|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
DENİZ GEZMİŞ
Anne tarafından dedesi Balkan Savaşı’na askeri lise öğrencisi olarak katılmış, Kurtuluş Savaşı’nda İstiklal Madalyası almış bir subaydır. Baba tarafından dedesiyse Sarıkamış Muharabesi’nde Rus ordularına karşı savaşırken esir düşmüş ve üç yıl Sibirya’da mahkum edilmiş bir kişidir. I. Dünya Savaşı’nda Gezmişoğulları ailesi, toplam on altı şehit vermiştir. Deniz Gezmiş’in babası Cemil Gezmiş’in üç dayısı da Erzurum’un geri alınması sırasında Ermeniler tarafından şehit edilmiştir. Babası Cemil Gezmiş ve annesi Mukaddes Gezmiş öğretmen olarak çeşitli illerde görev yapmışlardır. Deniz’in doğumu ailenin ikinci çocuğu olarak 28 Şubat 1947 cuma günü Ankara’nın Ayaş ilçesinde gerçekleşir. Doğumdan altı ay sonra Cemil Gezmiş, Ayaş’tan ailesiyle birlikte Sivas’a nakledilir. Cemil Gezmiş, Sivas’ın çeşitli beldelerinde İlköğretim Müfettişi ve Sivas Milli Eğitim Bakanı yardımcısı olarak görev yapar. Deniz ilkokul çağına geldiğindeyse Sivas’ta Yıldızeli kazasında bir okulda öğrenimine başlar. Sivas merkeze nakledilmeleriyle birlikte Sivas Selçuk İlkokulu’nu bitirir. Onun ilk ve ortaokuldan arkadaşı Aydın Çubukçu, Deniz’in ilkokul beşinci sınıftaki bir arkadaşlarının mezuniyet töreni fotoğraflarında eliyle altı ok yaparak fotoğraf çektirdiğini söyler. Babası Cemil Gezmiş, Deniz’in derslerine çok çalışmasa da öğrenme yetisinden ya da derslerdeki becerisinden ötürü çok başarılı bir öğrenci olduğunu söylemektedir. İlkokulun ardından, Sivas Atatürk Ortaokulu’na başlar ve 1962 yılında, mezuniyetinden bir yıl sonra, İstanbul’a yerleşirler ailece. Sebep babasının İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’ne nakledilmesidir. Üsküdar - Harem İskelesi Selimiye’de bir ev tutarlar. Cemil Gezmiş, Cağaoğlu İl Milliği Eğitim müdürlüğünde göreve başlar, Mukaddes Gezmiş ise Selimiye İlkokulu’nda... Lise yaşamına başlayan Deniz, siyasi eylemlerle ilk gençlik döneminde tanışır. Bu tanışıklığı Nurettin Demirdöven şöyle anlatır: “1964 yazından itibaren kurulan mahalle arkadaşlığımızdan sonra sürekli birlikte olduk. Onunla daha çok sosyal ve bilimsel diyebileceğimi konuşmalar ve tartışmalar yapardık. Sadece bununla da kalmaz, bu konulara ilişkin olarak etkinlikler nelerdir, toplantılar, dernekler var mıdır, onları da araştırırdık. Böylece TİP (Türkiye İşçi Partisi) diye bir partinin olduğunu ilk önce duyduk, sonra da yerine gidip gördük. O arayışlar içinde 1964 yazında, esas olarak TİP’e gitmeye başladık. (…) İlk başlarda sempatizan olarak gidiyorduk. Kongre vardı o zaman. İlişki kurduğumuz ekip ilçe yönetimini ele geçirmek istiyordu. O ekip beni doğrudan üye yaptı, Deniz bir yıl sonra üye oldu.” Deniz Gezmiş, TİP’e üye olmak için 16 Eylül 1965 günü başvurur, ilçe yönetimi bir aya sonra üyelik başvurusunu onaylar. Aday üyeliği, altı ay kadar sonra asıl üyelik olarak değişir. Ardından 30 Temmuz 1966’da sekreter olarak TİP yönetimine girer. Üsküdar İlçe yöneticisi olarak ilk eylemi, Çorum Belediyesi’nde çalışan temizlik işçilerinin yürüyüşünü desteklemek olur. Ankara’da biten yürüyüşten sonra, başta TİP olmak üzere birçok devrimci partinin desteklediği İstanbul – Ankara yalınayak yürüyüşü gelir. Amaç, Çorum Belediyesi’nin Danıştay’ın aldığı, maaş düşürmeme kararını uygulamamasıdır. Gazetelere adım adım yansıyan bu yürüyüşün sonunda Deniz birkaç arkadaşıyla birlikte gözaltına alınır ve çok geçmeden TİP milletvekillerinin yardımıyla serbest bırakılır. Deniz Gezmiş, o zamanki ismiyle ‘Üniversitelerarası Giriş Sınavı’na, 6 Temmuz 1966’da girer. Sınav sonuçları açıklandıktan sonra, kazandığı İstanbul Üniversitesi - Hukuk Fakültesi’ne 7 Kasım 1966 tarihinde ilk adımını atar. Ancak, sağcı ve cemiyetçi öğrencilerin yönetiminde yapılan boykot eylemi yüzünden olaylı bir sene başlar. Kısa sürede, öğretim görevlileri tarafından destek görmeyen bu eylem bitirilse de 1964’ten beri süren sancılı dönem henüz bitmemiştir. 1967 - 1968 dönemi (yine öğrenci boykotuyla 30 Ekim 1967) açılır. Bu dönem içerisinde 1000’in üzerinde öğrenci Hukuk Fakültesi’nden atılır. Eylem, öğrencilerin gözaltına alınmasıyla birlikte 8 Kasım 1967’de bitirilir. Dönem içerisinde sağ-sol kavgaları, sağcıların reform arayışının solcularda eğitimde devrim şekline dönüşmesi yavaş yavaş şekillenmeye başlar. 22 Kasım 1967 günü Öğrenci Dernekleri “Kıbrıs Mitingi” düzenler. Beyazıt’ta başlayıp Karaköy üzerinden geçilerek Taksim’de bitirilecek olan mitingde Karaköy’e gelindiğinde Deniz bir motora asılı Amerikan bayrağını görür. Bunun üzerine koşarak bayrağı yerinden alır ve miting Taksim’de bayrağın yakılmasıyla son bulur. Bu olayda Deniz Gezmiş, Uğur Büke ve Aşık İhsani Sırlıoğlu gözaltına alınır, daha sonra serbest bırakılırlar. 20 Ocak 1968’de aralarında Deniz Gezmiş’in de olduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden bir gurup öğrenci ‘Devrimci Hukuklular Örgütü’nü kurarlar. Bu örgütün dahilinde Deniz Gezmiş, boykotlara, üniversite işgallerine ve 6. Filo’nun protestosuna katılır... 7 Mart 1968'de AIESEC (Associaton International des Etudiants en Sciences Economiques et Commerciales) 20. Genel Kurulu İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi konferans salonunda yapılmaktadır. Konuşmacı olarak Başbakan Süleyman Demirel adına, Devlet Bakanı Seyfi Öztürk kürsüye çıkar. Seyfi Öztürk'ün kürsüye çıkmasıyla birlikte protestolar başlar: “Yankee Go Home”, “Morrison Süleyman”... Öztürk’ü protesto eden öğrenciler hakkında toplantıdan sonra dava açılır. Dava karara bağlanır ve Deniz Gezmiş'in de aralarında bulunduğu birçok genç hapse atılır. Deniz Gezmiş 2 Mayıs 1968’de serbest bırakılır. Üniversitede bir yandan da boykot istemeyen öğrenciler vardır. 12 Haziran 1968 günü final sınavlarına girmek için Hukuk Fakültesi’ne gelen öğrenciler eylem yapılsın mı yapılmasın mı tartışması içindeyken, Deniz Gezmiş 3. sınıf sınavının yapılacağı bir salona girerek yapılan eylemin nedenini anlatır ve işgale katılmalarını ister... Hareketlenme çoktan başlamıştır. Merkez binanın arkasında, iç bahçede toplanan yaklaşık üç bin kadar öğrenciye Deniz Gezmiş, Bozkurt Nuhoğlu, Tuna Ongun, Binali Erdoğan özetle şunları söyler: “Bu sabah, işgal eylemine dört kişi ile girdik. Haklarımızı çakallık etmeden alacağız.. Hiçbir birey ve parti adına çalışılmayacaktır. Şu veya bu eğilime hizmet için bu harekete girmedik. Hiçbir kuruluşa bağlı değiliz. Yakıp yıkmak, şuraya buraya saldırmak asla doğru değildir. Yönetmeliğe karşı haklı olarak giriştiğimiz bu işgal başka türlü genişlerse, biz haksız duruma düşeriz. Hiçbir kuruluşa bağlı olmaksızın bozum öğrenim düzenini yeniden kurmak için tüm arkadaşları göreve çağırıyoruz. Hukuk Fakültesi öğrencileri olarak haklarımı alıncaya kadar birlik ve beraberliğimizi bozmayıp işgale devam edeceğiz. Bu hareketi destekleyeceğimize şerefimiz ve gençliğimiz üzerine ant içeririz.” Olaylar, Rektör Ekrem Şerif Egeli’nin arabasının etrafının çevrilmesi ve Egeli’nin başka bir otomobille kaçmasının ardından durulur, ancak işgal devam eder. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel olayı şöyle sözlerle anlatır: “Dünya yeni ufuklara giden bir dünya oldu. Bu dünyanın yeni ufuklara doğru ne kadar gittiğini, nereye varacağını, bunların nelere bağlı olacağını kestirmek güç.” TİP milletvekili Behice Boran’ın sözleriyse daha ilginçtir: “Başbakanın hoşuna gitmese de, mesele bozuk düzene dayanıyor.” CHP’li Nihat Erim’se: “Bu bir patlamadır. Genç kuşağın patlamasıdır. Gençlerimiz esasında yerden göğe kadar haklıdır. Üniversitelerimiz ve genel olarak bütün eğitim sistemimiz baştan sonra reforma, düzeltilmeye muhtaçtır. Üniversitelerimiz reform istiyor. Bunda şaşacak, üzülecek bir nokta yoktur.” der. 27 Haziran 1968 sabahı üniversitenin işgal yüzünden kapatılması kararı kaldırılır. Aynı gün, sorunlar öylece kalmasına rağmen işgal sonlandırılır. Üniversite Konseyi 15 Temmuz 1968’de üniversitenin açılmasına ve sınavların başlamasına karar verir. Ayrıca öğretim üyeleri, asistanlar ve öğrencilerden oluşan bir komite oluşturulur. İşgal bitmiştir bitmesine, ama İstanbul Cumhuriyet Savcılığı, üniversitelerdeki boykot ve işgal komite üyeleri hakkında soruşturma açar. Hakkında soruşturma açılan öğrencilerden bazıları şunlardır: Deniz Gezmiş, Bozkurt Nuhoğlu, Osman Saffet Arolat, Mehmet Cavit Kavak... Soruşturmanın başlamasıyla birlikte imza kampanyası organize edilir. Bu organizasyonun sonucunda ilk gün 500 imza toplanır. İmzalanan metinde şunlar yazmaktadır: “Biz aşağıda imzaları bulunan İstanbul Üniversitesi öğrencileri, 12 Haziran 1968 ve onu izleyen tarihlerde üniversite içindeki işgal ve boykot hareketlerine Türkiyemizin ve üniversitemizin yüksek menfaatleri için bizzat katıldığımızı kamuoyuna duyururuz.” 15 Temmuz 1968 pazartesi günü İstanbul’da ‘Amerikan 6. Filo’su protesto eylemi başlar. DHÖ’nün başını çektiği öğrenciler öncelikle Dolmabahçe’deki Amerikan bayrağı yarıya indirir, sokaklara filoyu protesto eden yazılar yazar, Amerikalı askerlerin üzerlerine yağlı boya ve taş atıp Taksim Meydanı’nda bulunan Atatürk Anıtı’na 6. Filo tarafından bırakılmış olan çelengi parçalar. 15 - 17 Temmuz arasında yaşanan bu olayların ardından eyleme saat 23:00 civarlarında polis müdahalesi ciddi biçimde gelir. Öğrenciler İstanbul Teknik Üniversitesi Gümüşsuyu Yurt Binası’na sığınırlar, ardından binaya gelen Emniyet Amiri Necati Karahasanoğlu öğrenciler tarafından rehin alınır. Bu rehin, gözaltına alınan iki yaralı öğrenci arkadaşları için bir takas imkânını doğurur. Olay yerine askeri birlik gönderilir, askerlerin gelmesinden sonra takas gerçekleşir. Polisler sabaha karşı 04:30’da yurdu basarlar ve olay sırasında Hukuk Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi, TİP Eminönü İlçe Üyesi Vedat Demircioğlu ağır yaralanır. Olaylardan bir gün sonra, FKF’liler miting yapmak amacıyla Taksim’de bir araya gelir. Yürüyüşün, İstabul Teknik Üniversitesi Gümüşsuyu yurt binası önünde bitirilmesi planlanmaktadır. Ancak burada bir konuşma yapan Deniz Gezmiş, Dolbahçe’ye doğru bir koşu başlatır. Bu koşu sırasında Amerikalılar Dolmabahçe’de dövülerek, taşlanarak denize atılır. Hareket sırasında yirmi denizci, ikisi ağır olmak üzere yaralanır. 24 Temmuz 1968’de Vedat Demircioğlu’nun komadan çıkamayarak öldüğü haberi gelir. Bunun üzerine İstanbul Teknik Üniversitesi’nden bir gurup öğrenci ellerinde “Katiller” yazılı bir çelenkle valilik binasının önüne gelir. Çelengi buraya bırakmak isteyen öğrencilere polis müdahalesi olur. Bir saat kadar sonra Hukuk Fakültesi öğrencileri ellerinde bayraklar, flamalar ve Demircioğlu’nun fotoğraflarıyla valilik önüne gelirler. Yine polis müdahalesi vardır… Birçok öğrenci gözaltına alınır, polisin elinden kurtulanlar ‘Site Öğrenci Yurdu’ önünde yeniden toplanarak arkadaşlarının cenazesini isterler. Beyazıt-Çemberlitaş-Cağaloğlu kavşağında polis müdahalesi tekrar başlar. Öğrenciler, polise taş ve sopalarla karşılık vermek isteseler de geldikleri yöne geri kaçmak zorunda kalarak dağılırlar. Öğrencilerden birkaçı gözaltına alına alınır ve bu olayların ardından 26 Temmuz 1968’de Deniz Gezmiş hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkartılır. Karardan dört gün sonra gözaltına alınan Deniz, ‘öğrencileri kânunsuz yürüyüşlere teşvik’ ettiği gerekçesiyle tutuklanır. Sultan Ahmet Cezaevi’nden 21 Eylül 1968 günü tahliyesi gerçekleşir. Tahliyesinden sonra ‘Devrimci Öğrenciler Birliği’ni (DÖP) kurar. Deniz Gezmiş bu defa 30 Ekim ile 10 Kasım günleri arasında, Samsun’dan Ankara’ya yapılan “Tam Bağımsız Türkiye İçin Yapılan Mustafa Kemal Yürüyüşü”ne katılır. Yürüyüşçüler Samsun’dan 20 km ileride durdurulur. Yirmi dört kişi Emniyet Müdürlüğü’ne götürülür. 31 Ekim günü adliyeye sevk edilen yürüyüşçüler, serbest bırakılır. Ancak, 11 Kasım 1968’de Deniz Gezmiş’in başını çektiği binlerce kişilik öğrenci gurubu Yeşilköy’de Amerika’nın Türkiye’ye atadığı ve Vietnam’da CIA ajanı olarak görev yapmış Robert W. Commer’i protesto ederken Gezmiş on sekiz arkadaşıyla birlikte tekrar gözaltına alınır. 29 Kasım 1968’deki duruşmadan sonra serbest bırakılırlar. Oya (Baydar) Sencer’in “Türkiye İşçi Sınıfının Doğuşu ve Yapısı” isimli doktora tezi ‘İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Profesörler Kurulu’ tarafından ikinci defa reddedildiğinden dört yıldır asistanlık görevini sürdüren Oya Baydar istifa eder. Bu olaya tepki gösteren öğrenciler 26 Aralık 1968 günü Üniversite Senatosu’nun toplantısını basar ve fakülte dekanının istifasını isterler, aralarında Deniz Gezmiş de vardır. Bu baskının üzerine senato üniversiteyi süresiz olarak kapattığını açıklar. Olayın valiliğe bildirilmesinden sonra işgalci konumuna düşen yüz kadar öğrenciden bir kısmı gözaltına alınır. Gözaltına alınanlardan sadece biri serbest bırakılır ve yakalanamayan Deniz Gezmiş ile Celal Doğan hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkartılır. Çok geçmeden ikisi de yakalanır… Deniz olaydan bir hafta sonra yakalanmıştır ve bu bir hafta içerisinde Ankara’da ODTÜ ile SBF yurdunda kaçak olarak kalmıştır. İlginçtir ki öğrenci olaylarına ve işgale yüze yakın öğrencinin katılmasına rağmen sadece Deniz, belki de ibret olsun diye üniversiteden ihraç edilir. Bu karar Danıştay tarafından 1970 senesi bozulur, bu olayı Deniz Gezmiş şöyle nakleder: “1969 senesinde ben üçüncü sınıftayken üniversite işgal ve öğrenci olaylarına karıştığımdan üniversite senatosunun kararıyla süresiz olarak Hukuk Fakültesi’nden ihraç edildim. Danıştay’a şahsen müracaat ederek kanunsuz işlemin durdurulmasını istedim. 1970 senesi eylül ve ekim aylarında Danıştay tarafından üniversite senatosunun aldığı ihraç kararı bozuldu.” Tarih 16 Şubat 1969 olduğunda ‘Emperyalizme ve Sömürüye Karşı’ yapılacak olan yürüyüş öncesi bir takım olaylar çıkar. Bu olaylara karşılık Mehmet Şevki Eygi isimli yazarın ‘Bugün’ gazetesinde yayınladığı yazıda kullandığı “Cihada hazır olunuz” sözü üzerine İstanbul’a değişik il ve ilçelerden otobüslerle gelen on beş bin kişi 16 Şubat günü, Taksim’de yasal miting düzenleyenlere bıçak, zincir, sopa, taş gibi aletlerle saldırır. TİP üyesi iki kişi bu olaylar sırasında yaşamını kaybeder. ‘Kanlı Pazar’ olarak bilinen bu olaydan dört gün sonra İstanbul’un her tarafına üzerinde “Vatandaş, işte anarşistler” yazılı afişler asılır, afişteki fotoğrafların arasında Deniz Gezmiş’inki de vardır. 9 - 10 Haziran 1969 olayları sonrasında üniversite geçici olarak kapatılır. Deniz Gezmiş bu dönemde, ‘Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi’nin Türkiye devrimci gençliğiyle bir araya gelme isteğini yanıtlar. 1969 Haziran ayı sonlarında Ankara ve İstanbul öğrenci hareketleri birleşerek Filistin’e Suriye sınırından kaçak olarak giderler. Orada öğrenci hareketleri arasında çeşitli tartışmalar çıkar, Deniz Gezmiş’in gerilla hareketinin bir an önce başlatılmasından yana tavrı tepki çekmektedir. Öğrenci hareketinin Ankara’ya dönmesinden sonra, Deniz ODTÜ’deki bazı arkadaşlarıyla birlikte İstanbul’a gider. 23 Eylül 1969’da İstanbul’da yakalanır ve bir ay kadar sonra tahliye edilir. 8 ve 14 Aralık 1969’da iki devrimcinin daha silahla öldürülmesi üzerine, 15 Aralık’ta yürüyüşe geçen öğrenci hareketi Beyazıt Meydanı’nda çatışmaya girer. Olaylar büyümekte ve önüne geçilemez bir şekilde ilerlemekte olduğu için polis müdahalesi kesilir. 20 Aralık’ta yapılan baskınla Deniz Gezmiş tekrar gözaltına alınır. Önce Sağmalcılar Cezaevi’ne gönderilen Deniz Gezmiş, oradan da Bursa’ya gönderilerek 10 Haziran 1970 günü savcıya teslim edilir. Tutuklu kaldığı süre içerisinde, çeşitli nedenler ileri sürülerek başlatılan 23 Temmuz 1970 ayaklanmasının bastırılmasına, haksız gerekçelere dayandığı için yardım eder. 18 Eylül 1970’de tahliyesi gerçekleştiğindeyse Erzurum Askerlik Şubesi’nin yoklaması üzerine, tekrar gözaltına alınır. Bursa Askerlik Şubesi’nden görevi Sivas Piyada Alayı’na sevk edilir, ancak Deniz birliğine gitmez ve ortadan kaybolur. İstanbul’a gider, her yerde arandığı için orada kalabileceğini düşünmez. Bursa ve Eskişehir üzerinden Ankara’ya gider. Yusuf Aslan’ı arar, Diyarbakır’da olduğunu öğrenir, onun gelmesini bekler. O geldiğinde, mahkemenin gidişatı hakkında ondan bilgi alır, Hüseyin İnan’ın Diyarbakır Cezaevi’ndeki mahkemesidir bu. Deniz Gezmiş, Kenan Rıfkı Ertuğrul ve Yusuf Aslan’la birlikte, Diyarbakır’dan arkadaşlarının çıkacağı güne kadar zamanı değerlendirmek için Anadolu’nun şehirlerine gitmeye karar verirler. Malatya, Elazığ ve Tunceli’ye gidip Ankara’ya dönerler. Yusuf Aslan mahkemenin devamını takip için Diyarbakır’a gitmiştir. Ancak, Deniz ve Rıfkı Ertuğrul Ankara’ya vardıktan hemen sonra o da gelir, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’dan “Deniz’in belirli bir süre için herhangi bir şey yapmaması” haberini getirmiştir. 1970 Ekim’indeyse Hüseyin İnan ile Deniz Gezmiş ODTÜ’de bir araya gelir. THKO’nun temelleri burada atılır... THKO’nun silahlı eylemlerine 29 Aralık 1970’te başlar Deniz Gezmiş. ABD Büyükelçiliği önündeki iki polisi tarar. Ardından, 11 Ocak 1971 günü, yeni açılmış olan Türkiye İş Bankası Emek Şubesi’ni soyar. Bu soygunun aslında gerçekleşmediği, bir komplo olduğu da iddia edilmektedir. 15 Şubat 1971’deyse Deniz Gezmiş ve arkadaşları bir Amerikalı çavuşu kaçırır, on yedi saat sonra serbest bırakırlar. 4 Mart 1971’de Ankara Gölbaşı semtindeki Amerikan üssünde görevli dört Amerikalı kaçırılır. Hasan Dinçer, ertesi gün askerleri kaçıranların Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Sinan Cemgil ve kendisi olduğunu açıklar. Açıklamadan üç gün sonra, Amerikalılar serbest bırakırlar 12 Mart 1971 günü, askeri muhtıra üzerine Başbakan Süleyman Demirel ve hükümet istifa eder... 16 Mart 1971 günü polisle girdiği silahlı çatışma sonucu Deniz Gezmiş yakalanır. Yakalandıktan sonra Kayseri’ye getirilir. Emniyet Müdürlüğü’nde kısa bir sorgudan geçirilir. Burada kendi kendine tekrar etmektedir, ‘benim cezam idamdır’. Ankara’ya sıkı bir polis güvenliğiyle getirilir, önce İçişleri Bakanlığı’na, ardından da sorgulanmak üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne götürülür. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamını tağyir, tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile müesses Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni ıskata ve vazifesini yapmaktan mene teşebbüs etmekten ölüm cezası istenen Deniz Gezmiş ve yirmi bir arkadaşının yargılanmasına 16 Temmuz 1971’de, sabah 09:00’da Altındağ’da başlanır. Mahkeme, seksen altı gün sonra 9 Ekim 1971’de son bulur. Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nın 146. maddesinin 1. bendini ihlal ettikleri gerekçesiyle duruşma yargıcı Albay Ahmet Tetik kararı açıklar: “Hakkınızdaki kararı tefhim ediyorum. Mahkememiz, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın tamamını veya bir kısmını, tağyir, tebdil veya ilgaya teşebbüs yolundaki suçunuzu sabit görerek Tür Ceza Kanunu’nun 146. maddesinin birinci bendi gereğince ölüm cezası verdi. Karar kabili temyizdir. Tutukluluk hakiniz devam edecektir. Duruşma bitmiştir.” Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan 1972 yılı 5 Mayıs’ını 6 Mayıs’a gece asılmak suretiyle idam edilir. Önce Deniz Gezmiş’in, ardından Yusuf Aslan’ın taburesine vuran infaz görevlisi, Hüseyin İnan’ın taburesine kendi kendine vurmasıyla birlikte üç infazdan sadece ikisini gerçekleştirebilir. Deniz Gezmiş 01:25’te asılır, 02:15 ipten indirilir... Ve yirmi beş yaşındaki genç, hayatını kaybetmiş, hayatı ona kaybettirilmiş olarak götürülür... ERNESTO CHE GUEVARA 1928 Ernesto Guevara de la Serna,Rosario'da (Arjantin)doğdu.Babası bir inşaat müteahidi olan Ernesto Guevara Lynch,annesi Celia de la Serna'ydı. 1934 Ernesto'nun astım hastalığına tutulması nedeniyle aile doktorların önerisi üzerine Sierra of Cordoba'nın yazlık banliyösü olan Altagraci'ya taşındı.Ernesto Colegio Nacional'a kaydoldu. 1941 Cordoba'da final imtihanlarına hazırlanmaya başladı. 1944 Arjantin'de politika hayatıyla ilgilenmeye başladı.Öğrenci hareketlerine katıldı.Genellikle Radikal Parti'den yana hareket etti. 1944-1951 Guevara ailesi Buenos Aires'e yarleşti.Final imtahanlarını vererek Tıp Fakültesine girdi.İhtisasını allerji dalında yaptı.Derslerini düzenli olarak izlerken bir yandan da Buenos Aires Belediyesi'nde görev aldı. 1951 Arkadaşı Alberto ile birlikte motosikletle Pasifik Okyanusunun kıyılarını dolaştı. 1952 Peru'da Amamazonlarda San pablos'daki Lepra Hastahane'sini ziyaret etti.Kolombia diktatörü Laureano Gomez'in adamları tarafından hapse atıldı.Temmuz,otobüsle Venezuella'ya gitti.Daha sonra Buenos Aires'e döndü ve doktor oldu. 1953 Buenos Aires Üniversitesi'nde doktorasını tamamladı ve allerji konusunda çalışmalar yaptı.Askerlik görevineçağrıldı ama sağlık kontrolünde sakata ayrıldı.Cabo Blanco'da LepraBölümünde çalışmak amacıyla Karakas'aGranados'la buluşmaya gitti.Sonbahar,bir grup arkadaşıyla birlikte Buenos Aires'de La Paz'a tren yolculuğu yaptı.24 Aralık'ta Guetamala'ya ulaştı. 1954 Ocak-Haziran,Sürgünde yaşayan Perulu ekonomist Hilda Gadea,Nica Lopez ve diğer Kübalı devrimcilerle bağlantı kurdu.CIA'ya karşı Guetmala savunmasında yer alması önerildi ama kabul etmedi.Ağustos ilk makalesi "Jacabo Arbenz'in Düşüşünü Gördüm"ü yazdı.Eylül Meksika'ya gitti. 1955 Mexıco City'nin Merkez klinikleri'nin allerji bölümünde doktor olarak dörev aldı.Yaz,Peru'lu Ekonomist Hilda Gaeda ile evlendi.Sürgünde yaşayan Kübalı devrimcilerle bağlantısını sürdürdü.Sistemli olarak Marksizm araştırmaları yaptı. 1956 Ocak-Mayıs,Maria Antonia'nın evinde Raul Castro onu Fidel Castro ile tanıştırdı.Haziran Kübalı devrimcilerle Partizan mücadelesine hazırlanırkenbaşkent yakınlarında Santa Rosa'da Meksika polisi tarafından tutuklandı.25 Temmuz,Che ve arkadaşlarının adı ilk defa Küba basınında görüldü.25 Kasım,Fidel Castro 82 arkadaşı ile birlikte Tuxpan Nehri'nden "Granma" Seferine çıktı.20 Aralık,Guevara,Almeida ve küçük bir grup devrimci Fidel Castro il buluştu.82 kişiden yalnız 17 si "Granma" seferini tamamlayabildi. 1957 22 Mart,başarıyla sonuçlanan Palma Mocha çarpışmasında yeraldı.27-28 Mayıs,Uvero savaşına katıldı.Savaş zaferle sonuçlandı.5 Haziran,Fidel onu Dördüncü Kol'un komutanlığına atadı.30 Agustos El Humrito çarpışmasına katıldı.16 Eylül,Pino del Agua çarpışması oldu.29 kasım,Sanchez Mosquera'nın ordu güçlerine karşı bir orerasyonu yönetti.Bu operasyonda Ciro Redondo öldürücü bir şekilde yara aldı. 1958 16 Şubat,İkinci Pino del Aqua çarpışması.22 Ağustos,Fidel Castro,Guevara'yla devrimcilerin kolunun onun önderliğinde Sierra'dan Las Villas'a gitmesi konusunu tartıştı.Devrimci ordunun bu alanda stratejik bir plan dahilinde yeralması konusunda anlaşmaya varıldı.Sekizinci kol bu amaçla Ciro Redondo adıyla adlandırıldı.31 Ağustos,"Komutan Ernesto Che Guevara Lynch" Las Villas'a doğru yola çıktı.11 Eylül,Laguna Grande de Che'nin ve Camillo'nun kolları buluştu ve daha sonra batıya ve Las Villas'a doğru hareket ettiler.16 Ekim,Sekizinci Kol "Ciro Redondo" el Escambray dağlık bölgesine ulaştı.26 Ekim,Guinia de Miranda saldırısı ve zaferi.15-18 Aralık,Fomento saldırısı ve zaferi.23 Aralık anayoldaki Cabaiguan saldırısı ve zaferi.25 Aralık,Placetas saldırısı ve zaferi.Remedios ve Caibarien kasabalarının kurtuluşu.28-31 Aralık,Santa Clara savaşı. 1959 1 Ocak Santa Clara zaferi.2 Ocak,Che'nin kumandasındaki Sekizinci Kol "Ciro Redondo" Havana'ya girdi ve La Cabana'yı işgal etti.16 Ocak,Tıp Kolleji'nin onuruna düzenlediği toplantıda halka karşı ilk konuşmasını yaptı.9 Şubat, yaptığı hizmetlere karşılık olarak,yönetim Küba doğumlu bir kişi gibi tüm haklara sahip olarak Küba vatandaşı olması önerisini getirdi.11 Şubat, "Ekonomik Öneriler" adlı programa katılarak ilk defa televizyonda göründü.19 Şubat,"Revolucion"da "Partizan Savaşı Nedir"adlı makalesi yayınlandı.3 Haziran,kendisiyle birlikte Escambray çarpışmasına kendisiyle beraber katılmış olan Alieida March ile evlendi.13 Haziran,Hükümetin isteği üzerine Asya ve Afrika ülkelerini içeren bir tura çıkarak Hindistan,Japonya,Endonezya ve Yugoslavya'yı ziyaret etti.7 Ekim,Fidel,Che'yi Devrim Ordusu'ndaki görevinin yanısıra INRA'nın endüstrileşme bölümünün yöneticisi olarak görevlendirildi.26-27 Ekim,hertürlü saldırıya karşı çıkmak amacıyla sarayın önünde toplanan büyük bir kalabalığa karşı bir konuşma yaptı.25 Kasım,Ulusal Banka'nın başkanlığına getirildi. 1960 1 Ocak,Merkezi Üniversite'nin Eğitim Fakülketesi tarafından "Doktor"payesiyle ödüllendirilildi.21 Ekim,Bir Küba delegasyonunun başkanı olarak sosyalist ülkeleri ziyaret etti.7 Ksım,Ekim Devrimi'nin 43.Yıldönümü kutalamalarına katıldı.Moskova halkının büyük ilgisini gördü.Alkışlarla karşılandı. 1961 23 Şubat,Bakanlar kurulu,Endüstri Bakanlığının kurulmasına ve başına Che'nin getirilmesine karar verildi.15-20 Nisan,Playa Giron saldırısı sırasında askeri görevlerini tam anlamıyla yerine getirdi.3 Ağustos,bir Küba delegasyonunun başkanı olarak Uruguay'a Amerikan Uluslararası Ekonomik ve Sosyal Birliği'nin genel kuruluna katılmak üzere gitti.Orda yaptığı konuşmada emperyalizmin gerçek yüzünün ne olduğunu vurgulayarak onun "Kalkınma için işbirliği "olarak adlandırılamayacağını belirtti. 1962 9 Mayıs,Havana Libre otelinde düzenlenen Birinci Casablanca in Memoriam"a katıldı.11 Mayıs,Teknik okul öğrencilerinin endüstriyel gelişmedeki rolleri üzerine Hava'da bir konferans verdi.21 Ağustos,Sovyetler Birliğini'ni ziyaret etti.Ekim krizi sırasında Pinar del Rio eyaletindeki operasyonlara askeri önder olarak katıldı. 1963 1 Haziran,Cezayir'e gitti.Devrimin birinci yıl kutlamalarına katıldı.29 Ağustos,Mimarlık öğrencilerinin düzenlediği bir toplantıya katıldı.Ekim,"Flora"kasırgasından etkilenen eyaletleri ziyaret etti. Mart,Küba delegasyonun başkanı olarak Birleşmiş Milletlerin düzenlediği ticaret ve gelişme konulu bir toplantıya katıldı.13 Nisan,Cezayir'i ziyaret etti.13 Haziran,Vietnam dağlarının kahramanı Dihn Noup'u kabul etti.15 Ağustos 240 saat işçi olarak çalıştıktan sonra Komünist İşçiler hakkında bir dökuman hazırladı.4 Kasım,bir Küba delegasyonunun başkanı olarak Ekim Devrimi'nin 47.yıldönümü kutlamalarına katılmak üzere Moskova'ya gitti.9 Aralık,Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na katılmak Üzere Küba delegasyonunun başkanı olarak New York'a gitti.17 Aralık,New York'dan Cezaire gitti.26 Aralık,Cezairden Mali'ye gitti. 1965 2 Ocak,Mali'den Kongo'ya gitti.8 Ocak,Guyan'ın başkenti Conacry'e ulaştı.16-18 Ocak,Gana'ya gitti ve başkanı Kwame Nkrumah ile görüştü.25 Ocak,Cezayir'e döndü.24 Şubat,Cezayir'de toplanan Asya-Afrika Birliği Ekonomik Semineri'nde bir konuşma yaptı.12 Mart Birleşik Arap Cumhuriyetleri'ni ziyaret etti.14 Mart,Havana'ya döndü.3 Ekim,CPC toplantısında Fidel Castro,Che'nin veda mektubunu okudu. 1966 7 Kasım,Bolivya'nın partizan savaşına katılmak amacıyla ilk kampını kurdu ve günlük tutmaya başladı. 1967 Mart,Bolivya'da büyük partizan mücadelesi başladı.7 Ekim,günlüğüne son notlarını aldı.Sonra son saldırıda hayatını kaybetti. Hüseyin Cevahir 1947´de Dersim de dogdu. Yüksek ögrenim için Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesine girdi. Burada devrimci gençlik hareketleri içerisinde aktif olarak yer aldi. Dev-Genç içinde mücadele eden Cevahir, Mahir Çayanla bu mücadele içinde tanisti. THKP-C nin olusum sürecinde yer aldi ve kurucularindan oldu. Olusturulan ilk Genel Komitede yer alarak, Dogu Anadolu Bölge Sorumlulugunu üstlendi. THKP-C nin, 1971 yilinda baslattigi Öncü Savasinin ilk evresinde gerçeklestirilen merkezi eylemlerin içinde yer aldi. Istanbulda sehir gerillalarinin olusturulmasi amaciyla Mahir Çayanla birlikte buraya geçti. 7 Mayis 1971 günü, Israil Baskonsolosu Efraim Elromun kaçirima olayida yer aldi Elrom eylemi üzerine polisin baslattigi ve imha operasyonu sirasinda 1971de Mahir ile birlikte Istanbul Maltepe de kaldiklari evde kusatildildilar.! haziran g+nü biten operasyon sonucunda,Cevahir sehit düserken Mahir ise tutsak düstü. Josef Stalin (1881 - 1953) Tarihin en büyük liderlerinden biri olan sosyalist Josef Visarionoviç Stalin, 1881'de Gürcistan'ın Gori kasabasında doğdu. Babası kundurucaydı. Daha orta öğrenimi sırasında devrimci eyleme katıldı ve Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin bolşevik kanadı saflarında yer aldı. Uzun yıllar Sibirya'da sürgünde kaldı. Lenin'in 1917'de Finlandiya'ya gitmesinin ardından Sverdlov'la birlikte partinin yönetimini üstlendi. Ekim Devrimi'nden sonra Lenin'in başkanlığındaki Sovyet hükümetinde Milliyetler Halk Komiseri oldu. Lenin'in ölümünden az önce Komünist Partisi genel sekreteri oldu. 1920-1930'larda sağ ve sol ideolojik mücadele adına binlerce insanı sürgünlere gönderdi. Josef Stalin, Sovyetler Birliğinde, bir tek ülkede sosyalist kuruluşun savunucusu oldu. "Planlı ekonomi", "Kollektivizasyon" ve "Endüstrileşme" uygulamaları ile 1928-1936 yılları arasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde köklü dönüşümlerin gerçekleştirilmesini sağladı. İkinci Dünya Savaşı sırasında parti liderliği, hükümet başkanlığı ve sovyet orduları başkomutanlığı görevlerini birarada yürüttü. 5 Mart 1953'te öldü. Yusuf Aslan 1947 yılında Yozgat'ın bir köyünde doğdu. Ortaöğrenimini dindar ve anti-komünist eğilimlerle, gelenekçi önyargıların güçlü olduğu bir çevrede tamamladı. 1966'da ODTÜ'ye girdi. Bir yıla kalmadan ODTÜ Sosyalist Fikir Kulübü'nün üyesi oldu, Dev-Genç içinde çalışmaya başladı. Bu dönemden itibaren önce hazırlık okulunda, sonra da mühendislik fakültesinde patlak veren boykotların ve hemen ardından ODTÜ işgalinin önde gelen örgütçülerinden oldu. İlk yargılandığı eylem, CIA ajanı, Amerikan Büyükelçisi Commer'in arabasının yakılmasıydı. 1969 yılında arkadaşlarıyla birlikte Filistin'e gitti. Burada helikopter ve uçak pilotluğunu öğrendi. Traktörden helikoptere kadar her türlü aracı büyük bir ustalıkla kullanıyordu. 1970 yılında kurulan THKO'nun kurucusu ve önderlerinden olan Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş'le birlikte Nurhak'a dağdaki gerilla grubuna katılmaya giderken, Sivas Şarkışla'da yaralı olarak yakalandı. Sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı. 6 Mayıs 1972'de Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan'la birlikte idam edildi. |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.