Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Kadın, Sağlık, Çocuk, Astroloji, Güzellik > Genel Sağlık

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 28-07-2008, 01:00 AM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jan 2006
Konum: shivanistanın başkenti
Mesaj: 7,745
Üye No: 23
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 192000
Rep Puanı : 9161577
Rep Derecesi
Mirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond reputeMirza has a reputation beyond repute
Varsayılan Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor


Acaba küresel ısınmanın etkisinden dolayı kene sayısı arttı mı? Acaba kaçak veya kaçak olmayan hayvan ticareti nedeniyle keneler mi geldi? Yoksa
Ülkemiz ilk olarak 2002 yılında kene ısırığı ile bulaşan, kısaca KKKA olarak bilinen “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi” hastalığı ile tanıştı. Bu tarihten sonra özellikle Orta Anadolu ve Güney Karadeniz bölgelerinde görülen hastalık son beş yıl içinde ciddi bir artış gösterdi. 2008 yılı Haziran ayı itibariyle olgu sayısı 400’e yaklaştı, 30 ölüm var. 2008 yılında beklenen olgu sayısı 800 civarında. Bu tablo karşısında insanlarda ortaya çıkan kene kaygısının kısmen bilgisizlikten kaynaklandığı görülüyor. Kamuoyundaki bilgi yoksunluğunu gidermek için Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji bölümünden Doç. Dr. Önder Ergönül’ün görüşlerini aldık. Reyhan Oksay
Acaba küresel ısınmanın etkisinden dolayı kene sayısı arttı mı? Acaba kaçak veya kaçak olmayan hayvan ticareti nedeniyle keneler mi geldi? Yoksa göçmen kuşlar mı getirdi bir yerlerden bu keneyi? Yoksa bir bio-terorizm ajanı olarak mı ortaya çıktı? Bizler şimdi bu soruları yanıtlamaya çalışıyoruz.”
• Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, adı üzerinde kanamayla ve ateşle seyreden ve ülkemizde ilk kez 2002 yılında saptanan bir hastalık. Etkeni “Nairovirüs” ailesinden “Bunyaviridae” türünden bir virüs. Virüs keneler tarafından taşınıyor. Keneler, toprakta, hayvanlar veya bitkilerin üzerinde bulunabiliyor.
• Kene dışında taşıyıcı (vektör) var mı? Örneğin sivrisinekler de bulaştırır mı?
Kene dışında sivrisinekler, bit, pire gibi canlılar taşıyıcı olarak tespit edilmiş değil.
• Keneler uçar mı, zıplar mı, ağaçtan düşebilir ya da balkondan tırmanabilir mi?
Hayır. Kenelerin kanatları yoktur, vücutları zıplamaya veya uçmaya uygun değildir. Çok hızlı yürüyerek hareket edebilirler.
• Köpek ve kedilerde bulunan keneler KKKA açısından riskli mi?
Özellikle köpek ve kedilerin üzerinde bulunan keneler ülkemizde KKKA virüsünü taşıyan türü değildir. Ayrıca, bu hayvanların üzerine tutunmuş olan keneler hiçbir zaman tutunduğu konağı bırakıp insanların üzerine gelmezler. Ancak yine de bu hayvanların üzerindeki keneler çıplak elle toplanmamalıdır, eldiven giyilmelidir.
• Son zamanlarda sıkça basına yansıyor. İstanbul’da kene sokan vatandaşlarımız doktorlara koşuyorlar. Her kene virüsü taşıyabilir mi?
Taşıyıcı olan kene türü “hyalomma” türleri. Ama ülkemizde başka kene türleri de var. Örneğin Batı Anadolu’da ve İstanbul’da hakim olan “Ixodes” keneleri virüsü çoğunlukla taşımıyor. O nedenle, pek çok kene sokması olmasına rağmen, hastalığı Orta Anadolu ve Güney Karadeniz’de görüyoruz ama Batı Anadolu’da sık değil. Bugüne kadar İstanbul’da yerli olgu saptanmadı. Ancak 2008 yılında Çanakkale ve Antalya illerinde yerli olgular saptandı.
• Virüs keneler tarafından insanlara bulaştırıldıktan sonra neler oluyor?
Kene her zaman fark edilmeyebiliyor. Kene sokması ağrı, kızarıklık, şişliğe neden olmuyor. Hasta olan kişilerin sadece yüzde 60’ı kene sokmasının farkına varıyor, yüzde 40’ı farkında bile olmuyor. Çünkü, özellikle kenelerin yeniyetme olanları (nemf) küçücük bir ben gibi yer alabiliyor insanlar üzerinde. Bu yüzden, kene teması şüphesi varsa, her gün vücudun izlenmesi dışında seçenek yok.
• Hastalık ne gibi belirtilerle başlıyor?
Virüs, kene aracılığı ile vücuda zerkediliyor. Bunu takiben bazı insanlarda 1-7 gün süren kuluçka döneminin ardından yaygın kas ağrıları, şart olmamakla birlikte ateş, bitkinlik ve kırgınlık görülüyor. Hastalığın ilk aşamasında grip benzeri bir tablo oluşuyor. Hastaların , bu bulguları saptadıklarında erken dönemde doktora gitmelerini öneririm. Erken dönemde antiviral tek ilaç olan “ribavirin” başlanabilirse etkili oluyor. Bu bulgulardan birkaç gün sonra hastaların bir kısmında kanamalar başlayabiliyor. Çok çeşitli organlardan kanamalar olabiliyor. En sık görülenler dişeti, burun, mide-bağırsak sistemi kanamaları, daha az sıklıkla olmak üzere vajinal kanamalar ve iç kanamalar. Kanamalar başladıktan sonra, hastalık bazı kişilerde öldürücü seyredebiliyor.
• Her KKKA hastası ölür mü?
Kesinlikle hayır.
• Ölüm oranı nedir?
Bu hastalığın dünyadaki fatalite (ölüm) oranı yüzde 30 civarında, Türkiye’de ise yüzde 7 civarında.
• Ölüm oranı neden Türkiye’de daha düşük?
Türkiye’deki destek tedavi hizmetleri karşılaştırma şansımız olan 30 ülkeye göre daha iyi. KKKA görülen karşılaştırdığımız ülkeler Afrika, Asya ve Orta Doğu ülkeleri. Afrika’da Kongo, Senegal, Güney Afrika Cumhuriyeti, Asya’da Pakistan, İran, Irak, Türkmenistan, Avrupa’da ise Balkan ülkeleri. Ayrıca ölüm oranlarındaki farklılık, virüs alt türlerinin (suş) farklılığına bağlı da olabilir.
• Ülkemizde saptanan virüs alt türleri farklı mı?
Bugüne kadar saptanan toplam 8 farklı virüs alt türü var. Ülkemizde saptanan suşlar İran ve Irak’ta saptanan türlerden farklılık gösteriyor, Balkan türleriyle ise aynı.
• Hastalığın tarihçesi hakkında da biraz bilgi verebilir misiniz?
Hastalığın 12. yüzyılda İsmail el Cürcani tarafından tarif edildiği iddia ediliyor. Tabii ki o zaman etken olarak virüs henüz söz konusu değil. Ama kuşların etken olduğundan söz etmiş. Gerçekten de keneler kuşlarla taşınabiliyor. Hatta ülkeden ülkeye yayılırken bunun etken olduğu söylenebiliyor. Yakın tarihte ilk kez 1945 yılında ismi “Kırım Kanamalı Ateşi” olarak tanımlandı. “Kongo”da 1956 yılında Amerika’lı bilim adamları tarafından saptandı.
• İlk olarak Kırım’da mı görülmüş?
Evet. Nazilerin 1940’ta Kırım’ı işgal ettiler. Kırım halkı, avlanma yasağı koydular. Tavşan avlanırmış o bölgede. Ancak halk avlanmayınca, bölgede doğal hayata bir dönüş söz konusu oldu. Ve 1945’te Kızıl Ordu Nazileri kovaladığında ekinlerin biçilmesi gerekiyordu. Hasat yapılması gerekiyor ve Kızıl ordu askerleri hasat toplanmasında yardımcı oluyorlar, ilk defa 200 Sovyet askeri hastalanıyor. Bunlardan da 20 tanesi ölüyor. Tabii ki bu olay çok dikkat çekiyor. Bununla ilgili olarak ekolojistlerin görüşü şu: “Doğal hayata dönüldü, ortam rahat bırakıldı, kenelerin sayısı arttı ve ilk defa böyle bir hastalık ortaya çıktı.” Tıbbın da gelişmiş olması nedeniyle Stalin tarafından bölgeye 30 farklı alandan uzmanlar gönderiliyor. Bu uzmanlar incelemeler yapıyorlar, hakikaten değerli çalışmalar yapıyorlar. 1945’te bunun bir virüse bağlı olabileceğini belirliyorlar ve Kırım Kanamalı Ateşi olarak bu sendromu tanımlıyorlar.Yıllar sonra 1967 yılında bu kez eski adıyla Zaire, şimdiki adıyla Kongo’da Amerikalılar aynı hastalığı tarif ediyorlar ve virüsü izole ediyorlar. Bunun üzerine 1970 yılında hem Sovyet hem Amerikalı araştırmacılar ABD’de Yale Üniversitesi’nde bir araya geliyorlar ve virüsün adına “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi” adını veriyorlar. Bu arada birçok başka ülkede görüldüğü de ortaya çıkıyor. Şu an dünyanın 30 ülkesinde görülüyor. Çin’de, Afrika’da tabii özellikle; Kongo, Moritanya, Burkina Faso, Tanzanya, Senegal gibi ülkeler, Orta Doğu’da; Irak, Pakistan, İran, Birleşik Arap Emirliği, Oman Sultanlığı, Senegal, Suudi Arabistan ve Balkanlar’da; özellikle Arnavutluk, Yugoslavya ve Bulgaristan’da görülüyor. Haritaya bakılırsa, bizim komşularımızın tamamında görülüyor. Yani etrafımız Kırım-Kongo ile sarılı diyebiliriz.
• Neden 2002 yılında Türkiye’de görülüyor, yani komşularımızdan bu kadar yıl sonra?
Bizler bu sorunun yanıtını bulmaya çalışıyoruz. Acaba küresel ısınmanın etkisinden dolayı kene sayısı arttı mı? Acaba kaçak veya kaçak olmayan hayvan ticareti nedeniyle keneler mi geldi? Yoksa göçmen kuşlar mı getirdi bir yerlerden bu keneyi? Yoksa bir bio-terorizm ajanı olarak mı ortaya çıktı? Bir komplo teorisi olarak bu da ileri sürülebiliyor. Bizim ülkemizde yapılan güzel bir çalışmada, ülkemizde görülen suş ile komşu ülkelerdeki suşlar karşılaştırıldı. Biz ilk başta, İran ve Irak’tan gelen kaçak hayvanlar aracılığıyla olabileceği düşünüyorduk. Yani bir hayvanın üzerinde kene gelir, sonra o bizim hayvanlara sıçrar, orada çoğalır ve insanlara geçebilir diye düşünüyorduk. Oysa böyle bir şeyin olmadığı, bizim suşumuzun İran ve Irak’tan tamamen farklı olan Balkan ve Rus suşlarıyla aynı olduğu gösterildi.
• Balkanlardan nasıl gelmiş olabilir?
Göçmen kuşlar olabilir ama bunu bilimsel olarak tasarlamak, ispatlamak gerçekten çok zor. Gerçi, kuş gribi olgularından sonra, kuşların hastalık taşıyabileceği düşüncesi kabul edilebilir olmaya başladı ya da hatırlandı.
• Başka bir nedeni olabilir mi?
Seyahatlerle insanların taşımış olması zor bir olasılık. Dünyada 8 farklı suş var. Bunlar içerisinden Türkiye suşu Balkan suşlarıyla yakınlık gösteriyor. Bunu söyleyebiliyoruz. Bu arada hayvanlar hasta olmuyor, bu önemli. Birçok hayvanda virüs saptanabilir; deve, deve kuşu, küçük-büyükbaş hayvanlar, tavşanlar, kuşlar. Ülkemizde deve kuşu olmadığını varsayarsak, tavşanlar ve kuşlar kritik burada. Hayvanlar ölmüyor. Veterinerlik açısından böyle bir sorun söz konusu değil. Köylü bu yüzden hayvanını kaybetmiyor ama hayvan rezervuar görevi görüyor. Keneler, hayvanlara virüsü enjekte ediyorlar, hayvanların kanında virüs dolaştıktan sonra başka keneler de bunu alıyorlar. Derken bir kene bin kene olarak, çoğalarak bunu başka yerlere taşıyorlar. Hayvanlardan keneleri temizlemeye çalışan insanlar, özellikle bu işlem sırasında infeksiyon kapıyorlar. Hayvan teması dışında, bitkiler ile temas ile, hatta kenelerin toprakta bulunması nedeniyle insanlar kenelerden etkilenebilirler.
• Kuş gribi sonrasında kanatlı hayvanların itlaf edilmesinden sonra kene sayısının arttığı ileri sürülüyor. Bu konuda ne dersiniz?
Evet böyle bir söylenti var ama inandırıcılığı çok güçlü değil. Enfeksiyonun yayılması daha çok sıcaklığın artmasına ve buna bağlı olarak kene sayısının artmasına bağlı.
• Şimdi isterseniz Türkiye’deki duruma gelelim. Türkiye’de nerede ve nasıl görüldü?
Türkiye’de ilk kez 2002 yılında Tokat’ta görüldü. Ama ilk tanı 2003’te konuldu. Tokat, Sıvas, Yozgat illeri vakaların yüzde 85’inin toplandığı illerdi. Daha sonra, Çankırı, Gümüşhane, Trabzon yöresi ve Kastamonu eklendi.
• Olgular giderek artırıyor mu?
Son beş yıl içinde hasta bildirimlerinde ciddi bir artış gözlendi, 2002 ve 2006 yıllları arasında 1103 olgu bildirildi ve bu olguların 59’u (%5) kaybedildi. 2007 yılında 717 kişi hasta oldu ve 33 kişi öldü. 2008 yılı Haziran ayı itibariyle ise olgu sayısı 400’e yaklaştı, 30 ölüm var. 2008 yılında beklenen olgu sayısı 800 civarında. Hastaların artışında henüz çan eğrisinin çıkan ayağındayız. Çan eğrisinin bir de inişi olmalı ama bu inişe henüz geçemedik.
• 2002’de ilk kez görüldü, 2003’te ilk kez tanı konuyor. Peki 2002’deki vaka nasıl belirlendi?
2002’de tanı konmadı. 2003’te kondu ilk tanı Türkiye’de. Yani, ciddi bir gecikme var tabii ki.
• O zaman 2002’deki vakanın bu olduğunu biz 2003’te tanıyı koyduktan sonra, geriye dönerek anladık öyle mi? O zaman bunun daha da geriye dönük olması ya da kaydedilmemiş vaka olması ihtimali var mı?
Bu konuyu uluslararası platformda hep tartışıyoruz. Acaba daha önce de vakalar vardı da atlandı mı diye. Özellikle yabancı meslektaşlarımız bu soruyu bizlere yöneltiyorlar. Ama bu hastalık öldürücü bir hastalık olduğu için atlamak çok kolay değil. Mesela 1999’da olsaydı muhtemelen dikkatimizi çekerdi. 2001’de şüpheli bir takım olgulardan söz ediliyor ama 2002’de kesin vaka var. İranlılar bize diyorlar ki, oluyordu ama siz atlıyordunuz muhtemelen. Biz de, bu şekilde kanamayla birlikte gelen dikkat çekici ölümler olsaydı, bu bir şekilde dikkat çekerdi, atlanmazdı diyoruz.
• Hastalık mevsimsel mi seyrediyor?
Evet. Nisan ayında başlıyor ve Ekim ayına kadar sürüyor.
• Bunun nedeni nedir?
Keneler. Kenelerin yaz mevsiminde daha yoğun olması. İnsanların açıkta çalışmaları. Soğukta keneler donuyorlar. Ve donunca inaktif oluyorlar. Kış aylarında söz konusu değil. Kenelerin aktif olması için artı 5 derece sıcaklığa ihtiyaç var. İşte küresel ısınmanın etkisi var mı diye düşünmemizin nedeni bu. Örneğin Nisan ayı çok kritik. Nisan’da başlıyor bu vakalar. Nisan ayında sıcaklıklar son zamanlarda artıyor da o nedenle kene popülasyonu daha mı erken hareket ediyor gibi bir soruyla yaklaşıyoruz.
• Peki kene popülasyonunun artışını etkileyen sıcaktan başka faktör var mı? Örneğin; pislik, vs?
Sıcaktan başka; doğrudan pislikle bağlantısı kurulamayabilir ama bir ekolojik denge ürünü. Kendi haline kalan ekolojik ortamlarda kene nüfusunda bir artış görüyoruz. Böyle bir etkisi oluyor.
• O zaman şöyle düşünemiyoruz: Tarım ve hayvancılığın yoğun olduğu yerlerde ya da kırsal bölgelerde görülüyor diye bir genelleme yapamıyoruz öyle mi?
Evet. Burada bir de şu var. Bu kene türünün olduğu yerlerin belirli özelliği var. Daha sulak ve daha nemli yerler. Avrupa’da hakim olan Ixodes türü keneler daha da nemli ortamda bulunuyor. Bu kene türünün özellikle böyle değişik iklimsel şartlarda üremesi söz konusu. Karadeniz’in güneyi, İç Anadolu’nun kuzeyi.
• İnsanlar korunmak için neler yapabilirler?
Keneleri tamamen yok etmek mümkün değil ya da çok zor. Aslında ekolojistlerin söylediğine göre doğru da değilmiş bu; bunun da bir dengesi var çünkü. Keneler sadece hayvanlarda değil, çalılıklarda, bitkilerin üzerinde de bulunabildiği için yok etmek çok zor. Bunun için doğayı tahrip etmeniz gerekir, ve ekolojik denge bozulabilir. Bu durumda asıl mesele keneden korunmak. Özellikle endemik bölgelerde keneden korunmamız gerekiyor. Bu bölgelerde bulunanlar vücutlarını tamamen örtmeliler, keneleri temizlemeye kalkmamalılar, herhangi bir belirti gördüklerinde ise hemen doktora başvurmalılar.
- Burada hekimlerin yapması gerekenler neler?
Yapılabilirse tam kan sayımı ile basitçe ön tanı konabilir, trombosit sayısı, beyaz küre, bunlarda düşüklük varsa hemen daha büyük bir merkeze sevk edilebilir, kanamayı beklemeden. Daha büyük merkezlerde biyokimyasal testlerle de tanıya doğru gidiyoruz. Asıl tanı Hıfzısıhha’da konuyor, oraya serum gönderiyoruz. Ve tedavi açısından da gerekli kan ürünleri desteklerini sağlıyoruz. Tek antiviral ilaç ribavirin. Ribavirin özellikle hastalığın ilk evresinde etkili ama hastalığın geç evresinde pek de etkili değil.
- Aşısı var mı?
1974 yılında Bulgarlar bir aşı yaptılar ve uyguluyorlar. Ama çok etkin bir aşı değil. Sadece Bulgaristan’da uygulanıyor. Pasif bağışıklamaya dayanan bir aşı. Ancak Bulgar meslektaşlarımızdan bu konuda ayrıntılı bilgi alamadık.
- Bir sonraki senenin olgu sayısı hesaplanabilir mi?
Olgu sayılarınının nasıl seyredeceğine dair düşünülmüş tahminler ileri sürülebilir. Bu amaçla etkenin çoğalmasını ve yayılmasını matematiksel modeller oluşturulabilir. Ülkemizdeki KKKA olguları için böyle bir çalışma yapılmamıştır. Hastalığın 2002 yılından itibaren başlayan salgın eğrisini dikkate aldığımızda olguların seyri hakkında fikir ileri sürebiliriz. Bu durumda, bu yıl olgu sayısı en az 700 dolayında olacaktır.
- Hastalanan hekim oldu mu?
Hastalanan hekimler ve hemşireler oldu oldu. Bugüne kadar yaklaşık 15 sağlık çalışanı KKKA enfeksiyonuna yakalandı ve 2 kişi kaybedildi.
- Risk grupları nasıl korunacaklar?
Sağlık çalışanları enfeksiyonu hastaların kan ve vücut sıvılarından alıyorlar. Hastanın kan ve vücut sıvılarına temas ederken, evrensel bariyer önlemleri dediğimiz önlemleri almak gerekiyor mutlaka. Eldiven, maske ve uzun önlük kullanmak gerekli. Hava yoluyla bulaşması gösterilmiş değil literatürde. Bizim hemşire arkadaşlarımıza böyle bulaştı. Hastayla bu şekilde şüpheli teması olan sağlık çalışanları mutlaka dikkatle izlenmeli. Ve belli laboratuvar testleri ile takip edilmeli. İlginç olarak hastane bulaşı olan bir zoonozdan söz ediyoruz.
Not:
*Doç Dr.Önder Ergönül: Harvard Üniversitesi, Halk Sağlığı Okulu’nda Halk Sağlığı alanında yüksek lisans yapan Ergönül, çalışmalarını dünya literatürüyle birleştiren kapsamlı bir derleme yazısı Lancet Infectious Diseases (EF=10.5) dergisinde yayınlandı. KKKA Tedavisi üzerine olan bir diğer derleme yazısı ise Antiviral Research (EF=3) dergisinde yayınlandı. Dr.Ergönül, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi konusunda dünyadaki ilk ve tek kitabın editörüdür (Crimean-Congo Hemorrhagic Fever: A Global Perspective, Springer, 2007). Kırım Kongo Kanamalı Ateşi alanında halkı bilgilendirici çalışmaları nedeniyle Türk Tabipleri Birliği tarafından 2007 yılında Prof.Dr.Nusret Fişek Halk Sağlığı Bilim Ödülü verildi.
** Dr.Ergönül yanıtlarında Prof.Dr.Ayşen Gargılı, Doç.Dr.Zati Vatansever, Uz.Dr.Kenan Midilli’nin katkılarından yararlandığını belirtiyor.
KUTU:
EFSANELER (Pseudo-hipotezler), YANLIŞLAR VE DOĞRULAR
1. Efsane: “Keklikler keneleri yedikleri için etkili bir araç olarak kullanılmalı ve doğaya salınmalıdılar” Tarım Bakanlığı bu amaçla çok sayıda keklik üretildiğini açıklamıştır.
Yanıt ( Doç.Dr. Zati Vatansever): Doğada kene yumurtalarını tüketebilecek bazı predatörler (avcı böcekler) var. Hatta bir çok kuş türü konak arama durumundaki erişkin keneleri yiyebilmektedir. Ancak, bunların hiç biri kene populasyonunu kontrol edecek kadar etkili değildir ve günümüzde kenelere karşı predator veya kuş kullanılması ile ilgili hiç bir rasyonel/bilimsel eğilim yoktur. Bir de söz konusu kene, KKKA’nın taşıyıcısı Hyalomma marginatum olduğunda, durum daha da karışık hal almaktadır. Bu kenenin larva ve nimf dönemi öncelikli olarak hindi, keklik ve karga gibi yerden beslenen kanatlılara tutunmayı tercih eder. Bu nedenle, bu gibi hayvanlar keneyi tüketmenin aksine, bu kenenin sayısal artışında rol oynarlar. Daha da çarpıcı olanı ise, yaptığımız çalışmalarda keklikler üzerinden topladığımız Hyalomma marginatum’ların (doymuş nimf olarak toplanıp aç erişkin haline getirildi) Kırım-Kongo Kanamalı ateşi virüsüne de rastlamış olmamızdır. Bu da, keklik ve benzeri yerden beslenen kuşların kene sayısının artışı yanında, hastalığın yayılışına da katkıda bulunabileceği olasılığını ortaya koymaktadır. Durum böyleyken, herhangi bir ön araştırma yapmadan, Hyalomma marginatum’un bulunduğu alanlara keklik salmak, çok riskli bir girişim olabilir.
2. Efsane: “Karıncalar keneleri yedikleri için bol miktarda doğaya salınmalıdırlar”
Yanıt (Dr. Kosta Y. Mumcuoglu): Doğanin her yerinde bulunan karıncalar ozellikle kenelerin en büyük düsmanidirlar. Israil’de yaptigimiz bazı arastirmalarda bitkilerin ustunde konaklarinin oradan gecmesini bekleyen Rhipicephalus sanguineus ve R. turanicus’un karınca kolonilerinin ve yollarının bulunduğu bölgelerde cok daha nadir oldugunu gozledik. Ancak butun bu biyolojik ajanlarin kene populasyonlarinin ustunde buyuk ve kalici bir etki yaptiklari dusunulemez. Cok sayidaki konagin paraziti olabilen keneler, butun bu patojenlere ragmen degişik biyotoplarda ve buyuk sayilarda gorulmektedirler.
3. Efsane: “Keneyi çıkarmak için üzerine sıvı sabun dökün”, “bir parça pamuğu top haline getirin ve üzerine sabun dökerek tamamen sabun ile kaplanmasını sağlayın, 15-20 saniye sonra kendiliğinden çıkar”
Aşağıdaki bilgi internette dolaştı, bazı gazetelerde yer aldı, ancak doğru bir yöntem değildir.
4. Efsane: “Tavukların kuş gribi nedeniyle itlaf edilmeleri, KKKA salgınının ilerlemesine neden oldu”
Yanıt: Hayır. İtlaf edilen tavuk ve kanatlılar ev tipi yetiştiricilik şeklinde bahçelerde veya çiftliklerde bulunmaktaydı. KKKA’nın vektörü olan Hyalomma marginatum ise doğal yaşam alanlarında, ormanlık bölgeler ve komşu tarım alanlarında yayılırlar. Bu nedenle itlaf edilen kanatlıların bu kenelerin yaşamı üzerinde etkin bir rolü olamaz.
5. Efsane: “Terörist gruplar, kaçak hayvanlarla İran veya komşu ülkeler yoluyla virüsü soktular”
Doğru değil. Çünkü, Türkiye’de saptanan virüs türü, İran türlerine uzak. Balkan ve Güney Rusya türlerine yakın.
6. Efsane: “Yabancı istihbarat örgütleri biyoterör ajanı olarak havayolu veya başka bir yolla keneleri Anadolu topraklarına serptiler”
Elde hiçbir kanıt yok.
7. Efsane: “Rusya ve Balkanlardan ithal edilen tomruklarla gelen kenelerle girdi”
Doğru değil. Tomruk ithali çok önceden de vardı.
8. Efsane: “Ukrayna (Kırım Ukrayna sınırlarında), Balkanlar ve Rusya’dan gelen ve fahişeliğe zorlanan kişiler getirdi”
Kenelerin insandan insana bulaşı bildirilmedi.
9. Efsane: “Küresel ısınma sonucu hastalık yayıldı”
Küresel ısınma kolaylaştırıcı faktörlerden sadece biri olabilir. Biyolojik ortamdaki değişmeler ve virüsün göçmen kuşlarla Anadolu’ya gelmesi en geçerli açıklamadır.
10. Efsane: “Etlerle bulaşabilir”
Dünya literatüründe bu yönde hiçbir kanıt yok.
11. Efsane: “Avusturya ve Almanya’da aşısı bulunmaktadır”
Kenelere karşı aşı yoktur. Ancak, kenelerin taşımakta oldukları ajanlara karşı aşılar olabilir. Sözü edilen aşı, kene kaynaklı ensefalite karşı yapılan aşıdır. KKKA virüsüne karşı hiçbir etkisi yoktur. Bu nedenle, Avusturya ve Almanya’ya giden vatandaşlarımız bu aşıları Anadolu’daki yakınlarına önermemelidir.
Çerçeve içinde yer alacak şekilde:
Keneler hakkında Ne Biliyoruz?
Prof.Dr.Ayşen Gargılı
Dünya üzerinde 889 tür kene bulunur, bu türlerden 30 kadarı insanda hastalık yapan etkenler taşırlar. Ülkemizde ise en yaygın olarak Hyalomma, Rhipicephalus ve Ixodes türleri bulunur. Bu türler farklı coğrafyalarda farklı oranlarda bulunurlar.
Kenelerin vücut yapıları böceklerde farklıdır. Yaşam döngülerinde larva, nimf ve erişkin olmak üzere farklı büyüklüklerde olan formları vardır. Yaşamları süresince 1-3 konak kullanabilirler. KKKA’nın vektörü olan H.marginatum iki konaklı bir türdür.Aç larva olarak tutunduğu ilk konağı doymuş nimf olarak bırakır. Bu dönemde tavşan, kirpi ve yerde beslenen kuşları tercih ederler. Toprakta bir aya yakın bir sürede gömlek değiştirip, aç erişkin olur ve ikinci konağa tutunurlar. Bu dönemde ise sığır, koyun, at, yaban domuzu ve tesadüfi olarak da insanlara tutunurlar. İnsanlara tutunan erişkin keneler 2 hafta kadar süreyle kan emip doyarlar. Virüsü bu sürede bulaştırırlar. Tutundukları andan sonra saatler içinde virüsü bulaştırma olasılığı vardır. Doymuş keneler tekrar toprağa düşerek yumurtalarını bırakırlar.
28.06.2008 Cumhuriyet / Bilim Teknik

Mirza is offline  
Eski 28-07-2008, 01:02 AM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Sep 2007
Konum: ReyKjaviK
Mesaj: 3,533
Üye No: 141780
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 48876
Rep Puanı : 4887106
Rep Derecesi
old_boy has a reputation beyond reputeold_boy has a reputation beyond reputeold_boy has a reputation beyond reputeold_boy has a reputation beyond reputeold_boy has a reputation beyond reputeold_boy has a reputation beyond reputeold_boy has a reputation beyond reputeold_boy has a reputation beyond reputeold_boy has a reputation beyond reputeold_boy has a reputation beyond reputeold_boy has a reputation beyond repute
Varsayılan


çok yaralı bilgiler var biraz okudum zamanım olunca hepsini okuyacam bu tür hastalıklara karşı tedbirimizi alıp bilgi sahibi olmalıyız

__________________
old_boy is offline  
Eski 12-08-2008, 10:04 AM   #3 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Dec 2006
Konum: F tipi
Yaş: 18
Mesaj: 3,830
Üye No: 41175
Cinsiyeti : Bayan
İtibar Gücü: 83002
Rep Puanı : 8299767
Rep Derecesi
mayisss has a reputation beyond reputemayisss has a reputation beyond reputemayisss has a reputation beyond reputemayisss has a reputation beyond reputemayisss has a reputation beyond reputemayisss has a reputation beyond reputemayisss has a reputation beyond reputemayisss has a reputation beyond reputemayisss has a reputation beyond reputemayisss has a reputation beyond reputemayisss has a reputation beyond repute
Varsayılan


ya nerden çıktı bu keneler

çocukken az oynamazdık kaplumbağaların üzerinden koplarıp

ne olduda bunlar böyle virüslü oldu hala aklım almıyor

__________________
mayisss is offline  
Eski 16-09-2008, 05:26 PM   #4 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jul 2008
Mesaj: 13
Üye No: 361698
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı : 10
Rep Derecesi
ahmet81 is on a distinguished road
Varsayılan


kene yüzünden hareket edemiyoruz

ahmet81 is offline  
Eski 17-09-2008, 03:55 AM   #5 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Konum: muğla kötekli kampüsü
Yaş: 24
Mesaj: 12,713
Üye No: 17036
Cinsiyeti : Bayan
İtibar Gücü: 81516
Rep Puanı : 8150129
Rep Derecesi
DERİNSU has a reputation beyond reputeDERİNSU has a reputation beyond reputeDERİNSU has a reputation beyond reputeDERİNSU has a reputation beyond reputeDERİNSU has a reputation beyond reputeDERİNSU has a reputation beyond reputeDERİNSU has a reputation beyond reputeDERİNSU has a reputation beyond reputeDERİNSU has a reputation beyond reputeDERİNSU has a reputation beyond reputeDERİNSU has a reputation beyond repute
Varsayılan


bir tanesi gelsede beni ısırsa kurtulam bu dünyadan

__________________
DERİNSU is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Kaspersky Ve DİĞer VİrÜs Programlarinin Zararlari Ali26 Anti Virüs ve Güvenlik 5 05-05-2008 05:04 AM
Bilgisayar Virüsleri Hakkında Kısa Bilgiler marx47 Bilim ve Teknoloji 0 16-08-2007 02:43 PM
Bilgisayar Virüsleri Hakkında Kısa Bilgiler marx47 Bilim ve Teknoloji 0 16-08-2007 02:42 PM
En yeteneksizden en yalancısına virüsler azadmugurtay Anti Virüs ve Güvenlik 0 05-07-2007 08:32 PM
17 Soruda ViRüS KAVRAMI PCkopat Bilgisayar Yazılım ve İşletim Sistemleri 24 17-06-2007 09:18 AM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 07:19 AM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.