|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||||
|
Siyah beyaz televizyonların komşu evlerinde izlendiği, teyplerin gurbetçi komşulardan satın alabilmiş olanların ancak sahip olduğu zamanlardır. Ceketi omzuna atarak yampiri yürümenin, başını önünden kaldırmadan göz ucuyla bakmanın film karakterlerinden kopya çekildiği zamanlardır. Sinemalar Siyah beyaz televizyonların komşu evlerinde izlendiği, teyplerin gurbetçi komşulardan satın alabilmiş olanların ancak sahip olduğu zamanlardır. Ceketi omzuna atarak yampiri yürümenin, başını önünden kaldırmadan göz ucuyla bakmanın film karakterlerinden kopya çekildiği zamanlardır. Ve o zamanlarda sinemaya çocukların gitmesi, ebeveynlerce ölümcül günahın yasağı şiddetinde yasaktır. Bütün yasak ve tehditlere rağmen, her hafta sonu olmazsa bile, zaten onbeş günde bir yeni filmlerin gösterime konulduğu şehrin ünlü ve belki de en büyük sinemasına gidebilmek için harçlıklar biriktirilir. Pazar günü gelip çatınca grup halinde sinemanın yolu tutulur. Pazar günlerinin tercih nedeni, cumartesi günleri de mahallenin sanatkârları yanında çıraklık yapan arkadaşlarının tek tatil günlerinin o gün olmasıdır. Aynı gün yaşları on ile onbeş arasında değişen çocuklarla sinemayı paylaşacak olanlar; çarşı iznini almış erat ve sinemanın çevresindeki pavyonlarda çalışan konsomatrislerdir. Şehrin bütün sinemalarında matineler saat 10.00, 14.00 ve suare olmak üzere üç seanstır. Sabah alelacele kahvaltı yaptıktan sonra evden çıkılır. Sinema yolu yürüyüş mesafesi bir saat sürse bile yine de 10.00 matinesine yetişmenin mümkün olduğu saatte çıkılmıştır. Ailesinin fark etmesinden endişelenenlerin biran önce filmi izleyip mahalleye dönme telaşına, grubun bir kısmı “oxlım seat iki de parça da gösterili iki de gidax” şeklinde karşı gelince razı olunur ve yolda hangi seansa gidileceğine karar verilir. Yol boyunca itişip kakışarak, daha önce izledikleri karate filmlerindeki sahneleri taklit ederek birbirlerine “yeahhh, yeahh” diye tekmeler savurarak sinemaya doğru yol alırlar. Atılan tekme ve yumruklardan canı yanmış olan “oxlım ma seni yaxalaram. Ma elime geçmezsen?” diye tehdit edip kovalarken, öteki arkadaşının canını yakmış olmanın hazzını kahkahalarla gülerek darbe almamak için koşar. Tehditi umursamaz bile. Sinemaya iyice yaklaşıldığında izlemeyi planladıkları filmi tartışmaya başlarlar. Filmin başrol oyuncusu “filmin oxlani”, türünün “dögişli” yani aksiyon olup olmadığına dair ipuçları verecektir. Konu bütünüyle “filmin oğlanı” etrafında örülürken, aktristlerin kenter sakızlarından çıkan resimlerdeki erotik pozlarından öte bir işlevi yoktur. Sadece filmdeki “kari”dir. Sinemaya ilk matinenin başlamak üzere olduğu bir zamanda varılmıştır. Basamaklara bir tomar resimli romanı dizerek tezgaha dönüştürmüş lise çağlarındaki satıcının “oxinmiş kitap, oxinmiş teksas tomkisler” bağrışını duymazlıktan gelerek ve basamaklardaki kitaplara basmamaya gayret ederek film afişlerini inceleme zamanıdır. Afişin en tepesinde “filmin oxlani” nin ismi, hemen altında daha küçük puntolarla aktristin “kari” nin ismi, sağına ve soluna da ancak okunabilecek puntolarla figüranların isimleri sıralanmaktadır. Evet bu aktörün “dögışli” filmleri “xoştır”. Ama ya değilse? Bu tereddütü aşmanın iki yolu vardır. İlki devreye çoktan girmiştir bile. Afişi bütün olarak görebilecekleri mesafeye geri çekilip resimlerden hareketle, işe az biraz düşlerini, biraz da aynı aktörün daha önce izledikleri “dögışli” filmlerini gözlerinde canlandırarak yorumlamaya başlamışlardır. “Filmin oxlani” sol koluyla “qari”yi kavrayıp kucaklamış, sol göğsüne dayamıştır. Sağ elinde de nişana tuttuğu tabanca vardır. “qari” ise “filmin oxlani”nın göğsüne sığınmış ve onun baktığı yöne korkulu gözlerle bakmaktadır. Geri planda yine “filmin oxlani” bir adamı –ki bu tarihi filmlerde gavur, burada ise düşmandır- yumruklarkenki fotoğrafı vardır. Afişin incelenmesi filmin “dögişli” olduğunun hissini vermiş olsa bile, yine de kapıda duran görevliye sormak da gerekir.. “Abê film dögişlidir? “He dögişlidir” Elindeki silahı ne derece kullanıyor olduğunun da tespiti için.. “Silehlidir degil?” “He silehlidir” der ve bilet kontrol işine geri döner. Bu filme saat 14.00 matinesinde gitme kararı, inceleme ve sorularına aldıkları cevapla kesinleştirilmiştir. Ancak saatin 14.00 olmasına hayli zaman vardır. Zamanı geçirmek üzere, basamakları doldurmuş, çoğu kendi yaşıtları olan çocuk topluluğunu omuzlarıyla yararak inilir. Zemin katta bulunan kasetçinin kapısının girişine koyduğu hoparlörden canhıraş bir arabesk şarkıya, çekirdekçilerin, tatlıcıların, hatta birbirlerine yakası açılmadık küfürleri savuran yankesici çetesinin sesleri karışarak caddeye yayılmaktadır. “Susadım çeşmeye varmaz olaydım, O güzel yüzünü…” “Datliiiiiii, şireli datliiiiiii” “Çekirdeekkk, gül çekirdegi çekirdeeekk” “Ula eyoooo anan awradın, enayiyi yaxala… ula oxlım kahpanalii qoş oxlımmm” “oxınmiş kitaaapp, teksas tomkiss” Sinemanın karşı kaldırımını, portatif kumar tezgahı açmış kumarcılar mesken tutmuştur. Ters çevrilmiş meyve sandığını tezgah olarak kullanan, elindeki üç iskambil kağıdını şaşırtarak atan üç kağıtçılar, “bul karayı al parayı” Birden yediye rakamların yazılı olduğu kartonun başında elinde bir tek zarı “cıvalayarak” sallayan “yedi hariç” oynatıcıları, “heseen almaz basan alıırrr… yedi xariçç” Seyyar el arabasının üzerine kondurduğu mangala kaç günlük olduğu bilinmez ciğer şişlerini süren ciğerci, “cigerrrr quzi cigeri cigeeer” Ayrancılar, köfteciler, soğuk sucular, şerbetçiler…. Saçılmış boncuk misali sinemanın çevresine dağılmış icra-i sanat eyleyen hilekâr, hilebaz kumarcı tayfası, seyyar satıcı şürekâsı ortalığı velveleye verip panayır alanına çoktan dönüştürmüşlerdir. Saat iki olmak üzeredir. Bilet paraları hala yankesiciler tarafından çalınmamış, ikinci el resimli romanlar satın alınmamış, yedihariççilere, bul karayi al parayicilara, sessiz sedasız kümelenmiş barbut atan bu hilekar ve hilebaz tayfasına yutulmamış ise artık bilet alma zamanıdır. Bilet alınacaktır elbet ancak açlıktan guruldayan midenin açlığını “şireli datli” ile bastırmamak, film izlerken sigara içmemek, çekirdek de çitlememek olmayacağına göre bunlara da para ayırmak gerek. Kişi başına birer dal düşecek şekilde satın alınacak “Açık cıxaralar” ancak tekel bayiden alınır. Çekirdek ise fuayedeki büfeden aynı parayla alınınca dışarıdan alınacak olanın çeyrek miktarı kadar bile olmayacaktır. Bütün bu alışverişlerin yapılabilmesi halinde bir araya toplanmış paralardan bir kişinin bilet ücreti eksik kalacaktır. Film başlamak üzeredir ve hazırlıklar biran önce tamamlanmalıdır. Görevlendirilmiş kişi en acıklı ses tonuyla kapıdaki görevliye; “Abê abê üç kişi iki bılête bıraxisen?” diye soracaktır. Alınacak cevap doğrultusunda hareket edileceği için tetikte beklenmektedir. Teklif kabul edilirse, biri biletleri almaya koşarken bir diğeri tekel bayiden sigaraları, kucakladığı naylon leğene doldurduğu çekirdekleri bir matara kapağını ölçek olarak kullanan çekirdekçiden çekirdekleri alacak, aldığı çekirdek ve sigaraları görevlinin görmemesi için gömleğinin altında saklayarak kapıda buluşulacaktır. İlk cevap hayal kırıklığı yaratacaktır. Hatta soru görevli tarafından duymamazlıktan gelinecek cevap bile verilmeyecektir. Duymasını sağlamak amacıyla soru yenilenirken daha acıklı bir ses tonu ve yüz ifadesi takınılacak, “Abê abê üç kişi iki bılête bıraxisen?” Gelen cevap serttir. “De kax gêt qehpe hawala” Cümlenin sonuna iliştirilmiş küfürle birlikte tükürmemiş olmasına şükredip, kolları naçar biçare yana düşmüş olarak arkadaşlarının yanına dönecektir. Tek eğlencesi kendince Pazar günü sinemaya gitmek olan ve biran önce film başlamadan içeri girebilmek için sabırsızlanan çıraklık yapanı, “Oxlım ma cıxara içmesax da olır, de hadê film başlayacax” deyip kararlılığını pekiştirmek için de “Qur’en adi gelisiz gelin yoxsa ben bılêt aliyem giriyem, hele werin benim parami! Hadır gêttim”… Yüzlere hayal kırıklığı ifadesi yayılır. Ve bir ağızdan oyun bozan arkadaşlarını ikna etmeye çalışırlar. “Hele dur oxlım ma biraz sonra herif baxarsan qebul eder” “Êtseydi êtmişti. Wala ben beklemiyem” Bu cevap karşısında yapılacak fazla da bir şey kalmamıştır. Son kez şanslarını denemek amacıyla bir başkası görevlendirilir. Aynı görevliye alabildiğince acıklı yüz ifadesi takınarak, dokunsan ağlayacakmış kadar ağlamaklı ve yalvarır bir sesle, “Abêêê. “Ne war ula” “Abêêê bız üç kişiyıx, iki bilête bıraxisen?” Görevli imana gelmiştir. “Hani bılêtiz?” Zafer kazanılmıştır. Anında “acıx cıxaralar”, az biraz leblebiyle karıştırılmış çekirdekler külahlara, pantolon ceplerine doldurulmuş, görevlinin önünde ellerde bilet hazır beklenmektedir. İkiye bölünmüş bilet parçalarını avucunda sıkmış, bir koşuda salon kapısına gelinmiştir bile. Işıklar söndürülmüş, parça –fragman- başlamıştır. Salonun girişinde elinde feneriyle bekleyen yer gösterici, bu sonradan gelenlerden bahşiş alamayacağını bildiğinden el fenerini yakıp yerlerine oturmalarına yardımcı olmayınca, karanlıkta sağa sola çarparak yerler bulunur. Sırasıyla “pek yakında sinemamızda”, “haftaya bu sinemada” ibareleriyle gösterilen fragmanların her karesine dikkat kesilerek izlenirken bir yandan da çekirdekler avuç avuç pay edilir. Karanlıkta bu bölüşümde kimin ne kadar çekirdek almış olduğu anlaşılamayacağı halde “oxlımm bahan az verdin!” diyerek itiraz edilince, bölüşmeyi yapan paylaşımda adaletli davrandığını, “anasini bahan da o qeder düşti” sözler ile ifade eder. Perdenin sağında “sigara içilmez” solunda ise “kabuklu yemiş yemek yasaktır” yazıldığı halde bir yandan çekirdekler çıtlanırken bir yandan da fosur fosur sigaralar tüttürülür. Sigara dumanından perde görünmeyecek duruma geldiğinde dumanı dışarıya püskürtsün diye gürültülü sesiyle aspiratörler çalıştırılır, yer gösterici de elindeki feneri yakıp sigara içenlerin üzerine tutar. Sigarasından derin bir nefes çekerken sigarasını harlandırmış bu kişi, yaşca küçük biriyse uyarısını küfürlü yapar. “Söndır ula cıxarayı kahpe” Yok eğer çarşı iznini sinemada geçiren asker ya da orta yaşlı biri ise “Kardaş cıxarayi söndirisen?” şeklinde uyarır. Fragmanlar izlenmiş film başlamıştır. Karakter tanıtımının yapıldığı ilk sahnelerde, dağ başındaki bir evin önünde, mutluluk gülücükleri atarak sağa sola koşuşturan çocuklar kadar mutlu yüz ifadesiyle bir kadın, iki ağacın dallarına gerdiği ipe çamaşır sermektedir. Bu mutlu an fazla uzun sürmez. Katil suratlı bir grup, atlarını dörtnala eve doğru sürer. Kadın, anne içgüdüsüyle katil suratlılara eline geçirdiği yaba ile saldırır. Bu saldırıdan iyice tahrik olmuş atlılar kadın ve çocukları orada öldürür ve evi ateşe verip uzaklaşırlar. Bu katliam sahneleri pür dikkat izlenirken birden bir alkış tufanıdır salonu kaplar. Alkışlar ufukta görünen ve her şeyden habersiz, yanan eve doğru gelmekte olan “filmin oxlani” içindir. Alkışlar kesilince kucağına aldığı plastik kovaya en ucuzundan gazozları doldurmuş gazozcunun sesi duyulur. “sade, meywali xazozzzz, saox xazozzzzz” Sinemadaki gazoz satıcısı, filmin en heyecanlı yerinde bile bağırmasına kimsenin itiraz etmeyeceği dokunulmaz kişi gibi görünse de aslında bilet parasını denkleştiremediğinden büfeciden “abê xazoz satım?” diyerek gazoz satma izni almış kişidir. Ailesinin hunharca katledilmiş olduğunu gören “filmin oxlani” henüz son nefesini vermekte olan kadının kollarından tutup sarsarak, “Söyle kim yaptı? Bunu size kim yaptı?” diye sorarken, izleyici nefesini tutmuş, kadının son nefesini vermeden katillerin kimler olduğunu söyleyeceği sahneye kilitlenmiştir. Ailesini öldüren, evini yakan düşmanlarından intikam almak üzere silahını kuşanarak yollara düşen “filmin oxlanı” perdede yeniden belirince izleyiciler arasından şöyle bir ifade duyulur. “Filim şimdi başladi”.. Filmde yer yer dikey çizgilerin oluşması ve ses kalitesinde düşme olmasının nedeni, büyük kentlerdeki bütün sinemalarda gösterime girmiş iyiden iyiye yıpranmış kopya olmasındandır. Ses ve görüntü kalitesi gittikçe düşerken, ıslık, alkışlarla “makinisttt” diye bağıran protesto sesleri yükselir ve salon ışıkları yanar. Filmin ses ve görüntü ayarının yeniden yapılabileceği süre içerisinde, gazozcuların sesi yeniden duyulur. Çekirdek ve açık sigaradan artan para bir gazoz satın alınabilecek kadar miktarsa, gazozcu çağrılır. “şşşş xazozci hele bi sade xazoz ver” Sırasıyla gazoz şişesinden yudumlanırken, sıranın kendine gelmesini sabırsızlıkla bekleyenler, arkadaşının elinden şişeyi çekiştirerek, “qehpe dibini getirdin! Hele bax en coxini sen içtin” derken, diğeri muzip gülüşlerle geğirir. Filmin başlaması beklenirken salondaki asker ve yetişkinlerin çoğunun gözü balkondaki localardadır. Sinemanın yan sokağındaki pavyonlarda konsomatrislik yapan kadınlar, başka bir iş bulamadığı için üfürsen devrilecek kadar kara kuru, mesleğinden belli ki utanan pavyon fedaisinin eşliğinde film izlemeye gelmişlerdir. Askerler ve yetişkinlerin bu taciz edici bakışlarına şuh kahkahalar arasında kaş göz edilince, laf atmalar, el sallamalar arasında film yeniden başlar başlamasına ama kesintiye uğramış süre kadarınca da film ileri sarılarak başlamıştır. Islıklı alkışlı protesto yeniden başlamıştır. “Makinisttttttt kahpanaliii” “Makinisttt” Yer göstericinin el feneri yeniden devreye girer, izleyiciler üzerine gezdirdiği ışık eşliğinde “sus ula” diyerek sessizlik sağlanır. Düşman çetesinin yerini tespit etmiş, birer ikişer öldürmüş “filmin oxlanı” nihayet reisle karşı karşıyadır. Silahını doğrulttuğu düşmanı yalvarsa da her kurşunda “bu karım için!, bu kızım için! Bu oğlum için! Bu da benim için!” diyerek öldürür. Ve alkışlar eşliğinde “son” yazısı perdede belirir. süleyman aktürk.. |
|||||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
“şşşş xazozci hele bi sade xazoz ver”
Sırasıyla gazoz şişesinden yudumlanırken, sıranın kendine gelmesini sabırsızlıkla bekleyenler, arkadaşının elinden şişeyi çekiştirerek, “qehpe dibini getirdin! Hele bax en coxini sen içtin” derken, diğeri muzip gülüşlerle geğirir. Sağolasın Heval PCkopat ![]()
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| A'dan Z'ye Tüm Kelimlerde Rüya Tabirleri | Bydigi | Rüyalarınız ve Rüya Tabirleri | 54 | 07-12-2009 02:38 PM |
| En Çok Kullanılan İsimler ve İstatistikler | Roj73 | Genel Kültür | 11 | 14-09-2007 11:04 AM |
| 26 yılda 137 bin 186 kişi kazada öldü | Nick 99 | İlginç Konular | 3 | 19-02-2007 09:21 PM |
| Eger Dünya yüz kişi olsaydı | Geronimo | İlginç Konular | 13 | 26-01-2007 11:02 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.