|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
Erwin Rommel : "Çöl Tilkisi" Yazar Yunus Emre Sezgin Erwin Rommel 15 Kasım 1891'de Almanya'nın Ulm şehrine 45 km uzaklıktaki Heidenheim'da doğdu. 17 Kasım 1891'de de vaftiz edildi. Yerel çevrede ileri gelen bir ailenin kızı olan annesi Helena von Luz ve bir Protestan okulunda müdürlük yapan ve adını aldığı babası Prof. Erwin Rommel'in ikinci oğulları olarak dünyaya geldi. ![]() Gençlik Yılları ve Birinci Dünya Savaşı 14 yaşındayken Rommel, bir arkadaşıya birlikte kendi yaptıkları bir planörle kısa mesafe uçuşları denemeye başladı. Genç Erwin'in gelecekte bir mühendis olacağı tahmin ediliyordu ve normalin üstünde teknik bilgisine sahip olacağı düşünülüyordu. Fakat buna rağmen babasının ısrarları üzerine 124. Württemberg Piyade Tümeni'ne 190 yılında öğrenci olarak kayıt oldu. Kısa bir süre sonra Danzig'deki askeri okula gönderildi. 1911 yılının kasım ayında mezun oldu ve Ocak 1912'de teğmen rütbesine yükseldi. ![]() Erwin Rommel, karısı Lucia Maria ve oğlu Manfred ile 1911 yılının başında askeri okuldayken Rommel, gelecekte karısı olacak 17 yaşındaki Lucia Maria Mollin ile tanıştı. 1916 yılında evlenen çift 1928'de ilk çocukları Manfred dünyaya geldi. Ayrıca bazı bilgilere göre Rommel Walburga Stemmer isim bir bayanla 1913 yılında bir ilişki yaşamıştı ve bu ilişki Gertrud adında bir kız çocuğuyla sonuçlandı. Birinci Dünya Savaşı'nda Rommel, Württemberg Dağ Tümeni'nin elit birliği olan "Alpenkorps" ile birlikte Fransa, Romanya ve İtalya'da görev yaptı. Bu birlikte görev yaparken çok çabuk aldığı taktiksel kararlar ve düşmanın zaaflarından çok iyi yararlanmasıyla dikkat çekti. Savaş sırasında üç kere yaralandı, Birinci Sınıf ve İkinci Sınıf olmak üzere 2 kere Demir Haç madalyasına layık görüldü. Rommel ayrıca Slovenya sınırları içinde yapılan Isonzo Savaşları'nın Soca cephesindeki görevinden sonra, sadece Birinci Dünya Savaşı sırasında verilen Prusya'nın en değerli madalyası olan "Pur le Merite" madalyasını da (Almanca "Blauer Max") onurları arasına kattı. Madalyayı tam olarak Longarone Savaşı ve Matajur Dağı'nın işgalinden sonra kazandı. Bu savaşta 150 İtalyan subay, 9.000 (dokuz bin) er ve 81 adet topu ele geçirdiler. Tümeninin, Isonzo saldırıları sırasında gerçekleşen Caporetto Savaşı'nda İtalyan Ordusu'na karşı kullandığı "gaz" kilit rol oynadı. Kimyasal saldırnın büyük etkisiyle İtalya'nın Merkez Kuvvetleri'ne karşı büyük üstünlük sağladılar. Rommel, İsonzo'da görevine devam ederken İtalyan'lar tarafından esir alındı. Fakat kısa bir süre içinde kaçtı ve akıcı İtalyanca konuşabilirliğini diğer yetenekleriyle birleştirince 2 hafta içinde tekrar Alman cephesine geri döndü. Daha sonra yapılacak olan İkinci Dünya Savaşı'nda, İtalya ile Almanya müttefik olunca Rommel İtalyanlar'dan ne kadar nefret ettiğini saklamadı. Birinci Dünya Savaşı Sonrası Savaştan sonra Rommel 1929'dan 1933'e kadar Dresden Piyade Okulu ve 1935'ten 1938'e kadar da Potsdam Savaş Akademisi'nde hem öğretmenlik hem de komutanlık yaptı. 1937'de yazdığı "Infanterie Greift" (Piyade Saldırıları) ileri düzey bir askeri klavuz oldu ve askeri okullarda kullanılmaya başlandı. Bu kitap ayrıca Adolf Hitler'in de çok dikkatini çekti ve Rommel'i, Savaş Bakanlığı'nın başına Hitler Jugend (Hitler Gençliği) ile birlikte çalışması için getirdi. Hitler Gençliği'nin Ordu Sporları Merkezi'nde "saha" talimleri ve nişancılık eğitimi vermeye başladı. Hitler tarafından kendisine verilen bu görevleri çok büyük bir istek ve enerjiyle yapıyordu. Ordu daha sonra Thuringia'daki Hitler Gençliği Tüfek Okulu'na yolladığı eğitmenlerle de daha sonra Hitler Gençliği'nin yapacağı aktivitelerden tam not alınması sağlandı. 1937'de Rommel, Hitler Gençliği için yapılan toplantılara katıldı nasıl bir "Alman askeri" olunacağına dair konferanslar düzenledi. Bu toplantılar sırasında yapılan talimleri, tatbikatları ve eğitimleri denetledi. Hitler Jugend'in lideri Baldur von Schirach, Rommel'e, ordunun, eğitimlerine Hitler Gençliği'ni de dahil etmesi için baskı yapmaya başladı. Schirach'ın yaptığı plana göre Hitler Gençliği zamanla ordunun içinde iyi bir yere sahip olacak ve bu birlik kısa bir zaman süre "genç ordu" olarak hizmet vermeye başlayacaktı. Fakat Rommel bu istekleri geri çevirdi ve Schirach'ın gözünden Rommel kişisel olarak düştü, ardından da Hitler Gençliği'ndeki yetkisi kaldırıldı. 1939 yılında Hitler Gençliği 20.000 (yirmi bin) nişancı eğitmenine sahipti. Rommel zaten sivillere yasak olan orduyu daha çok karıştırmak ve düzensiz bir hale getirmek istemediğinden Schirach'ın isteğini geri çevirmişti. Bu olaydan sonra Rommel, Potsdam'daki işine geri döndü. Kendi seviyesinde Rommel gösterdiği üstün başarı nedeniyle orduda verilen en yüksek kurdeleyle ödüllendirildi. 1938'de Rommel artık albay rütbesindeydi ve Wiener Neustadt'daki Theresian Askeri Akademisi'nin Savaş Akademisi komutanlığına getirildi. Bu akademide de "Infanterie Greift" kitabından sonra ikinci kitabı olan "Panzer Greift" (Panzer Saldırısı) akademide kendisi tarafından bir eğitim kitabı olarak kullanılmaya başlandı. Buna rağmen Rommel kısa bir süre sonra Wiener Neustadt'taki görevinden alındı ve Adolf Hitler'in kişisel koruma tümeni olan "FührerBegleitbataillon"'un komutanlığına getirildi. Rommel'in yegane görevi Hitler'i özel treniyle işgal edilen Çekoslavakya ve Memel'e (Führersonderzug) giderken korumaktı. Bu sırada Propaganda Bakanı Joseph Goebbels ile tanışma fırsatı buldu ve kendisiyle arkadaş oldu. Goebbels kısa süre içinde Rommel'in destekleyicisi oldu ve daha sonra Rommel'e halk arasında kahraman gözüyle bakıldığını söyledi. İkinci Dünya Savaşı Polonya 1939 Erwin Rommel, Almanya'nın Polonya'yı işgali sırasında Führerbegleitbataillon'un komutanlığını yapmaya ve çoğu zaman Führersonderzug'da Hitler'in gözü önünde bulunmaya devam etti. Polonya'nın işgalinden sonra Rommel Führer'in zafer kutlamalarını düzenlemek için Berlin'e döndü. Polonya işgali sırasında tutuklanan ve Rommel'in karısının akrabası olan Polonyalı bir rahibin sorgulanması için Rommel'e görev verildi. Bu görevden sonra Rommel yeterince sorgulama yapmadığı için eleştirildi. Fakat Rommel bilgi için Gestapo'ya başvurmuştu ve adam hakkında herhangi bir bilgi bulunamadı. Fransa 1940 "Panzer Komutanı" ![]() Erwin Rommel 7. Panzer Birliği ile Rommel, Hitler'e panzer birliğinin komutasını almak için başvuruda bulundu ve 6 Şubat 1940'ta, Fransa ve çevresindeki ülkelerin işgali ile görevlendirilen 7. Panzer Birliği'nin komutasını aldı. Atamanın ardından kızgın sesler yükselmeye başladı ve Ordu Personel Başkanlığı, Rommel'in atamasını panzerlerle herhangi bir tecrübesinin bulunmadığını öne sürerek istemedi. Bunun yerine Rommel'e, dağda bulunan ve komutan kıtlığı çeken tümenin başına geçmesi tavsiye edildi. Rommel buna rağmen Polonya işgali sırasında etkisine hayran kaldığı panzer ve diğer zırhlı araçlardan vazgeçmeyeceğini çevresine gösterdi. 10 Mayıs 1940'ta General Hermann Hoth'un komutası altındaki 15. Kolordu'nun 7. Panzer Birliği, Belçika sınırlarını geçti ve Dinant bölgesindeki Meuse nehrine ulaştı. Meuse'de 7. Panzer Birliği köprünün yıkılmış olması yüzünden beklemeye başladı. Bu sırada Belçika'nın keskin nişancıları ve topçuları tarafından ağır darbe almaya başladı. Almanlar'ın duman bombası olmadığı için Rommel, civardaki birkaç evin yakılmasını (böylece duman çıkacaktı) ve böylece aldıkları saldırının duracağını düşündü. Alman Panzer Elbombacı birliğinden askerler kauçuktan yapılma botlarla nehri geçtiler. Rommel'de arkadan gelen ikinci gruba liderlik etti. Birlik daha sonra tamamen Rommel'in sayesinde yanlarında hiçbir dost kuvvet olmamasına rağmen ilerlemeyi başardı. Rommel, alacağı risklere bakmaksızın yaptığı bu cesurca ilerleme taktiğini Fransa etrafında bölünerek yapmaya başladı. Herhangi bir direnişle karşı karşıya kaldıklarında derhal tanklarına son sürat ileri emrini veriyor ve ellerinde bulunan bütün silahları sonuna kadar kullandırıyordu. Böylece düşman askerleri aniden gelen saldırının şokunu atlatamadan teslim oluyor veya ölüyorlardı. Bu yöntem Alman panzerlerinde bulunan hafif makinalı tüfeklerin ve ince zırhlarının dezavantajını da ortadan kaldırıyordu. Herhangi bir bekleme sonucunda düşmanın ortaya çıkan ağır zırhlı panzerlerine karşı koyamacayaklarını bilen Rommel, hızlı ilerleme taktiğini kullanıyordu. Bu ilerleme taktiğinin başka dezavantajları da vardı. Bir keresinde Rommel'in birliği son sürat ilerlerken Fransa'nın yaralı taşıyan ambulans konvoyu aslında sağlam asker taşıyan bir pusuydu ve hızla ilerleyen birlik bunu gözardı edince birlik çarpraz ateş altında kalmıştı. Arras Savaşı 18 Mayıs'ta 7. Panzer Birliği, Cambrai şehrini işgal etti fakat Rommel'in bu ilerleyişi dikkatle inceleniyordu ve üstlerine verdiği rutin radyo raporları merkeze ulaşmamaya başladı. Bunun sonucunda da nerede olduklarını bilmeyen yakıt ikmali ve erzak konvoyu Rommel'in birliği için herhangi bir buluşma düzenlenmediğini ve birliğin kayıp varsayıldığını bildirdi. Bu mesele yüzünden Rommel konvoya çok sinirlendi, çünkü erzak ve yakıt konvoyu Rommel'in hızına yetişemiyordu. 20 Mayıs'ta Rommel, İngiliz Seferberlik Kuvvetleri'nin sahile gidecekleri yolu kesmek amacıyla panzerleri ile Arras'a ulaştı. Rommel'in birliğindeki keşif tümeni komutanı Hans von Luck'a askerleriyle birlikte La Bassee kanallarını geçme emri verildi. Junkers Ju 87 marka "Stuka" takma isimli uçakların da desteğiyle Hans von Lock'ın keşif grubu kanalları geçmeyi başardı. İngilizler 21 Mayıs'ta Matilda II marka tanklarıyla karşı taarruza geçti ve böylece Arras Savaşı başladı. Almanlar'ın 3.7cm'lik anti-tank ve diğer tank silahlarının Matilda II'nin zırhı üzerinde hiçbir etki etmediğini görünce Rommel 88mm silahların derhal cepheye getirilmesi için talimat verdi. Gelen 88mm'lerle bizzat Rommel'in komutası altında Matilda II'lere ateş açılmaya başlandı. ![]() Matilda 2 Aras Savaşı'ndan sonra Hitler, panzerlerine İngilizler'in Dunkirk'teki mevkiilerini boşaltmaları üzerine pozisyonlarını koruma emri verdi. 7. Panzer Birliği'ne çok ihtiyaçları olan birkaç günlük dinlenme izni verildi. 26 Mayıs'ta 7. Panzer Birliği ilerleyişine devam etti ve 27 Mayıs'ta Lille'ye ulaştı. Hoth kasabasına yapılacak saldırı için başka bir tank birliği olan yine Rommel'in komutası altına alınarak 5. Panzer Birliği'ne emir verildi. Aynı gün Ervin Rommel, Fransa Savaşları'nda "Demir Haç" madalyası alan ilk tümen komutanı oldu. Bu ödül diğer ordu görevlileri ve generaller arasında dedikodulara yol açtı çünkü Rommel'in Hitler ile olan yakın temasları biliniyordu. 28 Mayıs'ta dost kuvvetlerin çok uzağında Lille'ye yapılan son taarruz sırasında 7. Panzer Birliği yüksek sürati nedeniyle Fransızlar'ın ağır bombardımanına maruz kaldı. Sabırsız ve çok hırslı bir şekilde Rommel kuvvetlerini son sürat ilerletmeye devam etti ve Lille'yi tamamen işgal ederek Fransa 1. Ordusu'nun yarısını tuzağa düşürerek Dunkirk'ten geri çekilmelerine de engel oldu. Bu saldır sonrasında Rommel ve birliğine tekrar dinlenmesi için izin verildi. İngiltere Sahili 5 Haziran'da Rommel son sürat ilerleyişine devam etti ve Rauen yakınlarındaki Seine Nehri üzerindeki köprüleri ele geçirdi. 2 günde 100km ilerleyerek birlik sadece köprüleri imha etmek için Rouen'e ulaştı. 10 Haziran'da Rommel, Dieppe sahiline yaklaştı ve Alman Merkez Karargahı'na Dieppe'ye ulaştığını bildirdi. 15 Haziran'da Panzerler, Cherbourg'a doğru ilerlemeye başladı ve 17 Haziran'da birlik 35km yol kat etti. 18 Haziran'da Cherbourg artık Almanlar'ındı. Birlik kasabayı ele geçirir geçirmez vakit kaybetmeden Bordeuax'ya yöneldi fakat 21 Haziran'da ateşkes imzalanınca mecburen durdular. Haziran ayı boyunca birlik Paris bölgesine yönlendirildi ve Seelöwe Operasyonu için hazırlık yapılması emredildi. Panzerler ne kadar iyi hazırlık yapsalar da, Lutwaffe (Alman hava kuvvetleri), İngiltere'nin sahil kısmına saldırı yapamadığı için ordu bir kolundan yoksun savaşacaktı. "Hayalet Birlik" 7. Panzer Birliği daha sonra "Hayalet Birlik" anlamına gelen "Gespenster-Divison" lakabını aldı. Akıl almaz süratleri, hedeflerine hiç vakit kaybetmeden ulaşabilmeleri ve Almanya Yüksek Komuta Kademesi'ne bile izlerini kaybettirebilmeri sonucu böyle bir lakab ortaya çıktı. Rommel ayrıca, panzerleriyle bir günde 320 km'den fazla yol alarak rekor kırdı. Fransa Savaşları sırasında Rommel izlediği taktikler nedeniyle çok eleştiri aldı. Daha önce 7. Panzer Birliği'nin komutanlığı yapmış olan General George Stumme gibi Rommel'i hayranlıkla izleyenler ve etkilenenler olduğu gibi, bazıları da kıskançlıklarından olsa gerek sıkıntı içine girdi çünkü Rommel'in çok büyük riskler aldığını düşünüyorlardı. Mesela Hermann Hoth, Rommel'in başarılarını halka duyuruyor fakat gizli bir raporla kendisinin daha çok tecrübe kazanmadan herhangi bir ordunun başına getirilmemesi gerektiğini düşünüyordu. Hoth ayrıca Rommel'i zafer kazanmak için başkalarının hayatını hiçe saymakla suçluyordu. 4. Ordu komutanı General Günther von Kluge da Rommel'in zaferlerinin sadece onun başarısı değil, diğer birliklerin de başarısı olduğunu belirtiyordu. Fakat Rommel böyle düşünmüyordu çünkü Lutwaffe başta olmak üzere kendi panzerleri ile yaptığı başarılı ilerleme ve taarruzların yanında diğer birliklerin hiç bir katkısı olmadığını biliyordu. Kluge ayrıca 15 Mayıs'ta Rommel'in Meuse Nehri'ni geçerken 5. Panzer Birliği'nin yakıt ve erzağını yanlış dağıttığını, böylece 5. Panzer Birliği'nin saatlerce yerinden kımıldayamadığını dile getirdi. 27 Mayıs'taki Scarpe Nehri geçişinde de Rommel aynı suçlamayla karşı karşıya kaldı. Kuzey Afrika 1941-1943 ![]() Gemiyle getirilen Panzer 3'ler Afrika Rommel'in zaferlerinden sonra aldığı ödül bir terfi ve daha sonra 21. Panzer Birliği olarak adı değişecek olan 5. Hafif Birlik'in ve 15. Panzer Birliği'nin başına getirilmek oldu. Ordusunun başına geçtikten sonra 1941'de Libya'ya gönderilen Rommel demoralize olmuş ve yardıma muhtaç İtalyan ordusuna yardım etmeye gidiyordu. Rommel birliklerini birleştirdi ve "Deutsches Afrika Korps" (Almanya Afrika Kolordusu) adıyla Şubat 1941'de savaş alanında yerini aldı. İşte bu Afrika Savaşlar'ı sırasında Rommel'in Fransa'daki başarısına rağmen sönük kalan şöhreti artık dünya tarafından bilinmeye başlandı. İlk İttifak Taarruzu Rommel'in Kuzey Afrika Savaşları sırasında gösterdiği başarı kısa bir süre sonra kendisine "Çöl Tilkisi" lakabının takılmasına neden oldu. 6 Şubat 1941'de Rommel, Afrika Korps'una Libya'da debelenen İtalyan ordusuna yardım etmesi için emir verdi. İngiltere Commonwealth (Ulus) kuvvetleri komutanı Majör-General Richard O'Connox'ın 1940'ın Aralık ayında başlattığı Pusula Operasyonu altında ezilen İtalyan ordularına yardım için Alman kuvvetleri Agedabia ve Benghazi'ye, Mayıs ayında sınırlı bir taarruza kalktı. Taarruz sonucu Agedabia ve Benghazi'deki hattı korumayı başardılar ve Rommel orduya verilen "sınırlı" taarruz emrinin hiç etkisi olmamasından yakındı. Rommel'in düşüncesine göre eğer Cyrenaica'ya yapılacak iyi bir taarruz sonucu bütün öncepheler ellerinde kalacaktı. İtalyanlar'ın elinde kalan hatların ve pozisyonların tutulmaya çalışılması bile cesaret kırıcıydı ve İtalyan ordusunun tümü 7.000 (yedi bin) askerden ibaretti. O'Connor'ın başarılı saldırıları sonucunda esir aldığı 130.000 asker ve 400 tank İtalyanlar'ın ne durumda olduklarını gösteriyordu. 24 Mart 1941'de Rommel iki İtalyan birliğinin desteği ile 21. Panzer Birliği'ne yine "sınırlı" taarruz emri verdi. Bu taarruz sonucunda çok az ilerleme kaydedildi ve Rommel, Mayıs ayında bölgeye ulaşacak olan 15. Panzer Birliği'nin gelmesini ümit etti. İngilizler ise Yunanistan operasyonları sonucunda zayıf kalan ordusunu Mersa el Brega'ya kadar çekti ve savunma hatlarını kurmaya koyuldular. Rommel, İngilizler'in sığınak ve pusu inşa etmemesi için bu savunma hatlarına son sürat saldırmaya devam etti. Son derece acımasız ge hırslı geçen bir günlük taarruzun ardından Almanlar üstün geldi. İlerlemeye de aynı hızlarında devam ettiler. Mayıs ayında yapılacak olan Agedabia saldırısının ertelenmesine aldırış bile etmeden saldırıya geçen Rommel'in orduları İngiliz Orduları Komutanı General Archibald Wavell'in gözünde gittikçe büyüdü. Ardından Wavell, kuvvetlerini Rommel'in saldırısı sonucu savaştan düşmemek için Nisan ayında Benghazi'den çekti. ![]() Erwin Rommel Afrika Korps Rommel, İngilizler'in geri çekildiğini görünce Cyrenaica'yı ele geçirmek için planlar yapmaya başladı fakat elindeki hafif kuvvetle bunu yapamayacağını biliyordu. İtalyanlar'ın zırhlı birliği olan Ariete'ye geri çekilen İngilizler'i izlemeleri için emir verdi ve bu sırada da 21. Panzer Birliği'ni Benghazi'ye yönendirdi. 21. Panzerler'in komutanı General Johannes Streich ellerinde bulunan araçların yeri ve durumlarını göz önünde bulundurarak Rommel'in emrini protesto etti fakat Rommel bu itirazları bir kenara itti ve bir mesaj verdi: "Ele geçen nadir fırsatları değerlendirmemize değersiz birkaç ıvırzıvır engel olamaz." İtalyan General Italo Gariboldi yine de Rommel'e ilerlemeyi durdurması için denemeler yapacaktı fakat Rommel ile bağlantı kuramadı. Benghazi'nin İngilizler'in geri çekilmesinden sonra tamamen ele geçmesinden sonra Cyrenaica ve Gazala da 8 Nisan günü tamamen işgal edildi. İtalyan merkez karargahından yükselen çatlak seslere rağmen Rommel son sürat ilerlemeye ve emirlerini yerine getirtmeye devam ediyordu. Normalde İtalyan komutası altında görünüyordu ama bunu zerre kadar takmıyordu. Almanya Yüksek Komuta Kademesi'nden Rommel'e, Maradah'ı geçmemesi için emir geldi fakat Rommel bu emri görmezden geldi. Gerek kendi birliğindeki komutanlar gerekse İtalyanlar'ın itirazlarına aldırmadan Müttefikler'in ordularını Mısır'a kadar birer birer temizleme niyetindeydi. Geri çekilen İngilizler'e baskısını iyiden iyiye artırdı ve Tobruk'a doğru son derece önemli bir taarruz başlattı. Bu taarruz sonucunda Rommel, Batı Çöl Kuvvetleri Komutanı İngiliz General O'Connor, Mısır'da görev yapan General Philip Neame gibi liderleri 9 Nisan'da esir almayı başardı. İtalyanlar'ın sahile saldırmaya devam etmesi bir yana, Rommel ordusunu güney'e doğru çekip, liman'a güney-doğu'dan 21. Panzerler ile saldırıp onları sıkıştırmayı planlıyordu. Fakat bu planı yürürlüğe koymak çok zordu çünkü gidecekleri mesafeye erzak temin etmek için bir hat oluşturmak imkansızdı, ayrıca Tobruk'tan bombardıman desteği de sağlayamazlardı. Rommel'in planı suya düştü ve 11 Nisan'da Tobruk tamamen kuşatıldı, ardından ilk taarruz başlatıldı. Diğer kuvvetler doğuya doğru bastırmaya devam ederken 15 Nisan'da Bardia'ya ulaşarak bütün Libya'yı işgal ettiler. Tobruk Kuşatması Avusturalya'nın General Leslie Morshead komutası altındaki 9. Ordusu ve liman şehrine kadar itilen fakat tekrar toparlanan İngiliz kuvvetleri savunma askerleri sayısını 25.000'e (yirmibeş bin) kadar yükseltmeyi başardı. Bu savunmayla Tobruk kuşatması tam 240 gün sürdü. Zafere ulaşmak için sabırsızlanan Rommel ufak çaplı fakat çok sık saldırılar düzenledi. Ancak bunlar Avusturalya savunması tarafından çok kolay yenilgiye uğruyordu. İtalyanlar'ın da Rommel'e pek fazla katkısı olmadığından zaman gittikçe uzuyor, varılacak hedef gittikçe uzaklaşıyordu. 21. Panzer Komutanı General Kircheim daha sonra Tobruk kuşatmasından şöyle bahsedecekti: "Bana o zamanın hatırlatılmasını hiç sevmiyorum çünkü gereksiz yere çok kan döküldü." Kircheim artık saldırıları gönülsüz yapmaya başlamıştı çünkü daha önceden yaptıkları saldırılar kendilerine çok pahalıya mal olmuştu. ![]() Erwin Rommel Uçakla Panzer Korps'un üzerinde Fakat Rommel bunlara rağmen zafere inanıyordu ve yakın olduğu düşüncesindeydi. Hatıralarında yazdığına göre düşman kuvvetleri Tobruk'a sıkı sıkıya yapışmıştı. Fakat karısına yazdığı 16 Nisan tarihli mektubunda bunun tam tersini söylüyordu. Mektupta düşmanın çoktan bölgeyi terk ettiğini ve Nisan ayına kadar herhangi bir savunma ile karşılaşmayacaklarını yazmıştı. Limana gelen gemiler asker değil erzak taşıyordu. Birlikteli diğer komutanlarla, özellikle Streich ile arası pek iyi olmayan Rommel kimseye sorumluluk yükleyemiyordu. Streich iyice tavır aldı ve Rommel'in kararlarını imzalamamaya başladı. Bu olaydan sonra Ordu Komutanı Walther von Brauchitsch tehditler savurulacağına ve komutanları yerleri değiştirileceğine düzgün bir şekilde bir masada oturup tartışmanın daha yararlı olacağına dair bir mektup yolladı. Rommel bundan sonra yerinden kıpırdamadı. Bu noktada Rommel, Yüksek Komuta Kadamesi'nden yeni yapacağı bir taarruz için destek kuvvet istedi. Ardından Barbarossa'yı hiçbir esir bırakmadan ele geçirdi. General Franz Halder de Rommel'e geniş bir ordunun lojistik olarak toplanamayacağını söylüyordu. Halder bununla da kalmadı ve alaycı bir şekilde Rommel'in önceki sözlerine bir cevap verdi: "Şimdi en azından o söylediği "ele geçen nadir fırsatları" kuvvetlerinin yeterli olmaması yüzünden kaçırdığını anlamaya başladı. Bizim buradaki zamanımızın çoğu böyle geçti." 27 Nisan'da cepheye gelen Mareşal Friedrich Paulus, Tobruk'a yeniden bir saldırı düzenlemeye ikna edildi. Berlin'de ise Halder mektubuna "benim görüşüme göre büyük bir hata" diye yazdı. Fakat Paulus ikna olmuştu. 4 Mayıs'ta taarruza geçildi fakat Halder'in görüşü doğru çıktı. Saldıran gruplar felakete uğradı ve darmadağın olmaya başladı. Bunu gören generaller hemen taarruzu durdurdu ve geri çekildi. Buna bir ek olarak da Paulus, Rommel'e, Tobruk'a başka bir taarruz emri vermesini yasakladı. Ama bununla da kalmadı ve Yüksek Komuta Kademesi'nin emri dışında hiçbir generalin tekrar toparlandıktan sonra bile herhangi bir saldırı emri veremeyeceğini duyurdu. Komutanlarının saldırı taktiklerinden ve zafere olan inançlarından kaygı duyan Rommel, Paulus ve Halder'in açıklamalarından sonra planladığı taarruzları durdurdu. 15. Panzer Birliği saldırılara ![]() Erwin Rommel - Afrika'ya varışı. Savunma hatlarının denizin neresinden erzak ve mühimmat sağladıklarını bilmedikleri gibi, Afrika Korps'un karşılaştığı lojistik problemler de yapılacak saldırıların önünü kesiyordu. Bununla birlikte Müttefikler'in yapacağı organize bir karşı saldırıda El Adam'ı ele geçirip Alman ve İtalyanlar'ın bağlantısını kesebilirdi de. Buna rağmen Tobruk'a saldırı yapan Alman askerlerinin sayısı General Morshead'a yanlış bildirildiği için saldırı yapılmadı. General Mavell 15 Mayıs'ta "Brevity Operasyonu" ve "Battleaxe (Savaş Baltası) Operasyonu" adlarıı altında Tobruk'a birkaç saldırı denemesi daha yaptı fakat başarılı olamadı. Churchill'in sabırsızca aldığı önlemler sonucunda büyün saldırılara karşı koyuldu. "Brevity Operasyonu" sırasında Halfaya Geçidi kısa süreli de olsa birkaç defa İngilizler'in eline geçti fakat 27 Mayıs'ta tekrar tamamen bölgeyi kaybettiler. Savaşbaltası ise 87 İngiliz ve 25 Alman tankının kaybıyla sonuçlandı. 3 gün boyunca çok şiddetli geçen Sollum ve Halfaya Geçidi çatışmaları sonucunda İngilizler bu bölgeleri tam olarak himayesi altına alamadı. Ağustos'ta Rommel yeni kurulan Afrika Panzer Birliği'nin başına getirildi. Eski komuta yeri olan Afrika Korps, 15. Panzer Birliği ve 5. Hafif Afrika Birliği ile birleşti ve 21. Panzer Birliği adı altında Fritz Bayerlein'in yardımcılığını yaptığı General Ludwig Crüwell'in komutasına verildi. Afrika Korps'a ekleme olarak Rommel'in Panzer Birliği, 90. Hafif Birlik, Ariete ve Trieste birlikerliyle beraber XX Motorize Korps gibi toplam 6 İtalyan birliği de aynı isim altında toplandı. İngiltere Karşı Taarruzu Savaşbaltası'nın başarısızlığından sonra Wavell'in yeri, General Claude Auchinleck ile değiştirildi. Müttefikler tekrar toparlanıp güçlendi. XXX ve XIII orduları 8. İngiliz Ordusu adı altında toplandı ve komutanlığına Alan Cunningham getirildi. Auchinleck'in desteğinde 770 adet tank ve 1.000 adet savaş uçağı vardı. "Crusader Operasyonu" adı altında 18 Kasım 1941'de Tobruk'a olağanüstü bir taarruz başlattı. Rommel'in iki zırhlı birliği olan 15. ve 21. birliklerin 260 tankı, 90. Piyade birliği, üç İtalyan kolordusu, 5 piyade birliği ve 154 tanklı bir zırhlı birliği ile savunmaya geçti. 8. İngiliz Ordusu, Alman savunma hatlarını Mısır öncephelerinde çöle doğru sürüklemeye başkadı ve hem Tobruk'tan hemde vardıkları "Via Balbia" adlı sahil yolundan ikili bir saldırı yapabilecek duruma geldi. Auchinleck planı kuvvetleriyle Afrika Korps'a, XXX Kolordu ile de Bardia'daki İtalyanlar'a saldırıp onları kuşatmaktı. Fakat İngiltere'nin taktik planında bir kusur vardı. XXX Kolordu, Qabr Salih bölgesine ulaştığında, Afrika Korps'un doğuya doğru kayıp savaşmaya başlayacağı tahmin ediliyordu. Böylece İngilizler onları kuşatacak ve zırhlı araçlarla taarruza geçecekti. Fakat Rommel bunu İngilizler'in planladığı gibi yapmadı. Doğuya kayıp savaş başlatmak yerine İngilizler'in güneydeki Sidi Rezegh'de bulunan zırhlı birliğine saldırdı. Rommel'in iki seçeneği vardı. Ya Tobruk'a direk olarak saldırıp İngilizler'in üstüne yüklenecekti, ya da üzerlerine gelen İngiliz taarruz kuvvetlerine karşı koyacaktı. Tobruk'a saldırırsa alacağı risklerin çokluğunu düşünerek saldırıyı iptal etti. İngilizler'in zırhlı saldırısı Almanlar ve İtalyanlar'ın anti-tank savunmalarıyla ve yeri geldiğinde yaptığı ufak tank saldırılarıyla büyük oranda yenilgiye uğratıldı. İtalyanlar'ın Ariete Zırhlı Birliği verdiği kayıplar nedeniyle işgal ettiği bölgeleri İngilizler'e vermek zorunda kalıyordu. 21. Panzer Birliği, Bir el Gobi'den ilerleyen İngilizler'in üzerine Gabr Saleh'ten taarruz başlattı. Saldırı başlatıldıktan sonra 2 gün içinde İngilizler taarruzu gönderdikleri zırhlı alaylarla geri tepmeyi başardı. Bu sırada kuvvetlerinin sayısının az olduğunu bilen Rommel 23 Kasım'da bütün zırhlı araç ve tanklarıyla saldırıya geçti. 21. Panzer Birliği, Sidi Rezegh bölgesindeki savunma hattında kalmayı başardı ve bu sırada 15. Panzer Birliği ve İtalyan Ariete Birliği de İngiliz tanklarına taarruza geçti. Kuzey Afrika'da tanklarla yapılan en büyük savaş olmasının yanında bütün İngiliz tankları kuşatıldı ve üçte ikisi yok edildi. Sağlam kalan tanklar da kapana kısıldıkları bölgeden Gabr Saleh'in güneyine kaçmaya çalıştı. Rommel'in Karşı Taarruzu 24 Kasım'da Rommel, İngilizler'in yenilgisinin ardından Mısır'ın içine doğru tüm gücüyle saldırmaya başladı. Dağılan İngiliz savunma hatlarının, organize olamamış cephelerin farkında olan Rommel, İngiliz ordularını yararak mühimmat ve erzak sağladıkları hatları yok etmek için saldırılara başladı. Rommel, Tobruk ve Bardia'nın gerisine itilen İngiliz kuvvetlerine saldırmanın zaman kaybı olacağını düşündü. Rommel, askerlerinin yapılacak yeni bir saldırıya güçlerinin kalmadığının farkındaydı fakat İngilizler'e yapılacak en ufak bir saldırıda savunma hatlarını boşaltıp geriye çekileceklerini de biliyordu. General Cunningham'da aynen öyle yaptı. Rommel'in saldırılarından korkarak 8. Ordu'yu Mısır'a geri çekti. Fakat Auchinleck , Kahire'ye ulaştığında bütün geri çekilme emirleri durduruldu. Alman taarruzu geriye kalan 100 çalışır durumdaki tankla devam ediyordu fakat ne kadar çok ilerliyorlarsa o kadar çok direnişle karşı karşıya kalmaya başladılar. Bu karşı taarruzlar Alman Yüksek Komuta Kadamesi tarafından eleştirilmeye başlandı. Kadrosunda bulunan subaylar da zaferden kuşku duyuyordu. Karşılaşılan direnişler sertleşiyordu ve elde kalan az sayıdaki tankında yok olması belki savaşın kaybedilmesi demekti. Bu kuşku duyan subaylardan biri de Friedrich von Mellenthin'di ve duygularını şu sözlerle ifade ediyordu: "Ne yazıkki Rommel başarısını abarttı ve savaş sonrası yapılan bir kovalamacanın başladığına inandı." Fakat taarruzlar Rommel'in leyhine oldu. Neredeyse başarıya ulaşılacaktı. Ama İngiliz 8. Ordu Komutanı geri çekilme emrini askıya alan Auchinleck'i de dinlemeyerek ordusuna son sürat inziva emri verdi. Rommel, Mısır'ın içine doğru ilerleyedursun, kalan Commonwealth kuvvetleri ellerinde kalan az sayıdaki askerle Tobruk'un doğusunda kalan Alman ve İtalyan savunma hatlarına ufak çaplı saldırılarda bulunuyordu. Günlerdir Rommel ile irtibat kuramayan Rommel'in komutanı Oberstleutnant (daha fazla bilgi için bakınız: Schutzstaffel (SS) Rütbeleri) Westphal 21. Panzer Birliği'ni Tobruk'a destek vermesi için geri çekti. 27 Kasım'da İngilitere'nin Tobruk savunma hatlarına yaptığı saldırıda Rommel'in bir tek endişesi vardı; verilen kayıpların telafi edilemeyeceği. Ordusu zayıflayan Rommel Mısır'ın içine doğru ilerlediği 90. Hafif Birliği'ni tekrar toparlamak zorunda kaldı ve 6 Aralık'ta Afrika Korps tamamen Gazala'daki savunma hatlarına çekilip konuşlandı. Desert Air Force (Çöl Hava Kuvvetleri) adı altında birleşen Müttefiklerin hava kuvvetleri Rommel'in üzerine tüm güçleriyle saldırmaya başladı. Bardia'da olan İtalyan kuvvetleriyle de olan bütün irtibatları kesildi. Müttefikler Gazala'ya yaptıkları saldırıları belirli saat aralıklarıyla yapıyordu. Bazen saldırıları kesiyor, bazen de çok sık aralıklarla parça parça taarruza kalkıyorlardı. Bunun sonucunda Müttefik kuvvetlerinin askerleri de Rommel'in Afrika Korps'u gibi yorgun düşmeye başladı. Rommel bütün kuvvetleriyle Mart ayından beri konuşlandığı bölgelerden geri çekilmeye zorlandı ve 30 Aralık'ta El Agheila'ya kadar geriledi. Rommel'in tek endişesi güney tarafından kuşatılmaktı ve geri çekilirken Afrika Korps'u güney bölgesini kontrol altında tutacak şekilde konuşlandırdı. Müttefikler de Rommel'in arkasından kovalamaya devam etti fakat 1940'ta yaptıkları gibi hiç güney bölgesine gidip kuşatma yapmayı denemediler. Bardia'daki Alman ve İtalyan kuvvetleri 2 Ocak 1942'de Müttefikler'e teslim oldu. 5 Ocak 1942'de Afrika Korps dağılan ordusuna 55 tank, yeni mühimmat ve erzak temin etti. Rommel hemen karşı taarruzu planlamaya başladı. Kaybedecek vakit yoktu. 20 Ocakta taarruzu resmen başlattı ve Müttefik birliklerinin 110 tankını ve ağır mühimmatlarını yok ederek önüne çıkan bütün kuvvetleri darmadağın etti. Afrika Korps, Benghazi'yi 29 Ocak'ta tamamen geri aldı ve Müttefik askerleri Tobruk bölgesine geri çekildi, ardından Gazala bölgesinde savunma hatları kurmaya başladılar. Crusader Operasyonu'nun getirdiği karışıklıktan beri Rommel ve kuvvetleri kendilerini birçok kez Müttefik ordularının gerisinde buldu. Hatta bir keresinde Rommel, halen Müttefiklerin elinde bulunan Yeni Zelanda Ordusu'nun hastanesine giderek herhangi bir ihtiyacın olup olmadığını, eğer varsa İngilizler'e tıbbi erzak getirtebileceğini söyledi ve hiçbir şekilde engellenmeden hastaneden ayrıldı. İkinci Alman Taarruzu Gazala Savaşı 1942'nin Nisan ayında General Kesselring'in bölgesel hava saldırılarıyla Malta'daki savunma hatlarını geriye püskürttükten sonra Afrika Korps'a çok iyi miktarda erzak ve mühimmat getirildi. Aylardır doğru düzgün erzak alamayan Afrika Korps'a birden ihtiyaçları olan erzağın 3 katı getirildi. Rommel kuvvetleri güçlendikten sonra yaza girerken muazzam saldırıların yolunu düşünmeye başladı. Rommel, Gazala'daki İngiliz savunma askerlerini geri püskürtebileceklerini düşünüyordu ve bunun ardından geriye çekilen İngilizler'i arkadan kuşatarak etkisiz hale getirme planını kuruyordu. Fakat buna karşın İngilizler de yaza girerken bir karşı saldırı planı içindeydiler ve konuşlandıkları arazi savunma yapmaya değil, tam aksine saldırı yapmaya musaitti. İngilizler'in bölgede 200'ü Grant marka olmak üzere toplam 900 tankı bulunuyordu. Rommel'in Afrika Panzer Ordusu ise 50 tanesi Panzer II marka olan toplam 320 Alman ve Panzer II'den pekte iyi olmayan 240 İtalyan tankına sahipti. Bu yüzden Rommel cephanesi az olan 88mm anti-tank silahlarına güvenmek zorundaydı. Asker ve bombardıman silahları bakımından da Rommel düşmandan bir hayli eksik durumdaydı. 1941'den beri yaptıkları savaşlar sonucunda ordusu yorgundu da. Fakat hava kuvvetlerinden aldığı destek aynı şekilde sürüyordu. 26 Mayıs 1942'de Rommel'in ordusu Blitzkrieg operasyonu altında Gazala Savaşı'nı başlattı. İtalyan askerleri, İngilizler'in asıl saldırı sanması için yanlarında birkaç zırhlı araçla birlikte Gazala'daki savunma hatlarına saldırmaya başladı. Rommel'in diğer motorize birlikleri de yerlerinden yavaş yavaş ayrılıp dikkatli bir şekilde plana göre güney bölgesine doğru konuşlandırıldı. Ertesi sabah Rommel, İngilizler'in kuzey kanadını yararak direk olarak kuzeye doğru saldırmaya başladı fakat günün ilerleyen saatlerinde savaş tank savaşına dönüşmeye başladı ve iki taraf da motorize bakımdan büyük kayıplar verdi. Gazala'daki savunma hattını kuşatma planı da suya düştü ve Almanlar tanklarının üçte birini kaybetti. 28 Mayıs'ta tekrar toparlanan ordu Rommel'in planını değiştirmesi üzerine savunmaya çekildi. 2 Haziran'da 90. Hafif Birlik ve Trieste Birliği Bir Hakeim'de çok iyi savunan bir bölgeyi kuşattı ve 9 gün sonra 11 Haziran'da orayı ele geçirdi. İngilizler'in güney bölgesinde bulunan bu savunma bloğu yok edildikten sonra Rommel tekrar kuzeye taarruz emri verdi ve etraflarındaki mayın tarlalarına güvenerek İngilizler'i geri çekilmeye zorladı. 14 Haziran'da İngilizler diğer birliklerden kopmamak için doğuya doğru geri çekilmeye başladı. 15 Haziran'da Alman ve İtalyan kuvvetleri karşılarına çıkan Gazala bölgesindeki dağılmış ve az askerli Commonwealth birliklerini dağıtarak sahile kadar ilerledi. Bu görev tamamlandıktan sonra Rommel geriye çekilen Müttefik ordularının düzensiz halinden yararlanarak Tobruk'u işgal etme planları yapmaya başladı. Tobruk bomboştu ve Mısır ile Afrika Korps'un arasındaki tek bölgeydi. Gazala savaşından dönen Müttefik ordusu çok düzensizdi. 21 Haziran'da Rommel bütün gücüyle taarruza kalktı ve Tobruk çoğu 2. Güney Afrika Birliği'nden olmak üzere toplam 33.000 (otuzüç bin) savunma askeriyle teslim oldu. Singapur'un işgalinden sonra ilk defa bu kadar çok asker teslim alınmıştı. Bu zaferin ardından Adolf Hitler, Erwin Rommel'i mareşal rütbesine getirdi. Rommel daha sonra yakın arkadaşı Hans von Luck'a laf arasında Führer kendisine mareşallik yerine başka bir ordu verseydi daha mutlu olacağını belirtti. Mısır Rommel erzak ve mühimmat hatlarını garantiye almak için Gazala ve Tobruk'da verilen ağır kayıplara aldırmadan ve zaman kaybetmeden Mersa Matruh'a bir saldırı düzenledi. Ayrıca İngilizler'in yeni bir öncephe hazırlığını engellemek ve henüz düzgün hazırlık yapıp tam konuşlanamamış İngilizler'e sağlam bir taarruz yaparak onları Mısır'ın içine doğru itmek için plan yapmaya başladı. Fakat Rommel tekrar eleştirilerle karşı karşıya kaldı çünkü Mısır'ın içine doğru ilerlemek erzak hattını bir hayli uzatıyordu. Ayrıca bu ilerleme Malta'ya yapılacak muhtemel bir saldırıyı da imkansız hale getiriyordu. Rommel'in doğuya doğru devam etmesi için Lutwaffe'nin desteği gerekiyordu. Kesselring, Rommel'in bu kararına şiddetle karşı çıktı ve hava kuvvetlerini Sisilya'ya kadar geri çekeceği tehditini savurdu. Fakat en üst komuta kademesi olan Hitler, Rommel'in planını onayladı. İtalyan merkez karargahının protestosuna da aldırış etmeden Afrika zaferindeki potansiyeli görerek Rommel'in bütün emirleri onaylandı. Rommel de aldığı risklerle büyüyen kumarbaz görünüşünün nam saldığının farkında olarak Sollum'a yapılacak bir saldırı sonucunda İngilizler üzerinde büyük üstünlük sağlanacağını söyledi. Ayrıca dağa doğu bir bölgeyi himayeleri altına almadıkları sürece erzak hattının Tripoli'de kalacağını da ekleyince Rommel'in önünde sadece ağzından çıkacak bir saldırı emri kaldı. 22 Haziran'da Rommel doğuya doğru hırslı bir şekilde saldırısına devam etti. Çok az direnişle karşılaştılar. Yakıtın azalmasına rağmen ilerleyiş devam etti ve 26 Haziran'da 8. Ordu'nun Mersa Matruh'taki esas kuvvetleri olan 4 piyade birliği kuşatıldı. Bu birliklerden biri gece kuşatma hattını yarmayı başardı ve daha sonraki 2 gün boyunca kalan 3 birliğin de önemli bir bölümü sıyrılarak kuşatmayı geçti. 29 Haziran'da savunma hattı düştü. Büyük erzak ve mühimmat ganimetiyle birlikte 6.000 (altıbin ) savaş esiri alındı. Rommel doğuya ilerlemeye devam etti fakat erzak hattı problemi kendisini iyiden iyiye göstermeye başladı. Askerler 5 haftadır süren hareketten sonra çok yorgundu ve El Alamein'e yapılacak saldırı da şüpheliydi. 1 Temmuz'da Birinci El Alamein Savaşı resmen başladı fakat bir ay boyunca iki tarafta birbirine üstünlük sağlayamadı ve Rommel saldırısını durdurdu. Bu Rommel için ciddi bir gerileme oldu çünkü uzun çöl boyunca ilerleyip motorize birliğiyle düzgün konuşlanmış bir savunma hattı oluşturmayı planlıyordu. Buna rağmen 8. Ordu El Alamein'de daha çok asker kaybetti. 8. Ordu 13.000 (onüç bin) kayıp verirken, Rommel 1.000'i Alman olmak üzere toplam 7.000 (yedi bin) askerini yitirdi. El Alamein, İkinci Müttefik Saldırısı El Alamein'de oynanan satrançtan sonra Rommel, 8. Ordu henüz destek alamadan saldırmayı planlıyordu. Malta'da bulunan Müttefik kuvvetleri 8. Ordu'yu sürekli besliyordu ve Çöl Hava Kuvvetleri de Alman ve İtalyanlar'ın Tobruk, Bardia ve Mersa Matruh'daki erzak hatlarına saldırmaya devam ediyordu. Afrika Korps'a gelen erzaklar bir şekilde Benghazi veya Tripoli'ye gelmek zorundaydı ve Rommel'in bu şehirlerle açılan arası gün geçtikçe erzak desteğini zorlaştırıyordu. Bu da Afrika Korps'un kaybının telafisi olmadığını gösteriyordu. Rommel'den pek hoşlanmayan İtalyan merkez karargahı da kendi birliklerine daha çok erzak dağıtıp Alman kuvvetlerinden üstün göstermeye çalışıyordu. İngilizler'den taarruz sesleri çıkmaya başladı ve Auchinleck'in yerini General Harold Alexander ile değiştirdiler. 8. Ordu'da artık yeni bir komutan tarafından idare ediliyordu; Bernard Montgomery. Büyük miktarda erzak ve mühimmat desteği aldıktan sonra kuvvetlerini tekrar organize ettiler. Ağustos'un son günlerinde 100.000 (yüz bin) ton kadar erzak taşıyan bir konvoyun Müttefikler'e ulaştığını duyan Rommel zamanının kısıtlı olduğunu düşünmeye başladı. Bunun üzerine 15. ve 21. Panzer birlikleri, 90. Hafif Birlik ve XX İtalyan Motorize Kolordusu El Alamein'in ön hatlarına doğru taarruza kalktı. Bu bölgedeki arazi ne saldırı ne de savunma yapmaya elverişliydi. Montgomery bu tehlikenin farkına vardı ve savunma birliklerini El Alamein'in arkasındaki Alam El Halfa Dağı'na doğru konuşlandırdı. Böylece gelen saldırılara daha iyi bir şekilde karşılık verebilecekti. Aman El Halfa Savaşı 30 Ağustos'ta Alam el Halfa Savaşı başladı. Rommel'in kuvvetleri güney bölgesine doğru ilerledi ve El Alamein'in güney girişini geçtikten sonra Rommel kuzeydeki Alam el Halfa Dağı'na yöneldi. Aynen Montgomery'nin tahmin ettiği ve istediği gibi. İngilizler'in ağır bombardımanı ve hava saldırıları altında Rommel'in kuvvetleri çaresiz kalmaya başladı ve 2 Eylül'de taarruzun başarıya ulaşamayacağına kanaat getirerek saldırıyı durdurdu. Montgomery düşmanın geri çekilişini görünce 2. Yeni Zelanda Birliği ve 7. Zırhlı Birliği'ne 3 Eylül'de taarruz emri verdi fakat 90. Hafif Birlik'in azılı savunmasına takıldı. Montgomery de daha fazla ilerlemedi. 5 Eyül'de Rommel başladığı yere büyük kayıplarla geri dönmüştü. 2.940 (ikibin dokuzyüzkırk) asker ve 50 tank kaybedilmişti. Erzak için çok gerekli olan en az 400 kamyon, buna yakın sayıda silah da artık yoktu. İngiliz kayıpları ise 68 tank dışında daha azdı. Çöl Hava Kuvvetleri, Rommel'in kuvvetleri ağır darbeler indirmişti. Rommel artık Afrika zaferinin hava kuvvetleri desteği olmadan kazanılabileceğine inanıyordu. Fakat diğer cephelerde kırılma noktasına gelen Lutwaffe'nin de yakın zamanda herhangi bir destek getireceği de şüpheliydi. İkinci El Alamein Savaşı Eylül ayında İngilizlerler limanlar ve erzak depoları gibi kritik bölgelere arka arkaya taarruz yapmaya başladı. Buna ek olarak da Almanlar'a Akdeniz üzerinden gelen erzak ve mühimmat taşıyan gemilerin sayısı iç karartıcı bir hal aldı. Bunlara bir de Erwin Rommel'in sağlığının köyüye gitmesi eklenince Almanlar büyük bir kaosun içine girdi. Hastalık izni alan Rommel öncepheyi terk etti ve Eylül aynın sonuna kadar İtalya ve Almanya'da bulundu. Yani 23 Ekim 1942'de başlayan İkinci El Alamein Savaşı'nda Rommel ordusunun başında değildi. Fakat apar topar hazırlanarak büyük bir acele içinde Afrika merkez karargahına doğru yola çıkan Rommel'in karargaha gelmesi 2 gün sürdü. El Alamein bölgesindeki savunma planı çok yönlü olamazdı çünkü doğa şartları buna izin vermiyordu. Motorize birliklerin eksikliğine yakıt ikmalinin az olması da eklenince Rommel'in pek fazla seçeneği kalmamıştı. Savunma hattı güçlü sığınaklarla donatıldı. Sığınakların kör noktalarına da geniş alanlara yayılarak mayınlar döşendi. Mayın olmayan yerlere de ağır makineli tüfekler ve toplar yerleştirildi. Bu savunma Rommel'in düşüncesine göre İngilizler'i istedikleri kadar kendilerinden uzak tutacaktı. En azından arkalarından gelen takviye motorize araçlar ve erzak konvoyları gelene kadar bu savunma hattı geçilemezdi. Rommel merkez karargahta olduğu için savaşa ondan yoksun başlayan Afrika Panzer Ordusu'nun komutanı General Georg Stumme'ydi. Fakat Georg Stumme iki askeri nokta arasında yolculuk ederken kalp krizi geçirdi ve öldü. Bu Almanlar'ın savaşın ilk saatlerinde ciddi kararlar almasını da engelledi, ta ki General Ritter von Thoma cepheye ulaşana kadar. Kısa bir süre sonra da Rommel, El Alamein öncephelerine ulaştı. Eylül'de ayrıldığı cephedeki yakıt durumu kötü durumdaydı fakat geri döndüğünde yakıt durumunu öğrenince bir felaketle karşı karşıya olduklarını anladı. Rommel'in savunmasında kullanacağı herhangi bir motorize araç yakıtsız hiçbir işe yaramayacaktı. 15. ve 21. Panzer Birlikleri'nin 24 Ekim ve 25 Ekim'de başlattıkları karşı taarruz büyük tank kayıplarına sebep oldu. İngilizler'in güçlü top ve hava savunması tank saldırısına izin vermiyordu. Rommel'in kafasını kurcalayan tek düşünce bütün güçleriyle taarruza geçmekti. Çünkü savunmada zafer görünmüyordu. 26 Ekim'de Almanlar Rommel'in emriyle ellerinde ne varsa taarruza geçtiler. Zırhlı araçlarla saldırıya geçen Almanlar, İngilizler'in ağır savunmasında ezildi ve tankların büyük bir bölümü kullanılamaz hale geldi. Montgomery'nin de zırhlı birlikleri çok büyük kayıplar vermişti. Bunun üzerine saldırılar, savunma hattını 4km geriye ittikten sonra 1 Kasım'da tamamen durduruldu. Bunu fark eden Rommel elinde kalan tanklarla 2 Kasım'da hemen karşı taarruz başlattı. Amacı savunma hattını yaran İngilizleri kuşatmaktı fakat ağır İngiliz bombardımanı bu hareketi de durdurdu. Bu süre zarfında Afrika Panzer Ordusu normal kuvvetinin sadece üçte birini kullanabiliyordu. Sadece 35 tank ellerinde kalmıştı, ne yakıt vardı ne de mühimmat ve buna bir de ek olarak İngilizler'in hava üstünlüğü de vardı. Buna rağmen İngilizler'in birliklerinden %75'lere kadar çıkan kayıplar merkeze bildiriliyordu. 3 Kasım'da Montgomery tekrar taarruza geçmenin imkansız olduğu kanısına vardı ve takviye kuvvet gelene kadar bekleme kararı aldı. Rommel'in de zaten buna ihtiyacı vardı. 29 Ekim'den beri planladığı geri çekilme hareketini başlattı. Fakat gün ortasında Rommel'e Hitler'den bir mesaj geldi. Herhangi bir geri çekilme hareketi yasaktı. Çünkü bu Hitler'in en büyük ilkesi olan "zafer ya da ölüm"e aykırıydı. Rommel, Afrika Panzer Ordusu'nun tamamen dağılması ihtimaliyle karşı karşıya kalmıştı. Fakat direk olarak Führer'inden gelen emri de çiğneyemezdi. Çaresizce geri çekilme hareketini durdurdu. 4 Kasım'da Montgomery takviye kuvvetleri alır almaz taarruzunu başlattı. 500'e yakın tank Rommel'in kalan 20 tankına karşı harekete geçti. Gün ortasında İtalyanlar'ın XX Motorize Kolordusu tamamen kuşatıldı ve bundan bir kaç saat sonra da bütün kolordu tamamen yok edildi. Böylece Rommel'in savunma hattına 20km kaldı. GÜçlü tankları ve motorize İngiliz birlikleri savunma hattına doğru son sürat yola çıktı. Bütün Afrika Panzer Ordusu kuşatılma tehlikesiyle karşı karşıyaydı. Bu noktada Rommel veremediği geri çekilme emrini mecburen vermek zorunda kaldı ve genel inziva emri verdi. 5 Kasım'ın erken saatlerinde Rommel'in inziva emrinin üzerinden 12 saat geçtikten sonra Hitler'den geri çekilme emrine onay geldi fakat artık çok geçti. Çünkü bütün yaya birlikler hala büyük tehlike altındaydı. El Alamein'de aldıkları yenilginin ardından Rommel'in kuvvetleri kaçmayı başardı fakat hava saldırılarından büyük kayıplar verdiler. Hitler ve Mussolini'nin emirlerinin aksine Rommel'in kuvvetleri arkalarından kovalayan Müttefik kuvvetlerine yakalanmadan Tunus'a kadar geri çekildi. Afrika'da Son Rommel, Tunus'ta 8. İngiliz Ordusu yerine ABD'nin 2. Kolordusu'na bir saldırı başlattı. Rommel'in planı Tunus'un doğusundan gelen İngilizler yerine batıda bulunan Amerikalılar'a saldırıp hiç olmazsa birlikleri batıya doğru sürüklemekti. Fakat Rommel, Amerikalılar'dan büyük bir yenilgi aldı. Gözler tekrar doğuya, İngilizler'in eski Fransız sınırındaki Mareth Line'daki Commonwealth ordusuna döndü. Rommel başlarına gelecekleri sadece biraz daha erteleyebilirdi. 1943'ün Ocak ayının sonunda İtalyan General Giovanni Messe, Rommel'in Afrika Panzer Ordusu'nun başına getirildi ve adı da 1. Italo-German Panzer Ordusu olarak değiştirildi. Bunun nedeni ise birliğin 1 Alman kolordusu, 3 de İtalyan kolordusundan oluşmasıydı. 9 Mart'ta Rommel Afrika'yı terk etti. Hitler'in emriyle Rommel'in Afrika'dan ayrılışı gizli tutuldu çünkü Rommel'e büyük saygı duyan Alman askerlerinin morallerinin bozulması istenmiyordu. Rommel Afrika'daki son taarruzunu üç adet panzer birliği ile 6 Mart 1943'te Medenine Savaşı'nda Bernard Montgomery'nin 8. Ordusu'na karşı yaptı. Bu taarruz 52 tankın kaybedilmesine neden oldu ve saldırı durdu. 9 Mart'ta Armeegruppe Afrika komutasını General Hans-Jürgen von Amim'e devretti ve sağlık problemleri yüzünden geri dönmemek üzere Afrika'dan ayrıldı. 12 Mayıs'ta Afrika'daki Alman ve İtalyan birliklerinin teslim olmasından bir gün önce General Giovanni Messe mareşal rütbesine erişti. Bazı tarihçiler Rommel'in Tunus'tayken Hitler'in geri çekilmeyi yasaklayan emrine uymamasını, Stalingrad Savaşı'nda aynı emri verdiği 6. Alman Ordusu'nun Sovyetler tarafından darmadağın edilmesine bağlıyor. Kuzey Afrika'ya Almanya merkez karargahına atanan Mareşal Albert Kesselring, Rommel'in Tunus'taki durumunun daha elverişli olduğunu düşünmüştü çünkü İngilizler'in Tunus'taki hava kuvvetleri tesislerine çok yaklaştığını savunuyordu. Fakat Rommel'e göre İngiliz hava kuvvetleri orda ya da burda değildi çünkü mühimmat, erzak veya yakıt alamayan kuvvetlerine her yer dünyalar kadar uzaktı. Ayrıca İngiliz hava kuvvetleri gelen erzak gemilerini de batırıyordu. Müttefik ordusundan Teğmen-Albay G.C.T Keyes'in ardında bıraktığı dökümanlara göre, Şubat 1943'te Alman savunma hattının 400 km içinde bulunan merkez karargahtan Rommel'i kaçırmak için yapılan bir deneme başarısız oldu. Fransa 1943-1944 Afrika'da alınan başarısızlık sonunda Nazi Propaganda organlarının Erwin Rommel'i yenilemeyen dahi bir komutan olarak gösterme çabaları da yok oldu. Berlin, Afrika'dan dönen Çöl Tilkisi'ni nasıl kullanacağını düşünmeye başladı. Çünkü Afrika'dan döndükten sonra resmen işsiz görünüyordu. 23 Temmuz 1943'te E Grubu Ordusu'nun komutanı olaran Yunanistan'a atandı. Görevi Yunanistan sahiline inme ihtimali olan fakat hiç bir zaman inmeyen Müttefik birliklerini durdurmaktı. Rommel iki gün sonra, Mussolini'nin devrilişinin ardından Almanya'ya geri döndü. 17 Ağustos 1943'te Rommel, merkez karargahını B Grubu Ordusu komutanı olarak Münih'ten Fransa'daki Garda Gölü'ne taşıdı. Uzun süreli Müttefik saldırıları altında kalan Fransa'yı savunma görevini üstlenen Rommel, Atlantik kıyısı boyunca bütün savunma hattını tekrar orgainze etti. Batı Orduları Komutanı Gerd von Rundstedt, Pas-de-Calais bölgesine çıkarma yapmak istiyordu çünkü bölge Almanlar'ın geriye itilmesi ve Führer merkez karargahına saldırmak için stratejik bakımdan olumluydu. İkinci bir seçenek ise Normandiya'ya yapılacak bir çıkarmaydı. Rommel, Normandiya'nın çıkarma yapılabilmesi için daha uygun bir bölge olduğunu düşündü. Aslında Rommel, Müttefikler'in nereye ineceği konusunda endişeli değildi, Müttefikler'in herhangi "başarılı" bir çıkarmasından endişe ediyordu. Bu yüzden 1944'ün Ocak ve Şubat aylarında uzun uzun Normandiya sahilini gezdi, yapılması gerekenleri not aldı, gözlemledi, milyonlarca mayın döşetti, binlerce tank tuzağı ve Müttefiklerin gelmesini engelleyecek barikatlar kurdurdu. Kuzey Afrika'da yapılan savaşlardan sonra Rommel, Müttefikler'in ezici hava üstünlüğüne karşı taarruza kalkmanın yararsız olduğunu görmüştü. Bütün zırhlı araçları ve tankları, kıyıda düşmanı karşılayacak sığınakların yakınında ufak birlikler halinde konuşlandırdı. Alacakları saldırının hemen sahilde durdurulmasını istiyordu. Buna rağmen, komutanı Von Rundstedt saldırıyı sahilde bitirme ihtimalinin olmadığını söylüyordu çünkü Kraliyet Donanması'nın ağır bombardımanı altında bu mümkün değildi. Von Rundstedt tankların Paris yakınlarında büyük kitleler halinde tutulması gerektiğine inanıyordu. Sahilde alınacak bir yenilginin ardından Fransa'nın içine doğru ilerleyen Müttefik ordularının birbirleriyle olan bağlantılarını bu tanklarla kesebilir, hatta onları mağlubiyete uğratabilirlerdi. Çünkü burası Afrika değil, Fransa'ydı. Almanya'ya yakın oldukları için mühimmat, erzak veya yakıt sıkıntısı çekilmiyordu. Dİğer panzer komutanları da von Rundstedt'in kararına destek çıktılar. Batı Grubu Panzer Birliği Komutanı General Geyr von Schweppenburg, Rommel'in bu planına sert bir şekilde karşı çıktı ve tankların sahilin çok uzağına, karada konuşlandırılması gerektiğini belirtti. Hitler'den bir plan istendi fakat Hitler de bocalıyordu. Nisan ayının sonunda tankları ne sahile çok yakın ne de sahile çok uzak olarak ortada bir bölgeye konuşlandırdı.Durum böyle olunca da tanklar ne Rommel'in işine yarayacak bir pozisyonda kaldı ne de von Rundstedt'in Fransa'nın içinde vereceği savaşı gözetleyecek duruma girdi. Rommel, Normandiya'nın savunmasını yapan 84. Kolordu'nun komutanı General Erich Marcks'dan kalan zırhlı araçların cepheye mümkün olduğu kadar yakın tutulmasını istedi. İlk taarruzlar Nisan ayında Fortitude (Cesaret, dayanıklılık) Operasyonu adı altında başladı. Bu ilk taarruz bir aldatma saldırısıydı. Müttefikler Almanlar'ı D-Day (Çıkarma GÜnü) için başka bölgeye yöneltme çabası içindeydiler. Fakat Mayıs'ın ilk günlerinden itibaren Hitler, Normandiya'ya muazzam bir taarruzun başlatılacağını tahmin ediyordu. Güney İngiltere'den yapılan hava kuvvetlerinin keşif uçuşları, düşmanın mayın keşifi ve bombardıman operasyonları Fransa'da bulunan Rommel'e veya diğer Wehrmacht komutanlarına iletilmedi. Artık onlar da Pas-de-Calais'e çıkarma olacağını düşünüyordu. Bu yüzden Rommel'in dikkati Somme Nehri'nde haliçler kurdurdu. 6 Haziran 1944'te D-Day resmen başladı. Führer'in merkez karargahındakiler dahil bütün Alman subayları Pas-de-Calais'e çıkarma olacağı kanısındaydılar ve Normandiya'nın bir sapma olduğuna inanıyorlardı. Kafalarında hala şüpheler vardı ve Alfred Jodl'un kadrosu 2 Haziran'da hala Normandiya'ya yapılacak çıkarmanın kaygısı içindeydi. Bunlardan anlaşılacağı gibi çıkarmanın nereden yapılacağı hakkında Almanya'nın hiçbir fikri yoktu. Sadece varsayımlar üzerinde duruyor, ellerindeki bütün fırsatlarla savunmayı organize ediyorlardı. D-Day'in ilk saatlerinde Almanlar'ın Fransa'daki komuta kademesi düzensizdi. Rommel diğer rütbeli subaylarıyla birlikte bölgeden ayrılmak üzereydi. 12. SS Panzer ve Panzer Lehr birlikleri gibi birçok tank birliği sahilde büyük kargaşaya yol açacak şekilde bulunuyorlardı. Rommel'in yokluğunda subayların birbirlerinden ayrı düşünceleri felaketle sonuçlanmaya başladı. İlk çıkarmanın ardından yapılacak başka bir çıkarmanın bütün panzerleri etkisiz hale getireceğine inanılıyordu. Küçük çaplı Alman saldırılarıyla karşılaşan Müttefik orduları çıkarma kıyısını kısa zamanda güvenceye aldı. Rommel, Caen'de çıkacak savaşı önceden görmüştü. Fakat Alman komutanları 6 Haziran gününün ortalarına kadar hiç bir organize taarruz başlatmadı. Hitler Suikasti 17 Temmuz 1944'te Rommel, arabasına Kraliyet Hava Kuvvetleri pilotu Charley Fox'un kullandığı Spitfire marka bir uçağın saldırısı sonucu özellikle başından olmak üzere ağır yaralandı. Bu sırada Adolf Hitler'e karşı yapılan 20 Haziran Süikasti başarısız olmuştu. Süikastten sağ kurtulan Hitler geniş çaplı bir soruşturma başlattı ve süikaste katılanları aramaya başladı. Bu darbenin liderleri tarafından Rommel'in ismi de birkaç kez dile getirildi. Fakat Rommel'in aleyhine herhangi bir delil yoktu. Süikastin gerçekleşmesinden 3 gün önce ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmıştı. Süikasti gerçekleştiren liderlerle herhangi bir iletişim kurduğu da kanıtlanamadı. Aynı zamanda Rommel hastanedeyken Nazi Partisi liderleri Rommel'in Nazi liderlerini eleştirmesini ve yaptığı yanlış hareketleri açığa vurdular. Martin Bormann, Rommel'in süikastin içinde olduğundan şüphe etmiyordu. Fakat Goebbels, Rommel'in böyle bir olayın içinde bulunacağını düşünmüyordu. Rommel'e karşı ellerinde bulunan en büyük delil Hans Speidel'in ifadeleriydi. Ona göre bu asi emirleri bizzat Rommel vermişti. Rommel'e karşı sunulan bir diğer kanıt ise Dr. Carl Goerdeler'in "gelecekte Almanya başkanı olabileceklerin listesi"nde Rommel'in ismini yazmasıydı. Rommel'in Roland Freisler'ın başkanlığını yaptığı Halk Mahkemesi'ne gönderilmesi Askeri Mahkeme'nin aldığı kararla olabilirdi. Öyle de oldu. Şu anda bile Rommel'in bu süikastin içinde bulunup bulunmadığı bilinmiyor. Rommel'in bu süikastten haberi olsaydı Nazi hiyerarşisine bunu bir asker olarak ihbar etmesi gerekirdi. Bu durumda da Rommel'in sessizliği komutanlarında bir şüpheye yol açardı. Romel'in Alman halkı arasında çok ünlü olmasına, sevilmesine ve şüphesiz Hitler'in en sevdiği askerlerinden biri olmasına bir de en başarılı savaş komutanlarından biri olması eklenince 14 Ekim 1944'te General Wilhelm Burgdorf ve Ernst Maisel kendisini ziyaret ederek bir çözüm bulma çabası içine girdi. Burgdorf, Rommel'e önce Mareşal Keitel'ın önerisini sundu; Halk Mahkemesi'ne çıkarılacaktı fakat bu kendisine ve ailesine eziyet demekti. Ya da sessizce intihar edecek ve hükümet tarafından ailesinin hayatı garantiye alınıp bütün dünyaya kahraman gibi öldüğü açıklanacaktı. Birkaç dakika düşündükten sonra Rommel intihar kararını seçtiğini söyledi, çocuğuna ve karısına nedenlerini açıkladı. Burgdorf'un SS Çavuşu Heinrich Doose'nin sürdüğü Opel marka arabasına bindi. Rommel kasabanın dışına götürüldü. Doose arabadan inip uzaklaşarak Rommel ve Maisel'i yalnız bıraktı. 5 dakika sonra Burgdorf eliyle Doose'ye işaret etti. Geri dönen Doose, Rommel'in yerde titreyen vücudunu gördü ve yere düşen şapkasını tekrar başına taktı. 10 dakika sonra grup Rommel'in karısına eşinin öldüğünü bildirdi. Bu bilgilere rağmen başka teoriler de ortaya atıldı. Bunlara göre Rommel'e verilen iki seçenek arasında ya Halk Mahkemesi'ne çıkarılacaktı, ya da Alman polisi tarafından öldürülecekti. Rommel ikincisini seçti çünkü daha sonra karısına ve çocuğuna açıkladığı gibi, Halk Mahkemesi'nde karşılaşacağı onur kırıcı ve küçük düşürücü durumla karşı karşıya kalmak istemiyordu. Daha sonra Berlin yakınlarında gizli bir yere götürülerek Gestapo subayları tarafından ateş edilerek öldürülmüştü. Daha sonra dünyaya devam eden yaralanmalarından dolayı ulusal bir kahraman olarak öldüğü açıklanmıştı. Tabi bunlar şu anda bile başkaları tarafından iddia edilen sadece bir teoridir. Savaştan sonra tekrar düzenlenen Rommel'in günlükleri, The Rommel Pappers olarak yayınlandı. 3. Krallık'ta (Nazi Almanyası) kendi adına bir müzesi bulunan tek insandır. Mezarı Ulm yakınlarındaki Herrlingen'de bulunuyor. Rommel'in resmi ölüm hikayesi halka kalp krizi yüzünden veya arabasına yapılan saldırı sonucu yaralandıktan sonra tekrar iyileşemediğinden dolayı öldüğü yönünde duyuruldu. Rommel bir komutan gibi bütün onurlarla ve askeri törenle gömüldü. Halka açık ve büyük ilgi gösterilen bu cenazede Hitler de aktif rol oynadı. Bu mesaj en son " 21-03-2008 " tarihinde saat 10:27 AM itibariyle DERİNSU tarafından düzenlenmiştir.... |
|||||||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| Erwin Johannes Eugen Rommel | MÊVAN | Tarih | 0 | 31-01-2008 06:46 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.