hicri 541`de başlandığı ifade edilir.Tüm köprü uzunluğu 220 m, eni 7metredir. Üzerinde iki oda, iki geçiş kapısı vardır. Silvan tarafından köprü altında da odalar vardır. Köprünün esas kemerinde açıklık 40 metre, anahtar yüksekliği 20 metredir.Kervan devrinde yapılmış olmasına rağmen bugünün stabilite, en ağır tonaj ve mimari anlayışına çok iyi uyum sağlıyor.Kervan devrinde yapılmış tarihi köprüleri içinde Malabadi`den daha büyük açıklıkta olanı yoktur. Ortadoğu`nun yıkılmamış tarihi köprüleri arasında böyle bir tanesi daha yoktur. Son dönemde 1930 ve 1956`da, iki kez onarım görmüş ve sonra yanına betonarme , yeni bir köprü yapılmıştır. Köprünün, büyük taştan kemeri Ayasofya`nın kubbesini rahatlıkla içine alabilecek kadar muhteşemdir. ZEMBİLFİROŞ Zembîlfiroş Efsanesi de, en az Yusuf ile Züleyha, Mem û Zîn ve Siyabend u Xece kadar bölgede bilinen ve halk şarkılarına konu olan hazin bir aşk hikayesi. Zengin prenses ile fakir gencin sonu hüsranla biten sevdası. Ancak bu birbirini delice seven Mem û Zîn'in öyküsü değil. Şirin için dağları delip yol açan Ferhat'ın öyküsü de değil. Bu sevda Zembîlfıroş'a karşılıksız aşk besleyen Xatûn ve bu aşktan kurtulmak için ölümü seçen Zembîlfıroş'un efsanesi... ![]() Efsanenin geçtiği yer Mezopotamya'nın tarihi ve kültür beşiği, çeşitli uygarlıklara yurtluk yapmış, Mervani Devleti'nin başkenti Farqin yani bugünkü adıyla Silvan dır.Efsaneye göre bir padişahın zevk ve sefa içinde büyütülmüş, çok yakışıklı bir oğlu varmış. Genç prens sık sık ava çıkarmış. Bu av gezilerinin birinde yol kenarındaki mezarların birisinden çıkmış iskelet ve kafatası görür. O zaman kadar ölüm kavramına yabancı olan genç prens o andan itibaren ölümün gerçekliği yüz yüze gelir. Ölümün zengin, yoksul, genç yaşlı dinlemediğini, dünya malının dünyada kaldığını ve bir gün böyle iskelete dönüşeceğini anlar. Prens o andan sonra elini eteğini dünya nimetlerinden çekmeye karar verir ve tanrıya sığınıp, onun yolunda yürümeye yemin eder. Sarayı ve yaşadığı ihtişamını geride bırakıp eşi ile birlikte yollara düşer. Diyar diyar gezerek zembîl yapıp satmaya ve hayatını böyle kazanmaya başlar. Çocukları olur. Sırtlarında çadırları, üzerlerinde yıpranmış giysilerinden başka bir şeyleri yoktur. Genç prens, artık zembil satarak, geçimini sağlayan Zembîlfıroş'tur... Son durağı olan Farqin'e gelir. Zembil satmak için Farqîn sokakların arşınlarken Farqin Beyi'nin karısı Xatûn'un dikkatini çeker. Xatûn, Zembîlfiroş'a aşık olmuştur. Zembil alma bahanesiyle Zembîlfiroş'u saraya çağırır ve ona olan aşkını dizelere dökerek anlatır: Zembîlfiroş zembîla tine/ Zembîlfiroş, zembiller getirir, Dikan bi dikan di gêrîne/ Dükkan dükkan gezdirir, Hiş li Xatûnê namîne/ Xatûn'un aklı başından gidiyor, Serî li zeman di gerîne/Aklıyla arıyor zaman yaratmak için, Gazi dike ku bibîne/ Sesleniyor ki, onu görmek için, Were ser doşeka mîr e/ Gel Beyin döşeğinin üstüne, Li te helal, herama mîr e/ Beyin haremi sana helaldir, Bidime te zulfî harîr e/ Güzel zülüflerimden sunayım sana, Çavê min ê xezalan e/ Gözlerim ceylanların gözüdür, Sîngamin wek zozana ne/ Bağrım yaylalar gibidir, Bejna min wek rihane/ Endamım reyhan gibidir, Çiqa bêjî hêjan e/ Dilediğin gibi güzel ve uygundur Ama Zembîlfiroş evlidir, karısını sevmektedir, dünya nimetlerinden vazgeçmiş bir derviştir. En önemlisi tövbe etmiştir. Tanrıya kulluk edecektir, haramı yaşamından silmiştir. Zaten bunun için değil miydi onca malını, mülkünü, ihtişamını bırakıp yollara düşmek?.. Bu yüzden Xatûn'un aşk çağrısına olumsuz yanıt verir. Ve Xatûn'a cevabı hemen oracıkta verir: Xatûnê ez tobedar im/ Xatûn ben tövbekarım, Delalê ez tobedarim/ Güzel kadın ben tövbekarım, Zarok birçîne li malin/ Çocuklar evde açdır, Ji rebbê jorî nikarim/ Tanrı adına yapamam Zembîlfiroş, Xatûn'un ilan-ı aşk teklifini reddeder. Farqin beyinin karısı Xatûn red cevabını kabul etmez. Ne yapıp edip yakışıklı Zembîlfiroş ile birlikte olmaktır amacı. Xatûn'ın ısrarları karşısında Zembîlfiroş çareyi kaçmakta bulur. Xatûn peşini bırakmaz, sora sora Zembîlfiroş'un kaldığı çadırı öğrenir. Xatûn, bir gece çadırda kalmak için Zembîlfiroş'un karısına yalvarır. Karşılığında tüm mal varlığını ve mücevherlerini bağışlayacağını anlatır, sadece bir gece Zembîlfiroş ile kalmak ister. Xatûn'un bu kadar yoğun ısrarı üzerine Zembîlfiroş'un eşi, çocuklarını da yanına alarak oradan ayrılır. Xatûn, Zembîlfiroş'un eşinin giysilerini giyer ve yatağa girerek Zembîlfiroş'u beklemeye başlar. Karanlık Farqin'e çökerken, Zembîlfiroş zembillerini sattıktan sonra çadırına döner. Xatûn'un yatağında olduğundan habersiz, aynı yatağa uzanır. Ancak yataktaki kadının kendi karısı olmadığını, Xatûn'un ayağındaki gümüş halhalin çıkardığı sesten anlar. Bunu anlar anlamaz, çadırdan dışarı çıkar. Kimilerine göre Zembîlfiroş, Xatûn'dan kurtulamayacağını anlar ve gidip sarayın burçlarından kendini aşağı atar. Efsanenin başka bir anlatımına göre ise, Zembîlfiroş bu noktadan sonra çaresiz kalır ve canını alması için Tanrı'ya yalvarır. Zembîlfiroş ölünce, peşinde koşan Xatûn'da aynı dilekte bulunur ve ikisi de ölür.br> Bu sevda masalının da diğer masallar gibi sonu hazindir... Aynı Mem û Zîn destanındaki gibi, Xatûn'un Zembîlfiroş'a olan aşkında da ölüm 'çare' olmuştur... Şarkılara, öykülere konu olan Zembîlfiroş ile Xatûn'un aşk hikayesi, bugün sadece olayın yaşandığı Diyarbakır`ın Silvan ilçesinde değil, Kürt kültürünün olduğu tüm bölgelerde hala dillerde." Not: Devamı 2' dedir .... Yukarıda açılan konularımın doğru yerde olup olmadığı öğrenebilirmiyim...saygılar ![]() ![]() |
|||||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
heval spas dikim.. yukaradaki konu bir birde ikicisi var bu konunun devamı....saygılar
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Hasankeyf Resimleri ve Tarihi Eserler 4 | tubiranes | İlginç Resimler | 4 | 17-09-2006 10:29 AM |
| Hasankeyf Resimleri ve Tarihi Eserler 3 | tubiranes | İlginç Resimler | 7 | 03-09-2006 12:10 PM |
| Hasankeyf Resimleri ve Tarihi Eserler 5 | tubiranes | İlginç Resimler | 4 | 21-08-2006 09:42 PM |
| Hasankeyf Resimleri ve Tarihi Eserler | tubiranes | İlginç Resimler | 5 | 21-08-2006 09:34 PM |
| Hasankeyf Resimleri ve Tarihi Eserler 2 | tubiranes | İlginç Resimler | 4 | 21-08-2006 09:33 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.