|
|
#1 (permalink) | |||||||||||||||
|
TARİHTE URFA NIN ADLARI
Arkeolojik kazılardan elde edilen buluntulardan Urfa bölgesinin tarihi Yontmataş Devrine kadar uzadığı tespit edilmiştir.Tarih boyunca çeşidli uygarlıklara sahne olan Urfa`ya Araplar Urhai ve El-Ruha,Selevkoslar Edessa adını vermişlerdir. M.Ö II. yıllarında Hitit tabletlerinde Ursu, Asur tabletlerinde Ruhua olarak geçen bölge Türklerin burayı elegeçirmeyle Urfa biçimine dönüştürülmüştür.Urfa Halkının Kurtuluş Savaşında göster diği kahramanlıklar göz önüne alınarak 1984 yılında ilin adı Şanlıurfa olarak değiştirilmiştir İSLAMİYET ÖNCESİ URFA Urfa bölgesi İÖ. 2000 yıllarında Hurri-Mitanni devletini kuran Hurri lerin elinde bulunuyordu. Bunlar Asur`ların egemenlikleri altına alınmış lardı.Anadolu`da ilk siyasi birliğini kuran Hititler bu bölgeye kadar uzana madılar. Zamanla eski Babil devleti, Asurlular buraya kadar yayıldılar. Urfa İÖ. 7 yy İranlı Medler tarafından zaptedildi ve İÖ. 13 yy kadar Medlerin elinde kaldı.Bu yıllarda Makedonya imparatoru Büyük İskender bütün Anadolu ve İran`ı aldı. Bu arada Urfa bölgeside Makedonyalılara geçti. İskenderin ölümünden sonra burada İskenderin generallerinden Selevkos`un kurduğu egemenlik sürdü.Selevkos kurduğu bu şehre Makedonyanın başkenti olan Edessa`nın adı verdi. Roma imparatorluğu buralara ulaşmadan önce bölge Osroene krallığı nınelindeydi.Önceleri Roma himayesinde olan Urfa imparator Caracalla dönemindeİS. 216 yılında Roma imparatorluğu topraklarına katıldı. Sasaniler`in kralı I. Sapur tarafından 260 yılında kuşatıldıysa da zapt edilemedi. Urfa cevresinde ki manastır ve kiliseleri 396 yılında Hunlar 506 yılındada Gotlar yağma etti. Roma imparatorluğu 395 yılında Doğu ve Batı diye ikiye ayrıldığı zaman Urfa Doğu Roma (Bizans)`ın payına düşmüstü. Bizans kralları şehri büyük ölçüde onardılar.Hamamlar, hastaneler ve stadyumlar yaptılar.Müslüman lığın doğuşdan kısa bir süre sonra 639 yılında İyaz Bin Ganem kumutanlı ğındaki Araplar şehri savaşmadan ele geçirdiler.Birkaçdefa şehre saldıran Bizanslılar 1030-1087 tarihleri arasında Urfa`ya egemen oldular. 1087 yılından sonra Selçuklu Türkleri Urfa ve çevresini aldılar. OSMANLI DÖNEMİNDE URFA Haçlı seferleri sırasında Hıristiyanlar 1098 yılında Urfa`yı alıp Edessa Kontluğunu kurdular.Urfa bu dönemde yakılıp yıkıldı.1144`te Musul hükümdarı İmadeddin Zengi şehri zaptetti.Urfa 1182`de Selahattin Eyyüpi tarafından alındı.1244`te Moğollar Urfa`yı yağma etti. Şehir 1393`te Timur ordularına Teslim oldu. Urfa 1516 yılında Yavuz Sultan Selim`in padişahlığı döneminde Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katıldı ve Rakka eyaletine merkez oldu.19 yy. ikinci yarısında vilayetler kurulunca Halep Vilayetine bağlı bir sancağa merkez yapıldı.Osmanlı imparatorluğu`nun gerileme dönemlerinde Urfa ve çevresi alabildiğinde başıboşluklar yaratılmış,çöl kanunları ile yönetil meye başlanmıştı.Burada yaşayan insanlar bu tür eşkiyalıklara son vermek için Milli Aşireti öncülüğünde birleştiler.Bu aşiretler Urfa ve bölgesinde ki soygunculara karşı hayvan ve topraklarını koruma yoluna gitmişlerdir. 1890 yılına kadar devam eden bu yaşam biçimi ,Sultan II. Abdülhamit`in tahta geçmesiyle birlikte yeni bölgede yeni oluşumlara gidildi.Sultan II. Abülhamit Viranşehir`de Hamidiye Alaylarını kurarak Urfa ve bölgesinin güvenliğini Milli Aşireti Reisi İbrahim Paşa`ya bıraktı. IV. Ordu kumutanı Maraşel Zeki Paşa , Sultan II.Abdülhamit ve Aşiret reislerleri arasında yapı lan anlaşmalarla Hamidiye Alaylarının Kuruluş nedenleri belirlendi. Hamidiye Alaylarının Kuruluş Nedenleri; · Merkezi otoriteyi tesis etmek, · Doğu Anadoluda devletin etkin olabileceği yeni bir sosyo-politik denge kurmak · Aşiretlerden askeri güç olarak faydalanmak, · Ermenilerin faaliyetlerine engel olmak ve müslüman halkla Ermeniler arasında güç dengesini temin etmek, · Rusların saldırısından ve ingiliz politikasından,Doğu Anadolu yu korumak, · Pan-İslamizm politikasını yaymak ve yürütmek KURTULUŞ SAVAŞINDA URFA Birinci Dünya savaşından sonra 7 Mart 1918 İngilizler Urfa`yı işgal etti. Bir süre sonra yerlerini Fransız kuvetlerine bıraktılar.10 Ağustos 1920 ìmzalanan Sevr Anlaşması`na göre Urfa Fransa`nın yönetimi aldına giren Suriye`ye verildi.Fakat bu karar uygulanmadan Urfa`lılar 9 Şubat 1920`de Fransızlara karşı ayaklandılar.Fransızlar önceleri Türkiye`den kaçmak zorunda kalan Ermenileri yanlarında getirderek onlara soygunlar cinayetler işleterek yerli halkın bölgeden kaçmalarını sağlamaya çalışıyorlardı. Mustafa Kemal, dağınık vur kaç taktiki ile çalışan çeteleri bir birlik aldına toplamak için Ali Saip Ursavaşı Jandarma komutanı olarak Viranşehir`e gönderdi.Ali Saip Milli Aşireti reisi İbrahim Paşa`nın desteğini de alarak bölgede büyük bir milis kurmayı başardı.Bölgede ki tüm aşiretlerin katıldığı bu milis örgütü Fransızlar için tehlike olmaya başladı.1920 yılının başlarında Fransız kumutanlığına bir ultimatom verdiler ve belirli bir tarih içinde bölgeyi terk etmeleri istendi.İstekleri yerine getirlmeyince 9 Şubat 1920`de Viranşehir`den Milli Aşireti, Suruç`tan Anze aşireti aynı anda Urfa`ya dogru hareket ettiler. Yapılan kanlı çarpışmalar sonucu Fransızlar 10 Nisan 1920 de Urfa`dan kaçmaya başladılar.11 Nisan 1920`de Urfa Düşmanlardan tamamen temiz lendi. ŞANLIURFA urfa, tarihi geçmişi 9 bin yıl öncesine dayanan, hz. ibrahim'in doğduğu, hz. eyyüb'ün yaşadığı, hz. isa tarafından kutsanan kent adeta bir müze şehir görünümündedir. harran'ı gezerken 4000 yıl öncesinin soluğu hissedilir. urfa iklimi karasal iklim özelliği gösterir. yazları çok sıcak ve kurak; kışları bol yağışlı ve nispeten ılıman geçmektedir. haşimiye meydanı yakınındaki gümrük hanı, osmanlı padişahı kanuni sultan süleyman zamanında 1562 yılında behram paşa tarafından yaptırılmıştır. avlusundan halil-ür rahman suyu geçmektedir. iki katlı bu hanın üst katındaki odalarda terziler çalışmakta, avlusunda çayhaneler bulunmaktadır. şanlıurfa'nın osmanlı döneminden kalma iş hanları ve çarşılarından oluşan eski ticaret merkezi gümrük hanı civarında yoğunluk göstermektedir. dünyada soyu tükenmekte olan ve türkiye'de yalnızca birecik'te yaşayan kelaynaklar |
|||||||||||||||
|
|
|
|
#2 (permalink) | |||||||||||
|
şanlıurfa yöresindeki hayvan türlerinden en ilgincidir. birecik'ten başka fas ve cezayir'de yaşayan kelaynaklar kış aylarında etiyopya ve madagaskar'a göç ederler ve şubat ortasından başlayarak birecik'e gelirler. kayalık yamaçlarda yuva kurar, yumurtlama döneminden sonra temmuz ayı ortalarında geri dönerler. birecik'te her yıl kelaynak festivali düzenlenmektedir.
urfa'da tarihi çarşı ve pazarlarda el dokumacılığı, tarakçılık, ağaç oymacılığı, saraçlık (dericilik), kürkçülük, bakırcılık, kuyumculuk ve taş süslemeciliği ürünleri ünlüdür. yemek kültürü oldukça zengin olan şanlıurfa'da ayran çorbası, hamurlu, pıt pıt, sarı çorba, çağala aşı, pakla aşı, hıttı bastırması, soğan tavası, su kabağı, bütün balcan, sarımsak aşı, kaburga, isot çömleği, bamya çömleği, acır annaziği, tatlı bamya, erik tavası, lolaz dürmüğü, saca basma, döğmeç, ekmek aşı, kenger aşı, semsek, has (marul) dolması, mimbar, acır bastırması, soğan tavası, ağzı açık, ağzı yumuk, pendirli ekmek, elma aşı, masluka, lebeni, boranı, kuzu içi, duvaklı pilav, üzlemeli pilav, meyhane pilavı, firikli pilav, ciğerli bulgur pilavı, baklalı bulgur pilavı, mığrıbi pilav, basma köftesi, aya köftesi, lıklıkı köfte, dolmalı köfte, köfteli erik, tiritli köfte, yuvalak, kıyma, yumurtalı köfte, mercimekli köfte, firenkil köfte, yağlı köfte, etli köfte (çiğ köfte), haş haş kebabı, kemeli kebap, tike kebabı, kazan kebabı, tepsi kebabı, kemeli tas kebabı, balcanlı kebap, soğanlı kebap, müftehi tas kebabı, frenkli (domatesli) kebap, kemeli cacık, bostana, zeytun bostanası, koruk salatası, pencer cacığı, peynirli kadayıf, katmer, daş ekmeği, aşır aşı, palıza, fakir şıllığı, şıllık, haside, küncülü akıt, kuymak, zingil, zerde, kadı beyni, pendirli helva, un bulamacı, palıza geleneksel yöresel yemekler arasındadır. msek, has (marul) dolması, mimbar, acır bastırması, soğan tavası, ağzı açık, ağzı yumuk, pendirli ekmek, elma aşı, masluka, lebeni, boranı, kuzu içi, duvaklı pilav, üzlemeli pilav, meyhane pilavı, firikli pilav, ciğerli bulgur pilavı, baklalı bulgur pilavı, mığrıbi pilav, basma köftesi, aya köftesi, lıklıkı köfte, dolmalı köfte, köfteli erik, tiritli köfte, yuvalak, kıyma, yumurtalı köfte, mercimekli köfte, firenkil köfte, yağlı köfte, etli köfte (çiğ köfte), haş haş kebabı, kemeli kebap, tike kebabı, kazan kebabı, tepsi kebabı, kemeli tas kebabı, balcanlı kebap, soğanlı kebap, müftehi tas kebabı, frenkli (domatesli) kebap, kemeli cacık, bostana, zeytun bostanası, koruk salatası, pencer cacığı, peynirli kadayıf, katmer, daş ekmeği, aşır aşı, palıza, fakir şıllığı, şıllık, haside, küncülü akıt, kuymak, zingil, zerde, kadı beyni, pendirli helva, un bulamacı, palıza geleneksel yöresel yemekler arasındadır. BALIKLI GÖL aynzeliha ve halil-ür rahman gölleri olarak da anılan, urfa şehir merkezinin güneybatısında yer alan ve ibrahim peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen balıklı göl, kutsal balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile urfa'nın en çok ziyaretçi çeken yerleridir. efsaneye göre, ibrahim peygamber, devrin zalim hükümdarı nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, tek tanrı fikrini savunmaya başlayınca, nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. ancak ilahi bir emirle, ateş suya odunlar da balığa dönüşür. hz. ibrahim bir gül bahçesinin içersine sağ olarak düşer. hz. ibrahim'in düştüğü yer halil-ür rahman gölüdür. rivayete göre nemrut'un kızı zeliha da ibrahim'e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. zeliha'nın düştüğü yerde de aynzeliha gölü oluşmuştur. her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır URFA KALESİ kentin güneybatı kesiminde, halil-ür rahman ve ayn-ı zeliha göllerinin güneyindeki damlacık dağı üzerindedir. doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır. 814 yılında (abbasiler dönemi) şehir sularının yeniden inşa edilmesi sırasında kalenin de seleukoslar dönemine ait eski kalıntılar üzerine yeniden inşa edildiği kuvvetle muhtemeldir. güneydeki kayadan oyma hendeğin m.s. iii. yüzyıla ait kaya mezarlarının üzerine yapıldığı kesilmiş kaya mezarlarından anlaşılmaktadır. kale üzerindeki seleukoslar, bizans ve islami devirlere ait çok sayıda yapı kalıntısı bulunmaktadır. selçuklular, eyyubiler, memlükler, akkoyunlular ve osmanlılar dönemlerinde çeşitli onarımlar geçiren kalenin kuzey, güney ve doğu cephesindeki duvarlarda toplam beş kitabe mevcuttur. bunlardan üçü aşınma ve kırıklardan dolayı okunamamış; diğer ikisi de akkoyunlu ve osmanlı dönemine ait olup okunabilmektedir. kentin etrafını çevreleyen surlar 20.yy.'ın başından günümüze kadar tahrip olmuş ve yıkılmıştır. urfa şehir surlarından; harran kapısı, bey kapısı'na ait mahmutoğlu kulesi ile yer yer duvar ve burç kalıntıları günümüze kadar ulaşabilmiştir. m.s. vi. yüzyıla ait kaynaklarda geçen urfa surlarının ilk inşa tarihi bilinmemektedir. PEYGAMBERLER ŞEHRİ Urfa tarihinin Paleolotik çağa kadar (M.Ö. 500.000 - 8.000) uzandığı tespit olunmuştur. Kazılarda neolitik çağ (M.Ö. 7250 - 5500), kalkolitik çağ (M.Ö. 5500 3200) ve ilk tunç çağına ait (M.Ö. 3200 - 1800) çok sayıda değerli eserler ele geçirilmiştir. Belgelere dayanmayan bazı iddialara göre Urfa, ilk defa şehirler kuran İdris Peygamber veya Tufan'dan sonra Nuh Peygamber zamanında kurulmuştur. Ebul Faraç bu görüştedir. Urfa bölgesi; Sümer - Akat - Hitit, Babil - Kalde, Hurri - Mitanni, Aram - Asur, Med ve Pers hakimiyetlerini görmüştür. M.Ö. II. bin Hitit vesikalarında geçen Ursu'nun ve Asur vesikalarında geçen Ruhua veya Ru'ua'nın, bugünkü Urfa olduğu söylenmektedir. Şehir; Ur, Kalde Ur'u, Harran Ur'u, Orhei, Orhay, Vurhai, Edessa, Diyar Mudar, (Bölge ile beraber) Ruha, Reha ve Urfa adlarını almış, en son Şanlıurfa Makedonya Kralı Büyük lskender doğu seferi sırasında Urfa' ya hakim olmuştur. (M.Ö. 332). Bu devir, M. Ö. 132'de ASRAANE krallığı ile son bulmuştur. M. S. 250 yıllarına kadar devam eden Osroane Krallığı dönemi Hıristiyanlık açısından büyük önem taşımaktadır. O çağın Osroane Kralı Abgar Ukomo'nun (Kara Abgar) dünyada Hristiyanlığı resmi din olarak kabul eden ilk krallardan olduğu, Hz. lsa ile mektuplaştığı ve Hz. lsa'yı dinini yaymak üzere Urfa'ya davet ettiği bilinmektedir. Bu davet üzerine Hz. lsa yüzünü sildiği mendile çıkan mucizevi resmini ve Urfa'yı kutsadığına dair bir mektubunu Abgar Ukomo'ya göndermiştir. Bu nedenle Urfa'ya Hıristiyanlarca bugün bile "Kutsal Şehir" denilmektedir. Hıristiyanlık aleminde kutsal sayılan bu mendilin uzun süre Urfa'yı düşmanlardan koruduğuna inanılmış. M.S. 944 yılında Bizans İmparatorunun doğudaki kuvvetlerinin komutanı Ioannes Kurkuas Urfa üzerine yürüyerek Hz. İsa'nın bu mucizevi resmini almayı başarmış ve onu büyük bir törenle İstanbul'a götürmüştür. Hristiyanlığı ilk yıllarında kabul eden Urfa, Müslümanlığı da ilk yıllarında kabul etmiştir. (M.S. 639). Selçuklu Sultanı Alpaslan'ın 1071 yılında şehri kuşatmasına kadar birçok siyasi ve dini hareketlerin olduğu Urfa' da bağımsız bir Haçlı Kontluğu (M.S. 10981144) kurulmuştur. 1144 yılında İmadeddin Zengi, 1 182'de Selahaddin Eyyübi Urfa'ya hakim olmuştur. 1240 ve 1250 yıllarındaki iki Moğol yağmasından sonra 1260 yılında Hülagü Han bölgeyi yakıp yıkmıştır Urfa 1404 tarihinde Akkoyunluların, 1514 yılında Safevilerin eline geçmiş ve 1517 yılında Osmanlı İmparatorluğuna dahil olmuştur. 24 Mart 1919'da İngiliz, 30 Ekim 1919'da Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Fransızlara karşı başlatılan direniş ve savaş 11 Nisan 1920'de şehir halkının zaferiyle sonuçlanmıştır. NEDEN PEYGAMBERLER ŞEHRİ? Hz. İBRAHİM Rüyasında hükümdarlığının elinden gittiğini gören Kral Nemrut'un bu rüyası kahinler tarafından: "... Bu yıl bir çocuk doğacak, senin putperest dinini ortadan kaldıracak ve Krallığına son verecek" şeklinde yorumlanır. Bunun üzerine Nemrut o yıl doğan ve doğacak olan bütün çocukları öldürtmeye karar verir. Hz. İbrahim' e hamile olan Nuna, hamileliğini herkesten gizleyerek Hz. İbrahim'i bir mağarada gizlice doğurur. Hz. İbrahim bu mağarada 7 yaşına kadar herkesten gizlice yaşadı. 7 yaşından sonra mağaradan çıkarılıp baba evine getirilen İbrahim büyüyünce Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye başladı. Gerçek tanrının putlar değil bütün kiiinatı yaratan tek Allah olduğunu anlatmaya çalıştı. Bunun üzerine Nemmt, Hz. İbrahim'i
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#3 (permalink) | |||||||||||
|
yakalatarak Urfa kalesinin bulunduğu tepeden ateşe attırdı. O anda Allah tarafından ateşe "Eyateş İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verildi. Ateş su, odunlar balık oldu. Hz. İbrahim sağ salim olarak bir gül bf1hçesinin içerisine düştü. Onun düştüğü yerde oluşan Halil-ür Rahman ve Aynzeliha gölleri ile içerisindeki balıklar bugün dünyanın her tarafından gelen insanlarca ziyaret edilmektedir. Ayrıca Hz. İbrahim'in doğduğu mağara, bu göllerin yakınındaki Mevl~d-i Halil Camii içerisinde olup ziyarete açık tutulmaktadır. Hz. EYYUB Allah, Urfa' da yaşayan Eyyüb peygamberin kendisine bağlılığını göstermek için önce mallarını ve çocuk1arını elinden aldı ve daha sonra kendisine ağır bir hastalık verdi. Hasta yattığı mağarada bütün vücudunu kurtlar kapladı. Eyyüb peygamber bütün bunlara rağmen Allah'a isyan etmedi. Allah'a ibadetten geri kalmadı, sabır ve şükür gösterdi. Allah onun bu sabrına karşılık olarak sıhhatini ve malını geri verdi. Hz. Eyyüb bu nedenle sabır örneği olarak kabul edilir. Hz. Eyyüb'un hastalık çektiği mağara ve kutsal suyu ile yıkanarak şifa bulduğu kuyu bugün Urfa'nın Eyyüb Peygamber semtinde ziyaret edilmektedir. Hz. Eyyüb'ün mezarı, Urfa'nın Viranşehir ilçesine 20 km. uzaklıktaki Eyyüb Nebi köyündedir. Bu köy, bir peygamberler köyü gibidir. Eyyüb Peygamberin Türbesi, Hanımı Hz. Rahme'nin Türbesi ve Elyasa' Peygamberin vefat ettiği yer buradadır:
Hz. ELYASA Elyasa' peygamber Eyyüb peygamberi ziyaret etmek ister. Uzun yıllar arar, sonunda bulunduğu yere yaklaştığını bilmemektedir. Karşısına şeytan çıkar. Daha çok uzakta olduğunu söyler. Elyasa peygamber yaşlanmıştır. Dua eder Allah ruhunu alır. 1 Km. kala O'na ulaşamadan vefat etmiş olduğu yer bu köydedir Hz. ŞUAYB Şuayb Peygamber'in Urfa'nın 85 km. doğusundaki tarihi Şuayb şehrinde yaşadığına inanılmaktadır. Bu tarihi kent kalıntıları arasındaki bir mağara ev O'nun makamı olarak ziyaret edilmektedir. (Bakınız Şuayb şehri) Hz. NUH Halk Tufandan sonra, Hz. Nuh'un gemisinin Urfa ile Ceylanpınar (Re'sulayn) arasındaki Cudi dağına indiğine inanılmaktadır. Bu dağ deniz dalgalarını andıran çok değişik bir yüzey şekline sahiptir. Yöre halkı bu konuda çok kesin kanaate sahiptirler. Bu yer Soğmatar ve Şuayb şehir ile aynı mevkidedir. Ancak bir Cudi dağı da Urfa' nın güneyinde Nemrud'un tahtına 20-25 km. mesafededir. (Bakınız Cudi şehri) Hz. MUSA Günümüzde Yağmurlu Köyü olarak adlandırılan tarihi Soğmatar kenti içerisinde, Hz. Musa'nın Kuyusu ve Asa' sının izi diye ziyaret edilen iki makamı vardır. Hz. LUT Hz. İbrahim'in kardeşi Harran'ın oğludur. Lut Hz. İbrahim ile birlikte göç etmiş ve peygamberlik ile görevlendirileceği Sodom'a gitmiştir. Urfa' da doğmuş ve ilk çocukluğu Hz. İbrahim ile beraber geçmiştir. Onunla beraber Harran'da da yaşamıştır Hz. YAKUP Urfa' nın güney batısında Deyr Yakup - Nemrud'un Tahtı denilen yapıda misafir kalmıştır. Bu yer şehre 1O km. mesafededir. (Bakınız Nemrud'un Tahtı) HZ. İBRAHİM'İN DOGDUGU MAGARA- MEVLİD-İ HALİL CAMİİ Hz. İbrahim Peygamber'in doğduğu mağara, Halil-ür Rahman ve Aynzeliha göllerinin doğusunda yer almaktadır; Mevlid-i Halil camii avlusu içerisine alınmıştır. Hz. İbrahim bu mağarada yedi yaşına kadar kalmıştır. Mağaranın içerisinde bulunan şifalı suyun bir çok hastalığı iyileştirdiğine inanılmaktadır. Bu mağaranın yanına Osmanlı Döneminde Hz. İbrahim'in hatırasına Mevlid-i Halil adı verilen küçük bir cami yaptırmıştır. İbrahim peygamberin makamını ziyaret etmeye gelen binlerce kişiye bu camii küçük gelmeye başlamıştır. Bu caminin yanına ı 986 yılında çevreyle uyumsuz, makamları gölgeleyen, doğal görünüme engel olan yeni bir cami yapılmıştır. Çifte minaresi, oransız kubbesi ve genel görünümü ile estetik olmayan bu cami bulunduğu alanın doğal yapısına da uyumlu değildir. HALİL-ÜR RAHMAN VE AYNZELİHA GÖLLERİ Şehir merkezinde yer alan ve İbrahim Peygamberin ateşe atıldığında düştüğü yer olarak bilinen bu iki göl, balıkları ve çevrelerindeki tarihi eserler ile Urfa' nın en çok ziyaretçi çeken yerleridir. Halil-ür Rahman Gölünün kuzey kenarındaki Rızvaniye Camii ile güney-batı köşesindeki Halil-ür Rahman Camii ve Medresesi göl ile bir bütünlük oluşturur. Burası Urfa'nın da sembolü haline gelmiştir. İbrahim Peygamber, devrin zalim hükümdarı Nemrut ve halkının taptığı putlarla mücadele etmeye, onları kırıp parçalamaya ve Allah'ın Bir'liğini savunmaya başlayınca Nemrut tarafından bugünkü kalenin bulunduğu tepeden ateşe atılır. Bu sırada Allah tarafından ateşe "Ey ateş, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol" emri verilir. Bu emir üzerine halkın inanışına göre ateş suya, odunlar balığa dönüşür. Hz. İbrahim bir gül bahçesinin içerisine sağ olarak düşer. Hz. İbrahim 'in düştüğü yer Halil-ür Rahman gölüdür. Rivayete göre Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim' e inandığından kendisini onun peşinden ateşe atar. Zeliha'nın düştüğü yerde de Aynzeliha gölü oluşmuştur. Her iki göldeki balıklar halk tarafından kutsal kabul edilerek yenilmemekte ve korunmaktadır. URFA KALESİ Bugün kentin ortasında kalan Halil-ür Rahman ve Aynzeliha göllerinin güneyindeki tepe üzerindedir. Doğu, batı ve güney tarafı kayadan oyma derin savunma hendeği ile çevrili, kuzey tarafı ise sarp kayalıktır. Hz. İbrahim Nemrut tarafından bu tepeden ateşe atılmıştır. Şehir surlarının 812-814 yıllarında yeniden inşa edilmesi sırasında kalenin de onarıldığı tahmin edilmektedir. Güneydeki kayadan oyma hendeğin M.S. III. yüzyıla ait kaya mezarlarının üzerine yapıldığı kesilmiş kaya mezarlarından anlaşılmaktadır. Kale üzerindeki iki sütundan doğuda olanının kente bakan kuzey cephesindeki kitabede; "Ben Eftuha'yım, güneşin oğluyum, bu sütunlar ile üzerindeki heykeli Kral Mano nun kızı kraliçe Şalmet için yaptırdım." yazıldır. Kral Mano M.S. 240-242 yıllarında hüküm sürmüştür. Bir görüşe göre de mancınıkları sembolize etmek için yapılmış iki sütundur. Kale üzerinde Bizans ve İslami devirlere ait çok sayıda yapı kalıntısı bulunmaktadır. Selçuklular, Eyyübiler, Memlükler, Akkoyunlular ve Osmanlılar dönemlerinde çeşitli onarımlar geçiren kalenin kuzey, güney ve doğu cephelerindeki duvarlarda çeşitli onarım kitabeleri bulunmaktadır. HASAN PADİŞAH CAMİİ Akkoyunlu devleti hükümdar Sultan Uzun Hasan tarafından yaptırılmıştır. Uzun Hasan bir müddet Urfa'da kalmıştır. Hatta Urfa'da iken doğan oğluna HALİL adını vermiştir. Hasan Padişah camiini de 1470'lerde Urfa'da iken Toktemur Camiine bitişik olarak yaptırmıştır. Çok kubbeli camiler grubuna giren Hasan Padişah Camii, kıble duvarı boyunca sıralanmış tromplu üç büyük kubbe ile örtülü dikdörtgen bir plana sahiptir. Son cemaat yeri önde payeler üzerinde oturan çapraz tonozlarla örtülü sekiz gözlüdür. Doğu baştaki göz Toktemur Mescidi önüne rastlamaktadır. Avlunun kuzeyinde yer alan minareA859 tarihinde Halil Bey tarafından tamir ettirilmiştir. 1 960'larda avlu kemerli ihata duvarı ile çevrilmiştir. ULU CAMİ Ulu Camideki mevcut kitabeler onarım devirlerine ait olup inşa tarihi hakkında fikir vermemektedir. Nurettin Zengi tarafından tamir ettirilerek bugünkü şeklini alan Halep Ulu Camii İle benzer bir plan gösteren Urfa Ulu Caminin Zengiler zamanında arasında yaptırılmış olabileceği tahmin edilmektedir. Urfa şehir merkezindeki en eski camilerdendir. EYYÜBİ MEDRESESİ Ulu Caminin doğusuna bitişik olan Eyyübi Medresesinden günümüze sadece Miladi 1191 tarihli kitabesi kalmıştır. Bu kitabe 800 yıllık olup Urfa' da günümüze kalan çok önemli eserlerden biridir. Aynı yerde bugün görülen tek eyvanlı medrese, Eyyübiler devri medresesinin üzerine1781 tarihinde Nakibzade Hacı İbrahim Efendi tarafından yaptırılmıştır. Medresenin güney duvarında 1781 tarihinde Firuz Bey tarafından yaptırılan çeşme bulunmaktadır. EYYÜB PEYGAMBER MAĞARASI VE KUYUSU Sabır Peygamberi Hz. Eyyüb'un hastalık çektiği mağara ve kutsal suyunda yıkanarak şifa bulduğu kuyu, Urfa şehir merkezinin Eyyüb Peygamber semtinde yer almaktadır. Eyyüb Peygamber bu mağarada 7 yıl şiddetli bir hastalık çekmiştir. M.S. 460 yılında Piskopos Nona tarafından Eyyüb Peygamber kuyusunun cüzzamlı hastaları iyileştirdiğinin keşfedilmesinin üzerine hastalar bu kuyunun suyu ile yıkatılarak sağlıklarına kavuşmuşlardır. Bu kuyunun batısında kayalardan oyulmuş ve Hamam diye anılan mekandan da burada bir tedavi merkezi olduğu anlaşılmaktadır. Hz. İsa'nın Urfa Kralına gönderdiği mucizevi mendili bir hırsız tarafından çalınarak Eyyüb
__________________ |
|||||||||||
|
|
|
|
#4 (permalink) | |||||||||||
|
Peygamber kuyusuna atılmıştır. Bu olay, 1145 yılında Urfa'yı alan İslam komutanı İmadeddin Zengi'ye Süryani kilisesinin reisi Basil Bar Şumana tarafından şu şekilde anlatılmıştır. "Urfa'yı ziyarete gelenlerden birisi Hz. İsa'nın mendilini çalar ve cebine koyar. Kosmas manastırında geceleyen ziyaretçinin cebindeki bu mendil karanlıkta ışık ve nur saçmaya başlar. Yanmaktan korkan mendil hırsızı, mendili Eyyüb Peygamber kuyusuna atar. Kuyudan güneş misali bir ışık çıkar, kuyunun içini dışını aydınlatır. Böylece mendil bulunarak kuyudan çıkarılır ve manastırdaki yerine iade edilir." Halk arasında bu olay Ulu Camideki kuyular için de anlatılmaktadır.
Bu tarihi şehrin, ilk kuruluşu hakkında kesin bilgiler yoktur. Meşhur Arap tarihçisi Ebul Faraç''a göre Şanlıurfa, Nuh Tufanı''ndan sonra yeryüzünde kurulan ilk yedi yerleşim merkezinin ilki ve en önemlisidir. Hz. Adem (A.S.)''ın çiftçilik yaptığı, Hz. İbrahim Halil, Hz. Eyyüp, Hz. Şuayp, Hz. Elyasa gibi peygamberlerin yaşadığı bu bölge bugün "Peygamberler Şehri" diye anılmaktadır. Hatta Hıristiyanlar, Hz. İsa''nın mendilinin Şanlıurfa''da bulunmuş olmasından dolayı buraya Dir-Mesih adını vermişlerdir. Şanlıurfa''nın yüzyıllar boyu ayakta durmuş olması, manevi bir himayenin eseri olsa gerektir.
__________________ |
|||||||||||
|
|
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Yanıt | Son Mesaj |
| baŞkentler..:: | cakmakmy | Genel Kültür | 11 | 22-04-2008 12:52 AM |
| Locke** | rebuwarr | Filozoflar | 6 | 05-11-2007 04:03 PM |
| Bİlgİ Felsefesİ*** | rebuwarr | Felsefe | 3 | 09-06-2007 06:14 PM |
Bir Forum sitesi
olduğumuzdan, kullanıcılar önceden onay almadan her türlü görüşlerini yazabilmektedir.
Yazılanlardan dolayı oluşabilecek her türlü yasal sorumluluk, yazan kullanıcılara
aittir.
Yinede sitemizde yasalara aykırı herhangi bir durum
görürseniz; Lütfen,
bydigi@gmail.com'a yada
İletişim'e bildiriniz.
Mesajınız incelenip, kısa bir süre içerisinde gereken müdahale yapılacaktır.