|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Bu yazıyı birkaç yıl önce gene yazdığımı hatırlıyorum. Sorunların ve soranlara karşı tutumların bu kadar değişmediği, komutanların ve politikacıların “Birlik ve beraberliğe en fazla ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde...” diye söze başlamaktan hâlâ bıkmadığı bir ülkede yazarların da habire aynı şeyleri yazıyor olmasında yadırganacak bir şey yok.
Gün aşırı bir iki ölü, mayın falan, bir rutin haline gelmiş, alışkanlık yaratmış, geçip gidiyor. Arada bir sayı on beşe, yirmiye fırlayınca, “Ne yapacağız? Eksik kalan ne” diye sormaya başlıyoruz. Harekât yapılmış, harika! “Sınır ötesi operasyon” yapılmış ki, dünyada eşi görülmemiş! İki üç ay sonra, hoppala, yirmi şehit daha! Gene böyle bir evredeyiz, onun için “Ne yapmalı?” ortamı yeniden kuruldu. Umarım bu sefer biraz daha anlamlı ve etkili olur. Ancak, bu ortamda, cihet-i askeriyeden “OHAL ilân edilsin” önerisinin geldiği yazıldı ve söylendi. OHAL vardı, sözkonusu bölgede OHAL kalksa da hayat “olağan” olamadı zaten, yıllardır ve yıllardır. Şimdi, “Ne yapmalıyız” sorusunun yoğunlaştığı bir ortamda, buyurun size “çözüm önerisi”: “OHAL ilân edelim”. “Yazmıştım” dediğim şu: Goriller sürü hayatı yaşar; “sürü” sözkonusu oldu mu, bir “önderlik” gereği de ortaya çıkar. Gorillerde önderlik, sürünün yaşlı erkeklerinde olurmuş. Bir tehlike anında, diyelim bir leopar, bir aslan belirdi, yavrular ve dişileri ortaya alır, erkek goriller bir halka oluşturur, onları savunurmuş. Gorillerin de, bizim gibi (zaten benzerliğimiz çok), yaşlanınca tüyleri beyazlanıyor. Dediğim bu önder yaşlıların ensesi ağarırmış. Onun için bunlara “hoary neck” (kırçılsırt) deniyor. Kırçılsırtlar gelen düşmana karşı sürünün önünde kendilerini siper eder, göğüslerini yumruklayıp dişlerini göstererek meydan okurlarmış. Bu yöntem etkili olurmuş. Gelen düşman, bu kadar gorille başa çıkamayacağını anlar, çeker gidermiş. Derken, günün birinde, teni soluk, ellerinde “tüfek” denilen âlet bulunan birileri peyda olmuş. Daha önce hiç görülmedik birileri. Goriller gene halka olmuş, kırçılsırtlar gene öne atılıp göğüslerini yumruklamış. Yeni gelenler “tüfek” denilen âletlerini omuzlarına dayayıp “dan! dan! dan!” yapmış. Ne kırçılı kalmış, ne kırçıllaşmamışı. Bu hikâyeyi çok farklı bir ortamda Amerikalı bir “önderlik uzmanı”ndan dinlemiştim. Amerikalılar çok meraklı ya böyle şeylere, her işin bir “uzmanı” olmasına. Adam bunu anlatmış, sonra bu “kıssa”dan şu “hisse”yi çıkarmıştı: toplulukların karşılaştığı sorunlar her zaman değişir. Bir sorunu çözmekte yararlı olmuş yöntem, bir sonraki sorunda işlemeyebilir. İyi de doğru önderlik, her durumda aynı davranışı sergilemek değil, her durumda o durumun koşullarının gerektirdiği davranış tarzını bulmaktır. Goril topluluğu “kırçılsırt”ların iktidarını sorgulayamaz, değiştiremez. “Kırçılsırt”lar da kendi bilgilerini sorgulayamaz, değiştiremez. Bunun sonucu, “eli tüfekliler” karşısında her zaman kolay hedef olmalarıdır. Böyle olunca, “eli tüfekliler” insafa gelmez ise, gorilin de soyu tükenir. Bütün bu evrim çerçevesinde buraya kadar gelişebilmiş olan gorillere, başka türlü davranamadıkları için kızmak veya onları küçümsemek, yersiz olabilir. Ama bizler goril değiliz, insanız. İnsan olarak, zihnimiz böyle sınırlı, kısıtlı değil. “Mantık” denilen bir şeye, “akıl yürütme” denilen bir imkâna, “ders çıkarma” denilen bir yeteneğe sahip olduğumuz rivayet ediliyor. Öte yandan, canlı varlıklar, aralarındaki bütün farklılıklara rağmen, bazı temel ortak özelliklerle de donatılmış oluyor. Bunlara, isterseniz, hayatın zorunlu kıldığı alışkanlıklar da diyebilirsiniz. Gorillerin anlattığım davranışta ısrar etmelerini “muhafazakârlık” olarak adlandırırsanız, biz insanlar arasında da muhafazakârlığın varolduğunu, yalnız siyasî bir tavır olarak değil, hayatın her alanında görülebildiğini de hemen düşünürsünüz. Muhafazakârlığı, bunun gerekliliği ve yararını savunabilirsiniz de; çünkü “soyu devam ettirmek”, çok zaman, ona ilişkin bazı özellikleri “muhafaza etmek”le mümkündür. Öyleyse, Amerikalı dostumun “hisse”sine şunu da ekleyeyim: iyi de doğru önderlik, ne zaman muhafazakâr, ne zaman devrimci olmak gerektiğini isabetle sezmeyi gerektirir. murat belge/TARAF |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
güzel yazı için teşekkürler dostum... adam haklı sonuna kadar...
yalnız goril kalmakta ısrar edenlere karşı ne yapmak lazım gelir pek belirtmemiş... ya sürüyü bıraksınlar eski yöntemleri işe yaramıyor artık, ya da bir yol bulsunlar....
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Türkiye'ye OHAL cezası | baba kral | Genel Kültür | 0 | 10-01-2008 11:26 PM |
| OHAL yeniden mi gelecek? | dojehist | Sınırsız Muhabbet Burada | 1 | 24-10-2007 10:13 AM |
| TSK bölgede geçici OHAL ilan etti! | AsiSu | Sınırsız Muhabbet Burada | 9 | 07-06-2007 06:52 PM |
| yaşlılığın düşündürdükleri | ergit | İslamiyet | 2 | 22-03-2007 03:42 PM |
| Bir Haber ve Düşündürdükleri | Hicaz | İslami Sohbet | 2 | 20-09-2006 03:34 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.