|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Saddam’ı Bir Kitap Gibi Okumalıyız 20. Yüzyıl diktatörlükler çağıydı ve Saddam da Ortadoğu’daki Ortaçağ diktatörlerinden biriydi. Saddam Ortadoğu’nun şiddete ve güce dayalı egemenlik geleneğinin ürünü bir ağa, bir paşaydı. Peki, Saddam’ın hayatını bu serüvenden geçirip, kendisi açısından trajik bir sonla noktalayan etkenler nelerdi? Bunu anlamak için onun ibretlik hayatına kısaca bakalım: Sünni Arap köylüsü bir ailenin oğlu olarak başkent Bağdat'ın kuzeyindeki Avca'da 1937 yılında doğdu. Gençlik çağı, Ortadoğu siyasal ibresinin değişkenliğine paralel olarak çok maceralı geçti 'Arap Diriliş Partisi' Baas'a katıldı, çeşitli eylemlerde yer aldı, yurt dışına kaçtı, döndüğünde hapse alındı, firar etti. 1968’de içinde yer aldığı Baas Partisi darbe yaptı. Saddam Parti içerisinde gittikçe yükseldi, 1969 yılında Devrim Komuta Konseyi Başkan Yardımcısı oldu. 1979 yılına gelindiğinde Saddam gücünü doruğa ulaştırmıştı. Sağlık nedenleriyle resmen istifa eden Bekir'in yerine geçti, devlet başkanlığı, başbakanlık, Baas genel sekreterliği, Devrim Komuta Konseyi başkanlığı ve ordu komutanlığı görevlerini birleştirdi. İktidardaki Baas partisi içinde tasfiyeye gitti ve kendi parti arkadaşlarından 23 yetkiliyi idam etti. Saddam Hüseyin, bundan sonra da muhaliflerini ortadan kaldırmayı sürdürdü. Damatlarına, gelinlerine ve en yakınlarına karşı son derece acımasız olan Saddam döneminde Irak’ta Ebu Gureyb Cezaevi, şimdikiyle kıyaslanamayacak denli işkencelerle doluydu. Türkiye’de 90’lı yıllarda İslamcı Fark Yayınları’nca yayımlanan Ebu Cemil müstear adlı Iraklı Müslüman muhalifin İşkence adlı kitabına göre orda insanlar Saddam gardiyanlarınca resmen doğranıyordu. Kimilerinin elleri ayakları diğer mahkûmların gözü önünde tahtalara çivileniyor testere ile kesiliyordu. İlgili kitapta bu işkencelerin çizimleri mevcuttur. Doğrudan ya da dolaylı olarak Saddam yanlısı olmanın insanlığa bir getirisi yoktur. Bir zalime düşman olmak, çok daha zalim olan bir canavara acımayı gerektirmez. 1980 yılına gelindiğinde Saddam’ın kendisinin ilan ettiği İran-Irak Savaşı başladı. Savaş 8 yıl sürdü ve Müslüman halklarca hiç ders alınmadığı görülen bu trajik savaşta binlerce Iraklı ve İranlı Ortadoğu insanı, Müslüman halklar kendi istemleri dışında savaştılar, öldüler. Irak ordusunda ve İran ordusunda sayısız Kürt de vardı ve Kürt gençleri kendi halklarını sömüren devletleri uğruna ölüme mahkûm birer gladyatör gibi savaştılar… İran ve Irak’taki Kürt kentleri, her iki devletin kuzeyinin sınırında bulunduğu için Kürt halkı bu savaştan dolayı çok acı çekti. Bu savaşı Sünni ve Arap faşizanlığını alevlendirip, dinamik bir güç haline dönüştüren, bu gücü arkasına alan Saddam başlatmıştı. Yazıklar olsun ki bugün Arap ve Sünni Müslüman dünyası halen Saddam sempatizanıdır. Koskocaman 8 yıl süren bu savaşta binlerce insan öldü, savaş bittiği 1988 yılında Saddam Kürt kenti Halepçe'nin kimyasal silahla bombalanması talimatı verdi, 5 bin kişi bir saldırıda öldü. 1990 yılında Kuveyt'i işgal etti, bu hareketi BM'nin müdahalesini beraberinde getirdi. Birlikleri 1991'de Kuveyt'ten çıkarıldı. Bundan sonra Irak'a 13 yıl boyunca BM ambargosu uygulandı. Sayısız Iraklı bebek gıda ve ilaç yetersizliğinden ölürken, kendi yandaşları ve özellikle Tikritî aşireti son derece müreffeh bir hayat sürüyorlardı. İki oğlu Uday ve Kusay’ın Irak’ta halka yaptıklarını, nice genç kızı dağa kaldırdıklarını vs. vs. vs. bilmeyen yok. Saddam son derece yalancı ve sahtekâr bir politikacıydı. 15 Ekim 1995 seçimlerinde Düzenlenen halk referandumuyla Saddam Hüseyin, oyların yüzde 99,96'sını alarak 7 yıllığına başkan seçildi. Çoğunluğu Şii olan bir devlette muhaliflerin oranı % 1 oranına bile ulaşmıyor muydu yani? Bu kadarı Türkiye’de tek parti döneminde bile görülmemişti. Yine son seçim olan 15 Ekim 2002 tarihinde Saddam Hüseyin, yüzde 100 katılımlı olduğu açıklanan seçimde, Sünni, Şii, Arap, Kürt, Türkmen vs. oylarının % 100'ünü alarak yeniden başkan seçildi. Mart 2003’te Irak'a savaş başladı, Amerikan-İngiliz birlikleri Irak'a girdi. Nisan 2003’te Bağdat ve Saddam Hüseyin rejimi düştü. Aynı yılın Aralık ayında Saddam Hüseyin Amerikan askerlerince kendi aşiretinin kalesi Tikrit’te bir başına yakalandı. Nihayet Saddam Hüseyin, 05 Kasım 2006 tarihli duruşmasında, 1982’de Duceyl kasabasında 148 Şii'nin öldürülmesiyle ilgili olarak insanlığa karşı suç işlemekten suçlu bulunup, ölüm cezasına çarptırıldı, 26 Aralık günü bu karar yüksek mahkemece de onaylandı ve cezası bu karardan dört gün sonra infaz edildi. “Bugün işgal altındaki Irak’ta yaşananlar Saddam dönemine rahmet okutacak niteliktedir” diyenler Irak olgusuna dışardan yaklaşanlardır, gerçekçi değil, ideolojik düşünenlerdir. Bütün olumsuzluklarına rağmen duruma Irak halkı açısından baktığımızda şu anki durumun daha iyi bir gelecek vaat ettiğini söyleyebiliriz. Irak’ın ezici çoğunluğunu oluşturan halklar kendi özerk yapılarına kavuşma yolundalar. Zaten birleşik bir Irak’tan söz etmek, bir başka deyişle Irak’ın bütünlüğünden söz etmek, gelinen noktada iyice anlamsızlaşmıştır. Saddam Hüseyin'in idam edilmesinin ardından Şiiler kutlama yaptı, özellikle başkent Bağdat'ta geniş güvenlik önlemleri alındı. Kürt kesiminde yoğun bir kutlama gösterisine rastlanmaması, Kürt özerk yapısının kör intikam duygularıyla değil, uzun vadeyi göz önünde tutan son derece barışçıl ve temkinli bir politika izlediğini gösterir. Nitekim Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin, infaz hükmünü imzalamayacağını daha önce açıklaması üzerine, Nuri el-Maliki başbakan sıfatıyla söz konusu hükmü imzaladı. ABD'de Arap ve Ortadoğu asıllıların yoğun olarak yaşadığı Michigan eyaletindeki Dearborn kentinde toplanan yaklaşık 150 kadar Irak kökenli kişi ise Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in idam edildiği haberini sevinç gösterileriyle karşıladı. Saddam Hüseyin'in ölümüne Irak halkının çoğunluğu sevinirken, İslam dünyasının çoğu, özellikle de diktatörlükler üzüldü. Saddam’ın cezasının infaz edilmesinden sonra Libya'da 3 günlük yas ilan edildi. Libya'nın resmi ajansı Jana'daki haberde, Kurban bayramı dolayısıyla öngörülen bütün etkinliklerin iptal edildiği ve kamu binalarındaki bayrakların yarıya indirileceği belirtildi. Libya diktatörü Kaddafi, Tunus diktatörü Zeynelabidin b. Ali bu karara üzülmeyip ne yapacaklar? Saddam da, Kaddafi de ilkel ve tanrısal baskıcı rejimleriyle ABD’den çok daha zalimdirler. İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hamid Rıza Asefi, İran'ın cezanın infazından memnun olduğunu açıkladı. Asefi, Saddam Hüseyin'in asılmasını, "Iraklılar için bir zafer" olarak niteledi. Bu yüzden İslam dünyasındaki bazı Sünni yazarlarca İran, ABD ve İsrail ile bu hususta hemfikir olmakla suçlandı. Saddam’ın birden bire idam edilmesi başta Irak Kürtleri olmak üzere birçok çevreyi rahatsız etti. Çünkü Saddam artık Enfal operasyonlarındaki sorumluluğundan dolayı asla yargılanamayacaktı. Kürt cephesinde aralarında Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’nin de olduğu Kürt toplumunun çok sayıda üyesi, son derece haklı olarak, Saddam’ın Enfal davası sonuçlanmadan infaz edilmemesi gerektiğini düşünüyordu. Ayrıca bu paralelde yine İran Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinecad, Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in idam edilmesinin, sırların ve işlenen suçların ortaya çıkmasını engellediğini söyledi. Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in idam edilmesinin ardından Filistinli İslamcı gruplar ve Mısırlı Müslüman Kardeşler çok üzüldüklerini belirttiler. Batı Şeria'daki Beytüllahim kentinin güneyinde 200 kadar Filistinli idamı protesto etti. Görgü tanıkları, göstericilerin Saddam Hüseyin'in dev bir posteriyle Irak ve Filistin bayrakları taşıdıklarını ve ''Kanımızla öcünü alacağız Saddam'' sloganları attığını belirtti. Göstericiler, ''Saddam Hüseyin'e yapılan yasal değil. Saddam en iyi Arap lideriydi, Filistinlileri destekliyordu ve çok yardım ediyordu'' dediler. Saddam bir kitap gibi okunmalıdır. Ortadoğu için, insanoğlu için iyilikler istemeliyiz. İşte Saddam efsanesi bitti. Ardında yüz binlerce bedduayla öldü gitti. Keşke Saddam iyi biri olsaydı. İran’a saldırmamış olsaydı. Şii halkını kendi diktatörlüğü altında ezmeseydi. Birçok Şii din âlimini asmasaydı. Kürt halkının kendi doğal haklarını savunmasını terör olarak algılayıp onları vahşice katletmeseydi. Şu an çok iyi yerlerde olan, gerçekten barışsever liderler Barzani ve Talabani’yi terörist olarak göstermeseydi. Kürt halkına kulak verseydi, Ortadoğu’nun dört büyük devletine bölüştürülmüş bu en mağdur halkın taleplerini dikkate alsaydı. Şiilerin kendi medreselerini açmalarını, kendi törenlerini kutlamalarını serbest bıraksaydı. Hatta bunu son derece insanî bir talep olarak karşılayıp destekleseydi. Oysa onun döneminde Kerbela’da Hz. Hüseyin’in şehadetini anma törenleri bile yasaktı. Halkı tarafından nefretle anılarak öldü. Mahkemesi sürecinde Saddam Hüseyin hücrede iken, onun sağlıklı olarak hayatta kalmasından sorumlu Amerikalı askeri hastabakıcı Robert Ellis Saddam için "Yemeklerden artırdığı ekmek kırıntılarıyla kuşları besler, yetiştirdiği bitkileri sulardı. Küçükken çiftçilik yaptığını söylerdi ve bunu hiç unutmadı." dedi. Keşke yönetimi altındaki halklara karşı da böyle insan olabilseydi!.. alıntıdır Bu mesaj en son " 13-02-2007 " tarihinde saat 02:56 PM itibariyle kako tarafından düzenlenmiştir.... |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| duygusal günlük | manapat_06 | Aşk ve Sevgi | 101 | 21-09-2008 12:04 AM |
| Kitap Nasıl Okunur? | rojekanu | Kitap Tanıtım Ve Eleştiri | 5 | 13-02-2008 03:52 PM |
| Nazim Hİkmet'İn Kaleminden: Şeyh Bedrettİn Destani.. | PromeT | Şiirler | 8 | 16-01-2007 11:03 PM |
| MURATHAN MUNGAN yalnız opera... | rebelis | Şiirler | 2 | 20-12-2006 06:53 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.