|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Gerçek Nedir?
Gerçek diye bir şey yoktur. Gerçek diye bir şeyin olmaması her şeyin gerçek olması anlamına gelir. Her şey doğrudur. Doğru olmayan hiçbir şey yoktur, çünkü her şey Tanrı olan düşünceden gelir. Ve Tanrı formüle edilmiş tek bir düşünce değildir, o tüm düşüncelerin realitesidir. Her şey gerçektir, çünkü her şey düşünceden kaynaklandığı için var olma amacına sahiptir. Sizin hayal ve fantezi dediğiniz şey kesinlikle gerçektir; çünkü onlar amaçlı düşünceden oluşurlar. Sizin ''gerçek dünya'' dediğiniz, yalnızca, düşünce ve duygu denen görünmeyen realitenin, o en büyük realitenin bir illüzyonu ve yaratımıdır. ''Gerçek dünya''nın nasıl var olduğunu sanıyorsunuz? O hayal gücü ve fanteziyle yaratıldı. Ve o maddesel formda bir realite haline gelince, başka hayal ve fantezileri teşvik etti, çünkü her biri bir diğerine yol açar ve her ikisi de gerçektir. Düşüncede yaratılmış her şey, bilinçte var olan her şey -maddesel realite denen formda tezahür etsin etmesin, kulağa ne kadar garip gelirse gelsin- gerçektir, çünkü yalnızca bakış açılarımız, tutumlarımız garipliği belirler. Zihninizde barındırdığınız her düşünce doğrudur, çünkü o bilinçte canlıdır; böylece o tüm yaşamın ondan kaynaklandığı platform olan ve Tanrı zihni denen en büyük realitenin bir parçasıdır. Tanrı, düşüncedir, tüm düşüncenin gerçeğidir. Ve Tanrı'nın harika olan yanı, O'nun gerçekten yasasız olmasıdır, çünkü eğer Tanrı'nın yasaları olsaydı, O sınırlı olacaktı. Ama, Tanrı sınırsız olduğu için, kendi sınırsız gerçeğine, sınırsız düşüncesine seçenekler sunar. Tanrı her birinize, düşünceden kendi bireyselliğinize katkıda bulunacak gerçeği kabul etme ve yaratma, gerçeği kendi istediğiniz gibi ve bilgeliğe kendi benzersiz ilerleşinize göre algılama iradesi vermiştir. Ve düşüncede hangi gerçeği yaratırsanız yaratın, Tanrı, yaşam o olacaktır ki o gerçeği, Tanrı denen düşüncenin o boyutunu deneyimleyip anlayabilesiniz. Gerçek; yalnızca bir birey gerçeği ne olarak algılıyorsa odur. Gerçek, yaratıcı düşüncede kesin hale gelmiş bir şeyle ilgili bir kanı, bir tutum, bir inançtır. Ancak herkesin, herhangi bir şey hakkındaki kanısı genellikle çok farklı olacaktır, çünkü her biri o kanıyı, yanlızca bu yaşamının değil, öteki tüm yaşamlarının ruhuna kazandırdığı benzersiz deneyimlerine, anlayışına ya da yanlış anlayışına dayanarak edinmiştir. Böylece, bir varlık bir şeyin doğru olduğuna inanabilir, ama bir başkası inanmayabilir. İkisi de birbirini anlayamaz, çünkü birbirleri olmamış ve aynı deneyim birikimini paylaşmamışlardır. Kimin gerçeği doğrudur? Her ikisinin de. Her ikisi de haklıdır, çünkü her biri kendi deneyim ve anlayışının algılamasına izin verdiği gerçeği ifade etmektedir. Ama, eğer kişinin gerçeği yanlızca kendi gerçeğinin doğru olduğu şeklindeyse, o zaman o kişi sınırlı bir anlayışa sahiptir. Bu rüyada her bir varlık -kendi deneyimine, ihtiyacına ve benliği doyuma uğratma amacına göre- bilgeliğe tekamülü için deneyimlemek istediği gerçekleri kabul edecek ve yaratacaktır. Ve o deneyimin amacı doğrultusunda, her biri inanmak istediği şeyi destekleyen gerçek kaynaklarını arayacaktır. Bu yüzden, bu dünyada ne kadar çok tanrı bulunursa, o kadar çok özgün gerçek topluluğu olacaktır, çünkü her varlık gerçeği bir biçimde yaratma iradesine, hakkına ve ihtiyacına sahiptir. Böylece, bir öğretmenden duyduğun ya da okuduğun her şey onun algıladığı gerçektir: onun o gerçeği nasıl gördüğü, onu nasıl öğrenmiş ve yaratmış olduğu, nasıl deneyimlemekte olduğudur. Bu yüzden, eğer on öğretmenin eğitimi altında çalışmışsan, kesinlikle büyük bir karışıklık içinde olursun; çünkü her birinin gerçeği farklı olacaktır. Ve kesinlikle, birinin ya da diğerinin gerçek algısının o andaki ihtiyacına uygun olduğunu bulabilirsin. Ama, eğer hepsine bakıp hangisinin gerçeği söylediğini ayırt etmeye çalışıyorsan, hepsinin gerçeği söylediğini fark edeceksin. Senin karar vermen gereken şey, ne ölçüde belirli bir gerçek olmak istediğindir, çünkü hangi gerçeği kabul edersen, o yaşamında deneyimlediğin bir realite olacaktır. Her şeyde gerçek vardır, ama her şeyde bir rafineleşme de vardır, çünkü geçen her an gerçeği rafineleştirip saflaştırır. işte bu yüzden Tanrı bir mükemmellik hali içinde değil, bir oluşum hali içindedir. Her varlık, sürekli olarak, anlayışında daha sınırsız bir gerçeği kapsayacak şekilde ilerler. Ve onun anlayışı anbean her ne ise, bu onun gördüğü, onun bildiği gerçek olacaktır. Bir çiçeği örnek olarak alalım. Bu çiçeğin tomurcuk olduğu doğru mu? Elbette. Bu topurcuk açtığında, artık bir tomurcuk olmadığı için yalancı mı? Hayır. O gelişen bir gerçek hali içinde. Peki, çiçek yapraklarını döküp yok olduğu zaman bir yalancı mı? O zaman o nedir? O, kendi gerçeğinin daha ileri bir halindedir. Bir kaynaktan işitip okuduğunuz ve yasaları öğreten -ya da insanı sınırlayan, Oluş'u iyi ve kötü diye ayıran, Tanrı'nın var olan her şeyin Oluşu değil de, tekil bir varlık olduğunu söyleyen- öğretiler, bunları kendi gerçekleri olarak kabul eden ve tüm dünyaya yaymak isteyen varlıklardan kaynaklanmaktadır. Bu onların gerçeği, ve onlar yanlış değiller. Ama, daha büyük, daha rafineleşmiş gerçek şu ki, yaşamın herhangi bir biçimde sınırlı olduğunu öğreten kişinin anlayışı henüz diğerlerininki kadar çok gelişmemiş demektir. Tanrı sınırlı mıdır? Eğer öyle olsaydı, yaşam sürekli olmazdı ve sen karışıklık içinde olma seçeneğine dahi sahip olamazdın. Benim söylediklerim gerçekten harika bir gerçek, çünkü bu gerçek Tanrı'yı yasasız olarak nitelendirmeye cüret ediyor, ve onunla Tanrı başkalarını yönetmek ve köleleştirmek için kullanılamaz. Tanrı, en yüksek bilinç, gerçekten de yasaların, yargıların ve sonların sınırlılığından yoksundur. Kendi gerçeğinde bu sınırsız anlayışı benimseyecek kadar ilerleme kaydettiğinde, o zaman Tanrı olan sevgiyi, mutluluğu ve sürekliliği deneyimleyip gerçekten anlayacaksın. Herkes yalnızca istediği ve bilmesine izin verdiği ölçüde bilir. Ve dünyadaki bilginin çoğu korku, yaşam mücadelesi ve anlayış kutuplaşması üzerine kuruludur. Yargılama ve insanların ayrılığı üzerine kuruludur. İnsanın tanrısallığa sahip olmayan ''düşmüş'' bir yaratık olduğu anlayışı üzerine kuruludur. Ama insan, Tanrı'dır; bu yüzden, insanı yargılamak Tanrı'yı yargılamktır. İnsanı sınırlamak Tanrı'yı sınırlamaktır. İnsanı tanrısallığından ayırmak, Tanrı'dan tanrısallığını almaktır. Eğer bir öğretmenden duyduğunuz ya da okuduğunuz şeyler düşünce süreçlerinizi sınırlıyorsa, o Tanrı'nın da düşünce süreçlerini sınırlar. Ne söylendiğini ve onun nasıl söylendiğini dinle. Eğer o sınırlıyor, ayırıyor, bölüyorsa, o zaman o henüz daha sınırsız bir anlayışa ulaşamamış bir varlığın sınırlayan bir gerçeğidir. Tüm bu öğretmenlerden kaçınılmaz biçimde öğreneceğiniz şey, yalnızca kendinin senin en büyük öğretmenin olduğundur, çünkü yalnızca sen senin için en iyisinin ne olduğunu bilebilirsin. Başka biri, kendi yaşamını yaşamakla meşgulken ve gerçeği kendi bakış açısından değerlendirirken, senin için en iyisinin ne olduğunu nasıl bilebilir? Yalnızca sen, kendi doyumun için ruhuna hangi deneyimin gerekli olduğunu bilebilirsin. Yalnızca sen, kendi gerçeğini koyabilirsin; çünkü gerçek kendi tayin ettiğin ve oluşturduğun şeydir. Ve bu gerçek bilimsel ya da akli anlayışlarla değil, duygusal bir anlayışla bulunabilir, çünkü gerçek bir histir, bir biliştir; o akli bir şey değildir. Senin için gerçeğin ne olduğunu bilmek, gerçeğin ne olduğunu hissederek bilmektir. Hiçbir şey olgularla kanıtlanamaz, çünkü insanlığın anlayışı gelişip değiştikçe, olgular da değişecektir. Her şey varsayımdır, çünkü realite sürekli olarak düşünce ve duyguyla gelişir ve yaratılır. Olgular sadece tüm insanlık tarafından duyguyla kucaklanmış düşünceler topluluğunun, ortak bilincin maddesel tezahürleridir. Kanıt histedir, duygudadır, çünkü olguya öncelikle realite kazandırmış olan odur. En büyük realite, en büyük gerçek nedir? Olgular değildir. O, olguları realite olarak, düşüncede gerçekler olarak kabul ederek duyduğunuz hislerdir. Gerçek olgu budur. En büyük realite duygudur. Tüm gerçek orada yatar. Her neye inanmayı seçersen, öyle olacaktır. Eğer inandığın sınırlı bir düşünceyse, o zaman o senin gerçeğindir ve o da kesin ve doğrudur. Eğer daha sınırsız bir düşünceye inanıyorsan, o zaman da o senin gerçeğindir, o da kesin ve doğrudur. Ama, inanmak için bir şey arıyorsan, hiçbirine inanma. Kendine inan. Senden daha büyük hiçbir varlık, hiçbir şey, hiçbir realite yok; çünkü kendi alemin içinde tüm gerçekleri belirleyen, tüm realiteleri yaratan, tüm yasaları oluşturan sensin. Öğretmenlerinizden ya da dinlerinizden, canınız sıkılıncaya ya da o öğretiler sizin için artık bir anlam ifade etmeyinceye dek öğrenin. Sonra ruhunuza doğru gelen, doğruluğunu ruhunuzda hissettiğiniz yanıtı arayın. Ruhunuz gerçeğin ne olduğunu bilir, ve bunu size hisleriniz vasıtasıyla söyleyecektir. Gerçek size his olarak geldiğinde, ruhunuz bunun çoşkusunu hissedecektir, çünkü en büyük gerçek sınırsız özgürlüktür, istediğiniz gerçeği deneyimlemenize izin veren özgürlük. Gerçek bir sınırlamadır. Bir şeyin gerçek olduğunu söylemek, gerçek-olmayanın var olduğunu gösterir. Ama, daha büyük bir anlayışla, ne gerçek ne de gerçek olmayan vardır; yalnızca süren ve gelişen yaşamın Oluş'u vardır. Yaşam tek realitedir ve tüm gerçek ondan kaynaklanır, çünkü gerçek her an sizin düşünceleriniz tarafından geliştirilir ve yaratılır. Böylece, her an fikrinizi değiştirebilir ve başka bir şey düşünebilirsiniz, ama her ikisi de doğrudur, gerçektir. Her ikisi de gerçek prensiplerdir, çünkü her ikisi de duygusal anlayış için seçeneklerdir. Bir şeye asla inanmayın. Asla! İnanmak, bir şeyi deneyim yoluyla bilip anlamadan, kendini onun doğruluğuna ikna etmektir. Ve inanç çok tehlikelidir, çünkü bir şeye inanmak, yaşamını, tutumlarını ve güvenini varlığında bir gerçek olarak hissetmediğin bir şeye teslim etmek demektir, ve bu sizi çok savunmasız bırakır. Ve bu savunmasız hal içinde şartlandırılabilir, kurnazca yönlendirilebilir, ve yaşamını yitirebilirsin -hepsi de bir inanç yüzünden. Her kim olursan ol, içine dönüp o konuda bir anlayış hissetmeden ve duygularından gelen yanıtı dinlemeden, hiçbir şeyin doğru ve dolayısıyla gerçek olduğuna inanma, sadece olduğunu bil! Yaşamdan ve seçeneklerden başka bir realite yoktur. Her şeyin gerçek olduğunu ve hiçbir şeyin gerçek olmadığını -yalnızca Oluş'un var olduğunu- anladığın zaman, gerçeği olmasını istediğin gibi algılayabilirsin, ve onu gerçek olarak tanıdığın sürece o değişmez ve kesin olacaktır. O gerçeği artık tanımadığın ve ona inanmadığın anda, o artık gerçek değildir. işte bu yüzden bu dünya yaratıcı realiteler katıdır. Yaşamında hangi gerçeği yaratırsan yarat, onu değiştirebileceğini de bil. Sizin özgür ve egemen olmanızı sağlayan şey, istediğiniz şeyi yapabileceğinizi ve olabileceğinizi ve istediğiniz zaman fikrinizi değiştirebileceğinizi bilmenizdir. Mutlu olmanız ne kadar zamanınızı alır? Yalnızca mutluluğu düşünmeniz için gereken zamana kadar, ve mutluluktan ışıldamaya başlarsınız. Umutsuzluğa kapılmanız ne kadar zaman alır? Umutsuzluğu düşünmek için gerekli zaman kadar, ve umutsuz olursunuz. Bunun altında yatan gerçek ne? İstediğiniz anda ikisinden biri olma seçeneğine sahip olduğunuz, ve istediğiniz anda ifadenizi değiştirebilirsiniz. İşte Tanrı sizi bu özgürlükte seviyor. Bu gerçeği içinizde hissettiğinizde ve bildiğinizde, sınırlılığınızı aşarak, tanrısallığınıza ulaşacaksınız. Ve başkaları yasalarla, törelerle ideallerle yönetilmelerine izin verirken, siz özgür bir varlık olacaksınız, çünkü siz kendinizinkinden başka bir gerçeğe ait olmayacaksınız. Yalnızca şunu hatırla: Ne olmayı düşünüyorsan, o'sun. Herhangi bir şeye inandığın zaman, o içindeki duygusal realite bir gerçek haline gelir. İşte bu yüzden, bakış açıları ne olursa olsun, herkes her zaman gerçeğin doruğundadır. Sizin yaratıcı realiteniz daima başkasınınkinden farklı olacaktır. Ve başkaları sizin realitenizi göremediklerinde, bunun nedeni sadece onların kendi realitelerinin illüzyonuna gömülmüş olmalarıdır. Gerçeğin her şey olduğunu ve olabileceğini anladığınız zaman, artık kendinizi her şeyi deneyimlemekten alıkoyamazsınız. O zaman tüm deneyimlere katılabilir ve onların bilgisini alabilirsiniz. O zaman özgür olursunuz, çünkü artık ''bu böyledir'' diyen kavramların ya da akli anlayışların esiri değilsinizdir, çünkü ''bu böyle olan''ın düşüncede tanımlanabilen her şey olduğunu bilirsiniz. Size sunduğum bu gerçek, size daha büyük bir varoluş sınırsızlığı sağlar, çünkü o erdemi ve çercevesiyle herkesin gerçeğini kucaklar ve tüm gerçeklerin uyum içinde bir arada var olmasına izin verir. Bu anlayışı benimsediğiniz zaman, kendinize şunu söyleyebilirsiniz: ''İfade ettiğim gerçekte, kendi gerçeğimde çok yönlüyüm. Ben tek bir gerçek değil, tüm gerçeğim.'' O zaman yaratıcı akışınızda kısıtlı, ya da yaşamanın ve olmanın tek biçimine hapsolmuş olmazsınız. Buda, İsa ya da başka bir öğretmenin gösterdiği yolda değil, olduğun gibi ol, çünkü hiçbiri sana senin tanrısallığını öğretemez; onlar sana yanlızca kendi tanrısallıklarını öğretebilirler. Kaderini gerçekleştirmek için, kendine özgü bir biçimde kim ve neysen o olmalısın. Eğer bir başkasının yaşam planına göre yaşamaya çalışıyorsan, asla böyle olamayacaksın. Kim olduğunu ve içinde yaşayan ateşin ne olduğunu anlamanın tek yolu, kendi duygusal anlayışının gerçeğinden geçer. Ne olursan ol, kendini sev ve içinde çok süptil bir tonda konuşan Tanrı'yı dinle. Ona hisler denir. Hisler, eğer onları dinlersen, sana gerçeği ve aydınlanma yolunu bildireceklerdir. İçinde hissettiğin gerçeği yaşa. Onu yaşa ve tezahür ettir ki senin ihtişamını açıkca göstersin. Bunu yaptığında, o zaman hayatı kendi bakış açından değerlendirecek, yaşayacak ve anlayacaksın. Ve onu nasıl algılarsan algıla, o tümüyle doğru olacaktır. Kendi kendinin öğretmeni, kurtarıcısı, üstadı, Tanrı'sı ol. Bunun basitliğini düşündüğünde, o seni anlaman için özgürleştirecektir. O zaman neyin doğru olduğunu neyin illüzyon olduğunu saptamaya çalışma kısırdöngüsüne yakalanmayacaksın. Kendini dini dogma ve inancın kurallarından kurtarmaya başladığın ve bir başkasının gerçeğinin ardından gitmeyi bıraktığın zaman, kendini ifade etmekte ve ruhunun istediği şeyleri deneyimlemekte özgür olursun, böylece yoksun olduğun her bilgi ve anlayışa ulaşabilirsin. O zaman, deneyimi yaşa****** duyguyu hissederek kendi bireysel adımlarınla anbean Tanrı olacaksın. Ve sonsuzluğun nerede bitecek? Hiçbir yerde, çünkü sen sonsuzluk içinde süreklisin. Yaşadığın her an sabit fikirli benliğini rafineleştirdiğini öğrendinde -ve bunu suçluluk duymadan ve kendini yargılamadan yapmana izin verdiğinde- bir gün tüm düşüncenin gerçeği, tüm yaşamın kaynaklandığı platform haline gelirsin. Ama, insanın ortak bilincinden -bu bilincin yasalarından, ideallerinden ve kitle kimliğinden- sıyrılana, ve kendi gerçeğinin, kendi amaçlı benliğinin Oluşu olmana izin verene dek bunu yapamazsın. İnsan, uzun zamandır, tüm seçeneklerini yok edip, onların yerine yasalar koyarak kendini tanrısallığından ayırdı. Ama, değişim rüzgarları dünyanıza bir yenilik getirmek üzere artık; bu herkesin her şeyi yeniden gözden geçireceği, kendisiyle hesaplaşacağı, kesin gerçek olarak kabul edilenin sarsılacağı bir dönem. Kime hesap vermek zorundasınız? Kendinizden başka hiç kimseye. Ve gerçek nedir? Kendiniz neyi buyuruyorsanız, odur; çünkü her neye inanıyorsanız, o öyledir; ve her neye inanıyorsanız, öyle olacaksınız. Bunu bilin, ve yanlızca yaşam biçiminizle bunu başkalarına öğretin. Gerçeği asla arama. Sadece ol. Olarak sonsuz evrenlerle bir olursun |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Dini Terimler Ve Anlamlari | çar gav | İslami Sohbet | 6 | 10-08-2008 08:52 PM |
| Allah | rojekanu | İslami Sohbet | 20 | 19-04-2007 12:37 PM |
| dini bilgiler | cakmakmy | İslami Sohbet | 14 | 12-03-2007 10:58 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.