|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
HIRİSTİYAN AHLAKI İÇİN KUTSAL KİTAP’IN ÖNEMİ.
HIRİSTİYAN AHLAKI AÇISINDAN KUTSAL KİTAP’IN VAZ GEÇİLMEZLİĞİ. 1) Kutsal Kitap çağımızın çok öncelerinde o zamanın kültürüne hitap etmektedir. Bu nedenle günümüze ilişkin yeterli bir kaynak değildir. 2) Günümüzün birçok problemi Kutsal Kitab’ın içinde yer almamaktadır 3) Kutsal Kitab’ın içinde yer alan birçok ahlak öğretişi günümüzde geçerliliğini korumamaktadır. HIRİSTİYAN AHLAKININ GENEL ÖZELLİKLERİ. 1. KUTSAL KİTAP ÇOK ÖNEMLİ ÖNERMELERDE BULUNUR. a) Kutsal Kitap Allah’ın var olduğunu farz eder. b) Kutsal Kitap bütün insanların ahlaki bir karakter ile yaratıldıklarını öğretiyor. 2. AHLAK BİLGİSİNİN TEMELİ ALLAH’IN VAHYİDİR 3. AHLAKİ ÖĞRETİŞ GENELDE BUYRUK FORMUNDA VERİLMİŞTİR 4. İNANÇ VE AHLAK BİRBİRLERİNDEN AYRILAMAZ 5. KUTSAL KİTAP AHLAKİ YAŞAMIN HER NOKTASINA ETKİR a) Eski Antlaşma’da Allah’ın kurtarış planı Yeni Antlaş-ma’da Mesih İsa ile tamamlanmaktadır b) Eski Antlaşma ile Yeni Antlaşma arasında tarihi ve siyasi zaman farkları vardır c) Eski Antlaşma’nın amacı Allah’ın vahyinin açıklanması ve seçtiği halkın aracılığıyla kendisinin bütün milletlerce tanın-masıdır ESKİ ANTLAŞMA’NIN TEMEL ÖZELLİKLERİ 1. ANTLAŞMA VE İTAAT a) Allah ve İsrail iki eşit taraf değildir b) Bu antlaşma itaat için bereket itaatsizlik için lanet getir-mektedir c) Allah’ın ahlakı öğretişleri izlenmesi zor değildir 2. ON EMİR YENİ ANTLAŞMA AHLAKININ TEMEL ÖZELLİKLERİ 2. SEVGİNİN ÖNEMİ 3. ALTIN YASA 4. AMAÇLANAN İYİ ŞEYLER 5. KÖTÜ ŞEYLER DIŞLANMALIDIR a) Cinsel günahlar b) Dilin günahları c) Sosyal günahlar |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
H
ıristiyan ahlakının temelleri bölümünü irdelerken bir yapının temelinin ne kadar önemli olduğunu belirtmiştik. Dünyada her şeyin bir dayanağı olduğu gibi Hıristiyan ahlakının dayanağı da var, o da Kutsal Kitap’tır. Kutsal Kitap olmadan Hıristiyan ahlakından bahsetmek mümkün değildir. Bu her çeşit ahlak için aynıdır. Başka inançların ya da felsefelerin temelinde de yatan, o inanç ve felsefelerin temel kaynaklarıdır. Kutsal Kitap Hıristiyan inancının temelidir. Binlerce yıllık Kutsal Yazılar’ın toplamından çıkan sonuç bu Kitap’ta anlatılmaya çalışılanları oluşturmuştur. Bu yazılar yüzlerce yıl önce ne anlam ifade ediyorsa inanlılar için bugün de aynı anlamlarını korumaktadırlar.Şimdi ahlakın Kutsal Yazılarca değerlendirilmesine bakalım. HIRİSTİYAN AHLAKI İÇİN KUTSAL KİTAB’IN ÖNEMİ Burada her şeyden önce Kutsal Kitab’ın ne olduğuna değinmemiz gerekmektedir. Kutsal Kitap her şeyden önce Hıristiyan inancı için en son, değişmezliğini koruyan ve Hıristiyan inancının bütün temellerini oluşturan, inanç ve ibadetin bu temellere göre yapıldığı bir kitaptır. Kısacası bu Kitap varsa Hıristiyanlık’tan bahsetmek mümkündür. Bu Kitap yoksa zaten böyle bir inanç olmayacaktır. Kutsal Kitap Hıristiyan’ın ruhsal anlamda her şeyi demektir. Allah kendisini bu Kitap aracılığıyla insanlarına anlatmıştır. O’na iman edenleri yine bu kitaba göre yönlendirir ve dün, bugün ve yarın yine inananlarına ve dünyada Allah’ı arayanlara yalnızca bu Kitap’ı aracılığıyla konuşmakta ve konuşacaktır. Bu nedenle bu Kitap Allah’ın Sözü olarak kabul edilmekte ve evreni yaradana itaat etmek için bu kitaba göre yaşanmaktadır. Hıristiyan inancına göre Kutsal Yazılar gerçektir. Allah kendisini insanlara tanıtmak ve kendisine iman edenlere yol ve yön göstermek için insanların anlayacağı şekilde yazıların sözleri ve karakterlerini kullanarak bu kitapla konuşmaktadır: “İlkin şunu bilmelisiniz: Kutsal Kitap’taki hiçbir Peygamberlik Sözü özel bir kişinin yorumu değildir. Çünkü Peygamberlik Sözü hiçbir zaman insan isteğiyle ortaya çıkmamıştır. Tersine, Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Allah’tan konuşmuştur.” 2. Pe. 1 1Kutsal Kitap içinde insan manzaraları vardır. Tarihin gerçekleri, yaşanan dönemin gerçekleri, aile yaşamları, gelenekleri görenekleri ve bütün bu güncel yaşam koşulları içinde Allah ile insanların ilişkileri vardır. Sevinçler, üzüntüler, heyecanlar, korkular; zenginlik, yoksulluk kısacası güncel yaşamda hissedilen her şeyde Kutsal Kitap yerini almaktadır. Çünkü dünyada birçok şey değiştiği halde insanın gereksinimleri, duyguları değişmez. Roma İmparatorluğu yerini başka yönetim biçimlerine bırakmış, giyilen giysiler, kullanılan silahlar, ulaşım araçları, iletişim araçları değişmiş ama insanların korkuları, üzüntüleri ya da sevinçleri hala aynı şekilde varlığını korumuş ve korumaktadır. İşte Allah kendisini o günkü insan sınırlarının, algılayışının anlayacağı şekilde nasıl açıklamışsa, bugün de Kutsal Kitap aracılığıyla bizlere kendisini, tarih içinde açıklamaya devam etmektedir. Bu yazılar sadece boş, yönsüz, salt bir tarih kayıdı değildir. Çünkü Kutsal Kitab’ın aktardığı birçok tarihi gerçek yanında söylediği, belirttiği bir başka gerçek de Allah’ın Kutsal Ruh’unun bu yazılara ön ayak olması, yönlendirmesidir. Allah’ın Ruh’unun yönlendirmesiyle bu Kitap, artık dünyasal anlamda yazılmış, bir çok yapıttan elbette ki farklı olacaktır. Kutsal Kitap artık Allah’ın vahyidir: “Tüm Kutsal Yazı Allah esinlemesidir. Gerçeği öğretmeye, yüreği eleştirmeye, yaşamı düzeltmeye ve doğruluk yolunda eğitmeye yarar. Öyle ki, Allah adamı yetkin olsun, her iyi iş için donatılsın.” 2. Ti. 3:1617 Allah’ın soluğu, Allah’ın esinlemesi, kısacası Allah’ın çizgisi bu yazıların tamamı içindedir. Allah bilgisinin nesillere aktarımı için Ruh Allah tarafından oluşturulmuş bir Kitaptır. Allah’ın iddiaları insanlar tarafından değiştirilemeyecek kadar güçlüdür. Allah ikide bir fikir değiştirmez. O’nun iyi ve güçlü karakterleri kendisinden kaynaklanır. Günahtan nefret eder ve kutsaldır. İşte bu noktalara gelmeye başladığımızda Allah’ın ahlakı gündeme gelmeye başlamaktadır. Nesillere, yüzyıllara hitap eden Allah’ın kendisini açıkladığı, kurtuluş ve Allah’ın yaşam planını sunduğu kitap, Allah yaşamının ahlaksal temellerini de bu noktalarda oluşturmaktadır. Günaha bakamayan, kutsal olma gibi özellikleri Allah’ın istediği ahlakı ortaya koymaktadır. O’nun karşılıksız sevgisi ve lütfu mükemmel bir ahlak yaşamı sergilemelerine de neden olmaktadır. O’nun sunduğu kurtarış planı ve Allah yaşamı konusundaki öğretişleri çağlar ve kültürler üzeri öğretilerdir. Örneğin: “Düşmanlarınızı sevin” ve “Bir yanağına tokat atana öbür yanağını da çevirmek” gibi öğretiler, [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] insanı insan yapan yaşam biçimleri bütün çağları kapsayan öğretilerdir. Bütün bu öğretiler Rab İsa’ya güvenerek Allah’ın lütfunun sonucu olan sonsuz yaşama kavuşan kişi için günlük yaşam noktaları olmalıdır. Karanlık odaya küçücük bir ışık bile girse o oda artık karanlık değildir. Bu örnek de buna benzemektedir. Bir Hıristiyan ne kadar eksikleri de olsa Kutsal Ruh tarafından her geçen gün şu ya da bu şekilde aydınlatılmaya başlamaktadır. HIRİSTİYAN AHLAKI AÇISINDAN KUTSAL KİTAB’IN VAZ GEÇİLMEZLİĞİ Çağların derinliklerinde her zaman Kutsal Kitab’ı kabul etmeyenler ya da Kutsal Kitap üzerinde bir takım olumlu olumsuz savlarda bulunanlar olmuştur. Özellikle Kutsal Kitab’ı geçersiz kılmak isteyenler çok ileriye gitmişlerdir. Son zamanlarda dilimizde yazılan ve Allah’ı inkar eden kişilerin kanıtlarını ortaya koyduklar yazılar birçok kitap raflarında yerini almaktadır. Bizler Hıristiyan inancını savunmak için bu savların karşısında illa güçlü kanıtlarla çıkmak zorunda değiliz. Çünkü Allah’ın oluşturduğu evrende Allah bile kendini kanıtlama gayreti içinde değildir. Çünkü görünen köy kılavuz istememektedir. Evrenin muhteşem dengesi, tarihin ilginç dehlizleri ve bütün bu dehlizler içinde hiç değişmeden sürüp giden Allah çizgisi, Allah’ın varlığını gerçekliğinin en büyük kanıtıdır. Ama zaten her insandan kendisine inanmasını beklememektedir. Buna karşın insana olan sevgisiyle lütfunu insanlığa sunmuş ve özgür irade kararlarına desteğini vermiştir. Yine de karışan beyinler bir takım sorulara yanıtlar beklemektedir. Özellikle Kutsal Kitab’ın geçerliliği ve otoritesinin günümüzün durumunda ne olduğu merak konusudur. Kutsal Kitap hala geçerliliğini koruyor mu? Hala üzerimizde bir otoritesi var mı? gibi sorular akılları kurcalamaktadır. Burada az da olsa bunlara yanıtları birlikte vermeye çalışalım. 1) Kutsal Kitap çağımızın çok öncelerinde o zamanın kültürüne hitap etmektedir. Bu nedenle günümüze ilişkin yeterli bir kaynak değildir. Gerçekten de Kutsal Kitab’ın bazı bölümlerinde verilen örneklere baktığımızda günümüz kültüründen oldukça uzak olduğunu görmekteyiz. Bazı ahlak kuralları ya da anlayışları tamamen o günün dünyasına ait olarak karşımıza çıkmaktadır. Aynı zamanda gelişen çağdaş dünyamızın fabrikaları, mekanik gelişmeleri, ulaşım kolaylıklarının hiç birine ve çağdaş olmanın getirdiği sorunların hemen hemen birçoğuna da Kutsal Kitap içinde rastlamamız mümkün değildir. O zaman Kutsal Kitab’ın önemi gerilerde mi kalmıştır? Yoksa gerçekten çağımızı da kapsayan Allah esini olarak yanı başımızda duran ve ruhsal yaşamımızı sürdürmemizde bize yol gösteren bir kitap mıdır? Aslında yukarıda yazdığımız ve zaman zaman kafaları karıştıran soruların yanıtları vardır.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
) Kutsal Kitab’ın yetkisi
Kutsal Kitap daha önce değidiğimiz gibi Mesih İsa’ya iman etmiş, O’nda yeni yaşam bulmuş Hıristiyanlarca Allah’ın değişmez sözü olarak kabul edilmektedir. Kutsal vahyin insan düzeyinde, insanların anlayacağı şekilde ve yine insan örnekleri ile aktarımı olarak değerlendirilmektedir. Aslında bu kitap insan görüşleri değil, Kutsal Ruhça yönlendirilen insan sözleri ile ifade edilen ve insan yaşamı ile örneklenen Allah Kitabı’dır. Bu Kitap’ta yazılanları kaleme alan kişiler tamamen Allah’ın Ruhu’nun yönlendirişi ile bu kitabı kaleme almışlardır: “İlkin şunu bilmelisiniz: Kutsal Kitap’taki hiçbir Peygamberlik Sözü özel bir kişinin yorumu değildir. Çünkü Peygamberlik Sözü hiçbir zaman insan isteğiyle ortaya çıkmamıştır. Tersine, Kutsal Ruh tarafından yöneltilen insanlar Allah’tan konuşmuştur.” 2. Pe. 1 1 Yeni Antlaşma’nın bu sözleri, Kutsal Kitab’ı diğer kitaplardan ayıran özelliği çok iyi bir şekilde dile getirmektedir. Kutsal Kitap’taki hiçbir kişinin özel yorumu değildir. Allah’ın sesini duymak isteyen kişi için özel bir sese gereksinim yoktur. Çünkü Allah kendisini Kitabı’nda peygamberler aracılığıyla ve daha sonra kendi Oğlu, Allah’ın Sözü Mesih İsa aracılığıyla anlatmıştır. Aynı zamanda Kutsal Kitap’da birçok kere “Rab diyor ki” ile başlayan ifadelere rastlamak mümkündür. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] Aynı zamanda “Allah’ın ağzıma koyduğu.” şeklindeki girişlerde oldukça fazladır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] Allah eğer bir insanın ağzına sözleri koyuyor ve söyletiyorsa, bu peygamberin sözleri değil, Allah’ın sözleridir. Eğer Allah kendisi doğrudan insanlar aracılığıyla mesajlar veriyor, insanların tarihi içindeki bütün olaylar Allah’ın Sözünün aktarılmasıyla yönlendiriliyor, insanlara söz veriyor ve bu sözlerini yerine getiriyorsa, bütün bunları içeren Kutsal Kitap Allah’ın kendi sözleridir, kendi Kitabı’dır ve dolayısıyla yetkin bir Kitap’tır. Belli bir yetkisi vardır. Allah’ın söylediği doğrudur. O zaman Allah’ın Kitabı gerçektir: “Sen adilsin ya RAB, Ve hükümlerin doğrudur. Şahadetlerini adaletle, Ve çok sadakatle emrettin.” Mez. 119:137138 “Sözünün topu hakikattir; Ve her adaletli hükmün ebedidir.” Mez. 119:160 “Ben gizlide, karanlık diyarının bir yerinde söylemedim. Yakup zürriyetine: Beni boş yere arayın, demedim, Ben, RAB, hak söyleyen, doğru şeyleri bildiren benim..” Yşa. 45:19 “Onay kazanmış biri olarak kendini Allah’a sunmak için çaba göster. Utanç duyacak hiçbir şeyi olmayan, Allah gerçeği ile ilgili sözü doğru biçimde ele alan bir işçi olmayı amaçla.” 2.Ti. 2:15 b) Kutsal Kitab’ın evrenselliği Şimdi üst paragrafta ulaştığımız noktada şunu belirtmemiz gerekmektedir; tüm çağları ve kültürleri kapsayan genel prensipler vardır. Bunların dışında belli zaman birimlerine ya da belli bölgelere hitap eden özel prensipler vardır. Kutsal Kitap içinde de bunları görmek doğaldır. Örneğin: Mısır piramitlerini inşa edenlerle, İstanbul’daki Süleymaniye Camii’ni inşa edenler, başkentimizde Atamızın kabri olan Anıt kabri inşa edenler arasında büyük bir eğitim farkı vardır. Burada bunlardan hangisinin en iyi olduğuna bakmıyoruz. Bu üç yapı da mimarlık açısından kendi çapında bir güzelliğe ve görkeme sahip. Demek istediğimiz şu: piramitler dönemindeki kültüre göre verilen eğitim oldukça farklıydı, Osmanlı döneminde de, Cumhuriyetimiz döneminde de, okullar, eğitmenler, araçlar birçok şey değişim gösterdi. Ama özellikle değişmeyen bir gerçek vardı. Bu inşaat prensipleri, inşaat hesapları o zaman kullanılan mimarinin temel prensiplerini hem Osmanlı döneminde hem de Cumhuriyetimizde kullanılmaktadır. İşte, Kutsal Kitab’ı da bu örneğe vurguladığımızda sanırım demek istediğimiz daha net bir biçimde anlaşılabilmiştir. Matematik, geometri ve fizikte birçok kurallar değişmeden kalmaktadır. Henüz bilinmeyen yeni kurallar var elbette. Yer çekimi kanunu nasıl değişmiyorsa, suyun kaldırma gücü nasıl sürekli olarak kalıyorsa Kutsal Kitap da Allah’ın insanlığa sunduğu değişmez prensipler gibi dün, bugün ve yarın öyle kalmaktadır. Kültürler üstünde bütün insanlığa hitap etmektedir. Bu anlamda Kutsal Kitap evrenseldir. Allah sözü değişmez bir biçimde yarınlara, Mesih İsa’nın ikinci gelişine değin gider. Aynı yetkide ve aynı tazelikte kalır. Bu konuda Kutsal Kitap’tan birçok örnekler vermemiz mümkündür. Kutsal Kitab’ın içinde insanların açgözlülüğüne ilişkin birçok örnek bulmak mümkündür. Bu örneklerden biri kral Ahab’ın yoksul bir adamın malına göz dikmesi sonucunda bu adamı öldürerek malını alması şeklindedir. Bugün bu olayın üzerinden yüzlerce yıl geçmesine rağmen gazetelerimizde okuduğumuz birçok olaylarda hala açgözlülük yüzünden işlenen cinayetlere tanık olduğumuzu görürüz. Demek ki, kral Ahab olayının temeli olan açgözlülük birçok çağda da temel sorun olarak gelmiştir. O zaman Kutsal Kitab’ın bu konu hakkında öğrettikleri hem o gün, hem de bugün için geçerlidir. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] Rab Mesih İsa dünya üzerinde yaşadığı dönemde özellikle din adamlarının ikiyüzlülüğüne karşı durmuştu. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] Din dünyasında ikiyüzlülük o gün olduğu gibi bugün de büyük bir sorundur. İnsan unsurunun günahlı doğası insanların inançlarını kendi çıkarları ya da kendi tatminleri doğrultusunda kullanmalarına neden olmaktadır. Allah’ın gerçeği bile zaman zaman din adamlarınca çarpıtılıp bir gösteri aracı olarak kullanılmaya çalışılmıştır. Demek ki, Mesih İsa o dönemde bu konuda ne dediyse aynı şekilde geçerliliğini korumaktadır. Bugün cinsellik o günkü kadar insanları yoldan çıkaran bir araçtır. Cinselliği Allah çizgisi içinde kullanmak ya da kendi şehvetimizin peşinde koşmak o gün olduğu kadar bugün için de büyük bir sorundur. Kutsal Kitab’ın bu konu üzerindeki öğretileri bu konuda da çağlar üstü bir biçimde seslenmektedir. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] Ya para sevgisine, mal sevgisine ne demeli? Acaba insanın çağdaşlaşması bu konuya bir değişim getirmiş midir? Görüldüğü kadarıyla hayır. Hatta konu daha da derinleşmiş ama hiçbir şekilde gündemden düşmemiştir. Kutsal Kitab’ın bu konudaki öğretisi dün, bugün ve yarın taptaze bir biçimde kalmıştır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] Daha bu gibi konuları irdelemek, üzerlerinde çalışmak mümkündür. Gördüğümüz gibi bugün elbiselerimiz değişik olabilir, kullandığımız araçlar çok farklı olabilir. Ama değişmeyen şey kendi temel davranış biçimlerimizdir. Buna göre Allah’ımız eski dönemlerdeki insanlara konuştuğu, seslendiği, gibi bu çağın modern insanına da yine aynı mesajları vermektedir. 2) Günümüzün birçok problemi Kutsal Kitab’ın içinde yer almamaktadır Bu ilk bakışta yukarıdaki örneklerde olduğu gibi doğrudur. Örneğin: tüp bebek konusu Kutsal Kitab’ın içinde apaçık kesin bir yer almamaktadır. Doğum kontrol hapları, organ nakli, Borsa, Hisse senetleri, Demokratik ülke yönetimleri gibi daha birçok konu Kutsal Kitab’ın içinde açık bir biçimde almamaktadır. Ama Allah bizi düşünen bir varlık olarak yaratmıştır. Bu nedenle birçok olayın temel gerçekleri başka konularda uygulanabilir. Çağların değişmesiyle hem toplumsal yaşamın ilerlemesi, hem de bilimin yeni keşiflere ulaşması insan için önem taşıyan temellere büyük bir yenilik getirmemektedir. Örneğin: “öldürmeyeceksin” emri bütün asırları kapsamaktadır. Bugün kürtaj kişileri bebek sorumluluğundan kurtarmaktadır. Bu konu hakkında Kutsal Kitap bize açık açık konuşmamaktadır. Ama Allah’ın “öldürmeyeceksin” emri apaçıktır ve genel bir prensip olarak birçok konuda net olarak kullanılabilir. Nesillerin korunmasını, yaşamın değerini göz ardı ettiği için ve insan hayatını hiçe saydığı için kürtaj da bu hükme tabidir. Çok özel bir durum olmaksızın yanlştır. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] Böyle çağdaş konular gündeme geldiğinde dört nokta bize yardımcı olacaktır. i)Allah’ın verdiği aklı kullanmak [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] ii)Kutsal Ruh içimizdedir. Mesih İsa Rab’bimiz demek ve bu imanda yaşamak, Kutsal Ruh olmadan mümkün değildir. O zaman Kutsal Ruh birçok çözülmesi güç konuda bize yardımcı olacaktır. iii)Kutsal Kitap’ta anlatılan Allah karakterinin bilgisi bize çok büyük yardımcıdır. Örneğin: dürüst olmayan yeni bir sistem için karar vermeniz gerekiyor. Allah dürüsttür. Dürüst olduğuna göre o zaman biz O’nunla ilişkimiz var diyorsak, O’nun karakterini de örnek almak durumundayız. O zaman dürüstlük üzerine kurulmamış bir çağdaş sisteme inanlı olarak bizim katılmamız söz konusu olmayacaktır. iv) Aynı zamanda Allah ilahiyatının gerçeklerinin oluşturduğu prensipleri geniş ve doğru uygulanmayı öğrenmeliyiz. Eğer bizler bu dört ana noktaya göre hareket edersek, gündelik yaşamda karşılaştığımız çağdaş sorunlarımıza yanıt almış olacağız. Bu, sorunlara çözümü bizim bulmamız değil, Allah’ın öğretiş esaslarını günümüzde kullanmamızdır. Yukarıda değindiğimiz gibi kürtaj oldukça güncel bir sorundur. Birçok kişi için yaptırıver gitsin halini almıştır. Oysa biz Hıristiyanlar olarak bu konunun karşısında yerimizi alıyoruz. Bu sonucu nereden çıkartıyoruz? İnsan yaşamına saygı olarak incelediğimiz bölümde neden kürtajı kabul etmediğimizi göreceksiniz. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] Ayrıca günümüzde insan cenini ile birçok yeniliklere ulaşan bir tıp ilmi söz konusudur. İlerde çocukların göz rengine kadar önceden seçmek mümkün olacaktır. Bütün bunlara biz Hıristiyanlar olarak nasıl yaklaşacağız? Görüldüğü gibi Allah’ın öğretisinin temeli anlaşılıyorsa bu temeli birçok konulara uygulamak kolay olacaktır. Zaten Kutsal Kitab’ın bütün çağlara hitap etmesi de bu noktada başlamaktadır.
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#5 (permalink) | |||||||||||
|
3) Kutsal Kitab’ın içinde yer alan birçok ahlak öğretişi günümüzde geçerliliğini korumamaktadır “Keskin sirke kübüne zarardır” şeklinde bir atasözümüz vardır. Halkımızın çoğu bu atasözünü anlamaktadır. Çünkü hem fiziksel olarak anlamını bilmekte hem de onun mecaz anlamda ne anlatmak istediğini bilmektedir. Ama belki sirke toplumlardan silinip unutulsaydı bu atasözünün anlamını kavramamız o kadar kolay olmayacaktı. Çünkü böyle bir ekşi maddenin gerçekten varlığından haberdar olmadığımız için küpüne zarar verip vermeyeceğini anlamakta da zorluk çekecektik. Ayrıca bunun sinirli bir insanın kendine zarar verdiği anlamına da geldiğini belki hiç mi hiç kavrayamayacaktık. İşte, bu noktada Kutsal Kitab’a karşı getirilen böyle bir eleştiriye yanıt gelmektedir. Kutsal Kitap içinde İsrailoğullarına verilmiş bazı tuhaf emirler bulunmaktadır: “….Oğlağı anasının sütünde pişirmeyeceksin.” Çık. 23:19 Bu bizim için oldukça tuhaf bir emirdir. Böyle bir emri nasıl uygulayabiliriz? Ya da başka bir deyişle bu emrin bizi bağlayan tarafı var mıdır? Aslında Allah’ın bu emirle İsrail oğullarına öğretmek istediği bir prensip vardır. Bizim bu konuda bu prensibi öğrenmemiz gerekmektedir. Eğer bu prensip öğreniliyorsa uygulama görevini tamamlamış olur. Şimdi bu emrin biraz derinini araştıralım. Arkeologlar, bu uygulamaya ilişkin bazı metinler buldular. Bunlar Suriye yakınlarında bulunan Ugarit dinsel yazıtlarıydı. Böyle bir uygulama o dönemin putperest dinsel ayinlerinden biriydi ve bereket için kullanılıyordu. Bildiğimiz gibi bütün bu gibi putperest uygulamalar İsrail oğullarının çevresinde yerleşmiş durumdaydı. Oysa Allah her şeye kadir, her tür bereketin yegane sahibiydi. O’na iman edenler Allah yerine konmuş putlara sunulan hiçbir ibadet, hiçbir uygulama yapmamalıydılar. Komşuların yanlış inançları, batıl uygulamaları, dinsel törenleri bizleri hiçbir biçimde etkilemeyecek konuma gelmeliydi. İşte burada prensip ortaya çıkmaktadır. Önemli olan Allah’ın koyduğu inanç çerçevesi dışında dünyanın bize komşu olarak getirdiği insan kardeşlerimizin hiçbir boş inanç uygulamaları, öğretileri alınmamalı, yaşamımıza getirilmemeli, çocuklarımıza öğretilmemelidir. Bizim için oğlağın kendi sütünde pişirilmesi söz konusu değildir. Ama bu emirle gelen prensip dünyanın sonuna dek devam edecek bir prensiptir. Buradan bir başka örneğe geçelim Mesih İsa kendi öğrencilerinin ayaklarını yıkamış ve aynı uygulamayı bizlere de emretmişti. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] Günümüzde birçok Hıristiyan’ın bu uygulamayı yapmadıklarını görüyoruz. Bu emre itaatsizlik değil midir? Yoksa zamanla bir şeyler mi değişmiştir? Hayır, aslında ortada değişen bir şey yoktur. Dönemin kültürel örneği kullanılarak değişmez bir prensip, hem de harika bir gerçek vurgulanmak istenmiştir. O dönemin kültüründe dışarıdan evine giren bir misafirin toz topraktan kirlenmiş ayakları evin en kıdemsiz hizmetkarı tarafından yıkanırdı. Bu misafirperverliğin bir gereği olarak yapılıyordu. Mesih İsa’nın bunu uygulamasındaki en büyük gerçek, öğrencilerine hizmet şuurunu net olarak öğretmekti.. Mesih İsa hizmet edilmeye değil, hizmet etmeye gelmişti. Aynı evdeki en kıdemsiz hizmetkar gibi kendisini alçaltarak Allah yolunda hizmet etmenin önemini gösteriyordu. Bu tamamen Allah yolundaki hizmetin bencil duygulardan ve gururdan uzak bir biçimde yapılmasına ışık tutuyordu. Burada Mesih İsa’nın görsel olarak sunduğu örneğin arkasındaki öğretilmek istenilen gerçeğin ne kadar çağdaşlığını yitirmeyecek bir gerçek olduğunu görebiliyoruz. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] Bu prensip hiç kuşkusuz günümüzde her imanlı için çok büyük önem taşıyan sağlıklı bir prensiptir. Mesih İsa’nın ikinci gelişine dek bu uygulama tazeliğini ve güncelliğini koruyacaktır. SONUÇ Yukarıda bahsettiklerimizin ışığında Kutsal Kitab’ın ortaya koyduğu birçok ahlaki değerin, birçok konuya ilişkin olduğunu ve dünyadaki birçok konu içinde temel prensip oluşturduğunu görüyoruz. Buna göre Kutsal Kitab’ın getirdiği Hristiyan ahlakı dünyanın her döneminde, her bir ırk ve kültür tarafından rahatlıkla algılanabilir ve uygulanabilir. Güncelliğini yitirmiş ya da yetkisinden birşeyler kaybetmiş değildir. Aslında en büyük zorluk Kutsal Kitab’ın koyduğu prensiplerin çağlara uyarlanma zorluğu ya da bazı konuların Kutsal Kitab’ın içinde yer almaması sorunu değil, Allah’ın buyruklarına itaat etme sorunudur. Aşağıda vereceğimiz buyruklar oldukça net, açıklamaya, yoruma gerek bırakmayacak ve çevrildiği her dilde net bir biçimde anlaşılabilecek konulardır. Ama önemli olan kişinin bu buyruklara, gerçekten Allah’a itaat edip, bu buyruklar doğrultusunda yaşayabilmesidir: “Çalmayacaksınız ve birbirinize hile ile davranmayacaksınız.” Lev. 19:11 “Size yeni bir buyruk bildiriyorum: Birbirinizi sevin. Tıpkı benim sizleri sevdiğim gibi siz de birbirinizi sevin.” Yu. 13:34 “Her tür acı söz, öfke, kızgınlık, gürültücülük, sövücülük ve bunların yanı sıra her tür kötülük üzerinizden gitsin. Birbirinize karşı iyi yürekli olun. Mesih bağlılığında Allah’ın sizleri bağışladığı gibi, siz de sevecenlikle birbirinizi bağışlayın.” Ef. 4:3132 Daha önce söylediklerimizi özetlersek, bize zor görünen konularda Allah görüşünü öğrenmemiz ve yaşamımıza almamız için Kutsal Kitab’ın temelinde söylemek istedikleri üzerinde etüd etmemiz gerekmektedir. Eğer temel prensipler bizde varsa gündelik yaşamda karşılaştığımız her yeni noktaya da ışık tutmuş olacaktır ve bizim için karmaşık noktalar oldukça azalacaktır. Yeter ki, Allah Sözü yolumuza ışık olsun. Bütün her şeyin üstünde Allah Sözünün değişmez ve Allah’tan olduğunu bilmek her şeyin başlangıcıdır. Böylelikle kitabın her çağa ve her insana hitap ettiği gerçeğini öğrenmiş oluruz: “Ey adam, iyi olanı sana bildirdi; ve hak olanı yapmak, ve merhameti sevmek, ve Allah’la alçak gönüllü olarak yürümekten başka RAB senden ne ister?” Mik. 6:8 HIRİSTİYAN AHLAKININ GENEL ÖZELLİKLERİ 1. KUTSAL KİTAP ÇOK ÖNEMLİ ÖNERMELERDE BULUNUR a) Kutsal Kitap Allah’ın var olduğunu farz eder Felsefi kaynaklarda olduğu gibi Kutsal Kitap’ta Allah’ın varlığı üzerinde bir tartışma söz konusu değildir. Çünkü Kutsal Kitab’a göre Allah tartışmasız olarak vardır. O birdir, yücedir. Her şeye kadirdir: Eski Antlaşma şu sözlerle başlamaktadır: “Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı.” Tek. 1:1 Mezmurlara baktığımızda iman etmeyen kişi için “aptal” ifadesi kullanılmaktadır: “Akılsız yüreğinde Allah yoktur, dedi.” Mez. 14:1; 53:1 Bu örneklerde görüldüğü gibi, Kutsal Yazılar Allah’ın varlığını tartışmasız olarak kabul ederek bize Allah’ı açıklamaktadır. O bize kendisini açıklamıştır ve bizim O’nun isteminde bir yaşam yaşamamızı istemektedir. b) Kutsal Kitap bütün insanların ahlaki bir karakter ile yaratıldıklarını öğretiyor Kutsal Kitab’ın başında yaratılan ilk insanlara itaat edilecek tek bir emir verilmişti, buna karşın insanoğlu bu emre itaat etmemeyi seçti. [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ] Bu zamandan itibaren insanoğlu “günaha düşmüş” ahlakı ile doğmaya başlamış oldu. Bu Allah’ın emirlerine itaatsizlik olarak kendini göstermektedir. İnsanoğlu günaha eğilimli olmuştur. Allah’ın emirlerini yerine getireceğine kendi yollarını aramayı tercih etmiştir. Bunun kanıtını dünyamızın her tarafında görmek mümkündür. Elçi Pavlus günahkar insanoğlunun bu düşük ahlak standardını şu şekilde tanımlamaktadır: 18 “Kötü tutumlarıyla gerçeğe set çeken insanların tüm Allah saymazlığına ve kötülüğüne karşı Allah’ın öfkesi gökten açıklanır. 19 Çünkü Allah’a ilişkin ne varsa onlara belirgindir. Çünkü Allah onlara açıklamıştır. 20 O’nun göze görünmeyen nitelikleri başlangıcı, sonu olmayan gücü ve Allah’lığı dünyanın yaratılmasından bu yana yapılan işlerden anlaşılmakta ve açık açık görülmektedir. Onun için, hiç özürleri yoktur. 21 Çünkü Allah’ı bilmelerine karşın, O’nu Allah olarak yüceltmediler, ne de teşekkür sundular. Tam tersine, tasarılarında boş savlara kapıldılar ve anlayıştan yoksun akılları kapkaranlık oldu. 22 Bilgelik taslarken akılsızlığa sürüklendiler. 23 Ölümsüz Allah’ın yüceliğini ölümlü insanla, kuşlarla, dört ayaklı yaratıklarla ve sürüngenlere benzer şeylerle değiştirdiler. 24 Bu nedenle, Allah onları yüreklerini tutkusunda iğrençliğe teslim etti; bu işlerle kendi aralarında bedenleri aşağılansın diye. 25 Onlar Allah’ın gerçeğini yalanla değiştirdiler; Yaradan’dan çok yaratığa tapındılar, ona hizmet sundular. Allah çağlar boyunca kutlansın. Amin 26 Bunun için Allah onları utanç verici isteklere teslim etti. Kadınları, doğal ilişkiyi doğala ters düşen ilişkiye dönüştürdüler. 27 Bunun gibi, erkekleri de kadınla doğal ilişkiyi bırakıp tutkuyla birbirleri için yanıp tutuştular. Erkekler erkeklerle utanmazlık ettiler ve sapıklıklarına yaraşan karşılığı kendi varlıklarında buldular. 28 Allah’ı bilme aşamasına gelmeyi onaylamadıklarından, Allah onları uygunsuz işler yapmaları için onaylanmayan düşünceye teslim etti. 29 Onların varlığında her tür bozukluk, aşağılık, açgözlülük, kötülük doldu taştı. Çekememezlik, adam öldürücülük, kavgacılık, düzenbazlık, bayağılık onları tepeden tırnağa dek sardı. Dedikoducular, 30 başkalarını çekiştirenler, Allah’ı çekemeyenler, onu bunu aşağı görenler, büyüklenenler, övünenler, uygunsuz işler düzenleyenler, ana baba sözü dinlemeyenler, 31 düşük düşünceliler, sözünde durmayanlar, sevgi nedir bilmeyenler, sevecenlikten yoksun kişiler. 32 Bu işleri yapanlara ölüm yaraşır diyen Allah kuralını bilmelerine karşın, bunları yalnız yapmakla yetinmezler, üstelik yapanları da onaylarlar” Rom. 1:1832 Din dışı ahlak anlayışının tersine, [Linkleri Sadece Üyelerimiz Görebilir... ]Kutsal Kitap ahlak öğretişi insanın daha doğumunda bazı ahlaki temellere sahip olduğu görüşündedir. Yaradılışın güzelliği, mükemmelliği ve düzeni karşısında bütün insanlar Allah’ın varlığını kolaylıkla algılayabilmektedirler. Hem kendilerinin hem de yaşadıkları dünyanın O’nun tarafından yaratıldığını kabul edebilirler. Buna karşın, Allah’ın ahlak düzeyini kabul etme konusunda pek de gönüllü değillerdir. Allah’ı hoşnut etmek yerine kendilerini hoşnut etmeyi tercih ederler. Kutsal Kitab’ın ahlak öğretisinin temelinde, insanın günahının farkına vararak tövbe etmesi ve Allah’ın bizim için olan iyi amacına sıkı sıkıya sarılması yatmaktadır. 2. AHLAK BİLGİSİNİN TEMELİ ALLAH’IN VAHYİDİR Kutsal Kitab’a göre doğru ya da yanlış ahlak bilgisi, antik geleneklerin, akılcı felsefelerin çalışılması ile öğrenilemez. Bu bilgiler ancak Allah’ın vahyi içinde bulunmaktadır. Allah, kendi vahyinde ahlak bilgisinin ne olduğunu yarattığı insanına bildirmiştir: “Ve şimdi, ey İsrail, Allah’ın Rab’den korkmaktan, onun bütün yollarında yürümekten, onu sevmekten, ve bütün yüreğinle ve bütün canınla Allah’ın Rab’be hizmet etmekte, bugün iyiliğin için sana emretmekte olduğum Rab’bin emirlerini, ve kanunlarını tutmaktan başka, Allah’ın Rab senden ne istiyor?” Tes. 10:1213 Sül. 2:111 “Ey adam, iyi olanı sana bildirdi; ve hak olanı yapmak, ve merhameti sevmek, ve Allah’ınla alçak gönüllü olarak yürümekten başka Rab senden ne ister?” Mik. 6:8 Allah günlük hayat için doğruluk, dürüstlük, adalet için kendi sözünde bütün standartları oluşturmuştur.
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Dinazorlar ve kutsal kitap... | d.o.S.t.ı.k | Diğer Dersler | 3 | 02-07-2008 12:19 PM |
| Dinozorlar ve Kutsal Kitap 1 | tubiranes | İlginç Konular | 13 | 30-04-2007 01:13 PM |
| Kutsal Kitap'a Göre Mesih İnancı | Bedirxan | Hristiyanlık | 7 | 17-04-2007 04:37 AM |
| Hirİstİyan Ahlaki | Bedirxan | Hristiyanlık | 2 | 17-11-2006 11:25 PM |
| Hindu Kutsal Metinlerinde Hz. Muhammed | berxwedan | |||