Bydigi Forum
Geri Git   Bydigi Forum > Kültür, Sanat, Edebiyat > Kültür Sanat Bölümü > Genel Kültür

Kayıt Ol SSS



 

 

LinkBack Konu Araçları
Eski 25-09-2006, 07:10 AM   #1 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: rêwî
Mesaj: 9,972
Üye No: 3220
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 25872
Rep Puanı : 2586029
Rep Derecesi
berxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond repute
Lightbulb Cemreye Hüzün Düşmesin


Hasret Birsel kimdir?


Sokakta yürürken gördüğünüz kadınlar vardır. Onlardan biri. Bir anne, bir eş. Kendi uzaklarına yürümeye çalışan, kendisini bulmaya çalışan bir kadın. İçimizden birisi.

Fransa'da yaşayan Hasret Birsel'in ikinci romanı 'Cemreye Hüzün Düştü', geçtiğimiz günlerde Mephisto Yayınları'ndan çıktı. Yazmayı kadının kendi ve toplumla hesaplaşması olarak gören Birsel'e göre toplumdaki dengeyi de kadın sağlıyor. Yarattığı kadın karakterleriyle gelenekleri ve erkeği sorgularken özgürlük arayışının hiç de kolay olmadığı mesajını veriyor. Kadın katliamlarının yılın 365 gününe dağıldığı bir ülkede, içimizdeki katilleri sıradan yaşamlarında, normal hallerinde betimlemiş Hasret Birsel. Üstelik ne kadını kayırmış, ne de tüm kötülükleri erkeklere yüklemiş. Ama tavrını da kadından yana koymuş. Hasret Birsel'le Cemreye Hüzün Düştü üzerinden kadın ve edebiyatı konuştuk.

Roman yazma serüveniniz nasıl başladı?

Sanırım sekiz yaşımdan itibaren Kemalettin Tuğcularla başladı diyebilirim. Sonra zaman zaman şiir ve öykü yazdım ama sadece kendimin okuduğu yazılardı bunlar ve bana göre yazarlık değildi. Hani kendi kendine düşünür, kendinle hesaplaşır, kendine mektuplar yazarsın ya. O ilk yazılarım kendime mektuplarımdı.

Bir dönem geldi ve artık bu mektupları gönderme kararı verdiniz. Bunu paylaşım ihtiyacı nasıl doğdu?

Aslında uzun yıllar kendi kendime yazmak bana yetiyordu. Sonra bir gün yazdıklarımı bilen bir arkadaşım, 'Sen aslında iyi roman yazarsın' dedi. O zamana kadar roman yazmayı hiç düşünmemiştim. Öykü ve şiir ama daha çok da şiir olabilirdi. İyi bir şair olmak istiyordum. Biraz da kadın şair yoktur derler ya. Ben de biraz buna inanıyordum. Çünkü kadın şiirde gerçek duygusunu dile getirmekte zorlanır. Ben de cesaret edemedim ve yazdığım şiirleri biriktirdim.

Sonuçta koskoca bir toplum ve tabuları var karşınızda...

Elbette. Mesela Yılmaz Odabaşı'nın hep örnek verdiğim şöyle bir sözü vardır: 'Benim her dönem seviştiğim hüzünlü orospularım vardır' gibi bir şey. Bir kadının böyle bir cümleyi kullanabilme şansı ne kadar? Yok. Belki kadın bunun tam tersini söyleyebilir, yazabilir de. Ama düşünsenize, bir kadın, 'Benim her dönem sevişmediğim ya da seviştiğim pezevenklerim vardır' diyebilir mi. Diyemez. Bunu yazamıyorsa şiirini de tam yazamıyordur.

Aynı şey roman yazarken de geçerli değil mi? Kadınların kendilerini edebiyatta bu kadar az ifade etmelerinin nedeni de bu kısıtlanmışlık duygusu değil mi?

Bence de bu. Mesela ben ilk romanımda bir sevişme sahnesi yazmıştım. Yayıncım almış o bölümü kesmiş. Bana söylediği de şu oldu: 'Ben senin yazdıklarından nasıl sevişmek istediğini anlıyorum.' O zaman buna çok sinirlenmiştim. Yani ben onu yazarken bile yargılanıyordum. Üstelik de yayıncım tarafından. Demek oluyor ki, bir edebiyat yapılacaksa ve bu edebiyatta cinsellik yazılacaksa bunu da ancak bir erkek yazabilir!

Yayıncının yaptığı aynı zamanda bir taciz değil mi?

Tacizdir tabii ki. Bu alanın edebi olarak senin elinden alınmasıdır. Çünkü bana, benim şahsımda kadına deniliyor ki, 'Sen yazma. Sen sadece obje ol. Bırak ben seni yazayım' mantığıdır. Bu yüzden cinselliği yazarken zaman zaman korkuyorum. 'Bu kadın bunu niye yazmış' diyecekler diye. Neyse ki o kadar da korkak değilim. Mümkün mertebe hissettiğim şekilde yazmaya çalışıyorum ama yine de bir kadın olarak yazarken sınırlar koymak zorunda kalıyorsun. Çünkü yazarken kendini de koyduğun için yargılanmaktan korkuyorsun.

O zaman yazmayı kadının kendiyle ve de toplumla hesaplaşması olarak değerlendiriyorsunuz?

Elbette. Direkt kendisiyle hesaplaşıyor. Kendinden yola çıkıyor. Bana göre kadın toplumdaki denge. Toplumun sentezi. Kadın olup biten her şeyi tüm şiddetiyle yaşıyor ve yaşarken yazdığı için çok daha ciddi tahliller koyabiliyor. Kadının önünde tek bir engel var. Nedir? 'Acaba ben yargılanır mıyım?', 'Acaba önüm kesilir mi?' Ya da 'Bunu yazdığım için hakkımda ne düşünürler?' soruları kadında ister istemez bir otokontrol doğuruyor.

Cemreye Hüzün Düştü'de kendini hissettirmeden geçiveren tek bir karakter yok. Ama özellikle kadın tiplemeleriniz tüm yaşadıklarına karşın çok güçlüler. Kaleminizi kadından yana kullanıyorsunuz ama kadın karakterleriniz de çoğu kez çok acımasız olabiliyor. Bu tezat değil mi?

Cemreye Hüzün Düştü'de bir Fato tiplemem var. Fato çok sert, töreyi uygulayan bir kadın. Okuyucu ilk bakışta Fato'dan nefret eder. Bir kadın bu kadar katı ve kötü olamaz der. Doğru, bir kadın bu kadar kötü olamaz. Ama Fato öyle bir koşuldadır ki! Kan davası var. İki tarafın da erkekleri ya ölmüş, ya tutuklanmış, ya da firari. Fato burada bir misyon üsleniyor. Töreye göre kan davası sürmek zorunda. Fato o kan davasıyla kendini kanıtlayacak. Diyecek ki, ben bir kadın olarak varım. Şimdi burada Fato mu sorgulanmalı, yoksa onu o şekilde kendini ifade etmeye mahkum eden sistem mi? İçsel olarak sorgularsan, belki Fato'nun kendisi yaptıklarından pişmanlık bile duyuyordur. Ama yapmak zorunda. Hayatına kastettiği kadınla birlikte kendi namusu kurtuluyor. Yarattığım bütün katı tiplemelerde kadını biraz da aklama var. Bana göre Fato da iyi bir anne, kitaptaki gerilla annesi de iyi bir anne. Ama duruşları farklı.

Kadını aklarken onu çok kırılgan, içli ya da nazik göstermiyorsunuz.

Hayır. Kadın öyle değil zaten.

Saf yüzüyle gösteriyorsunuz.

Öyledir ama. Hiç kimse pir u pak değildir. Ne kadın ne de erkek saftır. İkisi de aynı sistemde ve toplumda yaşıyor. Ama kadın doğuştan şanssız. Çünkü kadın kendisine biçilen gömleğe sığdırılmaya çalışılıyor. Bunun dışına çıkarıp farklı gösterme şansımız yok. Kadın kendine biçilen misyonla arayı kapatmaya çalışıyor. Bu anlamda kadın da pir u pak değil. Kadının kadına yaptığı var. Okuyucunun bunu sorgulamasını istiyorum. Bir kadın nasıl bu kadar zalim olup keser sapıyla diğer bir kadına tecavüz edecek boyuta gelir. Ama diğer taraftan, onların açısından baktığım zaman ise, onlar o köyün içinde yaşıyorlar. Yani o köyün içinde yürüyebilmek zorundalar. 'Helal olsun, intikamını aldı' dedikleri zaman kendini kanıtlamış gibi hissedecektir.

Kadın karakterlerinizi yaratırken birebir esinlendiğiniz birileri var mı?

Karakterlerimden ziyade benim şekillenmemde iki kadının belirleyici bir rolü var. Annem ve anneannem. Evimin duvarında bir tek anneannemin resmi vardır. Yazı yazarken o resmin karşısına geçer ve anneannemin yüzüğünü takarım. Çocukluğumdan beri anneannem bana bir örnekti. Örneğin küçüklüğümde bana hep şunu derdi, 'Kızım evlenmek çok önemli değil. Önemli olan erkeğin seni sen olduğun için sevmesidir. Bi de anneannemde beni cezbeden bir şey vardır. Dedemi 35 yaşındayken kaybediyor ve 85 yaşında vefat edene kadar da eşine aşık. Artı çok inançlı bir kadındı. Yani eğer bir şeye inanıyorsa, onun için bütün acıları göğüsleyebiliyordu. Ve bize acıları göğüslemeyi, inançlarımız, ideallerimiz uğruna mücadele etmeyi öğretti. Bir de Türkçe konuşmayı reddettiği için Türkçe'yi öğrenmemişti. Yazarken de tüm kadın karakterlerimde anneannemden hep bir parça vardır.

Yine annem de kendi başına okuma-yazmayı öğrenmiş bir kadın. Küçükken bana, 'Yılmaz Güney annesinin anlattığı öykülerle senaryolar yazar' derdi. Bu bende kaldı böyle. Yıllar sonra ben de annemin ve anneannemin anlattığı öykülerden karakterlerimi yarattım. Ben memleketimde hiç yaşamadım. Ağrı'yı 94'te gördüm. Ama gittiğimde orayı, aşiretleri, evlerini, hatta tek tek insanlarını bile biliyordum. Sabahın beşinde güneş doğarken yaşadığım ürperti bile o kadar tanıdıktı ki!

Kitabınızda bu ülkenin son otuz yıllık gerçekleri var ama asıl olarak Cemo ve Zeynep şahsında töre ve namus gerekçesiyle katledilen kadınları ve intiharları sorgulamışsınız. Neden?

Töre gerekçesiyle işlenen cinayetler oldukça fazla. Diğer taraftan da intiharlar. Çoğunun gerekçesi hep namus. Namus ise kadının iki bacağının arasında. Zeynep ne yapıyor? Bir subaydan hamile kalmış ve ailesi onu öldürmeden kendi canına kastediyor. Cemo ise kendi dışında gelişen bir acının orta yerine düşüyor ve yine kadınlar tarafından keser sapıyla tecavüze uğruyor. Cemo'nun da namusu kirlenmiştir! Belki şunu yapmaya çalışıyorum. Hani derler ya. İşte orada dini baskı çok fazla. Kadınlar da bundan dolayı intihar ediyor. Peki sistem, devlet ne yaptı o kadınlar için? Üç tane sosyolog gönderip ardından da, 'Orada kadınlar dini ve geleneksel baskı altındalar, bu yüzden intihar ediyorlar' dedi. Bir süre bunun üzerinde düşündüm. Gerçekten de böyle olabilir mi diye. Dine bakıyorsun, İslamiyet'te intihar günahtır. Kapalı toplum, hele bir de Şafii mezhebinde belki en fazla yüz kadından biri intihar edebilir. O zaman bakıyorsun ve 'niye' diyorsun? Ha Cemo gerçekten yaşanmış bir olay. Ben biraz fazla kurguladım ama sürekli niyeleri sorunca, karşıma şu çıktı: 'Burada kadının başka bir şeye isyanı var. '

Kadınların tersine erkek karakterlere de özeleştiri verdiriyorsunuz. Öyle mi?

Belki bilinçaltım erkeklerin özeleştiri vermesini istiyor. Yani yazarken çok da öyle bir niyetim yok. Bir karakter yaratıyorum ve bu karakterler toplumda gördüğümüz ve de aslında tanıdığımız insanlar. Birçok karakterin bir araya gelmesiyle oluşuyor. E sonuçta benim erkeğe bir bakışım var, erkeğin de bana yani kadına ve burada sanırım bilinçaltı konuşmaya başlıyor. Sonuçta ortaya çıkan özeleştiri mi, belki de özeleştiridir. Belki de erkekten beklentilerim o karakterin özeleştirilerine yansıyor. Bir çeşit talep olarak da adlandırabiliriz. Kendi adıma, diğer tüm kadınlar adına erkeklerden talebimizdir. Mesela Hasan kadına yaklaşmıyor, kadından korkuyor ve evlenmiyor. Ama aslında kadına yapılan eziyetten korkuyor, hatta kendisinin de öyle bir eziyeti yapacağından çekiniyor. Yoksa kadını seviyor. Çünkü erkek olarak bin yılların şekillenmesine sahip, tabii kadında. Eleştirdiği, yapılmasını istemediği şeyleri yapmamak adına kadından kaçıyor Hasan.

O yüzden mi Müjdat'ı da affetmediniz? Üstelik kendisini ve savaşı sorguluyor ve iyiye doğru da gidiyorken?

Müjdat önce bir iç hesaplaşma yaşıyor. Kendi çocukluğuna gidiyor ve çocuk Müjdat'la karşılaşıyor. Hepimiz çocukken masumduk. Zaman içinde şekilleniriz. Belli bir yaştan sonra kabul ve ret ölçülerimiz oluşur. Beklentilerimiz aldığımız eğitime, geldiğimiz sosyo-ekonomik yapıya göre şekillenir. Mesela Müjdat asla subay olmak istemiyor. Ama babası oğlunun erkekliğiyle övünebilmek için Müjdat'ı subay olmaya zorluyor. Subay olmanın getirdiği bir misyon var. Katıdır, serttir, erkektir. E bir de erkekliğin getirdiği bir misyon var. Müjdat bunların tümünü yükleniyor. Nedir bunlar? Bölgede yaşanan bir çatışma var ve bir erkek ve bir subay olarak ülkesini koruyacaktır. Diğer tarafıyla bu subayın insan tarafına bakın. Her yerde kan kokusu duyuyor. Çünkü o bir subay ve erkek kimliğinden arındığında nihayetinde bir insan. Bu insanın çektiği, sakladığı acılar var. Müjdat'ın serüveninde onun arkasındaki sistemi, eğitimi, çevrenin etkisini vermeye çalıştım.

Suçlu sistem ama Müjdat'ı da kurtarmadınız.

Sanırım kadın tarafım onu affetmedi. Çünkü bir kadın öldü. Ben kadınların ölmesini istemiyorum. Ben kadının lanet olası bir kızlık zarı yüzünden intihar etmesini istemiyorum. Burada Müjdat'ın bir suçu var. Önce bir kadınla birlikte olacak, sonra da diyeceksin ki, 'Bu kadar cahil, bu kadar köylü bir kızla evlenebilir miyim? Bir köylü dilberini yanıma mı alacağım?' Ama tabii sonunda şunu da fark ediyor Müjdat. Hiç kimse Zeynep gibi onu sevmemiştir. Hiç kimse tenini, yüreğini, sevgisini, Zeynep gibi ona vermemiştir. Benim de her halde kadın yanım böyle bir şeyi yapan adamın yaşamasına göz yummadı.

Müjdat şahsında erkeklerin kadınlarla sorununu irdeliyorsun. Bir türlü 'tenin ötesine geçemeyen' erkekler neyi arıyorlar?

Müjdat'ın kadınla sorunu var. Çünkü erkeklik öğretilirken erkeklik cinsellik olarak öğretiliyor. Yani erkek ve kadın kimliklerimizden sıyrılıp insan olarak birbirimizi sevme öğretilmiyor. Müjdat da bu kimliğinden sıyrılmamış. İşte kadındır. Onundur. Onun için çocuk doğurur. Aslında kadının onu sevmesini de ister. Ama kendisi hiçbir şekilde verici olmayacaktır. Hep kadın verecek. Zaten kendisine bu öğretilmediği için kadına verme yetisi de yok. Katı ve sert olma tek yetisi. Bilmediği bir şeyi de kadınlara sunamıyor. Doğal olarak da genelevlere gidiyor, hayatına pek çok kadın giriyor ama sevgiyi bulamadığı için kadınlarla olan birlikteliğinden de mutlu olmuyor. 'Aradığım bir şey var' diyor ama bunun adı ne, oda bilmiyor. 'Tenin ötesine geçmeliyim' diyor. Tenin ötesine geçme burada aslında sevgiyi arama.

'Kürtçeden besleniyorum'

Bir Kürt kadın yazar olarak kendinizi Kürt edebiyatçısı olarak görüyor musunuz?

Benim ana dilim Kürtçe. Peki Kürt edebiyatçısı mıyım? Hayır, okurum ama Kürtçeyle edebiyat yapacak kadar yazamıyorum. Mehmet Uzun'dan başka da Kürt edebiyatçısı tanımıyorum. Doğal olarak kendimi de Kürtçeden beslenen ama Türkçe yazan bir edebiyatçı olarak tanımlıyorum. Ailede Kürtçe konuşuluyor. Yöresel aksanı biliyorsunuz. Doğallığında düşünürken beslendiğiniz yer orası. Yazdıktan sonra kontrol ettiğimde ben de 'Bu yazdıklarım Türkçe de yok' diye şaşırıyorum. Hatta Türkçeye hakim olmama rağmen belli Türkçe kelimelerde de aksanla yazdığımın farkına varıyorum.

Sonuçta doğduğunuz bölgenin insanlarını yazıyorsunuz.

Tabii ki. Mesela orada kimse komutanım demez. 'Komutanemin' der. Ya da 'He babam, he kurban' der. Direkt 'Babam' demez. Bunu benim babam da böyle kullanır. Eğer oradan kopuk yazarsam eksik olur diye düşünüyorum. Çünkü ben orayı yazıyorum. Doğal olarak aksanla yazmak bana daha güzel ve doğru geliyor.

berxwedan is offline  
Eski 25-09-2006, 07:56 AM   #2 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: Bêrikirina Amedê
Yaş: 23
Mesaj: 4,055
Üye No: 3080
Cinsiyeti : Bayan
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı : 623456
Rep Derecesi
bercem21 has a reputation beyond reputebercem21 has a reputation beyond reputebercem21 has a reputation beyond reputebercem21 has a reputation beyond reputebercem21 has a reputation beyond reputebercem21 has a reputation beyond reputebercem21 has a reputation beyond reputebercem21 has a reputation beyond reputebercem21 has a reputation beyond reputebercem21 has a reputation beyond reputebercem21 has a reputation beyond repute
Varsayılan


spasss hewal paylaşım için....

bercem21 is offline  
Eski 25-09-2006, 07:58 AM   #3 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: rêwî
Mesaj: 9,972
Üye No: 3220
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 25872
Rep Puanı : 2586029
Rep Derecesi
berxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond repute
Varsayılan


spas jı dera heval

__________________
berxwedan is offline  
Eski 16-11-2006, 05:49 PM   #4 (permalink)
 
Giriş Tarihi: Jul 2006
Mesaj: 16
Üye No: 15456
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 0
Rep Puanı : 10
Rep Derecesi
rojhataksoy is on a distinguished road
Varsayılan


güzel olmuş elinize sağlık

__________________
rojhataksoy is offline  
Eski 16-11-2006, 06:06 PM   #5 (permalink)
 
Giriş Tarihi: May 2006
Konum: rêwî
Mesaj: 9,972
Üye No: 3220
Cinsiyeti : Bay
İtibar Gücü: 25872
Rep Puanı : 2586029
Rep Derecesi
berxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond reputeberxwedan has a reputation beyond repute
Varsayılan


Alıntı:
rojhataksoy tafarından gönderildi Mesajı Görüntüle
güzel olmuş elinize sağlık
rica ederim bra

__________________
berxwedan is offline  
 


Konu Araçları
Mod Seç

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Kapalı
Pingbacks are Kapalı
Refbacks are Kapalı

Popüler Konular:
Bydigi Forum'un En Popüler Konuları
Sizin İçin Seçtiklerimiz-1:

Norton AntiVirus 2008
Panda Antivirus & Firewall 2008
AVG Anti-Virus Free Edition 8.0.100
McAfee VirusScan Enterprise 8.5i
Avast! 4 Professional Edition 4.8.1169
Kaspersky Internet Security 7.0.1.325
Anti-Porn 10.4.11.15
BitDefender Internet Security 11.0.9 (2008)
Eset Smart Security 3.0.642
Ad-Aware 2008

Sizin İçin Seçtiklerimiz-2:

Şeftali Yetiştiriciliği
Ekolojik Tarım ve Hayvancılık
Süt Verimini Etkileyen Faktörler
Dört barajda su bitmek üzere
Karbondioksit salımı yüzde 50’den çok artacak
VAN (Wan) Tarihi
Amed (Diyarbakır) Tarihi
İç Anadolu Hakkında Genel Bilgi
Kültür ve Turizm Bakanlığı müfettiş yardımcılığı
2008 yılı icra müdür ve yardımcılığı sınav ilanı

Sizin İçin Seçtiklerimiz-3:

Siz Hangi Yemeksiniz ?
Doğum gününüze göre hangi hayvansınız?
Doğum Tarihinize Göre Renginiz!
Bebeklerde Gaz Çıkarma
Virüs taşıyan keneler dehşet saçıyor
Şiddetin genlerle ilişkisi olabilir
Karpuz Viagra Etkisi Yapıyor
Panasonic Sony'yi tahtından etti!
Mehmet Atlı - Wenda 2008
grup seyran - 2008


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
masmavi hüzün.. sezi Şiirler 10 24-01-2007 04:52 PM
Adı hüzün olsun! Hicaz Şiirler 13 21-09-2006 10:03 AM
biraz sevinç biraz hüzün dijwar-x İlginç Resimler 1 18-09-2006 02:32 PM


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. Şuan saat: 06:01 AM .
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin Version 3.6.4
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0
Copyright ©2006 - 2008 Bydigi Forum ®, All Rights Reserved

Bir Forum sitesi olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum görürseniz; Lütfen, bydigi@gmail.com'a yada İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.