Giriş Tarihi: Oct 2007 |
Konum: BURASI 4. KOĞUŞTUR BENİM ABİM...!!!!!!! |
|
Mesaj: 1,181
|
|
Üye No: 174436
|
|
Cinsiyeti : Bay
|
İtibar Gücü: 10434
| Rep Puanı : 1043185
| |
|
| |
|
BİrleŞmİŞ Mİlletlerde Kadinin İnsan Haklari
BİRLEŞMİŞ MİLLETLERDE KADININ İNSAN HAKLARIKadının insan hakları kavramını Birleşmiş Milletler süreçlerine sokan Haziran 1993 Viyana Dünya İnsan Hakları Konferansı uluslararası kadın hareketi için bir dönüm noktası oldu. 1993 Konferansı’nın kadın haklarının insan hakları olduğunu dünya gündemine taşımak için iyi bir fırsat olduğu düşüncesiyle harekete geçen dünya kadınları, dünyanın dört bir köşesinden kadın kuruluşlarının ve bağımsız kadınların katıldığı büyük bir Kadının İnsan Hakları kampanyasında buluştu. Bu başarılı kampanya sonunda devletler düzeyindeki Dünya İnsan Hakları Konferansı “kadınların ve kız çocuklarının insan haklarının evrensel insan haklarının ayrılmaz, bölünmez ve vazgeçilmez bir parçası” olduğunu kabul etti. O güne kadar, “özel alan” içinde yer aldıkları için devletlerin yetki alanına girmediği varsayılmış insan hakları ihlalleri, devletler arası resmi konferansların gündemlerine uluslararası kadın hareketi tarafından sokulmuş oldu. Kadının insan hakları kavramını Birleşmiş Milletler süreçlerine sokan Haziran 1993 Viyana Dünya İnsan Hakları Konferansı uluslararası kadın hareketi için bir dönüm noktası oldu. Kadının insan hakları kavramını Birleşmiş Milletler süreçlerine sokan Haziran 1993 Viyana Dünya İnsan Hakları Konferansı uluslararası kadın hareketi için bir dönüm noktası oldu. >>Aralık 1993’te özel olarak kadına karşı şiddeti ele alan ilk insan hakları belgesi olan “Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Bildirge” BM Genel Kurulu’nda kabul edildi. >>1994’te BM İnsan Hakları Komisyonu’na kadına yönelik şiddet konusunda özel bir raportör atanması ve kadın haklarının BM İnsan Hakları mekanizmaları içine dahil edilmesi kararlaştırıldı. >>Süreç, 1994’te Kahire’de yapılan ICPD, 1995’te Pekin’de yapılan Dünya Kadın Konferansı ve 2000’de New York’ta yapılan Pekin+5 BM Özel Oturumuyla devam etti. Uluslararası kadın hareketi, geleneksel insan hakları yaklaşımındaki özel alan-kamusal alan ayrımını sorgulayarak, on yıllık bir süreç içinde insan haklarının kapsamında temelli bir dönüşüme yol açtı. Aile içi şiddet, toplu tecavüzler, kadının beden bütünlüğüne yönelik hak ihlalleri, cinsel hakların, doğurganlık haklarının ihlali böylelikle BM kararlarında ve uluslararası sözleşmelerde insan hakları olarak yer almaya başladı. Ancak, bu noktada, tutucu ve gerici güçlerin kadının beden bütünlüğüne, cinsel ve doğurganlık haklarına yönelik ihlalleri insan hakları çarçevesi dışında bırakmak için çok aktif bir şekilde çalışmaya devam ettiklerini de belirtmek gerek. Uluslararası Karar ve Sözleşmelerin İşlevi BM uluslararası toplantılarının sonuç belgeleri ve eylem planlarında saptanmış öncelikli alan ve hedeflerin bir yandan devletlerin yükümlülüklerini ortaya koyarken, bir yandan da ulusal ve uluslararası kadın hareketleri arasında hedefler ve öncelikler çerçevesinde koordinasyonu sağlama işlevini yerine getirdiğini düşünüyoruz. Ulusal alandaki baskı gruplarının çalışmaları için çok yararlı olduğunu düşündüğümüz bu hedeflerin daha somut, ölçülebilir ve belirli süreler içinde gerçekleştirilecek hedefler şeklinde belirlenmesi, sonuç alınmasını hızlandıracak ve kolaylaştıracaktır. Bugün için, Pekin Eylem Platformu ve Pekin+5 belgelerinde saptanan sorun alanları harekete geçmek için iyi birer çerçeve oluşturmaktadır.Pekin + 5: 2000 BM Kadın Özel Oturumu5 - 9 Haziran 2000, New York Dördüncü Dünya Kadın Konferansı'nın ardından hükumetlerin söz verdikleri konularda neler yaptıklarını değerlendirmek ve ileriye yönelik stratejiler geliştirmek amacıyla Birleşmiş Milletler 5-9 Haziran 2000'de Pekin+5 toplantısının gerçekleştirilmesi planladı. Hem tüm ülkelerdeki sivil toplum örgütleri, hem de hükumetlerin ayrı ayrı hazırlandıkları toplantı'dan önce ön toplantılar gerçekleştirildi. Öncelikle dünyanın farklı yerlerinde Bölgesel Toplantılar yapıldı. Bu toplantıların sonuçları temel alınarak Birleşmiş Milletler Kadının İlerlemesi Dairesi (UN Division for the Advancement of Women) taslak bir metin hazırladı. Daha sonra Mart 2000'de Hükumet delegasyonlarının bir araya gelerek taslak metin özerinde çalışmaları ve eklenecek/çıkartılacak maddelerin tartışılması söz konusu oldu. Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler Koordinatörü bu iki toplantıya da katılarak metnin şekillenmesinde etkin oldu. Mart 2000'de bu iki ön toplantı bittikten sonra, Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler, Eşitlik İzleme Platformu'na çağrıda bulunmuş (Anakültür, İstanbul Barosu Kadın Hakları Uygulama Merkezi, KA-DER, Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler, Mor Çatı, Soroptimistler), ve birlikte çok yoğun bir şekilde Haziran toplantısına hazırlanmaya başlanmıştır. Bu hazırlık dahilinde, STK temsilcilerinin de hükumet delegasyonunda yer almaları; Hükumet delegasyonunda yer alacak STK temsilcilerinin alanlarında uzman, ve diğer STKlar tarafından seçilmeleri; Toplantı esnasında hükumet delegasyonu, STK temsilcileri ve Bakan Hasan Gemici ile her gün toplantı yapılarak günün değerlendirilmesinin yapılması ve karşılıklı bilgi alışverişinde bulunulması, en önemli noktalar olarak ele alınmıştır ve bu konuda Eşitlik İzleme Platformu'nun tarafından Hasan Gemici'ye bir mektup yazılmıştır. --------------------------------------------------------------------------------Toplantıya Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler adına katılan bir arkadaşımızın Pazartesi: Kadınlara Mahsus Gazete için hazırladığı yazı: (Temmuz 2000) 5-9 Hazıran 2000 tarihlerinde yapılan "Pekin+5" toplantısına Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler adına katıldım. Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler akredite olduğu için Birleşmiş Milletler binasında gerçekleşen Özel Oturuma katılmam ve hükümet delegasyonlarının pazarlıklarını izlemem mümkün oldu. Süreci Türkiye'den giden ekibin (hükümet delegasyonu ve destek veren sivil toplum kuruluşları) çalışmaları ve ayrıca Özel Oturum'dan çıkan sonuçlar açılarından değerlendirmek isterim. New York'a gitmeden önce Eşitlik İzleme Platformu (Anakültür, KA-DER, Kadının İnsan Hakları -Yeni Çözümler, Mor Çatı, Soroptimistler Federasyonu) olarak yapılan yoğun lobicilik çalışmaları sayesinde hükümet delegasyonunda, akredite olmuş sivil toplum kuruluşlarından 4 temsilcinin katılımının sağlanmış olmasının Türkiye'deki demokratikleşme sürecinde önemli dönüm noktalarından biri olduğunu ve bunun da büyük bir başarı olduğunu düşünüyorum. Bu 4 temsilci, akredite olmuş olan diğer kuruluşlar arasından demokratik yöntemlerle seçilmişti. Buna bağlı olarak da Özel Oturum süresince resmi delegasyonda yer almayan sivil toplum kuruluşları ile hükümet delegasyonu arasında bilgi ve fikir alış-verişi son derece memnuniyet verici düzeydeydi. Resmi delegasyonumuz, Özel Oturum süresince devlet-STK işbirliğini yüksek düzeyde gerçekleştiren kısıtlı sayıdaki delegasyonlardan biriydi. Özel Oturumu değerlendirmeye gelince; bilindiği gibi pazarlık süreci çok yavaş ve zorlu geçti. Kadınlar açısından ilerici sayılabilecek çoğu madde, özellikle Vatikan (Holy See) ve bazı İslam ülkelerinin dayanışma içinde yürüttükleri taktikler nedeniyle bazen saatlerce tartışıldı, tartışmalar her zaman da olumlu sonuçlar verecek şekilde sonuçlanmadı. Bu hizipleşme, özellikle "kürtaj hakkı" ve "cinsel tercih" tartışılırken iyice belirginleşti. Sonuç Belgesi'nde alınan kararların "taahhüt" şeklinde yer alamaması, tarih belirtilerek bir zaman çerçevesine oturtulamaması, Pekin Eylem Platformunu hayata geçirebilmek için gerekli göstergelerin ve kaynakların belirlenememesi, ve oybirliği sağlanamayan maddelerin ya çıkarılması ya da Pekin Eylem Platformu'nda yer aldığı şekilde tekrar edilmesi sonuç olarak elde edilen belgenin istenilenden daha zayıf olmasına neden oldu. Ancak yine de bazı kazanımlardan söz etmek mümkün, ve bunlardan bahsetmenin de önemli olduğunu düşünüyorum. Örneğin "namus cinayetleri" ve "zorla evlendirme" terimleri ilk defa bir Birleşmiş Milletler belgesinde yer aldı. "Evlilikte tecavüz"ü sona erdirmek amacıyla kapsamlı mekanizmaların geliştirilerek hayata geçirilmesi vurgulandı. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi İhtiyari Protokolü'nün hükümetler tarafından imzalanmasına yönelik bir çağrı yer aldı. Pekin+5 Sonuç Belgesi'nin hem Türkiye'de bizlere, hem de yurtdışındaki diğer kadınlara ve kadın gruplarına, kadınların insan haklarının geliştirilmesi ve korunmasına yönelik lobicilik ve aktivizm çalışmalarında destek olacağını, ve belgeye imza atan hükümetlerin siyasi irade göstererek uygulama aşamasında etkin olmalarını ümit ediyorum.Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1979'da kabul edildi, 1981'de sözleşme biçimini aldı. Türkiye CEDAW’ı 1985 yılında imzaladı; ama yasalarımızda Sözleşme ile çelişen hükümler olduğu için, iç hukukta gerekli düzenlemeler yapılıp aykırılıklar giderilene kadar olmak kaydıyla belgeye bu noktalarda çekince koydu. Türkiye, yeni yasa taslaklarının hazırlanması üzerine çekincelerini 1999 yılında kaldırdı. Yeni Medeni Kanun 2002 yılında yürürlüğe girdi; Ceza Kanunu taslağı üzerindeki çalışmalar henüz devam ediyor. Kadının insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için uluslararası platformda kabul edilen bazı normları tanımlayan Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi; Devletleri, kadınlara karşı ayrımcılığın ortadan kaldırılması için somut adımlar atmakla yükümlü kılar, Devletleri, bütün diğer kişi, örgüt ya da kuruluşların kadınlara karşı ayrımcılık yapmasını önlemekle görevlendirir, Devletleri bağlayıcı niteliktedir. Sözleşmeye taraf devletlerin sayısı Haziran 2002 itibariyle 170'dir. Sözleşmenin kabulü, bu ülkelerin kadınlara yönelik ayrımcılığı önleyen bir politika uygulamalarını ve Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’ne düzenli olarak rapor vermelerini zorunlu kılmaktadır. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi her yıl toplanarak üye ülkelerin raporlarını inceler ve gerekirse Birleşmiş Milletler'e önerilerde bulunur. Komite ayrıca incelenen ülkelerdeki sivil toplum örgütlerinden de kadınların durumu, koşullar ve kritik sorunlarla ilgili bağımsız bilgi alır. 1997 yılında, Türkiye’nin gözden geçirilme süreci için Kadının İnsan Hakları Projesi, Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı ve Eşitlik İzleme Komitesi tarafından böyle bir rapor hazırlanmıştır. Türkiye’nin 4. Ülke Raporunu 2001 yılında vermesi gerekiyordu. Rapor şu anda bir yıl gecikmiş durumdadır. CEDAW İhtiyari Protokol Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığı Önleme Komitesi’ne Yasal Başvuru için Protokol (İhtiyari Protokol) Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin imzalanmasından bu yana 20 yıl geçti. Bu süre içinde, çoğu devlet Sözleşme çerçevesinde kadınlara verdiği sözleri tam olarak yerine getirmedi. Bu gerçeğin ışığında ve Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmeleri ile diğer belgelere dayanarak, 1999 yılı Ekim ayında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne ek bir Protokol benimseyerek üye ülkelerin onayına sundu. İhtiyari Protokol diye adlandırılan bu belge, taraf devletlerin yargılama yetkisi altında bulunan bireyler ve gruplara Sözleşme’de yer alan hakların ihlal edildiği durumlarda Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’ne hukuki başvuru yapabilme yolunu açmaktadır. İç hukuk yollarının tükenmesi veya çok zaman alması durumunda yapılabilen başvurunun açık ve doğru temellere dayandırılmış olması ve Sözleşme hükümlerine uygun olması gerekmektedir. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’ne Yasal Başvuru için Protokol 22 Aralık 2000 tarihinde Birleşmiş Milletler nezdinde yürürlüğe girmiştir. Ancak, Protokol’ün geçerli olabilmesi ve kadınlar tarafından kullanabilmesi için bir ülkenin şu şartları yerine getirmesi gerekmektedir. 1.Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni imzalamış olmak, 2.Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni onaylamış olmak, 3.Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’ne Yasal Başvuru için Protokol’ü imzalamış olmak, 4.Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’ne Yasal Başvuru için Protokol’ü onaylamak.Türkiye’nin 8 Eylül 2000’de imzaladığı protokol, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 30 Temmuz 2002’de onaylanarak Türkiye’de de kadınların bu başvuru olanağından yararlanmasının yolu açılmıştır. Hem bu protokolun imzalanmasında hem de daha sonra Meclis tarafından onaylanmasında ülkemizde kadın konusunda çalışan sivil toplum örgütleri tarafından yapılan çalışmaların ve düzenlenen kampanyaların önemli rolü olmuştur. 10 Aralık 1999 Dünya İnsan Hakları Günü’nde imzaya açılan Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi’ne Yasal Başvuru için Protokol, üstünden bir sene geçmeden 60’dan fazla ülke tarafından imzalanmış, 10’dan fazla ülke tarafından da onaylanmıştır. Eylül 2002 itibariyle, Protokol’ü imzalayan ülke sayısı 75'e, onaylayanların sayısı ise 45'e çıkmıştır.
|