|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Kelebek teorisi Umur Hozatlı Hiç kimse zamanı bir bütün olarak yaşamaz. Parçalıdır her şey gibi. Kuşlar bile mevsimlere göre bölünmüş bir hayat sürerler. Hatta kırlangıç, -ki kelebeğe göre daha uzun yaşar-, altı aylık ömrünü iki mevsimin bir buçuğuyla birlikte ayrı yerlerde ve parçalanmış bir hayat olarak yaşar. Kelebek ise zaten daha 'vahim' bir hayat sürer, ki hiç bir kelebek bir günlük ömrünü aynı bahçede geçirmez; çiçeklere adanmış bir deliliktir kelebek... Biz de öyle bir şeyiz işte... Ömrümüzün aynasında ne görünür bilmeden, ama bahçemizden de vazgeçmeden, toprağın ve suyun bize sunduğu çiçeklere -zarar vermeden hem de- konar gibi, mevsimlere bölünmüş bir hayatı sürüp gidiyoruz. Kötü bir şey değil bu... Ki, çok mevsimli bir hayat sürdüremeyenler günü geldiğinde tek mevsimin bıktırıcılığına mahkum olurlar ki, her mevsimin kendine özgü tadında güzelliği onların tadamadığı en mutena güzellik olur. Bu yüzden devrim güzeldir... Bu yüzden, her insanın kendi hayatında yapacağı minik ve büyük devrimler toplumsal devrimin temel dinamiğini oluşturur ki, başka da devrim mümkün değildir. *** Benim çocukluğum, Türkiye'de devrimin ve devrimciliğin en çok konuşulup tartışıldığı, mücadelesinin verilip uğruna ölündüğü yılların başlangıcına denk gelir. Bizim evde hep 'misafir dinleyici' olarak katıldığım uzun zamanlı 'devrim ve devrimci tartışmaları'nı dinledikçe, insanlardan önce keşfettiğim ilk 'devrimci canlı' kelebek olmuştu. Çünkü... Düşünün... Önce sevimsiz birer tırtıl, kurtçuk ve adını bilmediğim tuhaf ve antipatik hayvanlar, doğanın onlara tanıdığı kısacık yaşam süresini muazzam bir disiplinle kullanıp, insanı irkilten o hallerinden sıyrılarak kısa sürede dokunmaya dahi kıyamadığımız rengarenk kanatları olan birer harikaya dönüşüyorlar. Ve öyle zamanlar oluyordu ki, bizim evde sabah başlayan 'devrim ve devrimcilik' tartışmaları bitmeden daha, bir kelebek doğuyor, devrimini tamamlıyor ve onlarca belki de yüzlerce çiçeğe konup, bir gün içindeki çok mevsimli yaşamını doğaya teslim edip gidiyordu. Bu, benim için muazzam bir devrim ve devrimcilikti... Ve ben halen böyle düşünürüm: Kelebekler devrimcidir; kelebekler, ömrünü devrime ve onun yarattığı güzelliklere adamış devrimci bir deliliktir. Ve ancak gerçek bir devrimci, kendisi gibi harika olan güzellikleri bir tadımlık yaşayıp gidebilir. Ki kelebekler bunu yapıyor: Yegane yaşam alanları olan kendileri gibi muhteşem çiçekleri bir günde bırakıp gidiyorlar; insan gibi ya da başka bazı canlılar gibi doyumsuz ve nankör değiller. Bu yüzden ben, insanların kişisel ve toplumsal devrim ve devrimciliğinin yolunun 'kelebek teorisi'nden geçtiğini düşünürüm. Alıntıdır... |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Dalton Atom Teorisi | hezann | Kimya | 2 | 10-12-2006 06:33 PM |
| Kelebekler bir gün mü yaşar | bare | Genel Kültür | 4 | 08-12-2006 02:01 PM |
| Avucunuzdaki Kelebek | GuLaY | Genel Kültür | 6 | 11-08-2006 08:40 PM |
| leylek teorisi:) | orphales | Komik Yazılar, Fıkralar | 0 | 11-07-2006 02:21 AM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.