|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
BEHDİNAN (29.09.2007)- PKK’nin önde gelen kadrolarına suikast yapmak üzere Van 6. Hudut Alayında eğitilerek HPG’ye gönderilen, TİT'in ilk ajanı olduğunu söyleyen Tanya kod isimli Gülşen Altürk çarpıcı itiraflarda bulundu. Ordu içindeki TİT’in örgütlenmesi önemli bilgiler veren Altürk, KCK Yürütme Konsey Başkan Yardımcısı Cemil Bayık'a suikast için PKK’ye gönderildiğini açıkladı.
HPG Soruşturma komisyonuna yaptığı açıklamalara göre, 24 Nisan 1990’da Hakkaride doğan Gülşen Altürk, 6 yaşına kadar Hakkari’de kaldıktan sonra Van’a yerleşmiş. Altürk, ilkokulu Hakkari 50. Yıl İlk Öğretim Okulu’nda okumuş. Kendi ifadesine göre, okul hayatında başarılı bir öğrenciymiş. Ailesinde fedol yapılanmalar baskınmış. Maddi durumları pek iyi değilmiş. Altürk, kendisi hakkında şu bilgileri veriyor: “Aslen Şırnaklıyız. Şırnak’ın Uludere ilçesindeniz. Özentili bir yaşama sahibim. Ayrıca ortaokuldan sonra başlayan askere ve askeriyeye özentim biraz boyutunu aştı. Dışarıya olan özentim beni sürekli ailemden uzaklaştırıyordu. Aileden kopmak gibi düşüncelerim vardı.” ASKERLERLE İLK İLİŞKİLER Gülşen Altürk’ün 6. Hudut Alayı ile ilişkisi, Uzman Çavuş Hasan Biltekin’le tanışmalarından sonra gerçekleşmiş. Biltekin ile bir süre sevgili ilişkisi yaşayan Altürk’e, alaydaki diğer üst düzey askeri yetkililer tarafından Hasan Biltekin’in PKK’liler tarafından yola döşenen bir mayın sonucu öldürüldüğü bilgisi verilmiş. Bu haber Altürk’ün 6. Hudut Alayı ile daha fazla ilişkilenmesine neden olmuş. Altürk, Biltekin’le tanışması ve daha sonra meydana gelen gelişmeleri şöyle anlatıyor: “2005 yılının Haziran ayında da gençlik spor il müdürlüğü ile polis gücünün voleybol final maçında Uzman Çavuş Hasan Biltekin (26) yanında da Üstteğmen Yusuf Sarıçiçek (24) ile ilişkilendim. Yedekler külubesinin hemen üst taraflarında oturmaktaydılar. Birkaç kere bize laf attılar. Çıkışta ise bize gençlik spor il müdürlüğünün üst katında olan Ece Cafede oturup çay içebilir miyiz diye sordular. Biz de kabul ettik. Bu şekilde benim onlarla ilk ilişkilenmem başladı. Hasan Biltekin ile ilişkimiz arkadaşlık biçimindeydi. Temmuz aylarına doğru bu ilişkimiz duygusal ilişkiye taşındı. Bu daha çok askeriye dışıydı ama zaman zaman askeriyeye de gidiyordum. Bu yanlızca Hasan Biltekin ile sınırlı kalıyordu. Askeriye dışındaki görüşmelerimizde Üstteğmen Noyan Ekinci ile de ilişkilenmiştim. Ondan sonra Hasan Biltekin’in bana belirtildiği kadarıyla şehit düşme durumu vardı. Şırnak Silopi yolunda 4’e 3 devreleri usta birliğe dağıtmak üzere rütbeli olarak atanmıştı. Yolda giderken bir grup PKK’li tarafından yola döşenen mayında öldüğü bana belirtilmişti. 2006 yılının mart ayıydı. Yusuf Sarıçiçek beni askeriyenin 500 metre kadar uzağında olan Sarıyer börekçisine çağırdı. Bu bilgi bana orada verildi. Hasan’ın nasıl öldüğü orada anlatıldı. Benim karşı çıkışlarım oldu. Bunu bana kanıtlamak için aynı gün beni askeriyeye götürdü.” PKK’YE KARŞI ÖRGÜTLENME ÇALIŞMASI Hasan Biltekin’in ölüm haberini vermelerine rağmen hala bunun doğru olup olmadığından emin olmayan Altürk’e göre, bunu yaparlarken izledikleri yöntemlerle PKK’ye karşı öfkeli olması arzu edilmiş. Altürk konuşuyor: “Bu olaydan sonra PKK’ya karşı öfkem oluştu. Onların da yaptığı buydu. Bilinçli bir şekilde bana böyle propaganda yapıyorlardı. ‘Bu insan ne yaptı ki! Şimdiye kadar hiç kimseye zarar vermemiştir. Sen de biliyorsun bu insan zaten Van merkezde kalan bir askerdi. Neden öldürmek istesinler ki? Bu insanlar böyledir. Teröristtirler. Suçsuz günahsız insanları öldürürler ve bundan da zevk duyarlar.’ Bu şekilde anlatımları vardı. Buna çok fazla inanmamıştım. 6. Hudut Alayı’nda ilk olarak Başçavuş Recep Şahin ile tanıştım. 6. Hudut Alayı çok fazla şehir dışında olan bir yer değildi. Sivil insanların da genelde bulunduğu ve çok büyük bir yerdi. Başçavuş Şahin bana ‘Biz sana yalan söyleyecek değiliz. Ölen senin sevgilin ise bizim de iş arkadaşımızdır. Sonuçta biz de çok üzülüyoruz. Ama bu bir gerçektir. Biz bunu sana nasıl kanıtlamamızı istiyorsan kanıtlarız.’dedi. Tabi bu sözlerden sonra benim de şüphem kalmamıştı.” ‘SEN DE KUYRUKLU KÜRTSÜN’ 6. Hudut Alayına gidiş gelişleri sıklaşan Altürk’e burada sık sık asker ve askeriye anlatılmış. Bu arada ailesi ile de sorunlar yaşayan Altürk’e bu gidiş-geliş ve ilgilenmeler çok cazip gelmeye başlamış. Bu süre içerisinde özellikle Başçavuş Recep Şahin tarafından şakayla karışık sataşmalarla Kürtlüğünün sınandığını belirten Altürk, şöyle konuşuyor: “Genelde Yusuf Sarı Çiçeği görmek üzere 6. Hudut Alayına gidip gelmeye devam ediyordum. Arada bir Noyan Ekinci ile de karşılaşıyorduk. Bir kere beni kendi bulundukları binaya çağırdılar. Orada onlarla konuştum. Başçavuş Recep Şahin ile de ilişkilerim ilerlemişti. Bana kendilerinden bahsediyorlardı. ‘Askeriye şöyledir, böyledir’ diyorlardı. Bu şekilde askeriyeye ilgim artıyordu. Onların da bana böyle ilgili yaklaşması ailem ile de yaşadığım sorunlar ardından bana çok cazip geliyordu. Mart ayından sonra 6. Hudut alayı ile olan ilişkilenmem sıklaşmıştı. Belirttiğim gibi Başçavuş Recep Şahin genelde beni denemek için, Kürtlüğümü ne kadar sahiplendiğimi denemek için Kürtlüğümü aşşağılıyor, bazen ‘sen de Kürtsün, sen de şöylesin, sende kuyruklusun’ falan diyordu.” BAŞÇAVUŞ İLE UYUŞTURUCU KULLANDIM Altürk’ün askeriyeye gidiş gelişlerinden ailesinin haberi olmamış. Ailesi uyuşturucu kullandığını bildiği için de kendisini fazla sıkmamış. Altürk, uyuşturucuya Hasan Biltekin ile olan ilişkisinin ardından daha sıklıkla başvurmuş. Altürk anlatıyor: “Haftanın 5 günü 6. Hudut Alayına gidip geliyordum. Bir tek haftanın Cumartesi ve Pazar günü gidemiyordum. Bu da abimin ve babamın evde olmasındandı. Annem dışarı çıkmama pek bir şey söylemiyordu. Annemin bu şekilde askeriyeye gidiş gelişlerimin olduğunu bildiğini hiç tahmin etmiyorum. Zaten daha önce de dediğim gibi dışarıya olan özentim ailem tarafından da bilinmekteydi. Sürekli cafeterya, sinema gibi ortamlara giden biriydim. Bunu çoğu zaman ailem de görüp şahit oluyordu. Zaten sürekli gittiğim bir kafe vardı. Van’da sanat sokağındaki Doğu İş Merkezi’nin zemin katında Metro kafe diye bir yer var. Ailem oraya gittiğimi zannediyordu. Çok da üzerime gelmiyorlardı. Zaten okulu bırakma sebebim uyuşturucu kullandığım içindi. Uyuşturucu kullandığım için ailem bazı şeyleri gevşettiler. İlk uyuşturucuya 2004 yıllarında lisede başlamıştım. Ama uyuşturucuyu sıklıkla almam Hasan ile birlikte oldu. Hasan Biltekin’in kendisi de esrar kullanıyordu. Yanımda bir çok kere esrar sardığına şahit olmuşumdur.” 6. HUDUT ALAYINDA EĞİTİM Altürk, yaklaşık dört ay boyunca 6. Hudut Alayı’nda sınanıp propagandalarla sıkı bir eğitime alınmış. Bu süre içerisinde kendisine pek çok kez slayt gösterileri de yapılmış. Türklüğün, askerin ve askerliğin yüceltildiği bu eğitimlerde, Altürk’ün PKK’ye karşı çalışması için ortam ve zemin hazırlanmış. Altürk anlatıyor: “PKK üzerine çok yoğun anti-propaganda yapıyorlardı. ‘PKK teröristtir, terör örgütüdür. Yaptıkları şudur. Dağlarda nasıl yaşadıkları bile belli değil. Kadınlı erkekli yaşamaktadırlar. Bu tür şeylerle bir beyin yıkama olayı söz konusuydu. Adeta beynim yıkanıyordu. Kürtlüğü aşağılamak ile birlikte Türklüğü yüceltme vardı. Zaman zaman bana izlettirdikleri slayt gösteriler vardı. ‘Çanakkale Geçilmez’, ‘Çanakkale şehitleri’, ‘Onuncu Yıl’ vs. bu konularla ilgili slayt gösterileri izletmişlerdi. ‘Kahraman Türk askerleri şöyle savaşmaktadır, böyle savaşmaktadır. Sen de içlerine girmek istersen sen de girersin. Senin isteğini de biz biliyoruz’ gibi sıcak yaklaşımları vardı.” PKK’YE GİDECEKSİN, AJANIMIZ OLACAKSIN Altürk’e propaganda eğitim çalışmaları yanısıra sık sık ölen askerlerin cenaze görüntüleri izlettirilmiş. Eğitim çalışmlarıyla eşzamanlı olarak Altürk’e dolaylı olarak askerle çalışmak istendiği intibası da hissettirilmiş. Kendisinin de artık onlara yine dolaylı olarak bu işe girmek istediği yanıtını verdiğini belirten Altürk, şöyle konuşuyor: “Artık bazı şeyler yapmama gerektiğini biliyordum. Bana operasyonlarda ölen askerlerin cesetleri ve cenaze törenlerini izletiyorlardı. ‘Bu insanların ne günahı vardı. Senin de abin askerlik yapmıştır. Acaba o ölseydi ne olurdu. Bu şekilde PKK’yi kötü anlatma ve bunun altında aslında bende bir intikam oluşturma duyguları vardı. Bana ‘sen de bize çalışabilirsin, senin ne eksiğin var, sen de askeriyeyi seviyorsun’ gibi şeyler söylüyorlardı. Ben de artık bazı şeyleri yapacağımı biliyordum. Tam açıkça ‘sen PKK’ye gideceksin PKK’de bizim ajanımız olacaksın, bizi temsil eden biri olacaksın’ gibi bir söyleyiş yoktu. Onlar bana aslında üstü kapalı bunu teklif etmişti. Ve ben de zaten bunun kanısına vardım. Onlara olumlu bir izlenim verdim. Bu da onların tamamen artık beni eğitim sürecine almalarına yol açtı. Bu şekilde eğitim sürecine girdim.” AJANLAR NASIL ÇALIŞIR Gülşen Altürk, kendisine verilen ajanlık eğitimlerine dair şu çarpıcı bilgileri veriyor: “Verilen eğitimlerde direkt olarak sen gidip böyle yapacaksın gibi şeyler belirtilmiyor. Ajanların nasıl çalıştıkları anlatılarak dolaylı olarak eğitim veriliyor. Bana tam olarak PKK’ye gidersen şunu yaparsın, böyle öldürürsün, şöyle suikast yaparsın, böyle ajanlık yapacaksından ziyade ‘PKK’ye giden ajanlar şöyle işlemektedir, bunları yapmaktadır. Önlerine hedefler konmaktadır. Bu hedefler genelde üst düzeydeki kurucu kişilerdir’ deniyordu. ‘Ajanlık’ ismi kullanılmıyordu. Daha çok belirtilen MİT’ti. Bir MİT orada nasıl çalışır, ne yapar, yaşamı neden bozar veya neden bir şekilde sorun çıkarır bunları anlatıyorlardı. Bunlar MİT’lere aşılandırılıyordu. Bende şunun kanısındaydım bana aslında sen de gidersen bunlar yap deniliyordu.” ÜÇ KİTAP VERDİLER Artık kendisinin de bir ajan olarak PKK’ye gitmek istediğini askeri yetkililere açıklayan Altürk, gideceği yeri daha iyi tanımak üzere eğitime alınmış. Burada kendisine verilen üç kitabı okuması istenmiş. Altürk, anlatıyor: “Bu eğitim döneminde ilk olarak ben Recep Şahin’e gitme düşüncem olduğunu söyleyince onlar da bana ‘eğer bir şeyi yapmak istiyorsan önce onu tanıman gerekiyor’ demişlerdi. Bana Öcalan’ın birkaç çözümlemelerini vermişlerdi. Bunlar ‘Devrimin Dili ve Eylemi’, ‘Güneşin Sofrasında-Anılar 1’ ayrıca Bir Halkı Savunmak adlı üç kitaptı. Bunları okumamı istemişlerdi. Bu şekilde o üç kitabı da okudum.” SUİKAST İÇİN SİLAH EĞİTİMİ Önce teorik eğitim ardından pratik olarak da silah eğitimi aldığını belirten Altürk, bu eğitimler için Van’da Albayrak Tepesi’ndeki eğitim alanına götürülmüş. Burada yaptığı atış talimlerinin ardından silah atışında belli bir hakimiyet kazanmış. Altürk şöyle devam ediyor: “Suikast için silah eğtimleri aldım. Zaten PKK’de kullanılan silah kaleşnikoftur. Bunun yanı sıra G-3 kullanımı, ondan sonra M-16 kullanımını öğrettiler. En azından silaha karşı yabancılığımı aşmam için bu eğitimler verildi. Daha önce zehir ile gönderdikleri de oluyormuş. Bu şekilde de öldürüyorlar. Zaten yaptıkları bir çok şeyi ROJ Tv’de yayınlanan görüntülerde gösterip ‘bu kişi şöyle öldürüldü, bu da bir yöntemdir’ diye söylüyorlardı. İlk silah kullanımımı ise o zaman acemi birlik devrelerinin eğitim yaptığı Albayrak tepesinde yaptım. Orada acemi devrelere silah eğitimi verirler. Üstteğmen Yusuf Sarıçiçek ve Üstteğmen Noyan Ekinci ile birlikte gitmiştik. Önüme koydukları hedef bir insan şeklinde tabelaydı. Kafa kısmı 12 kısmı oluyordu. Bu şekilde ilk silah nasıl kullanılır, taktikleri nelerdir burada göstermişlerdi. Eğitim bittikten sonra hedef atışım oturmuştu. Hedefe hakim olma olayı oluşmuştu.” Altürk’le iletişim kurmaları için Uzman Çavuş Efe Zeybekoğlu tarafından ‘efenin Gülşahı’ ismiyle e mail adresi açılmış. Altürk konuşuyor: “Mayıs ayında Uzman çavuş Efe Zeybekoğlu (şu an Şırnak’ta görev yapıyor) tarafından bana e mail adresimin olup olmadığı söylenmişti. Ben onlara e mail adresimin olduğunu ancak bir internet cafe sahibi tarafından kullanıldığını söylemiştim. O gün bana Efe Zeybekoğlu tarafında ‘efeningulsahi’ adlı bir e maill adresi açılmıştı. Ve o dosyayı ilk açtığımda kayıtlı olan Cemil Suna adlı biri vardı. Bir kere tesadüfen açtığımda onun dosyası da açıktı. O zaman bir muhabbetimiz oldu. O bana astsubay olduğunu, Şırnak’ta görev yaptığını söyledi. Bu dosyayı nasıl açtığımı sormuştu. Ben de ona Efe Zeybekoğlu’nun açtığını söyledim. Onun orada kullandığı bir söz vardı ‘Oo sende bizdensin” AJANLAR 6 HUDUT ALAYINDA EĞİTİLİYOR 6. Hudut Alayı’na artık sık sık gitmeye başlayan Altürk, burada TİT, JİTEM, Şemdinli olayı, Atabeyler çetesi kavramlarını da sık sık duyar olmuş. Altürk, 6. Hudut Alayının aslında bir ajan kontrol ve örgütlenme merkezi olduğunu oradaki askeri yetkililerin ağzından bizzat işitmiş. Altürk, anlatıyor: “Normalde 6. Hudut Alayı onların belirttiği kadarıyla ajanlaştırmada, ajanları denetlemede merkez bir askeri birimmiş. Orada şüpheli kişiler vardı. Bunlar göze çarpıyorlardı. Benim de anladığım kadarıyla 6. Hudut Alayı ajanları örgütlemede ve denetlemede merkez olarak kullanılıyordu. Ki zaten Van’da onların belirttiği gibi kesin olarak ajanlaştırmada, ajanları PKK’ye göndermede merkezdi. İşleyişleri konusunda pek fazla bilgi vermiyorlardı ama TİT örgütüne bağlı olduklarını söylüyorlardı. Bir kere bahsettikleri bir şey değildi, sürekli söylüyorlardı. Kitle arasında bir çok faaliyetleri olduğunu söylüyorlardı. Mesela bana ilk TİT örgütünden bahsettiklerinde yaptıkları bir faaliyetten bahsetmişlerdi. O işte de kendi parmakları olduğunu söylüyorlardı. Şemdinli olayında Astsubay Ali Kaya ve Özcan İldeniz tarafından Umut Kırtasiyenin bombalanmasından da bahsettikleri kadarıyla Genel Kurmaylığın bile haberi varmış. Bu işin içinde kendilerinin de olduğunu söylüyorlardı.” BEN TİT’İN İLK AJANIYIM Gülşen Altürk, şöyle devam ediyor: “Bana kendilerinin 96 yılında kurulduğunu, 2000 yılında deşifre olduklarını ve şu an JİTEM ile Atabeyler olarak ikiye ayrıldıklarını belirtiyorladı. Yalnız şu an örgütün halen işlediğini ancak örgütten bir çok kişinin deşifre olması dolayısıyla dağıtıldığını belirtiyorlardı. Atabeyler olduğunu belirttikleri kişiler de vardı. Yine Recep Şahin’in bana belirttiği kadarıyla kendisi de eski bir JİTEM üyesiydi. Yine JİTEM kayıtlarında ismi olan özel hareket timi üyeleri Oğuz ve Mehmet isimli şu an Başkale’de görev yapanların da eski JİTEM üyesi oldukları söyleniyordu. Zaten oradaki günlük çalışmaları bile sıradan işler yapmadıklarını gösteriyordu. Bana belirttikleri kadarıyla ben TİT’in ilk ajanıymışım. Ancak bildiğim kadarıyla Recep Şahin bir çok ajanın eğitiminde yer almış biriymiş. Bu özel harekat timleri de kendilerini ilçelerde çalışan özel hareket timleri üzerinden örgütlüyorlarmış. Özel hareket timleri deşifre olan milisleri para işkence vs yollarla kandırıp kendilerine çalıştırmaktalarmış.” TİT ALBAY BAŞBUĞ’A BAĞLI Diyarbakır’da yaşanan patlamayla da adını duyuran TİT’in içerisinde çok sayıda kişi olduğunu belirten Altürk, TİT içinde yer alan kendisinin bildiği isimleri şöyle sıralıyor: “Bu örgüt içinde çalışan bana belirttikleri kişiler şunlar: En üstte Ankara’da Kıdemli Kurmay Albay Alparslan Başbuğ. Sonra 6. Hudut Alay Komutanı Albay Nail Babüroğlu, Binbaşı Ali Durmaz, Yüzbaşı Mehmet Reşit Ormanoğlu, Başçavuş Recep Şahin, Üstteğmen Cafer Üstteğmen Yusuf Sarıçiçek, yine Üstteğmen Noyan Ekinci, Uzman Çavuş Hasan Biltekin, Uzman Çavuş Efe Zeybekoğlu. Bunlar benim tanıdığım kişiler. Daha önce Albay Alparslan Başbuğ’u hiç görmedim. Alay Komutanı Nail Babüroğlu’nu ise sadece Alayda uzaktan görmüşlüğüm var. Eğitim aldığım gruptan öğrendiğim kadarıyla benden bu kişiye bahsedilmiş. Yine Binbaşı Ali Durmaz’ı sadece isim boyutunda tanıyorum. Mehmet Reşit Ormanoğlu ile ise sadece tanıştığım sıralarda bir sohbetimiz olmuştu. Zaten benim eğitimimde baş rol oynayan Başçavuş Recep Şahin, Üstteğmen Noyan Ekinci Üstteğmen Yusuf Sarıçiçek’di. Cafer Üstteğmen ise Adana askerlik şubesinde görev yapmaktaydı. Bana belirtildiği kadarıyla o maddi işlerle ilgilenmekteydi.” EĞİTİMİ TAMAMLANMADAN DAĞA GİTTİM Altürk’ün PKK saflarına gitmesi erken bir karar olmuş. Kararı kendisi alan Altürk, eğitimini bitirmeden böyle bir karar vermiş. 6. Hudut Alayı içindeki örgütlenmenin gözünde bir “kahraman olmak” istediğini anlatan Altürk, Van’da tanıştığı biri aracılığıyla gerilla güçleri ile ilişkilenmiş. Altürk, anlatıyor: “14 Ağustos Pazartesi günü Van’dan gerillaya yola çıkmak için hareket ettim. Yolda gelirken dolmuşta Üstteğmen Yusuf Sarıçiçeği aradım. Ona dolaylı bir biçimde saflara gideceğimi söyledim. Bana geri dön gibisinden bir şeyler söyledi. Bunu öyle beni düşündükleri için yaptıklarını zannetmiyorum. Daha çok bu işte biraz daha profesyonelleştirmek tam hazırlamak istiyorlardı. Eğitimim bildiğim kadarıyla daha uzun sürecekti. Artık geri dönmeyeceğimi anlayınca yerime vardığımda aynen şu cümleyi kullanmıştı: ‘Yerine vardığında bize nasıl, nereden, ne şekilde gittiğini anlat.’ Böylelikle geliş kanalımı da deşifre etmek istiyorlardı. İran’a geçtim. Gerillalara gece yarısında ulaştım. Herhangi bir sorun çıkmadı. Ayrıca gerillaya gelirken yanımda bir telefon bulunmaktaydı. Bu telefon askeriye tarafından dinlenmekteydi. Bunu da İran tarafına gerillaların yanına geçtiğimde o kişilere telefonu verdim. Böylelikle onlar da o telefonu kullanacak ve deşifre olacaklardı. Üç dört gün sonra ise yeni savaşçılar kampına ulaşmıştım.” ŞİFRE: YEŞİL OT MAHALLESİ Medya savunma alanlarına ulaşan Altürk, burada kendisini daha öncesinden hatırladığı ajan şifrelerine göre hazırlamış. Daha öncesinden anlatıldığı gibi arkasından başka ajanlar gelecek ve bu ajanlarla çeşitli şifreler aracılığıyla ilişkilenecekmiş. Altürk, saflardaki günlerini anlatıyor: “6. Hudut Alayındaki eğitim sürecinde hatırladığım kadarıyla bana bahsettikleri gidenler olursa arkasından göndereceğimiz kişiler olur biçiminde şeyler vardı. Bunların saflarda ilişkilenmesi ve daha iyi çalışma yapabilmeleri içindir gibi söylemleri vardı. Mesela ‘bizim gönderdiğimiz ajanlara biz şifre veriyoruz’ diyorladı. Bunlar ‘yeşil ot mahallesi’ ‘kuzen’ ‘abimin selamı var’ gibi şeylerdi. Ayrıca orada bir ajanın dikkat çekebilmesi ve ondan sonra gelecek ajanın onu tanıması için farklı dikkat çekici hayat hikayeleri anlatıyorlardı. Örneğin İran saflarından katılan birinin Avrupa katılımlı biri olarak kendini tanıtması sonra trajik yaşam hikayeleri vs. Bunlar onlar tarafından anlatılan ve ajanların birbirini tanımasını sağlayan şeylerdi. Örneğin benden sonra gelen biri beni tanıması için bana ben ‘yeşil ot mahallesindenim’ diyecek ben de ona kuzen hoşeldin falan diyecektim. O da bana abimin selamının olduğunu söyleyecekti.” HEDEFLER FOTOĞRAFLARI GÖSTERİLDİ Altürk, PKK saflarına gitmeden önce kendisine 6. Hudut Alayında gösterilen bazı fotoğraflar olmuş. Altürk’ün gördüğü bu fotoğraflar PKK’nin önde gelen kadrolarına aitmiş. Altürk, anlatıyor: “Benim örgütlenmem fedai tarzında örgütlenmeydi. Ölme öldürme. Ben birini öldürürsem öleceğimi de bilsem bunu yapacaktım. Bana fotoğraf olarak gösterilen bazı şeyler de vardı. PKK’de kurucu düzeyinde olan kişilerdi. Cemil Bayık, Murat Karayılan, Duran Kalkan, Mustafa Karasu, Ali Haydar (tam olarak soyadını hatırlamıyorum) Fuat kod isimli biriydi. Bunların kurucu düzeyinde olduklarını genelde giden kişilerin bunları hedef aldıklarını söyüyorlardı. Ben de bundan şu kanıya varmıştım. Ben de gidersem hedef alacağım bunlardan biri olacaktı.” BAYIK NASIL SUİKAST YAPACAKTI? Gerilla saflarına ulaşan Altürk, burada her yeni katılan kişi gibi yeni savaşçılar eğitimine gönderilmiş. Burada ‘Tanya’ kod ismini kullanan Altürk, eğitimin sonuna doğru mezuniyet töreni için gelen Koma Civaken Küdistan Yürütme Konseyi Başkan Yardımcısı Cemil Bayık’a suikast girişiminde bulunmayı tasarlamış. Ancak korkmuş ve alınan önlemlerden dolayı başarılı olamamış. Cemil Bayık’a karşı yapacağı suikast girişiminden korkarak vazgeçtiğini belirten Altürk, şöyle konuşuyor: “Yeni savaşçı kampındayken devremizin kapanışından bir gün önce tim komutanım olan bir arkadaş ile birlikte bir göreve gitmiştik. Bu görev dönüşü Cemil Bayık’ın geleceğini öğrenmiştim. Kafamda bir suikast planladım. Birisini nasıl öldürebilirim diye plan yaptım. Çünkü sonuçta kurucu düzeydeki bir insana yaklaşmak çok serbest olamazdı. Muhakkak güvenliği iyi tutulan biri olacaktı. Nasıl bir suikast gerçekleştirebilirim şeklinde bir plan yaptım. İlk görevden geldiğimizde misafir olan bütün arkadaşlar toplantının yapılacağı alandaydı. Ben bulunduğumuz koğuşa gitmek için yukarı gittim. Aynı göreve birlikte gittiğim arkadaş da oradaydı. O aşşağı indi. Silahı oradaydı. Onun silahından 6 mermi çıkarıp silahıma yerleştirdim. Ve silahımın emniyetini açıp mekanizmaya mermiyi sürdüm. Ondan sonra emniyeti kapattım. Aşağı indiğimde silahım kolumdaydı. Silahımı arkadaşların olduğu bir yere bıraktım. Toplantıdan sonra Cemil Bayık bizim lojistik mangasının önünde duruyordu. Belki böyle bir şeyi yapabilirim diye silahımı koluma alıp onun olduğu yere doğru gittim. Gittiğimde silahımın emniyetini açtım. Bir suikast girişiminde bulunabilirdim ama bir insanı öldürebilecek kadar cesaretli olmadığımı hissettim. Ama örgütlenişim fedai tarzındaydı. Suikast girişimini gerçekleştiremedim. Bir insanı öldürebilecek cesarete sahip değildim. Bir korku vardı bende. Sonuçta güvenliği çok sıkı tutulan, çok kalabalık olan bir yerdi. İçimde korku vardı. Bu yüzden gerçekleştiremedim. Zaten güvenliğinin de dikkatini çekmiştim. Askeri tören yaptığımızda güvenliği tarafından uyarıldım Bayık’ın yanında silahla gezmemem doğrultusunda.” KAÇAMAYINCA GERÇEĞİ AÇIKLADIM Yeni savaşçılar eğitiminin ardından bir askeri tabura düzenlenmesi yapılan Tanya kod isimli Gülşen Altürk, burada uzun süren bir karasızlık yaşamış. Zaten ilk geldiği süreçte de eve gitmek istediğini belirten Altürk, burada bulunduğu yerden kaçamayacağını anlayınca Gerilla güçlerine gerçeği açıklamış. Altürk anlatıyor: “Bulunduğum taburdan kaçmak da kolay değildi. Yaklaşık 2-3 ay sonra ajan olduğumu açıkladım. Bundan sonra bir soruşturma süreci başladı. Bu soruşturma sürecinde bir çok defa olayları çarpıttım. Ondan sonra olayların bu şekilde çözümlenmeyeceğini, olayların aslında bir şekilde ortaya çıkması gerektiğini öğrendiğimde artık arkadaşlara gerçeği açıkladım.” GENÇLER OYUNLARA GELMESİN HPG güçlerin yaptığı soruşma süresince başından geçenleri tüm ayrıntısı ile anlatan Altürk, kendisinin arayışlarından faydalanılarak kandırıldığını ve bir tuzağın içine çekildiğini belirtiyor. Tüm Kürt gençlerini, genç kızlarını uyarıyor: Oyunlara kanmayın! Altürk, “Yapılan yürütülen politikalar çok kirli. Bir insanı gelip arkasından vurmak çok çirkin. Bunun çin çok pişmanım. En azından bir Kürt olarak kandırılmak, bu şekilde kendine düşman haline getirilmek bunlar çok kirli. Şu an sistemde yaşayan herkese orada yaşayan bütün gençlere genç kızlara söylüyorum askeriyenin oyunlarına kanılmasın” diye konuşuyor. ZEHİR ŞİŞESİNİ KİM GÖNDERDİ? HPG güçlerinin Tanya kod isimli Gülşen Altürk’ü soruşturması süreci içerisinde Altürk’ün ajan olduğu iddiasını kanıtlayan bir diğer gelişme de, aynı örgütlenmeye bağlı fakat İstanbul kanalından gelen, Tanya ile aynı şifreleri kullanan Çawre kod isimli Fatma Bozdemir’in itirafları oldu. Tanya kod isimli Gülşen Altürk’ün ardından Altürk’e zehir getirmesi ve başka görevler için gönderilen Bozdemir, bulunduğu taburda Tanya olarak ismini bildiği kişi ile daha önce aynı evde ajan eğitimi gördüğü başka bir kişinin tutuklandığını görünce korkarak ajan olduğunu itiraf etti. Bozdemir’in itiraflarına göre, Tanya için kendisini gönderen polis şebekesinin söyledikleri şöyle: “Tanya bizim adamımızdır. Sen onun yanına gideceksin şifren ‘Yeşil ot mahallesi’dir. Ona götürmen gereken bir şişe zehir var. O bizim Zilan’ımızdır, unutma. O bir kahramandır. Çok zeki ve ağzı sıkı biridir. Sen de onun gibi olacaksın.” Bozdemir, Gülşen Altürk’ün aksine bir iddiada daha bulunuyor. “O net bir hedef için gelmişti. Onun için eğitilmiş. Onu bizzat Cemil Bayık’a suikast için göndermişlerdi |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
konunun kapatilmamasi dilegiyle
okunmasi gereken bi konu diyorum saygilar ilginiz icin saolun canlar kusura bakmayin fikra yada iddiali bisey paylasmadim konun onemi geregi tekrar guncellllll diyorum
__________________ Bu mesaj en son " 30-09-2007 " tarihinde saat 07:05 PM itibariyle Bydigi tarafından düzenlenmiştir.... Neden: flood yasak! |
|||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
Spas hewal ama keşke bu yazıyı hiç okumasaydım valla moralim bozuldu bir kürt kızı böyle pis iğrenç şerefsizce oyunlara gelebilecek kadar aptal ve ŞERREFSİZZZ OLAMAZ OLMAMALI insan kendini nasıl düşmanına satar çok üzüldüm sonra adamlar bizimle hertürlü dalga geçerdi haklı bi şekilde... böyle oyunlara alet olmaktan Allah korusun bizi başka bişi diyemiyorum.. saygılar
|
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Kürdü kürde kırdırtacaklar | MalaDina | Sınırsız Muhabbet Burada | 4 | 24-12-2007 10:16 AM |
| Hitler'e Suikast | Roj73 | Tarih | 2 | 04-09-2007 09:29 PM |
| DTP'lilere suikast planı | newalaqesaba | Sınırsız Muhabbet Burada | 3 | 27-07-2007 08:47 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.